… n mü’ebbed ola deyü iki amûdu üçer zirâ‘ kesüp câmi‘-i Ayasofya'dan sehel alçak
etdim" deyü
özür buldu.
"Pâdişâhım İslâmbol'da zelzele çok olup metânet üzre inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola deyü iki amûdu üçer zirâ‘ kesüp câmi‘-i Ayasofya'dan sehel alçak etdim" deyü özür buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40b ·
metinde göster ·
Menâkıb-ı Bel‘am ibn Bâ‘ûr: Hikmet-i Hudâ bir gün bir cebelin dâmeninde cirid oynarken hakîr atdan tekerlenüp at başın alup "Kandesin Eğerlidağ?" deyüp urûc etdi. Hemân hakîrin cân başına gelüp bir gayrı ata süvâr olup esb-i firârîyi birkaç gulâmımızla kovarak tâ Eğerlidağ'ın zirve-i a‘lâsına çıkup atı anda dutup süvâr oldum. Ol mahâlde bir kabr-i tavîl görüp "Allahu a‘lem bir ulu ziyâretdir" deyü rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edüp piyâdece adımlayup kaddi kâmil seksen adım geldi. Başı ayağı ucunda birer serâmed amûd-ı zenbûrîler dikilmiş, ammâ bunun ziyâret [u] temâşâsına meşgûl iken bir bed râyiha hakîri ve gulâmlarımı sermest edüp çâkerlerim burunlarını dutdular. Kabri üzre nazar etdim, ancak kabri üzre olan türâb tencerede bulkur gibi kaynar ve siyâh zift ve katran gibi yağlı toprakdır. Âhir bed râyihasından tahammül edemeyüp bu türâbın yağıyla kaynaduğuna ta‘accüb ederek yine atlarımıza süvâr olup vakt-i gurûbda Tebrîz kapusundan içeri dâhil olup ba‘de'l-mağrib Paşa huzûruna vardığımızda "Şükür sağlığa, hele atını cümle bisâtıyla buldun mu", dediler. "Belî buldum ve Eğerlidağ'da bir kabr-i tavîl-i evliyâullahı ziyâret etdim" deyü kabri gördüğüm üzre paşaya hikâyet edince hemân Erzurûmlu Ca‘fer Efendi, musannif ve mü’ellif ve sulehâ-yı ümmetden azîz kimesne idi, ol eyitdi: "Sakın Evliyâ Çelebi! Ol maşadı bir dahi ziyâret etme. Ol Hazret-i Mûsâ bed-du‘âsıyla imânsız gitmişdir, anâ Bel‘am ibn Bâ‘ûr derler. Niçe yüz yıl mu‘ammer olup âhir Hazret-i Mûsâ'dan sonra dâğ-ı derûnundan diyâr-ı Mısr'ı terk edüp bu dağda olup hâlâ kabri sayf u şitâda leş gibi kokup türâbı yağıyla cehennem azâbı çeküp kaynar" dedikde bu hakîr-i pür-taksîr âlem-i hayretde kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 289a ·
metinde göster ·
Süleymân Hân'a nâmeyi gönderüp kendüsü Amasiyye'den dörd aded evlâdın alup yedi …
Bâyezîd-i derdmend ü müstemend oğlu Orhân ile at başı beraber bakiyyetü's-seyf yedi yüz kimesne ile Amasiyye-i gâsiye deyüp cân atdı. Ol gice Kuduz Ferhâd-ı bed-nihâd ve Aka Seyfeddîn nâm bî-dîn ve niçe yüz bed-nâm u bed-asl u nâ-fercâm hâ’inler Şehzâde Bâyezîd'in ırkına girüp "Sana hâlâs Acem şâhına firâr etmeden gayri çâre yokdur" deyü iğvâlar edüp Şehzâde Bâyezîd babası Süleymân Hân'a bir nâme-i muhabbet-üslûb içinde "Benim şekâvetime sebeb Lala Mustafâ Paşa ve Rüstem Paşa mel‘ûnlar olmuşdur. Rûz-ı mahşerde hakkımdır, işte benim pederim pâdişâhım işte şâh-ı Aceme havfımdan firâr etdim" deyü Süleymân Hân'a nâmeyi gönderüp kendüsü Amasiyye'den dörd aded evlâdın alup yedi yüz müsellah askeri ile cemî‘i girân-bahâ âvân-ı cevâhirlerin alup Sivas üstünden Revân u İsfahân deyüp giderken Temerrüd Alî Paşa Sivas beğlerbeğisi iken şehzâde havfından Sivas kal‘asına kapandı ve mukaddemâ "Şehzâde Bâyezîd ol tarafa varırsa yol verme!" deyü emr-i şerîfler vârid olmuşdu ve Toykun Paşa birâderi Mustafâ Paşa Malâtiyye hâkimi idi ve niçe beğler ve paşalar Bâzeyîd Hân'ın ardına düşdüler ve başına zenbûr gibi üşdüler ve niçe yerde döğüşdüler, ammâ bir mîr-i mîrân şehzâdeye zafer bulamayup Sâ‘at Çukuru nâm mahalde hâlâ Şehzâde Bâyezîd'in kırdığı askerlerin mezârları ma‘lûmdur. Zîrâ şehzâde 77b Konya'da münhezim olup Amasiyye'den sonra on iki bin cân ve başdan geçmiş ölüm eri "Benem diger nîst!" diyen âdemler cem‘ eyleyüp azm-i İrân-zemîn etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77a–77b ·
metinde göster ·
… med Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbân ben katl
etdim" deyü
da‘vâ-yı merd edince Muhammed Saltık Bay re’yiyle papas ile ikisi bir kazana gi …
Bu Pirevadi şehrine karîb Kazan balkanı dediklerinin aslı Muhammed Buhârî kim Sarı Saltuk'dur. "Anlar bir ejderi katl edüp bir ruhbân ben katl etdim" deyü da‘vâ-yı merd edince Muhammed Saltık Bay re’yiyle papas ile ikisi bir kazana girüp kazana ateş edüp papas herîse-misâl pişüp Saltık Bây taşra 111a çıkup ancak mübârek alnı arak-âlûd olup niçe bin küffâr imâna gelüp kendileri bu kerâmetden sonra Leh diyârına gidüp cümle kâfiristânda nâm [u] nişânı söylenüp muhabbet etdiklerinin aslı odur. Ba‘de's-seyâha yine bu Pirevadi mahallinde kazanda tabh olduğu mahalde merhûm olup kendilerin vasiyetiyle yedi tâbûta koyup yedi kral yedi tâbûtu alup bir cesed-i şerîfin Babadağı'na getirüp ter ü tâze defn ederler. Biri İdrone kral Edrine kurbunda Babaeskisi'nde defn ederler. İlâ hâze'l-ân defn olunaldan berü şeb [u] rûz kandili sönmemişdir. Bir tâbût Moskov diyârında, bir tâbût Leh diyârında (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b–111a ·
metinde göster ·
… içe bin yük bâr-ı sakîli Mihaloğlu Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet
etdim" deyü
du‘â edüp kendüler İslâmbol'u muhâsara edüp (---) günde sene (---) târîhinde fe …
Ba‘dehû Ebü'l-feth Gâzî bu Çatalca şehrinde niçe bin yük bâr-ı sakîli Mihaloğlu Alî Beğ ile bırağup "Bu şehri Allah'a emânet etdim" deyü du‘â edüp kendüler İslâmbol'u muhâsara edüp (---) günde sene (---) târîhinde feth edüp anların du‘â-i hayrları berekâtıyla bu Çatalca şehri âbâdân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
hil‘at 280b giyüp dest bûs ederken Paşa, beğin kellesine eyle bir muşt-ı Âsaf …
Ba‘dehû sene 1065 mâh-ı Ramazân-ı şerîfinin (---) gün şehr-i Bitlîs kurbünden kalkup deryâ-misâl asker ile avdet edüp yurd değişdirüp Rahova nâm mahalde menzil-i Hüsrev Paşa Hânı'nda meks olundu. Zîrâ ol mahalde âdem kanı râyihasından ve ordu kavminin muzahrafâtları müte‘affininden hareket olundu. Ve Ekrâd-ı haşerât şehirden ba‘îd olması ma‘kûl görülüp hicret olundu. Ve Ziyâeddîn Hân'ın devleti nizâm [u] intizâm bulmasiyçün bu mahalde bir gün tekâ‘üd fermân olunup Erzurûm eyâletinden imdâda gelen (---) aded sancak beğlerine birer hil‘at-i fâhireler ile izin verilüp serdârlarına bir hil‘at ve üç kise ve bir çeleng ve bir at-ı eşheb-i peleng ihsân olunup Erzurûm vâlîsine dahi bir mücevher hançer ve bir murassa‘ gaddâre gönderüp mektûblar verdi. Ammâ beri tarafda mahpus olan Kürdistân beğlerini kayd [u] bend ile zabt [u] rabt edüp Hân-ı cedîd ricâsıyla Şirvân beğinin otuz kisesin alup "Bir dahi Âl-i Osmân vüzerâlarının emrine inkıyâd eyle. Başın keserim ammâ hele hân oğlumun hâtırıyçün âzâd etdim" deyü hil‘at 280b giyüp dest bûs ederken Paşa, beğin kellesine eyle bir muşt-ı Âsafî urdu kim zemîni dahi iki kerre bûs edüp fakîr beğ başı yere düşdü zanneyleyüp iki kerre başın yoklayup perîşân-ı hâtır olduğundan otak kapusun gâ’ib edüp ağaları içine gitmek ister, andan taşra çıkup ol ân nefîrlerin çalmadan kalkup Şirvân'a doğru gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 280a–280b ·
metinde göster ·
… dd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn
etdim." deyü
avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren el …
Hulâsa-i kelâm Alî hakkında niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf etmişlerdir. Ammâ kavm-i Acem yüz mücelled kitâb kesret-i muhabbetlerinden "Hazret-i Alî peygamberdir." deyü Kelâm-ı Alî cem‘ edüp "Kâle Hazret-i Alî sallallahu aleyhi ve sellem" derler. Peygamber değildir desek "Cibril-i Emîn şaş getiripdir yohsa nübüvvet Hazret-i Alî'nin hakkı idi." deyü zu‘m-ı bâtıla düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve dursa ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun harc edüp şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn etdim." deyü avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren elbette birkaç kerre dahi gelüp ziyâret kasd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… ümmet-i Muhammed esîrlerin birer at üzre pür-silâh edüp "Paşa'nın uğuruna âzâd
etdim" deyü
hakîre on aded âdemleri teslîm etdi. Ve hakîre bir kîse harc-ı râh on donluk çu …
Netîce-i kelâm alarkadan küffârlar bunları cümle kırup ol gün dağlar içre bir sayd [u] şikâr kebâbı faslı edüp belki bin araba şarâb nûş edüp mest evkâr evkâr yine alay ile Ligradçık kal‘asına gelüp ertesi gün hersekden me’zûn olduk. Ban ile vedâ‘a vardıkda Melek Paşa efendimize bir münakkaş camlı hinto ki altı aded atlarıyla ve içi mâl-â-mâl Firengî katîfe ve on çift altun kakma kuburlı çarklı tüfengler ve on pastav elvân saya ve prankona tuhaf çukalar ve elli çift bir gûne münakkaş Alaman kilimleri verdi kim gûnâ-gûn nakş-ı sihr-i bukalemûndur kim bir diyâra mahsûs değildir. Andan on külçe mümessek telâtin derisi ve on külçe Alaman ayusu ve Alaman sığını derisinden debâgat olunmuş pembe-misâl gûnâ-gûn güderiler verüp elime defter verdi ve on aded ümmet-i Muhammed esîrlerin birer at üzre pür-silâh edüp "Paşa'nın uğuruna âzâd etdim" deyü hakîre on aded âdemleri teslîm etdi. Ve hakîre bir kîse harc-ı râh on donluk çuka ve on çift münakkaş tüfengler ve beş top mu‘amberîn güderiler ve beş kilim [ve] on çift Alaman nafesi kürkler ve gulâmlarıma yigirmişer uskota guruş ve bizimle olan serhadlilere dahi bir kîse guruş, kapudanlarına bir çuka verüp paşaya nâmeler verüp bize beş yüz kadar atlı kâfirler refîk verüp ban ile vedâ[‘]laşup (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 163a ·
metinde göster ·
… sürüp iki rek‘at salât-ı şükür kıldım ki bu kûh-ı bî-emânlardan selâmetle ubûr
etdim deyü
Ol tekyede Şeyh Mûsâ hazretlerinin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp Silif …
Hamd-i Hudâ bu on bir kazânın Sinânlı'dan gayrisin selâmetle seyâhat edüp kal‘a-i Silifke nümâyân olduğu Kara Henk belidir ki ol kûh-ı bâlânın zirve-i a‘lâsında tekye-i Kara Henk Sultân'a yüz sürüp iki rek‘at salât-ı şükür kıldım ki bu kûh-ı bî-emânlardan selâmetle ubûr etdim deyü Ol tekyede Şeyh Mûsâ hazretlerinin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp Silifke'ye dâhil olduk idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y148a ·
metinde göster ·