… ir kenîse-i azîmde ceng olunurken biz bunu isterüz dediklerinden galat-ı meşhûr
evlâ
olup Istavroz derler.
Bu mahallerde deryâ mahlûklarında ıstavriz balığı çok olduğundan lisân-ı Rûm'da ıstavrizden galat Istavroz derler. Bir rivâyetde Yıldırım Hân, şehr-i Kostantîn fethine geldikde bu rabtadan İslâmbol'a geçerken bunda bir kenîse-i azîmde ceng olunurken biz bunu isterüz dediklerinden galat-ı meşhûr evlâ olup Istavroz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 141a ·
metinde göster ·
… atimize mâni‘ olup kesret-i kitâbet olur. Şimden gerü ihtisâr üzre tahrîr etmek
evlâ
ve ma‘kûldür.
Eğer bu tahrîr olunacak cümle esnâfı bu gûne âb-ı tâb ile evsâfların tahrîr etsek başka bir fütüvvetnâme olup seyâhatimize mâni‘ olup kesret-i kitâbet olur. Şimden gerü ihtisâr üzre tahrîr etmek evlâ ve ma‘kûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172a ·
metinde göster ·
olup tahfîf-i kelâm ile Niksâr derler. Kal‘ası bir yalçın kayalı yerde kâr-ı se …
İbtidâ bânîsi kayser-i Rûmdur. Ba‘dehû sene 476 târîhinde Âl-i Dânişmendiyân'dan Sultân Melik Gâzî ceng-i azîm ile Rûm keferesi destinden kuvvet-i bâzûsıyla feth edüp ibtidâ taht-ı Âl-i Dânişmendiyye olan dârü'l-ikbâl bu kal‘adır. 283a Andan kal‘a-i Amasiyye'dir. Bu iki kal‘aya Âl-i Selçûkiyân tama‘ edüp niçe kerre muhâsara edüp fethi mümkün olmayup bî-feth hâ‘ib ü hâsır rücû‘ etdiler. Bu Niksâr'ın galat-ı sahîhi "Nîk-hisâr"dır. Ya‘nî "iyi hisâr" demekdir. Elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Niksâr derler. Kal‘ası bir yalçın kayalı yerde kâr-ı sengîn, bünyâd-ı şeddâdî ve metîn kal‘a-i kadîmdir. Dâiren-mâdâr cirmi beş bin altmış adım şekl-i müseddes kal‘a-i atîk olup câ-be-câ yerleri rahneli olmuş, cümle üç kapusu var, şarka ve garba (---)(---) ve cenûb tarafına Ilıca kapusu kal‘a içinde üç yüz hâne ve anbârlar ve cebehâne ve bir kilisadan vely olunmuş bir câmi‘i var. Dizdârı ve neferât bu kal‘ada sâkindir. İç il olmağıla neferâtları kıllet üzredir, ammâ celâlî ve cemâlî havfinden dâ’imâ bâb-ı kal‘ada nigâhbânlık ederler. {Ve kapu üzre zamân-ı kadîm pehlivânlarının gürzleri ve gayrı âlât-ı silâhları maslûbdurur}. Ammâ aşağı varoş rıbât-ı şehr-i mu‘azzamdır. Lâkin bir teng ü târ sokakları vardır. Eniş ve yokuş olmağıla ve zıyyık olmağıla at ile çârsû içre güç ile güzer ederler. Araba hod ola, bi't-tarîk çârsûsuna girmek ihtimâli yokdur. Bu şehr, Sivâs eyâletinde paşanın hâss-ı hümâyûnundan olup yedi kîse muhâsebeli subaşılıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve on bir nâhiyesi vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b–283a ·
metinde göster ·
… ed Gazan olmağıla şeneb-i Gazan diyecek yerde tahfîf-i kelâm ile galat-ı meşhûr
evlâ
olup Şâm-ı Gazan derler. Ammâ sahîhi şeneb-i Gazan'dır. Ve bu âsitâne-i azîm kû …
Hâlâ tekye-i Bektâşiyân'dır. İki yüzden mütecâviz pây-bürehne ve ser-bürehne âşıkân-ı sâdıkânları vardır. Ve bu âsitâne kapusu hâricinde niçe kerre yüz bin kurbân kellesi boynuzuyla biri biri üzre yığıp bir kulle-i azîm etmişler. Zîrâ cemî‘î İrân-zemîn halkı bu Muhammed Şâm-ı Gazan'a i‘tikâdları olmağıla her sene niçe bin kûsfend kurbân nezerâtlar gelir ve hareminde on zirâ‘ amîk bir âb-ı nâb câh-ı mâsı var. Mâh-ı temmûzda gûyâ yah-pâredir. Hakkâ kim âb-ı hayâtdan nişân verir. Ve bu âsitâneye Şâm-ı Gazan derler. Ammâ ber-vech-i tesmiyesinin aslı dahi oldur kim lisân-ı Moğolda şeneb kabre derler. Sâhib-i kabr Moğol pâdişâhlarından Muhammed Gazan olmağıla şeneb-i Gazan diyecek yerde tahfîf-i kelâm ile galat-ı meşhûr evlâ olup Şâm-ı Gazan derler. Ammâ sahîhi şeneb-i Gazan'dır. Ve bu âsitâne-i azîm kûh-ı Velyân üzre Şâm-ı Gazan kal‘ası harâbdır. Anın dâmenine karîb bir âsitâne-i garîb ve acîbdir, kaddesenallahu bi-sırrıhi'l-azîz. Andan kalkup cânib-i garba gidüp kûh-ı Velyân dâmeninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304a ·
metinde göster ·
olmağıla Şamakı ve Şemahı derler} 312b ve kırk sultânlık ve kırk sekiz kadılı …
İbtîdâ bânîsi sene (---) târîhinde İrân-zemîn şâhlarından Yezdcird Şâhun binâsıdır. Niçe yüz mülûk mâlik olmuş bir diyâr-ı atîkdir. Cümle eyâletinde yedi hânlık {Ba‘zılar Şâm ahı derler, niçeler Şâm âhı derler. Zîrâ ibtida bu şehr ahâlî-i Şâm ile imâr olduğundan Şemahı derler, ba‘zılar Şamakı derler. Dağıstânlılar Şemehı derler. Gîlânlı Şâm akı derler, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağıla Şamakı ve Şemahı derler} 312b ve kırk sultânlık ve kırk sekiz kadılık ve kırk nâhiyesi ve yetmiş kal‘ası ve bin üç yüz şehr-misâl kendleri var bir sevâd-ı azîm ve şehr-i kadîm, diyâr-ı vâsi‘ vilâyet-i âbâdândır. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Süleymân Hân vüzerâlarından Ulama Paşa ve Karaman Paşası Pîrî Paşa nâme-i Süleymân Hân ile kal‘a-i Şemahı'ya varup cümle a‘yân-ı Şirvân-ı sünniyân bir yere cem‘ olup kal‘a-i Şemahı miftâhların Pîrî Paşa'ya teslîm edüp eyâlet-i Şirvân ale'l-umûm mutî‘ [u] münkâd olup kemâkân kabza-i teshîre geldüğü Süleymân Hân'ın ma‘lûmu olup hükûmeti Ulama Paşa'ya verildi. Ba‘dehû Şâh Tahmas[b] yedi ay Şemahı kal‘asın muhâsara edüp içinde olan sünnîler emân ile kal‘ayı şâha teslîm edüp ba‘de'l-emân amân vermeyüp cümle ibâdullahı katl edüp hükûmet-i Şirvân'ı birâder-i kihteri olan Elkas Mirza'ya verdi. Üç sene Elkas Mirza hâkim-i Şemahı olup ba‘dehû sene 954 târîhinde Elkas Mirza şâh-ı gümrâh Tahmasb'ın evzâ‘ [u] etvârından Elkas Mirza havfe düşüp hükûmet-i Şirvân'ı terk edüp niçe şecî‘ ve bahâdır, nâmdâr, kafadâr dilâverler ile girân-bahâ cevâhir makûlesi eşyâların alup bir gicede Şemahı'dan azm-i cânib-i Âl-i Osmân deyüp Heyhât sahrâsı içinden kırk günde Kefe'ye gelüp andan bir keştîye süvâr olup Edirne'de Süleymân Hân'ın pây-pûş-i şerîfin bûs edüp niçe gün mültefit-i şâhî olduğuna {Târîh-i Elkas Mirza kudûmü;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312a–312b ·
metinde göster ·
olup Hısn-ı Mansûr derler. Mar‘aş hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdı …
Vech-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bânîsi Mansûr b. Ca‘üne b. el-Hârisü'l-Âmirî inşâ etmişdir. Lafz-ı "Hasîn" kal‘a ma‘nâsına olmağın Hasîn ismi Mansûre izâfetiyle Hasîn-i Mansûr derler, ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hısn-ı Mansûr derler. Mar‘aş hâkinde subaşılıkdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Nâhiyesi cümle yetmiş pâre ma‘mûr Türkmânlar sâkin kurâlardır. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve nâ’ibi ve bâcdârı vardır, ammâ müftîsi ve nakîbi Mar‘aş'dadır. Ve kal‘a dizdârı ve (---) aded kal‘a neferâtları vardır. Lâkin kal‘ası nehr-i Furât'ın cânib-i garbîsinde kal‘a-i şehr-i Simyât'a gâyet akreb-i karrâbdır. Âl-i Emeviyyûndan Mervân b. Muhammed el-Ca‘dî bu kal‘ayı ta‘mîr u termîm etdüğine rûy-ı sûrda târîhi mastûrdur. Gerçi bir küçük kal‘adır, ammâ gâyet sa‘b olduğundan Mısır hulefâları ba‘zı nefy olacak âdemleri bunda sürüp habs ederlerdi. Nehr-i Azrak'ın şimâlindedir ve nehr-i Furât'ın cenûbıyla garbîsi beynindedir, ammâ yine bu nehreyn bu kal‘aya karîbdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 61a ·
metinde göster ·
… eriyyâ ahâlî-i Aksarây müfessir ve muhaddis ve fakîh olurlar. İlm-i ferâ’iz hod
evlâ
bi't-tarîk-i âbâ ve ecdâdlarından berü tilâvet ede gelmişlerdir, ammâ bu şehird …
Gayri cevâmi‘ ve mesâcidlerde niçe hasbî ders-i âmmlar vardır kim gûnâ-gûn fünûn-ı şettâ görülür. Ekseriyyâ ahâlî-i Aksarây müfessir ve muhaddis ve fakîh olurlar. İlm-i ferâ’iz hod evlâ bi't-tarîk-i âbâ ve ecdâdlarından berü tilâvet ede gelmişlerdir, ammâ bu şehirde mahsûs dârü'l-kurrâ yokdur, lâkin hâfız-ı Kur’ân'ı çokdur. Ammâ ilm-i kırâ’atda tecvîd ile kırâ’at-ı İbn Kesîr ve kırâ’at-ı seb‘a ve kırâ’at-ı aşere ve kırât’at-ı takrîb ilmi tilâvet eder yokdur, ammâ tecvîd-i ilm-i hıfz okur çokdur. Ve ilm-i hadîs için başka dârü'l-hadîsleri yokdur, ammâ her medrese ve câmi‘lerde ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70b ·
metinde göster ·
… kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr
evlâ
olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsı …
Sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Moğolîde per-teng karakuşa derler. Kal‘ası üzre tûcdan bir karakuş timsâli var idi. Her sene nevrûz-ı Hârezmşâhîde safîr urup cümle Ekrâd ve Mığdîsî kavmi sayhasın istimâ‘ edüp bu şehir bâzârına cem‘ olup benî Âdem ile bir hengâme-i kübrâ olurdu. Hicret-i Nebeviyyenin sene 19 târîhinde Hâlid ibn Velîd (ibn Velîd) Diyârbekir kal‘asın feth edüp ba‘dehû bu kal‘a-i Perteng'i feth edüp timsâl-i tuyûru hedm edüp cem‘iyet-i kübrâ olmaz oldu. Hâlâ ol murg tılsımı mahalli zirve-i kal‘ada ma‘lûmdur. Ol mutalsam murg ismiyle bu şehre pertengden galat-ı meşhûr evlâ olup tahfîf-i kelâm ile Pertek derler. İbtidâ bânîsi ekâsirelerden (---) binâsıdır. Anda niçe yüz sene niçe mülûke intikâl edüp Kürdistân'da Monlâ İdrîs i‘ânetiyle sene 921 târîhinde Selîm-i Evvel'e Pertek hâkimi itâ‘at edüp kal‘ayı Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya teslîm edüp mutî‘ [u] münkâd olduğundan yine hâkimine ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık tarîkıyla hâlâ beği mutasarrıfdır kim Âsitâne-i sâ‘adet tarafından vârid olan evâmir-i pâdişâhîde bunlar elkâbına Cem-cenâb yazılur. Mîr-i livâ elkâbı yazılmaz, zîrâ hükûmetdir. Zamân-ı 84a kadîmde taht-ı hükûmetlerinde timar ve ze‘âmetden bir şey yokdur. Hâlâ ebvâb-ı mahsûlâtları kendülerine hâss ifrâz olunup hâssına göre asker cem‘ edüp sefer eşer. Beğleri inkırâz bulsa devlet-i aliyyeden sancağı âhire tevcîh olunur. Hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre 380.000 akçedir. Beği hîn-i gazâda sekiz yüz askere mâlikdir. Ber-vech-i adâlet beğine senevî on kîse hâsıl olur. Yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Kethüdâyeri ve serdârı ve müftîsi ve nakîbi yokdur, ammâ şehir subaşısı vardır. Kal‘ası nehr-i Murâd kenarında yalçın kayalı bir püşte-i ra‘nâ üzre şekl-i murabba‘ bir küçük Şeddâdî seng-tırâş bir kal‘a-i beyâz taşdır. Dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi taraf-ı pâdişâhîden değildir, ancak beği hükm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83b–84a ·
metinde göster ·
… er kim üçler ve kırklar ve nücebâ ve büdelâ ve evtâd makâmı olup yediler makâmı
evlâ
değildir. Ancak Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Şâh ibn Orhân Gâzî ile ibtida Kapud …
Ve mine'l-acâyib-i sun‘-ı Hudâ: Yine Pirevadi dağlarında şehre karîb Ziyâretgâh-ı Yediler Rûmeli diyârında meşhûr-ı âfâk ziyâret-i kutb-ı istihkâk, hakkâ ki ziyâret-i Yediler'dir. Ale'l-ıtlâk yedi aded merkad-i pür-envâr ale't-tertîb bir yerde olduğundan "Yediler makâmı" derler. Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ammâ yediler kim üçler ve kırklar ve nücebâ ve büdelâ ve evtâd makâmı olup yediler makâmı evlâ değildir. Ancak Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Şâh ibn Orhân Gâzî ile ibtida Kapudağı'ndan Rûm'a geçen Süleymân Şâh ve Ece Ya‘kûb ve Kara Mürsel ve Koca Ece ve Kara Ece ve Kara Hoca nâm kırk karındaş, sırdaş, hâldaş ve yoldaş karalar idi. Rûm'da bunlar kılıç urarak bu Pirevadi mahalline gelüp ceng ede ede yedisi şehîd olduklarında Ece Ya‘kûb bu yedi şehîdin başları ve ayakları ucuna "Kabirleri gâ’ib olmasın" deyü Bismillah ile heyce taşı yerine birer ağaç dalı budağıyla dikerler. Bi-emrillahi Te‘âlâ kuru ağaçların ucu yeşerüp sıra ile dikilmiş dıraht-ı azîmlerdir kim semâya kad çekmişlerdir. Ve beş mezarın başları ayakları on ağaç eder. Bi-emrillah on aded kuru ağaç budaklarıyla taş olmuşlar. Hâlâ ısıtması olanlar ol taşlardan kazıyup su ile nûş etse kusa kusa aslâ safra ve balgamı kalmayup hummâ-yı muhrıkdan halâs olur. Bir mezarın iki taşından kazıyup gözüne vesme edenin bi-emrillah gözü alîl ise kuvvet-i basar sâhibi olup veca‘ı teskîn olur. İkinci kabrin iki taşın kazıyup yalasa bersan zahmına dâ-i devâdır. Üçüncü kabrin taşlar[ın] kazıyup yalasa cüzzâma şifâdır. Dördüncü merkadin taşların yedi sabâh yalasa yerakân zahmına devâdır. Bu zikr olunan ziyâretgâh beyne'l-hâs meşhûrdur ammâ avâm-ı nâsın ma‘lûmları değildir. Hakîr dahi görmedim ammâ sulehâ-yı ümmetden ve a‘yân-ı vilâyetden niçe kimesneler "Bizler niçe kerre ziyâret edüp niçe âdemlerin şifâ bulduğun biliriz" deyü şehâdet etdiler, ve’s-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 110b ·
metinde göster ·
… mân diyârlarına sefer-i firâvân olmağıla bu mahalle bir imâristân binâ olunması
evlâ
görünüp fermân-ı Süleymân Hân ile makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam ik …
Sitâyiş-i kasaba-i Tatarbâzârcığı: Filibe sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde Despot yaylası dâmenine karîb bir sahrâ-yı mahsûldârda vâki‘ olmuş bir kasaba-i ma‘mûrdur. Zamân-ı kadîmde bir karyecik idi. Lâkin Süleymân Hân asrında Alaman-ı bî-emân diyârlarına sefer-i firâvân olmağıla bu mahalle bir imâristân binâ olunması evlâ görünüp fermân-ı Süleymân Hân ile makbûl iken Maktûl İbrâhîm Paşa sadrıa‘zam iken bu büleydeyi imâr edüp kasaba-i mu‘azzam etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
… çün bu mahalde bir kal‘a binâ edüp ismine Çirmene kodular. Andan galat-ı meşhûr
evlâ
olup sene 767 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr vüzerâlarından Timurtaş Paşa Rûm kefe …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim Hazret-i Zekeriyyâ nübüvvetinde Edirne sâhibi İdrivne Kral Zekeriyyâ Nebî'ye imân getirüp terk-i tâc u raht u baht edüp bu Çirmen ensesinde bir deyr-i mu‘azzam binâ edüp savâbın Zekeriyyâ Nebî'ye hîbe edüp ol deyr-i kamâmede sâkin idi. Bu İdrivne Kralın bir kızı mu‘ammere olup ismine Çirmene derlerdi. Lisân-ı Latin'de çirmen ve sirmene dünyâyı terk etmişe derler. Bu Sirmene krâle babası İdrivne Kral içün bu mahalde bir kal‘a binâ edüp ismine Çirmene kodular. Andan galat-ı meşhûr evlâ olup sene 767 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr vüzerâlarından Timurtaş Paşa Rûm keferesi elinden feth edüp cümle guzât bu kal‘aya Çirmen dediler. Zirâ niçe bin aded cüyûş-ı muvahhidîn çirmenüp geçdikleri içün Çirmen dediler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı (---)(---) akçedir. Ve livâsında cümle (---) adet ze‘âmetdir. Ve cümle (---) aded timardır. Hîn-ı gazâda beğinin livâsı altında kânûn üzre cebelüleri ile (---) asker-i pür-silâh olur. Lâkin ba‘zı zamân bu sancak Özi eyâleti muhâfazasına me’mûr olurlar. Zirâ ol taraflara karîb sancakdır. Kal‘ası nehr-i Meriç'in karşı cânibinde bir bayır başında şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir Şeddâdî seng binâ-yı ferhâdîdir. Ammâ iç il olmağıla cebehânesi ve dizdârı ve neferâtları yokdur. Ve câ-be-câ sûrunun niçe yerleri rahnedâr olmuştur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148a ·
metinde göster ·
… lduğundan bu şehre Cünîn-i Cürcân nâm verdi. Hâlâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr
evlâ
olmağın bu şehre Cünîn-i Cüryân derler. Ammâ hâk-i amber-pâki imâr [u] âbâdân o …
Zamân-ı kadîmde Cürcân tur‘ası kenârında şehr-i ma‘mûr imiş. İbtidâ bânî ve vâlîsi Emîrü'l-mü’minîn Hârûn binâ edüp ve nehr-i Dicle Şatt'dan Cürcân nâm bir ark hafr edüp bu şehri eyle müzeyyen eyledi kim şehr-i Vâsıt-misâl cünîn-i hayâbân olduğundan bu şehre Cünîn-i Cürcân nâm verdi. Hâlâ elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağın bu şehre Cünîn-i Cüryân derler. Ammâ hâk-i amber-pâki imâr [u] âbâdân olmağile hâss-ı hümâyûn olup vâlî-i Bağdâd tarafından iki yüz atlı ile bir ağa gelüp bu şehrin mukâta‘asın kırk kiseye alup zabt eder. Defterhâne-i Bağdâd mukâta‘a-i Cürcân nâmıyla meşhûr mansıb-ı âlî mukâta‘adır. Mısır diyârında Sa‘îd-i âlîde dahi Circe nâm bir sancak vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 368a ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Kerkâk-i Moğol derler. Murûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda galat-ı meşhûr
evlâ
olmağile hâlâ kal‘a-i Kerkük derler ammâ kal‘a-i Kelkek ve Kelkit ve Kerkit değ …
Müverrih Mıkdısî tahrîri üzre bu kal‘a-i Şehrezûl'u ibtidâ binâ eden Zor ibn Dahhâk-i Mârî'dir. Aslında Şehr-i Zor'dur. Galat-ı meşhûru Şehrezûl'dur, sahîhi Şehr-i Zor'dur. Hâk-i Irâk'da Kûfe ve Medâyin'den sonra bu Şehr-i Zor gâyet imâr olup gûyâ ravza-i cinân oldu. Ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân asrında Hulâgû Hân bu Şehrezûr'u zor-ı bâzû-yı tüvânâsıyla harâb u yebâb etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Âl-i Emeviyyûn'un Mervân-ı Hımâr'da inkırâz olduğu senede yine Zor ibn Dahhâk-i Mârî neslinden Moğol Karkük nâm bir benâm-ı merd-i hümâm ba‘zı kabâ’il-i Ekrâd ile yek-dil [ü] yek-cihet olup anların isti‘ânetiyle Şehrezûr'u müceddeden imâr edüp ismine kal‘a-i Kerkâk-i Moğol derler. Murûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda galat-ı meşhûr evlâ olmağile hâlâ kal‘a-i Kerkük derler ammâ kal‘a-i Kelkek ve Kelkit ve Kerkit değildir. Kelkik eyâlet-i Erzurûm'da bir nevâhînin ismidir. Ammâ bu hâk-i Irâk ile müşâ Şehrezûr'un pây-i tahtı bu kal‘a-i Kerkük'dür. Lâkin Şehrezûr-ı kadîm diyâr-ı Acem hudûdunda Merâğa şehrine karîb olup Timur Hân'dan berü harâbe [vü] garîb kalmışdır. Şehr-i Merâğa dahi Timur harâbından kalmışdır, ba‘dehû imâr olmuşdur. Şehrezûr-ı kadîm ile şehr-i Merâğa beyni altı merhale zemîn-i mahsûldârdır. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372a ·
metinde göster ·
Lûgat-i sahîhi Bî-tennûr'dur. Zamân-ı kadîmde bu kal‘a hâyilindeki kûh-ı bâlâda bir gâr var idi. Bir tarafı germâb var idi. Herkes hamîrin ol gâra koyup ekmeği pişerdi ve germâb hammâmına girüp şehre gelirdi. Bu şehir içre bir kimesne tennûra muhtâc olmayup murâd-ı merâmları üzre mezkûr tennûrda nânları pişdiğiyçün şehr-i Bî-tennûr derler. Mürûr-ı eyyâm ile galat-ı meşhûr olan evlâ olmağile Baytanûr derler. Ba‘zı müverrihîn ol gâr-ı tennûr Hazret-i Nûh'un du‘âsı berekâtıyla oldu, derler. Zîrâ Hazret-i Nûh ba‘de't-Tûfân bu mahalle bir menzil karîb cebel-i Cûde üzre keştiyle karâr etdiği sûre-i (---) âyet Arapça nassıyla müsbetdir. Andan bu kûh-ı bâlâya gelüp bu gâr-ı tennûrda du‘â edüp tennûr gibi oldukda ekmek pişirmişlerdir. Anınçün bu kal‘aya bî-tennûrdan galat Baytanûr derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 376a ·
metinde göster ·
{Ba‘dehû bu Turan Şâh-ı Mu‘azzam Dimyat kal‘asın İşpaniye Firengî destinden halâs eyleyüp Mısır'a geldikde sene 648 târîhinde kendü kulları Turan Şâh üzre gulüvv edüp şehîd etdiler. Müddet-i saltanatı ancak yetmiş gün oldu. Ammâ gazâlarda ve kal‘a-i Hasankeyfâ'da çok hilâfet etdi. Mısır'da vâlidesi Şecerü'd-dür yanında medfûndur. Âl-i Eyyûbiyân bunda inkırâz buldu ve saltanat kullarına intikâl etdi}. Ammâ efvâh-ı nâsda galat-ı meşhûr evlâ olup Hasankeyf kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388b ·
metinde göster ·
… nâm bir hümâm niçe yüz bin âdem cem‘ edüp bu depeyi yığdığından galat-ı meşhûr
evlâ
olup Aznavur Depesi derler. Zamân-ı kadîmde bu püşte üzre evc-i âsumâne ser çek …
Menzil-i Aznavurdepesi: Nasîbîn hâkinde bir çölistân içre bir püşte-i a‘lâdır. Sene 244 târîhinde Hârûnu'r-Reşîd'in vüzerâlarından Aznavur nâm bir hümâm niçe yüz bin âdem cem‘ edüp bu depeyi yığdığından galat-ı meşhûr evlâ olup Aznavur Depesi derler. Zamân-ı kadîmde bu püşte üzre evc-i âsumâne ser çekmiş bir kulle-i nüh-tâk var imiş kim cânib-i garbında tâ Şâm çöllerinde olan Ane ve Seleme kal‘aları nümâyân imiş ve cânib-i şimâlinde tâ Mardin kal‘ası ve Sencâr Şâh kal‘ası zâhir ü bâhir imiş ve cânib-i cenûbunda tâ Eski Musul âşikâre olur bir depe-i âlî imiş. Ve her ne tarafdan bir kârbân veyâhûd bir asker-i bed-gümân nümâyân olsa bu depe olan kasr üzre âteşler yakup çerâğân ile şehr-i Dârâ-zemîne haber ederlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b ·
metinde göster ·
olduğundan Kelek-i Mervânî derler. Ve Mervân-ı Himâr geçdiği dahi sahîhdir kim …
Ba‘dehû Ebü'l-Müslim-i Mervî bu mezkûr Kelek-i Mervân şehri halkın Mervânî kelek ile geçirdikleriyçün cümle Mervânîleri teberden geçirüp Kelek-i Mervân şehrin harâb u yebâb edüp ol asırdan berü ancak bir kurâ misilli geçit başında nehr-i (---) sâhilinde Cizre hudûdunda bir harâbe şekilli köy kalmışdır. Ve bu Kelek-i Murvân'ın sebeb-i tesmiyesinin sıhhati oldur kim lisân-ı Fârisî ve lisân-ı Kürd'de "mûr", karıncaya derler, ya‘nî karınca geçidi demekdir. Galat-ı meşhûr evlâ olduğundan Kelek-i Mervânî derler. Ve Mervân-ı Himâr geçdiği dahi sahîhdir kim hâlâ Ebü'l-Müslim'in kırdığı Yezîdîlerin üstühânları püşte püşte dağlar içre zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 3a ·
metinde göster ·
olmağın elsine-i nâsda Haft derler. Hakkâ ki vakt-i bahârda suların tuğyânları …
Mesîregâh-ı Haft: Lisân-ı Acem üzre heft, ya‘nî yedi mesîre demekdir ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağın elsine-i nâsda Haft derler. Hakkâ ki vakt-i bahârda suların tuğyânları mahâlinde yedi gölcük olur. Câ-be-câ mâhîcikleri de bulunur. Ve çemenzâr ve murgzâr ve hayâbân olmuş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde aşren-fe-aşr havuzları içinde cân kuzuları sîne bülbülleri, gümüş balıkları gibi bu havuzlar içre şinâverlik edüp havuzda bülbül-âsâ nevâhânlık ederler, bir mesîregâh-ı bî-minnetdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
… şa-yı müşârün-ileyh kendi eteğiyle handakdan türâb taşıyup sâ’ir ağavâtlar dahi
evlâ
bi't-tarîk kal‘a hidmetin cân baş ile ederken kütür kütür mehterhâneler çalınup …
Mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Melek Lalam, ber-hurdâr-ı ömr olup ekmeğim sana helâl olup hemîşe böyle feth [ü] fütûhâtlar edesin. Hâlâ feth etdiğin Rus-ı menhûsun otuz altı pâre şaykaların kal‘a-i Varna ve kal‘a-i Karahırman ve kal‘a-i Tolca ve kal‘a-i Akkirmân ve kal‘a-i Kili'yi ve kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun kal‘alarının ta‘mîr ü termîmine kefere şaykaların sarf edesin" deyü hatt-ı şerîf gelüp ol ân paşa bism-i İlâh ile Varna kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmine mübâşeret edüp her gün beşer bin âdem handak tathîrine hidmet edüp handakın içi cümle Karadeniz ile leb-ber-leb olup kal‘aya cisrile geçilir oldu. Ve şeb [ü] rûz hidmet eden ibâdullâhlara onar kazgan ta‘âm tabh olup huddâmlara bezl olurdu. Ve bizzât paşa-yı müşârün-ileyh kendi eteğiyle handakdan türâb taşıyup sâ’ir ağavâtlar dahi evlâ bi't-tarîk kal‘a hidmetin cân baş ile ederken kütür kütür mehterhâneler çalınup kal‘anın cemî‘i ta‘mîr [ü] termîmi ve cebehânesi itmâm bulup kal‘a gûyâ dürr-i beyz gibi münevver oldu. Ba‘dehû hatt-ı şerîf ile istimrâr getiren Kapucubaşı Mîr Mehemmed Ağa'ya bir semmûr lipâçe ve yigirmi kîse guruş ve yigirmi esîr ve yigirmi re’s Sâlihli bârgîrleri verüp Âsitâne'ye revâne oldu. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a ·
metinde göster ·
olmak ile "Bul Ayır"dan galat "Bolayır" kasabası derler.
Süleymân Paşa eydir: "Bire Lala, var şu asker-i İslâm'ı bul, ayır da sonra kal‘ayı feth eyle" dedikde hakîkatü'l-hâl eyle edüp kal‘ayı sene 758 târîhinde feth olup ismini "Bul Ayır kal‘ası" korlar. Ba‘dehû elsine-i Yörükân-ı Türkân'da galat-ı meşhûr evlâ olmak ile "Bul Ayır"dan galat "Bolayır" kasabası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97a ·
metinde göster ·
… ve Yahud kenîseleri var, ammâ Fireng ve Macar'ın gûrhâneleri yokdur. Kıbtîlerin
evlâ
bi't-tarîk ne mescid ve ne kenîseleri bir diyârda yokdur. Hemân kiminle ihtilât …
Bî-medh kenîse-i râhibân-ı Mığdısiyân: Cümle dokuz aded duyûr-ı bed-âyînhâne kilisalar var. Rûm Ermeni ve Sırf ve Bulgar ve Yahud kenîseleri var, ammâ Fireng ve Macar'ın gûrhâneleri yokdur. Kıbtîlerin evlâ bi't-tarîk ne mescid ve ne kenîseleri bir diyârda yokdur. Hemân kiminle ihtilât ederse anın savm [u] salâtı üzre hareket edüp ol mezhebde olduklarıyçün beher sene iki kerre harâc verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
olup hâlâ elsine-i nâsda "Gölikesri" derler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Sultân Murâ …
Bu kal‘a Kavala sâhibi Feylekos-ı Yunanî binâsıdır. Lisân-ı Rûm'da bu kal‘aya (---) derler, ammâ sene (---) târîhinde Rûm keferesi destinden Koca Murâd Hân-ı Sânî feth edüp gölünün vâsi‘liğin görüp "Gölü kesîr" buyurduklarından, ya‘nî "gölü çok"dan galat-ı meşhûr evlâ olup hâlâ elsine-i nâsda "Gölikesri" derler. Hâlâ Rûmeli eyâletinde Sultân Murâd-ı Râbi‘ hemşîresi, ya‘nî Sultân Ahmed'in duhter-i pâkîze-ahteri ve Cânpoladzâde Hüseyin Beğ efendimizin vâlide-i müşfikası Fâtıma Sultân efendimizin hâssıdır kim kırk yük akçe iltizâm ile Tophâneli Kadrî Ağa hâkim-i örfdür. Ve hâkim-i şer‘-i Resûl-i mübîni yüz elli akçe kazâdır ve yüz on pâre nâhiye kurâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
… ammâ bu mahalleri görmemişdik ve hâlâ refîklerimizde de görmüş yok. Tatarlarsa
evlâ
bi't-tarîk Erdel'e girdikleri yok. Hemân bu kâfirlerin ardlarına düşüp ol gün " …
Hakîkatü'l-hâl Seydî Paşa zamânı iki kerre diyâr-ı Erdel'e girmişdik, ammâ bu mahalleri görmemişdik ve hâlâ refîklerimizde de görmüş yok. Tatarlarsa evlâ bi't-tarîk Erdel'e girdikleri yok. Hemân bu kâfirlerin ardlarına düşüp ol gün "Bire bire Hay!" deyüp 13 sâ‘at yürüyüp bu kadar koyun sığır kalup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 4a ·
metinde göster ·
bi't-tarîk eyle mahbûbe ve duhter-i pâkîze ahter nâ-şûküfteleri olur kim geysû- …
Ve zenâne ve bintânları evlâ bi't-tarîk eyle mahbûbe ve duhter-i pâkîze ahter nâ-şûküfteleri olur kim geysû-yı müşkbârların sarkıtdıklarında bir cihde(?) zen-dost âşıkları kendülerine akıdırlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13b ·
metinde göster ·
bi't-tarîk bir harbendesi bir kapudanın cümle bârhânesine yüz kîse nakid guruş …
Ve Mehemmed Paşa gâzîleri hod evlâ bi't-tarîk bir harbendesi bir kapudanın cümle bârhânesine yüz kîse nakid guruş ile mâlik olup harbende ağanın huzûrunda şeb [ü] rûz kırk aded pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâblar 26a el kavuşırlardı. İşte şecâ‘at ve bahâdır olan böyle gazâ mâlıyla bay olurlar. Gâyet lezîz helâl-i zülâl mâl [u] menâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b–26a ·
metinde göster ·
… cânibinde olan mezkûr burun dağların alâ melei görürler. Dûrbîn-i dırâz ile hod
evlâ
bi't-tarîk görünür, bir bahr-i amîk ve semm-i helâhildir.
İşbu Karadeniz'in tûlu mellâhân-ı Rûm ve keştîbân-ı zevi'l-mefhûmların der-miyâ[n]ları hisâbınca Karadeniz Boğa[zı] ki cânib-i cenûbdadır, tâ cânib-i şimâle Azak denizi nihâyetine varınca bu Bahr-i Siyâh'ın tûlu bin d[örd] yüz altmış mîldir kâmil ve orta yerinde arz-ı Anadolu tarafında kal‘a-i Sinop, ya‘nî Sınap burnundan karşu Rûmeli'nde Keliğra Sultân kayaları burnuna mâbeyni iki yüz altmış mîldir. Hattâ hevâ-yı küşâdede kuvvet-i basarı ziyâde olan mücerred âdemler Karadeniz'in vasatında iken Anadolu ve Rûmeli cânibinde olan mezkûr burun dağların alâ melei görürler. Dûrbîn-i dırâz ile hod evlâ bi't-tarîk görünür, bir bahr-i amîk ve semm-i helâhildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a ·
metinde göster ·
… şlarıyla sengsâr edüp feth oldukda bu kal‘anın ismi Sengsâr olup galat-ı meşhûr
evlâ
olmağile tahfîf-i kelâm ile hâlâ Segsârdır. Budin zurefâları ve Peçoy ârifleri …
Vech-i tesmiyesi oldur kim sene 936 Süleymân Hân Budin gazâsına giderken Serdâr Sarı Rüstem Paşa bu kal‘ayı muhâsara edüp fethinde usret çekdiğin Süleymân Hân'a bildirdiğinde Süleymân Hân ol kal‘a-i bâlâyı "Sengsâr edüp feth etsinler" buyurduğunda hakîkatü'l-hâl havâlesi olan yerden kal‘ayı toplar taşlarıyla sengsâr edüp feth oldukda bu kal‘anın ismi Sengsâr olup galat-ı meşhûr evlâ olmağile tahfîf-i kelâm ile hâlâ Segsârdır. Budin zurefâları ve Peçoy ârifleri Seg hisârı, ya‘nî Köpek kal‘ası derler. Bu nâma Segsârlı gâyet müte’ellim olurlar, ammâ kefere zamânı ismi (---)(---) idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70a ·
metinde göster ·
… k demir kapudur. Atlı girüp çıkmak mümkündür, ammâ usret çeker, piyâde âdemlere
evlâ
bi't-tarîk-i âmdır.
Ve bu câmi‘in önünde bir kapu dahi var, ana Uğrun kapu derler, bir metîn ve kavî hadîd cedîd küçük kapudur kim on kademe taş nerdübân ile aşağı varoşa enilir, cânib-i şarkdan taraf-ı şimâle meyyâl bir bâb-ı sağîrdir. Ve bu mezkûr havzın cânib-i cenûbunda, ya‘nî lodos rûzgârı tarafında on kademe taş nerdübân ile aşağı hisârpîçeye andan büyük su kullesi yoluna enilir bir küçük demir kapudur. Atlı girüp çıkmak mümkündür, ammâ usret çeker, piyâde âdemlere evlâ bi't-tarîk-i âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
bi't-tarîk tâb [u] tüvân yok ve bir cânibden bizlere gelir imdâd yok. Küffâr is …
Ammâ cümle gâzîlerimiz bütün gece uykusuz ve ac u zâc ve bir nân-pâreye muhtâc bî-tâb u bî-mecâl şems-i hâr dahi cümlemize harâret verüp 103b bu sahrâ-yı ma‘rekede bir katre âb-ı nâbdan nâm [u] nişân yok. Cümle atlarımızda hod evlâ bi't-tarîk tâb [u] tüvân yok ve bir cânibden bizlere gelir imdâd yok. Küffâr ise kırmak ile tükenmeyüp gâyet çok. Küffâr-ı hâksâr ise bize göz açdırmayup toplar ile bizi kırmadan amân vermeyüp zarabât-ı topdan yanlarına varamaz olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 103a–103b ·
metinde göster ·
… olan tüfeng-endâz Nemse kurşumu havfinden rûy-ı dîvâra bakılmaz. Yürüyüş etmek
evlâ
bi't-tarîk kanda kalır ve yanına yakın varanlar elbette zahmdâr olup ölür. Ve e …
Ammâ kal‘aya bir vecih ile yürüyüş mümkün değil, zîrâ handak içi(ni) bir buheyre-misâl fecc-i amîk leb-ber-leb su içinde kalmış. Handakda kadırga ve kalyonlar gezse yerim dar demez ve altı aded tabya-i azîmin makas topları derdinden yanına varılmaz. Ve mazgal deliklerinde olan tüfeng-endâz Nemse kurşumu havfinden rûy-ı dîvâra bakılmaz. Yürüyüş etmek evlâ bi't-tarîk kanda kalır ve yanına yakın varanlar elbette zahmdâr olup ölür. Ve eşek sidiğiyle zağlanmış ve ağılanmış kurşumu var, bir kerre ol kurşumu tahta'l-kahve yiyen uçmağı bulur. Tâ bu mertebe kal‘a-i bî-amândır, el-iyâzu billâh. Hattâ bu mahallerde kal‘anın fethi mümted olup hakîrin zahîresi kalmayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu kal‘a-i Miloşva'ya Hersek banı mâlik olup Hersek vilâyetinin tahtgâhı eder. Bu kal‘aya Miloşva derler ve Milişova dahi derler. Netîce galat-ı meşhûr evlâ olmağile efvâh-ı nâs-ı Poturânda {Miloşova derler}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
… içe âdemler Kanlıca ve Kanije ve Kannice ve Kanicce derler, ammâ galat-ı meşhûr
evlâ
olmak ile defterhâne-i pâdişâhîde,
Kanije kal‘asının tar(z)hı ve eşkâli ve tarzın beyân eder: Ammâ efvâh-ı nâsda bu Kanije'ye niçe âdemler Kanlıca ve Kanije ve Kannice ve Kanicce derler, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmak ile defterhâne-i pâdişâhîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180a ·
metinde göster ·
… ğe kâdir değiliz" deyü kat‘î cevâb verüp birkaç gün dahi Belgrad'da meks etmeği
evlâ
görüp karâr vermişken hikmet-i Hudâ ol ân nehr-i Raba kenârında kal‘a-i Vaşvar' …
"Sultânım siz pâdişâh tarafından hatt-ı şerîf ile Sadrıa‘zama geldiniz. Sadrıa‘zam kanda idiği ma‘lûm değil. Bundan içerisi kâfiristândır. Biz sizi içeri götürmeğe kâdir değiliz" deyü kat‘î cevâb verüp birkaç gün dahi Belgrad'da meks etmeği evlâ görüp karâr vermişken hikmet-i Hudâ ol ân nehr-i Raba kenârında kal‘a-i Vaşvar'dan Kanije gâzîleriyle dağdan dağa kâfir üslûbunda âdemler sadrıa‘zamın hatt-ı şerîflerin götürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 16a ·
metinde göster ·
… du kim atlar durdukları yerde sîne-bendlerine dek gark olurlardı. Benî âdem hod
evlâ
bi't-tarîk çadırından çıkmağa ve çadırın kurmağa kâdir değiller idi.
Âhıru'l-emr bu menzilde izâle-i râh musîbeti içün Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa'yı ve Haleb vezîri Gürcî Kethudâ Mehemmed Paşa'yı talî‘a-i asker edüp guzât-ı müslimîn âsân vech ile ubûr etmeleriyçün yolları tathîr edüp lâzım olan yerlerde cüsûrlar yapmağa ta‘yîn olundular. Yine ol gece eyle bârân-ı rahmet nâzil oldu kim atlar durdukları yerde sîne-bendlerine dek gark olurlardı. Benî âdem hod evlâ bi't-tarîk çadırından çıkmağa ve çadırın kurmağa kâdir değiller idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
olmağile efvâh-ı nâsda ve lisân-ı Nemse ve Macar'da Pespirim nâmıyla ma‘rûf bir …
Niçeler Pirespirim derler, niçe Pespirim derler, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağile efvâh-ı nâsda ve lisân-ı Nemse ve Macar'da Pespirim nâmıyla ma‘rûf bir kal‘a-i metîndir. Sene 958 târîhinde Süleymân Hânî'de be-dest-i Hâdım Alî Paşa feth olup askeriyle ve kal‘anın metânetiyle Budin eyâletinde sancak beği tahtı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 26b ·
metinde göster ·
… inde Kral sarâyından gayri evler ve sarâylar görünmez ve kenîseler ve çanlıklar
evlâ
bi't-tarîk görünürler. Ammâ Beç suyu aşırı bâğlar içinde bu kal‘anın sehel havâ …
Ve bu Freng kapusu tarafı dîvârları seksen arşın yüksek olmak ile kal‘a içinde Kral sarâyından gayri evler ve sarâylar görünmez ve kenîseler ve çanlıklar evlâ bi't-tarîk görünürler. Ammâ Beç suyu aşırı bâğlar içinde bu kal‘anın sehel havâlesi vardır. Ol tarafdan kal‘aya toprak ve siba ve meteris sürmek mümkindir kim himmetü'r-ricâl takla‘u'l-cibâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
Ya‘nî lisân-ı Sırfça bal ovası demekdir, ammâ galat-ı meşhûr
evlâ
olmağile Modova derler. Mâ tekaddem kânûn üzre Medova beğinin tahtı bu idi. Sen …
Ya‘nî lisân-ı Sırfça bal ovası demekdir, ammâ galat-ı meşhûr evlâ olmağile Modova derler. Mâ tekaddem kânûn üzre Medova beğinin tahtı bu idi. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth asrında Gâzî Balı Beğ fethidir. Tuna kenârında çâr-kûşe iki kapulu bir vîrânca küçük palankacıkdır. İçinde elli aded tahta örtülü neferât hâneleri ve bir tahta minâreli küçük câmi‘i ve dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı var, Yeni Palanka niyâbeti ve voyvadası var, gayri hâkimleri yokdur. Ammâ taşra varoşunda iki yüz aded bâğlı ve bâğçeli şindire tahta ve saz örtülü re‘âyâ evleri ve bir küçük tahta örtülü câmi‘i ve bir ekmekçi dükkânı var. Hânı ve hammâmı ve gayri dükkânları yokdur. Ammâ on gûne balı meşhûr olduğundan Medova derler. Bundan yine bir keştîye süvâr olup bir sâ‘atde nehr-i Tuna ile aşağı akup karşu Semendire hâkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94a ·
metinde göster ·