… diyârında şehîd olup bu hakîr ol şühedâları Alaman diyârında niçe yerde ziyâret
etmişimdir
.
Gâzî Kâsım Paşa: Süleymân Hân Beç kal‘asın muhâsara edüp şiddet-i şitâdan bî-feth avdet edüp bu Gâzî Kâsım Paşa on iki bin serdengeçdi nâmdâr bahâdır yarar fetâlar ile Alaman diyârların üç ay nehb [ü] gâret edüp kâfire rahne verirken beri tarafda Süleymân Hân Cânkurtaran kal‘asına düşüp cân kurtardı. Ba‘dehu Gâzî Kâsım Paşa üçer âdem ile Venedik diyârından Ösek kal‘asına gelüp cümle askeri Alaman diyârında şehîd olup bu hakîr ol şühedâları Alaman diyârında niçe yerde ziyâret etmişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 48a ·
metinde göster ·
. Hatt-ı Ma‘ukl'e (?) yakın bir gûne hatdır. Hakîr masraf kâtibi Rûm Mehemmed Ağ …
Hakîr bu İncîl'i yedi kerre açup seyr etmişimdir. Hatt-ı Ma‘ukl'e (?) yakın bir gûne hatdır. Hakîr masraf kâtibi Rûm Mehemmed Ağa ile bu İncîl-i sahîhden Hazret-i Risâlet-penâh hakkında Hazret-i İsâ'ya nâzil olan âyeti istihrâc edüp bu mahalle tahrîr olundu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
El-hâsıl üç kerre sa‘âdetlü pâdişâh tarafından kapucular kethüdâsı ve baş haseki ağa ve hâsodabaşı gelüp paşayı da‘vet etdiler. Paşa sûre-i (---) âyetinde Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre ben kendümü tehlikeye ilkâ edüp bu Cemâpur askeri cem‘iyyeti içinden huzûr-ı pâdişâhîye varamam, umûma muhalefet kuvvet-i hatâdandır, elbette gidemem dedikde dördüncü def‘ada kapucular kethüdâsıyla Hâsodabaşı Hasan Ağa gelüp "Ya huzûr-ı pâdişâhîye gelirsin, size zarâr yokdur; ya mührü verirsin!" deyince paşa hamd-i Hudâ edüp paşa eydür "Ağalar! Vallahi ben mührü pâdişâhıma üç kerre verdim, almadılardı. Bana bir nân-pâre ihsân eylesinler, bir eyâletine gideyim" deyü mührü kapucular kethüdâsına verüp birer kise altun ve birer hil‘at-ı semmûr verüp "Pâdişâhımın pây-ı sa‘âdetine yüzüm sürerim" deyüp anlar giderken "İşte mührü vezîrden aldık. Dağılın ümmet-i Muhammed" dediklerinde feryâd [u] figânların dahi ziyâde edüp "Biz yetmiş âdemin katlin isteriz" dediler. Hemân Bâb-ı hümâyûn açılup Şeyhülislâm Azîz Efendi'yi içeri huzûr-ı pâdişâha da‘vet edüp yüz elli mikdârı ulemâ ve ser-i kârda olan ihtiyârlar ile muvâcehe-i şehriyârîye varup müşâvere edüp mührü Siyâvuş Paşa'ya verüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa Bâb-ı hümâyûn'dan taşra çıkınca "Allah mübârek eyleye. Hemân defterimizde olan yetmiş aded âdemleri katl edüp müstakil vezîria‘zam olasın" dediler ve cümle guluvv-i âm halkı dağılup gitdiler. Hemân ol dem Bektâş Ağa ve yeniçeri ağası ve kul kethüdâsı beşer altışar yüz küheylân atlı pür-silâh askerleriyle paşaya gelüp buluşduklarında "Sultânım, niçün bize haber etmeden mührü verdiniz? Senin uğuruna cümle kırılırdık" deyü paşaya ıtâb-âmîz sözler söyleyüp ağladılar. Paşa eyitdi "Bak a ağalar! Allah sizden râzı ola. Sizler ile hüsn-i ülfet edüp on dörd ay sadrıa‘zam olup dîn-i mübîne alâ kadri'l-imkân hizmet eyledik. Hamd-i Hudâ selâmetle halâs oldum. Ammâ sizler şimden gerü başınıza tedârik görün" dedikde "Biz bize bir su‘ûb ne etdikse kendi kendimize etdik" deyüp ağlaşarak paşa ile nân u nemek hakkın helâlleşerek çekilüp alay-ı azîm ile Siyâvuş Paşa'ya rağmen kapusu önünden ubûr edüp mübârek-bâda varmadıklarından Siyâvuş Paşa müte’ellim oldu. Ertesi gün Hâsodabaşı'yla hatt-ı şerîf gelüp "Benim lalam Melek Ahmed Paşa! Sana Mısır'ı ve Bağdâd'ı ve Budin'i ve Özi eyâletini ihsân etmişimdir. Kankı eyâleti murâd edinirsen bilâ-kalemiyye sadaka olunmuşdur, arz edesin" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî gelince paşa Özi eyâletin arz edüp üç kise altun ve elli katar-ı katır ve elli katar-ı deve ve bir otak ihsân olunup sa‘âdetlü pâdişâha vedâ‘a varup andan Sadrıa‘zâm Siyâvuş Paşa'ya varup birbirleriyle ol kadar ca‘lî âşinâlık etdiler kim âdem hayrân kalırdı. Niçe bin nasîhat-âmîz kelimâtları birbirlerine söyleyüp ba‘dehû şerbet ve buhûr gelüp ba‘dehû bir semmûr kürk ve iki kîse altun Siyâvuş Paşa bizim paşaya verüp birbirleriyle öpüşüp vedâlaşup andan şeyhülislâma varup andan paşa ortak sarâya gelmeyüp Bismillah ile doğru Edirne kapusundan taşra çıkup paşanın Otakçılar nâm sarâyında meks etdikde paşanın tuğlarıyla ve cümle askeriyle Kudde Mehemmed Kethüdâ mehterhâne-i paşayı döğerek topçulara gelüp meks etdiler. Paşa efendimizin akîbince Kaya Sultân efendimiz dahi göç edüp sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtlar görülürken 104b işbu sene 1061 târîhinin şehr-i Ramazânu'l-mübârekinin altıncı çihârşenbe günü idi, İslâmbol içre bir gulgule-i azîm olup İslâmbol kapuları kapanup Bektâş Ağa'ya Bursa sancağı ve Yeniçeri ağasına Erzurûm, Çelebi Kul Kethüdâsına (---) ihsân olunup (---)(---)(---)(---) iken Bektâş Ağa'yı kayd-bend ile bir hammâlın semerli bârgiri üzre Siyâvuş Paşa katl etdi ve Yeniçeri ağasını katl etdi. Sarı Kâtib bu ahvâl-i pür-melâli felâketi istimâ‘ edüp kendüyi bıçağıyla urup katl etdi ve yüz âdemleri katl edüp Bektâş Ağa ve Çelebi Kethüdâ ve (---) Yeniçeri ağasının cemî‘i mülk-i emlâklerin zabt edüp ka‘r-ı zemînden niçe mâl-ı defâyin çıkarup hazîne-i pâdişâhîye teslîm olundu. Yine ol sâ‘atde ümm-i dünya olan Sultân Ahmed Hân hâtûnu olan Osmân Hân'ın, Orhân Hân'ın ve Bâyezîd Hân'ın ve Murâd Hân'ın ve İbrâhîm Hân'ın vâlidesi olan Koca Kösem Vâlide'nin Kızlarağası Dîv Süleymân Ağa, vâlidenin gîsûların gerdenine bağlayup ma‘nûkan katl edüp ol sâhibü'l-hayrât hâtûnı şehîde eylediler. Ahâlî-i İslâmbol bu hâli istimâ‘ edüp üç gün üç gice derûn-ı İslâmbol'da câmi‘ler ve çarsû-yı bâzârlar kapanup gulgule-i azîm olup pes ü perdeden ve âşikâre niçe yüz âdemler katl olunup İslâmbol içi helc ü melc oldu. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu ahvâlât-ı pür-melâlât-ı çîlât işleri istimâ‘ edince Siyâvuş Paşa hakkında eydür: "Elli altmış gün vezîria‘zam olmak içün ümm-i dünyâ olan efendimiz Murâd Hân ve İbrâhîm Hân vâlidesi fakîreyi mazlûmen bi-gayrı hakkın katl etdi. Ammâ Siyâvuş Paşa iflâh [u] ber-hurdâr olmaz. Hemân Cenâb-ı Bârî anasını ağlatmayup birâderi Hüseyin Beğ sağ ola ve Hudâ selâmetle vezâretden kurtara. Azîm vartada vezîr oldu" deyü Melek Paşa'nın gözleri tas-ı pür-hûna döndü. Andan ertesi gün Siyâvuş Paşa tarafından on aded habbâr mübâşir çavuşlar gelüp "Elbette Özi eyâletine gidersiz!" deyü ibrâm [u] ilhâh edüp paşa "Emir pâdişâhın. Tiz tuğlar gitsin!" deyü çavuşlar huzûrunda tuğları Çekmece'lere gönderüp çavuşlara ihsân edüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104a–104b ·
metinde göster ·
… nden} dörd kat bir kebeye sarılup minâreden pâdişâh-ı vakt gibi bir seyr-i azîm
etmişimdir
kim böyle temâşâyı ne Azak cenginde ve ne şibenik cenginde ve ne Hanya ve Varna …
Hemân hakîr yine minâreden haykırup, "İşte çapul çiverdiler. Siz de kal‘a kapuların açup taşra çıkup ceng etmeğe hâzır olup cümle topları hâzır-bâş edin" deyü {nidâ edüp hakîr kurşum havfinden} dörd kat bir kebeye sarılup minâreden pâdişâh-ı vakt gibi bir seyr-i azîm etmişimdir kim böyle temâşâyı ne Azak cenginde ve ne şibenik cenginde ve ne Hanya ve Varna cenginde görmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… ır, adım değildir, zîrâ hakîr bu kal‘ada sâkin olmağile alâ mehlin ayak ile add
etmişimdir
ve elli ayak enli dolma rıhtım şeddadî dîvârdır, lâkin taş binâ değildir. Serâp …
Bu hisâr-ı kebîrin cânib-i cenûbunda Ortahisâr şekl-i muhammes bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı üstüvârdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi beş bin seksen ayakdır, adım değildir, zîrâ hakîr bu kal‘ada sâkin olmağile alâ mehlin ayak ile add etmişimdir ve elli ayak enli dolma rıhtım şeddadî dîvârdır, lâkin taş binâ değildir. Serâpâ ağaçdan palanka kal‘a-i kavîdir. Bir garâ’ib ibret-nümâ handakı var kim içinden nehr-i Moroş cârîdir kim sayyâdlar handak içinde gûnâ-gûn mâhîler sayd ederler. Cânib-i şarka nâzır ancak bir kapusu var ve handak üzre bir asmalı musanna‘ cisri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
… Maskov kâfiristânların ol kadar kesret üzre seferler edüp vefret üzre temâşâlar
etmişimdir
ki bir dahi görmeğe nefret etmişim, ammâ Cenâb-ı Bârî yârî kılup yine gelüp sey …
Altıncı gelişimiz yine Alî Paşa ile avdetde uğradık. 91b Hâlâ bu Kolojvar'a yedinci gelişimizdir. Hattâ bu hakîrin bu Erdel diyârıyla Leh ve Maskov kâfiristânların ol kadar kesret üzre seferler edüp vefret üzre temâşâlar etmişimdir ki bir dahi görmeğe nefret etmişim, ammâ Cenâb-ı Bârî yârî kılup yine gelüp seyâhat etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91a–91b ·
metinde göster ·
… ile bâ-husûs veliyy-i ni‘amım Selîm Geray Sultân ile bir Ramazân-ı şerîf zevkin
etmişimdir
kim bir diyârda etmedim. Ba‘dehu ıyd-ı şerîf gelüp taraf taraf cemî‘i a‘yân-ı k …
"Evliyâm, bir kışı bunda edüp cân u hân sohbetleri edelim" deyüp hakîre bir oda döşeyüp iki köle ve iki re’s corğa atlar ihsân edüp sekiz aded evvelki atlarımla beher yevm onar at yemleri verüp her şeyden beleğan-mâ-belağ ta‘yînâtlarımız verüp cemî‘i evlâdları ve akrabâları sultânlar ile ve kapu kulları ve cümle ağavâtlar ile zevk u safâlara meşgûl olup gecemiz leyle-i Kadr ve rûzumuz rûz-ı ıyd-ı adhâ olup şeb [ü] rûz devâm-ı devlet-i pâdişâhîde Hüseyin Baykara gibi cân sohbetleri ederdik. Bundan sonra mâh-ı Ramazân gelüp Hân-ı âlîşân ile ve musâhib-i şehriyârî olan Kazak sultânlar ile bâ-husûs veliyy-i ni‘amım Selîm Geray Sultân ile bir Ramazân-ı şerîf zevkin etmişimdir kim bir diyârda etmedim. Ba‘dehu ıyd-ı şerîf gelüp taraf taraf cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kümmelîn ve ağavâtlar ve sultânlar birbirlerine arz-ı mahabbetler edüp birbirlerinin hânedânlarına varup gelmede iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 143b ·
metinde göster ·
Ve bu Bahr-i Kulzum iki Karadeniz'den büyük bir deryâ imiş. Kırk gündür kim sevâhillerinde kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederiz, dahi bir nihâyeti kenâresini görmedik. Aslâ bir bahre ittisâli yokdur, hemân başka bir deryâdır. Hudâ bilir kim dâ’iren-mâdâr etrâfın geşt etmedim, ammâ Karadeniz'in cânib-i etrâfın iki kerre devr etmişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173a ·
metinde göster ·
… utbeyi Şâm-ı cennet-meşâm müftîsi (---) Efendi hitâbet edüp hakîr yine bir du‘â
etmişimdir
kim vasfında lisân kâsırdır.
Hemân beri cânibde Sadrıa‘zam tarafından cemî‘i asâkir-i İslâma alaylar fermân olundu kim cümle pür-silâh olup Sadrıa‘zamı alay-ı azîm ile ibtidâ Cum‘ada kal‘a içine girüp eyle alay-ı Muhammedî oldu kim tâ ordu-yı İslâm içinde Vezîria‘zam otağından Kandiye kal‘asına gelince bir sâ‘atlik yerde yer götürmez deryâ-misâl asker ile zemîn mâl-â-mâl olup yollar üzre kurbânlar tarafeynde kesilüp ve yemîn ü yesârda selâma duran gâziyân-ı mücâhidânlara sadakalar ihsân u in‘âm olarak kat-ender-kat asâkir-i İslâm içinde merdân-ı Hudâ gibi şîr-i merd-i dilîr Fâzıl Ahmed Paşa-yı vezîr ibn vezîr iki tarafına güler cemâl ile selâm vererek güzer edüp Hunkâr câmi‘i dervezesinde esb-i sabâ-peymâsından nüzûl edince yemîn ü yesârda selâma duran gâziyân-ı fakîrâna cümle yigirmi bir kîse bezl-i ihsân edüp Cum‘a namâzın edâ etdikde yine hakîr ser-mü’ezzinânlık edüp ibtidâ hutbeyi Şâm-ı cennet-meşâm müftîsi (---) Efendi hitâbet edüp hakîr yine bir du‘â etmişimdir kim vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b ·
metinde göster ·
… muşdur. Ve niçe bin âsitâneye yüzüm sürüp birer Fâtiha-i şerîfile âşinâlık kesb
etmişimdir
. Ammâ tahrîri tatvîl-i kelâm olup seyâhatden ârâm bulamam kim sâ’ir müverrih gi …
Ve bunlardan mâ‘adâ ziyâret etdiklerimiz bâlâda mahallinde terkîm olunmuşdur. Ammâ meşhûr-ı âfâk olan ziyâretgâhlar bu sultânlardır. Bunların herbirin ziyâret etdükde rûh-ı şerîfleriyçün birer Yâsîn yâhûd bir Fâtiha-i şerîf tilâvet edüp hâklerine yüzüm sürüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb etdim. Hamd-i Hudâ hâzâ min fazlı Rabbî ve Hudâ hakkıyçün şehr-i Haleb'e on bir kerre uğramak müyesser olmuşdur. Ve niçe bin âsitâneye yüzüm sürüp birer Fâtiha-i şerîfile âşinâlık kesb etmişimdir. Ammâ tahrîri tatvîl-i kelâm olup seyâhatden ârâm bulamam kim sâ’ir müverrih gibi âb ü tâb verüp tavsîf edem. Ancak alâ kadri'l-imkân bu mertebe iktidârımız oldu. Afvile mestûr buyurula.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y174b ·
metinde göster ·
… nübüvvet geldüği gün İslâm ile müşerref oldu. Ammâ bu hakîr yedi yerde ziyâret
etmişimdir
. Ve ana karîb,
Ziyâret-i Hazret-i Sa‘d ibn Ebî Vakkâs: Mevlûd-ı Nebî'nin sene 22 târîhinde vücûda geldi. Hazret-i Risâlet'e nübüvvet geldüği gün İslâm ile müşerref oldu. Ammâ bu hakîr yedi yerde ziyâret etmişimdir. Ve ana karîb,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y363a ·
metinde göster ·
… âları tahtlar üzre silâhları ile ter ü tâze dururlar. Cümlesin bu hakîr ziyâret
etmişimdir
. Hattâ yârân mâbeyninde bir âdeme tâ‘n yüzünden "Ahlâd kadîdi gibi ne durursun" …
Bu mezkûr Ertuğrul âl-i Mâhâniyân âl-i Osmân'ın ecdâdlarıdır. Hâlâ şehr-i Ahlât'da Y 26a zamân-ı hükûmetlerinde on iki kubbe mevtâları tahtlar üzre silâhları ile ter ü tâze dururlar. Cümlesin bu hakîr ziyâret etmişimdir. Hattâ yârân mâbeyninde bir âdeme tâ‘n yüzünden "Ahlâd kadîdi gibi ne durursun" deyü darb-ı mesel olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y25b–Y26a ·
metinde göster ·