… m Kemâl Paşazâde te’lîfidir, anda mastûrdur. Ammâ Hazret-i Âdem cennetden hübût
etdikten
sonra kendüye firâk-ı Rabbü'l-âlemîn eleminden nisyân el vurup ba‘dehû cebel-i …
Bu hadîs-i şerîf "Derûn-ı Dakâyık u Hakâyık" nâm kitâb kim Kemâl Paşazâde te’lîfidir, anda mastûrdur. Ammâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikten sonra kendüye firâk-ı Rabbü'l-âlemîn eleminden nisyân el vurup ba‘dehû cebel-i Arafât'da Hazret-i Havvâ ile kırlangıç tayrı vâsıtalığıyla Âdem Nebî Havvâ'ya buluşup bi-emri Hüdâ lisân-ı Arabî'ye karîb lisân-ı İbrî kelimât etdiler. Lafz-ı İbrî yine Arabî hurufu kadardır ve yine ol harflerdir. Lâkin kalb-i hurûf olup İbrî derler başka bir lisândır kim cild-i (---) imizde mestûrdur. Hazret-i Âdem aleyhi's-selâmın evlâd-ı evlâdı münteşîr olup lisân-ı İbrî ve lisân-ı Süryânî ve lisân-ı İmrânî kelimât ederlerdi. Tâ kim Hazret-i İsmâ‘îl-i Nebî aleyhi's-selâm kırk yaşında mürsel peygamber oldukda ibtidâ lisân-ı Arabî anlardan âşikâre oldu. Ammâ lisân-ı Süryânî ve İmrânî ve niçe lisânlar kâtib-i Hazret-i İdrîs-i Nebî'den kalmışdır ammâ ilâ yevminâ hâzâ lisân-ı Arabî Cenâb-ı Hüdâ'nın medh etdüğü lisândır kim sûre-i (---) bi-lisân-ı Arabî buyurduklarından bir vâsi‘ lisândır kim hadd [u] pâyânı yokdur. Bir lüğât içün yetmiş lüğat vardır. Netekim Mekke'nin üç yüz ismi vardır. Meselâ Mekke ve Bekke ve Ka‘be ve Vâdi'n-Neml ve Mu‘allâ (---) esmâları vardır ve arslan içün üç yüz ismi vardır. Tâ bu mertebe lisân-ı vâsi‘ ve fesâhat ve belâğatlı elfâz-ı tumturâklı lisân-ı fasîhdir. Anınçün kelâm-ı ekâbirde "el-Arabî fesâhatün ve'l-Acemî zarâfetün ve't-Türkî kabâhatün ve sâ’irü'l-lisân galîzatün" demişler. Böyle bir vâsi‘ lisân-ı Arabî Arabistân gibi vâsi‘ arz-ı mukaddesde kavm [ü] kabâ’il-i Urbân'ın hadd [ü] pâyânı olmamak ile lisân-ı Arabî on iki lisândır. Her biri birinden mugâyir lehçe-i mahsûslarıyla tekellüm olunur ammâ cümleden fesâhat ve belâğat üzre lisân-ı Arabî ehl-i Mekke ve Tâ’if ve Hicâz ve Mevâl Urbânının fesâhât [u] belâğat üzre lisânlarıdır kim niçe kelâm-ı dürr-i meknûnları âyet-i şerîf ile kelimât olunur. Ammâ ehl-i Şâm dahi fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kelâmın dürer-bârları vardır. Zîrâ ulemâ-yı Şâm meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29a ·
metinde göster ·
… . Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc
etdikten
sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekseriyyâ Antakıyye'de Habîb-i Neccâr ile …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Şem‘ûn-ı Safâ: Hazret-i Mesîh aleyhi's-selâmın on iki halîfesi var idi. Evveli Habîb-i Neccâr idi. İkincisi bu Şem‘ûn-ı Safâ idi. Amma bu Şem‘ûn hakkında kavm-i Yunaniyân, peygamber derler, ammâ lağv kelâmdır demişler. Hazret-i İsâ âlem-i sabâvetde bunların derâgûşunda perveriş bulmuşdu. Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc etdikten sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekseriyyâ Antakıyye'de Habîb-i Neccâr ile hem-celîs idi. Habîb-i Neccâr şehâdetinden sonra niçe zamân seyâhat edüp müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) mu‘ammer olup bu Nakura'da şehîd olup bu mahalde kavm-i Nasârâ defn edüp üzerine kayasıralardan bir kral kubbe-i âlî ve bir bâğ-ı İrem zeytûnlı ravza-ı cinân binâ edüp imâr eder. Hâlâ cemî‘i millet-i Nasârâ'nın ziyâretgâhıdır. Ümmet-i Muhammed'in ziyâretgâh [u] ârâmgâhıdır. Niçe yüz dervîşân-ı Dürüzî-mezheb fukarâları vardır. Kubbe-i pür-envârının içi gûnâ-gûn şem‘-i asel ile müzeyyendir. Ve şem‘dân ve halîçe ve çerâğdânlar ile ârâste bir âsitâne-i meşhûrdur. Hattâ niki havârîyyûn'un aşkına on iki kandili ilâ mâşâallah şeb [u] rûz çerâğân olup aslâ sönmemişlerdir. Cümle huddâmları bu işe me’mûrlardır. Zîrâ bu diyâr zeytûn ve zeytûn yağından ibâret olmağın her kurâdan niçe yüz miskete ile zeytûnyağı gelüp kanâdillere yakarlar. Ammâ garâ’ib budur kim diyâr-ı Frengistân'ın İşpaniye ve Ceneviz ve Portugal ve Dış Fransa ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk ve İsfeçe ve Cevle ve Nemse ve İngilis ve gayri bilâd-ı nasârâlardan bu Şem‘ûn-ı Safâ kanâdilleriyçün zeytûnyağı nezerâtların cerre ve tulumlar ile tâ dip Frengistândan deryâya bırağup bi-emrillâhi Te‘âlâ bu Şem‘ûn-ı Safâ'nın yatduğu Nakura dağının kenar-ı deryâsına gelüp elbette her sabâh Şem‘ûn fukarâları sâhil-i bahre varup birer ikişer tulum zeytûnyağı gelüp alırlar, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
… n "Ve aleykümü's-selâm yâ Abd-ı sırr-ı Hakk!" dedüğün bu kadar bin âdem istimâ‘
etdikten
sonra ale'l-ittifak Abdî-i sânîyi dahi Abd-i evvelin yanına salb edüp yine hâne …
âyetin tilâvet ederken Abdî Dede'yi kayd-bend ile huzûr-ı hâkime götürüp ol ân emân vermeyüp arasta başında salb edüp muhallefât [u] terîkesini zabt içün savma‘asına vardıklarında görseler kim sûre-i (---) Hazret-i Osmân-ı Zi'n-nûreyn tilâvet ederken şehîd etdikleri Arapça âyetin kırâ’at eder. Hemân bre salb etdiğimiz yerden halâs olmuş deyü yine kayd-bend ile huzûr-ı hâkime getirüp der ân yine arasta başına götürüp görseler kim evvel salb etdikleri Abdî maslûb durur. Hemân Abdî Dede maslûb vücûda "es-Selâmü aleyküm yâ Abd-i Hakk!" der. Hemân maslûb cesedden "Ve aleykümü's-selâm yâ Abd-ı sırr-ı Hakk!" dedüğün bu kadar bin âdem istimâ‘ etdikten sonra ale'l-ittifak Abdî-i sânîyi dahi Abd-i evvelin yanına salb edüp yine hânesinde esvâbın zabt etmeğe vardıklarında yine savt-ı a‘lâ ile sûre-i (---) ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b ·
metinde göster ·
… âs-ı hâs oldu. Hattâ bu na‘lları düstûr-ı mükerremimiz Ali Paşa'ya getirüp seyr
etdikte
âlem-i hayretde kaldı. Aceb temâşâgâh kuyudur. Suyu bir âdemin eline dokunsa ka …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı hikmet-i Hudâ: Anı gördüm bir çâh-ı mâ-yi acîbe kenârında gâzîler kuyudan su çeküp demir üzre dökerler. Der-ân hemân ol demir bakır olur. Hakîrin dahi gulâmlarının heybelerinde birer kem at na‘lları var idi. Mezkûr kuyu suyundan at na‘lları üstlerine dökünce bi-emr-i Hayy-ı Kadîr at na‘lları kıpkırmızı nühâs-ı hâs oldu. Hattâ bu na‘lları düstûr-ı mükerremimiz Ali Paşa'ya getirüp seyr etdikte âlem-i hayretde kaldı. Aceb temâşâgâh kuyudur. Suyu bir âdemin eline dokunsa kapkara yakar. Ve benî Âdemin saçına sakalına bu su dokunsa ol âdemin geysû-yı rîş-i şevâribleri dökülüp seksen yaşında âdem mahbûb-ı cüvân olur. Anıniçün Kaşa şehrinin Macar karıları bu sudan ferc-i kabîhaları etrâfına türâb ile çamurlu suyu sürüp cümle kılları dökülüp pâk ve berrâk küsâm-ı fi‘l-i kâm olur. Zenâne tâ’ifesine hırızmadan a‘lâ bir sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… ki‘ olup şarka ve şimâle ve garba nâzırdır. Cümle cemâ‘at-i kesîre edâ-yı salât
etdikten
sonra anda oturup teferrüc ederler.
Ve cümle halkının mesîregâh [u] teferrücgâhları Fethiyye câmi‘idir kim bir yalçın kaya üzre vâki‘ olup şarka ve şimâle ve garba nâzırdır. Cümle cemâ‘at-i kesîre edâ-yı salât etdikten sonra anda oturup teferrüc ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·
Ve Y 341a Abdülmelik Harem-i şerîfi tevsî‘ ve termîm
etdikte
tûl-i Mescidü'l-harâm üç yüz yetmiş zirâ‘-ı Mekkî'dir. Ve arzı üç yüz on beş zi …
Ve Y 341a Abdülmelik Harem-i şerîfi tevsî‘ ve termîm etdikte tûl-i Mescidü'l-harâm üç yüz yetmiş zirâ‘-ı Mekkî'dir. Ve arzı üç yüz on beş zirâ‘-ı Mekkîdir. Ammâ hakîr zirâ‘ hisâbı ile add etmeyüp adım hisâbıyla add etdiğimiz bâlâda mastûrdur. Ammâ zirâ‘-ı Mekkî hisâbı bir hatveden kalîldir. Ol hisâb üzre yine hakîrin adım hisâbı ile musâvî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340b–Y341a ·
metinde göster ·