Me‘kûlât [u] meşrûbâtının memdûhu: Beyâz ekmeği ve semiz kıvırcık koyun
eti ve
sığır eti gâyet semiz ve lezîz olur. Ve şalgam-misâl bir gûne şey olur, ana ala …
Me‘kûlât [u] meşrûbâtının memdûhu: Beyâz ekmeği ve semiz kıvırcık koyun eti ve sığır eti gâyet semiz ve lezîz olur. Ve şalgam-misâl bir gûne şey olur, ana alabaş derler, gâyet lezîzdir. Semiz et ile kalbe ederler, gâyet mukavvî ve serî'l-hazmdır. Şalgam lezzetine müşâbeheti var ammâ reng-i rûyu alaca olduğundan alabaş derler. Hakkâ ki yine âdem başı kadar vardır. Ve Tuna mâhîlerinden morina balığı ve çığa balığı ve sazan balığı ve lom balığı (---) ve niçe yüz bin elvân mâ’ideleri vardır kim her biri bir ta‘amındadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
… lı eydür: "Hey kişi, Kel Rüstem Hân çağında kal‘amızda kaht [u] galâ olup pisik
eti ve
çomar ve turaş ve tola köpek eti yemişih ve şehidlerimizden bacımız ve haltemiz …
Yedi ay muhâsarada İçkal‘a yedi topdan gayrı atmamışdır. Ta bu mertebe bî-bâk u bî-pervâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ammâ ne derd-i ser çekerse ibtidâ aşağı kal‘a çeker. Hattâ Van kulu sâ’ir kal‘a kulları mâbeyninde mu‘âraza ve münâkaşa şekilli kelimâtlar esnâsında Vanlı eydür: "Hey kişi, Kel Rüstem Hân çağında kal‘amızda kaht [u] galâ olup pisik eti ve çomar ve turaş ve tola köpek eti yemişih ve şehidlerimizden bacımız ve haltemiz ve ammimiz ve evlâdımız etlerin yeyüp Van kal‘asının bir taşına bin baş verüp Kel Rüstem'e Van'ı vermemişih" deyü tefâhur kisb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b ·
metinde göster ·
… etmeğe kâdir ola. Ol kimesne müddet-i medîd ömr-i girân mâyesinde cidden balık
eti ve
zî-rûh kısmı hayvânât eti yemeyüp çârsû-yı bâzârda gezmemişdir, zîrâ balık eti …
şeyh Takî hazretleri buyururlar kim, "Ey imdi bu kimesne leb-i deryâda sâkin olup böyle bir kitâb-ı ibret-nümâ te’lîf 96b etmeğe kâdir ola. Ol kimesne müddet-i medîd ömr-i girân mâyesinde cidden balık eti ve zî-rûh kısmı hayvânât eti yemeyüp çârsû-yı bâzârda gezmemişdir, zîrâ balık eti ve sâ’ir hayvânât eti kalbi karardup aklı hafîf eder" buyurduklarında, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a–96b ·
metinde göster ·
… i ve zî-rûh kısmı hayvânât eti yemeyüp çârsû-yı bâzârda gezmemişdir, zîrâ balık
eti ve
sâ’ir hayvânât eti kalbi karardup aklı hafîf eder" buyurduklarında, hemân,
şeyh Takî hazretleri buyururlar kim, "Ey imdi bu kimesne leb-i deryâda sâkin olup böyle bir kitâb-ı ibret-nümâ te’lîf 96b etmeğe kâdir ola. Ol kimesne müddet-i medîd ömr-i girân mâyesinde cidden balık eti ve zî-rûh kısmı hayvânât eti yemeyüp çârsû-yı bâzârda gezmemişdir, zîrâ balık eti ve sâ’ir hayvânât eti kalbi karardup aklı hafîf eder" buyurduklarında, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a–96b ·
metinde göster ·
… Efendi halîfeleri derler kim, "Belî sultânım, şeyhimiz ömr-i nâzenîninde balık
eti ve
gayrı zî-rûh kısmı yemeyüp çârsû-yı bâzâra varmayup dâ’imâ riyâzât-ı perhîz-i m …
Mehemmed Efendi halîfeleri derler kim, "Belî sultânım, şeyhimiz ömr-i nâzenîninde balık eti ve gayrı zî-rûh kısmı yemeyüp çârsû-yı bâzâra varmayup dâ’imâ riyâzât-ı perhîz-i mücâhede ile geçinüp böyle bir kitâb te’lîf etmişdir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
… z dirhem hâs ve beyâz ekmek bir akçeye ve altı peneze koyun eti beş peneze kuzu
eti ve
üç peneze sığır eti ve üç vukıyye gelir bir kaplıca yoğurd iki peneze ve on beş …
Hattâ üç yüz dirhem hâs ve beyâz ekmek bir akçeye ve altı peneze koyun eti beş peneze kuzu eti ve üç peneze sığır eti ve üç vukıyye gelir bir kaplıca yoğurd iki peneze ve on beş yumurta bir peneze ve bir arka yükü elma ve soğan ve hıyar ve kabak ve lahana ve pırasa ve sarmısak birer penezedir, ammâ pirinç ve kahve ve şeker pahâlıdır, zîrâ bu şehre Selânik on iki konakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… kmek bir akçeye ve altı peneze koyun eti beş peneze kuzu eti ve üç peneze sığır
eti ve
üç vukıyye gelir bir kaplıca yoğurd iki peneze ve on beş yumurta bir peneze ve …
Hattâ üç yüz dirhem hâs ve beyâz ekmek bir akçeye ve altı peneze koyun eti beş peneze kuzu eti ve üç peneze sığır eti ve üç vukıyye gelir bir kaplıca yoğurd iki peneze ve on beş yumurta bir peneze ve bir arka yükü elma ve soğan ve hıyar ve kabak ve lahana ve pırasa ve sarmısak birer penezedir, ammâ pirinç ve kahve ve şeker pahâlıdır, zîrâ bu şehre Selânik on iki konakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından: Beyâz billûr gibi ekmeği ve keçi ve sığır
eti ve
keklik kebâbı ve enginar nâm bir sebzevâtı ve şemâme kavunu ve üzümü ve inciri …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından: Beyâz billûr gibi ekmeği ve keçi ve sığır eti ve keklik kebâbı ve enginar nâm bir sebzevâtı ve şemâme kavunu ve üzümü ve inciri ve zeytûnu ve gûnâ-gûn rakısı ve pivosu ve med nâm bal suları meşhûrdur, ammâ sengistân olmak ile kıtlıkdır ve hukemâları "Kıllet üzre ta‘âm yeyün" deyü her bâr tenbîh ü te’kîd etdiklerinden cümle kefereleri zebûn, za‘îf ü nahîf kefereleri var, ammâ avretleri mücesseme ve mülahhama zenâneleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
… hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân
eti ve
buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve …
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
… rlar, ammâ müsâfire pek bakarlar. Ni‘metleri mebzûldur kim elbette ta‘âmları at
eti ve
lahşa çorbası ve talkan ve kurud ve yazma ve maksima nâm tatlı bal gibi bozadır …
Karye-i Beşavlulu andan karye-i Eliksen andan karye-i Kocalak andan menzil-i Butaş: Hân sancakdârlarının ma‘mûr kurâlarıdır. Bunların evleri dahi toprak örtülüdür, ammâ cümle taş ile mebnî 118a dîvârlardır, ammâ bunda ancak üç aded büyük söğüd ağaçları var kim cezîre-i Kırım'da ma‘rûfdur. Bunlar dahi tezek yakarlar, ammâ müsâfire pek bakarlar. Ni‘metleri mebzûldur kim elbette ta‘âmları at eti ve lahşa çorbası ve talkan ve kurud ve yazma ve maksima nâm tatlı bal gibi bozadır. Andan yine taraf-ı kıbleye 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b–118a ·
metinde göster ·
… etmeği ve semîn eti birer vukıyyesi birer akçeyedir. Ve bir buçuk vukıyye sığır
eti ve
deve eti bir akçeyedir, ammâ at etinin vukıyyesi iki akçeyedir. Ve şehir içre k …
Ve dahi beyâz etmeği ve semîn eti birer vukıyyesi birer akçeyedir. Ve bir buçuk vukıyye sığır eti ve deve eti bir akçeyedir, ammâ at etinin vukıyyesi iki akçeyedir. Ve şehir içre kara dud ağaçlarından çok bir tirek yokdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… tînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at
eti ve
at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerl …
Yine giydikleri koyun ve kuzu kürkleri ve başlarında Tatar kalpakları ve ayaklarında sarı çizmeleri var. Niçesi harîr hil‘atler ve elvân boğası haftanlar ve harîr kuşaklar kuşanırlar. Ve at binüp tirkeş ve kılıç bağlanırlar. Lâkin marâlî ve gazâlî Hoten âhûsu bâdemî gözlü müjgânları Tatar hadenkli-misâl siyâh kirpikli ve kemân ya[y] kaşlı geysûdâr hâl-i Hâşimîli pençe-i âfitâb-ı mehtâbe duhterleri ve kâlim havâtînleri olur.} Ta‘âmları yine talkan ve kurud ve yazma ve lahşa şorbası [ve] at eti ve at yelesi ve at kazısı, ya‘nî at egeği kemikleri basdırması ve darı ekmeği yerler. El-hâsıl yedikleri darı, geydikleri deri, evleri saz, kendileri nâ-sâz kavimdirler. Aslâ buğday ekmeği 147b yemezler ve su içmezler. Hemân boza ve maksima bozası içerler. Bu maksima bozası keyif vermeyüp ulemâ-yı Noğay içer, keskin bozaların yiğitleri içer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a–147b ·
metinde göster ·
… arı dahi alup kurşum hokkalar içinde hıfz etdiler, zîrâ karınca pek üşer, yılan
eti ve
insân eti gâyet lezîzdir.
Ve bâlâda tahrîr olunan yarım ceviz kabuğu gibi müdevver başlı yılanları kassâblar bellerinden cümle ikişer pâre edüp alaca derisiyle tuzlayup başları tarafın iplere asup kuyrukları tarafın yere gömdüler. Kırk gün dahi bunlar durup kırmızı kırmızı olup kurumuşlardı. Anları dahi alup kurşum hokkalar içinde hıfz etdiler, zîrâ karınca pek üşer, yılan eti ve insân eti gâyet lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·
yılan eti ve domuz etinden lezîz yokdur, derler. Ve cümleden hınzîrin kuyruğu v …
Âdem etinin lezzetin Heyhât sahrâsında sâkin olan merdüm-hor Kalmık kavminde gördüm. Birbirlerinin mürdelerini yerler ve ba‘zı esîrleri olan Nogay fakîrlerin boğup yerler. Ammâ kanı gitmesin deyü boğazlamazlar, hemân boğup pişirüp yerler. Anların kavli dahi âdem eti ve yılan eti ve domuz etinden lezîz yokdur, derler. Ve cümleden hınzîrin kuyruğu ve benî âdemin dahi kuyruğu yeri gâyet lezîzdir, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·
… boğazlamazlar, hemân boğup pişirüp yerler. Anların kavli dahi âdem eti ve yılan
eti ve
domuz etinden lezîz yokdur, derler. Ve cümleden hınzîrin kuyruğu ve benî âdemin …
Âdem etinin lezzetin Heyhât sahrâsında sâkin olan merdüm-hor Kalmık kavminde gördüm. Birbirlerinin mürdelerini yerler ve ba‘zı esîrleri olan Nogay fakîrlerin boğup yerler. Ammâ kanı gitmesin deyü boğazlamazlar, hemân boğup pişirüp yerler. Anların kavli dahi âdem eti ve yılan eti ve domuz etinden lezîz yokdur, derler. Ve cümleden hınzîrin kuyruğu ve benî âdemin dahi kuyruğu yeri gâyet lezîzdir, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·
… dendir. Mısır halkı ekseriyyâ ta‘âma tuz yerine bunu korlar, tarfetü'l-ayn içre
eti ve
gayrı ta‘âmı hal edüp bişirir. Lâkin dahi ta‘âm çiğ iken eridüp hal eder. Anıni …
Ma‘âdin-i natrûn: Bu dahi tuz gibi bir ma‘dendir. Mısır halkı ekseriyyâ ta‘âma tuz yerine bunu korlar, tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı hal edüp bişirir. Lâkin dahi ta‘âm çiğ iken eridüp hal eder. Anıniçün Y 177b Mısır ta‘âmında lezzet yokdur. Mısır'da odun az olduğundan ta‘âm tîz pişsin deyü bu natrûnu korlar. Ammâ çok isti‘mâl edenin hayâsı debe olup sidiğin dutmayup selesü'l-bevle mübtelâ olur. Ve şîşeciler isti‘mâl ederler, İslâmbol'a Mısır'dan gider, sehel âteş ile sırçayı su gibi eridir. Mısır Bulağında mahzenlerde top toludur ve başka emânetdir, mîrî mâl verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177a–Y177b ·
metinde göster ·
Natrûn: tuz gibi şeydir. Mısır'da odun kaht olduğundan bu natrûnu ta‘âma koyup tarfetü'l-ayn içre eti ve gayrı ta‘âmı muharrâ eder. Ammâ a‘yân-ı devletde isti‘mâl etmezler. Gerçi ta‘âmı tîz tabh eder, ammâ anı isti‘mâl edenin edebde hayâsın debe eder ve devletli gibi salınır. Anıniçün Mısır halkının çoğu debedir. Anlara zurefâ devletli derler. Ve esnâ-yı kelâmda Mısırlıya "Behey devletli" desen müte’ellim olur, zîrâ nezâketle debe demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239b ·
metinde göster ·
… enin imâretinde azîm kazganları var kim yevm-i mevlûdda içine üçer dörder câmûs
eti ve
onar ganem eti koyup ve niçe kazgan buğday çorbası tabh olunup ve yigirmi bin h …
Ve bu âsitânenin imâretinde azîm kazganları var kim yevm-i mevlûdda içine üçer dörder câmûs eti ve onar ganem eti koyup ve niçe kazgan buğday çorbası tabh olunup ve yigirmi bin hurde etmek pişüp cemî‘i fukarâ ve mesâkînlere sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. On gün on gece bu hâl üzre ta‘âm bezl olur. Ammâ sâ’ir zamân bir kazgan ades ve hınta çorbası ve üç bin nân mücâvirîn ve zu‘afâ ve mesâkîn ve talebelere bezl olur. Zîrâ haremin cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz fukarâ ve talebe hücreleri vardır. şeb [ü] rûz ilme ve tâ‘at ü ibâdete meşgûl sulehâ-yı ümmetden kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y302b ·
metinde göster ·
… ekseriyyâ Mısır'da ba‘zı ni‘met pişerken tuz ile bunu dahi ilkâ ederler, der ân
eti ve
sâyir ni‘meti muharrâ edüp pişirir. Ammâ bu ni‘meti tenâvül edenin gözleri cimr …
Ve ekseriyyâ Mısır'da ba‘zı ni‘met pişerken tuz ile bunu dahi ilkâ ederler, der ân eti ve sâyir ni‘meti muharrâ edüp pişirir. Ammâ bu ni‘meti tenâvül edenin gözleri cimroz olur ve âvâzı bed ve yüzü miskîn-çehre ve hayâsı debe ve karnı gebe gibi olur. Gâyet muzır ma‘dendir. Elbette Mısır ta‘âmında bunun zerre kadar suyu olsun korlar. Zîrâ odun öd gibi zî-kıymetdir, anıniçün sığır tezeği yakarlar. Ni‘meti lezîz değildir, dahi çiğ iken natrûn ile muharrâ pişirmişdir kim ni‘met gûyâ herîse olmuşdur. Anıniçün Q 291aP 288a Mısır'ın ta‘âmı tîz pişüp meydâna gelür. Ammâ sâhib-i tab‘ olan hânedân sâhibleri odun ile ta‘âm pişirirler, anların ni‘metleri lezîzdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y339b ·
metinde göster ·
… ârîn'i sehlce müzeyyendir. Haftada bir gün azîm bâzârı durur turup ol gün koyun
eti ve
deve sığır eti bulunur. Gayrı günlerde etin vücûdu yokdur. Zîrâ şehr-i azîm değ …
Ve sekiz kahvehânesi var. Sûku'l-Attârîn'i sehlce müzeyyendir. Haftada bir gün azîm bâzârı durur turup ol gün koyun eti ve deve sığır eti bulunur. Gayrı günlerde etin vücûdu yokdur. Zîrâ şehr-i azîm değildir, halkı fukarâlar, balık yerler avlarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y355a ·
metinde göster ·
… Summât sâhibi Hâtem kimesnedir. İsmine şeyh Nâsır-ı Devle derler. Ol gece deve
eti ve
deve südü ve hûrmâ helvâsı tenâvül etdik. Ekmekleri darıdır. Atlarımız cümle da …
şeyhü'l-Arabları haymesinde mihmân olduk. Summât sâhibi Hâtem kimesnedir. İsmine şeyh Nâsır-ı Devle derler. Ol gece deve eti ve deve südü ve hûrmâ helvâsı tenâvül etdik. Ekmekleri darıdır. Atlarımız cümle darı yediler. Ve bu Hüceyze kabîlesi cümle üç bin cürd atlı kavm-i şecî‘dir. Andan ale's-sabâh kalkup Nîl'den ba‘îd safî taşlıklı hâlî yerler ile ubûr ederek altıncı sâ‘atde gücile vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383b ·
metinde göster ·
… avmdir. şeyhleri Şücâ‘uddîn'dir, ammâ dîn-i İslâmında şübhe var. Bunlarda koyun
eti ve
darı ekmeği çokdur. Ammâ buğday ve arpa yokdur, zîrâ bunlar hoş-nişîn kavm-i âs …
Altı bin müsellah ve müzeyyen ve ankâ kavmdir. Cümle Urbâna gâlib şecî‘ ü fetâ kavmdir. şeyhleri Şücâ‘uddîn'dir, ammâ dîn-i İslâmında şübhe var. Bunlarda koyun eti ve darı ekmeği çokdur. Ammâ buğday ve arpa yokdur, zîrâ bunlar hoş-nişîn kavm-i âsîlerdir, Y 384a mîrî gılâl mâl [u] menâl bilmezler kim zirâ‘at edüp gılâl tahsîl edeler, ol kayıddan berî kavmdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y383b–Y384a ·
metinde göster ·
… mle yedi bin askerdir. Ammâ ol gece hakîr(e) ve atlarımız(a) cümle darı ve deve
eti ve
südü ekl [ü] şürb etdik. Bu kabâ’il bahârda Habeş dağlarına giderler. Zîrâ bu Ş …
Şellâl cezîrelerinde sâkinlerdir. Ammâ bunlar hâlâ ankâlar ve Mâlikî-mezheblerdir. Ve nesl-i Zülyezen iddi‘âsındadırlar. Cümle yedi bin askerdir. Ammâ ol gece hakîr(e) ve atlarımız(a) cümle darı ve deve eti ve südü ekl [ü] şürb etdik. Bu kabâ’il bahârda Habeş dağlarına giderler. Zîrâ bu Şellâl tarafları zıyk dağlardır, nebâtât [u] giyâhâtları azdır; bu kavmin ise hayvânâtları çokdur, anıniçün Habeş dağlarına giderler. Bunlardan kalkup yine Nîl kenârınca beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y389a ·
metinde göster ·
… rre ya‘nî darı eküp biçüp gıdâları arpa ve darı ekmeği ve lahm-ı tayrî ve cemel
eti ve
südüdür. Ve bozası gâyet memdûhdur. Ve kedi eti yemek mübâhdır, ciddi kutta ya‘ …
On mikdârı tula-binâ câmi‘lerinde ibtidâ Fûncistân pâdişâhı nâmına, andan âl-i Osmân'a du‘â edeler kim hâdimü'l-haremeyni'ş-şerîfeyndir. Gâyet musallî Mâlikiyyü'l-mezheb kavmi vardır. Aslâ kizb ü gıybet ve sû-i zan ü mesâvî bilmezler. Gâyet mustakîm âdemler olduğiyçün şehr-i Mısır'da cümle tüccâr ve ehl-i sûkun huddâmları kavm-i Berâbiredir. Berâbire re‘âyâsına derler, Berberî askerîsine derler. Cümle tâ’ife-i askerî altmış bin olur, ammâ Berâbire'si üç kerre yüz bin âdem olur. Ve bu varoşda binden mütecâviz cellâbe ya‘nî Sûdân ve İsvân ve Fûncistân bâzergânları sâkin olurlar. Ve Berâbire'si ticâret ü zirâ‘at ile mukayyed olup şa‘îr ve dürre ya‘nî darı eküp biçüp gıdâları arpa ve darı ekmeği ve lahm-ı tayrî ve cemel eti ve südüdür. Ve bozası gâyet memdûhdur. Ve kedi eti yemek mübâhdır, ciddi kutta ya‘nî lezîz kedi deyüp vakt-i zarûretde yerler. Ve Nîl zülâli nûş ederler. Bir kabîlesi dahi sahrâlarda zürâfe ve pîl ve gergerdân ve ceyrân sayd u şikâr edüp tırnakları çataldır, deyü tenâvül ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y404b ·
metinde göster ·
… Andan ni‘met-i celîldir kim evvel koyun kebâbı ve kuzu kebâbı ve ceyrân ve deve
eti ve
deve südü ile darı yerler, ve's-selâm. Gayrı ta‘âmları aslâ bilmezler. Pirinc v …
İbtidâ ta‘âmları sünnet üzre arpa ekmeği ile za‘ter-i Halîl'dir. Andan ni‘met-i celîldir kim evvel koyun kebâbı ve kuzu kebâbı ve ceyrân ve deve eti ve deve südü ile darı yerler, ve's-selâm. Gayrı ta‘âmları aslâ bilmezler. Pirinc ve ades fûl gelirse Mısır'dan ve Circe'den gelir. Ammâ Ramazân girince pirinç pilavı [ve] kabak ve kurkas ve karnebît pişirdiler. Yevmiyye Y 413b bin tekne ta‘âmı mebzûl idi. Huzûruna beş gûne ta‘âm ve iki yüz Sûdân tabakları ile ta‘âm gelir. Huddâmlarımıza elli ulbe ta‘âm ta‘yîn edüp dörd yüz darı ekmeği ve iki yüz rub‘ darı atlarımız içün beher yevm vâsıl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y413a–Y413b ·
metinde göster ·
ne kadar âteş yedi. Hakkâ ki üstâd pehlivân idi", deyü kendüye hayli levm etdi. …
"Su vermediğimizden helâk oldu. Ne kadar deve eti ve ne kadar âteş yedi. Hakkâ ki üstâd pehlivân idi", deyü kendüye hayli levm etdi. Hakîr tesellî-i hâtır vermek içün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·
… merâhil ederek ba‘zı Dumbiye kurâlarına uğrayup hedâyâ verüp ülfet ederek deve
eti ve
gergerdân eti yiyerek boza ve deve südü içerek altı gün konup göçerek altıncı g …
Altı gün altı gece yük endirmeyüp cânib-i şimâle kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek ba‘zı Dumbiye kurâlarına uğrayup hedâyâ verüp ülfet ederek deve eti ve gergerdân eti yiyerek boza ve deve südü içerek altı gün konup göçerek altıncı gün kara taşlı kayalar mâbeyninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·
… bin mikdârı ahmer ve esmerü'l-levn âdemlerdir. Anların mâbeynlerinde yatup deve
eti ve
deve südü ve boza yiyüp içüp atlarımıza darı verüp ale's-sabâh azm-ı râh edüp h …
Bunda on bin mikdârı Şerebazı kavmi sâkinlerdir. Ve bunlardan gayrı cümle kırk bin mikdârı ahmer ve esmerü'l-levn âdemlerdir. Anların mâbeynlerinde yatup deve eti ve deve südü ve boza yiyüp içüp atlarımıza darı verüp ale's-sabâh azm-ı râh edüp hâsıl-ı kelâm on bir günd[e] hamd-i Hudâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·