… rdu ayneynlerine tezzâb-vâr Gümüş şehrinde gümüş suyu inüp nâ-bînâ oldu. Kim ki
evlere
girmeyüp sutûhlar ve hayât ve dâm u bâm altında meks edüp âteşe bakmadı, bî-bas …
Evsâf-ı me‘âdin-i sîm, hevâsı bâd-ı nesîm kal‘a-i Gümüş şehrine dâhil olup şâtırların gümüş kuşakları ve gümüş tasların, Gümüş şehrinde pişirüp yedik. Üç gün anda meks edüp hamd-i Hudâ sehl selc ü melc ârâm edüp hayât-ı câvidân bulduk. Ammâ her kim ki âteş başına oturdu ayneynlerine tezzâb-vâr Gümüş şehrinde gümüş suyu inüp nâ-bînâ oldu. Kim ki evlere girmeyüp sutûhlar ve hayât ve dâm u bâm altında meks edüp âteşe bakmadı, bî-basarlıkdan halâs olup sâhib-nazar oldu. Ammâ bu şehr içre on yedi âdemin dest [ü] pâları ol şiddet-i şitâdan üşüyüp erre-i Zekeriyyâ-yı belâ ile kat‘ olup kaynar katrana sokulup feryâd [u] figânları evce peyveste olup anda kalup bu Gümüş halkı cümlemize Hızır Nebî gibi yetişüp, mihmândarlık etdiler. Cenâb-ı Bârî ol şehr halkının izzet [u] şevketin ve vakârların ziyâd-ber-ziyâd edüp gümüşleri gibi sa‘âdet-i dâreynde yüzleri ak ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar
evlere
ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
Menzil-i karye-i Sarıkadı: Üsküdar mevleviyyeti nâhiyesinde bir hıyâbân-ı Acem-misâl bir koru içinde bir kûhî zemîn-i mesîregâhda bâğ u bâğçeli ve iki yüz aded hâneli bir ma‘mûr bir câmi‘li ve bir mekteb ve bir tekyeli ve bir hânlı ve bir hammâmlı dükkânsız bir ma‘mûr ve mahsûllü kurâdır kim kiraz mevsiminde cümle İslâmbol halkı niçe bin arabalar ile bunda gelüp hayme vü hargâhları ile meks edüp zevk u safâlar edüp niçe bin züvvârlar evlere ve tekye-i Sarı Gâzî Sultân âsitânesine konup kisb-i tarâvet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… -kârın tarafa şehrine âteş edince yana yana âteş kal‘a içinde olan tahta örtülü
evlere
yapışınca derûn-ı hisârda olan evler ve cebehâneler eyle tutuşdu kim hemân cân …
Asker-i İslâm hemân ol sâ‘at varoş-ı azîmine rûzgâr-ı zor-kârın tarafa şehrine âteş edince yana yana âteş kal‘a içinde olan tahta örtülü evlere yapışınca derûn-ı hisârda olan evler ve cebehâneler eyle tutuşdu kim hemân cân acısından cümle küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karârın karârları kal‘ada kalmayup kimi kal‘a kapusundan taşra çıkup kimi dendân-ı bedenden kendülerin kal‘adan aşağı atup kimi helâk ve kimi esîr-i gamnâk [ve] giriftâr-ı bend-i belâ olup enderûn-ı kal‘ada olan toplar âteşden kızup kendü kendilerine azîm vezni üzre bî-hisâb toplar atıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Lehce (---)(---) demekdir. Kal‘ası yok, ammâ bir şehr-i âbâd idi kim ta‘bîr ü tavsîfden müberrâ idi. Hemân der-ceng-i evvel bu şehir içine Tatar koyulup girdiklerinde dahi cümle küffâr menhûshânelerinde mest [ü] medhûş ve mahmûr ve evkâ[r] hâb-âlûd olup yatırlarken ba‘zı evlere âteşler urup sadâ-yı Allâh'ı yâd edüp bâng-ı Muhammedî çekerek feryâd edüp enderûn-i şehre aç kurd gibi girüp ibtidâ arısın söndürüp sonra balın yeyelim deyüp ibtidâ bir hayli küffâra kılıç urup niçe bini hâb-ı râhatından bîdâr olup uryân ü biryân ve giryân dağlara firâr etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… ar ve cellâdlar girüp ve çıkup ve gürûh gürûh ve aşağı ve yukaru seğirdüp cümle
evlere
, hattâ bizim konaklarımızın pençerelerine dahi taşlar urup,
"Bire koma gitdi ve vardı ve geldi ve kaşdı" deyü feryâdları evce peyveste olup ba‘zı Yahûdî ve ba‘zı Urûm ve Ermeni ve Acem evlerine soltatlar ve cellâdlar girüp ve çıkup ve gürûh gürûh ve aşağı ve yukaru seğirdüp cümle evlere, hattâ bizim konaklarımızın pençerelerine dahi taşlar urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a ·
metinde göster ·
Kâsım Paşa mahallesi derler. Cümlesi iki yüz aded toprak örtülü evlerdir. Ve cü …
Bu mahalde olan evlere Kâsım Paşa mahallesi derler. Cümlesi iki yüz aded toprak örtülü evlerdir. Ve cümle elli aded dükkânlardır. Ve mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn bundadır. Ammâ cümle sokakları gâyet daracıkdır ve aslâ kaldırım yokdur. Eyle dîk yollardır kim aslâ araba giremediğinden mâ‘adâ iki atlı birbirlerine râst gelseler geçemezler ve gerüye dönemezler. Anıniçün bu kal‘aya atlılar dahi giremezler, zîrâ kapuları dahi küçükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… ri ve çârsû-yı bâzârları ve hân u hammâmları yokdur. Cümle âyende vü revendeler
evlere
konarlar, ammâ bir evde müsâfir olsan mâl [u] menâlin şöyle râygân kosan aslâ b …
Ve aslâ kenîseleri ve çârsû-yı bâzârları ve hân u hammâmları yokdur. Cümle âyende vü revendeler evlere konarlar, ammâ bir evde müsâfir olsan mâl [u] menâlin şöyle râygân kosan aslâ bir hilâline zarar isâbet etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 152b ·
metinde göster ·
… rer küçük hânlar var kim cümle âyende vü revende müsâfirîn ü tüccâr u züvvârlar
evlere
konup herkes akçesiyle yeyüp içüp konup göçüp ba‘zı bî-perhîz âdemler kanup geç …
Ve cümle evlerde birer küçük hânlar var kim cümle âyende vü revende müsâfirîn ü tüccâr u züvvârlar evlere konup herkes akçesiyle yeyüp içüp konup göçüp ba‘zı bî-perhîz âdemler kanup geçirirler, zîrâ gâyet mahbûbe kızları vardır kim yol üzre bâzâr yerinde durup bir yolcu görseler,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206b ·
metinde göster ·
Bu şehir içre olan on iki göz su değirmenleri bu su çevirüp andan
evlere
taksîm olur. Bu ayn-ı câriyenin menba‘ı yine kal‘a içinde bir çına[r]-ı müntehâ …
Bu şehir içre olan on iki göz su değirmenleri bu su çevirüp andan evlere taksîm olur. Bu ayn-ı câriyenin menba‘ı yine kal‘a içinde bir çına[r]-ı müntehâ var kim rub‘-ı meskûnda bu dıraht-ı azîmin misli meğer Akdeniz içinde İstankö[y] cezîresindeki çınâr-ı azîm ola. Ol çınâr-ı azîmin kökleri arasında kayalardan turna gözü-misâl kaynayup çıkar. Bu Mekri şehri bu su ile ve çınâr-ı azîm ile meşhûr bir şehr-i ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… rinde cereyân eden âb-ı hayâtlar cümle Karlı'dan ve cümle Pirnaz dağından gelüp
evlere
taksîm olur.
Hattâ bu şehr-i Dırama'nın her hânedânlarında ve bâğ u bâğçelerinde cereyân eden âb-ı hayâtlar cümle Karlı'dan ve cümle Pirnaz dağından gelüp evlere taksîm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… ‘ olup yeniçeri ocağına ve Tavâşî Süleymân Paşa hammâmına ve çeşmelere ve ba‘zı
evlere
gider.
Andan üstâd-ı kâmil bu kuyuyu üç tabaka etmiş. Tabaka-i sifli altmış kulaç edüp kuyunun bir cânibin mağârâlar kesüp anda çarhlar binâ edüp iki çift öküz tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta tabakada dahi ke'l-evvel kuyunun bir cânibin gârlar edüp gûnâ-gûn dollâblar ile yine dörd çift sığırlar aşağıki havuzdan suyu çeküp ikinci tabakadaki havuza döker. Andan yukarı yine dörd çift sığırlar dollâblar ile seksen kulac kalın halfa ipidir, ikinci tabakadan suyu sığırlarla çeküp üçüncü tabakadaki havuza dökdürüp şehre tevzî‘ olup yeniçeri ocağına ve Tavâşî Süleymân Paşa hammâmına ve çeşmelere ve ba‘zı evlere gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
… mî ve seng-i belât — bir yumşak taşdır, destere ile tâze iken tahta tahta biçüp
evlere
ve hammâmlara döşerler, kesb-i havâdan sonra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den …
Ve bu şehrin ma‘âdinlerinin hisâbın yine Hallâk-ı âlem bilür. Evvelâ âşikâre olan ma‘âdinlerinden kırmızı şeb ve kırmızı türâb kilermeni ve zâc ve zırnîh ve cibs taşı ya‘nî alçı ve seng-i ferah ve seng-i yerekân ve seng-i balgamî ve seng-i belât — bir yumşak taşdır, destere ile tâze iken tahta tahta biçüp evlere ve hammâmlara döşerler, kesb-i havâdan sonra pûlâd-ı Nahcıvânî olur — ve ma‘den-i kurşum ve altun ve gümüş ve kibrît ve neft ü katrân ma‘âdinleri olur. Ammâ istihrâcını bilmezler ve tahsîline dahi mukayyed değillerdir, zîrâ gayrı âsân mahsûlâtları çokdur. Lâkin demir ve bakır ma‘denleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·