Na‘ş-ı şerîfleri üzre sikke-i Bektâşîsini tekye-nişîn vâ‘izi ve fukarâları ale'l-ittifâk bu muhibb-i fukarâ evliyânın başına tekbîr [ü] tezkîr ile geçirüp cümle âşıkân hayr du‘â edüp "Kuvvet-i basarın ve sıhhat-i bedenin ve seyâhatin ziyâde-ber-ziyâde olup sa‘âdet-i dâreynde mu‘azzez ve mükerrem olup düşman şerrinden emîn olasın", deyü cümle âşıkân-ı sâdıkan [u] dil-rîşân hayr du‘â ile gülbâng-ı Muhammedî çeküp Fâtiha-i şerîf tilâvet etdiler. Hemân ol azîzin sikke-i mübârekesin başına geyince bi-emrillahi Te‘âlâ iki kulağımdan bir rîh ve iki gözlerimden irinli yaşlar bir sâ‘at açup gözlerim Arab meş‘ali gibi münevver oldu. Zirâ bu abd-i ahkar bin elli (---) Karadeniz'e gark olduğumuz asırda üç gün üç gice rûy-ı deryâda uryân şinâverlik ederken şiddet-i şitâdan kuvvet-i basarım münkatı‘ olmuş-ıdı. Hemân ol tâc-ı sa‘âdet ki başıma kondu, kuvvet-i basarım ziyâde oldu. Ve sürûr [u] safâmdan hatm-i şerîfi sûre-i A‘râf'a indirmeyince tilâvet-i Kur’ân'dan ferâğat etmedim. 280a Ba‘dehû âsitâne-i sa‘âdetin seyr [u] temâşâ edüp fukarâlarıyla ülfet edüp baba ni‘metlerin tenâvül etdik. Hâlâ kubbe-i pür-envârında Sultân hazretlerinin Hacı Bektâş-ı Velî'den kabûl etdükleri cihâz-ı fakrlarından hırka ve seccâde ve alemi ve tabl [u] kudûmü ve seccâde ve pâlhengi ve asâsı ve tâc [u] kabâsı hâlâ mahfûz durur. Ve kubbesinin der-i dîvârında niçe seyyâhân u âşıkânın birer gûne hatlarıyla gûnâ-gûn ebyât [u] eş‘ârlar tahrîr etmişler. Bu dil-rîş dahi küstâhâne hatt-ı müstekrehimiz ile ser-i sa‘âdetleri tarafına celî hatt-ı sülüs ile hâtıra bi'l-bedâhe hutûr edüp tahrîr olunan beytdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b–280a ·
metinde göster ·
. Böyle bir yalçın kayalı yerlerdir kim cümle Şâm huccâcları her sene bu Hazret- …
Yine böyle iken niçe yüz deve kaya içre Sâlih devesinin sadâsın istimâ‘ edüp altta kaldıkda anda evvel kalan deveyi kurbân edüp ubûr ederler. Ve niçe hâl sâhibi âdemler "Kaya içindeki Sâlih Nebî devesinin sadâsın istimâ‘ etdim" der. Mü’min ü muvahhidlerin efvâhından istimâ‘ etdik, ammâ Hudâ âlimdir hakîr istimâ‘ etmedim. Böyle bir yalçın kayalı yerlerdir kim cümle Şâm huccâcları her sene bu Hazret-i Sâlih kayaları mâbeyninden geçüp ziyâret ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a ·
metinde göster ·
… u abd-i hakîr gâyet takayyüd edüp bu Elbistân'daki kehfde aslâ bir sedâ istimâ‘
etmedim
. Andan cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ammâ Adana Tarsûsu'ndaki mağâralarda olan Ashâb-ı Kehf gibi bu Elbistân'da Ashâb-ı Kehf'in sadâları gelmez. Bu hakîr Ashâb-ı Kehf'i üç yerde ziyâret etdik. Kankısı sahîh ola ma‘lûmum değildir. Yohsa Takyanus zulmünden her biri birer diyâra mı firâr etdiler. Bu husûsda Tarsûs ulemâsıyle Mar‘aş ulemâları mâbeynlerinde mübâhase-i azîmler olup ahâlî-i Tarsûs "Ashâb-ı Kehf bizde medfûndur", der. Mar‘aşlı "Bizim Elbistân'daki kehflerde hayâtda olup niçe kerre kelblerinin sedâsı istimâ‘ olunmuşdur" derler. Ammâ bu abd-i hakîr gâyet takayyüd edüp bu Elbistân'daki kehfde aslâ bir sedâ istimâ‘ etmedim. Andan cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73a ·
metinde göster ·
ammâ evc-i âsumâna ser çekmiş yayladır. Anın dâmeninden ubûr ederken yol iki ça …
Hasan Tapdı yaylası, ki Sultân Hasan bu dağda gencîne-i Kârûn'a mâlik olup genc tapdığından Yaylağ-ı Hasan Tapdı derler. Cümle Mahmûdî kavmi anda yaylanır ammâ zirve-i a‘lâsına çıkup temâşâ etmedim ammâ evc-i âsumâna ser çekmiş yayladır. Anın dâmeninden ubûr ederken yol iki çatal olup sol tarafdaki tarîk-ı âm kal‘a-i Van'a gider, sağ tarafdaki şâhrâh-ı sağîr kal‘a-i Amîk'e gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
Ve yine buyurdular kim "Evliyâm ben İpşir Paşa merhûmun müstakil kâ’immakâmı iken bir vâkı‘a görüp sana ta‘bîr eyle deyü nakl etmedim mi?" buyurduklarında hakîr eyitdim "Efendim, hayli zamân olup hâtırımdan gitmiş" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260a ·
metinde göster ·
… urabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ
etmedim
. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol …
Sene (---) târîhinde Âl-i Abbâsiyân'ın kadre ermişlerinden bir kimesne "Er gerçek"den galat Erçek derlermiş. Kadr mâlıyla binâ olunmuş bir yalçın püşte başında şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘adır, ammâ zirve-i a‘lâya kad-keşân olmağile çıkup temâşâ etmedim. Hâlâ Mahmûdî hükmündedir ve mâ-tekaddem taht-ı Mahmûdî bu kal‘a imiş. Şimdi ol kadar imâr değildir, ammâ yine Van eyâletinde sancak beği hükmündedir. İki bin askere mâlikdir. Mahmûdî atlarının güzîdesi bu Erçek'de olur. Hükûmetinde timâr u ze‘âmet tahrîr olmayup ebvâb-ı mahsûlâtı beğine hâs kayd olunmuşdur. Beği kal‘ada olur Aşağı Rabâtı bir dere küncinde beş yüz hâneli câ-be-câ bâğ u bâğçeli ve kavak ağaçlı rabâtdır. Bir câmi‘i ve bir hânı ve bir kesîf hammâmı ve on mikdârı dükkânı var ammâ buhayre-i Erçek kal‘anın kurbünde bir halîc-i sağîresi var, on vukiyye gelir yahşı alabalığı olur kim Kürdistân'da Ereçek balığı meşhûrdur. Bu semek-i mümessekden sayyâdlar sayd edüp a‘yân [u] kibâra hedâyâ götürürler. Aslâ balık râyihası yokdur. Bu halîcin kenârında Fâtih-i Revân Sultân Murâd Hân meks edüp mâhîlerinden tenâvül edüp "Hakkâ ki mâ’ide-i Erçek idiği gerçek imiş." demişdir. Ve bu buhayrenin yine cânib-i garbîsinde bir yol vardır. Ol râh-ı câdde ile Van'a beş sâ‘atde varır tarîk-ı seheldir. Murâd Hân Van'a ol râhdan revâne olmuşdur. Bu Ereçek beğinin ziyâfetin tenâvül edüp ve hedâyâsın ve kulağuzların alup andan yolumuza hilâfcadır ammâ "Da‘vete icâbet" deyü cânib-i şimâle meyyâlce dağlar ve dereler aşup kâmil sekiz sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286b ·
metinde göster ·
… ulvîyem; Âdem ise türâbdan halk oldu, süflîdir. Anınçün tenezzül etmeyüp secde
etmedim
. Ve Cenâb-ı Kibriyâ'nın "{Âdem'e} secde eyle!" demeden murâdı benim aşkımdan fe …
"Yâ Muhammed, sen halk olmazdan yetmiş bin yıl evvel Levh-i Mahfûz'da Cenâb-ı Allah'ın ismiyle senin ismin görüp yed-i kudret ile Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diye yazılmış. Hak celle ve alâdan evsâfın işidüp tâ ol zamândan berü sana îmân getirmişim. Hakkâ ki hak peygambersin ammâ yine merdûd olmama sen sebebsin. Zîrâ seni Âdem belinden rûy-ı arza[ullah]a getirse gerek idi. Bahâne, tanrı(sı)(?) beni arada bî-bahâ edüp Âdem'e secde eyle, dedi. Ben ise âteşden halk oldum, ulvîyem; Âdem ise türâbdan halk oldu, süflîdir. Anınçün tenezzül etmeyüp secde etmedim. Ve Cenâb-ı Kibriyâ'nın "{Âdem'e} secde eyle!" demeden murâdı benim aşkımdan ferâğat edüp Âdem'e âşık ol dedi. Ben ise Âdem'e hasm-ı adüvv-i cânı oldum. Efendim Allah'ın niçe aşkın bırağup bir toprakdan halk olup isyân ile mürekkeb olacak Âdem'e niçe secde ideyim. Secde hod Allah'a mahsûsdur. Zîrâ şerîki ve nazîri ve vezîri yokdur, mülkü çokdur. Kemâl-i aşkımdan Âdem'e secde etmeyüp merdûd oldum." dedikde Hazret-i Habîb-i Hudâ buyurdular kim: "Yâ İblîs! Dahi sen benlik ve enâniyyet ve ucub da‘vâsında mısın? Gel {imdi} cedd-i ızâmım Hazret-i Âdem Safî kabri Kudüs-i {Şerîf kurbünde} cebel-i Ceberût'da Hazret-i 394a İbrâhîm Halîl yanında medfûndur. Var anda meşhed-i Âdem Safî'ye yüz sürüp secde eyle. Seni Hazret-i Allah'dan ricâ ideyim. Ke'l-evvel yine cân u cin kavmine melik olup rûy-ı arzda bir mülke mâlik olup şehr-i {Nasîbîn'den el çekesin}" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b–394a ·
metinde göster ·
… lluğundan çıkarmaz. Ben de anın aşkından dönüp Âdem'in hayâtında cennetde secde
etmedim
. Şimdi niçe toprağına secde ideyim. Ben ol aşkdan geçmem. Âhir nefesde İsm-i A‘ …
İblîs-i telbîs eyitdi: "Yâ Muhammed ben yedi kat yerde ve yedi kat gökde yetmiş bin yıl ibâdet edüp Cenâb-ı Allah'a takarrub hâsıl edüp Hazret-i Bârî'nin cemâlin müşâhede edüp bu kadar bin yıl âşık-ı serbâzı olup bilâ vâsıta kelimât edüp ismi ile benim ismim arasında bir mine bâzârı vardır. Meselâ e‘ûzü Billahi mine'ş-şeytânı demişdir. Ben ol mine bâzârı aşkından geçmem. Ne kadar merdûd-ı racîm isem Sûr-ı İsrâfîl'e dek benden geçmez ve hayâtda edüp kulluğundan çıkarmaz. Ben de anın aşkından dönüp Âdem'in hayâtında cennetde secde etmedim. Şimdi niçe toprağına secde ideyim. Ben ol aşkdan geçmem. Âhir nefesde İsm-i A‘zamı okuyup yine huzûr-ı Rabbü'l-İzzet'e varup mukarrer olurum." dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
… en nümâyândır, ammâ bu hakîr eyyâm-ı şitâ olup yayla mahalli olmamağ ile temâşâ
etmedim
, ammâ Kör Hazînedâr Mustafâ Paşa her sene çıkup anda yayla faslıyçün kasr-ı âlî …
İmdi, bu kûh-ı bülendi bu zemînde gördüm ki evc-i âsumâna ser çekmiş bir ser-bülend-misâl kûh-ı Demâvend bir kûh-ı Elvend'dir. Gerçi Bursa'da cebel-i Ruhbân gibi ve kûh-ı Erceyş gibi ve kûh-ı Ramazân gibi ve kûh-ı Göksun gibi ve cibâl-i Sübhân-misâl ve kûh-ı Ağrı gibi ve kûh-ı 19b Bingöl gibi bir vâsi‘ dağ değildir, ammâ aslında zemîni âlîdir ve kendi de gâyet bâlâdır kim cümle kevkebân andan nümâyân olduğıyçün Yıldız dağı derler. Niçe bin Türkman Keskin ve Bozok sancaklarından niçe kerre yüz bin hayvânâtları bu kûh-ı bâlâya urûc edüp kâmil yedi ay yayla faslı ederler. Niçe yüz âb-ı hayâtları cereyân eder. Kâmil beş konak yerden nümâyândır, ammâ bu hakîr eyyâm-ı şitâ olup yayla mahalli olmamağ ile temâşâ etmedim, ammâ Kör Hazînedâr Mustafâ Paşa her sene çıkup anda yayla faslıyçün kasr-ı âlî ve matbah ve müte‘addid kâ‘alar binâ etdiği ma‘lûmumdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 19a–19b ·
metinde göster ·
… -be-câ kiliseleri nümâyân olup çârsû-yı bâzârı ve gayrı âsâr-ı binâlarına nazar
etmedim
. Bu mahalle nehr-i Tasma tâ batı tarafından gelüp Çehrin kal‘ası kurbunda nehr- …
Evsâf-ı kal‘a-i Praslov: Bânîsi (---)(---) dır. Lisân-ı Lehçe Praslov (---)(---) derler. Evvel ve âhir Leh kralı hâkindedir, ammâ bu kal‘a Durujunka, ya‘nî Durucan hükmünde üç bin çengâl dest-i sermest Kazaka mâlikdir. Bu dahi nehr-i Tasma kenârında cümle palanka çıt ve rıhtım dolma hisâr-ı kavîdir. Derûn-ı hisârda cümle iki bin aded şindire ve saz örtülü meykede ve hınzîrhânelerdir. Câ-be-câ kiliseleri nümâyân olup çârsû-yı bâzârı ve gayrı âsâr-ı binâlarına nazar etmedim. Bu mahalle nehr-i Tasma tâ batı tarafından gelüp Çehrin kal‘ası kurbunda nehr-i Özü'ye karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49a ·
metinde göster ·
… lar etdik kim Leh vilâyetinde Krakov hâkimi Varşalka Kral yanında böyle safâlar
etmedim
.
Ve bu şehrin a‘yân-ı kefereleri ve mümtâz dilberânları ve erbâb-ı ma‘ârif ve erbâb-ı sanâyi‘âtlarıyla sohbet-i hâslar edüp ol kadar zevk u safâlar etdik kim Leh vilâyetinde Krakov hâkimi Varşalka Kral yanında böyle safâlar etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… lı yerde nümâyân idi, ammâ bu kadar esîr mâl [u] menâlim derdinden gidüp temâşâ
etmedim
, ammâ şîrîn ve ma‘mûr kal‘a zâhir [ü] bâhir idi. Bu mahalde beş dirhem ekmek bi …
şehr-i Sazvaroş: Bir kal‘ası bu nâhiyenin nihâyetinde bir bayırlı yerde nümâyân idi, ammâ bu kadar esîr mâl [u] menâlim derdinden gidüp temâşâ etmedim, ammâ şîrîn ve ma‘mûr kal‘a zâhir [ü] bâhir idi. Bu mahalde beş dirhem ekmek bir akçeye sicille kayd olundu. El-iyâzu billâh. Andan yine cânib-i cenûba 6 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… dik, bu kadar senede hakîre bir kec nazar etmeyüp bir şütûm-ı galîzasın istimâ‘
etmedim
.
Merhûmun vefâtı hakîre bir kesel vermişdi kim kıtımda bir kâse semm-i helâhil zehrâb içmek bir katre âb-ı nâb içmek kadar değil idi. Ol mahalde bu abd-i za‘îf eyle müşâhede etdim ki bir âşık ma‘şûku uğruna ölmek hayât-ı câvidân imiş, zîrâ merhûma karâbetimizden mâ‘adâ yigirmi bir sene hidmet-i şerîfinde olup nazar-kerdesi idim ve bu kadar seyâhatimize sebeb olup bu kadar gazâlarda bulunup gazâlar da etdik, bu kadar senede hakîre bir kec nazar etmeyüp bir şütûm-ı galîzasın istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
… e Ağa derler, ammâ Îsâ Ağa câmi‘i deyü bir çep hattıyla târîhi var, ammâ tahrîr
etmedim
.
Ve hepisi üç aded câmi‘dir. Biri sarâya muttasıl Hünkâr câmi‘i ve biri İbrâhîm Paşa-yı Fâtih câmi‘i ve Beç kapusunun iç yüzünde Ese Ağa derler, ammâ Îsâ Ağa câmi‘i deyü bir çep hattıyla târîhi var, ammâ tahrîr etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 181a ·
metinde göster ·
ve gayri cakları ve zahîreleri hıfz edüp ol gece atlara yine ağır yemler asdım. …
Ol gece kefere katanalarının iki re’s atlarını Gedüslü Efendi'ye yüzer guruşa fürûht edüp ikisin fürûht etmedim ve gayri cakları ve zahîreleri hıfz edüp ol gece atlara yine ağır yemler asdım. Ale's-sabâh yine atlara süvâr olup her biri birer gûne cünbüş ü germiyyetcik hâsıl etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26b ·
metinde göster ·
Ve bunlarda bir gûne ma‘rifet var kim bir kavmden istimâ‘
etmedim
. Evvelâ onu on beşi bir yere gelüp bir köpek hirren fehırrâsı cengi ederler kim …
Ve bunlarda bir gûne ma‘rifet var kim bir kavmden istimâ‘ etmedim. Evvelâ onu on beşi bir yere gelüp bir köpek hirren fehırrâsı cengi ederler kim kimi samson gibi kimi tazı ve kimi fino zağar gibi çek cek vek vek urup feryâd etdiklerinde âdem gülmeden tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a ·
metinde göster ·
Hemân Kırım'dan Hân-ı âlîşân seksen yedi bin asker ile ol gelen hatt-ı şerîfe amel edüp Akkirmân altında Noğay kavmiyle ceng edüp Noğay talava urup kırup geçirüp nehb [ü] gâret ve hasâret edüp ceng-i azîm olması menba‘ı ale'l-müfîd muhtasar budur kim hikmet-i Hudâ bu savaş-ı perhâşda bulunduk, ammâ Hudâ-yı Müte‘âl'e ayândır bu Noğay kavminin dâne-i hardalından bir şeylerine vaz‘-ı yed etmedim. Husûsan mâl-ı ganâ’imin güzîde yerlerinde bulundum ve hüddâmlarımın alduğu eşyâları dahi taşıyup anlara da bir habbe ve (bir habbe ve) bir [d]ank ve bir dînâr deyyâr aldırmamışımdır, ammâ Mehemmed Geray-ı dûrbîn-fikr Akkirmân askerinin köylerini nehb [ü] gâret etdirmemişdir. Ba‘dehu bu hakîr Hân-ı âlîcâh ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106a ·
metinde göster ·
… ım Selîm Geray Sultân ile bir Ramazân-ı şerîf zevkin etmişimdir kim bir diyârda
etmedim
. Ba‘dehu ıyd-ı şerîf gelüp taraf taraf cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kümmelîn ve ağavâ …
"Evliyâm, bir kışı bunda edüp cân u hân sohbetleri edelim" deyüp hakîre bir oda döşeyüp iki köle ve iki re’s corğa atlar ihsân edüp sekiz aded evvelki atlarımla beher yevm onar at yemleri verüp her şeyden beleğan-mâ-belağ ta‘yînâtlarımız verüp cemî‘i evlâdları ve akrabâları sultânlar ile ve kapu kulları ve cümle ağavâtlar ile zevk u safâlara meşgûl olup gecemiz leyle-i Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup şeb [ü] rûz devâm-ı devlet-i pâdişâhîde Hüseyin Baykara gibi cân sohbetleri ederdik. Bundan sonra mâh-ı Ramazân gelüp Hân-ı âlîşân ile ve musâhib-i şehriyârî olan Kazak sultânlar ile bâ-husûs veliyy-i ni‘amım Selîm Geray Sultân ile bir Ramazân-ı şerîf zevkin etmişimdir kim bir diyârda etmedim. Ba‘dehu ıyd-ı şerîf gelüp taraf taraf cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kümmelîn ve ağavâtlar ve sultânlar birbirlerine arz-ı mahabbetler edüp birbirlerinin hânedânlarına varup gelmede iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143b ·
metinde göster ·
… âli yokdur, hemân başka bir deryâdır. Hudâ bilir kim dâ’iren-mâdâr etrâfın geşt
etmedim
, ammâ Karadeniz'in cânib-i etrâfın iki kerre devr etmişimdir.
Ve bu Bahr-i Kulzum iki Karadeniz'den büyük bir deryâ imiş. Kırk gündür kim sevâhillerinde kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederiz, dahi bir nihâyeti kenâresini görmedik. Aslâ bir bahre ittisâli yokdur, hemân başka bir deryâdır. Hudâ bilir kim dâ’iren-mâdâr etrâfın geşt etmedim, ammâ Karadeniz'in cânib-i etrâfın iki kerre devr etmişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… f-i lâmı ve harf-i mîmi ve harf-i hâsı ve harf-i nûnu çok lisân-ı mehîb istimâ‘
etmedim
.
Hakîr bu elli bir yıl seyâhatde on sekiz aded sikke ve hutbe sâhibi pâdişâhlık yerleri ekâlîm-i seb‘ada geşt [ü] güzâr edüp yüz kırk yedi aded lisân cem‘ edüp kuvvet-i hâfızamız sebebiyle her lisândan birer şemme kelimât etmeğe isti‘dâdım vardır, ammâ bu Kalmık lisânları kadar müşkil ve samson kelbi gibi güm güm sadâlı harf-i lâmı ve harf-i mîmi ve harf-i hâsı ve harf-i nûnu çok lisân-ı mehîb istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179b ·
metinde göster ·
… çifte olup nisvânlar girir başka hammâmdır. Çârsû-yı bâzârı hayli vardır, hisâb
etmedim
, zîrâ dâğ-ı derûnum var idi. Vâfir metâ‘ ile gulâmım firâr etdiğinden bu şehirl …
(---)(---) câmi‘i (---)(---)(---) ve mesâcidleri ve medrese ve tekye ve mekteb 212a ve müte‘addid mükellef hânları ve iki hammâmı var. Biri çifte olup nisvânlar girir başka hammâmdır. Çârsû-yı bâzârı hayli vardır, hisâb etmedim, zîrâ dâğ-ı derûnum var idi. Vâfir metâ‘ ile gulâmım firâr etdiğinden bu şehirleri huzûr-ı kalb ile temâşâ edemedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 211b–212a ·
metinde göster ·
, ammâ gâyet vâsi‘ sokak içine vâki‘ olup çârsû içre üç yerde çınâr-ı azîmleri v …
Ve cümletâsı yüz mikdârı dekâkînlerdir ammâ add etmedim, ammâ gâyet vâsi‘ sokak içine vâki‘ olup çârsû içre üç yerde çınâr-ı azîmleri vardır. Ekseriyyâ şâhrâhları kaldırımsız şûre yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247a ·
metinde göster ·
… nâtları sularlar. Bir küçük manastırı nümâyân idi ammâ bu cezîreye geçüp temâşâ
etmedim
.
Cezîre-i Turli: Hâlâ sulh içinde bizim olmuşdur, ammâ bir küçük ensiz adacıkdır kim devri on mîldir, ammâ gâyet çemenzâr mahsûllü adadır. Beri tarafda bizim kurâların keçileri ve koyunları otlayup gezerler. Ve ba‘zı mahallerinde su sarnıçları var imiş kim cümle hayvânâtları sularlar. Bir küçük manastırı nümâyân idi ammâ bu cezîreye geçüp temâşâ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 321b ·
metinde göster ·
… avaş imiş. Vîrân olup içinde bir taş kalmamış. Anıniçün ne cirmde olduğun hisâb
etmedim
. Ammâ bir güzel limanı var, içinde bir âb-ı hayât dere limana mahlût olup ismi …
Sene (---) târîhinde Küçük Hasan Paşa feth edüp münhedim etmişdir, ammâ sehel şey ile ta‘mîr ü termîm etmek mümkindir, ammâ lâzımlı yer de değildir. Leb-i deryâda şekl-i müselles bir Şeddâdî seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş imiş. Vîrân olup içinde bir taş kalmamış. Anıniçün ne cirmde olduğun hisâb etmedim. Ammâ bir güzel limanı var, içinde bir âb-ı hayât dere limana mahlût olup ismi ma‘lûmum olmadığından tahrîr olunmadı. Limanı yüz pâre keştî alup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan gemiler emîn olup bu limanın cânib-i erba‘ası ma‘mûr u müzeyyen kurâlar ile ârâste olmuşdur, zîrâ bu taraflar cezîre-i Girid'in şimâl tarafları olmak ile âb [u] hevâsı latîf olup amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
… an taşra bu tabahâne kurbundaki varoşda dahi mükellef dükkânlar vardır ammâ add
etmedim
, ammâ gâyet ma‘mûr u müzeyyen hânedân-ı azîmler var kim cümle bâğ u bâğçeli ve …
Der-kârhâne-i dekâkîn-i ehl-i iktisâb: cümle-cümle iki yüz aded dekâkînlerdir, ammâ bezzâzistânı yokdur. Lâkin Salona kapusu ndan taşra çaylar başında leb-i deryâda bir tabahânesi var kim bir diyârda misli yokdur. İki başları başka kapulu bir kal‘a-i azîm-misâl debbâğhânedir kim içinde bir tuhfe mescidi ve havzları ve müte‘addid müsâfirhâne hücreleri ve tekyeleri var kim bir diyârda böyle Âh-i Evrân ocağı yokdur. Kanlı olan kimesneler bu âsitâneye girse üstâdlar anı hâkime vermezler ve gayri taşra çıkarmazlar. Tâ anı dibâğat ile pâk edüp tâ’ib ü tâhir olup üstâd-ı kâmil ederler. Bu kârhânenin bâğ u bâğçeleri ve niçe âb-ı hayât arkları akup deryâya mahlût olur bir pâk debbâğhâne-i azîmdir. Ammâ Salona kapusu ndan taşra bu tabahâne kurbundaki varoşda dahi mükellef dükkânlar vardır ammâ add etmedim, ammâ gâyet ma‘mûr u müzeyyen hânedân-ı azîmler var kim cümle bâğ u bâğçeli ve âb-ı revânlı hâne-i zîbâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b ·
metinde göster ·
… r bir taş binâ bir küçük sûr-ı üstüvârcıkdır, ammâ cirmi ma‘lûmum değildir, add
etmedim
. Ancak dizdârı ve yüz aded neferâtları vazîfe-i mu‘ayyenelerin Sayada emîninden …
Lisân-ı Arnavudca bu kal‘aya (---)(---) derler. Sene (---) târîhinde bunu dahi Bâyezîd-i Velî asrında serdâr Gedik Ahmed Paşa feth eylemişdir. Bu dahi Delvinye sancağı hâkinde ve Ergiri kazâsı hükmünde bir sivri depecik üzre şekl-i müdevver bir taş binâ bir küçük sûr-ı üstüvârcıkdır, ammâ cirmi ma‘lûmum değildir, add etmedim. Ancak dizdârı ve yüz aded neferâtları vazîfe-i mu‘ayyenelerin Sayada emîninden alırlar. Gâyet bahâdır ve şecî‘ ve fetâ Arnavud yiğitleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353b ·
metinde göster ·
Ve ekseriyyâ halkı muhibb-i Hânedân olup "yâ Alî" der oturur, "yâ Alî" der kalkar. Cümle Fârisî-hân olup muhibb-i Hânedân olduklarından bir fırkası nihânîce Mu‘âviye'ye sebb edüp Yezîd'e âşikâre la‘net ederlermiş ammâ istimâ‘ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
… iki aded hân-ı hâcegânları var. Ve cümle yetmiş mikdârı dükkânları var ammâ add
etmedim
. Ammâ bu şehir halkı her sene civârları yakınında olan Dolyan nâm panayurlarına …
Ve cümle iki aded hân-ı hâcegânları var. Ve cümle yetmiş mikdârı dükkânları var ammâ add etmedim. Ammâ bu şehir halkı her sene civârları yakınında olan Dolyan nâm panayurlarına gidüp cemî‘i levâzımâtların ol cem‘iyyet-i kübrâ-yı azîm bâzârından alup ve kâr [u] kibs-i helâlleri olan beyâz beyâz abâların fürûht edüp şehirlerine gelirler, zîrâ bu Tikveş kasabasının beyâz abâsı Rûm ve Arab u Acem'de meşhûrdur kim gûyâ saya çuka.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 373a ·
metinde göster ·
… kal‘adır. Ol gün bârân-ı rahmet çok yağmak ile çıkup murâd üzre seyr [ü] temâşâ
etmedim
. Ammâ gâyetü'l-gâye evce ser çekmiş iki kat kal‘adır. Ve taşra katının ba‘zı ye …
Teke hâkinde ve Eğdir nevâhîsindedir. Serdârı ve kethudâyeri yokdur. Kal‘ası (---) bir sarp yalçın kaya üzre şekl-i muhammes bir şeddâdî binâ küçük kal‘adır. Ol gün bârân-ı rahmet çok yağmak ile çıkup murâd üzre seyr [ü] temâşâ etmedim. Ammâ gâyetü'l-gâye evce ser çekmiş iki kat kal‘adır. Ve taşra katının ba‘zı yeri münhedim olmuş. Ammâ iç kal‘ası henüz üstâd mühendis elinden çıkmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b ·
metinde göster ·
Ve bu şehre niçe kerre gelüp evsâfın bir hoş tahrîr
etmedim
idi. Ammâ şimdi evvelkiden ma‘mûr görüp ve birkaç gün safâ-yı hâtır ile meks ed …
Ve bu şehre niçe kerre gelüp evsâfın bir hoş tahrîr etmedim idi. Ammâ şimdi evvelkiden ma‘mûr görüp ve birkaç gün safâ-yı hâtır ile meks edüp böyle tavsîf olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y175b ·
metinde göster ·
… aldım. Hudâ âlimdir, bir vüzerânın ve bir ulemânın ta‘âmında o lezzeti müşâhede
etmedim
.
Ve bu câmi‘in mihrâbı önünde matbah-ı Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh subh u mesâ fukarâ-yı billâha ve âyende vü revendeye ni‘meti bezl etmeğiçün tabl-ı Halîl'i kütür kütür döğülüp ahâlî-i şehre i‘lân oldukda azamet-i Hudâ ol kadar âdem cem‘ olup her kes kas‘asın şorbâ-yı Halîl ile pür edüp ehl [ü] iyâlleri ile kifâflanırlar. Hakîr dahi teberrüken ol fukarâlar bölüğünden olup bir sahan buğday şorbâsı aldım. Hudâ âlimdir, bir vüzerânın ve bir ulemânın ta‘âmında o lezzeti müşâhede etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y231a ·
metinde göster ·
Hakîr i‘timâd etmedim. Ba‘dehu kav yakup tancereleri gayri taşlar üzre koyup ba‘zı hâr [u] hâşâk ile alev zâhir olup mezkûr taşlara tancere altına kodukda alev-ber-alev olup neft u katrân-misâl yanardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y234a ·
metinde göster ·
… le sarây-ı âlîler ve kâ‘a-i azîmeler var kim bu ibret-nümâyı bir diyârda temâşâ
etmedim
.
Hazret-i Hûd ve Hazret-i Sâlih ve Hazret-i Semûd ve Hazret-i Kaffâh bunda sâkinler idi. Ve Semûd kavmine ba‘s olunmuşlar idi. Huccâcın önünden nihâyeti ubûr edince yetmiş seksen salt atlı refîk-ı yâr-ı muvâfık ile bu şehri seyr [ü] temâşâ eyledik. El-azemetü lillâh bu kûh-ı bâlâları kehf-ender-kehf gâr-ender-gâr edüp eyle sarây-ı âlîler ve kâ‘a-i azîmeler var kim bu ibret-nümâyı bir diyârda temâşâ etmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b ·
metinde göster ·
… sinde Anter binâ etmişdir. Ammâ içinde âdemî-zâd yokdur. Ve hakîr çıkup temâşâ
etmedim
, zîrâ mûr mârı firâvân imiş.
Ve tevârîhlerde bu vâdîlere vilâyet-i Anteristân derler. Bir sivri kara dağın tâ zirve-i a‘lâsında iki çatal kârgîr kal‘a-i cihân-nümâdır. Târîh-i iskenderin sene (---) sinde Anter binâ etmişdir. Ammâ içinde âdemî-zâd yokdur. Ve hakîr çıkup temâşâ etmedim, zîrâ mûr mârı firâvân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275a ·
metinde göster ·
Bu Bedr-i Huneyn'in cânib-i cenûbunda bir mu‘attal susuz kuyu vardır. Bu cebelde mürd olan fecerelerin lâşe-i murdârların Hazret-i Risâlet'in emriyle bu çâh-ı gayyâya ilkâ edüp yerleri dârü'l-bevâr iken dünyâda bi’r-i bevâr oldu. Ebû Cehl la‘în dahi bu bi’r-i Y 307a mu‘attalda amel-i bâtılasıyla bu bi’r-i amîkde kaldı. Ammâ râyihalarından bu bi’re yakın varılmaz. Ve dâ'ima bir feza‘ u çeza‘ vâveylâ sadâsı istimâ‘ olunur, derler. Ammâ hakîr tâ bu çâh-ı sakarın yanından geçdim, sadâların istimâ‘ etmedim. Ammâ râyiha-i habîseden gücile ubûr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y306b–Y307a ·
metinde göster ·
… lan maslûkasından nûş etmeğe başladılar. Hakîre de bir fincân getirdiler, kabûl
etmedim
. Hekîmbaşı ve nâzır ağa;
Ba‘dehu cümle huddâmlar yılan çorbasın sahanlara doldurup ekmek doğrayup yemeğe başladılar, benim aklım gitdi. Andan hekîmbaşı ve nâzır ağa ve kâtib ve sâyir huddâmlar fincân fincân yılan maslûkasından nûş etmeğe başladılar. Hakîre de bir fincân getirdiler, kabûl etmedim. Hekîmbaşı ve nâzır ağa;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123b ·
metinde göster ·
… ükkânı var, ammâ hammâmı yokdur. Ve ne mikdâr hâneleri var, mülteziminden su’âl
etmedim
. Andan iki mîl yukaru yine Menûfiyye hâkinde,
Büyük iltizâmdır. İki câmi‘i ve yigirmi mesâcidi ve iki vekâlesi ve iki kahvesi ve yigirmi dükkânı var, ammâ hammâmı yokdur. Ve ne mikdâr hâneleri var, mülteziminden su’âl etmedim. Andan iki mîl yukaru yine Menûfiyye hâkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y340a ·
metinde göster ·
Yedi yüz hâneli ma‘mûr âbâdân iltizâm beleddir. Şeyhü'l-beledden su’âl
etmedim
, ne kadar mîrî mâlı ve ne kadar mültezime fâ’izi var, ma‘lûmum değildir. Müte‘a …
Yedi yüz hâneli ma‘mûr âbâdân iltizâm beleddir. Şeyhü'l-beledden su’âl etmedim, ne kadar mîrî mâlı ve ne kadar mültezime fâ’izi var, ma‘lûmum değildir. Müte‘addid câmi‘leri ve kahvehâneleri ve mesâcidleri ve hânları ve birkaç dükkânları var. Havâdâr şehirdir. Hammâmı olduğun dahi bilmem. Ve mukâbelesinde Garbiyye cânibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y352a ·
metinde göster ·