… ur, ammâ bu hakîr Rûmlar ile çok ihtilât edüp anların Yanvan Târîhlerin istimâ‘
etmek ile
bu hakîr Bağdâd'a giderken bu Urfa içre ol deyre girüp ruhbânlardan makramayı g …
Şehr-i Urfa içre Halîlü'r-rahmân âsitânesi kurbunda Çanlı Kenîse derler binâ-yı kadîm bir musanna‘ deyr-i azîmdir. Hazret-i Mesîh mübârek vech-i şerîflerin sildiği makrama andadır kim ol deyrin hazînesinde gâyet mahfûzdur. Zîrâ taraf-ı mülûkdan havf ederler kim selâtînler haberdâr olurlarsa ol makramayı hazîneye alırlar deyü ihtirâz edüp hıfz ederler. Şehir a‘yânlarının bile bu destmâl-i İsâ'dan haberleri yokdur, ammâ bu hakîr Rûmlar ile çok ihtilât edüp anların Yanvan Târîhlerin istimâ‘ etmek ile bu hakîr Bağdâd'a giderken bu Urfa içre ol deyre girüp ruhbânlardan makramayı görmeğe ricâ etdim. "Bizim deyrimizde ol gûne makrama yokdur" deyü inkâr etdiler. Hakîr İncîl'lerine ve Hazret-i İsâ hakkına yemîn edüp kimesneye ol makramayı ahvâlin keşf-i râz etmeyim deyü ta‘ahhüd eylediğimde hakîri bir muzlim gâra götürüp taşrada huddâmlarım kalup ol gâr içre on iki cevâhir kandîl çerâgân olup bir dollâbdan bir sandûka ve ol sandûkadan bir cevâhirli kutu çıkardılar, gûnâ-gûn bükâ vü nâlişler ile cevâhir kutuyu küşâde edüp müşk ü amber-i hâm râyihası dimâğımı mu‘attar edüp destmâl-i şerîf manzûrumuz olmuşdur. Çâr-kûşe bir aselî levn makramadır. Tûlen ve arzen iki zirâ‘ gelir. Hurmâ-yı Mekke lîfinden gazl olunup dokunmuş. Hazret-i İsâ Tûr-ı Sînâ'ya tecellî-yi cemâl-i Rabbü'l-izzet içün urûc etdükde kendüye tecellî müyesser olup hicâb-ı Rabbü'l-izzet'den İsâ Nebî arak-âlûd olduklarında bu destmâl ile vech-i şerîflerin Mesîh Nebî mesh etdiklerinde bi-emrillâhi Te‘âlâ vech-i şerîflerinin şekl-i münevveri makramaya te’sîr edüp yed-i kudret ile tahrîr olunmuş bir sihr-i mübîn-âsâ sûret-i İsâ demdir kim gören anı zî-rûh zann eder. Hemân bir deme muhtâc sûret-i Mesîh-enfâsdır kim füsûn-i işve ve nazarda tebessümde gûyâ hayatdadır. Hele bu hakîrin şübhesi kalmadı kim eşkâl-i te’sîr-i Hazret-i İsâ'dır. Ve hakîr bu kadar erbâb-ı ma‘ârif ile ihtilâtımızda ve bu seyâhat-ı tek-â-pûmızda niçe bin sihr-i i‘câz mertebesi hayâl-pesend ma‘rifetler gördüm, bu dahi anlar gibi bir rûhî boya ile Frenk Mânî kalemi olmasın deyü bu im‘ân-nazar ile bu eşkâle dikkat-ı tâmm edüp nazar etdim, ammâ ilme'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdim ki hemân bu makramadaki eşkâl-i mehîb sûret-i Hazret-i İsâ'dır. Zirâ benî Âdem gördükde vücûduna lerzân hâsıl olup âdemi dehşet alur. Bu gûne bir makramadır. Teberrüken bu hakîr sağ elimle makramayı mesh edüp yüzüme sürüp bu makrama bu gûne temâşâ etdim. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
… âm ve Beğ hammâmı ve Kumacık hammâmı ve Alî Mısrî hammâmın bir evliyâullah binâ
etmek ile
nazargâh-ı hammâm-ı ziyâretgâhdır ve Hom hammâmı ve varoşda Behrâm Paşa hammâmı …
Evsâf-ı hammâmât-ı gâsilân: Cümle yedi aded hammâm-ı hoş-hevâ [vü] hûb-binâlardır. Cümleden Alaca hammâm, Silâhdâr Mustafâ Paşa hammâmı gâyet müferrehdir ve Yeni hammâm ve Beğ hammâmı ve Kumacık hammâmı ve Alî Mısrî hammâmın bir evliyâullah binâ etmek ile nazargâh-ı hammâm-ı ziyâretgâhdır ve Hom hammâmı ve varoşda Behrâm Paşa hammâmı, bunlardan mâ‘adâ üç yüz aded hânedân hammâmları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… alanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed
etmek ile
mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınızın aldığı …
Âhir a‘yân-ı vilâyetden cümle ulemâ vü sulehâ vü meşâyih-i sâdât-ı Ekrâd-ı Bitlîs ale'l-acele paşanın pây-ı semendine yüzler sürüp envâ‘-ı tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Dâd u feryâd ey vezîr-i âlî-nijâd, hasmınız Hân idi, hamd-i Hudâ münhedim olup firâr etdi. Ya bu kadar ibâdullahı niçün gâret etdirirsüz?" deyü paşaya tazallum arz etdiklerinde cümle ricâları hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup, hemân paşa-yı müdebbir cümle Van eyâleti ümerâların ve cümle ocak beğlerin ve hemi ocak ağaların cümle at üstünde iken yanına getirdüp tenbîh ü te’kîd edüp der: "Pâdişâh başıyçün ve azîmü'ş-şân Allah hakkiyçün eğer bu anda Bitlîs şehri içre yağma vü alan u talanda âdem bulup bir dahi feryâdcılar gelüp tazallum ederlerse sizi azl-i ebed etmek ile mütesellî olmayup başlarınızı keserim. Tiz şehre gidüp yağmacılarınızın aldığı eşyâları ashâblarına redd edin. İşte ben de akîbinizce şehre giderim. Siz bilirsüz." deyü bu beğlere ve ağalara bir sıkı verdi kim sıkılarından dızıkları kopdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270a ·
metinde göster ·
… zîresi içre kal‘a-i Cezîre şehri bir menzil yer kalup mukaddemâ seyr [ü] temâşâ
etmek ile
şimdi ol cânibe meyl etmeyüp karye-i Deyreşu'dan yine şimâle dağlar içre ubûr e …
Ve bu mahalden cânib-i garba şatt'ın cânib-i garbîsinde Mardin ve Musul hâkine karîb bir şatt cezîresi içre kal‘a-i Cezîre şehri bir menzil yer kalup mukaddemâ seyr [ü] temâşâ etmek ile şimdi ol cânibe meyl etmeyüp karye-i Deyreşu'dan yine şimâle dağlar içre ubûr ederken Fındık kasabası sol tarafımızda şatt kenârında kalup bizler taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
… kârgîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim cânib [u] etrâfından nehr-i Tımış cereyân
etmek ile
bu kal‘a gûyâ bir pek topraklı cezîrede vâki‘ olmağile sehel kârgîr, hafîf şeki …
Evsâf-ı iç kal‘a-i Tımışvâr: Bu iç kal‘a taşra kal‘anın cânib-i cenûbu köşesinde şekl-i murabba‘ bir kârgîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim cânib [u] etrâfından nehr-i Tımış cereyân etmek ile bu kal‘a gûyâ bir pek topraklı cezîrede vâki‘ olmağile sehel kârgîr, hafîf şekilli binâ-yı zîbâdır ve handakından dahi nehr-i Tımış akar. şehre açılır üç kat kârgîr kemerler ile mebnî demir kapulardır ve her kapuların mâbeynlerinde yine makaralı asma köprüler vardır kim kemerleri tula binâlardır. Bu iç kal‘anın etrâfında beş aded tula kârgîr binâ kulle-i ra‘nâlarının sivri sivri tahta örtülü ve alemli kulleleri var ve bu kal‘ada bir vâsi‘ sarây meydânı var. Tahta döşeli değildir. Dolma rıhtım horasan döşelidir. Bunda dizdâr ve kethüdâ ve imâm ve mü’ezzinlerden gayrı bir merd-i âferîde olmayup kullelerde ve cebehânelerde cümle hazâ’in ve mühimmât ve levâzımâtlar ile memlû olup gayrı şey yokdur kim bir gayrı âdem temâşâsına bile giremez. Eğer ricâ ile girmek murâd edinirse silâhların kapuda pâsbânlara emânet koyup girir. Gâyet mazbût nârin kal‘adır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119a ·
metinde göster ·
… mel‘ûn sudur, zîrâ gümüş ma‘denlerinden tulû‘ eder. Bu şehir halkı bu sudan nûş
etmek ile
ekseriyyâ bu şehir halkının boğazlarında yumru yumru kuşka ta‘bîr ederler bir m …
Hikmet-i garîbe vü acîbe: Bu şehrin ortasından bir küçük su akup nehr-i Drin'e karışır bir berrâk sudur. İsmine Voda-Sirib derler bir mel‘ûn sudur, zîrâ gümüş ma‘denlerinden tulû‘ eder. Bu şehir halkı bu sudan nûş etmek ile ekseriyyâ bu şehir halkının boğazlarında yumru yumru kuşka ta‘bîr ederler bir marîzdir ol emrâz-ı muhtelife hâsıl olur. Gâyet ma‘yûblu ricâl [ve] nisvânları vardır ve cümle halkı Boşnak poturlarıdır ve re‘âyâları Sırf ve Bulkardır, ammâ garîb-dostlardır. 128a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 127b–128a ·
metinde göster ·
… Sene 856 târîhinde Ebü'l-feth gâzîlerinden Eyne Koca nâm bir gâzî-i benâm feth
etmek ile
ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası var. İçinde oduncu R …
Cezîre-i Eyne: (---) mîl ihâta eder her cânibi yatak limandır. Zamân-ı keferede gâyet ma‘mûr cezîre olup fâhir yatak limanları var imiş. Sene 856 târîhinde Ebü'l-feth gâzîlerinden Eyne Koca nâm bir gâzî-i benâm feth etmek ile ol isimile müsemmâ Eyneada derler. Bir harâb küçük kal‘ası var. İçinde oduncu Rûmları sâkin olur. Karadeniz içre bundan gayri cezîre aslâ yokdur. Gerçi kal‘a-i Özü kurbunda Tentere cezîrecikleri vardır, ammâ Ölü denizi kurbunda olup sapa yerde vâkı‘ olmağile memerr-i keştîbân değildir ve anda düşen gemi Ölü denizine düşerlerse çamura gark olup ölürler. Ve eğer Karadeniz'de cezîre-i Kırım ve cezîre-i Taman ve cezîre-i Balısıra, bunlar cezîre değil midir? denirse belî cezîrelerdir, ammâ kara câniblerine şehr zemîn ittisâlleri vardır, niçe yüz kerre manzûrumuz olmuşlardır, ammâ bu Eyneada bir cânibe muttasıl değil, cezîre halk olmuşdur, ammâ İskender-i Zülkarneyn Karadeniz boğazın kesdikden sonra ayân olmuşdur. Andan yine taraf-ı garba Karadeniz kenârınca sun‘-ı Hudâları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 50b ·
metinde göster ·
… lis Eğre gazâsına giderken yine bu menzilde kuyular kazdırmış, ammâ zamân mürûr
etmek ile
cümleden 59b kuyular hâr [u] hâşâk, rimâl [ü] türâb ile leb-ber-leb olup mu‘a …
Karye-i Koniçe: Bu dahi Sirem sahrâsına vâkı‘ olmuş bir Sırf keferesi köyüdür. Cümle Sirem arabacı kâfirleri bu Sirem köylerinde sâkin olduklarından Sirem arabaları meşhûrdur. Cümle keferelerinin kârları koçyaş arabacılarıdır. Bu köy bir susuz sahrâda olmak ile taraf-ı pâdişâhîden niçe bin re‘âyâlara ücretleri verilüp asâkir-i İslâm def‘-i atşân içün beş yüz aded kuyular kazılup her biri gûyâ Hediyye eşmeleri-misâl âb-ı hayâtdan nişân verir çâh-ı mâlardır. Her birinde gemi serenlerinden çıkrıklar yapılup kovalarıyla sular çekilüp isti‘mâl olundu, ammâ mâ-tekaddem Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis Eğre gazâsına giderken yine bu menzilde kuyular kazdırmış, ammâ zamân mürûr etmek ile cümleden 59b kuyular hâr [u] hâşâk, rimâl [ü] türâb ile leb-ber-leb olup mu‘attal kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 59a–59b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Ungur[us]ca Vulko nâm bir su bu kal‘a dibinden cereyân
etmek ile
ol isim ile müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Bânîsi Ungurus krallarından Ferdin …
Lisân-ı Ungur[us]ca Vulko nâm bir su bu kal‘a dibinden cereyân etmek ile ol isim ile müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır. Bânîsi Ungurus krallarından Ferdinand Kral binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
… ıyla kal‘a-i Şimatorna beği Hamza Beğ nâm benâm-ı hümâm sene 936 târîhinde binâ
etmek ile
Hamza Beğ nâmıyla müsemmâ bir palanka-i ra‘nâcıkdır. Bu dahi nehr-i Tuna kenârı …
Bunu dahi Süleymân Hân fermânıyla kal‘a-i Şimatorna beği Hamza Beğ nâm benâm-ı hümâm sene 936 târîhinde binâ etmek ile Hamza Beğ nâmıyla müsemmâ bir palanka-i ra‘nâcıkdır. Bu dahi nehr-i Tuna kenârında gâyet ma‘mûr imiş, lâkin bunu dahi tahrîr olunan sene-i mezbûrelerde Zirinoğlu ıhrâk bi'n-nâr edüp ahâlîleri gemilere binüp firâr eder. Bunun dahi cümle hâneleri ve topların alup dâr-ı menhûslarına gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 73a ·
metinde göster ·
… cemî‘i halkı keçi südü surutkası içmeğile ve pivo ve bal suyu müskirâtların nûş
etmek ile
ıstmayı def‘ edüp ten-dürüst olup hayli zinde ve zeber-dest firkatede kürek çek …
Etrâfı taşlık olmağile şiddet-i hârı şedîd olup havâsı sakîl olduğundan ısıtması gâyet çok olur, ammâ cemî‘i halkı keçi südü surutkası içmeğile ve pivo ve bal suyu müskirâtların nûş etmek ile ıstmayı def‘ edüp ten-dürüst olup hayli zinde ve zeber-dest firkatede kürek çekmenin erbâbı tüvânâ âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163a ·
metinde göster ·
… olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân
etmek ile
sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i h …
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
… rları ve kasabât u kurâ ve belîde ve kılâ‘lar ve bukâ‘ u suyâ‘sını nehb ü gâret
etmek ile
küffâr-ı bî-âr-ı bedkâr üzre tamâm galebe vü kuvvet ü nusret hâsıl olur ve düşm …
"Devletli vezîr, askerimiz bıldırdan berü üç kerre kışda kıyâmetde niçe yerlere imdâdlar verüp seferler etdiklerinden zebûnlardır. Bu sene-i mübârekede bu nehr-i Morava kenârında ve karşu taraflarında Hırvadistân ve Macaristân'ın Mekemorya vilâyetin ve İslovin vilâyetin (---)(---)(---) ve Dodoşka vilâyetlerin harâb u yebâb ve hânelerin türâb ve hayvânâtların kebâb edüp mâl-ı ganâ’imleriyle asâkir-i İslâm muğtenem olup tâ kal‘a-i Ni‘met-Uğvar'a ve kal‘a-i Beç'e ve kal‘a-i Prak'a varınca tahrîb-i bilâd ve ta‘zîb-i küffâr-ı bed-nihâd üzre mütevekkilen alallâh deyüp azîmet edelim ve ol kâfir diyârlarının dâr-ı diyâr düyûrları ve kasabât u kurâ ve belîde ve kılâ‘lar ve bukâ‘ u suyâ‘sını nehb ü gâret etmek ile küffâr-ı bî-âr-ı bedkâr üzre tamâm galebe vü kuvvet ü nusret hâsıl olur ve düşmen-i dîn olan bî-dîn Nemse ve Hırvad'a mûris-i felâket olur" deyü müşâvere bu re’y üzre itmâm-ı kelâm edüp bu tedbîre karâr verdiler. Hemân vezîr-i sâhib-tedbîr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 183b ·
metinde göster ·
… ahsîl-i mâl etmeğiçün ve hazz-ı nefisleriyçün askerî tâifesinin burunları sefer
etmek ile
kırılsun içün, böyle bir bî-ma‘nâlar edüp Yenikal‘ayı fukarâ ricâsıyla feth edi …
Bu hâl üzre küffâr mazlûm olmuş idi. Beri tarafda bizim vüzerâlarımız asker-i İslâmı ve re‘âyâ vü berâyâları müte’ezzî edüp cemî‘i mevâcibât mesârıfâtları bâd-ı hevâdan bedel ve iştirâ ve nüzûlât ve sâ’ir tekâlifâtdan çıkarup tahsîl-i mâl etmeğiçün ve hazz-ı nefisleriyçün askerî tâifesinin burunları sefer etmek ile kırılsun içün, böyle bir bî-ma‘nâlar edüp Yenikal‘ayı fukarâ ricâsıyla feth edince bu kadar cân helâk olup bu kadar mâl-ı hazâ’in beytü'l-mâl-ı müslimîn hebâya gidüp bir kara mankır fâ’idesi olmayup yine yere berâber münhedim edüp cümle hükkâmlarımız dimâğ u gurûr hâsıl etdiler ve hodbînlik ve hodre’ylik ve hodfürûşluk ve hodpesendlik etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a ·
metinde göster ·
Ammâ hakîr bu mahalde Hacı Mustafa Paşa efendimiz sarâyında meks
etmek ile
bizim iki nefer esîrlerimiz Mustafa Paşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudan …
Ammâ hakîr bu mahalde Hacı Mustafa Paşa efendimiz sarâyında meks etmek ile bizim iki nefer esîrlerimiz Mustafa Paşa söyledüp bildiler kim Semartin kapudanı oğludur ve biri kal‘a yüzbaşısıdır. Her birine beşer yüz guruş verdiler. Hakîr rızâ vermeyüp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… a dahi derler {ve Soboska dahi yazılır}, ammâ lugat-i sahîha Boçkay Hersek binâ
etmek ile
Soboçka derler. Sırf banlarından bir müdebbir hersek imiş. Hâlâ lisân-ı Sırf ve …
Sobotka dahi derler {ve Soboska dahi yazılır}, ammâ lugat-i sahîha Boçkay Hersek binâ etmek ile Soboçka derler. Sırf banlarından bir müdebbir hersek imiş. Hâlâ lisân-ı Sırf ve Hırvad ve Voynık ve Latin ve Bulgar ve Boşnak'da âvâz ile türkî yerine okunan "Davuri Davurimo Boçkay Marko bo Soboçkay" bâng türkîsidir. Ba‘dehu sene 932 târîhinde Gâzî Süleymân Şâh fethidir. Ba‘dehu sene 1002 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında küffâr-ı füccâr-ı Macar ale'l-gafle bu kal‘ayı muhâsara edüp germâgerm cenge âheng ederler. Derûn-ı hisârda mahsûr olan ümmet-i Muhammed görseler kim bir tarafdan imdâd yok. Hemân bir gece fürce bulup cümle ehl [ü] ıyâllerin dahi atlandırup şedd-i rihal etmeğe iktidârları olanlardan sağîr ü zarîr ve alîlleri cümle kendüleri kırup ba‘dehu vakt-i seherde kal‘a kapuların açup küffâr-ı dûzah-karâr hınzîr gibi horlayup yatırlarken Allâh Allâh deyüp bu kadar guzât küffâra kılıç urup yollar açup Keçkemet sahrâlarına ceng eyleyerek niçe bin küffârı kırarak Budin kal‘ası önünde Peşte kal‘asına cümle guzât ehl [ü] ıyâlleriyle selâmet dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 80b ·
metinde göster ·
Ve bu varoşun cânib-i erba‘ası handakı içinden nehr-i Kiriş cereyân etmek ile mezkûr kapuların önlerinde cümle haşeb cisrlerden ubûr olunup her kapuda ikişer yüz aded pür-silâh kal‘a neferâtları dîdebân ve nigehbânlık edüp her kapu önlerinde lonca köşklerinde oturup bir hây hûy edüp nevbet beklerler. Ve handaklar kenârında ve niçe yerlerde nehr-i Kiriş üzre su değirmenleri deverân edüp dakîk-i rakîk-i beyâz hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
… mış alçak handakdır. Ve dahi Varat'a nâzır olan tarafından nehr-i Kiriş cereyân
etmek ile
Kiriş kenârında palanka dîvârı yokdur ve lâzım da değildir. Lâkin ensesinde bay …
Mezkûr büyük varoşun poyraz cânibinde nehr-i Kiriş aşırı Ulesi derler bir varoş-ı azîmdir. Küffâr asrında bu dahi iremezâtdan nişân verir bir hasretü'l-mülûk bâğ-ı Merâm idi. Hâlâ yine amâr olmadadır. Dizdârı ve kal‘a neferâtları başkadır. Cümle altı aded ağalıkdır ve cümle üç yüz neferâtları ve martolosları vardır. Ve rabâtı şekl-i mukavvis nehr-i Kiriş kenârından dağlar eteğine vâki‘ olmuş dolma çit palanka rıhtım dîvârdır kim gird-â-gird cirmi bin seksen aded germe adımdır, ammâ handakları nev-binâ olmak ile henüz tathîr olmamış alçak handakdır. Ve dahi Varat'a nâzır olan tarafından nehr-i Kiriş cereyân etmek ile Kiriş kenârında palanka dîvârı yokdur ve lâzım da değildir. Lâkin ensesinde bayır ve çayır ve bâğlar tarafında palankası ve tabyaları vardır. Ve cümle etrâfında yedi aded tabya-i metînlerdir. Ve cümle iki kapusu var, biri kıble tarafına cisr başında nehr-i Kiriş kenârında büyük varoşa ve kal‘aya gider büyük kapudur. Biri poyraz cânibine nâzır Senköy kapusu. Bu dahi ağaç kanatlı kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87a ·
metinde göster ·
… r. Çârsû-yı bâzâr ve akçe olmadığından her metâ‘ların birbirleriyle değiş dokuş
etmek ile
irtibât buldurmuşlardır, ammâ yine cümle kavmi evlerinde ehl-i sanâyi‘dirler ki …
Bu mahal Şağake beğinin tahtıdır kim lisân-ı Çerkes'de pişköv deyü beğlerin sâkin olduğu yerlere pişköv derler, ya‘nî taht ma‘nâsınadır. Kasaba-misâl azîm köydür. Cümle beş yüz elli aded saz örtülü ve çit örülü ve ikişer kapulu biri biri içinde evlerdir. Ve cümle yine çit örülü sarp havlıları vardır. Ammâ bu vilâyetlerde akçe ve pul ve bâğ u bâğçe ve çârsû-yı bâzâr ve hân u hammâm ve kenîse yokdur. Kâfir ve müselmân değillerdir. Kâfir desen gazab-âlûd olurlar. Behey müselmân desen ığmâz ederler. Ve haşri neşri inkâr ederler. "İnsân ot gibi bitüp yitüp giderler" derler. Kâfiri görseler sevmezler, müselmânı görseler hazz eder bir alay dağî ve bâğî ve yağı âdemlerdir. Mezhebleri Mecûsîlerdir. Çârsû-yı bâzâr ve akçe olmadığından her metâ‘ların birbirleriyle değiş dokuş etmek ile irtibât buldurmuşlardır, ammâ yine cümle kavmi evlerinde ehl-i sanâyi‘dirler kim ellerinden bir ma‘rifet kurtulmaz, gâyet çeber u cemşîd-i san‘at âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147b ·
metinde göster ·
… çer merhale yerden nümâyândır. Bu mahallere Timur Leng Hân beş kerre gelüp meks
etmek ile
her gelişde birer dağ alâmet etmişdir, ammâ hakkâ ki alâmet-i şehinşâhîdir.
Menzil-i Beşdepe: Beş dâne ale't-tertîb dizilmiş âlî dağlardır, ammâ beşi de amelîdir. Hemân Mısır'da Cîze tarafındaki üç aded ihrâm dağları gibi yığılmış dağlardır. Her biri üçer merhale yerden nümâyândır. Bu mahallere Timur Leng Hân beş kerre gelüp meks etmek ile her gelişde birer dağ alâmet etmişdir, ammâ hakkâ ki alâmet-i şehinşâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
Bânîsi Rûm krallarıdır. Niçe mülûkdan mülûka intikâl edüp âhır-ı kâr sene (---) târîhinde Gâzî Murâd Hân-ı Evvel vüzerâlarından Timurtaş Paşa Rûm keferesi elinden feth etmek ile Timurhisâr'dan galat Demirhisâr derler. Rûmeli eyâletinde Selânik sancağı hâkinde (---)(---) voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Nâhiyesi (---) aded ma‘mûr kurâlardır. Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi vardır ammâ dizdârı ve merdüm-hisârı yokdur. Kal‘ası bir püşte-i âlî kaya üzre şekl-i muhammes bir Şeddâdî seng binâ bir sûr-ı ra‘nâ-yı metîn ve bir husûn-ı muhkem-i sengîndir, ammâ iç [el] olmak ile derûn-ı hisârda âbâdândan bir ferd-i âferîde yokdur. Cümle ahâlîsi aşağı şehirde sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222a ·
metinde göster ·
… a‘îde bir âb-ı hayât ılıcadır kim ol diyâr halkı nef‘in niçe bin kerre müşâhede
etmek ile
her sene mâh-ı Temmûz'da gülnâr mevsiminde niçe kerre yüz bin âdemler haymeleri …
Sitâyiş-i germâbhâ-yı Demirhisâr: Şehirden (---)(---) ba‘îde bir âb-ı hayât ılıcadır kim ol diyâr halkı nef‘in niçe bin kerre müşâhede etmek ile her sene mâh-ı Temmûz'da gülnâr mevsiminde niçe kerre yüz bin âdemler haymeleriyle cem‘ olup germâbına çimüp ten-dürüst olurlar. Havzı ve âsâr-ı binâları,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 222b ·
metinde göster ·
… mevcûd idi. Altı ay kâmil asker-i İslâmın ömr-i girân-mâyeleri bu şehri âbâdân
etmek ile
güzerân etdi, ammâ yine Kandiye kal‘ası altına meterisler etmeğe sa‘y-ı tâm olu …
Ancak şundan ma‘lûm ola kim ne kadar şehr-i mu‘azzam oldu. Hemân üç bin aded dükkânda dîbâ ve şîb ü zerbâf ve semmûr kürk fürûht olunur dükkânlardır kim her ne gûne zî-kıymet şey murâd edinsen bulunup cemî‘i memâlik-i mahrûselerin ehl-i sanâyi‘ erbâb-ı ma‘ârifi bu şehir içre mevcûd idi. Altı ay kâmil asker-i İslâmın ömr-i girân-mâyeleri bu şehri âbâdân etmek ile güzerân etdi, ammâ yine Kandiye kal‘ası altına meterisler etmeğe sa‘y-ı tâm olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 288b ·
metinde göster ·
… elli kadar kiremitli evlerdir, ammâ Venedik kâfiri ile bey‘ u şirâ edüp ticâret
etmek ile
kefereleri gâyet ankâlardır. Ve cümlesi firkateciler idi. Hamd-i Hudâ cümle fir …
Leb-i deryâya bir ok menzili karîb bir latîf limanı var, yüz pâre gemi alır. Ve limanının kayaları dibinde bir âb-ı hayât sular çıkar. Limanın ağzı lodosa nâzırdır. On bir mîl lodosa karşu Koron kal‘asıdır. Ve mezkûr Pılaça karyesi kırk elli kadar kiremitli evlerdir, ammâ Venedik kâfiri ile bey‘ u şirâ edüp ticâret etmek ile kefereleri gâyet ankâlardır. Ve cümlesi firkateciler idi. Hamd-i Hudâ cümle firkatelerin fürûht edüp İşpanya ve Pulya ve Ciniviz Frengistânlarına varup gelirler. Ancak beş yüz kadar tüfeng-endâza mâliklerdir. Ve bu Pılaça'ya bir tüfeng menzili ba‘îd gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335a ·
metinde göster ·
Ve bu cümle Manya küffârları birbirleriyle ceng edüp birbirlerin esîr edüp kendü oğulların ve kızların dahi bizim re‘âyâmız olan Urûmlara ve Frenglere satup kâr edinirler. Ve kızların müselmânlara ricâ edüp nikâh ile verirler. Ve birbirlerin kırup esîr edüp birbirlerinin evlâdların uğurlayup satarak kâr etmek ile geçinir keferelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
… oğlu Melik Rac‘îm asrında Yanvan karındaşı Ohr[i] nâm kralın binâsıdır ol binâ
etmek ile
anın ismiyle müsemmâ olup bu şehrin ismi Ohri Ban'dır, ammâ lisân-ı Rûm'da ismi …
Evvelâ Paşa sarâyı dibinde göl 370a kenârında Ayasofya câmi‘i, gâyet ulu câmi‘dir kim misli meğer Selânik'de ve Karadeniz sâhilinde Tarabefzûn'da ve İslâmbol'da Küçük Ayasofya câmi‘leri ola. Ammâ bu Ayasofya câmi‘i, Hazret-i Süleymân oğlu Melik Rac‘îm asrında Yanvan karındaşı Ohr[i] nâm kralın binâsıdır ol binâ etmek ile anın ismiyle müsemmâ olup bu şehrin ismi Ohri Ban'dır, ammâ lisân-ı Rûm'da ismi (---)[a]ndır. Ve lisân-ı Latin'de (---) fülândır. Lisân-ı Freng'de (---) dir, ammâ bu bu ol asrın keferesi asrında bilâ-teşbîh Kudüsleri imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369b–370a ·
metinde göster ·
evsâfı çok tahrîr olunmuşdur kim bâlâda cild-i (---) mize nazar oluna. Ne merte …
Bu şehre kâmil yedi kerre gelüp meks etmek ile evsâfı çok tahrîr olunmuşdur kim bâlâda cild-i (---) mize nazar oluna. Ne mertebe şehr-i ma‘mûr u âbâdân olduğu andan ma‘lûm oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 372b ·
metinde göster ·
Ve bu şehir cümle iki yüz beş mihrâbdır. Her sâhib-i hayr birer mescid binâ
etmek ile
mesâcidleri çokdur. Ve çoğunun evkâfları yokdur. Ancak yayla mahallinde cemâ‘at …
Ve bu şehir cümle iki yüz beş mihrâbdır. Her sâhib-i hayr birer mescid binâ etmek ile mesâcidleri çokdur. Ve çoğunun evkâfları yokdur. Ancak yayla mahallinde cemâ‘ati çokdur. Ammâ salât-ı cum‘a edâ olunur üç câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y133a ·
metinde göster ·
… ibtidâ bânîsi Sultân Melikü't-Tâhir'dir. Ve her sâhib-i hayrât birer âsâr ilhâk
etmek ile
kat-ender-kat kâ‘a ve soffa ve kâhlar ve müte‘addid hücreler ve havz u şâzrevân …
Şehr-i Mısır'ın garb cânibinde sâhil-i Nîl-i seylde bir hıyâbân-ı koyah içinde bâğ-ı İrem-misâl bir mesîregâh yerde Kasr-ı Bü'l-ayn demek ile müsemmâ bir teferrücgâh yerdir. Niçe mülûk-i selâtîn-i selefin nazargâhıdır. Ammâ ibtidâ bânîsi Sultân Melikü't-Tâhir'dir. Ve her sâhib-i hayrât birer âsâr ilhâk etmek ile kat-ender-kat kâ‘a ve soffa ve kâhlar ve müte‘addid hücreler ve havz u şâzrevân [ve] şâhnişînler inşâ etmişlerdir kim cemî‘i a‘yân-ı Mısır gelüp ol hücrelerde ayş [u] işret ederler. Ammâ bu bâğ-ı İrem'in tâ ortasında evce ser çekmiş bir beyâz kirec ile mestûr bir kubbe-i azîm âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Derûn-ı kubbe bin âdem alur bir meydân-ı azîmdir, serâpâ beyâz mermer ile döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y112b ·
metinde göster ·
… bir sevâd-ı mu‘azzam şehir imiş. Lâkin elin vilâyetin İskenderiyye deryâsı gark
etmek ile
kurâları harâb ve şehri türâb olmuşdur. Hâlâ ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildi …
Lisân-ı Arab'da lafz-ı hûş (---) derler. Kadîm-i evvelde bâğ-ı İrem-misâl bir sevâd-ı mu‘azzam şehir imiş. Lâkin elin vilâyetin İskenderiyye deryâsı gark etmek ile kurâları harâb ve şehri türâb olmuşdur. Hâlâ ol kadar ma‘mûr u müzeyyen değildir. Buhayre hâkinde Rumbiyye derler bir Y 310b kâşiflikdir. Buhayre kâşifinden hil‘at geyer. Beş yüz atlıya mâlik sâhib-i kös hâkimdir. Tâ Evcile ve Kibrit körfezine yetmiş konak yere varınca hükmü nâfizdir. Ve kâşifine on sekiz Mısrî kîse hâsıl olur. Ve yüz elli akçe kazâdır, lâkin bî-hâsıl olmağile hâlâ Buhayre kadısına nâhiye ilhâk olunmuşdur, senevî bin guruş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y310a–Y310b ·
metinde göster ·
… i ve câmi‘ sâhibi Muhammed Zağlûl medfûndur. Bu câmi‘i iki sâhibü'l-hayrât binâ
etmek ile
vâsi‘ olmuşdur. İbtidâsı küçük câmi‘ imiş. Târîhi harem kapusu üzre:
Câmi‘-i Zağlûl Muhammed: Câmi‘-i azîmdir. Tûlen yüz yetmiş adımdır, ayak değildir, arzan yetmiş beş germe adımdır. Ve bu câmi‘in enderûn [u] birûnunda cümle amelî ve gayrı beyâz mermer sütûnlar iki yüz altmış serâmed amûd-ı müntehâlar üzre tâk tâk ve tâklar üzre cümle iki yüz altmış kubbelerdir. Ve harem etrâfında yüz elli toloz kârgîr-binâ hurde kubbelerdir. Câmi‘ içre mezâhib-i erba‘a içün dörd mihrâbdır, üçü büyük mihrâbdır, biri küçükdür. Ve bir ağac sâde cedîd minberi ve iki mü’ezzinler mahfili ve iki aded küçük haremi var. Sağ tarafındaki harem ortasında bir sebîli ve câmi‘in altı kapusu var. Ve iki minâresi dahi dörder tabaka minâre-i âlîlerdir. Câmi‘ içinde bir kafes içre mezâhib-i erba‘a müftîleri ve câmi‘ sâhibi Muhammed Zağlûl medfûndur. Bu câmi‘i iki sâhibü'l-hayrât binâ etmek ile vâsi‘ olmuşdur. İbtidâsı küçük câmi‘ imiş. Târîhi harem kapusu üzre:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y333b ·
metinde göster ·