tahrîr olunmuşdur. Üstâd-ı Ferhâd-pîşe eyle bir Sarây-ı cedîd inşâ etmişdir kim devr-i Âdem'den beri ilm-i mi‘mârîde mühendisân-ı âlem eyle bir sarây-ı ferah-fezâ inşâ etmemişdir. Ve seyyâhân-ı âlem bu atlas-ı gerdûnde nazîrin görmemişdir. Zîrâ leb-i deryâya vâkı‘ olup iki cânibi deryâ, şimâlî tarafı Karadeniz, cânib-i şarkîsi Akdeniz ve cenûbî tarafı 32a Ayasofya câmi‘idir kim merece'l-bahreyne vâkı‘ olmuş {bir şehirdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b–32a ·
metinde göster ·
… m kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül
etmemişlerdir. Ve
haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânl …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
bu taraf sokakları cümle sarp taşlık olmağıla taşdan kesilme kaldırımlı nerdübâ …
Eşkâl-i kal‘a-i âlî Nigebolı: Nehr-i Tuna kenarında Edirne hâkinde evc-i âsumâne ser çekmiş çakmak taşlı bir kızıl yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî binâ-yı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bâlâdır. Ve dâ’iren-mâdâr kâmil cirmi dörd bin adımdır. Ammâ Tuna'ya nâzır olan tarafı gayet yalçın kanara kayalar olmağıla ol tarafda kal‘a dîvârı yokdur. Cümle şâhâne şâhnişînli sarây-ı azîmlerdir kim cümle revzenleri nehr-i Tuna'ya nâzırdır. Bu taraflar çâh-ı gayyâ-misâl uçurum olmağıla kadîm-i ezelden kal‘a dîvâr etmemişler ve bu taraf sokakları cümle sarp taşlık olmağıla taşdan kesilme kaldırımlı nerdübân nerdübân yokuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 113b ·
metinde göster ·
ehl-i Gazze'nin çoğu dahi Yezîd'den bî‘at etmemişlerdi. Bî‘at etmeyenlere rağme …
Sekizinci gün İmâm Hüseyin'in ser-i sa‘âdetin ılgar ile Mısır'a gönderdi. Zîrâ ahâlî-i Mısır'ın ekserî Hazret-i İmâm'dan bî‘at edüp Yezîd'den bî‘at etmemişlerdi. Ve ehl-i Gazze'nin çoğu dahi Yezîd'den bî‘at etmemişlerdi. Bî‘at etmeyenlere rağmen re’s-i İmâm Hüseyn'i {Yezîd} Mısır'a gönderüp derûn-ı Mısır'da Sultân Hasan Câmi‘i zemîninde bırağup birkaç gün pâymâl-i rimâl yatırken ba‘zı Yezîdîler re’s-i şerîfe püşt-i pâ ururlar idi. Hâlâ Mısr-ı Kâhire fellahının ve Hazrî kavminin bir ayakları tulum gibi şişmişdir, görenlere nihân değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 350a ·
metinde göster ·
… ervâh-ı habîse ve ervâh-ı tayyibesine yemîn verüp anlar dahi birbirleriyle ceng
etmemeğe ve
bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ahd-i emân edüp da‘vâların Hazret-i Risâlet …
Hazret-i Risâlet-penâh buyurdular kim "Yâ Sırfeyâîl ve yâ Melik Tahlîc! İki kavminizin ve cümle cân [u] ecinne vü ervâh-ı tayyibe ve ervâh-ı habîsenin bu Nasîbîn şehrinden nasîbiniz kesilüp ümmetlerime nasîb ola. Sizler bir dahi Nasîbîn içine girmen ve ol şehirde benî Âdemi müte’ezzî etmen." deyü cemî‘i cân u cin kavminin ervâh-ı habîse ve ervâh-ı tayyibesine yemîn verüp anlar dahi birbirleriyle ceng etmemeğe ve bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ahd-i emân edüp da‘vâların Hazret-i Risâlet bu yüzden fasl edüp cemî‘i Sırfeyâîlî ve Tahlîcî yer öpüp huzûr-ı Resûl'den her biri çölistân u berr ü beyâbânlara ve mezbelelistânlara gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b ·
metinde göster ·
… iyyûn'dan Abdullâh ibn Mervân bile böyle dilîrâne Rüstem-i Restâne-misâl {ceng}
etmemişdir ve
görülmemişdir.
Bâ-fermân-ı şehriyârî cemî‘i Âl-i Osmân askeri Üsküdar sahrâsında hayme vü hargâhlar ile meks edüp Anadolu vilâyetlerinde ne kadar Âl-i Osmân'ın eyâletleri vezîrleri ve mîr-i mîrânlara ve sâ’ir ümerâlara ve cemî‘i kadılara Hasan Paşalı katliyçün nefîr-i âm hatt-ı şerîfleri cemî‘i Memâlik-i Mahrûsa-i Âl-i Osmân'a emr ü fermânlar pârekende ve perîşân olup cümle Kürdistân askerine Diyâr 70a bekir eyâletiyle Murtazâ Paşa serasker oldu. Ve Erzurûm eyâletiyle Gürcistân ve Ahıçka ve Kars ve Tırabuzan ve Van askerlerine Gürcî Mustafâ Paşa serdâr olup anlar deryâ-misâl asker ile Murtazâ Paşa üzre gelmede. Kara Hasan Paşa da kırk bin güzîde âteş askerle Üsküdar üzre varmada. Tâ ki Karaman eyâletinde Ilgın nâm sahrâda iki İslâm askeri deryâ-misâl birbirlerine mukâbil olup bir mukâtele olmuşdur kim hubût-ı Âdem'den berü Âl-i Emeviyyûn'dan Abdullâh ibn Mervân bile böyle dilîrâne Rüstem-i Restâne-misâl {ceng} etmemişdir ve görülmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b–70a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bunun mâ-fevkinde bir serdâr böyle kal‘a-kûpluk
etmemişdir. Ve
istimâ‘ olunup mutasavver değildir. Ve fî-nefsi'l-emr guzât-ı müslimîn nice ikd …
El-hâsıl bunun mâ-fevkinde bir serdâr böyle kal‘a-kûpluk etmemişdir. Ve istimâ‘ olunup mutasavver değildir. Ve fî-nefsi'l-emr guzât-ı müslimîn nice ikdâm-ı tâm etmesünler kim her meteris yollarını ve her gedüğü erbâbına verüp ta‘yîn buyurmuşlardı. Ancak Seydî Ahmed Paşa Budin eyâletiyle bir kola ta‘yîn olunmadı. Belki ta‘yîn olunsa Köpürlü Mehemmed Paşa-yı Sadrıa‘zama rağmen bir gediğe girmeyeydi. Hemân kal‘anın şimâl cânibinde deryâ-misâl asâkir-i cengâver ile asâkir-i nusret-me'seri muhâfaza ederdi ve etrâf [u] eknâfe çete ve poturalara giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124a ·
metinde göster ·
… ‘a kefereleri aslâ ümmet-i Muhammed görmemişler ve bunları Tatar ve asker gâret
etmemişler ve
bunlardan bir esîr almamışlar, zîrâ gâyet sapa yerde vâkı‘ olmuş şehirdir.
"Belki küffârın askere böyle şarâb içirmeden murâd [u] merâmları âyâ hîle mi ki" deyü tefekkür etdiler, ammâ mülâhazalarında sehv [ü] hatâ etdiler, zîrâ bu kal‘a kefereleri aslâ ümmet-i Muhammed görmemişler ve bunları Tatar ve asker gâret etmemişler ve bunlardan bir esîr almamışlar, zîrâ gâyet sapa yerde vâkı‘ olmuş şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 26b ·
metinde göster ·
… âr-ı rûzgâr ederler kim böyle kârı pîr-i haddâdiyân Hazret-i Dâvûd ibn Süleymân
etmemişdir. Ve
niçe yüz bin seyyâh-ı âlem bu kâr-ı rûzgâr-ı dîvi görmemişdir. Hakkâ ki vâcibü' …
Ser-i kârda ancak iki üstâd örs üzre dollâb ile birer ikişer kantar demirleri çekiç altına koyup çeküp vermede olup demir uzayup bir çubuk oldukda yine bir san‘at ile çekiç çarh-ı dollâbın suyun kesüp şeb [ü] rûz böyle bir kâr-ı rûzgâr ederler kim böyle kârı pîr-i haddâdiyân Hazret-i Dâvûd ibn Süleymân etmemişdir. Ve niçe yüz bin seyyâh-ı âlem bu kâr-ı rûzgâr-ı dîvi görmemişdir. Hakkâ ki vâcibü's-seyrdir kim mısra‘.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a ·
metinde göster ·
… mi‘mârî bu atlas-ı felekde böyle bir kârgerlik şîrînkârlığı bir mi‘mâr-ı selef
etmemişdir. 165a Ve
böyle kantara-i ibret-nümâ çeşm-i felek görmemişdir.
Bu cisr-i bî-nazîrin hakkına niçe târîhler vardır, ammâ hâtıra hutûr eden bunlardır. Hakkâ ki üstâd bennâ-yı selef var makdûrun sarf edüp yed-i tûlâsını ayân etmeğiçün bir kayadan bir kayaya bir kemer inşâ eylemiş kim bir mesâfe-i ba‘îdeden bu cisre nazar olunsa hemân çarhdan çıkmış zehgîr-misâl müdevver durur bir memerr-i nâs-ı bî-hemtâdır kim bunda olan tasarrufları ve letâfet ü zerâfet ü ilm-i mi‘mârî bu atlas-ı felekde böyle bir kârgerlik şîrînkârlığı bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. 165a Ve böyle kantara-i ibret-nümâ çeşm-i felek görmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b–165a ·
metinde göster ·
… isilli emrâz-ı muhtelifeli âdem yokdur ve bu makûle derd-i serleri aslâ istimâ‘
etmemişlerdir. Ve
halkı kaviyyü'l-bünye ve ten-dürüst âdemlerdir kim çoğu yüz ve yü[z] elli yaşın …
Der-medh-i âb-ı hayât-ı Tavustân: Hevâsı gâyet mu‘tedil olduğundan aslâ hastalık ve humma ve sara zahmeti ve gayri cüzâm ve beras ve behak ve hunâm ve hunâk ve freng zahmeti misilli emrâz-ı muhtelifeli âdem yokdur ve bu makûle derd-i serleri aslâ istimâ‘ etmemişlerdir. Ve halkı kaviyyü'l-bünye ve ten-dürüst âdemlerdir kim çoğu yüz ve yü[z] elli yaşına varınca mu‘ammer olur. Anda Hân ile üç gün zevk edüp 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 160b ·
metinde göster ·
… n ve bir kızın doğar, kızını fülâna verirsin. Ve vilâyetinizd[e] size kışı katı
etmem. Ve
atlar ve d[ev]eler ve koylarınızı ikişer doğurdup mâlınızı çok ederim" deyü bir …
"Ey oğullarım size müjdem olsun. Bu yıl sizde ekin çok ederim. Ve avretleriniz ikişer ikişer doğurtdururum ve düşmanlarınızı sizinle kırup helâk ederim. Yâ fülân sen üç yüz yıl mu‘ammer olursun. Yâ fülân sen yüz yıl yaşayup bana gelirsin. Yâ fülân senin bir oğlun ve bir kızın doğar, kızını fülâna verirsin. Ve vilâyetinizd[e] size kışı katı etmem. Ve atlar ve d[ev]eler ve koylarınızı ikişer doğurdup mâlınızı çok ederim" deyü bir gün kâmil bundan bu haberleri işidüp güneş gidüp ay doğanda bizler dahi dağılup koşlarımıza gelüp babamıza şükürler ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178a ·
metinde göster ·
… mâ-hazar elbette bir ta‘âm getirirler. Kapuları kapatmak ve müsâfirîne ri‘âyet
etmemek ve
çârsû-yı bâzârda avret gezmek bu şehirde gâyet ayıbdır. Avreti taşrada görseler …
Ve her kaçan bir iki müsâfir gelse ol ân elin yüzün yaykayup önüne mâ-hazar elbette bir ta‘âm getirirler. Kapuları kapatmak ve müsâfirîne ri‘âyet etmemek ve çârsû-yı bâzârda avret gezmek bu şehirde gâyet ayıbdır. Avreti taşrada görseler hemân amân u zamân vermeden katl ederler, ammâ Urûm karıları yüzleri açık sokaklarda gezüp gûnâ-gûn kâr ederler ayıb değildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348a ·
metinde göster ·
… dır kim lâ-nazîrdir. Ulemâ-yı mütekaddimînden bir ferd bu vâdîde müşkil-küşâlık
etmemişdir. Ve
Sultân Süleymân asrında zuhûr etmişdir. Ve kabr-i şerîfinde kubbe ve gayri şey …
Ve bu Birgili Mehemmed Efendi ulemâ-yı zâhirdendir. Hâlâ cemî‘i avâm-ı nâs içre tilâvet olunur Birgili Risâlesi deyü mu‘teber bir risâledir. Ammâ gâyet latîfdir kim hablü metînine yapışan râh-ı hakkı bulur ve hakkı bâtıldan fark edüp kendü nefsin bilür. Ve akâyide müte‘allık bir risâlesi vardır kim lâ-nazîrdir. Ulemâ-yı mütekaddimînden bir ferd bu vâdîde müşkil-küşâlık etmemişdir. Ve Sultân Süleymân asrında zuhûr etmişdir. Ve kabr-i şerîfinde kubbe ve gayri şey kabûl etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87b ·
metinde göster ·
… zevâli karîbdir. Zîrâ her kankı diyârda sâkin oldularsa iki yüz seneden tecâvüz
etmemişdir. Ve
anlar dahi bilirler kim bu Malta dahi yakın zamânda feth ola deyü ihtirâzlarınd …
Bâzû-yı kuvvet ile Süleymân Hân Rodos'u feth edüp mukaddem târîh ile cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta'ya göndermişler idi. Bakıyyetü's-seyfi Rodos'dan hâlâ Malta'da karâr edüp Sedd-i İskender-vâr bir kal‘a bünyâd etmişlerdir. İnşâallâh anın dahi zevâli karîbdir. Zîrâ her kankı diyârda sâkin oldularsa iki yüz seneden tecâvüz etmemişdir. Ve anlar dahi bilirler kim bu Malta dahi yakın zamânda feth ola deyü ihtirâzlarından yeni dünyâ önünde bir yeni Malta dahi ma‘mûr etmişlerdir, deyü hakîr Alaman'da iken ruhbânlar nakletdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y205a ·
metinde göster ·
(---) akabesi: Ol kadar sa‘b değildir. Ammâ bir yerde ârâm
etmemeden ve
uyhusuzlukdan develer bî-tâb [u] bî-mecâl olup yetmiş deve ve on re’s at kaldı …
(---) akabesi: Ol kadar sa‘b değildir. Ammâ bir yerde ârâm etmemeden ve uyhusuzlukdan develer bî-tâb [u] bî-mecâl olup yetmiş deve ve on re’s at kaldı ve piyâde kalan âdemleri yine paşa boş develere bindirüp (---) sâ‘at gidüp bu kum deryâsı içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y308a ·
metinde göster ·
… bir minbere mâlikdir kim üstâd-ı hurdekâr böyle bir sadefkâr zerkâr minber inşâ
etmemişdir. Ve
mihrâbı Hind püsûskârîsi gibi hayâl-pesend bir mihrâb-ı nûrdur. Ve mü’ezzin mah …
Ve bir minbere mâlikdir kim üstâd-ı hurdekâr böyle bir sadefkâr zerkâr minber inşâ etmemişdir. Ve mihrâbı Hind püsûskârîsi gibi hayâl-pesend bir mihrâb-ı nûrdur. Ve mü’ezzin mahfili dahi bir maksûre-i sihr-i i‘câzdır. Ve câmi‘in ferşi kuş gözü ahcârât ile merâtib-i sihr-i i‘câz döşenmişdir. Ve gûnâ-gûn âvîzeler ile zî-kıymet maslûbât kanâdîller ile müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y136a ·
metinde göster ·
… ı Dâvûd ile geçirüp ömr-i nâzenîninde bıçağile boğazlanmış zî-rûh kısmı tenâvül
etmemiş ve
bir buğday etmeği yememiş. Bir feddân yerde kendü çapalayup arpa zirâ‘at edüp k …
Bu hakîr mevlûd-ı Ebürrîş'e vardıkda bin seksen üç mâh-ı Cemâze'l-âhir'inin altıncı gün idi, şeyh şinnâvî hazretleri ile berâber ibtidâ Ebürrîş hazretlerinin ırk-ı tâhirinden olan halîfe-i seccâde-nişîn Seyyid şemsüddîn hazretlerinin hâne-i sa‘âdetine varup dest-i şerîflerin bûs edüp du‘â-i hayrları ile hissemend olduk. Yüz otuz altı yaşında mu‘ammer olmuş bir nûrânî pîr-i fânî kimesne idi. Cemî‘i ömr-i azîzin savm-ı Dâvûd ile geçirüp ömr-i nâzenîninde bıçağile boğazlanmış zî-rûh kısmı tenâvül etmemiş ve bir buğday etmeği yememiş. Bir feddân yerde kendü çapalayup arpa zirâ‘at edüp kendü eliyle döğüp ve el değirmeninden un edüp arpa etmeği yer idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y307b ·
metinde göster ·
… amd-i Hudâ bu nass-ı kâtı‘a i‘tikâd-ı tâmım vardır. Elbette teveccühümden rücû‘
etmem. Ve
İbrâhîm Paşa'ya tehî-dest varsam ne cevâb vereyim? Bu Fûncistân pâdişâhı nâme v …
Hamd-i Hudâ bu nass-ı kâtı‘a i‘tikâd-ı tâmım vardır. Elbette teveccühümden rücû‘ etmem. Ve İbrâhîm Paşa'ya tehî-dest varsam ne cevâb vereyim? Bu Fûncistân pâdişâhı nâme ve hedâyâların nideyim?
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y394a ·
metinde göster ·