… ktan sonra ol hamurun sehelce pâresin âteşe bırağup akreb sokan kimesneye dütsi
etseler ol
zahmdâr âdem ol hamîrin râyihasın şemmetse bi-emri Hüdâ akrebin zahm urduğu yer …
Hâssa-i dîğer: Dâhil-i Hımıs'da bir bi’r-i mâ vardır. Bir kimse ol kuyu suyuyla pîrâhenin gasl edüp geyerse ol âdemi aslâ akreb sokmaz. Meğer ol gömleği gayri su ile gasl ederse hükmü bâtıl olup akreb soksa ol zemân te’sîr eder. Meşhûr-ı âfâk kuyudur. Ahâlî-i vilâyetden istimâ‘ etdim, Hımıs'ın cânib-i Bey‘a'da bir mescid vardır. Kapusu üzre bir mutalsam garîb u acîbü'l-heykel bir tasvîr vardır. Nısf-ı a‘lâsı sûret-i insândır ve nısfından aşağısı akreb şekilli mermer-i hâm timsâldir. Bir âdem ol sûret üzre bir pâre hamur yapışdırsa ol hamur ol tılsım sûretine müşâbih olup ol hamur kuruduktan sonra ol hamurun sehelce pâresin âteşe bırağup akreb sokan kimesneye dütsi etseler ol zahmdâr âdem ol hamîrin râyihasın şemmetse bi-emri Hüdâ akrebin zahm urduğu yerün vec‘i teskîn olup bi-emrillah şifâ bulur. Bu hamîrden hakîre Dizdâr Ağa elli dirhem mikdârı ihsân edüp hıfz etdim. Hikmet-i Hüdâ diyâr-ı Acem'de Rûmiyye şehrinde bir memlûküm akreb sokup mezkûr hamîrden âteşe yakup gulâmım buhûrlayup derhâl vec‘inden halâs bulup zahm-ı akreb yerinden sarı sular cereyân edüp gulâmım halâs oldu. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 27b ·
metinde göster ·
… bir haylice cereyân edüp gâ’ib olur. Eğer âdem eğer gayrı hayvânât bu sudan nûş
etseler ol
ân âdem merhûm olup devâbât makûlesi mürd olurlar. Semm-i helâhilden nişân veri …
Ve mine'l-acâ’ib, ibret-nümâ-yı garîb: Kal‘a-i Erzurûm ve kal‘a-i Ahlat ile bu Sübhân dağı mâbeynehümâlarında bir temâşâgâh-ı mahûf vardır. Allahümme afvenâ, ana Ayn-ı Çemenzâr derler, yalçın kayalardan tulû‘ edüp seng-i hârâlardan aşağı ol uyûn pertâb etdikde sâ‘ikasından âdemin kulağı asamm olup sadâsı iki fersah mesâfe-i ba‘îdeden istimâ‘ olunur. Bu ayn bir haylice cereyân edüp gâ’ib olur. Eğer âdem eğer gayrı hayvânât bu sudan nûş etseler ol ân âdem merhûm olup devâbât makûlesi mürd olurlar. Semm-i helâhilden nişân verir bir sudur, dediler. Bu hakîr yakîn geçdik ammâ görmedik. Hatta Kenzikli Hacı Cârullah nâm bir sâhibü'l-hayrât kendi hikâyet etdi kim "Bu ayn-ı hummenin yemîn ü yesârında gurûbuna varınca ol kadar dağî hayvân üstühânları var kim hadd ü hasrın Hudâ bilür. Âhir-ı kâr Hacdan geldiğim sene mâlımdan üç bin guruş hasbeten-lillah harc edüp bu ayn-ı hummenin tulû‘undan gurûbuna varınca iki tarafında kârgîr kireç cibis ile metîn dîvârlar etdim ki hayvânâtlar nûş edüp helâk olmayalar" deyü sâhibü'l-hayrât el-Hacı Cârullah hikâyet etdi. Ve bu aynın yemîn ü yesârında asla nebâtât u giyâhât ve imârâtdan bir nişân yokdur, dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
… kubbesi gibi ve dahi bunun kayaları dipleri ince ince olup bu kal‘ayı muhâsara
etseler ol
kayaları birer san‘at ile kal‘a üzre uçursalar kal‘ayı harâb u yebâb edüp aslâ …
Ve havâle olan binâları hammâm kubbesi gibi ve dahi bunun kayaları dipleri ince ince olup bu kal‘ayı muhâsara etseler ol kayaları birer san‘at ile kal‘a üzre uçursalar kal‘ayı harâb u yebâb edüp aslâ lağım atmağa ihtiyâc olmazdı, ammâ mel‘ûn kâfir-i dûrbîn-fikr bu havâle kayalarının havfından kal‘anın şarkîsi ve kıblesi tarafların gâyet metânet üzre kat-ender-kat edüp niçe havâle kayalarının önlerine "Kayalar kal‘aya uçmasın" deyü Şeddâdî dîvâr-ı sedd-i üstüvârlar çekmiş ve ol taraf kal‘asın metânet üzre etmiş ve "Niçe kayaları zincîrler ile bağlamış" dediler, ammâ görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157b ·
metinde göster ·
… azu dişleri gibi ağzından taşra çıkmış dişleri vardır. Atlar birbirleriyle ceng
etseler ol
dişleriyle birbirlerini helâk ederler. Anıniçün bu Kalmıklar atlarının ağızları …
Ve ağızlarının iki yanlarında birer azu dişleri gibi ağzından taşra çıkmış dişleri vardır. Atlar birbirleriyle ceng etseler ol dişleriyle birbirlerini helâk ederler. Anıniçün bu Kalmıklar atlarının ağızlarına ol dişlerd[en] gem uramayup gem yerine dizginleri demir halkalar ile burunlarına geçirüp atları burunlarından zabt olup dizginlerinin birer uçları dahi iki üzengilerine bağlı olup dizginleri cümle Kalmık ayaklarıyla kullanup iki elleriyle silâhların icrâ etmeğe mukayyed olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180a ·
metinde göster ·
… gezmezler, hemân sâ‘at gusl ederler. Ve ta‘âm yeseler ve def‘-i takâzâ-yı hâcet
etseler ol
ân gusl ederler. Ve cemî‘i vücûdları ve siyâbları müşk [ü] amber-i hâm ve zebât …
Bu kavm âteş-perestlerdir. Mürd olduklarında na‘şların âteşe yakarlar ve âteşe taparlar. Ammâ Hâlık'dır demezler, ancak âbâ ve ecdâdımızdan böyle gördük, derler. Garâbet bunda kim ân-ı vâhid cenâbet gezmezler, hemân sâ‘at gusl ederler. Ve ta‘âm yeseler ve def‘-i takâzâ-yı hâcet etseler ol ân gusl ederler. Ve cemî‘i vücûdları ve siyâbları müşk [ü] amber-i hâm ve zebât ile mülemma‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·