… r‘ ol idi kim huzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün sana ta‘zîm
etmedik
. Şimdi sana ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf etdiler.
"Pâdişâhım şer‘-i şerîfe hoş geldin, ol mahalde da‘vâcın var idi, iktizâ-yı şer‘ ol idi kim huzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün sana ta‘zîm etmedik. Şimdi sana ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
… vetde ve fütüvvetnâme-i kebîrde görmeyüp seyâhat etdüğimiz yerlede ziyâret dahi
etmedik
. Ammâ meşhûr ma‘rifet değildir. Allâhu a‘lem, sonradan îcâd bir ma‘rifetdir. Am …
Esnâf-ı kurşum berber kösrecileri: Dükkân 10, neferât 25, pîrleri ma‘lûmum olmayup bir siğer ü fütüvvetde ve fütüvvetnâme-i kebîrde görmeyüp seyâhat etdüğimiz yerlede ziyâret dahi etmedik. Ammâ meşhûr ma‘rifet değildir. Allâhu a‘lem, sonradan îcâd bir ma‘rifetdir. Ammâ hakkâ ki ibret-nümâ bir kârdır. Kurşum ile sunparayı bir yerde imtizâc etdirüp müdevver kösre yapup berberler usturalarını anınla müczem ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 189a ·
metinde göster ·
… eşhûr olan bu kavm-i habîsin içindedir. Yohsa gayrı diyârda görmedik ve istimâ‘
etmedik
. Ammâ her diyârda teberrüken şâh pabucundan su içmeleri mukarrerdir kim şâhları …
Ahvâl-i kabâyil-i İt-til: Lisân-ı Moğolîde İt-til demek köpek lisânlı demekdir. Ya‘nî ceng mahallinde bir gûne av‘av ve va‘va‘ eder kelb-i akûr kavm-i lecûcdur. Meselâ Mardin kal‘ası kurbunda Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız Sincar dağındaki Saçlı Kürdü gibi yigirmi bin mikdârı kavm-i nâ-pâk ve Hakdan bî-bâk bed-mezheb ve bed-meşreb ve cîfe-hâr ve har-süvâr-ı bî-dîn, murdâr kavmdirler, ammâ su’âl eylesen "Hazret-i Hamza neslindeniz" derler. Savm u salât ve hacc [u] zekât vermezler ve edâ-yı alâ mâ-farazallah nedir bilmezler. Bir avreti yedi sekiz kişi alup tezvîc ederler. Ol nisvân-ı sahib-i ussândan bir şakî veled-i zinâsı hâsıl olsa yedi sekiz babası bir yire cem‘ olup harâmzâdesinin eline sâhib-i zinâ vâlidesi bir elma verüp oğlan elmayı kankı zânîye verirse babası oldur, deyü hükm edüp ba‘dehû avret anın hükmünde olup kimesne müdâhale edemez ve Acem diyârında mum söndürürler, deyü meşhûr olan bu kavm-i habîsin içindedir. Yohsa gayrı diyârda görmedik ve istimâ‘ etmedik. Ammâ her diyârda teberrüken şâh pabucundan su içmeleri mukarrerdir kim şâhlarına ve hânlarına gâyet mutî‘ kavmlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a ·
metinde göster ·
. Ancak kânûnumuz üzre bâcımız alırız" deyü inkâr ile cevâp verüp hakîr destimiz …
Evsâf-ı kal‘a-i Kağızmân hâk-i Azerbaycân: Nehr-i Araz'ın cânib-i kıblesi umûmen kılâ‘ [u] büldânları Azerbaycân hudûdu add olunur. Zîrâ bu mahalle nehr-i Araz cânib-i garbda Bingöl yaylağından tulû‘ edüp niçe kılâ‘ [u] büleydelere râst gelüp cânib-i şarka cereyân ederek Arpa çayıyla Ağrı dağı mahallinde nehr-i Zengî'ye mahlût olur. Bu kal‘a-i Kağızmân dahi Araz'ın karşu kıble tarafında olmağıla Azerbaycân hudûdundadır, ammâ Âl-i Osmân'ın Kars eyâletidir. Enûşirvân'ın kızlarından bir duhter-i pâkize ahterinin binâsı olmağıla anın ismiyle müsemmâ bir kal‘adır. Niçe mülûk destine girüp âhir Uzun Hasan Şâh destine, andan Şâh İsmâ‘îl destinden sene (---) târîhinde Süleymân'a itâ‘at edüp Kars eyâletinde başka sancak beği tahtıdır. Beğinin hâsı kânûn üzre 200.000 akçedir. Ze‘âmet 9 ve timar 178, alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Cümle tokuz yüz asker olur ve yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve üç yüz kal‘a neferâtları vardır. Vazîfe-i mu‘ayyeneleri tuzlalarından hâsıl olur. Kal‘anın cânib-i garbîsinde tuzla-yı azîm ve me‘âdin-i kavîdir ve değirman taşı ma‘deni vardır. Acem'e ve Erzurûm'a ve sâ’ir diyârlara seng-i âsiyâb bu Kağızmân dağlarından gider. Ve yara taşı, cerrâhlar merhem-i Süleymânî edüp yaraya ve bereye korlar, mücerrebdir. Ve kuyumcular böresi ve berber bileğisi ve sümüger taşı, ya‘nî kayağan taşı ma‘deni bu Kağızmân dağlarında hâsıl olup kal‘a neferâtlarına mahsûlü kânûn üzre aklâm kayd olunmuşdur. İki yerde altun ve gümüş ma‘denleri vardır. Ammâ hâsılı harcına kifâyet etmediğinden hâlâ mu‘attaldır. Ve'l-hâsıl cümle on bir me‘âdin vardır. Kal‘ası, sâhil-i Araz'da bir bayır yüzünde Şeddâdî binâ-yı metîn ve şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. İçinde Süleymân Hân câmi‘i var. Ve cümle zîr ü bâlâsında yedi yüz hâne-i muhtasarı vardır. Câmi‘leri ve hânı ve hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Bender şehir değildir, ancak serhaddir. Revânın cânib-i garbîsinde nümâyân olan Ağrı dağı bu Kağızmân'a karîbdir kim memdûh-ı âfâk kûhların birisi dahi bu cebel-i Ağrı'dır. Terekeme Türkmânlarına yaylakdır. Ve bu Kağızmân Araz kenarında olmağıla âb [u] hevâsı sehl-i sevâhile karîb olup câ-be-câ bâğ u bâğçeleri vardır. Ve halûk ve halîm ve selîm ahâlîsi ve câ-be-câ mahbûbeleri vardır. Ekseriyyâ levendâtları Acem mânîsi teğannî ederler, hoş-âvâz ve hoş-tab‘ kimesneleri vardır. Bu şehre Kars a‘yânlarıyla {Kağızmân'a} dâhil oldukda beğinin dîvânına cümlemiz hâzır olup 325a Kars kullarıyla Kağızmân kullarımız azîm mücâdeleleri geçüp Kağızmân ağaları yemîn billah edüp "Biz Acem kârbânına dest-dırâzlık etmedik. Ancak kânûnumuz üzre bâcımız alırız" deyü inkâr ile cevâp verüp hakîr destimizde olan buyurdı-yı şerîfler ile Kağızmân ağalarından Hasan Ağa'yı ve Çalık Safer Ağa'yı ve yedi ağa dahi alup "inkâr etdiklerine göre isbât-ı vücûd etsinler" deyü,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b–325a ·
metinde göster ·
… na karîb kal‘a-i Harput sol tarafımızda kalup paşa ile ubûr edüp Harput'da meks
etmedik
. Zîrâ sene (---) târîhinde Murtezâ Paşa Sivas vâlîsiyken (---) sancağı beğine g …
Karye-i Malkoç: Harput nevâhîlerinden câmi‘li ve bâğlı u bâğçeli Müselman ve Ermenî köyüdür ve mu‘âf u müsellemlerdir. Buna karîb kal‘a-i Harput sol tarafımızda kalup paşa ile ubûr edüp Harput'da meks etmedik. Zîrâ sene (---) târîhinde Murtezâ Paşa Sivas vâlîsiyken (---) sancağı beğine giderken bu Harput'da meks edüp evsâfı mufassal tahrîr olunmuşdur. 197b Kal‘a-i Harput'u ve karye-i Malkoç'u geçüp andan yine cânib-i şarkda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 197a–197b ·
metinde göster ·
… a-i sağîre nümâyân idi ammâ varup derûn-ı hisâra dâhil olup hakka'l-yakîn hâsıl
etmedik
ammâ ayne'l-yakîn hâsıl etdik ve ihtiyârlarından eyle istimâ‘ etdik kim Süleymâ …
Menzil-i hudûd-ı Börüce kendi: Sâfî Kürd-i bî-amândır kim dağ âdemleridir. Bu kendin mukâbelesinde bir yalçın kaya üzre şekl-i müselles bir seng-binâ kal‘a-i sağîre nümâyân idi ammâ varup derûn-ı hisâra dâhil olup hakka'l-yakîn hâsıl etmedik ammâ ayne'l-yakîn hâsıl etdik ve ihtiyârlarından eyle istimâ‘ etdik kim Süleymân Hân asrında bu kal‘a emân ile Budak Hân Beğ Serdâr-ı mu‘azzam Baltacı Paşa'ya kal‘a miftâhların teslîm edüp yine ülkeyi ber-vech-i ocaklık Budak Beğ'e ihsân etmişler. Andan kalkup yine taraf-ı şimâle niçe kend-i ma‘mûrlar ve mahsûldâr fezâlar ve dıraht-ı müntehâlı ormanları 10 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
… â-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘
etmedik
, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında baba …
Vakt-i şâfi‘îde göz gözü görmez iken top u tüfengin bârûd-ı siyâhı dûdından âdem âdemi dibelek seçmez olup eğer kal‘adan ve eğer kâfirden tâ sabâha dak tarafeynden ol kadar top u tüfengler atılup sadâ-yı top-ı kûp cihânı velvelenâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise girüp handakda yatan Kırkkilise ve Vize ve Çirmen sancaklarının erbâb-ı ze‘âmetlerine bir yaylım kurşum urup anlar cümle handak içinde hayme vü hargâh bâr [u] büngâhların bırağup cümle karârları firâra mübeddel olup nehr-i Perezen câniblerine yaldak atlarına süvâr olup bizimle gelen Akkirmân ve Eflâk ve Boğdan askeriyle cümle firâr etdiklerinin hâl-i pür-melâllerin kâfir görüp handak içinde ve taşrada kalan esvâb [ü] eskal kelepürleri cümle ganîmet sanup yağma ederken bostânlar içinden Silisre ve Nigebolı sancağı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârları hemân küffâr üzre bir ağızdan Allâh deyüp süzülüp kılıç urmağa başlayınca işde dost ve düşman dahi birbirin seçmeğe başlayup kâfire eyle bir tîğ-i Nigebolı urdular kim kâfiri demet demet edüp handakdan aldıkları cümle bırakdırup kâfiri meterizlerine dıkarken kal‘adan dahi kâfirin firâr edenlerine eyle kurşum yağdırup kâfiri yasdadılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57b ·
metinde göster ·
, ve imdâda dahi muhtâc olmayup cümle şehîd olup celâlîden cân kurtulmadı, ammâ …
"Cezîrede olanlara biz imdâd etmedik, ve imdâda dahi muhtâc olmayup cümle şehîd olup celâlîden cân kurtulmadı, ammâ Dervîş Paşazâde şehd-i şehâdet câmın nûş edüp ancak üç yüz âdemi hayâtda mecrûh kalup ba‘de'l-ceng [ü] cidâl cümlemiz bu cezîreye geçüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldık kim hâlâ ol mâl ile muğtenem âdemlerimiz vardır" deyü bu ceng [ü] cidâli Cânkurtaran ihtiyârları nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72b ·
metinde göster ·
… Ve sâ’ir kılâ‘larımızın varoşlarından mâ‘adâ hark u hasâret ve gâret ü hıyânet
etmedik
yer mi kor" dedikde hemân cümle Kanije gâzîleri Boşnakça,
"Ey ağalar, yahşı müşâvere etdiniz, ammâ bu küffârın elin vilâyetin nehb ü gâret ederken bu kal‘a burada böğür igi gibi küffâr-ı dûzah-karârın bu karârgâhı Kanije kurbunda dururken biz her ne cânibe müteveccih olsak küffâr dahi bu kal‘adan çıkup bizim elimiz vilâyetimiz harâb u yebâb edüp elbette ve elbette rehzenlik etmesi mukarrerdir. Ve sâ’ir kılâ‘larımızın varoşlarından mâ‘adâ hark u hasâret ve gâret ü hıyânet etmedik yer mi kor" dedikde hemân cümle Kanije gâzîleri Boşnakça,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183b ·
metinde göster ·
"Bire âdemler dahi kâfir görmedik ve bir elbeşti kadar ceng
etmedik
ve asker-i İslâm yakın iken bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırıl …
"Bire âdemler dahi kâfir görmedik ve bir elbeşti kadar ceng etmedik ve asker-i İslâm yakın iken bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırılınca ceng ederiz" deyü yemîn billâh ve kasem tallâh edüp tuza ve etmeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup cümle heybelerimizi ve terkide yağmurluk ve esvâblarımızı cümle bir yere yığup birez atı kalmış âdemler ile hakîrin gulâmların koyup cümle bin dörd yüz 8a aded salt atlı gâzîler cümle atlarımızın zîr-i zeber tenklerin berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve balta ve külüng ve tüfeng-i Frengî ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol olup bir kolu pusuda saklı koyup bizler dahi âheste âheste giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b–8a ·
metinde göster ·
"Ammâ biz ol meydân-ı şecâ‘at cenginde sizden yigirmi bin hıristiyan göz göre kılıçdan geçirüp aslâ alay etmedik, ammâ siz fodul hıristiyanlarsız karılarınıza tafra içün sehel şey’i bahâne edüp alay edersiz. Eğer İslâmbol'da sizin elçiniz dahi gerçekden Üstürgon sahrâsında bizim kılıcımızdan kırılanların kelleleriyle ve Yedikulle'de ve Tershâne zindânında esîr olan kapdanlarınızla elçinize bir alay-ı azîm etsinler kim Üstürgon'da yigirmi sekiz bin kelle Vezîria‘zam otağı önüne dökülüp hiç kelle alayı etmedik" dediğimde cümle kâfirler "si si" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… rgon'da yigirmi sekiz bin kelle Vezîria‘zam otağı önüne dökülüp hiç kelle alayı
etmedik
" dediğimde cümle kâfirler "si si" deyüp hâmûş-bâş oldular.
"Ammâ biz ol meydân-ı şecâ‘at cenginde sizden yigirmi bin hıristiyan göz göre kılıçdan geçirüp aslâ alay etmedik, ammâ siz fodul hıristiyanlarsız karılarınıza tafra içün sehel şey’i bahâne edüp alay edersiz. Eğer İslâmbol'da sizin elçiniz dahi gerçekden Üstürgon sahrâsında bizim kılıcımızdan kırılanların kelleleriyle ve Yedikulle'de ve Tershâne zindânında esîr olan kapdanlarınızla elçinize bir alay-ı azîm etsinler kim Üstürgon'da yigirmi sekiz bin kelle Vezîria‘zam otağı önüne dökülüp hiç kelle alayı etmedik" dediğimde cümle kâfirler "si si" deyüp hâmûş-bâş oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
Bunun emsâli niçe kerre yüz bin elfâz-ı mâlâya‘nî mühmeleleri vardır. Tahrîr
etmedik
, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem olup cihângeşt olan kimselere her lisâ …
Bunun emsâli niçe kerre yüz bin elfâz-ı mâlâya‘nî mühmeleleri vardır. Tahrîr etmedik, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i benî âdem olup cihângeşt olan kimselere her lisândan bilmek lâzımdır kim senden hazz etmeyüp aleyhine bir söz söylediklerin anlayup âgâh olasın. Ve yol sormağa ve me’kûlât [u] meşrûbâtdan bir şey isteyecek kadar bilmek elbette seyyâhlara lâzımdır, necât bula. Ve her şey’in cehlinden ilmi yeğdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103a ·
metinde göster ·
… meni etdim ki Hudâ âlimdir girye vü nâliş ü feza‘ u çeza‘ ile âmîn deyüp feryâd
etmedik
âdem kalmayup elhamdü lillâh sümme elhamdü lillâh ki yigirmi yedi yıldan berü b …
Ba‘dehu cemî‘i guzât-ı İslâm kal‘a içine taşra ordudan taşınup gürûh gürûh kal‘aya girüp bir haftada Hunkâr câmi‘i olan kenîse-i azîmi pâdişâh-ı âlem-penâh içün bir câmi‘-i beytullâh-ı mu‘azzam edüp bu hakîr yine beyâz buyurdu-i şerîf ile ibtidâ bu câmi‘de Cum‘a ezânın tilâvet [edüp] cemî‘i mü’ezzinânlara re’îs-i Bilâlî olup du‘â-i hayr ile cemî‘i şehîd [ü] şühedâları ve hukûkun kesb etdiğimiz efendilerimizi ve cümle huccâc-ı müslimîn ve guzât-ı müslimîni ve pâdişâh-ı dîn-i İslâmı ve Serdâr-ı mu‘azzam Fâzıl Ahmed Paşa ibn Köpürlü Mehemmed Paşa'yı ve sâ’ir hâzırûn-ı cemâ‘at-i gâziyân-ı mücâhidânları du‘â-i hayr ile yâd edüp cemî‘i yetmiş seksen bin aded huzzâr sığâr u kibâr guzât-ı müslimîn âmîn deyüp bir rûhânîce du‘â hırmeni etdim ki Hudâ âlimdir girye vü nâliş ü feza‘ u çeza‘ ile âmîn deyüp feryâd etmedik âdem kalmayup elhamdü lillâh sümme elhamdü lillâh ki yigirmi yedi yıldan berü bu hasretü'l-mülûk olan Kandiye fethinde sağ bulunup ibtidâ Cum‘a namâzında böyle d[u‘â-yı] hayr hırmeninde bulunduk, deyü cümle guzât hamd [ü] senâ edüp yüzlerin gözlerin yere sürüp sürûr [u] şâdımânîler edüp du‘âları kabûl-i dergâh-ı Hayy [u] Vedûd ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b ·
metinde göster ·
… ı muhâfaza etdik ve cenâbınızı huzûrunuz uçurmayalım deyü size ve dizdârı haber
etmedik
. Şimdi ise bu başlar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet gö …
"Vallâhi sultânım, dünkü gün siz(in) ceng edüp birkaç kâfirin başların alup niçesini dahi mecrûh etmişsiz, mel‘ûnların akrabâları bu gece şehre gelüp sizi bassalar gerek idi. Kal‘a içinde dizdâr hânesinde yatdığınızdan bir çâre edemediler. Ba‘dehu atlarınızı uğurlamağa çalışdılar, bizler vâkıf-ı esrâr olup sabâha dek sizi ve atlarınızı muhâfaza etdik ve cenâbınızı huzûrunuz uçurmayalım deyü size ve dizdârı haber etmedik. Şimdi ise bu başlar ile sizi bu kâfirler bu yoldan Avlonya paşasına selâmet götürmezler, ileride bir dar boğaz vardır anda sizi elbette beklerler. Biz bugün sizlerden ayrılmayup refîk oluruz" deyü 357a iki yüz aded pâk müsellah ve mükemmel yiğitler önümüze düşdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b–357a ·
metinde göster ·
Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp leb-i deryâ ile Akke cânibine azîmet
etmedik
, zîrâ sene 1058 târîhinde cülûs-ı Mehemmed Hân-ı Râbi‘de Murtazâ Paşa ile bu ma …
Bunu dahi seyr [ü] temâşâ edüp leb-i deryâ ile Akke cânibine azîmet etmedik, zîrâ sene 1058 târîhinde cülûs-ı Mehemmed Hân-ı Râbi‘de Murtazâ Paşa ile bu mahalleri seyâhat etmeğile sol cânibde şarka dağlar içre 3 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y196a ·
metinde göster ·
Ve buna karîb Velîd bin Abdülmelik dahi Y 254b berde ve bahrde feth
etmedik
diyâr komamışdır. Hattâ İslâmbol'a iki kerre serdâr üçüncüde bizzât kendüler va …
Ve buna karîb Velîd bin Abdülmelik dahi Y 254b berde ve bahrde feth etmedik diyâr komamışdır. Hattâ İslâmbol'a iki kerre serdâr üçüncüde bizzât kendüler varup nısf-ı Kostantiniyye'yi feth edüp Ayasofya-i Kebîr'de ibâdet edüp sulh ile rücû‘ edüp bin pâre keştî ile Mora'yı ve Girid'i ve Kıbrıs cezîrelerin feth edüp şâm Tarabulus'a gelüp lenger-endâht oldu. "Gazâ-yı Velîd müyesser ola" deyü efvâh-ı nâsda darb-ı meseldir. {Fevt olup gazâ mâlıyla câmi‘-i Ümeyye'yi ta‘mîr edüp sene 96 Cemâziye'l-âhiresinde merhûm olup bâb-ı Sagîr hâricinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y254a–Y254b ·
metinde göster ·
… -i a‘lâsında yine taşdan oyulmuş bir hisârdır. Ammâ teng mahal olmak ile temâşâ
etmedik
. Allâhü a‘lem içinde âdemî zâdı yokdur. Ammâ tahtında bir ma‘mûr hurmâ bâğlı be …
Kal‘a-i Dûte'l-Cezel: Bir cibâl-i âlînin zirve-i a‘lâsında yine taşdan oyulmuş bir hisârdır. Ammâ teng mahal olmak ile temâşâ etmedik. Allâhü a‘lem içinde âdemî zâdı yokdur. Ammâ tahtında bir ma‘mûr hurmâ bâğlı belîde-i ma‘mûresi var. Ana, Karye-i Cezle derler. Bu kurâyı dahi ubûr Y 272b edüp tâ Ulâ'ya varınca böyle yalçın dağlar ve ibret-nümâ temâşâlardır. Anda Ebyâr-ı Sâlih'den 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272a–Y272b ·
metinde göster ·
… ve altun ve gümüş kubbe lâzım değildir. Biz Cenâb-ı Bârî'den dünyâ devleti ricâ
etmedik
. Rahm-i mâderden beri ümmetim der idim. Eğer benim rızâm isterseniz beni münkir …
"Yâ ümmetlerim! Benim hâtırım dilersiz bana cevâhir ve altun ve gümüş kubbe lâzım değildir. Biz Cenâb-ı Bârî'den dünyâ devleti ricâ etmedik. Rahm-i mâderden beri ümmetim der idim. Eğer benim rızâm isterseniz beni münkirîn ü müşrikînden hıfz içün şeş cihetime şebeke edüp mescidimi vüs‘at üzre edüp sünnetim üzre gidüp gazâ-yı ekberler edüp Sahâbe-i kirâmlarım gazâ mâlıyla bir hoş gözedesiz" buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281a ·
metinde göster ·
… r. Ammâ bu Abaza'nın dağlar içinde on iki aşîreti dahi var, ammâ anları seyâhat
etmedik
, ammâ isimlerin istimâ‘ edüp âdemleriyle ihtilât etdik.
Bu mahalde dahi Abaza'nın on iki kavmi tamâm olmuşdur. Hakkâ ki mahbûb u mahbûbesi ve nâmdâr yiğitleri olur, şecî‘ kavimlerdir. Asılları yine Arabdır. Bu diyârlar Hazret-i Ömer hilâfetinde Ciniviz küffârı elinde idi. Bunlar Arabistân'dan isyân edüp Ciniviz'e gelüp ilticâ edüp bu diyârda sâkin olup Abaza lisânı peydâ etdiler. Ammâ bu Abaza'nın dağlar içinde on iki aşîreti dahi var, ammâ anları seyâhat etmedik, ammâ isimlerin istimâ‘ edüp âdemleriyle ihtilât etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y37b ·
metinde göster ·