arkaaltı yigirminç on ötrü maytrı burkan kaŋı brhmayu purohit sekiz tümen tört mıŋ purohit bramanlar birle purohit--ler erkin türkin erdnilig evler--in kodup ıdalap ulug tikin çuġın balıḳ uluşlug bodun buḳun--tın aġır ayag teginü
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.050.22–28 ·
metinde göster ·
… düp cûş [u] hurûşu akdı seyl-veş / Dolup cümle su Harkila Ovası / Su içre kaldı
evlerin
binâsı / Kaçup halkı sudan hep dağa çıkdı / Ki tufân-veş olup dünya su akdı / K …
Beni bir kerre nûş eden ricâleŞefâ‘at ile yalvar Zü'l-celâleBu şevk ile tamâm etdi figânıHemân alçaklara oldu revânıOlup cârî fiğânı zârı gûyâOvalar oldu gûyâ misl-i deryâTahassun etmeğe hâk-i gubârıGetürüp yapdılar sedd ile yârıGeçüp yazıyı da deryâ-yı Nîl-veşİdüp cûş [u] hurûşu akdı seyl-veşDolup cümle su Harkila OvasıSu içre kaldı evlerin binâsıKaçup halkı sudan hep dağa çıkdıKi tufân-veş olup dünya su akdıKral yanına geldi cümle âdemDediler nolıser bu hâl-i âlem
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 17b ·
metinde göster ·
mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bu …
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
… tebe bir ganîmet sefer olup bu sefer ganîmetinden sonra Bâğçesarây'ın ekseriyyâ
evlerin
kırmızı kiremit urdılar. Mâ-tekaddem ekseriyyâ saz örtülü evler idi. Hudâ-yı Le …
Tâ bu mertebe bir ganîmet sefer olup bu sefer ganîmetinden sonra Bâğçesarây'ın ekseriyyâ evlerin kırmızı kiremit urdılar. Mâ-tekaddem ekseriyyâ saz örtülü evler idi. Hudâ-yı Lem-yezel Kırım diyârın dahi ziyâde amâr eyleye, zîrâ kân-ı mücâhid fî sebîlillâh yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
Gâyet bataklı ve çataklı handak san‘atlarıdır kim her köşe başında olan
evlerin
ve gayrı evlerin cümle bu handaklı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçm …
Gâyet bataklı ve çataklı handak san‘atlarıdır kim her köşe başında olan evlerin ve gayrı evlerin cümle bu handaklı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçma top delikleri ile ârâste olmuş sokak başlarında sa‘b kal‘a-misâl evler var kim eğer şehre düşman girirse bu evlerden düşmana top ve kurşum ve taşı bârân-ı la‘net gibi yağdırmak içün bu tasavvur-ı fikr-i fâsid ile tarh olunmuş bir kal‘a etmişler, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". bu kal‘a böyle hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuşken cümle binâ etdikleri hîle vü hud‘a hebâ olup bu kal‘ada aslâ ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olunmadan Akkirmân kal‘ası feth oldukda bu kal‘anın miftâhları ve cümle mükemmel cebehânesiyle Sultân {Bâyezîd'e} bâ-sulh {kal‘ayı} teslîm edüp içine ibtidâ Gedik Ahmed Paşa girüp kabza-i tasarrufa aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a–66b ·
metinde göster ·
… aklı ve çataklı handak san‘atlarıdır kim her köşe başında olan evlerin ve gayrı
evlerin
cümle bu handaklı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçma top delikleri i …
Gâyet bataklı ve çataklı handak san‘atlarıdır kim her köşe başında olan evlerin ve gayrı evlerin cümle bu handaklı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçma top delikleri ile ârâste olmuş sokak başlarında sa‘b kal‘a-misâl evler var kim eğer şehre düşman girirse bu evlerden düşmana top ve kurşum ve taşı bârân-ı la‘net gibi yağdırmak içün bu tasavvur-ı fikr-i fâsid ile tarh olunmuş bir kal‘a etmişler, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". bu kal‘a böyle hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuşken cümle binâ etdikleri hîle vü hud‘a hebâ olup bu kal‘ada aslâ ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olunmadan Akkirmân kal‘ası feth oldukda bu kal‘anın miftâhları ve cümle mükemmel cebehânesiyle Sultân {Bâyezîd'e} bâ-sulh {kal‘ayı} teslîm edüp içine ibtidâ Gedik Ahmed Paşa girüp kabza-i tasarrufa aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a–66b ·
metinde göster ·
… âl kefere evleri var, gözler kamaşır, zîrâ bu kasaba kâfirleri cümle İslâmbo[l]
evlerin
binâ eden üstâd-ı kâmil dülger kefereleri bunda sâkinlerdir kim Maydos dülgeri …
Gelibolu hâkinde leb-i deryâda hâkimi subaşıdır. Leb-i deryâda sekiz yüz musanna‘ kiremit örtülü kat-ender-kat sarây-ı âlî-misâl kefere evleri var, gözler kamaşır, zîrâ bu kasaba kâfirleri cümle İslâmbo[l] evlerin binâ eden üstâd-ı kâmil dülger kefereleri bunda sâkinlerdir kim Maydos dülgeri Rûm'da meşhûr olduklarından her birinin bedhâneleri ibret-nümâ binâlardır. Bunda aslâ hâkiminden gayrı müslim yokdur ve kenîseleriyle bâğları çokdur. Anıniçün Maydos şarâbı meşhûr ve kasaba hâricinde yel değirmenleri ve rakîk ve beyâz unları ve dilber muğpîçe Urûm gulâmları olur. Anda bir gece bir sohbet-i âlî edüp, andan yine semt-i yıldıza gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94a ·
metinde göster ·
… mle şindire tahta örtülüdür. "Bu tahtaları rûzgâr-ı zorkâr götürmesin" deyü her
evlerin
üzerlerine azîm direkler komuşlar. Bu rûzgâr-ı akîm derdinden bu şehrin ekseriy …
Sitâyiş-i varoş-ı kal‘a-i Hilevne: Bu varoş-ı ma‘mûr kal‘anın cânib-i kıblesi ve garbına ve cenûbuna kayalı dere ve depeler üzre cümle dokuz mahalle ve bin yüz aded cümle kârgîr binâ kal‘a-misâl tahtânî ve fevkânî evlerdir, ammâ bir hânede bâğ u bâğçe-i İremler yokdur, zîrâ yalçın kayalı yerlerdir. Bu hânelerin nısfı cümle şindire tahta örtülüdür. "Bu tahtaları rûzgâr-ı zorkâr götürmesin" deyü her evlerin üzerlerine azîm direkler komuşlar. Bu rûzgâr-ı akîm derdinden bu şehrin ekseriyyâ evleri kayagan taş örtülüdür. Bu şehirde esen rîh-i Sarsar meğer Âd kavmi üzre eser idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b ·
metinde göster ·
… idi. Hattâ niçe bin guzât-ı muvahhidîn bu kal‘a etrâfında olan köylerin ve bâğ
evlerin
ıhrâk edüp mahsûlâtların nehb u gâret ederken guzâta kal‘adan ol kadar balyemez …
Hâlâ Venedik pirinc-pirimi hükmünde cenerallikdir ve kal‘ası büyük Akdeniz'den girmiş bin mîl tavîl körfez deryâsının Bosna vilâyeti tarafı kenârında vâki‘ olmuşdur, ammâ âsî kal‘ası olmak ile yanına varamayup ne cirmde ve ne tarz [u] tavrda idiği ma‘lûmumuz değildir. Ancak derûn-ı hisârda ma‘mû[r] kenîse çanlıkları nümâyân idi. Hattâ niçe bin guzât-ı muvahhidîn bu kal‘a etrâfında olan köylerin ve bâğ evlerin ıhrâk edüp mahsûlâtların nehb u gâret ederken guzâta kal‘adan ol kadar balyemez top gülleleri urdu kim her gülle birbirine ta‘kîb edüp kal‘a murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. 138b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138a–138b ·
metinde göster ·
… zîr-i zemîn ve kehfler var kim her birinin içinde âdem gâ’ib olur. Hattâ ba‘zı
evlerin
bu gârlara {iner} yolları vardır kim niçe hânedân sâhibleri gârlar içre zehâyir …
Ve bu kal‘a kayalarının altları serâpâ mağârâ mağârâ serdâb ve zîr-i zemîn ve kehfler var kim her birinin içinde âdem gâ’ib olur. Hattâ ba‘zı evlerin bu gârlara {iner} yolları vardır kim niçe hânedân sâhibleri gârlar içre zehâyir ve ba‘zı levâzımâtların korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
nehr-i Işkır harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ âsâr-ı harâb-âbâdı zâhir ü bâhirdir. …
Ve niçe bin bâğçeleri ve dükkânları ve evlerin nehr-i Işkır harâb u yebâb etmişdir. Hâlâ âsâr-ı harâb-âbâdı zâhir ü bâhirdir. Cümle pîr-i fânîlerin kavilleri üzre "Âhir-i kâr bu nehr-i Işkır-ı zorkâr bu Samakov şehrini yıkar" deyü kelâm-ı karâr etdiler. Vallâhu a‘lem yine eyle olur, zîrâ cereyân etdikde şehir üzre meyyâl gelir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)40a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39b–40a ·
metinde göster ·
… sı çokdur, ammâ ba‘zı mükellef hâneleri vardır, ammâ nehr-i Osma kenârında olan
evlerin
cümle pençereleri ve şâhnişînleri suya nâzırdır. Ba‘zı hâne revzenlerinden hâne …
Ve cümle üç bin aded kiremitsiz Eflak tahtasıyla örtülü bâğ-ı İremli ve cümle avluları çam tahta dîvârlı hâne-i zîbâlardır. Kârgîr binâ dîvârlı evler ve taş binâ sarâylar katı nâdirdir. Ekseriyyâ tahta ile mebnî büyût-ı ra‘nâlardır, zîrâ dağları cümle dırahtistân olmak ile tahtası çokdur, ammâ ba‘zı mükellef hâneleri vardır, ammâ nehr-i Osma kenârında olan evlerin cümle pençereleri ve şâhnişînleri suya nâzırdır. Ba‘zı hâne revzenlerinden hâne sâhibleri balık sayd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… râpâ şâhnişîn ve revzenleri billûr ve necef ve moran câmlar ile ârâste ve cümle
evlerin
sutûh dam u bâmları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile pîrâste pirinçden sarı teneke ve k …
Bu mahalleler içre olan hânedânlar Süleymân Hân'ın ibtidâ fethinde eyle ma‘mûr u müzeyyen etmiş kim cümle çârsû-yı bâzârı ve cemî‘i hânedânları ve serâpâ şâhnişîn ve revzenleri billûr ve necef ve moran câmlar ile ârâste ve cümle evlerin sutûh dam u bâmları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile pîrâste pirinçden sarı teneke ve kırmızı bakır tahta ve kalaylı tenekeler ile örtülü hâneler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a ·
metinde göster ·
… pranka demir zincîrler çekilirmiş, hâlâ yerleri âşikâredir. Ve her köşe başında
evlerin
birer kemerleri var. Kefere zamânı ol kemerler içinde sokaklara nâzır iri saçma …
Ve bu şehrin her köşe başında karşu karşuya üç dör[d] kat kalın pranka demir zincîrler çekilirmiş, hâlâ yerleri âşikâredir. Ve her köşe başında evlerin birer kemerleri var. Kefere zamânı ol kemerler içinde sokaklara nâzır iri saçma topları âmâde etmiş kim "Her kankı sokağa düşman yürüyüş ederse mezkûr zincîrlerden atlı geçemeyüp yayanları topların güllelerinden helâk olalar" deyü yoluna hiyel ü şeytanatlı hâzır-bâş kal‘a etmiş. Hâlâ her köşede top delikleri zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a ·
metinde göster ·
… de Budin içre evleri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol
evlerin
sâhibleri olanların evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim …
Ve cânib-i erba‘asında yetmiş aded kavm-i düşmanları sayf [u] şitâda âmâde olup Budin'e nigerândadırlar. Hattâ diyâr-ı Alaman'da ve kal‘a-i Beç'de ve kal‘a-i Prak'da ve şehr-i Kallevine'de olan kâfirlerin zamân-ı kadîmde dedeleri elinde Budin içre evleri olup hâlâ ol evler dest-i İslâmda iken kefere zamânında ol evlerin sâhibleri olanların evlâdlarından bir kefere müflis olsa, "Budin'de benim evim vardır" deyü evinin hüccet temessükâtını rehin verüp kırk elli bin guruş karz alır ve "Benim Budim'de evim var, milk emlâk sâhibiyim ve Budin'de benim bâğım yâhûd bir dükkânım vardır" deyü murâd edindiği gorofun ve irşeğin ve şagların kızlarından murâd edindiği kızı alır ve tereddüd etmeyüp fülûs-i ahmer[e] muhtâc ve ac u zâc kefere ise de "Budin'deki milki yine bunundur" deyü ol kâfire kız verirler, bu muhakkak seyr [ü] temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… sarây altından giderken iki kat metîn kal‘a dîvârları arasında on aded neferât
evlerin
ve azîm tabyaların geçüp andan aşağı Suluk kapusu vardır. Ol kapunun iç yüzünde …
Der-alâmet-i aşağı kal‘a-i varoş-ı amâristân: Evvelâ mezkûr ve memdûh Kızılelma Sarâyı'ndan lodos cânibine yokuş aşağı şekillice sarây altından giderken iki kat metîn kal‘a dîvârları arasında on aded neferât evlerin ve azîm tabyaların geçüp andan aşağı Suluk kapusu vardır. Ol kapunun iç yüzünde bir tabya-i azîm var kim cemî‘i Budin tabyalarından büyük sedd-i Ye’cûc-misâl bir burc-ı tâcdır kim üstünde beş yüz atlı cirid oynamak mümkündür. Tabaka-i fevkânîsinde on pâre balyemez topları var ve tabaka-i tahtânîsinde dahi on aded şayka topları var kim her birinin içine birer âdem sığar kim her bir top-ı kal‘a-kûp ejder-i heft-ser gibi çit siperlerin ardında arabalar üzre ağız açup durur. Bu tabyaya yedi ağa ve yedi yüz aded mustahfızân kullar me’mûrlardır, zîrâ bu kulleye Gerz İlyâs dağı havâledir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… ceng edenlerimiz avretlerdir ve sizin toplarınız güllelerinden ve münhedim olan
evlerin
serpindisinden ve yağmur gibi yağan kurşumlar derdinden aslâ göz açamaz olduk" …
"Vallâhi kal‘ada zahîremiz çokdur, ammâ askerimiz çok yokdur. Ekseriyyâ ceng edenlerimiz avretlerdir ve sizin toplarınız güllelerinden ve münhedim olan evlerin serpindisinden ve yağmur gibi yağan kurşumlar derdinden aslâ göz açamaz olduk" deyü haber verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b ·
metinde göster ·
… li yanmış okları kal‘a içine ol rûzgârda perrân edince hemân cümle tahta örtülü
evlerin
dam u bâmları alev ber-alev ihrâk olup kal‘a içre bir vâveylâ kopup derhâl küff …
Nemse çâsârı hükmünde bir dırahtistân içre bir sa‘b kal‘adır. Yedi sâ‘at kâmil altında meks edüp mümkin olmadı kim bu kal‘adan bir dil alak, ammâ bir rîh-ı akîm gibi bir rûzgâr-ı zorkâr-ı azîm var kim gûyâ rîh-ı sarsar zâhir olup iki bin kadar Tatar kemândârları oklarına kibrît bağlayup ve beş yüz nefer tüfeng-endâz paçavralı kurşumları ve kibrîtli yanmış okları kal‘a içine ol rûzgârda perrân edince hemân cümle tahta örtülü evlerin dam u bâmları alev ber-alev ihrâk olup kal‘a içre bir vâveylâ kopup derhâl küffâr-ı dûzah-karârın kal‘ada karârları kalmayup kal‘a kapuların açup bu kadar küffâr mâl-ı ganâ’imiyle kal‘adan taşra topları altına çıkup âteşden halâs olalım derken Tatar âteşine uğrayup ân-ı vâhidde bin yüz altmış kadar esîr ve bu kadar bî-hisâb mâl-ı erzâk alınup dörd yüz aded şehbâz yiğitlerimizle Kanije'ye gönderdik, zîrâ Kanije henüz dahi yakındır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3a ·
metinde göster ·
… rün mâbeyni bir kat şarampavlı handak kenârı bir ulu yoldur kim bu mahalde olan
evlerin
arkaları handaka varmışdır. Ve cümle evlerin handaka nâzır mazgal delikleri var …
Ve bu kal‘anın cirmi kâmil üç bin adımdır ve cümle on tabyadır ve içinde evleri seyrekdir ve hân gibi uzun uzun kat-ender-kat soltat odaları vardır. Ve bir mu‘azzam binâ kenîsesi vardır. Ve kal‘a dîvârı ile iç yüzde olan evlerün mâbeyni bir kat şarampavlı handak kenârı bir ulu yoldur kim bu mahalde olan evlerin arkaları handaka varmışdır. Ve cümle evlerin handaka nâzır mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… bir ulu yoldur kim bu mahalde olan evlerin arkaları handaka varmışdır. Ve cümle
evlerin
handaka nâzır mazgal delikleri vardır.
Ve bu kal‘anın cirmi kâmil üç bin adımdır ve cümle on tabyadır ve içinde evleri seyrekdir ve hân gibi uzun uzun kat-ender-kat soltat odaları vardır. Ve bir mu‘azzam binâ kenîsesi vardır. Ve kal‘a dîvârı ile iç yüzde olan evlerün mâbeyni bir kat şarampavlı handak kenârı bir ulu yoldur kim bu mahalde olan evlerin arkaları handaka varmışdır. Ve cümle evlerin handaka nâzır mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
… mse küffârı varoşudur. Câ-be-câ Macar kavmi ri‘âyâları vardır. Bunun dahi cümle
evlerin
ağartmışlar. Bir kûh-ı bülendin dâmeninde üç bin aded kârgîr binâ kal‘a-misâl k …
Gâyet ma‘mûr Nemse küffârı varoşudur. Câ-be-câ Macar kavmi ri‘âyâları vardır. Bunun dahi cümle evlerin ağartmışlar. Bir kûh-ı bülendin dâmeninde üç bin aded kârgîr binâ kal‘a-misâl kat-ender-kat tahta ve kiremit örtülü bâğ u bâğçeli ve yedi aded kenîseli ve çârsû-yı bâzârlı ve mahbûbe duhterli ma‘mûr varoş-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
… û-yı bâzâr dükkânlarıdır, ammâ her dükkân tertîb üzre değildir. Ba‘zı dükkânlar
evlerin
altlarında vâki‘ olmuşdur. Bunlarda dahi bânû-sıfat kızlar oturup metâ‘ların fü …
Cümle yedi yüz aded çârsû-yı bâzâr dükkânlarıdır, ammâ her dükkân tertîb üzre değildir. Ba‘zı dükkânlar evlerin altlarında vâki‘ olmuşdur. Bunlarda dahi bânû-sıfat kızlar oturup metâ‘ların fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51a ·
metinde göster ·
Evvelâ mezkûr Fîl Meydânı'nda olan yerde bir âlî kemer altında bir tuç fîl vardır, kaddi mîl minâre kadar vardır. Dörd ayağı üzre durup gözleri ve kulakları ve hortumu dâ’imâ hareket etmededir. Kaçan kim öyle vakti oldukda hemân bir kerre fîl gıjgırup kulakların oynadup gözlerin devirüp hortumunu ber-hevâ kaldırup yolun karşu tarafında olan evlerin damlarına berâber hortumu kalkup bir kerre hortumun sîne-i pür-kînesine urdukda sînesi Husrevânî küp gibi güm güm ötüp sadâ verir. Meğer sînesi sâ‘at çanı imiş. Tamâm on iki kerre sînesine hortumuyla urup bilirler kim nısf-ı nehâr oldu. Bir garâ’ib mehîb ibret-nümâ fîl sâ‘atdir. Bu mahalle fîl sokağı derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b ·
metinde göster ·
… lli aded kiremitli neferâtların evleri vardır. Biri biri üzre kayalara yapışmış
evlerin
pencereleri cânib-i şimâle ve garbda limana nâzır pencereli hâne-i müfîd [ü] mu …
Ve kal‘a içinde elli aded kiremitli neferâtların evleri vardır. Biri biri üzre kayalara yapışmış evlerin pencereleri cânib-i şimâle ve garbda limana nâzır pencereli hâne-i müfîd [ü] muhtasarlardır. Ammâ ol tarafda bir azîm kullesi liman ağzına nâzır olup anda şâhâne topları vardır kim cümle yigirmi pâre toplardır. Bu zikr olunan âsârlardan gayri derûn-ı kal‘ada aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâmdan bir nişân yokdur. Hemân kal‘a dizdârı kapu önünde neferâtlarıyla oturup nevbet bekler, ammâ ba‘zı zamân kal‘a kapusun berk edüp aşağı iskeleye gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
… mâle mekşûf bir demir kapusu var. Ammâ bu iç kal‘ada on aded kâfiri kârgîr binâ
evlerin
kapuları mesdûddur, ammâ sâhiblerinin esvâb-ı eskâlleri var.
Bu kal‘a içinde benî âdem olmadığının aslı evc-i âsumânda bulutlar içre bir kal‘a-i bâlâ olmağile nüzûl [u] urûcunda benî âdem usret çekmelerinden kaçup bu kal‘ada bir ferd-i âferîdeden kimesne sâkin olmaz. Ancak nevbet ile bekler birkaç dîdebânları ve cânib-i şimâle mekşûf bir demir kapusu var. Ammâ bu iç kal‘ada on aded kâfiri kârgîr binâ evlerin kapuları mesdûddur, ammâ sâhiblerinin esvâb-ı eskâlleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
… ‘ tahtânî serâpâ hâk-i pâk örtülü evlerdir kim cümle bin aded hânedânlardır. Bu
evlerin
hüddâmları cümle hayvânâtların bu gölden saky edüp ba‘zı esvâbların yaykayup is …
Der-sıfat-ı eşkâl-i taşra varoş: Bu Taman kal‘asının mağrib cânibi taşrasında bu kal‘a ile varoşun tâ ortasında bir tatlı buhayre var, ammâ müsta‘mel olmak ile içilmez. Bu gölün öte garbî tarafında bir alçak topraklı bayır üzre bu varoş-ı Taman vâki‘ olup cümle evler bu göl kenârında zeyn olmuş vâsi‘ tahtânî serâpâ hâk-i pâk örtülü evlerdir kim cümle bin aded hânedânlardır. Bu evlerin hüddâmları cümle hayvânâtların bu gölden saky edüp ba‘zı esvâbların yaykayup isti‘mâl etdiklerinden benî âdem içemez. Cânib-i etrâf derelerinin matar-ı rahmetden cem‘ olur bir gölcükdür kim dâ’iren-mâdâr cirmi bir mîldir. Bu gölün ortasında sivri sivri kayalar vardır. Ve bu gölün batı tarafında bir beyâz minâreli Hacı Ferhâd câmi‘i var. Bu varoşun maşrık tarafında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
… inde cümle bin aded küçük küçük müfîd ü muhtasar evlerdir. Ancak beş altı kadar
evlerin
meyyit yaykayacak kadar havlıları vardır. Mâ‘adâ hasır ve kamışdan dîvârlı ve t …
Ve bu Freng hisârı içinde cümle bin aded küçük küçük müfîd ü muhtasar evlerdir. Ancak beş altı kadar evlerin meyyit yaykayacak kadar havlıları vardır. Mâ‘adâ hasır ve kamışdan dîvârlı ve toprak örtülü evlerdir. Cümleden paşa sarâyı ve yeniçeri ağası ve cebecibaşı ve kul kethudâsı ve dizdâr ağa ve azeb ağası ve gayri kırk aded ağaların hâneleri vâsi‘ce olup at âhûrları vardır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184b ·
metinde göster ·
… a kendüsi ve iç ağaları ve hâs tavla atlarıyla iki gece Kılburun'da kalup cümle
evlerin
üstlerindeki sazları ve kamışları atlara yedirdik, zîrâ bir derbend-i calender- …
Ba‘dehu bu Kılburun'da bu kadar Özü nehri gemileri gelüp cümle mâlı ve hayvânâtları ol karşuya ubûr etdirüp ancak paşa kendüsi ve iç ağaları ve hâs tavla atlarıyla iki gece Kılburun'da kalup cümle evlerin üstlerindeki sazları ve kamışları atlara yedirdik, zîrâ bir derbend-i calender-i bî-emân yerdir. Özü nehri hod ne buz idi ve ne dürüst su idi. Gemiler birkaç günde gidüp gelince Kılburun'da burnumuzun kılları açlıkdan fırıl fırıl ötüp atlar evlerin sazların yedi. Bizler bâzların ölülerin yedik. Bunda dahi bir acâ’ib sunkur kuşum ölüp üç doğan kuşum kaldı. Ve bu Kılburun ka[l‘a]sında bir at yemi bir guruşa oldu. Ve bir etmek bir altuna çıkdı, zîrâ dörd bin kadar âdem böyle kal‘acıkda ne bulsunlar ve ne yesinler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… de gidüp gelince Kılburun'da burnumuzun kılları açlıkdan fırıl fırıl ötüp atlar
evlerin
sazların yedi. Bizler bâzların ölülerin yedik. Bunda dahi bir acâ’ib sunkur kuş …
Ba‘dehu bu Kılburun'da bu kadar Özü nehri gemileri gelüp cümle mâlı ve hayvânâtları ol karşuya ubûr etdirüp ancak paşa kendüsi ve iç ağaları ve hâs tavla atlarıyla iki gece Kılburun'da kalup cümle evlerin üstlerindeki sazları ve kamışları atlara yedirdik, zîrâ bir derbend-i calender-i bî-emân yerdir. Özü nehri hod ne buz idi ve ne dürüst su idi. Gemiler birkaç günde gidüp gelince Kılburun'da burnumuzun kılları açlıkdan fırıl fırıl ötüp atlar evlerin sazların yedi. Bizler bâzların ölülerin yedik. Bunda dahi bir acâ’ib sunkur kuşum ölüp üç doğan kuşum kaldı. Ve bu Kılburun ka[l‘a]sında bir at yemi bir guruşa oldu. Ve bir etmek bir altuna çıkdı, zîrâ dörd bin kadar âdem böyle kal‘acıkda ne bulsunlar ve ne yesinler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… ümle büyût-ı ra‘nâları biri biri üzre daracık havlılı dîk evlerdir. Hattâ ba‘zı
evlerin
meyyit yaykayacak yerleri yokdur, küçük küçük hâneciklerdir.
Ve cümle iki yüz aded kiremit örtülü tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ evlerdir. Cümle büyût-ı ra‘nâları biri biri üzre daracık havlılı dîk evlerdir. Hattâ ba‘zı evlerin meyyit yaykayacak yerleri yokdur, küçük küçük hâneciklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218b ·
metinde göster ·
… ç yüzünde Dervîş Mehemmed Ağa câmi‘i. Bunlar kiremitli câmi‘lerdir, ammâ cemî‘i
evlerin
ve bu câmi‘lerin kiremitleri cümle kireç ile mebnî bir gûne büyük kiremitlerdir …
Ammâ cümle iki aded câmi‘-i mü’minân var. Birine Fethiyye câmi‘i derler, Sultân Süleymân Hân'ındır kim kenîseden velî olunmuşdur. Ve biri kapunun iç yüzünde Dervîş Mehemmed Ağa câmi‘i. Bunlar kiremitli câmi‘lerdir, ammâ cemî‘i evlerin ve bu câmi‘lerin kiremitleri cümle kireç ile mebnî bir gûne büyük kiremitlerdir, zîrâ Rûm kiremidi gibi olsa rûzgâr-ı zorkâr bu kûh-ı serbülendde cümle kiremitleri hevâya atar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a ·
metinde göster ·
… ç sıvalı sütûhları olup dam u bâmlarından cereyân eden matar-ı rahmetleri cümle
evlerin
su sarnıçlarına cereyân edüp mâh-ı Temmûz'da buz gibi suları nûş olunur.
Bu zikr olunan cirimdeki kal‘a içinde cümle dörd bin aded kat-ender-kat cümle deryâya nâzır şâhnişîn ve revzen ve (...)lı ve maksûreli cümle Frengî kârgîr ve kâfirî binâlı hânedân-ı zîbâlı şehr-i ma‘mûr sarâylar ve büyût-ı ra‘nâlardır kim cümle billûr gibi kireç sıvalı sütûhları olup dam u bâmlarından cereyân eden matar-ı rahmetleri cümle evlerin su sarnıçlarına cereyân edüp mâh-ı Temmûz'da buz gibi suları nûş olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 284b ·
metinde göster ·
… nâdiyye kal‘asına mukaddemâ firâr eden asker-i İslâm dahi tâze cân bulup herkes
evlerin
küffârdan halâs etmeğe cidd-i ihtimâm edüp anlar dahi dal sâtûr-ı Muhammedî olu …
Hattâ sene (---) târîhinde küffâr-ı hâkisâr bu ordu-yı İslâm şehrin yüz bin küffâr ile ale'l-gafle basup niçe bin guzât şehîd edüp bu şehri kabza-i tasarrufa alup bakıyyetü's-süyûf cümle guzât-ı müslimîn inâdiyye kal‘asına girüp mutahassın olduklarında bi-emr-i Hayy-ı Kadîr Hanya kal‘ası tarafından ricâlü'l-gayb-misâl Katırcızâde Mehemmed Paşa imdâd yetişüp şukka-i alemlerin küşâde edüp nümâyân olduklarında küffâr-ı hâkisâr içre "Bire bire Katırcıoğlu geldi" dediklerinde küffâra bir velvele-i ra‘b u bîm düşünce ordu-yı İslâmı bırağup kimi taşra çıkdı ve kimi mâl-ı ganâ’im derdine düşmüşken hemân Katırcızâde Allâh Allâh deyüp küffâra kılıç ururken inâdiyye kal‘asına mukaddemâ firâr eden asker-i İslâm dahi tâze cân bulup herkes evlerin küffârdan halâs etmeğe cidd-i ihtimâm edüp anlar dahi dal sâtûr-ı Muhammedî olup bir tarafdan dahi bunlar ve bir tarafdan Katırcızâde askeri derûn-ı dilden küffâra eyle bir tîğ-ı âteş-tâb ururlar kim vakt-i çâştdan vakt-i asra dek seksen yedi bin aded küffârı dendân-ı tîğ-ı hûnrîzden geçirüp on bin altmış kadar küffârı esîr-i bend-i zencîr edüp cemî‘i küffârın lâşe-i murdârların bir yere dağlar gibi yığup kelle-i bî-devletlerin Mısırlı kolu ve yeniçeri ve sipâh kollarında kelleden kulleler binâ edüp dururlar. Bu dahi bir temâşâgâh-ı kelle-pezân-ı paçadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 287b ·
metinde göster ·
… işîn ve demir kafesli ve niçesi demir kapusu ve mazgal delikli ve dirsekli sarp
evlerin
cümle dam u bâmlarının üstleri kırmızı kiremitli ve çoğu kırmızı horasân[î] ile …
Cümle dörd bin aded Şeddâdî binâlı kat-ender-kat hânedânlar ki her biri mânend-i kal‘a olup beşer altışar kat şâhnişîn ve demir kafesli ve niçesi demir kapusu ve mazgal delikli ve dirsekli sarp evlerin cümle dam u bâmlarının üstleri kırmızı kiremitli ve çoğu kırmızı horasân[î] ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316a ·
metinde göster ·
… ş yedi pâre kurâların mâ-vaka‘ı üzre kefere başına harâclar ve köylerinin cümle
evlerin
tahrîr etdiğim defterleri Alî Paşa'ya verüp hakîre bir hil‘at-i fâhire geydirüp …
Ba‘dehu Alî Paşa-yı âkıbet-endîş Zarnata kal‘asına iki bin aded yarar ve nâmdâr kul koyup ve cemî‘i cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların müstevfâ görüp sene 1081 Rebî‘u'l-âhir'inin evvel Cum‘ası Hunkâr câmi‘inde edâ olunup hakîr savâbına kasd edüp müezzinlikler edüp Manya vilâyetinin yetmiş yedi pâre kurâların mâ-vaka‘ı üzre kefere başına harâclar ve köylerinin cümle evlerin tahrîr etdiğim defterleri Alî Paşa'ya verüp hakîre bir hil‘at-i fâhire geydirüp bir Manya kölesi ve iki aded Manya kızları ve bir küheylân at ve üç yüz Frengî altun ve üç yüz guruş dahi hüddâmlarıma birer çuka ve birer kumâşlar ile ihsân [u] in‘âmlar edüp buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 337a ·
metinde göster ·
… ğa mâni‘ olurlar, zîrâ ihtimâldir, düşman gelüp bu varoşu alırsa "Kârgîr binâlı
evlerin
içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn etmeyeler" deyü ol mülâhaza ile …
Ammâ cümle tahta binâlı olup aslâ kârgîr binâ evler yokdur. İntihâ-i serhad olmak ile ahâlî-i kal‘a bu varoşda kârgîr binâ evler yapmağa mâni‘ olurlar, zîrâ ihtimâldir, düşman gelüp bu varoşu alırsa "Kârgîr binâlı evlerin içine düşman girüp kal‘ayı meterise alup zebûn etmeyeler" deyü ol mülâhaza ile bu varoşda kârgîr binâ evler yapdırmazlar. Ancak çârsû içinde bir tahtadan mebnî câmi‘ vardır. Minâresi dahi tahtadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… ının takrîrleri üzre bu şehir içre hemusu sekiz yüz kırk beş aded sarâyların ve
evlerin
hammâmları vardır, zîrâ havâtînleri aslâ çârsûya çıkmayup sarây hammâmlarında g …
Der-tektîbât-ı aded-i hammâmât-ı mahsûs-ı a‘yân: Şehrin âlüfte ve âşüftegânlarının takrîrleri üzre bu şehir içre hemusu sekiz yüz kırk beş aded sarâyların ve evlerin hammâmları vardır, zîrâ havâtînleri aslâ çârsûya çıkmayup sarây hammâmlarında gasl edüp pâk olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348b ·
metinde göster ·
… irlerinden birer ok menzilleri uzakdır. Bir hâneyi aşkıyâ haydudlar bassa gayri
evlerin
âdemleri haberdâr olmaz. Ol ecilden her bir hânedânların birer dâne demir kapul …
Kal‘anın şark tarafında yokuş aşağı bu varoş cümle yüz aded kiremitli hânelerdir, ammâ bir düz vâsi‘ yerde vâki‘ olmağile her evleri birbirlerinden birer ok menzilleri uzakdır. Bir hâneyi aşkıyâ haydudlar bassa gayri evlerin âdemleri haberdâr olmaz. Ol ecilden her bir hânedânların birer dâne demir kapulu kulle-i azîmleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 352b ·
metinde göster ·
… i‘in minâresi dibinde yol aşırı bir su sarnıç-ı azîmi var. Cümle kal‘a içindeki
evlerin
halkı ol âb-ı rahmetden cereyân edüp cem‘ olan âb-ı nâbdan nûş edüp def‘-i atşâ …
Bu kal‘a evce berâber kaya üzre olmak ile suyu câmi‘in minâresi dibinde yol aşırı bir su sarnıç-ı azîmi var. Cümle kal‘a içindeki evlerin halkı ol âb-ı rahmetden cereyân edüp cem‘ olan âb-ı nâbdan nûş edüp def‘-i atşân ederler, deryâ-misâl bir sarnıç-ı azîmdir. Bundan mâ‘adâ elbette her hânedânlarda birer su sarnıçları mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 354a ·
metinde göster ·
cümlesi kayağan ve saz örtülü câ-be-câ bâğçeli evlerdir. Ve yıldız tarafındaki …
Cümle iki yüz aded havlılı vâsi‘ evlerin cümlesi kayağan ve saz örtülü câ-be-câ bâğçeli evlerdir. Ve yıldız tarafındaki kapu önünde bir lonca cem‘iyyeti köşkü var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 356b ·
metinde göster ·
… ur. Lâkin şehir içre cereyân eden nehr-i Osum tuğyân üzre gelse bu Koru varoşun
evlerin
ve karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ dükkânların ve n …
Ammâ bu Kuru varoşda hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Ancak iki aded kefere deyrleri vardır. Hemân Belgrad şehrinin su aşırı bir mahallesidir. Ve evleri cümle su kenârlarında balık dalyanları ile ma‘mûrdur. Lâkin şehir içre cereyân eden nehr-i Osum tuğyân üzre gelse bu Koru varoşun evlerin ve karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ dükkânların ve niçe evlerin şâhnişîn ve maksûre ve kahvehâneler ve derzî dükkânların su gark eder, zîrâ şehr-i Belgrad'ın gâyet ma‘mûr hânedânlarının revzenleri cümle suya nâzır olup ba‘zı zamân imâretlerin su basup geçer ammâ zarar etmez, zîrâ metânet üzre mebnî binâ-yı azîmlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ dükkânların ve niçe
evlerin
şâhnişîn ve maksûre ve kahvehâneler ve derzî dükkânların su gark eder, zîrâ şeh …
Ammâ bu Kuru varoşda hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr yokdur. Ancak iki aded kefere deyrleri vardır. Hemân Belgrad şehrinin su aşırı bir mahallesidir. Ve evleri cümle su kenârlarında balık dalyanları ile ma‘mûrdur. Lâkin şehir içre cereyân eden nehr-i Osum tuğyân üzre gelse bu Koru varoşun evlerin ve karşu tarafda Belgrad'ın su kenârında olan mesîregâh debbâğ dükkânların ve niçe evlerin şâhnişîn ve maksûre ve kahvehâneler ve derzî dükkânların su gark eder, zîrâ şehr-i Belgrad'ın gâyet ma‘mûr hânedânlarının revzenleri cümle suya nâzır olup ba‘zı zamân imâretlerin su basup geçer ammâ zarar etmez, zîrâ metânet üzre mebnî binâ-yı azîmlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b ·
metinde göster ·
… kethudâsından istimâ‘ etdiğimiz üzre bu şehir içre yüz kırk yedi aded sarây ve
evlerin
mahsûs hammâmları vardır deyü nakl etdiler ve sahîhdir, zîrâ halkı ehl-i ırz ol …
Der-aded-i hammâmât-ı mahsûs-ı sarây-ı a‘yân: Bu şehrin ümmü'l-ahbâr yârân-ı zarîfânlarından ve şehir kethudâsından istimâ‘ etdiğimiz üzre bu şehir içre yüz kırk yedi aded sarây ve evlerin mahsûs hammâmları vardır deyü nakl etdiler ve sahîhdir, zîrâ halkı ehl-i ırz olup ev hammâmlarına girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 383a ·
metinde göster ·
… n yüzleri cânib-i şarka nâzırdır ve derenin karşu tarafında çârsû-yı bâzâr olan
evlerin
dahi yüzleri şarka nâzırdır. Ve bu taraf evlerinin karşu kıble tarafı evc-i âsu …
Ve şehr-i Gedüs bir sengistân dar boğaz içinde bir dere kenârında vâki‘ olmuş dere ve depeleri zeyn etmiş kat-ender-kat ma‘mûr hâne-i zîbâlardır. Bu cânib hânelerinin yüzleri cânib-i şarka nâzırdır ve derenin karşu tarafında çârsû-yı bâzâr olan evlerin dahi yüzleri şarka nâzırdır. Ve bu taraf evlerinin karşu kıble tarafı evc-i âsumâna ser çekmiş kal‘a-i bâlânın kayasıdır kim aktâr-ı arzı geşt [ü] güzâr eden seyyâhân-ı berr ü bihâr cânbâz tâ’ifesi pehlivânları yigirmi otuz yılda bir kerre bir azîm cem‘iyyet-i kübrâ ile bu şehr-i Gedüs'e gelüp birbirlerin imtihânen bu kal‘a kayasına resen bağlayup gûnâ-gûn arz-ı mahâretler gösterüp Y 20b urûc eden post sâhibi ser-çeşme pehlivân olur. Niçesi pâre pâre olur. Hâlâ aşağı derk-i esfelde medfûndurlar. Ne‘ûzübillâh benî âdem aşağı bakmağa cür’et edemez. Bu kal‘anın bu kullesi kayalar üzre tâ bu mertebe eflâke ser çekmişdir kim efvâh-ı nâsda Cânbâz kullesi derler, meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y20a–Y20b ·
metinde göster ·
damlarından cereyân eden bârân-ı rahmetin bir katrası zâyi‘ olmayup hâneler içr …
Ve cemî‘i evlerin damlarından cereyân eden bârân-ı rahmetin bir katrası zâyi‘ olmayup hâneler içre olan sarnıçlara nâzil olup vakt-i hâcetde isti‘mâl edüp mâh-ı Temmûz'da buz-pâre-misâl âb-ı rakik-i zülâlden nişân verir suları vardır. Hîn-i muhâsarada taşradan su gelmeğe ihtiyâcdan berîlerdir. Ve taşradan gelme mâ-i cârî ile kal‘a içinde on bir aded aynü'l-hayât çeşme-i furâtı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y58a ·
metinde göster ·
… ervezelerdir. Ve bu varoş cümle kaya-misâl dîvârlar içindedir. Ammâ kârgîr binâ
evlerin
dîvârların metânet ûzre edüp şehri dâ’iren-mâdâr ihâta etmişdir.
Ve bu varoşun cânib-i erba‘asında yetmiş tahta dervezelerdir. Ve bu varoş cümle kaya-misâl dîvârlar içindedir. Ammâ kârgîr binâ evlerin dîvârların metânet ûzre edüp şehri dâ’iren-mâdâr ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y59a ·
metinde göster ·
… ı dalları cânib-i erba‘asına iki yüz üç yüz adım kol kanat misâli yayılup ba‘zı
evlerin
ve dükkânların ve câmi‘in damları üzre perîşân olmuşdur. Lisân-ı hâl ile geysûl …
Hikmet-i Hudâ ba‘zı dalları ol sütûn-ı müntehâlar üzre dura dura mezkûr dalların ağırlığından mermer sütûnlar dalların vücuduna gömülüp mezkûr dallar dahi cüssedâr oldukça hevâya münkalib olup mezkûr sütûnları kucaklayup hevâya mu‘allak dururlar. Sâhib-i hayrlar dahi âyende vü revendeden kimse helâk olmak ihtimâli ola deyü mu‘allak sütûnların altına mermer tabanlar binâ etmişler. Ammâ yine her sene mezkûr çınâr mu‘ammer oldukça ol mermer sütûnları hevâya kaldırup bu hâl üzre bir meydân-ı azîm sâyesi dutup koyah olmuşdur. Ve ba‘zı dalları cânib-i erba‘asına iki yüz üç yüz adım kol kanat misâli yayılup ba‘zı evlerin ve dükkânların ve câmi‘in damları üzre perîşân olmuşdur. Lisân-ı hâl ile geysûların âşıkân üzre sâyebân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105b ·
metinde göster ·
Ve cümle evleri kireç-misâl gerz toprağı derler bir toprak vardır, bir garâ’ib ma‘dendir, gemiler ile getirirler, anı cümle evlerin üzerlerine örterler. Aslâ yağmur te’sîr etmez. Ammâ cümle evlerin saçakları eğri olmak ile kiremit örtülüdür. Ve her evde birer ve ikişer kuyu mukarrerdir. Ve her hanede cüz’i ve külli bâğçe ve üzüm asması sokaklar üzre müzeyyen olmasını iltizâm etmişler. Ve limon ve turunc dırahtları bî-hisâbdır. Ve bu şehir içre nümâyân cümle hurmâ ağaçları vardır. Her Y 118a biri semâya ser çekmiş nahl-i Tûbâ misâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y117b–Y118a ·
metinde göster ·