… an kim bir arslan gazaba gelüp halka hücûm etse derhâl arslancı elindeki ceyrân
etiyle
mülemma‘ dârûyu burnuna dutunca hemân şem etdüği dem, dem-beste olup mest olup …
Bu arslancıyân cümle pür-silâh olup ellerinde ceyrân etinden afyonlu ve dârûlu ma‘cûnlar ile her biri ellerinde Bağdâd kargısı asâlar ile her arslanın boğazında dörd zencîr kim her biri pranka kalınlığı altun ve gümüş mutallâ demir zencîrlerdir. On aded arslan ve beş aded bebr ve on iki aded kaplan ve niçe kurd ve sırtlan ve niçe tilki ve çakalları dahi birer âdem keşân-ber-keşân çeküp ubûr ederler. Kaçan kim bir arslan gazaba gelüp halka hücûm etse derhâl arslancı elindeki ceyrân etiyle mülemma‘ dârûyu burnuna dutunca hemân şem etdüği dem, dem-beste olup mest olup bu gûne zabt ederler, yohsa aslâ zabtı mümkün değildir. Bu uslûb üzre bunlar dahi ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a ·
metinde göster ·
toylarsan bi-emri Hayy-ı Kadîr bu hıyye-i hakîr senin keştîni bu girdâbdan halâ …
Âhir-ı kâr yılan gelüp eydür "Yâ nebiyyallah! Eğer beni benî Âdem etiyle toylarsan bi-emri Hayy-ı Kadîr bu hıyye-i hakîr senin keştîni bu girdâbdan halâs idem." deyü ta‘ahhüd eder. Hazret-i Nûh dahi "Nola yâ su‘bân, seni âdem etiyle doylayayım" deyü ahd [ü] mîsâk eder. Hemân ân-ı mezkûr su‘bân geminin rahnedâr olan deliğine kuyruğun sokup vücûdun halka halka edüp yatur. Hikmet-i Hudâ gemiye bir katre âb-ı gazab girmez. Cümle halk sürûr [u] şâdımân olup derûn-ı keştîye mukaddemce giren suyu yine deryâya döküp bî-bâk u bî-pervâ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212a ·
metinde göster ·
… n halâs idem." deyü ta‘ahhüd eder. Hazret-i Nûh dahi "Nola yâ su‘bân, seni âdem
etiyle
doylayayım" deyü ahd [ü] mîsâk eder. Hemân ân-ı mezkûr su‘bân geminin rahnedâr …
Âhir-ı kâr yılan gelüp eydür "Yâ nebiyyallah! Eğer beni benî Âdem etiyle toylarsan bi-emri Hayy-ı Kadîr bu hıyye-i hakîr senin keştîni bu girdâbdan halâs idem." deyü ta‘ahhüd eder. Hazret-i Nûh dahi "Nola yâ su‘bân, seni âdem etiyle doylayayım" deyü ahd [ü] mîsâk eder. Hemân ân-ı mezkûr su‘bân geminin rahnedâr olan deliğine kuyruğun sokup vücûdun halka halka edüp yatur. Hikmet-i Hudâ gemiye bir katre âb-ı gazab girmez. Cümle halk sürûr [u] şâdımân olup derûn-ı keştîye mukaddemce giren suyu yine deryâya döküp bî-bâk u bî-pervâ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 212a ·
metinde göster ·
… kleri işte bu kebâb hakkına denmişdir. Siz kâfir evlâdı belinden gelesiz, domuz
etiyle
perveriş bulasız da sakınasız, yâ ben sakınmam mı? İşte koyunların başları ve p …
"Hey hınzîr oğlu hınzîr, hınzîr eti olsun şişde olsun, dedikleri işte bu kebâb hakkına denmişdir. Siz kâfir evlâdı belinden gelesiz, domuz etiyle perveriş bulasız da sakınasız, yâ ben sakınmam mı? İşte koyunların başları ve paçaları ve derileri" deyü gulâmlarıma gösterüp Ma‘ânoğlu hapsinden çıkar gibi aç çıkmış ve niçe eyyâm aç kalmış hüddâmlarımla koyun kebâbının birisin Ma‘dî-kereb-vâr gulâmlarımızla yedik ve fi'l-hâl pîr [ü] pâk etdik ve bir koyun kebâbın meşin sağrıya sarup hıfz eyledik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… a! Biz anın etini yeriz ki cânı birimizin cânına girüp ölmez, bile gezer. Domuz
etiyle
ve yılan etiyle âdem etinden tatlı babamız bir şey yaratmamışdır" dediklerinde,
"Bah yenir ya! Biz anın etini yeriz ki cânı birimizin cânına girüp ölmez, bile gezer. Domuz etiyle ve yılan etiyle âdem etinden tatlı babamız bir şey yaratmamışdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… i yeriz ki cânı birimizin cânına girüp ölmez, bile gezer. Domuz etiyle ve yılan
etiyle
âdem etinden tatlı babamız bir şey yaratmamışdır" dediklerinde,
"Bah yenir ya! Biz anın etini yeriz ki cânı birimizin cânına girüp ölmez, bile gezer. Domuz etiyle ve yılan etiyle âdem etinden tatlı babamız bir şey yaratmamışdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
… n yine Alman kralı olan Ferdinand kral-ı dâll-ı pür-tadlîlin ığvâ ve tahrîk (...
)etiyle
Venedik Pirinc-pirimi sene 940 târîhinde altmış pâre kadırgalarıyla ol Moton ka …
Lâkin bu kal‘a-i gevher-nigîn otuz beş sene dest-i İslâmda durup Süleymân Hân Kızılelma-yı Alman üzre Beç'de ve Prak'da ve Budin-i sedd-i îmân kal‘aları tarafında ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâlde iken yine Alman kralı olan Ferdinand kral-ı dâll-ı pür-tadlîlin ığvâ ve tahrîk (...)etiyle Venedik Pirinc-pirimi sene 940 târîhinde altmış pâre kadırgalarıyla ol Moton kal‘asını muhâsara etmek sadedinde iken gâziyân-ı Moton kitâbı metinden görmüş gibi küffârı mezkûr balyemez topları endâht edüp küffârın altı pâre mavunaların Sıpanca adası önünde gark edüp küffâr-ı dûzah-karârın karârları firâra mübeddel olup bu kal‘a-i Koron'a gelüp limanına lenger-endâz olup ol ân taşra cenûb cenbin döğüp cümle etrâf re‘âyâların yetmiş bin gûne dâm [u] tezvîr-i hiyel [ü] şeytânat hulf-ı va‘deler ile re‘âyâları kendülerine râm edüp murâd [u] merâmları üzre kal‘a-i Koron'u muhâsara ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 270b ·
metinde göster ·