minârenin zirve-i a‘lâsından öte tarafda zemîne cirid nüzûl edince bir o kadar …
Ve bundan mâ‘adâ ilm-i hendese üzre hisâb olunsa ol cirid minâre depesindeki gurâba isâbet etmeyüp ubûr etse ol minârenin zirve-i a‘lâsından öte tarafda zemîne cirid nüzûl edince bir o kadar menzil dahi gidüp ihtimâldir Tavukbâzârı'nda Dikilitaş'a düşerdi. Hakkâ ki dilberâne bâzû-yı tüvânâ idmânıdır kim mu‘cize mertebesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
… ânesi birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir dânesin tenâvül
etse ol
ân hayât-ı câvidân bulur.
Ve Avretbâzârı kurbünde bir hâtûnun bâğçesinde lüffân nârları olur kim her biri bi-emrillâh birer buçuk vukıyye gelüp pâdişâha hedâyâ içün dânesin ikişer altundan bir mankır eksiğe vermek ihtimâli yokdur. Ammâ her dânesi birer dirhem gelir gûyâ la‘l-i Bedahşândır. Bir hasta bir dânesin tenâvül etse ol ân hayât-ı câvidân bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180b ·
metinde göster ·
… ezîdî arslandır, saydına tâlib olan mahbûb dostlara kağan arslan gibi bir nigâh
etse ol
âşıkı şîrâne şikâr ederdi. Ve Yavru Habîb dahi levendâne kesim kadd [ü] kâmeti …
Evvelâ ser-çeşmeleri Pehlivân Laskari derler bir tâze veled-i cevâhirkâr dilberdir, çağanabâzlıkda ve pîşekârlıkda ve'l-hâsıl her lu‘bedebâzlıkda âb [ü] tâb veren bu cevâhircidir ve hûb-âvâz üstâd-ı kâmil hânende ve mukalliddir, ve karındaşı Üsküli Ermenî taklîdde sihirdir, Vasıloğlu Çingâne taklîdinde bî-bedeldir. Ve'l-hâsıl kırk yedi pâre taklîd îcâd edüp kâr-ı lu‘bedebâzlığa bir gayrı âb [ü] tâb verüp cemî‘i bisâtların mücevher edüp Cevâhir kolu demekle şân u şöhret bulmuşlardır. Her taklîdlerinde âdem gülmeden ensi ender. Ve mümtâz [ü] müstesnâ tersâ-pîçe ve muğ-pîçe rakkâs cüvânları var kim gûyâ her biri birer Muğân melikleridir. Cümleden Arslan Şâh bir mahbûb-ı bî-amândır kim gûyâ Yezîdî arslandır, saydına tâlib olan mahbûb dostlara kağan arslan gibi bir nigâh etse ol âşıkı şîrâne şikâr ederdi. Ve Yavru Habîb dahi levendâne kesim kadd [ü] kâmeti yerinde ve meralî ve gazâlî mükehhal nerkis gözlerin süzüp âşıka bir Süzebolı nazar etse kirpiği okuyla niçe mübtelâları urup mecrûh etmeden niçe dil-nüvâzlıklar edüp uşşâkı sayd ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209b ·
metinde göster ·
… erm-âblar halt edüp i‘tidâl üzre olur. Ba‘dehû benî Âdem ne kadar gasl edüp nûş
etse ol
kadar nâfi‘dir. Hukemâ-yı kudemâ yetmiş hâssasın yazmışlar. Ammâ çok nûş edenin …
Anadolu'da ılıca derler, Arabistân'da (---) derler, Acem'de germ-âb derler, Rûm'da kaynarca derler, Bursa'da kaplıca derler, Moğolî'de kerense derler, Rûmeli'nde bânâ derler. Nice diyârlarda vardır. Bi-emrillahi Te‘âlâ bir mâ-i zülâl kükürd ma‘denine uğrasa bi-kavli hukemâ ol su âteşde kaynar gibi kaynayup ne‘ûzübillah âdemi pişirüp helâk eder. Ammâ bu germ-âblara, serm-âblar halt edüp i‘tidâl üzre olur. Ba‘dehû benî Âdem ne kadar gasl edüp nûş etse ol kadar nâfi‘dir. Hukemâ-yı kudemâ yetmiş hâssasın yazmışlar. Ammâ çok nûş edenin dişlerin dökmüşler, demişler ve sahîh yazmışlar. Ekseriyyâ kükürdlü ve civalı hap isti‘mâl edenlerin dişleri dökülmüşdür. Ammâ bu Bursa'da niçe yüz ılıca kaynakları vardır, kefere zamânında küffâr bu germ-âbların hâssalarından gâfil olup üzerlerine bir âsâr binâ etmemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a ·
metinde göster ·
… bir makâm-ı gülistândır kim reyhânistânı içre bir fetâ at üzre mızrağıyla ubûr
etse ol
yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. …
Ba‘dehû azîzin vücûd-ı şerîfi muhrik olduğu yerde âteş sönmeden etrâflarında çemenistân ü sünbülistân bitmeğe başlar. Âteş sönüp bi-emrillahi Ta‘âlâ gül-i gülistân u reyhân-ı ezhâristân olur kim ilâ hâze'l-ân Rûmiyye kal‘asının cenûbîsinde Çevgân meydânı kurbünde ziyâretgâh bir makâm-ı gülistândır kim reyhânistânı içre bir fetâ at üzre mızrağıyla ubûr etse ol yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. Ammâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu gül-i gülistân, Koçağa Sultân'ın mübârek külü düşdüğü yerdir." derler. Hakkâ ki gayrı yerde eyle reyhân yokdur. Hemân beş hırmen cirminde yerde vâki‘ olmuşdur ve gayrı diyârda eyle reyhân-ı gülistân hâsıl olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·
… ı gedâ atı gibi olsa bir hafta bu yaylanın nebâtâtından yeyüp âb-ı nâbından nûş
etse ol
hayvân eyle semîn olur kim gûyâ dâbbetü'l-arz olur ve benî Âdem âb [u] havâsını …
Ba‘zı uyûn-ı sermâlar var kim mâh-ı Temmuz'da bir âdem ol ayn-ı zülâlden üç taş çıkaramaz. Tâ bu mertebe buz pâre-misâl âb-ı zülâllerdir ve ol kadar hâzımü'l-ifrât aynü'l-hayâtlardır kim bir âdem bir toklu kuzuyu yeyüp bu sulardan nûş etse ân-ı vâhidde yediği ta‘âmı hazm eder ve cemî‘i devâbbâtlar za‘îf ü nahîf olup şâh-ı gedâ atı gibi olsa bir hafta bu yaylanın nebâtâtından yeyüp âb-ı nâbından nûş etse ol hayvân eyle semîn olur kim gûyâ dâbbetü'l-arz olur ve benî Âdem âb [u] havâsının letâfet-i ekl [ü] şürbinden ten-dürüst olup zinde olur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
Ammâ eyle âb-ı hayât suyu var kim bir âdem bir kuzu yese bu âb-ı nâbdan nûş
etse ol
ân ol insân yine acığır. Tâ bu mertebe bir hâzımu'l-ifrât mâ-i zülâldir ve bill …
Ammâ eyle âb-ı hayât suyu var kim bir âdem bir kuzu yese bu âb-ı nâbdan nûş etse ol ân ol insân yine acığır. Tâ bu mertebe bir hâzımu'l-ifrât mâ-i zülâldir ve billûr gibi mücellâ ve berrâkdır. Ve sevâhilinde sâkin olanlar esbâb yaykamağa aslâ sâbûn sürmeyüp niçe bin pîrehen ve haftan ve beyâz çârşeflerin gasl etdikde beyâz berk-i gül-misâli olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
Hemân bu bozahâneler ve meyhâneler içre bir Bekrî gavgâ
etse ol
ân kartın izniyle meclisden ol ân Bekrîyi kovup bir dahi aslâ ol bozahâne ve me …
Hemân bu bozahâneler ve meyhâneler içre bir Bekrî gavgâ etse ol ân kartın izniyle meclisden ol ân Bekrîyi kovup bir dahi aslâ ol bozahâne ve meyhâneye uğratmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… serî‘u'l-hazm âb-ı zülâldir kim bir âdem bir kuzu yeyüp bu şerâb-ı tahûrdan nûş
etse ol
ân acığup yine ta‘âm yemek ister.
Ve mine'l-acâ’ib uyûn-ı âb-ı hayât: Bu şehrin içinin tâ ortasında bir yalçın kayadan bir aynu'l-hayât nâm billur gibi bir ak berrâk su çıkar kim mâh-ı Temmûz'da bürûdetinden üç yudum huzûr ile içilmez. Tâ bu mertebe sovukdur ve gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâldir kim bir âdem bir kuzu yeyüp bu şerâb-ı tahûrdan nûş etse ol ân acığup yine ta‘âm yemek ister.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… dir. Hâlâ Alî Paşa bu Ağrıboz'un Değirmen boğazı kayaların keselden berü iktizâ
etse ol
boğazdan küreklerin çıkarup kadırga geçmek mümkindir, ve's-selâm.
Mukayyed olmayup cemî‘i küffâr vakt-i seherde hâb-ı râhatda sarhoş ve evgâr yatırken hemân Gâzî Alî Paşa dörd pâre kadırgasıyla ale's-seher kâfir gemileri 250b içine girüp "Allâh Allâh" deyüp kâfire kıçdan başdan çatup tarfetü'l-ayn içre kâfir gemilerine er döküp kılıç urarak bi-emrillâhi te‘âlâ dör[d] pâre kadırga ile on pâre gemileri feth edüp mansûr [u] muzaffer Âsitâne'ye gelüp küffârın haçlı peykerin ser-nigûn eyleyüp huzûr-ı Selîm Hân'da top u tüfeng şâdımânları edüp andan sonra müstakillen üç tuğ ile kapudan paşa olup niçe gazâ mâllarıyla Tophâne'deki câmi‘-i mezbûru binâ etmişdir. Hâlâ Alî Paşa bu Ağrıboz'un Değirmen boğazı kayaların keselden berü iktizâ etse ol boğazdan küreklerin çıkarup kadırga geçmek mümkindir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a–250b ·
metinde göster ·
… âl bir mirât-ı dünyâ var imiş. Her ne cânibden bu şehir üzre bir düşman hareket
etse ol
âyîne-i dünyâda hareket eden düşmanın cümle leşkeri ve ser‘askeri nümâyân olurm …
Ve bu mermer çadır kubbe üzre bir ince mîl vardır. Hukemâ-yı kudemâlar zamânında ol mîl üzre bir âyîne-i İskender-misâl bir mirât-ı dünyâ var imiş. Her ne cânibden bu şehir üzre bir düşman hareket etse ol âyîne-i dünyâda hareket eden düşmanın cümle leşkeri ve ser‘askeri nümâyân olurmuş. Hâlâ yeri durur ammâ âyînesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… k murâd edinen âdem aynın başına varup "Yâ şeyh Mes‘ûd iskınî atşânî" deyü ricâ
etse, ol
ân bi-emrillâh yine ayn cereyân edüp nûş ederler. Bir âb-ı lezîzdir, "Alâ memer …
Ayn-ı Dilbiyye: Bir kayadan şâzrevân-misâl pertâb eder. On adım mikdârı cereyân edüp yine ol mahalde şeyh Mes‘ûd hazretleri bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Mezkûr nehir ol âsitânenin altına girüp gâyib olur. Ammâ bu aynın hâssası bir âdem hummâ marazına mübtelâ olsa ale's-sabâh üç gün girse halâs olur. Cenâbet âdem girse gâyib olur. Su içmek murâd edinen âdem aynın başına varup "Yâ şeyh Mes‘ûd iskınî atşânî" deyü ricâ etse, ol ân bi-emrillâh yine ayn cereyân edüp nûş ederler. Bir âb-ı lezîzdir, "Alâ memerri's-sinîne ve'ş-şuhûr" dâ’imâ hilkati böyle olup bu hâl üzre cârîdir. Ba‘zılar bu ayna Mes‘ûd Atşânî derler, ulu ziyâretgâh ve âb-ı nâbdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y197a ·
metinde göster ·