. Yedi sene Melik Tâhir bu Akka kal‘asın muhâsara edüp niçe kerre yüz bin mancın …
El-hâsıl mezkûr na‘lîn Akka kal‘asının beş kat dîvârına beş kerre urup hâlâ beş kat dîvârları harâb [u] yebâb olur. Cümle temelleri hevâya nâzır burc [u] bedenleri ka‘ra geçmişdir. İmdi azîzim kerâmet-i evliyâ hakdır. Kümmelîni inkâr etmemek gerek. Yedi sene Melik Tâhir bu Akka kal‘asın muhâsara edüp niçe kerre yüz bin mancınık taşları urduğu gülleler Akka sahrâsında galtân olup pâymâl-i rimâl yatar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41a ·
metinde göster ·
… -i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl
etmemek gerek
. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel ver …
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş ser-bülend ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı intizâm bulsun içün makâlîd halk etmişdir. Makâlîd kilîd ma‘nâsıdır. Âyet: Arapça âyetinden murâd, yeryüzünün dağlar kilîdidir. Bir âyet-i şerîfede dahi âyet Arapça buyurmuşdur. Zîrâ bu dağlar olmasa rûy-ı zemîn lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin bahr-i Muhît ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın hakkında âyet: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl etmemek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. Ammâ bu dünyâ cezîresinin cânib-i şarkı ve şimâli mâbeyninde diyâr-ı Moskov tarafından kûh-ı Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc-i kadîme İskender-i Zülkarneyn emr-i Rabbi'l-İzzet ile varup anda cemî‘i ma‘âdinden bir sedd binâ edüp ol boğazı sedd etdi kim ol boğazdan taşra kavm-i Ye’cûc güzer etmeye sûre-i Kehf'de
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a ·
metinde göster ·
Niçe kimesneler bu şühedâları ziyâret edüp bunlara yazığından ve kesret-i muhabbetden Yezîd'e la‘net ü şetm ederler ammâ şetm etmemek gerek. Zîrâ Mu‘âviye ve Yezîd neseb-i Resûlullah'dandır. Anların cemî‘i ahvâlâtların Hazret-i Cibril-i Emîn min indillah haber getirmişdir kim Hasan zehir nûş edüp merhûm ola , İmâm Hüseyin dest-i Yezîd'de şehîd ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351a ·
metinde göster ·
… bey‘ [u] şirâ olunmuş bâzârdır kim taraf-ı Hak'dandır. Mu‘âviye ve Yezîd'e şetm
etmemek gerek
ammâ diyâr-ı Acem'de cümle Teberrâyî ve Havâricî ve Râfızîler Hazret-i Mu‘âviye …
İmdi bu ahvâl-i pür-melâl eskiden bâzâr-ı bî-zer bey‘ [u] şirâ olunmuş bâzârdır kim taraf-ı Hak'dandır. Mu‘âviye ve Yezîd'e şetm etmemek gerek ammâ diyâr-ı Acem'de cümle Teberrâyî ve Havâricî ve Râfızîler Hazret-i Mu‘âviye'ye sebb ederler. Zîrâ Hazret-i Alî'yi sevmeyüp nehr-i Furât kenârında Hazret-i Alî ile Sıffîn cengi etdi ve "Hilâfet Alî'nin değildir, benimdir." dediğiyçün buğz ederler. Ve Hazret-i Ömer Mu‘âviye'ye muhabbet edüp Şâm hilâfetin Mu‘âviye'ye mü’ebbed verdiğiyçün Hazret-i Ömer'e de buğz [u] adâvet ederler. "Ve Yezîd'e dâ’imâ sebb ü la‘n ederler. Ve Âl-i Osmân'a dahi hâtır-mândedirler kim Âl-i Osmân muhibb-i Hânedân ve muhibb-i Ehl-i Beyt ola da niçün Diyârbekir diyârında Yezîdî Kürdleri Sincâr'da ve Haltî ve Çekvânî ve Bapırı kavmin korudırlar ve Şâm-ı cennet-meşâm hâkinde Dürzî ve Tımânî ve Yezîdî ve Mervânî ve Hubârî ve Ma‘rûfî ve Aklı ve Kızıllı Yezîdîlerini Osmânlı bu ülkelerinde korlar ve niçe bin umûrlarına mu‘âvenet ederler?" deyü kavm-i Acem ellerine fetvâlar alup Âl-i Osmân'a kılıç çeküp adâvet etdiklerinin aslı bu tahrîr olunan mevâdâtlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
… ndan anlanan me’âl-i kelâm oldur kim bu âsitânede olan mâhîlere aslâ vaz‘-ı yed
etmemek gerek}
.
Hattâ Celâlî Abaza Paşa bu şehre geldikde bu havz-ı azîm içre şinâverlik eden mâhîlerden iki dâne semek dutdurup kulaklarına altun halhallar geçirüp ol zamândan berü bircüğezi hayâtda bir mefret koca nehengdir, ammâ her bâr taşra havuza çıkmayup içeri gârda durur, ammâ bu mâhîleri Abaza Paşa dutdurup yemek kasdında olmayup ibret-nümâ-yı nîk-nâm içün halhal korken Abaza Paşa semmûr kürkiyle bu havza düşüp gark olayazdı deyü ihtiyâr kimesneler nakl etdiler. {Bundan anlanan me’âl-i kelâm oldur kim bu âsitânede olan mâhîlere aslâ vaz‘-ı yed etmemek gerek}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
Ve ehl-i kıble nâm ebe karılar vardır. "Bu kız bâkiredir" dediklerine i‘timâd
etmemek gerek
, zîrâ mekkâre mel‘ûneler cümle vâsıta ebe karılardır, gâfil mebâş.
Ve ehl-i kıble nâm ebe karılar vardır. "Bu kız bâkiredir" dediklerine i‘timâd etmemek gerek, zîrâ mekkâre mel‘ûneler cümle vâsıta ebe karılardır, gâfil mebâş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 134b ·
metinde göster ·
… l ve yıldız rûzgârlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Lenger-endâht olmağa i‘timâd
etmemek gerek
, zîrâ limanın ağzı ol tarafa küşâde olmağile mezkûr üç aded rûzgâr-ı zorkâr gây …
Ve bu kal‘anın latîf limanı vardır. Cemî‘i kebîr barça ve karavana kalyonlar bunda yatırlar, zîrâ gâyet demir dutar a‘lâ yatak Y 53b limandır. Ammâ batı ve karayel ve yıldız rûzgârlarından gâyet ihtirâz lâzımdır. Lenger-endâht olmağa i‘timâd etmemek gerek, zîrâ limanın ağzı ol tarafa küşâde olmağile mezkûr üç aded rûzgâr-ı zorkâr gâyet şiddet üzre isâbet eder. Ammâ rûzgâr-ı hamseden emîndir. Bir mürsel pâresi ip ile bir kalyon yatsa havf etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53a–Y53b ·
metinde göster ·
… tmiş. Ma‘ân kal‘asından su getirmeyen bundan alır. Ammâ sehel şûrcadır, çok nûş
etmemek gerek
. Ammâ hayvânâta zarar etmez. Bu mahalden sulanup yine nefîrler çalınup muğaylân …
Ve bu mahallin cânib-i cenûbunda nısıf sâ‘at yerdir, bir sazlı gölün ayağına Süleymân Hân duhteri ismehân Sultân bir birke-i azîm binâ etmiş. Ma‘ân kal‘asından su getirmeyen bundan alır. Ammâ sehel şûrcadır, çok nûş etmemek gerek. Ammâ hayvânâta zarar etmez. Bu mahalden sulanup yine nefîrler çalınup muğaylânlar içre ubûr Y 267a edüp anı geçüp bir sahrâ-yı bî-pâyân içre ceyrân ve hargûş sayd [u] şikâr ederek 12 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266b–Y267a ·
metinde göster ·
"Nihâyet yok bir da‘vâdır. Vallâhi selef ecdâdlarımıza Hazret-i Resûl hâtır-mânde olup Medîne'ye hicret buyurup anda merhûm oldu. Niçün vatan-ı aslîsin terk edüp Yesrib gibi yerde kaldığından ecdâdlarımız dahi Hazret'e hâtır-mânde olup ‘lâ-ilâhe illallâh’ derler, ‘Muhammedün Resûlullâh’ demezler" deyü cevâb etdiler. Bir garîb [ü] acîb da‘vâdır, eyle olur. Anlar hasîbü'n-nesîblerdir. Nâz [u] niyâzdan hâlî değillerdir, dahl etmemek gerek, zîrâ çelebilerimizdir. Hafızakellâhu ta‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y26b ·
metinde göster ·
… elâ olsa yarım nohud mikdârı yese mesânesin açar. Gâyet müdrirdir, çok isti‘mâl
etmemek gerek
, ibret-nümâdır. Ve,
Ma‘cûn-ı akreb: Bu dahi bir ibret-{nümâ} temâşâdır. Kalavân evkâfından vazîfehâr veled âdemler vardır kim şeytân anları gördükde e‘ûzubillâh der, anlara sayyâd-ı akârîb derler, on kişidir. Kaçan hekîmbaşı akreb ma‘cûnu yapmak murâd eylese ol sayyâdlar virânistâna varup yerleri çukur çukur kazup her hafir içine birer sırçalı kâse yere berâber edüp kenârların toprağa müsâvî edüp her kâse içine birer pâre ciğer pâresi korlar ve gayrı ciğer pâresin mezkûr sırçalı kâse kenârından yere süre süre ciğeri çeküp yine ciğeri hıfz eder. Tâ ki nısfu'l-leylde akrebler şikâra çıkup seyrân edüp mel‘abe edeceği mahalde gezerken ciğer râyihasın yerde duyup kelb gibi soylayarak kâsenin kenârına varınca gelen düşer, gelen düşer. Sabâha-dek kâse akreb{ler} ile leb-ber-leb olur, taşra çıkamazlar. Sayyâdlar gelüp akrebleri tobralarına doldurup Kalavân mûristânında hekîmbaşıya verüp anlar dahi kuyruğun ve ayakların mıkrâs ile kesüp çömlekler içinde pişirüp yağın başka alup vücûdun şeker ile ma‘cûn ederler. Bir âdem habs-i bevle mübtelâ olsa yarım nohud mikdârı yese mesânesin açar. Gâyet müdrirdir, çok isti‘mâl etmemek gerek, ibret-nümâdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y177a ·
metinde göster ·
. Zîrâ anlar fakr u fâka ihtiyâr etmişlerdir kim anların hakkında Fahr-ı Âlem bu …
bunların hakkındadır. Dahl [ü] ta‘arruz etmemek gerek. Zîrâ anlar fakr u fâka ihtiyâr etmişlerdir kim anların hakkında Fahr-ı Âlem buyurur, hadîs: Arapça Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y246b ·
metinde göster ·