… erre ölüp iki kerre namâzı kılındı" deyü meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bu nefsini katl
etdikden
sonra künc-i mihnethâneden taşra çıkmayup halkdan münzevî olup mesâlih-i müslim …
"Sultân Bâyezîd iki kerre ölüp iki kerre namâzı kılındı" deyü meşhûr-ı âfâkdır. Ammâ bu nefsini katl etdikden sonra künc-i mihnethâneden taşra çıkmayup halkdan münzevî olup mesâlih-i müslimîn ve umûr-ı devlet-i mü’minîn hâli kalup kul tâ’ifesinin zabt [u] rabtı müşkil olup cânib-i erba‘adan düşmenler serkeşlik edüp Eflak ü Boğdan Mengli Geray Hân ile yek-dil [ü] yek-cihet olup Kili ve Akkirman ve İsmâ‘îl ve İbrâ’il [ve] ishâkca ve Kalas ve Tomarova'yı zabt edüp nehr-i Tuna'nın beri tarafında Silisre ve Uruscuk ve Nigebolı ve Vidin ve Feth-i İslâm taraflarını dahi harâca kesüp nehb [ü] gâret ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 99a ·
metinde göster ·
sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakk …
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u …
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
sonra kemânkeşbaşı ve Okmeydânı'nda puta yerinde atıcıbaşı cümle atıcılar ile y …
Bu esnâflar ubûr etdikden sonra kemânkeşbaşı ve Okmeydânı'nda puta yerinde atıcıbaşı cümle atıcılar ile yayları ellerinde çekerek kurarak yasarak saf saf ubûr ederler. Ardı sıra yaycıbaşı ve okcubaşı ve yeniçeri ocağından ta‘lîmhânecibaşı ile üç ağa at başı berâber rikâb rikâbe ubûr edüp ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 191b ·
metinde göster ·
… ar bilür" derler. Âhir-i kâr Yıldırım Bâyezîd Hân münhezim olup âhirete intikâl
etdikden
sonra Emîr Sultân bir tezkire tahrîr edüp "Var şu varakı Timur ordusunda bir Ko …
Menâkıb-ı Emîr Sultân : Timur Acem diyârından hurûc 238b{idüp} Bursa üzre gelirken Hazret-i Emîr'e derler kim: "Sultânım, Bursa üzre bâğî geliyor. Ahvâl-i fukarâ neye müncer olur" derler. Emîrde eydür: "Tahta'l-kal‘a sâhibi işini bilir. Eskici Koca'ya ve Hazret-i Hızır'a ısmarlamışdır. Anlar ser-i kârda me’mûrlardır. Anlar bilür" derler. Âhir-i kâr Yıldırım Bâyezîd Hân münhezim olup âhirete intikâl etdikden sonra Emîr Sultân bir tezkire tahrîr edüp "Var şu varakı Timur ordusunda bir Koca Eskici vardır, ana teslîm eyle. Bu menzilden hareket buyursunlar" deyü bu tezkîreyi bir fukarâsına verüp der-akab dervîş tezkireyi Eskici Koca'ya teslîm edince "Azîz hazretleri eyle mi buyurdular. Nola bu mekândan kalkalım" deyü iğnesin başına sokup gayrı âletlerin tobrasına koyup kalkınca azametullah Timur ordusunda bir kurulmuş hayme ve hargâh kalmayup cümle asker-i Timur ol mahalden nakl edüp gürûh gürûh giderler. Meğer ol eskici kutbu'l-aktâb imiş. Niçe bunun gibi menâkıbları var. Bir mücelled kitâb Menâkıb-ı Emîr Sultândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238a–238b ·
metinde göster ·
… ün dahi üç nevbet sudan içüp tuzsuz piliç maslûkası suyu içe. Tamâm on beş amel
etdikden
sonra fevkânî ve tahtânî fâ’ideleri müşâhede olunup limon sulu ekşi çorba nûş e …
Evsâf-ı şurût-ı mâ-i İçme : Evvelâ üç gün aslâ tuzlu ve zîrûh kısmı yimeyüp perhîz ide. Dördüncü gün sabâh ve ahşam birer fincân su içe ama kendüyi ısıcak duta. Üç gün bu hâl ile vücûdın haberdâr edüp muğla (?) içmiş olur. Andan üç gün dahi üç nevbet sudan içüp tuzsuz piliç maslûkası suyu içe. Tamâm on beş amel etdikden sonra fevkânî ve tahtânî fâ’ideleri müşâhede olunup limon sulu ekşi çorba nûş edüp amelin kat‘ eder. Niçe fâ’ideleri ma‘lûm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
… İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth
etdikden
sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdü …
Bağğâz ve hasûd-ı münâfıkîn pâdişâha Yûsuf Paşa'yı gamz edüp "Pâdişâhım Yûsuf Paşa lalan, Hanya hazînesinden üç Husrevânî küp altun ve üç milyon mâl-ı Kârûn ve bir altun direk keçelerle sarılmış pâdişâhıma deryâda katre ve güneşde zerre vermeyüp anları hıfz etdi" derler. Ba‘de'l-katl 273b mâl [u] menâldan bir şey çıkmayup ol altun direk keçe ile sarılmış, dedikleri bir taş yerakânî direk idi. Hazîneye koyup hılâf-ı inhâ edenlerin dünyevî [ve] uhrevî yüzleri kara oldu. Ba‘dehû ol altun dedikleri sarı amûdı Mehemmed Hân-ı Râbî‘in vâlidesinin binâ etdüğü câmi‘in hünkâr mahfili altına sütun etdiler. Ammâ hakkâ kim bir sun‘-ı Hudâ ve ibret-nümâ bir seng-i asferdir kim altun ve cevâhir anın yanında ne şeydir. Bir âdem sarılık marazına mübtelâ olsa ol amûdı üç kerre üç cum‘a ertesinde ale's-sabah yalasa bi-emrillah şifâ bulur. Eyle bir seng-i Hudâ'dır kim Yûsuf Paşa'nın sebeb-i katli olmuşdur. Hikmet-i Hudâ "el-abdu yüdebbiru vallahu yukaddiru" ve "elsinetü'l-halk aklamu'l-ha(l)kdır". Kaçan kim Sultân İbrâhîm Hân Sarâyburnu'nda Yûsuf Paşa ile Girid müşâveresin edüp "Hanya'yı feth etdikden sonra inşâallah sâlimîn ve gânimîn geldikde sâna ıvazın ederim" deyü yemin etdüğü meğer "şehîd ederim" demek imiş. Hakîkatü'l-hâl Hanya kal‘ası gibi bir hısn-ı hasînin ve sedd-i metinin fethi bir kerb-i azîm idi. Ammâ feth olunmasına sebeb Cenâb-ı Bârî yârî kılup küffâr-ı hâksârın donanma-yı nâ-mübâreki gelmeden Gâzî Yûsuf Paşa cidd ü cehd edüp Feyyâz-ı Mutlak'ın inâyet-i ezelîsi ve avn-i aliyyesi ve esrâr-ı hafiyyesi olup feth oldu. Yohsa bu Hanya gibi sedd-i İskenderin fethi {bir vechile} mümkün değil idi. Ve eyle kal‘a-i üstüvârın fethine ıvaz bir şey ile olmazdı, illâ şehâdet ola. Yûsuf Paşa-yı merhûm ve mağfûr, mahbûb-ı Hudâ imiş kim hem feth ve ba‘de'l-feth şehâdet müyesser oldu. Hamd-i Hudâ bu hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ böyle gazâ-yı ekberde bulunup sâlimîn ve gânimîn vatanımıza gelüp peder u mâder-i azîz ve azîzelerimizle müşerref olup dest-i şerîflerin bûs edüp "Ber-hurdâr-ı ömr ol oğul! Vekâletimiz eyleyüp Girid fethinde bulundun. Bizim varmamıza muhtaç etmedin" deyü buyurdular. Hakir eyitdim: "Benim peder-i azîzim, sultânım! Siz şimden gerü ihtiyâr oldunuz. Süleymân Hân asrından berü yetmiş gazâda bulundunuz. Bu ciğer-kûşenize hemân hayr du‘â edin. Niçe gazâlarda bulunup cenâb-ı şerîfinize sevâb-ı cezîl ola" deyü dest-bûs edüp hayr du‘âların alıp bu hikâyeye âğâze eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 273a–273b ·
metinde göster ·
sonra imâr olmuşdu. Kocaili sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır ve Süleymân H …
Gekbize, "gel bize"den galatdır. Ammâ imâret-i sâlisi Ebü'l-feth Meğâzî, ya‘nî Sultân Mehemmed Gâzî, İslâmbol'u feth etdikden sonra imâr olmuşdu. Kocaili sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır ve Süleymân Hân asrında köprü sâhibi Koca Mustafâ Paşa bir câmi‘-i azîm binâ etmeğile anın evkâfıdır. Mütevellîsi hâkimdir. Bir kûh-ı bâlânın zirvesinde olmak ile deryâdan bir sâ‘at ba‘îd bir susuz dağ başındadır. Cümle bin mikdârı âbâdân bâğlı ve bâğçeli tarz-ı kadîm büyûtlardır. Cümle üç câmi‘i var, ammâ cümleden mükellef selâtîn-misâl kurşum örtülü kubbe-i nîlgûn Câmi‘-i Mu‘azzam'dır kim İslâmbol'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir câmi‘-i azîm yokdur. Edirne kurbunda Süleymân Hân'ın
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276b ·
metinde göster ·
… eferesi çokdur. Ahâlî-i vilâyetin çoğu Ekrâd u Türkmândır, ammâ Ebü'l-feth feth
etdikden
sonra Tire şehrinden üç bin âdem bu şehre nefy edüp tavattun etmişlerdir kim ek …
Eşkâl-i kal‘a-i Bâyburd: Bir yalçın püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes Şeddâdî binâ bir serâmed-i ra‘nâ iç hisârı vardır. Der-i dîvârının kaddi kırk zirâ‘-ı melikîdir. Yalçın kaya üzre olmağıla cânib-i muhammesinde handakı yokdur. Ve derûn-i iç hisârda cümle üç yüz hâne kâr-ı kadîmler vardır. Lâkin çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm yokdur. Ve iki kapusu vardır. Biri cânib-i şarka, bâğçeler tarafına küşâde üç kat cedîd kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve biri dahi cânib-i garba nâzır Nevbethane kapusudır. Andan aşağı şehre nüzûl olur. Bu kal‘a cümle (---) burc-ı metînlerdir. Ve cümle dendân-ı bedendir ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve Nevbethane kapusundan aşağı şehr cümle binden mütecâviz toprak örtülü hânedânlardır. Bu şehr içre cümle on tokuz mahalle-i müslimîn ve yedi mahalle-i Ermeni, ammâ Yahûdî ve Çingâne tâ’ifeleri yokdur. Lâkin leb-i deryâ üç menzil karîb olmağıla Urum keferesi çokdur. Ahâlî-i vilâyetin çoğu Ekrâd u Türkmândır, ammâ Ebü'l-feth feth etdikden sonra Tire şehrinden üç bin âdem bu şehre nefy edüp tavattun etmişlerdir kim ekseriyyâ bu şehr halkının çoğu Tirevîlerden münteşir olmuşlardır. Hâlâ gayet ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at musallî âdemleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… âd Hân nâm bir vezîr-i âsaf-tedbîri binâ edüp Ebü'l-feth, Uzun Hasan'ı münhezim
etdikden
sonra küçük kal‘a olmağıla bilâ-ceng Ebü'l-feth vezîri Koca Mahmûd Paşa'ya mift …
Evsâf-ı kal‘a-i Hacı Murâd:: Sene (---) târîhinde Uzun Hasan Sultân vüzerâlarından Hacı Murâd Hân nâm bir vezîr-i âsaf-tedbîri binâ edüp Ebü'l-feth, Uzun Hasan'ı münhezim etdikden sonra küçük kal‘a olmağıla bilâ-ceng Ebü'l-feth vezîri Koca Mahmûd Paşa'ya miftâhları teslîm etdiler. Ammâ bu dahi Koylıhisâr gibi evce ser çekmiş sa‘b u metîn kal‘adır. Dâiren-mâdâr cirmi bin adımdır. Cânib-i cenûba bir demir kapusu var. Bir püşte üzre vâkı‘ olmağıla aslâ bir tarafında handakı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
sonra ol Züleyhâ-yı pür-fitne Hacı Bayrâm'ın yanına gelüp "Âh cânım! Nedir bu s …
Menâkıb-ı Hacı Bayrâm-ı Velî: Bir gün Hacı Bayrâm'ı bir hâtûn-ı mekkâre "Babam rûhîçün bize gelüp Kur’ân-ı azîm tilâvet eyle" der. Bayrâm-ı Velî'nin dahi evâ’il-i hâli imiş. Nola da‘vete icâbet deyüp zenâne-i mekkârenin hânesine varup bir aşr-ı Kur’ân tilâvet etdikden sonra ol Züleyhâ-yı pür-fitne Hacı Bayrâm'ın yanına gelüp "Âh cânım! Nedir bu sende olan çâr-ebrû ve âh nedir bu sende olan zekan-ı müşekkel, nedir ol kirpik-i mûjgân-müjeler, nedir ol yed-i kudretle vesmeli ayn-ı gazâller, âh nedir ol la‘l-gûn münevver yüzler ve çeşm-i gazâl gözler" deyü Hacı'ya yakınlık etmek ister. Hacı Bayrâm-ı Velî âciz olup eydür: "Hâtûn bana sehl ârâm vir, def‘-i hâcet ideyim" deyü bir ibrîk alup bir köşede pinhân olup eydür: "İlâhî ve Mevlâyî, hâlim sana ma‘lûmdur. Beni huzur-ı izzetinde yüzü karalardan eyleme. Dünyâda mezmûm halâyık olursam olayım. Beni bu kaşdan ve kirpikden ve şu ireb ü zekandan halâs edüp menfûr-çehre eyle" deyü ricâ etdikde bi-emrillahi Te‘âlâ ol ân vech-i münevverinde mûydan bir eser kalmayup abdal kabağı gibi yüzü par par parlayup yüz bin hamd-i İyzed ederek hâtûnun yanına gelüp selâm verir. Hâtûn bunu bu eşkâlde görüp aklı perişân olup azizden nefret eder. "Bre câriyeler! Vurun şu nâ-mahrem gidiyi" deyü hâneden taşra kovup azîz hazretleri ol vartadan bu takrîb ile halâs olup âhirete eyle mutarraş intikâl eylemişdir. Anınçün kızı evlâdlarından niçe çelebiler köse çehre melîhu'l-vech çelebilerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 357b ·
metinde göster ·
… alından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül
etdikden
sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne …
{Menâkıb-ı Akyazılı Sultân}: Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğudur. Bunun sâyesi mekânımızdır" deyü kırk sene kâmil ol şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı bî-bedel bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl olsa ol at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân hazretleri bu dıraht-ı tayyibenin sâyesinde bir müdevver kubbe-i âlî rasâs-ı hâs ile mestûr ma‘mûrdur. Anın derûnunda medfûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı izzetleriyle ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğdânlar ile ârâste ve ser-i sa‘âdetleri ucunda tuğ u alem ve direfş [ü] kalem ve nefîr ü tabl [u] kudûm u ziller ile pîrâste olmuş bir kabr-i pür-nûrdur. Âdem duhûl etdikde vücûduna bir lerze hâsıl olur. Ve müşk-i amber-i hâm râyihasından cemî‘i ehl-i züvvârın demağları mu‘attar olur. Ve türbedâr dedeler cümle âyende vü revende züvvâra gülâb nisâr edüp buhur yakarlar. Cânib-i erba‘asında olan revzenlerin etrâfı hadîka-i İremezâtü'l-imâd misilli gül ü nesterin ve sünbül ü yâsemin bağlarıdır kim gül-i gülistânı içre tavattun eden murg-ı andelîbin hezâr-ı hezârân nagamât-ı hoş-elhânı müstemi‘ olan züvvâra hayât-ı rûh olur. El-hâsıl bu gûne âsitâneleri hasbîce hıfz [u] hırâset etmek fukarâ-yı Bektâşiyân-ı zî-şâna mahsûsdur. Hattâ bu hakîr ol âsitâne-i ziyâ-bahşa vardıkda sehel ısıtma derdiyle şikeste-hâtır idim. Hemân kim bu âsitâneye girüp rûh-ı azîz içün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edince hâtıra bu ebyât hutûr ide düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b–123a ·
metinde göster ·
sonra bu kal‘a-i Zağra Yenicesi'ne Lala Şâhin Paşa'yı sene 766 târîhinde serdâr …
Ol Gâzî Hudâvendigâr kim Edirne'yi feth etdikden sonra bu kal‘a-i Zağra Yenicesi'ne Lala Şâhin Paşa'yı sene 766 târîhinde serdâr-ı mu‘azzam edüp bu kal‘ayı muhâsara etdikde mel‘ûn Rûm kefereleri bâtıl dînleri gayretine ceng-i azîm edüp âhir fethi kılıç ile cebren ve kahren müyesser olup ba‘de'l-feth bir dahi küffâr istîlâ etmeğe tâlib u râgıb olmasın içün fermân-ı Murâd Hân ile Lala Şâhin Paşa bu kal‘ayı hâke beraber eyleyüp şehrini zamîme-i İslâm diyârı edüp nâm-ı Murâd Hân içün hutbe tilâvet olundu. İlâ-mâşâallah dest-i Âl-i Osmân'da Rûm diyârının Şâm-ı cennet-meşâmına mânend bir şehr-i dil-pesenddir. Hâlâ (---) eyâletinde (---) sancağı hâkinde Çirmen paşasının hâssıdır deyü ağası yüz aded tevâbi‘iyle hükûmet eder. Hâkim-i şer‘i üç yüz akçe pâyesiyle gâyet a‘lâ şerîf kazâdır ammâ kazâ-yı âsumânî değildir. Zîrâ bu şehrin a‘yân-ı ulemâsı katı çok olmağıla zulm u ta‘addî etdirmezler. Ber-vech-i adâlet kadıya senevî on kise mahsûl olur. Zîrâ (---) aded nevâhî kurâlarından cümle me’kûlât [u] meşrûbât bâd-ı hevâdır. Niçe kerre tekâ‘üd ihtiyâr eden beş yüz akçe mollalara bu kazâ sadaka olunmuştur. Bu şehrin imâristânı cümle Zağra sahrâsına vâki‘ olup cânib-i etrafı bağlardır. Ve tarafı şimâli ba‘îd dağlardır. Cümle şehr-i Zağra Yenicesi diyâr-ı Rûm'da üçdür. Ammâ bu Yenice cümle yedi mahalledir. Ve cümle (---) hâne-i zibâlardır. Tahtânî ve fevkânî bâğ u bâhçeli serâpâ la‘lgûn kiremit örtülü mükellef ve mükemmel a‘yân-ı eşrâf sarâyları ve gayri hâne-i Külbe-i ahzân-ı beytü'l-hazenlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû sene 920 târîhinde Sultân Selîm Hân-ı Evvel Çıldır fethin
etdikden
sonra bu kal‘a üzre Bıyıklı Mehemmed Paşa Monlâ İdrîs-i İmâdî ile yüz bin asker …
Ba‘dehû sene 920 târîhinde Sultân Selîm Hân-ı Evvel Çıldır fethin etdikden sonra bu kal‘a üzre Bıyıklı Mehemmed Paşa Monlâ İdrîs-i İmâdî ile yüz bin askere serdâr-ı mu‘azzam edüp deryâ-misâl asker ile serdâr-ı mu‘azzam zeyl-i kal‘ada meks edince on yedi günde kal‘a-i Mardin'i Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp derûn-ı kal‘ada olan cüyûş-ı Ekrâd bâ-sulh [u] salâh kal‘a-i Sincâr'a gitdiler. Ba‘dehû Süleymân Hân sene 941, "Fetahna'l-Irâk" târîhinde Bağdâd-ı hurrem-âbâd gazâsına giderken bu kal‘a-i Mardin'i tahrîr edüp Diyârbekir eyâletinde sancak beği tahtı idi. Hâlâ kânûn-ı Süleymân Hân üzre beğinin hâss-ı hümâyûnu 200.000 yük akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
sonra paşanın destine vâlî-i Erzurûm'un mektûbun verüp paşa kırâ’at etdikde mef …
Ammâ hikmet-i Hudâ elbette olacak olur, bu cem‘iyyet-i kübrâ ile hânın müşâveresinde iken kapucular kethudâsı içeri girüp eydür, "Sultânım Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa oğlunuzdan ulaklar geldi ve Van yeniçerilerinden birkaç mecrûh yeniçeriler gelmişlerdir,." dedikde paşa-yı halîm, "Tîz gelsinler!", deyüp ulaklar içeri girüp zemîn-bûs etdikden sonra paşanın destine vâlî-i Erzurûm'un mektûbun verüp paşa kırâ’at etdikde mefhûm-ı kelâm oldur kim "Benim efendim, Habîb-i Hudâ aşkına olsun taht-ı hükûmetlerde olan Bitlîs hânı nâm şakî bu hakîrin eyâletinde olan Malazcird Beği Mehemmed Beğ'in ülkesine on bin âdem ile ale'l-gafle şebhûn edüp bir sancak yerimiz nehb ü gâret edüp üç yüz aded ümmet-i Muhammed'i bilâ cürm katl edüp ve bî-hisâb âdem mecrûh edüp ve ma‘dûd kırk bin Şakakî koyunu sürüp ekl-i bel‘ etdi. Benim efendim, kendi eyâletindedir. Elbette hakkından gelürsünüz, bu iş ber-taraf olur. Ve illâ cümle gâret olan kimesneler ve şühedâların akrabâ vü ta‘allukâtları der-i devlet tarafına kanlı gömlekleriyle gidüp sonra sultânıma müşkil olur. Eğer fermân-ı şerîfiniz olursa ol âsî rehzen üzre bir sefer idin. Bu hakîr dahi yigirmi bin asker ile ol cânibe varup, "Hâk-i pây-ı şerîfinize rûmâlîde kılmağa nîm işâretinize muntazırdır." deyü bir tazallum-âmîz feryâd u figânlı mektûb tahrîr eylemiş kim istimâ‘ eden hân düşmanları zühre-misâl raks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 259b ·
metinde göster ·
… hâtır sorup Üsküdar'da Murâd Paşa ile ceng edüp firâr etdiklerin bir bir takrîr
etdikden
sonra "Gel birâder seni Şâm'da Murtezâ Paşa'ya götüreyim." dedikde cânına minne …
Sene 1055 târîhinde, niçe kapuya intisâb etmiş Çomar Bölükbaşı nâm bir nâmerd-i benâm er kimesne idi. Hatta o illerde Melek Ahmed Paşa efendimizin Diyârbekir'de Sincâr'da bölükbaşısı idi. Bizden ayrılup Üsküdar'da sene 1058 târîhinde Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ile bu Çomar Bölükbaşı bile gelüp Sadrıa‘zam Murâd Paşa ile ve Çarıkçı Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu ve Çomar Bölükbaşı ceng-i azîm edüp hikmet-i Hudâ yedi sâ‘atden sonra Gürcî Nebî bozulup bu Çomar Bölükbaşı dahi firâr eder. Hakîr dahi bu Üsküdar cenginde mevcûd bulunup Murâd Paşa'dan ulak emîrleri alup Şâm-ı şerîfde Murtezâ Paşa'ya giderken Adana kurbünde Çakıt Hânı nâm mahalde bir orman içre bu Çomar'a râst gelüp harâmî zannetdim. Belî yine harâmîliğe inmişdi, ammâ hamd-i Hudâ hakîre âşinâ çıkup "Hay kapu yoldaşım ve karındaşım cânım." deyü öpüşüp kocuşup hâl u hâtır sorup Üsküdar'da Murâd Paşa ile ceng edüp firâr etdiklerin bir bir takrîr etdikden sonra "Gel birâder seni Şâm'da Murtezâ Paşa'ya götüreyim." dedikde cânına minnet bilüp âheste âheste kat‘-ı menâzil ederek Şâm'a vardıkda bu Çomar Bölükbaşıı[yı] Murtezâ Paşa'ya intisâb etdirüp Sıfet'e giderken Dürzî seferinde bile olup Nakura boğazında hayli yüz aklığı eyleyüp Şâm'a gelirken Şâm'ı İpşir Paşa'ya verdiler ve Murtezâ Paşa'ya eyâlet-i Sivas'ı verüp Sivas'a vardığımızda Murtezâ Paşa bu Çomar Bölükbaşı'ya bayrağıyla Niksar şehri subaşılığın verdi. Altı ay mutasarrıf olup üzerinden subaşılığı, Tabanıyassılı Merzivân'da sâkin Dilâver Ağa alup muhâsebe içün Dilâver Ağa Çomar Bölükbaşı'yı haps edüp cümle mâlın alup Çomar'ın ancak üç atı kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b ·
metinde göster ·
… şehr-i kebîrdir. Ammâ zamân-ı kadîmde bir kend-i asğar imiş. Yezdecürd Şâh imâr
etdikden
sonra sene erba‘în seb‘a mie târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâ …
Ve şehrin zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘ar bir diyâr-ı deyyârdır kim deyyâr bir merd-i âferîde hubûbât u nebâtât makûlesine muhtâc değillerdir. Cümle halkı dihkânîler olduklarından kendileri gendümlerin zirâ‘at edüp kût edinirler. Hattâ bir kilesinden seksen kile gendüm ü cevv hâsıl olur. Fezâlarında cümle buk‘aları hûb ve hâk-i amber-pâki beyne'l-emredân merğûb ve mezra‘aları firâvân ve hâmûnlarında enhârları revân şehr-i âbâdândır. Kendleri ma‘mûr ve cümle halkı mesrûr, gûnâ-gûn ni‘metleri vâfir ve hayrât [u] berekâtları mütekâsir şehr-i kebîrdir. Ammâ zamân-ı kadîmde bir kend-i asğar imiş. Yezdecürd Şâh imâr etdikden sonra sene erba‘în seb‘a mie târîhinde adâlet-i şâhânlar ile bu aşağı varoş imâr olmuşdur. Tâli‘-i imâreti burc-ı sünbülede vâki‘ 312b olup beyti Utarid-i türâbîdır. Anınçün türâb-ı pâkinde bir sünbüleden yüz dane-i gendüm hâsıl olur. Ve ekâlîm-i örfiyyenin on dokuzuncu hissesinde bulunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312a–312b ·
metinde göster ·
… yle bir sâhib-i kerem ve sâhibü'l-hayrât gelmemişdir. Bu Bağdâd kal‘asın tevsî‘
etdikden
sonra Mekke-i mükerreme'ye varup Harem-i Mekke'yi ve cemî‘i kıbâbların mücedded …
Bânî-i sâlisi, Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melikü'l-Devânîkî tevsî‘ etdi ve gâyet ma‘mûr etdi. Bu Mansûr-ı Devânıkî gâyet hasîs ü le‘îm ü nekes kes olup hisset denâ’etinden bir dankı hisâb etdiğiyçün Mansûr-ı Devânıkî derlerdi. Gerçi gaddâr halk eyle derler ammâ Âl-i Emeviyyûn'dan eyle bir sâhib-i kerem ve sâhibü'l-hayrât gelmemişdir. Bu Bağdâd kal‘asın tevsî‘ etdikden sonra Mekke-i mükerreme'ye varup Harem-i Mekke'yi ve cemî‘i kıbâbların müceddeden tevsî‘ edüp ve iki aded minâre-i serâmed inşâ edüp hâlâ Harem-i şerîf etrâfında yedi aded minâre-i âlî olmışdır kim her biri beşer ve dörder şerîfeli minâre-i bâlâlardır. Ba‘dehû Devânıkî Hazret-i Resûl'i vâkı‘asında görüp "Yâ Mansûr, benim şefâ‘time gel!" derler. Hikmet-i Hudâ ertesi Mansûr-ı Devânıkî merhûm olup Mekke-i Mükerreme hâricinde cânib-i şimâlde Bâb-ı Mu‘allâ nâm bir makâm-ı benâmda kıbâbı içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyh. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 333a ·
metinde göster ·
… ristân-ı Bağdâd: Evvelâ bâlâda zikri sebkat eden Eski Bağdâd'ı Buhtunnasr harâb
etdikden
sonra altı yüz sene harâb yatup ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh yigirmisine bâli …
Sebeb-i imâristân-ı Bağdâd: Evvelâ bâlâda zikri sebkat eden Eski Bağdâd'ı Buhtunnasr harâb etdikden sonra altı yüz sene harâb yatup ba‘dehû Hazret-i Risâlet-penâh yigirmisine bâliğ iken Enûşirvân-ı âdil Eski Bağdâd'ı yigirmi senede imâr etdikde bir zelzele-i azîm olup Eski Bağdâd harâb oldu ve Enûşirvân sâhil-i diyârda sayd [u] şikârda bulunup halâs oldu. Hemân ol ân âdil Enûşirvân Hazret-i Risâletden mübârek ağzı yarın taleb edüp Hazret'in ağzı yârıyla Tâk-i Kisrâ'yı binâ etdi. Hâlâ eser-i binâsı mu‘cize-i Resûl olmağile sâbite bir binâ-yı âliyedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340a ·
metinde göster ·
… izzât Hazret-i Ömer radıyallahu anh dest-i melâhide ve hâricîden feth edüp imâr
etdikden
berü hisârı türâb olmağile niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Hattâ …
Evvelâ hâk-i Mekke'de nehr-i azîm Şattu'l-Arab kenârında şekl-i murabba‘ sâfî çim ve top ve kireç ve cibis ve hâk-i pâk ile mebnî bir sevâd-ı azîm ve bir sûr-ı kadîmdir kim bizzât Hazret-i Ömer radıyallahu anh dest-i melâhide ve hâricîden feth edüp imâr etdikden berü hisârı türâb olmağile niçe kerre imâr ve niçe kerre harâb olmuşdur. Hattâ efvâh-ı nâsda "Ba‘de harâbi'l-Basra" deyü darb-ı mesel olmuş bir kelâmdır. Hâlâ bu mahalde kal‘a-i Basra'yı temâşâ etdiğimizde niçe yerleri câ-be-câ rahnedâr olmuşdur. Ammâ bir taraf düşmanından bâk [ü] pervâsı yokdur. Zîrâ cânib-i erba‘asın Şattu'l-Arab bendleri ve tur‘aları ihâta edüp cümle sahrâsı pirinç çeltikliğidir. Kaçan bir düşman Basra üzre gelse cümle bendleri boşandırup sahrâ-yı Basra deryâ olup at ve âdem ve fil-i Mahmûdî gark olur ve Bağdâd tarafından gelen düşmana Kurna kal‘ası mâni‘dir. Aşağı bahr-i Hürmüz tarafından gemilerle gelen düşmanlara kal‘a-i Mühennâvî ve kal‘a-i Gürdelen mâni‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360b ·
metinde göster ·
berü bu Cizre şehrine Cezîre-i ibn Ömer ibn Ömer Şeybânî derler.
Ba‘dehû sene 212 târîhinde bu Cezîre-i Cizre'ye millet-i Mesîhiyye'den Ermenî kavmi istîlâ edüp "Cümleden melik oldum" deyü bu şehri imâr ederken ba‘de Hicreti'n-Nebeviyye iki yüz yigirmi sene mürûrdan sonra Hazret-i Ömer evlâdlarından Hazret-i Emîr Ziyâd ve anın oğlu Emîr Lokmân ve onun oğlu Emîr Ömer Şeybân hazretleri bile idi. Bu Emîr Ziyâd yetmiş bin "Benim dîger nîst!" diyen güzîde asker ile Malatıyye kal‘asın Ermen nasârâsı destinden dest-i kahr ile feth edüp ol mâh-ı mübârekde mansûr u muzaffer deryâ-misâl asker ile bu kal‘a-i Cezîre üzre çöküp hâh-nâ-hâh kılıç urarak feth edüp ilâ hâze'l-ân Ya‘kûbî ve Mansûrî Ermenî ri‘âyâları harâc-güzârlardır. Anlar feth etdikden berü bu Cizre şehrine Cezîre-i ibn Ömer ibn Ömer Şeybânî derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 384b ·
metinde göster ·
… ehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy
etdikden
sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i …
Cümle (---) aded sebîl-i atşândır. Melik Sincâr ve Sencer Şâh asrında bu Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas tulû‘ etdüği kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı bâlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda ziyâretgâh-ı Câmi‘-i Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm var, zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak yayla zamânı Aşdı Ekrâdları ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b–392a ·
metinde göster ·
… ziyâret ederler. Ve bir şey içün yemîn etseler "Sırr-ı şâh-ı Hâdinî" deyü yemîn
etdikden
sonra ana çûn-ı çerâ yokdur, ammâ bu da Cenâb-ı Allâh tarafından ol sultâna rah …
Hemân cümle Yezîdî 3a "şeyh Hâdî bizimdir" deyü ta‘mîr ü termîm edüp ziyâret ederler. Ve bir şey içün yemîn etseler "Sırr-ı şâh-ı Hâdinî" deyü yemîn etdikden sonra ana çûn-ı çerâ yokdur, ammâ bu da Cenâb-ı Allâh tarafından ol sultâna rahmetdir. Eğer Hüseynî olduğun bilseler Musul'da medfûn olan Circîs Nebî gibi bu azîzin külün göğe savururlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b–3a ·
metinde göster ·
Menzil-i Devne Değirmenleri: Bir dereli ve depeli yerlerde bî-hisâb değirmenlerdir kim biri birinden suları cereyân edüp âsiyâblardır. Cemî‘i Dobruca ve Deliorman halkı bu değirmenlere muhtâclardır ve her bir değirmen birer ze‘âmetden yahşıdır. Cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin ve nısf paşazâdelerin Devne değirmenleri vardır. Sayf [u] şitâda âb-ı hayât suyu cârîdir. Hattâ Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu Devne fezâsında Melek Paşa efendimizle meks edüp ale's-sabâh huzûr-ı paşada edâ-yı salât-ı fecri tamâm edüp hakîr Yâsin-i şerîfi tilâvet etdikden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… p derûn-ı kal‘aya üç aded mektûblar oklar ile kal‘aya atup yine kal‘asına firâr
etdikden
sonra hakîr mektûbları kırâ’at edüp eyle tahrîr etmişler kim,
"Fişenglerimiz yokdur" dediklerinde fi'l-hâl hakîr on dâne badaluçka fişengler yapup mektûbları fişengler ile atdıkda hikmet-i Hudâ beş aded fişeng derûn-ı kal‘aya ve ikisi taşraya düşüp anlar mektûbları kırâ’at edüp yine anlardan bir serdengeçdi yiğit azharun mine'ş-şems bizim kal‘a altına gelüp derûn-ı kal‘aya üç aded mektûblar oklar ile kal‘aya atup yine kal‘asına firâr etdikden sonra hakîr mektûbları kırâ’at edüp eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
… verüp Murtazâ Paşa yedi kerre secde-i şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ
etdikden
sonra cümle celâlî kelleleri birer keyd-i mekîn ü kemîn ile kimi ma‘nûken ve ki …
Vüzerâ ve mîr-i mîrânların cümlesin bî-te’essüf ve bilâ-usret Hasan Paşa'yı hüsn-i tedbîr ile Haleb'de Murtazâ Paşa sarâyında katl sadedinde iken Hasan Paşa gâfil bulunmayup hayli ceng ederken Murtazâ Paşa kahvecisi Arnavud Mehemmed, Hasan Paşa'nın depesinden bir hançer-i zü'l-ficcâm-ı mühlik urunca "Hay kahbe hîz" deyü Hasan ana hamle ederken âhir-i kâr Bitlisli İbrikdâr Deli Ahmed Hasan Paşa'yı yıkup başın kesüp Murtazâ Paşa'ya Kahveci Mehemmed ve Bitlisli Deli Ahmed başı getirdiklerinde ikisine birer kîse altun verüp Murtazâ Paşa yedi kerre secde-i şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ etdikden sonra cümle celâlî kelleleri birer keyd-i mekîn ü kemîn ile kimi ma‘nûken ve kimi şilim şilim ve dilim dilim ile ve kimi kemend-i ayyârân ile boğulup her biri birer hâl-i pür-melâl ile kelle paça olup başları pişmeden ve şiddet-i hârdan her baş şişmeden sâde tuz ile kutular içre basdırup fitrâklere asdırup Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Tayyaroğlu ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Vanlı Erciş Beği Deli Ferhâd Paşa ve Cân Mirzâ Paşa ve Ma‘nek Siyâvuş ve Beğzâde ve Deli Ferhâd Paşa oğlu Yahyâ Beğ'i (---) ve niçe celâlî haşerâtlarının kelleleri Murtazâ Paşa huzûruna gelüp galtân olmada ve ba‘zı celâlîler meyhâne ve bozahâne ve konaklarında zevk u safâda iken ve niçesi keyd-i mekînden emîn olduk zann edüp sûk-ı sultânîde bey‘ ü şirâda iken ve kimi bâğ u bâğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı nefsi olan seyr-i sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdular kim Haleblilerin derûnlarındaki âteşleri teskîn olup kellelerin sarây meydânına yığup andan Haleb'in kal‘a kapuların küşâde edüp ahâlî-i Haleb'in ata dona kâdir olan şahbâzları atlanup taşra varoşda ve gök meydânda hayme vü hargâhlarıyla konan celâlîlere eyle kılıç urdular kim Haleb'in Çürük Kana suyuna benî Âdem kanı revân olup mahlût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·
… uhayre etrâfında olan re‘âyâ vü berâyâ ol sazları mevsiminde koparup ve terbiye
etdikden
sonra gûnâ-gûn münakkaş hasırdan seccâdeler ve mak‘adlar ve döşemeler dokurlar …
Ve bu Manyas gölünün kenârlarında serâmed sazları hâsıl olup bu buhayre etrâfında olan re‘âyâ vü berâyâ ol sazları mevsiminde koparup ve terbiye etdikden sonra gûnâ-gûn münakkaş hasırdan seccâdeler ve mak‘adlar ve döşemeler dokurlar kim âdem hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 88b ·
metinde göster ·
sonra bu kal‘aları dahi ziyâde amâr edüp Mora seferine donanma-yı hümâyûn gönde …
İslâmbol'u feth etdikden sonra bu kal‘aları dahi ziyâde amâr edüp Mora seferine donanma-yı hümâyûn gönderüp kendüleri karadan gidüp ibtidâ Mora cezîresi ağzında Gördös kal‘asın ve Mizistre kal‘asın ve niçe kal‘alar feth edüp kal‘a-i Menekşe ve kal‘a-i Termiş ve kal‘a-i Arhoz ve kal‘a-i Anabolu kalup anları Süleymân Hân be-dest-i Kapudan Kâsım Paşa feth edüp gazâ mâlıyla bu mezkûr Boğazhisârların ta‘mîr ü termîm etdiğine bu Anadolu Hisârı kapusunın atebe-i ulyâsı üzre celî hat ile, Süleymân Hân imâretinin târîhidir .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 90a ·
metinde göster ·
… med Paşa fermân-ı şehriyârî ile Belgrad kal‘asına er döküp yedi yerden muhâsara
etdikden
yedi gün sonra Süleymân Hân seksen yedi bin asker ile Belgrad'ı kuşadup on bir …
Ba‘dehû Semendire Beği Gâzî Hüsrev Beğ ve Vezîria‘zam Pîr Mehemmed Paşa fermân-ı şehriyârî ile Belgrad kal‘asına er döküp yedi yerden muhâsara etdikden yedi gün sonra Süleymân Hân seksen yedi bin asker ile Belgrad'ı kuşadup on bir yerden balyemez toplar ile nehr-i Tuna aşrı ve Zümon kal‘ası tarafından nehr-i Sava aşrı ve kal‘a handakları taraflarından kırk kat meterisler içre kal‘a-i Belgrad'ı döğe döğe her cânibin rahnedâr edüp derûn-ı hisârda mütehassın olan küffâr dahi kaht [u] galâdan sıkılup ve vezîria‘zam kolundan gelen lağımlardan havf [u] haşyete düşüp cümle küffâr Belgrad'ın Neboysa kullesine çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111b ·
metinde göster ·
… ı azîm var. Anda bir ejder-i heft serle Nagban ceng-i firâvân edüp ejderi küşte
etdikden
sonra kendi na‘şesi dahi bir püşte mezâr oldu.
Biri dahi Nagban Ejder'dir kim Erdel'de Nagban Ejder kal‘asın binâ edüp altı yüz yıl ömür sürüp Nagban Ejder kal‘asında ejder-i zemîn anı dahi yeyüp lef-i telef etdi. Nagban Ejder anın ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ejder-sîmâdır kim bu kal‘a kayasında hâlâ nümâyân bir gâr-ı azîm var. Anda bir ejder-i heft serle Nagban ceng-i firâvân edüp ejderi küşte etdikden sonra kendi na‘şesi dahi bir püşte mezâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·
… Paşa'nın meyyiti yanına kodun. Ben dahi hutbeyi tamâm edüp salât-ı cum‘ayı edâ
etdikden
sonra cemâ‘at içine gelen kara hınzîrları kırun deyü fermân etdiğimde cümlesin …
Andan gördüm ki şu karşuki Porolok dağından berü boğazları zincirli yedi sekiz yüz mikdârı kara hınzîrlar ol dağlardan berü bu sahrâya inüp cum‘a namâzı kılan cemâ‘atleri bölük bölük bölerek cemâ‘at içine girüp minber dibinde yatan Seydî Ahmed Paşa'nın meyyitine ol hınzîrlar birkaç diş urdular, ammâ cemâ‘at aslâ safların bozmadılar ve bu hınzîrların içinde bir semiz sarı ayu seğirde seğirde boynunda zincirin sürüyüp hemân minbere çıkmağa başladı. Hemân Evliyâm, sen ayunun zincirinden yapışup minberden aşağı çeküp düşürdüğünde, "Bire Evliyâ'm öldür" deyü minberden feryâd ederim. Sen dahi dal kılıç olup ayıyı katl eyleyüp leşini Seydî Ahmed Paşa'nın meyyiti yanına kodun. Ben dahi hutbeyi tamâm edüp salât-ı cum‘ayı edâ etdikden sonra cemâ‘at içine gelen kara hınzîrları kırun deyü fermân etdiğimde cümlesin kılıç ile kırdılar. Meğer sabâh namâzı karîb imiş. Silihdâr Süleymân beni uyarup şimdi salât-ı fecri kılup sizler geldiniz. Ben dahi bism-i İlâh ile bu vâkı‘ayı sizlere takrîr eyledim" buyurduklarında, yeniçeri ağası ve Tekeli Mustafâ Paşa kethüdâsı, "Hayr ola sultânım" dedik lerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
… verilen esîrleri dahi kırmak iktizâ eder. Ve eğer kırmak olmasa biz anları esîr
etdikden
sonra Porolok dağında cümle kırardık. Ve Allâhümme âfinâ biz de anlara esîr ols …
"Serhaddimizin âdeti budur ve kanımız bahâsıdır kim pây-berâber hissedâr oluruz. Eğer devletli vezîr kırmak lâzım gelirse sultânıma ortadan verilen esîrleri dahi kırmak iktizâ eder. Ve eğer kırmak olmasa biz anları esîr etdikden sonra Porolok dağında cümle kırardık. Ve Allâhümme âfinâ biz de anlara esîr olsak anlar dahi bizi kırarlar" deyü bunun emsâli niçe gûne güft ü gûlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm biz karadan atlarla gelüp deryâda olan kâfir gemilerin feth
etdikden
sonra bâğlar içre üzüm değşirmeğe çıkan küffâr ve avrat ve oğlan halâs olur mu?
Hulâsa-i kelâm biz karadan atlarla gelüp deryâda olan kâfir gemilerin feth etdikden sonra bâğlar içre üzüm değşirmeğe çıkan küffâr ve avrat ve oğlan halâs olur mu?
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b ·
metinde göster ·
… leyüp kâfiristân-ı Hırvadistân kaht [u] galâ yeridir. Askerimiz sizi anda vâsıl
etdikden
sonra bir ayak mukaddem ileri bize bir mektûb-ı mahabbet-uslûbunuz bu cânibe gö …
Bu kal‘ada iken Sarhoş İbrâhîm Paşa[dan] mektûblar gelüp, "Benüm oğlum Evliyâ Efendi, Maslovin kal‘asına ve kal‘a-i Virovoniçse ve kal‘a-i Valina'ya giderken elbette Bihke'ye giden âdemlerimiz cümle mâl ile Bihke'den çıkup cenâbınıza ol kal‘alarda buluşurlar ve ol kal‘adan ikişer yüz 160a tüfeng serhad yiğitlerinden almayınca kâfiristân içine girmeyesin. İnşâ’allâh ben de beş yüz aded yarar şehbâz yiğitler gönderi[ri]z, ammâ lutf eyleyüp kâfiristân-ı Hırvadistân kaht [u] galâ yeridir. Askerimiz sizi anda vâsıl etdikden sonra bir ayak mukaddem ileri bize bir mektûb-ı mahabbet-uslûbunuz bu cânibe gönderesiz" deyü mektûb geldikden [sonra] kal‘a-i Brut'dan kalkup bu kerre cânib-i şimâle karavullar ile dağlı ormanlı yerler gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b–160a ·
metinde göster ·
… aba-i müzeyyen Sarây: Sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Edirne şehrin feth
etdikden
sonra bu cây-ı menâsda ârâmgâh [u] şikârgâh olmak içün bir sarây inşâ etdiğiyçü …
Sitâyiş-i menzil-i kasaba-i müzeyyen Sarây: Sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr Edirne şehrin feth etdikden sonra bu cây-ı menâsda ârâmgâh [u] şikârgâh olmak içün bir sarây inşâ etdiğiyçün hâlâ kasaba-i Sarây-ı Rûm derler. Sarâybosna Ebü'l-feth binâsıdır. Bir Sarây şehri dahi iklîm-i seb‘a haddinde Maskov diyârında Balu Hân kurbunda Sarây-ı Kazan vardır, ammâ bu kasaba-i [Sa]rây-ı Rûm Vize sancağı hâkinde Vize beğinin hâssı olup voyvadası hâkimdir ve yüz elli akçe kazâdır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi vardır, ammâ gayri hâkimleri yokdur. Bu bir küçük kasabacıkdır. Cümle sekiz yüz aded cinîn-i gaytânlı ve müşebbek bostânlı ve serâpâ kiremitli hânelerdir. Ve cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden çârşû başında (---)(---) câmi‘inin kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… sâl bir ıstabl-ı Anter-misâl bir âhûr etdirüp Süleymân Hân gelüp ceng [ü] cidâl
etdikden
sonra Âl-i Osmân askerin münhezim edüp atlarını bu âhûra komak içün bu varoş-ı …
Ve dahi Âhûr kapusu denmeğe bâ‘is ü bâdî oldur kim kaçan Süleymân Hân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân bu Budin üzre azîmet etdikde Lagoş Kral istimâ‘ etdikde cemî‘i küffârı başına üşürüp kal‘a-misâl bir ıstabl-ı Anter-misâl bir âhûr etdirüp Süleymân Hân gelüp ceng [ü] cidâl etdikden sonra Âl-i Osmân askerin münhezim edüp atlarını bu âhûra komak içün bu varoş-ı 86a kebîr içre bir âhû[r] inşâ etdirmiş kim iki bin at alır bir kârbânsarâydır kim içinde silâhşorlar cirid oynarlar. Hâlâ Budin vüzerâlarının atları durur bir azîm ıstabldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 85b–86a ·
metinde göster ·
… daş Kazaklar ile bu kal‘aları feth edüp cümle küffârlarını esîr-i bend-i zincîr
etdikden
sonra kal‘anın hemi mâl-ı ganâ’imin alup ıhrâk-bi'n-nâr eder. Ba‘de'l-feth-i Uy …
Bu kal‘alardan sonra kal‘a-i Komyadin ve kal‘a-i Nemalgoç ve kal‘a-i Salakoz ve kal‘a-i Verebi ve kal‘a-i Gaymoş ve kal‘a-i Şarlofça ve bu kal‘alar Novigrad ve Leve taraflarında ma‘mûr kal‘alar idi. Tatar Hânzâde Ahmed Giray Sultân Kardaş Kazaklar ile bu kal‘aları feth edüp cümle küffârlarını esîr-i bend-i zincîr etdikden sonra kal‘anın hemi mâl-ı ganâ’imin alup ıhrâk-bi'n-nâr eder. Ba‘de'l-feth-i Uyvar bu kal‘aların firâr eden küffârları gelüp yine Hânzâde Ahmed Giray Sultân eliyle itâ‘at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
Meks-i hıyâm edüp yedi kralın binâ etdiği taburu münhedim edüp hâk ile yek
etdikden
sonra Kanije gölüne küffârın doldurduğu hâr [u] hâşâkleri dollâb gemileriyle da …
Meks-i hıyâm edüp yedi kralın binâ etdiği taburu münhedim edüp hâk ile yek etdikden sonra Kanije gölüne küffârın doldurduğu hâr [u] hâşâkleri dollâb gemileriyle dahi ziyâde tathîr edüp fecc-i amîk etdiler. Topraklık nâm kal‘a varoşun dahi metîn ü müstahkem etdiler. Ve cemî‘i Âl-i Osmân devletinin ihtiyârlarıyla yine müşâvere edüp cemî‘i kâfiristânı ve Zirinoğlu ve Beganoğlu vilâyetlerin harâb u yebâb etmek içün ol ân Mehemmed Giray Hân'ın ferzend-i ercümendi sipehsâlâr-ı Tatar-ı adû-şikâr olan Ahmed Giray Sultân'ı Sadrıa‘zam dîvân-ı pâdişâhîye kığırup ol dahi "Da‘vete icâbet" deyüp bâd-ı sabâdan müste‘âr otuz yedi bin aded koş atlı Tatar-ı adû-şikâr huzûr-ı Âsaf-ı Berhayâ dîvânına gelüp karâr edüp başına bir otağa-i husrevânî ve eğnine bir semmûr lipâçe-i sultânî geydirilüp Zirinoğlu ve Beganoğlu ve İslovin ve Mekemorya ve Nemse ve Galya ve vilâyet-i Prandaporosk ve vilâyet-i Nadajoğlu ve vilâyet-i Nemse ve Hırvadistân'ı ale'l-umûm nehb ü gâret etmeğe me’mûr olup cümle Bucak Tatarı ve Yalı ağası ve Mansûrlu ve Şîrînli ve Sincivitli cümle sefere me’mûr olup ancak Hânzâde otuz bin asker ile Sadrıa‘zam ordusuna karîb gelüp meks-i hıyâm edüp ordu-yı İslâmı ganîmet etmeğe kaldı, ammâ otuz yedi bin Tatar altı kerre yüz bin at ile âmâde olduklarında hemân hakîr dahi salt [u] sebükbâr Tatar-vârî hâzır olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188b ·
metinde göster ·
… ı selâmlayup kral dahi başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer
etdikden
sonra kral geçer. Garîb temâşâdır. Bu diyârda ve gayri kâfiristânda söz avretin …
Garâ’ib ü acîb: Bu diyârda bir aceb-temâşâ gördüm. Kaçan yolda bir avret giderken kral ol avrete râst gelse eger at ile ise kral at başı çeküp andan avret geçer, eger çâsâr piyâde ise yine kral bir avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı selâmlayup kral dahi başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer etdikden sonra kral geçer. Garîb temâşâdır. Bu diyârda ve gayri kâfiristânda söz avretin olup Meryem Ana aşkına avrete ta‘zîm ü tekrîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·
… da hâlâ demir kapular yokdur. Ancak İskender-i Zülkarneyn bu demirkapuları binâ
etdikden
berü Hazret-i Risâlet velâdetinden 882 sene mukaddem binâ olunmuş demirkapulard …
Gerçi bu mezkûr demirkapularda hâlâ demir kapular yokdur. Ancak İskender-i Zülkarneyn bu demirkapuları binâ etdikden berü Hazret-i Risâlet velâdetinden 882 sene mukaddem binâ olunmuş demirkapulardır kim kapuları yok, ammâ eser-i binâları âşikâredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
sonra Eflak cânibinde Nigebolı karşusunda bu kal‘ayı yapmağa mübâşeret eder. Am …
Sene (---) târîhinde Nigebolı kal‘asın Yıldırım Bâyezîd Hân feth etdikde yine Eflak keferesi isyân [u] tuğyân edüp tekrâr Eflak'ı feth etdikden sonra Eflak cânibinde Nigebolı karşusunda bu kal‘ayı yapmağa mübâşeret eder. Ammâ gâyetü'l-gâye batak ve çataklı yer olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâlardan ve cemî‘i asâkirlerden niçe kerre yüz bin çul tobra ve gırâr var ise cümle hâr-ı hâşâkleri çullara ve tobralara doldurup ol batağa yığup leb ber-leb edüp bu kulleyi binâ etdikleriyçün Eflak kavmi bu kal‘aya Çul kal‘ası derler. Dâ’iren-mâdâr üç yüz adım ihâta eder bir küçük kullecik olmağile bu kal‘aya kulle dahi derler. Ba‘dehu taşrasına Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân bir varoş-ı sağîr binâ edüp etrâfına metîn palanka dîvâr çeküp biri yere ve bir nehr-i Tuna kenârına kapular edüp bu Çul kal‘ası iç kal‘a gibi ortada kalırlar. Galata kullesi gibi bir müdevver nümâyişli musanna‘ kulle varoşu şindire tahta örtü[lü] sivri kubbe-misâldir. İçinde dizdârdan ve anbâr ve cebehâneden gayri bir şey yokdur. Cânib-i şarka bir küçük demir kapusu önünde haşeb cisri asma köprüdür, ammâ taşradaki varoş üç yüz hâne re‘âyâlar sâkin olurlar. Ayşe Sultân hâssıdır kim on yük akçe iltizâmdır. Gerçi Eflak hâkindedir, ammâ Nigebolı 99b sancağı hükmünde niyâbetdir. Ve Eflak vilâyeti içinde zirâ‘at edecek bir hayli hâk-i pâk hudûdu vardır. Ba‘dehu bu kal‘adan yine atlarımızla bir gemiye süvâr olup nehr-i Tuna'yı karşu ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 99a–99b ·
metinde göster ·