… fa alup cihângîr olmağa sehl kalmışdı. Ammâ müddet-i medîd ömrü İslâmbol'u amâr
etmeğile
güzer etdi. Ve zamân-ı hayâtında Kızıl yumurta günleri ve Meryem Ana günleri ve …
Bu Kostantîn dahi cümle pâdişâhları kendüye mutî‘ [ü] münkâd edüp Îrân [ve] Tûrân ve Hind(ler)istân pâdişâhları kendüye bâc [u] harâç verüp ekâlîm-i seb‘ayı kabza-i tasarrufa alup cihângîr olmağa sehl kalmışdı. Ammâ müddet-i medîd ömrü İslâmbol'u amâr etmeğile güzer etdi. Ve zamân-ı hayâtında Kızıl yumurta günleri ve Meryem Ana günleri ve İsvet Nikola ve Kâsım ve Hızır-ilyâs ve Avusdos ve haçların suya bırakdıkları günler ve Kara Koncoloz günleri ve bu makûle bed-nâm ıyd-i nasârâ günleri ve her bâzâr günleri İslâmbol kal‘ası dîvârların kırmızı parankona çuka ile mestûr etdirüp bizzât kendüsi alay-ı azîm ile Leka-yı bed-likâ gibi sakalına incü dizüp başına tâc-ı İskender-i Keyâniyânı geyüp İslâmbol'u seyr [ü] temâşâ edüp deverân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
… uyu. Bu câmi‘ sâhibi Selmân-ı Pâk köçeğinden olup üç âdem başın bir akçeye trâş
etmeğile
helâl [ü] zülâl mâl cem‘ edüp bu câmi‘i binâ etmeğile hâlâ Üçbaş câmi‘i derler. …
Târîh-i câmi‘-i Üçbaş: Kurb-ı Zencîrlikuyu. Bu câmi‘ sâhibi Selmân-ı Pâk köçeğinden olup üç âdem başın bir akçeye trâş etmeğile helâl [ü] zülâl mâl cem‘ edüp bu câmi‘i binâ etmeğile hâlâ Üçbaş câmi‘i derler. Bir küçük câmi‘dir ammâ anda bir rûhâniyyet vardır. Kapusu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… dem başın bir akçeye trâş etmeğile helâl [ü] zülâl mâl cem‘ edüp bu câmi‘i binâ
etmeğile
hâlâ Üçbaş câmi‘i derler. Bir küçük câmi‘dir ammâ anda bir rûhâniyyet vardır. K …
Târîh-i câmi‘-i Üçbaş: Kurb-ı Zencîrlikuyu. Bu câmi‘ sâhibi Selmân-ı Pâk köçeğinden olup üç âdem başın bir akçeye trâş etmeğile helâl [ü] zülâl mâl cem‘ edüp bu câmi‘i binâ etmeğile hâlâ Üçbaş câmi‘i derler. Bir küçük câmi‘dir ammâ anda bir rûhâniyyet vardır. Kapusu üzre târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… Mısır Hâ’in Ahmed Paşa'ya ihsân olunup Ahmed Paşa, Süleymân Hân cülûsunda isyân
etmeğile
Hâ’in nâmıyla şöhret bulup Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa mührüyle Mısır'a var …
Mustafâ Paşa: Gegbizye'deki câmi‘i bunlar binâ edüp cümle zî-kıymet ruhâm-ı gûnâ-gûn hacerâtların Mısır'dan üstâdları ile getirdüp câmi‘ binâ etdi. Bunlar Mısır'dan ma‘zûl olup Şâm ihsân olunup Mısır Hâ’in Ahmed Paşa'ya ihsân olunup Ahmed Paşa, Süleymân Hân cülûsunda isyân etmeğile Hâ’in nâmıyla şöhret bulup Makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa mührüyle Mısır'a varmazdan mukaddem askerî tâ’ifesi Ahmed Paşa'yı hammâmda uryânen dutup Bâb-ı Züveyle'de salb edüp ba‘dehu İbrâhîm Paşa Mısır'a dâhil olup ma‘mûr [u] âbâdân etdiğine târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 101a ·
metinde göster ·
el-Mevlâ Feyzullâh ya‘nî Kâfzâde: isimleri Mustafâ iken Feyzî tahallüs
etmeğile
isimleri Feyzullâh olmuşdur. Sihr-i mübîn eş‘ârı vardır. Sinn-i şerîfleri 71 se …
el-Mevlâ Feyzullâh ya‘nî Kâfzâde: isimleri Mustafâ iken Feyzî tahallüs etmeğile isimleri Feyzullâh olmuşdur. Sihr-i mübîn eş‘ârı vardır. Sinn-i şerîfleri 71 seneye bâliğ iken merhûm olup Zencîrlikuyu kurbünde kayınbabaları Ma‘lûlzâde türbesi civârında medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 107b ·
metinde göster ·
Tekye-i Hasan-âbâd: Sultân Murâd-ı Râbi‘ asrında Unkapanı'nın iç yüzünde Pervîz Ağa nâm bir ağanın mün‘im ü mâldâr abd-i memlûkü Hasan nâm köle âdemisi binâ etmeğile zürefâ-yı İslâmbol bu tekyeye Niznâm-âbâd tekyesi derler. "Niznâm" lafzı lisân-ı Rûs'da bilmem demekdir. Ammâ cihân-nümâ bir püşte üzre nev-âbâd Niznâm-âbâd tekyesidir. Sâhibü'l-hayrâtı hayâtda olmağile her ay başında cümle ehl-i teferrüce salâ edüp hânende ve sâzendeler ile ziyâfetler ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
… a‘dehu Süleymân {Hân} asrında Defterdâr (---) Paşa leb-i deryâda bir câmi‘ binâ
etmeğile
sâ’ir a‘yân-ı kibârlar dahi yalılar edüp ma‘mûr olmuşdur. Sâhil-i bahrde bir de …
Kadîm-i a‘sârda cümle kefereler sâkin imiş, ba‘dehu Süleymân {Hân} asrında Defterdâr (---) Paşa leb-i deryâda bir câmi‘ binâ etmeğile sâ’ir a‘yân-ı kibârlar dahi yalılar edüp ma‘mûr olmuşdur. Sâhil-i bahrde bir derenin iki cânibinde iki bin üç yüz kat-ender-kat yalılı ve bâğlı ve bâğçeli sarâylar ve büyûtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136a ·
metinde göster ·
… azzamdır. İslâmbol'dan altı mîldir. Ammâ Karadeniz akındısı şiddet üzre cereyân
etmeğile
cümle kayıklar Beşiktaş nâm mahalle varup andan Üsküdar'a salırlar, eyle tokuz …
{Bu Üsküdar Arz-ı Mukaddes hâki olup cümle Anatolu ve Arab u Acem ve Hind ü Sind diyârlarının memerr-i nâsı olmağile gâyet bender şehr-i mu‘azzamdır. İslâmbol'dan altı mîldir. Ammâ Karadeniz akındısı şiddet üzre cereyân etmeğile cümle kayıklar Beşiktaş nâm mahalle varup andan Üsküdar'a salırlar, eyle tokuz mîldir. Ve Sarâyburnu'ndan Eyyûb on mîldir ve deryâsında akındısı yokdur. Ammâ Üsküdar'a geçmek gâyet müşkildir. Husûsâ lodos hevâda gâyet ihtirâz lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141b ·
metinde göster ·
"Ey imdi eyle olunca sizin kârınız olan balık bî-akl olunca siz dahi tenâvül
etmeğile
hayvân-misâl bir heyûlâsız. Ve sayd etdiğiniz mâhîler ekseriyyâ Bekrî cânlara t …
"Ey imdi eyle olunca sizin kârınız olan balık bî-akl olunca siz dahi tenâvül etmeğile hayvân-misâl bir heyûlâsız. Ve sayd etdiğiniz mâhîler ekseriyyâ Bekrî cânlara ta‘âmdır. Kâr [u] kesbleriniz dâ’imâ fâsıklar ve kefereler iledir. Bizim helvâmız dersen tatlu ballu şekerlerden ve Cenâb-ı Bârî'nin "Ene hâliku'l-ineb" buyurduğu üzümden ve Arapça deyü medh etdüği asel-i hâlisden hâsıl edüp mü’min ü muvahhidler ni‘meti olur. Ve bizim helvâmız hakkında ol efsah-ı büleğâ ve ol Muhammedü'l-Mustafâ buyururlar kim Arapça ve bir dahi Arapça demişlerdir. Eyle olsa pâdişâhım kankımızın alayı mukaddem gitmek ma‘kûldür" deyince cümle huzzâr-ı meclisin meşveretiyle helvâcıbaşıya hatt-ı yarlığ-ı belîğ verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
sâ’ir esnâf üzre takaddüm olundu. Bunlar arabalar üzre çadırlar kurup pâk libâs …
Bu esnâf dahi me’kûlât [ü] meşrûbât fürûht etmeğile sâ’ir esnâf üzre takaddüm olundu. Bunlar arabalar üzre çadırlar kurup pâk libâslar ile zeyn edüp zenbîl zenbîl fındık ve fısdık [ve] üzüm ve incîr ve gûnâ-gûn alaca(?) mûmlar ile çadırların zeyn edüp halk üzre üzüm ve fındık ve leblebi nisâr ederler. Ve bunlar gâyetü'l-gâye âlât-ı harbe müstağrak olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 179a ·
metinde göster ·
… bir krâle binâsıdır. Sene târihinde Osmân Gâzî fermânıyla Kara Yalvac oğlu feth
etmeğile
Yal[o]va derler. Feth etmede usret çekmeğile kal‘ası münhedim olup ba‘zı yerler …
Evsâf-ı Menzil-i kal‘a-i Kara Yalova : Kal‘ası ve şehri tekür kral kızı (---)(---) nâm bir krâle binâsıdır. Sene târihinde Osmân Gâzî fermânıyla Kara Yalvac oğlu feth etmeğile Yal[o]va derler. Feth etmede usret çekmeğile kal‘ası münhedim olup ba‘zı yerlerde eser-i esâsları nümâyândır. Zamân-ı Yıldırım Hân'da Bursa sancağı hükmünde tahrîr olmuşdur. Yüz elli akçe kazadır ve yeniçeri serdâr ve subaşısı vardır. Şehri cümle yedi yüz evdir, serâpâ kiremit örtülü bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr hâne-i fukarâlardır. Ve yedi mihrâbdır, çârsû içinde bir minâreli ve kiremit örtülü cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘dir. (---)(---) binâsıdır. Bir hammâmı ve üç hânı ve kırk elli dükkânı var. Leb-i deryâdadır, ammâ âb [u] hevâsı sakîl, istemekânı (?), yoğurdlu, bir kasaba-i ma‘mûrdur. Ve meyve-i gûnâ-gûnu gâyet memdûhdur. Bu kasabayı seyr ü temâşâ edüp anda arabalara süvâr olup kıble cânibine 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a ·
metinde göster ·
geçinirler. "Hırsız olmayan âdem bu kavmin yanında şûm u bedbaht kavmdir" deyü …
Evsâf-ı aşîret-i Kamış : Beğlerinin ismi (---). On bin bâhâdır, şecî‘ kavmdir. Melek Ahmed Paşalı Kamış Mehemmed Ağa bu kabîledendir. Kerrât ile Arıt kavmin bozup beğlerin esîr etmişlerdir. Zirâ bu Abaza kavmi birbiriyle ceng [u] cidâl edüp evlâdların ve avretlerin uğurlayup kâr etmeğile geçinirler. "Hırsız olmayan âdem bu kavmin yanında şûm u bedbaht kavmdir" deyü meclislerine komayup kız vermezler. Bu Kamış dağlarında iri domuzları olur kim her biri eşek kadardır. İskelesi vardır ammâ ol kadar işlemez. Zîrâ halkı gâyet âsîlerdir. Ve bu Kamış kavmi içinde Mısır'dan ve İslâmbol'dan gelme Tophâne Abazaları vardır. Mescidleri var, evlâd [u] ensab sâhibi müselmânları çokdur. Ve âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Cümle kurâları kıbleye ve deryâya nâzırdır. Bunda dahi çârsû-yı bâzâr yokdur. Ammâ iskele başlarında bâzâr yeri vardır. Bundan yine garba leb-i deryâ ile üç konakda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
… ır ve Süleymân Hân asrında köprü sâhibi Koca Mustafâ Paşa bir câmi‘-i azîm binâ
etmeğile
anın evkâfıdır. Mütevellîsi hâkimdir. Bir kûh-ı bâlânın zirvesinde olmak ile de …
Gekbize, "gel bize"den galatdır. Ammâ imâret-i sâlisi Ebü'l-feth Meğâzî, ya‘nî Sultân Mehemmed Gâzî, İslâmbol'u feth etdikden sonra imâr olmuşdu. Kocaili sancağı hâkinde yüz elli akçe kazâdır ve Süleymân Hân asrında köprü sâhibi Koca Mustafâ Paşa bir câmi‘-i azîm binâ etmeğile anın evkâfıdır. Mütevellîsi hâkimdir. Bir kûh-ı bâlânın zirvesinde olmak ile deryâdan bir sâ‘at ba‘îd bir susuz dağ başındadır. Cümle bin mikdârı âbâdân bâğlı ve bâğçeli tarz-ı kadîm büyûtlardır. Cümle üç câmi‘i var, ammâ cümleden mükellef selâtîn-misâl kurşum örtülü kubbe-i nîlgûn Câmi‘-i Mu‘azzam'dır kim İslâmbol'da vüzerâ câmi‘lerinde böyle bir câmi‘-i azîm yokdur. Edirne kurbunda Süleymân Hân'ın
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 276b ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i buhayre-i Sabanca: Devri yigirmi mil ihâta eder. Cânib-i erba‘asında kasaba-misâl yetmiş altı pâre kurâları vardır. Cümle halkı bu halîcin âbından nûş etmeğile reng-i rûları humret üzredir. Ve mahsûlleri gâyet çokdur, ammâ bâğları yokdur, lâkin bâğçeleri çokdur. Ve bu gölün kenarında kavun ve karpuz olur kim ikisin bir hımâr ancak götürür. Lezîz zerdesi olur kavunları vardır. Ve bu buhayre içre yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır. Köyden köye âdemler ve kerâste ve sâ’ir eşyâlar götürürler ve yetmiş seksen 277b gûne balıkların sayd edüp kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balığının ta‘amı misk [u] anber hamıyla pişmiş gibi lezzeti olur ve gâyet müferrah ve mukavvîdir. Ve bu buhayrenin umkı yigirmi kulaçdır. Ve gâyet sâf ve berrâk âb-ı revândır. Sâhilinde olan ahâlî-i kurâ nisvânları esbâb gasl etdüklerinde aslâ sabun sürmeyüp üçer kerre yıkasalar pâk ve beyâz dülbend gibi olur. Mezkûr somunu dahi bu su ile yoğurup ekmek etdüklerinden pembe-misâl ekmeği olur. Ve bu halîcin cânib-i şarkîsinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a–277b ·
metinde göster ·
… çe külâhlı bir cân idi. Niçe kerâmetinden mâ‘adâ her gîce ehliyle yigirmi cimâ‘
etmeğile
meşhûr idi.
Ve Sıyâmî Dede cellâd elinden bir kaç bî-günâhı halâs edüp ertesi cürm sâhibleri bulunup Sıyâmî Dede kendi tahta kılıcıyla üç âdemi katl etmişdir. Ve "Allah'ım da Allah'ım" nâm bir kolu meflûç keçe külâhlı bir cân idi. Niçe kerâmetinden mâ‘adâ her gîce ehliyle yigirmi cimâ‘ etmeğile meşhûr idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 288a ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i cisr-i azîm Çoban: Sene (---) târîhinde Âl-i Çobaniyân'dan Melik (---) binâ etmeğile Çoban köprüsü derler. Nehr-i Araz-ı azîm üzre kavs-ı kuzâhdan nişân verir (---) göz kantara-i ibret-nümâdır. Bu nehr-i Araz tâ Bingöl yaylasından tulû‘ edüp cânib-i şarka cereyân ederek kal‘a-i Malazcird altından geçüp andan karye-i Artıf ve kal‘a-i Hınıs önünden ubûr edüp andan Altun Halkalı cisri altından geçüp niçe yüz kurâları reyy ederek bu Çoban köprüsünden aşağı niçe kılâ‘ ve büldânları reyy ederek kal‘a-i Revân altında nehr-i Zengî'ye Zengî dahi Kür'e, nehr-i Kür dahi Gîlân deryâsına munsab olur. Nehr-i Araz darblı sudur. Kaçan Bingöl yaylasının karı sökün etdikde deryâ gibi cûş [u] hurûş eder. Üç günde cümle asâkir bu Çoban Sultân köprüsünden ubûr edüp paşa dahi alay ile güzer edüp 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291a ·
metinde göster ·
… kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet
etmeğile
hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koy …
Menzil-i karye-i Alacalar: Araz kenarında Bâyezîd kal‘ası hükmünde üç yüz evli Ermeni ve müselmân köyüdür. Bunda sâhib-i devlet efendimiz Revân Hânı elçisi Kâsım Hân'a ve Nahşıvân Hânı elçisi Takî Hân'a ve Tebrîz Hânı elçisi Seyf Alî Hân'a azîm ziyâfetler edüp muhabbetnâmeler verüp her birine ikişer çıplak küheylân atlar ve mercân u tesbîh ve tîr ü kemânlar ve niçe elvân Ceneviz ve Venedik hâreleri ihsân edüp cümle elçilere hitâben buyurdular kim "Âl-i Osmân devletinde biz sulha muğâyir iş işlemeği revâ görmeyüp Şuşik Beği Mustafa Beğin ilin vilâyetin nehb ü gâret edüp kal‘asın âhir beğe ihsân etdük kim sizin Revân hânı karındaşımız andan şikâyet etmeğile hakkından gelindi. İmdi sizler dahi sulha muğâyir iş etmeyüp Mekü kal‘asına koyduğunuz askeri çıkarup kânûn-ı sulh üzre kal‘ayı harâb idesiz ve illâ hâlâ tuğrâkeş serdâr-ı mu‘azzam deryâ-misâl asker ile Revân ve Nahşıvân diyârların nehb u gâret ederim", deyü cevâb-ı pür-savâb hitâb edince üç aded elçi ser-ber-zemîn edüp "bi-ser ü çeşm" dediklerinde her birine birer Acemâne semmûr kürkler giydirilüp Kilârcı Velî Ağa Elçi Kâsım Hân ile Revân cânibine gitdi. Alacaatlı Hasan Ağa elçi Takî Hân ile Nahşıvân'a gitdi. Hakîr dahi gümrük kâtibi olmamız hasebiyle gümrüğe tüccâr gelmesiyçün hakîre nâmeler verilüp 293a Tebrîz Hânına bir mücevher zeynli at ve yelkenden çullu küheyl at ve latîf sultânî destmâllar ve bir incü tesbih ve bir çift çârkâb tîrkeş verüp Tebrîz hânı elçisi Seyf Alî Hân'a hakîri teslîm edüp "Evliyâm size Allah emâneti olsun" deyü vasıyyetler edüp tatyîb-i hâtır ile mukayyed olup "Bu cânibde gümrüğümüze kârbânlar gönderesiz" deyü nâmeler ve ricânâmeler hâkîre teslîm olunup harc-ı râh bir kîse ve bir kat libâs-ı fâhire on bir huddâmımdan gayrı her ocakdan beşer onar âdem koşup cümle kırk beş nefer olup paşa efendimizle ve cümle ehibbâ ile vedâlaşup tevekkülen alâ cânib Revân'a [ve] Nahşıvân'a revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b–293a ·
metinde göster ·
… kasr-ı Havernaklar ve gûnâ-gûn hücre ve kâ‘alar ve hıyâbânlar binâ edüp âbâdân
etmeğile
Murâd Hân-ı Râbi‘ bu şehri harâb etdikde Çiftelerli Osmân Ağa'yı bu bâğ üzre ko …
Der-sitâyiş-i mesîregâh-ı bâğvât: Cümle kırk yedi bin bâğ u bâğçe ve teferrücgâhdır. Cümleden Şâh Ya‘kûb bâğı câmi‘inin kurbundadır. Hân-ı âlîşân, hakîre bu irem içre bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîfden hâric ve temdîhden âric idi. Şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet-mend ola kim bir günde on bir kerre yetmiş aded hânende ve sâzende ve mutrıbânlar tarz-ı Horâsân fasılları edüp rakkâslar zühre-misâl deverân u semâ‘ edüp gûyâ ol gün Hüseyn-i Baykarâ meclisi oldu. Bu bâğ eyle bir bâğ-ı İrem-i İreme zâtü'l-imâddır kim felekde nazîri yok bî-bedel lâ-nazîr kabîlesinden bir bâğ-ı cinândır. Meğer bu bâğın bu mertebe âbâdân kalmasının aslı Sultân Murâd-ı Sâlis vüzerâlarından Koca Ferhâd Paşa hâkim-i Tebrîz iken bu Ya‘kûb Şâh bâğının âb [u] hevâsından hazz edüp gûnâ-gûn müte‘addid kasr-ı Havernaklar ve gûnâ-gûn hücre ve kâ‘alar ve hıyâbânlar binâ edüp âbâdân etmeğile Murâd Hân-ı Râbi‘ bu şehri harâb etdikde Çiftelerli Osmân Ağa'yı bu bâğ üzre koyup hıfz [u] hırâset eder. Hâlâ hadîka-i gülistândan nişân verir bir ravza-i rıdvândır. Ziyâfet tenâvül etdiğimiz kasrın âhir-i mısra‘-ı târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b ·
metinde göster ·
… zzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket
etmeğile
âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmi …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… ân ülkedir ve bir püşte üzre âlî kal‘a-i nümâyân idi. Lâkin ismi hâtırdan hutûr
etmeğile
tahrîr olunmadı. Ve niçe âbâdân nâhiyeleri vardır. Bu şehrin ensesindeki kûh-ı …
Andan ülke-i Şâyi‘ âbâdân ülkedir ve bir püşte üzre âlî kal‘a-i nümâyân idi. Lâkin ismi hâtırdan hutûr etmeğile tahrîr olunmadı. Ve niçe âbâdân nâhiyeleri vardır. Bu şehrin ensesindeki kûh-ı Şâh'a Terekeme kavmi yaylağa çıkarlar, azîm yaylakdır. Ve bu Aras nâhiyelerinde kal‘a-i Şekî ülkesi dahi âbâdândır. Lâkin kâhîce Dağıstân pâdişâhı müdâhale eder. Lâkin hâlâ Aras hânı hükmündedir. Zîrâ Aras hânı Dağıstân ile Gürcîstân cenbinde ulu hânlıkdır kim üç bin yigirmi nökere mâlikdir. Kadısı ve münşî ve on iki hâkimi vardır. Üç gün bu şehrde meks edüp hândan in‘âmlar alup iki yüz Mâzenderânî tüfenk-endâz refîkler ile cânib-i şimâle iki menzil gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 310b ·
metinde göster ·
seni eyâletin askeriyle Revân derneğine me’mûr etmişdim. Batîu'l-harekelik edüp …
Evvelâ Revân Hânı tarafından üç bin baş kârbân gelüp ser-sevdâgerânları Şâh ortağı Yezdânbaş nâm başı alaca ve gönlü karaca bir kızılbaş idi. Anın cümle pârçe yükleri ve tenbelîdlerin çözüp kânûn-ı şer‘î deyü gümrüğün alup gümrük emîni Tatus nâm Ermeni feryâd idegördü. Cümle-i cümele dörd yüz kırk kîse gümrük alup şehirden kat‘-ı âlâka edüp alay-ı azîm ile Erzincân kapusundan taşra çıkup Bâzârbaşı Değirmânları nâm ferah-fezâda meks edüp cümle Erzurûm a‘yânından ol kadar at ve katır ve şütür ve koyun ve kuzu yemleri(?) hedâyâlar geldi kim cümle ağavâtlar dahi hedâyâlardan hissemend olup muğtenim oldular. Ve cânib-i erba‘adan günden güne ağavâtlar gelüp dâ’ire-i âzîm oldu. Kâmil Erzurûm hâricinde kâhîce kar, boran, kâhîce küşâde hevâ ile meks ederken Bağdâd Vâlisi Sâlih Paşa kethüdâsı İbrâhîm Paşa'nın katli haberiyle cümle yüz elli iç ağaları ve yetmiş aded kapucubaşıları ve yedi bayrak ve yedi yüz yiğit sarıcası ve üç bayrak sekbânı gelüp cümlesin alup "safâ geldiniz, hoş geldiniz" deyü cümleye müstevfâ ta‘yînâtların ihsân edüp mazlûm İbrâhîm Paşa içün hayli bükâ etdi. Ve ertesi gün der-i devlet tarafından Tokmak Haseki nâm bir ulak-ı kolak-ı solak yelerek gelüp bir emr-i şerîf getirüp "Sen ki, vezîrim Mehemmed Paşasın! Mukaddemâ selefin Süleymân Paşa, kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânın arz etmeğile seni eyâletin askeriyle Revân derneğine me’mûr etmişdim. Batîu'l-harekelik edüp gitmeğe tekâsül etmişsin. Gerekdir kim emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ’at durmayup ber-vech-i arpalık sana Kars eyâletin ihsân etdim. Elbette eyâletine gidüp ol serhadleri hıfz [u] hırâset üzre olup alâmet-i şerîfime i‘timâd idesin" 339a deyü emr-i şerîf kırâ’at olunup "Emir Pâdişâhımın" deyü harc-ı râh üç kîse guruş ihsân edüp Haseki Ağa'yı Âsitâne tarafına gönderüp "Her çi bâd-âbâd" deyüp Kars cânibine gitmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338b–339a ·
metinde göster ·
Germiyân Hezârı derler. Ammâ şehrinin ulemâ ve zurefâları şehr-i Bebekbâzârı de …
Ahvâl-i pür-me’âl-i Bebekbâzârı: İbtidâ bânisi ma‘lûmum değildir. Lâkin ibtidâ fâtihi Kütâhiyye pâdişâhlarından Germiyânoğlu Ya‘kûb Şâh'ın vezîri Dinar Hezâr feth etmeğile Germiyân Hezârı derler. Ammâ şehrinin ulemâ ve zurefâları şehr-i Bebekbâzârı derler. Amma lisân-ı Etrâk'da Beğbâzarı derler. Hakkâ ki haftada bir gün güzel müzeyyen bâzârı durup cemî‘î zî-kıymet [ü] bî-kıymet bulunur. Ammâ cümle halkının kâr [u] kesbleri tiftik keçisi olmağıla sûf ipliği çok füruht olunur. Ammâ meterisi var deresinde niçe bin kantar sûf ipliği bey‘ ve şirâ olunur. Lâkin sofî olmaz. Ammâ lâtif muhayyeri olur. Bâzâr-ı azîmde her hafta etrâf kurâlardan on bin âdem cem‘ olur. Hâlâ bu şehr Anadolu eyâleti hâkinde Engürü sancağı hudûdunda Âsitâne-i sa‘âdetde her kim şeyhülislâm ise anların hâssıdır kim hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunup müftî tarafından subaşısı hâkimdir ve yüz elli akçe ile sadaka olunur kazâdır. Senevî kadısına yedi kîse hâsıl olur şerîf kazâdır. Ve cümle (---) aded kurâları vardır. Ve damga emîni ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır. Lâkin dizdârı ve kal‘a neferâtları yokdur. Zirâ kal‘ası bir kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî ilhaf taş dîvârlı bir ince kal‘a olmak ile ma‘mûr olmayup neferâtı yokdur. Kal‘a kayası bir dere içine vâkı‘ olmuş kal‘anın iki cânibi balık arkası gibi bir sırtlı kaya üzre kal‘acıkdır. Cirmi ne mikdâr olduğu ma‘lûmum değildir. Aşağıda şehri iki dere-i vâsi‘ içinde cümle yigirmi mahalle ve kırk bir mihrâbdır. Lâkin selâtîn câmi‘leri gibi mükellef câmi‘leri yokdur. Evvelâ çârsû içinde (---) câmi‘i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde Sultân Nûreddîn Şehîd'in Mıdık nâmında bir vezîri binâ
etmeğile
ol ismile müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ-yı gûyâ nev-binâ-yı sûrcağızdır. Sene 922 tâ …
Sene (---) târîhinde Sultân Nûreddîn Şehîd'in Mıdık nâmında bir vezîri binâ etmeğile ol ismile müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ-yı gûyâ nev-binâ-yı sûrcağızdır. Sene 922 târîhinde Çerâkis-i nâkes elinden Selîm Hân-ı Evvel emân ile feth etmişdir. Haleb eyâletinde (---) kazâsında bir göl kenarında bir küçük kayalı alçak püşte üzre sehl-i murabba‘ seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâ[dır].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24b ·
metinde göster ·
… ibi ma‘mûr değil idi. Zîrâ cemî‘i Benî İsrâ’îlî bu şehr-i Sıfet'den 44b zuhûr
etmeğile
ma‘bed-i kadîmleri olup bilâ teşbîh, ilâ hâze'l-ân Benî İsrâ’îlî olan Yahûda ka …
İbtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Hazret-i Ya‘kûb'a gelince bu şehir ol kadar ma‘mûr oldu kim şehr-i Askalân ve şehr-i Hâsân ve şehr-i Filistîn, şehr-i Taberistân ve şehr-i Kudüs ve şehr-i Zağzağa bu Sıfet şehri gibi ma‘mûr değil idi. Zîrâ cemî‘i Benî İsrâ’îlî bu şehr-i Sıfet'den 44b zuhûr etmeğile ma‘bed-i kadîmleri olup bilâ teşbîh, ilâ hâze'l-ân Benî İsrâ’îlî olan Yahûda kavmine bu şehir ka‘beleri olmuşdur. Bu şehri Selîm Hân sene 922 târîhinde Mısır Çerâkisesi Sultân Gavrî destinden feth etdükde Tavâşî Sinân Paşa tahrîriyle altı kerre yüz bin Yahûdî harâcı tahrîr olunmuşdu. Hâlâ yine yetmiş seksen bin Yahûdî mevcûddur kim kat-ender-kat Yahûdî evleridir. Ve ömründe bir Yahûdî bu şehri ziyâret etmese eğer iktidârı yoğise türâbından sürünmese, yâ suyundan içmese veyâ şecerlerinin berk-i hazânından kendüye dütsi vermese zu‘m-ı bâtılları üzre Yahûdî olmayup kara-yı cuhûd olur. Bu şehrin ibtidâ bânîsi ve taht-ı Yahûd olması ve ziyâretgâh-ı Yahûd olması ve cemî‘i ibret-nümâ binâları ve cümle hayrât [u] hasenâtları târîhleriyle yazılmışdır. Ve cümle ziyâretgâhlarında Hazret-i Ya‘kûb evlâdları ve kerîmeleri ve Hazret-i İsmâ‘îl evlâdları ism [u] resimleriyle ve Hazret-i Ya‘kûb'ın Beytü'l-hazen'i ve kabr-i Sâm ve beyt-i Hazret-i Efrâyîm ibn Hazret-i Yûsuf ve beyt-i Hazret-i İshâk ve beyt-i Hazret-i İsmâ‘îl ve beyt-i Hazret-i Eyyûb ve niçe gûne evsâfı, cümle hacc-ı şerîfe gitdiğimiz sene seyâhatnâmemizin cild-i (---) de gâyet mufassal tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu sene seyâhatimizde seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan kimesnelere her lisândan bilmek elzem-i levâzımından olmağın bu mahalle lisân-ı Tevrât üzre Yahûdî lisânı tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 44a–44b ·
metinde göster ·
… . Sâm ibn Nûh Kalınsev'dir" derler. Yedi yüz sene mu‘ammer olup bu kal‘ayı inşâ
etmeğile
anın ismiyle müsemmâ bir şehr-i Kalınsev'dir. Ba‘dehû Buhtunnasr Kürdistân'dan …
Kadîm Mısır Tevârîhi sâhibi Hıtat-ı Makrîsî bu şehr içün takrîr ü tavsîf edüp eyle tahrîr eylemiş kim Tûfân-ı Nûh'dan mukaddemde şehr-i azîm idi. Ammâ ba‘de't-Tûfân ibtidâ rûy-ı arzda binâ olunan şehr-i azîmlerin biri bu şehr-i Kalinseve'dir. Lisân-ı İbrî'de Kalınsev bir şeyhin ismidir kim Kabâbıta kavmi "Bu Şeyh Kalinseve peygamberdir. Sâm ibn Nûh Kalınsev'dir" derler. Yedi yüz sene mu‘ammer olup bu kal‘ayı inşâ etmeğile anın ismiyle müsemmâ bir şehr-i Kalınsev'dir. Ba‘dehû Buhtunnasr Kürdistân'dan hurûc edüp hûn-ı Yahyâ'yı tâ’ife-i Yahûd'dan almağ içün şehr-i Zağzağa'yı ve şehr-i Taberistân'ı ve şehr-i Kafernahun'u, ya‘nî Sıfet'i ve bu şehr-i Kalinseve'yi harâb u yebâb edüp cümle Yahûdîleri katl edüp bu şehri türâb u yebâb bırakdı. Ba‘dehû Âl-i Emeviyyûn'dan Ömer ibn Abdülazîz beyne'ş-Şâm ve'l-Gazze emn-i tarîk olsun deyü imâr edüp sene 922 târîhinde Selîm-i Evvel'e mutî‘ oldular. Hâlâ Nablus sancağı hâkinde Kakun kal‘ası nâhiyesinde şâhrâhdan ba‘îd bir ormanistân içre bir kal‘a-i kebîrdir kim her taşı kubbe-misâldir. Ta‘rîf ü tavsîfinde zebân kasîrdir. Dizdârı ve neferâtları ve kal‘asında kifâyet mikdârı cebehânesi ve derûn-ı kal‘ada Urbân hâneleri ve taşrada câmi‘i ve hammâmı ve birkaç dükkânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i Gazze: Kadîm-i evvelde binâ olunan kal‘asının Buhtunnasr harâb
etmeğile
sene (---) târîhinde kal‘asının bânîsi (---) Leb-i deryâdan cânib-i şarka bir s …
Eşkâl-i kal‘a-i Gazze: Kadîm-i evvelde binâ olunan kal‘asının Buhtunnasr harâb etmeğile sene (---) târîhinde kal‘asının bânîsi (---) Leb-i deryâdan cânib-i şarka bir sâ‘at ba‘îd kumistân içre şekl-i murabba‘ bir küçücük taş bina bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘-i bennâdır. Ve cümle (---) burcdur. Ve cümle (---) bedendir. Ve cânib-i kıbleye mekşûf bir demir kapusu var ammâ etrâfında handak (---) ve dâ’iren mâdar cirmi (---) adımdır. Bu kal‘anın dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları dâ’ima mevcûd olup nigehbânlık ederler. Zîrâ gâyet muhâtara Urbân serhaddi olmağıla düşmanı çokdur. Ve derûn-ı kal‘ada cümle Gazze a‘yânının ve sâ’ir kurâ halkının zî-kıymet eşyâları bu kal‘ada mahfûzdur. Derûn-ı kal‘ada cümle hâk-i pâk ile mestûr bâğsız ve bâğçesiz müfîd ü muhtasar neferât hâneleri vardır. Bir câmi‘i ve buğday anbarları ve 48a cebehâne mahzenleri ve müstevfâ cebehânesi ve a‘lâ latîf şâhî topları vardır. Bu kal‘anın kıblesi tarafında şehr-i azîm varoşdur. Ve kal‘a kapusu önünde yol aşırı bir mescidi var, üç vakit namâz edâ olunur ve cemâ‘at-i kesîreli mesciddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b–48a ·
metinde göster ·
… hançer ile zemîni kazup kemer ile altunu yire gömmek niçe olur ve buludu nişân
etmeğile
niçe mâl bulınur. Âdetullah bunun üstüne eyle cârîdir kim cemî‘i kevâkibler ve …
Mu‘âraza-i hakîr, eyitdim: "Bre cânım, bir âdem Erzurûm'un şiddet-i şitâsında merhûm olsa ibtîdâ ol merhûmu defn edecekleri yire onbeş yigirmi yük odun yığup âteş-i Nemrûdlar yakup rûy-ı zemîn mülâyim oldukdan sonra lahdi güç ile Ferhâdî külünkler ile kazup bu minvâl üzre beş altı sâ‘atde bir mezâr gücile kazılır ve ba‘dehû meyyiti tâbutiyle getirüp defn ederken lahde lütfile korlar kim meyyitin aslâ bir uzvu hareket etmeye. Zîrâ meyyitin bir a‘zâsı hareket ederse pâre pâre olur. Zîrâ cümle vücûdu buz olup donmuşdur. Ol ecilden meyyiti belinden ve boynundan ve uyluklarından ve kollarından pâre pâre olmasın deyü pek sarup vârisleri mürde-şûylara ve kabr-kenlere mâllar verüp bir hoşça defn edin, deyü ricâ ederler. Böyle şiddet-i kavî olunca hançer ile zemîni kazup kemer ile altunu yire gömmek niçe olur ve buludu nişân etmeğile niçe mâl bulınur. Âdetullah bunun üstüne eyle cârîdir kim cemî‘i kevâkibler ve seb‘a-i seyyâreler ve şems ü kemer ve bulutlar deverân u seyerân etmek üzre halk olunmuşdur. On ay bulut niçe bir yerde ber-karâr olur. Bir ân durmaz, gâ’ib olur" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 52b ·
metinde göster ·
… ltân Gavrî hükmünde iken Selîm Hân'a mutî‘ oldular. Şehrini Urban-ı uryân harâb
etmeğile
ehl-i ırz kimesneleri dahi hicret edüp şehri harâbhâneleri turâb olup kal‘asınd …
Bu dahi Nemrûd la‘în binâlarından kal‘a-i kadîmdir. Urfa hâkinde çölistânda cezîre-i Dicle'de vâki‘ bir püşte üzre dest-i hâmûne havâle gâyet metîn kal‘adır. Ve şekl-i muhammes seng-binâ bir kal‘a-i bâlâdır. Sene 922 târîhinde Sultân Gavrî hükmünde iken Selîm Hân'a mutî‘ oldular. Şehrini Urban-ı uryân harâb etmeğile ehl-i ırz kimesneleri dahi hicret edüp şehri harâbhâneleri turâb olup kal‘asında dahi âdem-i âdemî-zâd kalmayup ancak kârgîr binâ câmi‘leri ve hân u hammâmları ve gayri harâbhâneleri içinde Keys ü Mevâl Urbânları vakt-ı şitâda sâkin olurlar, ammâ kal‘ası gûyâ henüz üstad-ı mi‘mâr elinden çıkmışdır ve gâyet metânet üzre binâ olunmuşdur. Âl-i Abbâsiyândan el-Müttakî-billah asrında bu diyârın harîri ve gayri mahsûlâtlarından üç Mısır hazînesi mâl hâsıl olur. Ancak şimdi harbe ucından Urfa paşası Urbân'dan kışla hakkı yüz gurûş alabilir. Bu Harrân kurbunda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b ·
metinde göster ·
… edinci halîfesidir. Çin diyârında bir tahta kılıç ile bir ejder-i heftseri katl
etmeğile
Emîr-i Çin Osmân deyü nâm etdiler. Kuddise sırruhu'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâ …
Ammâ Bozok sancağı evsâfı oldur kim, Sivas eyâletinde dokuz kadılık ma‘mûr livâlardır. Evvelâ kazâ-yı ma‘mûr Sorkun Yetmiş pâre büleyde-i ma‘mûrelerdir. Ve kazâ-yı Akdağ Yüz aded âbâdân kurâdır. Ve kazâ-yı Hüseyinova kutb-ı âfâk-ı cihân eş-Şeyh Çin Osmân hazretleri bu mahallerde bir ma‘mûr kurâda medfûndur kim Bozok sancağı kurâlarında Kürkçükıran karyesinde âsitâne-i azîm-i Osmân Paşa tekyesinde medfûndur kim Türk-i Türkân Hâce Ahmed-i Yesevî ceddimizin yedinci halîfesidir. Çin diyârında bir tahta kılıç ile bir ejder-i heftseri katl etmeğile Emîr-i Çin Osmân deyü nâm etdiler. Kuddise sırruhu'l-azîz. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Ve Bozok'un bir kazâsı dahi Budak-özü'dür ve kazâ-yı Kızılkocalı ve kazâ-yı Gedikçubuk'dur ve kazâ-yı Beşiközü ve nâhiye-i Sunkuriçi Hüseyinova kazâsında ulu nâhiyedir. Sunkuroğlu'nun hânedânı dibinde dörd yüz yıldan beri taşları aşınmamış bir su değirmanı vardır. Kibâr-ı evliyâ’ullâh nazarıyla âbâdân bir âsiyâb-ı mâ’dır. Ammâ Kazovası Tokad'a bir konakdır. Gâyetü'l-gâye ganîmet mahsûllü dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 90b ·
metinde göster ·
Der-zikr-i kal‘a-i Silivri :Yanko ibn Madyan'ın Silvir nâm bir oğlu binâ
etmeğile
lisân-ı Yunaniyân üzre yâd olunur bir kal‘a-i cihân-nümâdır kim leb-i deryâ tar …
Der-zikr-i kal‘a-i Silivri :Yanko ibn Madyan'ın Silvir nâm bir oğlu binâ etmeğile lisân-ı Yunaniyân üzre yâd olunur bir kal‘a-i cihân-nümâdır kim leb-i deryâ tarafı eflâke ser çekmiş yalçın kayalar üzre (---) sene târîhinde Gâzî Hudâvendigâr ki Edirne Fâtihi Murâd Hân-ı Evvel'dir kim Edirne'den sonra şebhûn ile bu kal‘ayı feth etmişdir. Ba‘dehû Sultân Hudâvendigâr Kosova cenginde ba‘de'l-feth-i fütûh lâşe-i Nasârâları ibret içün seyr [u] temâşa ederken lâşe-i murdârlar içinden Miloş Koblaki kâfir-i bed-nâm leşler içinden kalkup {Murâd Hân'ı şehîd etdi}. Ba‘zılar elçilik ile gelüp Murâd Hân'ı tîğ-ı gamgamdan nişân verir sikkîn-i ser-tîz ile ura ura şehîd edüp Miloş mel‘ûnı dahi cemî‘i gılmân-ı hâssa pâre pâre etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105b ·
metinde göster ·
… e mukarrerdir. Ve cereyân eden enhâr-ı bî-aded bir bayır zemînden aşağı cereyân
etmeğile
her uyûn üzre niçe yüz âsiyâb-ı dakîkler ve çarh-ı tabbâğlar ve dollâb-ı keçe v …
Ve bir aded müfîd ü muhtasar hammâmı var ammâ âb-ı revânları bî-hisâb olmak ile her hânede gasilhâne mukarrerdir. Ve cereyân eden enhâr-ı bî-aded bir bayır zemînden aşağı cereyân etmeğile her uyûn üzre niçe yüz âsiyâb-ı dakîkler ve çarh-ı tabbâğlar ve dollâb-ı keçe ve kilim ve kebe dinkleri deverân etmededir, kim hisâbı lâ-yuhsâdır. Zîrâ bu şehrin sanâyi‘-i memdûhâtından Yanbolu kebesi ta‘bir etdikleri pâdişâha lâyık tiftik kebe bu şehirde işlenüp Rûm [u] Arab u Acem'e gider. Ekseriyyâ a‘yân-ı vilâyetin ticâreti ve ehl-i hirfetin kâr [u] kesbi gûnâ-gûn tiftik kebe ve rengârenk velensiyeler işlenir. Anlar cümle bu dink değirmânlarında deverân edüp su içinde pişer bir aca‘ib temâşâgâh-ı çarh-ı felek-misâl dollâblardır. Bu kebeci dükkânlarından mâ‘adâ iki yüz aded dekâkîn-i sûk-ı sultânîdir, ammâ bezzâzistânı yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet çokdur. Edirne ve Filibe ve Yanbolu sahrâlarında İslimye güzeli şöhre-i şehr olmuşdur. Ekserî Bulgar güzeli çokdur. Ve ahâlîsi elvân çuka libâslar giyüp Bulkar lisânı dahi tekellüm ederler. Zîrâ re‘âyâsı cümle Bulgardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131a ·
metinde göster ·
Ziyâret-i Hazreti-i Kademli Baba Sultân: Hacı Bektâş-ı Velî hizmetiyle tâ Horâsân'dan bile Rûm'a gelmiş Fağfûr diyârı hâkinde Kozak kavmi memlûklarından bir çâker-i hâkister-emkinde muhibb-i hânedân ârif-i billah-ı zî-şân kimesne imiş. Bektâş-ı Velî'nin cihâz-ı fakrı ve sılalarına vâsıl olup tuğ u alem ve def ü kudûm ü nefiriyle erre-i tevhîd-i sultânî ederek bu kûh-ı bülendi cây-ı me’men edinüp ber seccâde olup yedi sene niçe bin cânlar andan me’zûn olup âhir dâr-ı âhirete min muhabbetillah yönelüp bu mürtefi‘ cihânnümâ püşte üzre fukarâları cesed-i azîzi defn ederler. Sultân Çelebi Mehemmed Hân azîzin fevti haberin istimâ‘ edüp Edirne'den ılgar ile gelüp Kademli Baba hazretleri üzre bir kubbe-i pür-nûr binâ eder. Sâfî rasâs-ı hâs ile mestûr bir kubbe-i ma‘mûrdur. Ve bir âşiyân-ı Bektâşiyân ve bir imâret ü kilâr ü mescid ve meydân inşâ edüp yedi pâre kurâ vakf eder. Hâlâ ma‘mûr [u] âbâdân cihân-nümâ bir tekye-i Bektâşiyân'dır. Cümle a‘yân-ı vilâyet bu Kademli Baba'ya mu‘tekid olup nezerâtları gelüp âyende vü revende züvvâr-ı müsâfirîne ol nezerâtdan fukarâlar ni‘met çeküp hizmet ederler. Kubbe-i pür-nûru içre azîzin cânib-i erba‘asında çerâğlar ve şem‘dânlar ile müzeyyendir. Hattâ azîz-i merhûm çobanlık etmeğile kaval-ı Mûsâ çalarmış, başları ucunda durur, ulu sultândır. Kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-aziz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 132a ·
metinde göster ·
… ed hadîd bâb-ı hümâyûnu vardır. Ba‘dehû Süleymân Hân Engürüs seferlerine rağbet
etmeğile
bu sarây ve yeniçeri odalarını imâr edüp kırk bin yeniçeri âmâde ve altı bin gı …
Eski sarây: Fâtih-i Edirne Gâzî Hudâvendigâr'ın ibtidâ-i fethde binâsıdır. Kefere kralı Manyas Kapusu kurbunda sâkinlerimiş. Ba‘dehû bu Eski Sarây, Çelebi Sultân Mûsâ b. Yıldırım Hân tevsî‘ edüp kal‘a-misâl burc [u] bârûsun bir sûr-ı azîm seng-binâ bir sarâyı ra‘nâ etdi. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin adım ihâta eder. Şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir mihmânsarây-ı sultândır. Dîvârlarının kaddi yigirmi zirâ‘dır. Cânib-i şimâle bir aded hadîd bâb-ı hümâyûnu vardır. Ba‘dehû Süleymân Hân Engürüs seferlerine rağbet etmeğile bu sarây ve yeniçeri odalarını imâr edüp kırk bin yeniçeri âmâde ve altı bin gılmân-ı hâssa bu sarâyda karâr-dâde olmağıçün bu sarây-ı atîkde dîvânhâne-i âlîler ve hâsoda ve büyük ve küçük ve hazîne ve kilâr ve doğancılar ve seferliler odalarıyla âbâdan etdi. Ammâ bâğ u bâğçesi yokdur. Lâkin âb [u] hevâsı bir mürtefî‘ zemînde olmağıla latîf ü mu‘tedil hevâdır. Târîh-i binâsı sene 767. Âsitâne-i kadîm olmağın bunda neşv ü nemâ bulup perveriş olan gılmân-ı hâssa ve sâ’ir huddâmân-ı enderûn [u] bîrûnlar elbette ve elbette berhûrdâr-ı ömr olup sa‘âdet-i dâreyne nâ’il olurlar. Ve kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu sarây-ı kadîmde üç bin gulâm-ı hâs tâ‘at u ibâdâta meşgûl olup tekmîl-i fünûn edüp üç senede bir yollarıyla Âsitâne-i sa‘âdete gelüp mertebelerince Yeni Sarây'a girüp hizmet-i şehriyârîde olurlar. Sarây-ı Atîk-i Edirne böyle bir nazargâh-ı selâtîndir. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da âbâdân ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b ·
metinde göster ·
bu Edirne'yi âşiyân edinüp bu mekân-ı mübârekden her tarafda olan düşmânlarına …
Kadîm-i evvelde İdrivne kral-ı dâllinin şikârgâhı bir hıyâbân-ı kûyâğistân bir koru-yı kân-ı gülistân idi. Ba‘de'l-feth Şehîd Murâd Hân halkdan münzevî olup tâ‘at [u] ibâdet içün bir savma‘a ve câ-be-câ ba‘zı maksûreler inşâ edüp imâr eder. Andan Ebü'l-feth pederi Koca Murâd Hân-ı Sânî bu bâğ-ı İrem içre nehr-i Tunca kenarınca niçe tâk-i Havernâklar ve niçe tâk-i nüh-tâk-i tumturaklı kulleli kasr-ı âlîler ihdâs eder. Her mülûk birer âsâr edüp gûyâ bâğ-ı İrem mânend-i Peçevî-yi dilcû-yı Sirem olup tâ Sultân Süleymân Hân asrına gelince devlet-i Âl-i Osmân şân u şöhret [ü] şevket bulup yevmen fe-yevmen terakkîde olmağıla Süleymân Hân diyâr-ı Alaman gazâlarına rağbet etmeğile bu Edirne'yi âşiyân edinüp bu mekân-ı mübârekden her tarafda olan düşmânlarına süzülüp şikâr alup yine bu Edirne âşiyânında meştâ verirdi. Ol ecilden bu sarâyı ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân eyledi kim gûyâ ravza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cînân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b ·
metinde göster ·
… r. Zamân-ı kadîmde bu Demirkapu mahallinde Enûşirvân-ı âdil bir demir kapu inşâ
etmeğile
Demirkapu derler. Mukaddemâ bu semtleri kerrât ile ubûr edüp hâlâ yine kâh şimâ …
Menzil-i karye-i Demirkapu: Diyârbekir hâkinde (---) sancağı hudûdunda Ekrâd u Ermenî köyüdür ve ze‘âmetdir. Bu mahalde Diyârbekir'in reyhân bostânlığına uğrayan nehr-i Şatt'ın ibtidâ başının bir fırkası dahi bu Demirkapu kurbünde Çınarlı dere nâm mahalden derilüp Diyârbekir'e gider. Zamân-ı kadîmde bu Demirkapu mahallinde Enûşirvân-ı âdil bir demir kapu inşâ etmeğile Demirkapu derler. Mukaddemâ bu semtleri kerrât ile ubûr edüp hâlâ yine kâh şimâle ü cenûba serseri gezüp andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197b ·
metinde göster ·
Ammâ şimdi Furât'ın karındaşı Şattu'l-Arab bu Diyârbekir cibâllerinden tulû‘
etmeğile
bu hakîr-i pür-taksîr alâ kadri'l-imkân Şattu'l-Arab'ın tulû‘ [u] gurûbun ve an …
Ammâ şimdi Furât'ın karındaşı Şattu'l-Arab bu Diyârbekir cibâllerinden tulû‘ etmeğile bu hakîr-i pür-taksîr alâ kadri'l-imkân Şattu'l-Arab'ın tulû‘ [u] gurûbun ve ana medhûl ve hâric olan enhârları bir bir ayân edelim, bi-avni Hudâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… âr olmağile niçe bin âdemlerin maskat-ı re’sleri olup irs ile kendülere intikâl
etmeğile
ferâğat idemeyüp her biri birbirinden birer mîl ba‘îd hânelerde sâkin olurlar, …
Ammâ bu şehir içre niçe yüz âdemler bu harâbistânın içinde sâkin olurlar. Ma‘mûr bâğlı u bâğçeli ve âb-ı cân sulu hâneleri vardır. Emn ü emân diyâr olmağile niçe bin âdemlerin maskat-ı re’sleri olup irs ile kendülere intikâl etmeğile ferâğat idemeyüp her biri birbirinden birer mîl ba‘îd hânelerde sâkin olurlar, ammâ gâyetü'l-gâye sulehâ-yı ümmetden hâl sâhibi âdemler vardır. Hatta 240b mezkûr gâr-ı yetîmânlarda kırk elli seneden berü sâkin olmuş künc-i mihnetde bir bûriyâ üzre bî-riyâ âdemler var kim kırk elli seneden berü zî-rûh kısmı ve ıssı ta‘âm yememiş niçe yüz âdemler vardır kim yüzlerinden nûr berk urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 240a–240b ·
metinde göster ·
… ş ve niçe kavmi hukemâ-yı kudemânın eşrâfiyânı gibi bî-zebân birbirlerine nazar
etmeğile
kelimât ederlermiş ve niçe kabîlesi bî-zebân el ele duduşmak ile söyleşirlermiş …
Manzara-i Yenidünyâ: Hatta fetahtâ {889} târîhinde bulunan yeni dünyâda yetmiş gûne benî Âdem vardır kim "Bu eski dünyâ nüfûsuna asla müşâbehetleri yokdur", deyü Bahr-i Muhît kenârında Loncat şehri küffârları hikâye etdiler kim "Yeni dünyâda olan halkın kadd [ü] kâmetleri ve harekât [u] sekenâtları ve kelimâtları ve sûretleri ve reng-i rûyları ve birbirlerine nigerânları ve lehce-i mahsûsaları cümle bu dünyâ halkına mugâyirdir", deyü nakl etdiler. Hatta Cenâb-ı Allah bu dünyâda ne kadar bin milel halk var ise cümlesinin lisânları yigirmi dokuz aded hurûf-ı teheccâ üzre kelimât olunur, ammâ bu Yenidünyâ halkı kelimâtlarının niçesi Çerkes lisânı gibi boğazdan söylenir, kaleme gelmez elfâzları var imiş ve niçe kavmi hukemâ-yı kudemânın eşrâfiyânı gibi bî-zebân birbirlerine nazar etmeğile kelimât ederlermiş ve niçe kabîlesi bî-zebân el ele duduşmak ile söyleşirlermiş. Mâbeynlerinde asla kelâm-ı hurûf yok imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… n Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân çok feth [ü] fütûhâtda bulunup kal‘alar feth
etmeğile
vukûf tahsîl eyleyüp taşradan kal‘aya ve kal‘adan taşra düşman üzre top atılup …
El-hâsıl bu Van kayası içre altı yüz aded gârın birisi dahi tehî değildir. Cümle cebehâne ve âlât-ı mühimmât ve levâzımât ile pür olmuş kehflerdir. Hatta Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân çok feth [ü] fütûhâtda bulunup kal‘alar feth etmeğile vukûf tahsîl eyleyüp taşradan kal‘aya ve kal‘adan taşra düşman üzre top atılup niçe kal‘a döğüleceğin ve kal‘adan atılan toplar düşmana ne yüzden zarar isâbet ideceğin bilüp Van kal‘asının ta zirve-i a‘lâsına yigirmişer karış ve otuzar kırkar karış balyemez toplar komuş kim ta dörd sâ‘at mesâfe-i ba‘îdede Erdemit bâğlarında düşman görünce mezkûr toplar Van sahrâsında âdem ve kırk mil deryâsında gemi gezdirmez. Bu kerre düşman bir lu‘bla kal‘a altına girse bu bâlâdaki uzun topların gülleleri mesâfe-i ba‘îdeye gidüp zîr-i kal‘ada olan düşmana zarar etmez mülâhazasıyla koca Süleymân Hân mezkûr mağaraların niçesi kalyon karnındaki top deliklerine mânend delikler delüp her bir gârda birer gûne san‘at-ı usret ile toplar çıkarmış kim âdem gördükde engüşt ber-dehen edüp dem-beste ve hayrân olur. Bir sıra böyle balyemez topları kürsi gibi düşman ve cümle gûne mühimmâtların her top-ı kûb yanına cebehâneleriyle güllelerin hâzır etmiş. Bu toplardan aşağı bir kat dahi olan kehfleri yine delüp birer kat âdem sığar ve taş gülle atar şayka toplar dizmiş. Anların dahi mühimmâtların imâr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… rıhlet etdüği sene 1048 Acem Benî Kutur kal‘asına asker koyup sulha muğâyir iş
etmeğile
bâlâdaki tahrîr olunan beş aded hükûmetler dahi bi'z-zarûrî Acem'e tâbi‘ olmuşl …
Kânûn-ı Süleymân Hân üzre bu beş sancak hükûmetler cümle Van'a tâbi‘ler idi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vezîrlerinden Tavâşî Süleymân Paşa taht-ı Âzerbaycân olan şehr-i Tebrîz'i feth edüp bir kal‘a-i azîm inşâ etdikde mezkûr beş aded hükûmetler Van eyâletinden ifrâz olup eyâlet-i Tebrîz'e ilhâk olmuşdu. Ba‘dehû sene (---) asrında Acem Tebrîz'e el koyup kabza-i tasarrufa aldıkda mezkûr beş aded hükûmetler sâbit-kadem olup mâbeynde kaldılar. Âhir sene 1048 târîhinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp evdetde {Dâr-ı} Saltanat-ı aliyyesine vardıkda Arapça emrine imtisâlen dâr-ı bâkîye rıhlet etdüği sene 1048 Acem Benî Kutur kal‘asına asker koyup sulha muğâyir iş etmeğile bâlâdaki tahrîr olunan beş aded hükûmetler dahi bi'z-zarûrî Acem'e tâbi‘ olmuşlar. Zîrâ bunların hudûdları cümle Acem ile bâğ bâğa ve tarla tarlaya müşâdırlar. Ammâ beğleri şâhdan tâc giymemişlerdir. Ancak hoş-nişîn boy beğleridir. İnşâallah bunlar dahi mahalliyle aşağıda seyecî‘ü tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255a ·
metinde göster ·
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
Vech-i tesmiyye Abakay'dan galat Abagay derler. Kay, pâdişâha derler. Mısır pâdişâhlarından Kaytabay ve Kayabay ve Kayağay misilli isimler vardır. Bu kal‘ayı da Âl-i Abbâsiyân'dan Abakay nâmında bir pâdişâh binâ etmeğile kal‘a-i Abakay'dan galat Abagay derler. Van'a on sâ‘at karîb garb cânibine doğru yolu vardır. Kal‘ası şekl-i muhammes yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır. Hâlâ bu dahi Mahmûdî hükmündedir. Andan şarka 7 sâ‘[atde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Karnıyarık: Sene 922 târîhinde karnıyarık nâmıyla mülakkab bir hân binâ
etmeğile
Karnıyarık derler. Berdük sultânı hükmünde bir kûh-ı bâlâ üzre Şeddâdî binâ bir …
Evsâf-ı kal‘a-i Karnıyarık: Sene 922 târîhinde karnıyarık nâmıyla mülakkab bir hân binâ etmeğile Karnıyarık derler. Berdük sultânı hükmünde bir kûh-ı bâlâ üzre Şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâ ve şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuş bir küçük kal‘adır ammâ hayli âlî püşte üzredir. Kal‘aya komayacakları ma‘lûmum olup çıkup {seyr [ü] temâşâ etdiğimizden} ne kadar âdem idüği ma‘lûmum değildir. İçinde ancak "Bir câmi‘i ve bir sarâyı ve üç yüz mikdârı tülüngi neferâtları vardır." deyü nakl etdiler. Ammâ aşağıda bâğlar kenârında haymelerimiz ile meks edüp seyr [ü] temâşâ etdik. Bin aded hâk-i pâk ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır kim her birinde bâğ u bâğçe ve havz u şadırvân ile ârâste ve kâh-be-kâh kuyâh-ı hıyâbânlar ile pîrâste olmuş rabta-i zîbâdır. Müte‘addid câmi‘leri ve hân u hammâmları ve kifâyet mikdârı dükkânçeleri vardır. Sultân Murâd'ın otağı yeri bir mesîregâhdır. Ana karîb Monlâ Şecâ‘eddîn-i Kirmânî anda medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288b ·
metinde göster ·
… vardır. Zamân-ı kadîmde Yezdcürd Şâh'ın Tesûbân nâm bir hurmesi bu kal‘ayı binâ
etmeğile
{bu şehir Tesûbân ismiyle müsemmâ idi. Ba‘dehû} Timur Şâh-ı pür-zûr harâb edüp …
Evsâf-ı kal‘a-i Tesûy-ı bî-sûy-ı pür-sürûr: Tebrîz eyâletinde Merend sultânı hudûdunda şehr-i Tesûy başka sultânlıkdır kim dü-hezâr cengâver dilîrân-ı pehlivânân nökere nâm zâd-ı sultândır. Kadı ve müftî ve ser-tâc-ı seyyidî ve münşî ve daroğa ve kelenter ve yasavul akası ve dizçöken ağası ve altı yüz kal‘a nökerleri ve cebehânesi ve topları vardır. Zamân-ı kadîmde Yezdcürd Şâh'ın Tesûbân nâm bir hurmesi bu kal‘ayı binâ etmeğile {bu şehir Tesûbân ismiyle müsemmâ idi. Ba‘dehû} Timur Şâh-ı pür-zûr harâb edüp Cihân Şâh imâr etmişdir. Kal‘ası nehr-i Aras kenârında üç bin aded toprak ile mestûr hâne-i ma‘mûr olup yedi câmi‘i ve üç hammâmı ve altı hânı ve bâzâr-ı muhtasarı olduğu ve şehr-i Merend'e on iki fersah karîb olduğu ve âb u hevâsı ve bâğ u bâğçesi ve mahbûb u mahbûbesi ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından ve düvâzdeh elvân engürü ve melçe emrûdu ve Abbâsî ve peygamber emrûdu rub‘-ı meskûnda nazîri olmayup hoş-hor u âbdâr olduğu bu şehr-i Tesûy'a {mahsûsdur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
Sene 920 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel asrında Çıldır muhârebesinde şâh-ı gümrâha imdâd eden Zülkadirli Şâhruh Beğ oğlu Muhammed Şâh Beğ Çıldır'da münhezim olup Selîm Hân havfinden bir dahi Mar‘aş'a varamayup Şâh İsmâ‘îl kendüye bu ülkeyi sadaka edüp bu kal‘ayı binâ etmeğile kal‘a-i Sultâniyye derler. Kal‘ası Nehrevân Hânlığı hudûdunda bir yalçın püşte üzre müfîd ü muhtasar bir seng-binâ ve bir sûr-ı ra‘nâdır. Şarka nâzır bir kapusu vardır ve derûn-ı kal‘ada gâyet beytleri dardır ve sultânları nâ ber-hudârdır. Yine hâlâ Zülkadir nâbekârlarındandır. Aşağıda rabâtı bin {aded} hânedândır. Câmi‘ ve çârsû-yı bâzâr var ammâ vîrânkândan kıbleye kend-i Alemdâr kend-i Ustaşâyird dahi derler, bin hâneli ve cümle imâreti âbâdân kend[di]r. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 304b ·
metinde göster ·
… 'in duhter-i pâkîze-ahteri Şîrîn nâm bir bint-i benâm bu mahalde bir kasır binâ
etmeğile
ol kerîme-i sâhib-i keremin ismiyle müsemmâ olup Kasr-ı Şîrîn derler. Yohsa ibt …
İbtidâ bânîsi ekâsire-i Enûşirvâniyân'dan Melik Pervîz'dir. Ba‘dehû Hârûnu'r-Reşîd'in duhter-i pâkîze-ahteri Şîrîn nâm bir bint-i benâm bu mahalde bir kasır binâ etmeğile ol kerîme-i sâhib-i keremin ismiyle müsemmâ olup Kasr-ı Şîrîn derler. Yohsa ibtidâ ismi tevârîhlerde Kasr-ı Pervîz'dir. Hâlâ Irâk-ı Acem'de Bağdâd'a karîb ve cânib-i cenûbu çölistânda garîb kalmış bir Kasr-ı Şîrîn iken kâh-ı harâbdır. Bu şehir zamân-ı Hârûn'da ol kadar imâr imiş kim bâğ u bâğçe ve hadîka-i gülistân [u] bostânları bir menzil yire varırmış. Hâlâ eser-i binâları zâhirdir kim Timur Şâh-ı pür-zor harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ bu şehr-i Kasr-ı Şîrîn Hemedân ve şehr-i Hulvân ile üçü sac ayağı vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Kasr-ı Şîrîn'in cânib-i şarkîsinde şehr-i Gazvîn karîbdir ammâ kendisi garîbdir. Zîrâ hâlâ harâb olmadadır. Mâ-tekaddem bir hisâr-ı hısn-ı hasîn ü sedd-i metîn-i Medyen etmiş kim devri kâmil on iki bin adımdır. Hâlâ eser-i binâları ma‘lûmdur. Her sengi hammâm kubbesi mikdârı olup demir kenidler ile ve Horasânî kec ü cıbıs u kireçler ile mebnî olup yigirmi yerde derveze alâmetleri vardır ve hâlâ imâr olmamasının sebebi oldur kim kabâ’il-i Urbân-ı Keysin ve kabâ’il-i Urbân-ı Benî Mevâl yatağı ve sâ’ir Urbân durağı ve kân-ı zâğî ü bâğî yeri oldu. Ve hevâsı gâyet bed olup her bâr bâd-ı Semûm esüp benî Âdemi helâk eder. Anınçün ol kadar âbâdân değildir. Hatta bunda bir gulâmım rîh-ı semden helâk olayazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 313b ·
metinde göster ·