… birle kal‘adan taşra silâhsızca esvâblarıyla orta kuşak ile çıkup herkes taşra
evlerine
revân oluruz zann edüp bunları niçe bin sekban ve sarıca haşerâtları keşân-ber- …
Bu hâl-i pür-melâl üzre derûn-ı kal‘adan feryâd [u] figânlar evce urûc edüp anı gördük, kal‘a kapusu üzre bir beyâz vere bayrağı dikilüp paşanın tarafından mu‘temedün aleyh âdemler ricâ eylediler. Derhâl Yûsuf Kethudâ ve Van kulu ağalarından Demircioğlu zîr-i kal‘aya gelüp Van ağasın kal‘a içine aldılar ve kal‘a kethudâsın taşra rehin verüp mâbeynde kasem-Billah [u] Tallah ile cümle kal‘anın zükûr [u] inâsları ve bây [u] gedâları tîğ ü kefen ber-gerden gelüp envâ‘-ı tazarru‘ ve tezellül birle kal‘adan taşra silâhsızca esvâblarıyla orta kuşak ile çıkup herkes taşra evlerine revân oluruz zann edüp bunları niçe bin sekban ve sarıca haşerâtları keşân-ber-keşân paşanın serâperdesi önüne getürürken cümlesi hayâtdan me’yûs ve hâlât-ı memât ile me’nûs olup cümlesi paşanın serâperdesi önünde kassâb-ı ecel bunları dizüp kılıç uracak mahalde ol afüvv Allah, paşanın kalbine bir afv ilhâmı bırağup yedi yüz ma‘dûd âdemleri cümle âzâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271a ·
metinde göster ·
Menzil-i Ca‘fer Efendi köyü: Sâhibi Erzurûm muharriri Ca‘fer Efendi'dir. Üç yüz hâneli Ermeni köyüdür. Cümle asker sâ’ir kurâlara yâfteler ile ta‘yîn olundu. Bu Ermeni evlerine şiddet-i şitâda girdiğimizde {gûyâ} hayât-ı ebed bulurduk. Cümle bu Erzurûm hânelerinin dam u bâmları gemi direğiyle binâ olunmuşdur kim ol direklere keran derler, bâr-ı girân-ı amûd çamlardır, ammâ hâneleri anınla kırlangıç kanadı gibi binâ edüp cümle re‘âyâ evleri hammâm gibidir. Hâne damının ortasında bacadan küşâdelik gelir ve hâne zemîni ortasında alev-ber-alev sığır tezekleri yanup tennûrlarında kete, külümbe ve herse ve lahşe ve kıjılı çobra ve sarmasaklı tarhana çobrası ve tovga çorbası pişüp cümle âyende vü revendegâna ni‘metleri mebzûldür, zîrâ gâyet ganîme diyâr-ı Rûm-ı hâk-i Erzurûm'dur. Ve her hânenin cânib-i erba‘asında câmûs ve sığırları bağlıdır. Anların da nefesinden hâneleri hammâm gibi olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
… işler döşelidir. Allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada cümle döşeme tahtaları herkes
evlerine
çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak sokak handaklar …
Ve nehr-i Tuna kenârında üç aded hurde uğrın kapuları var kim anlara Sukapusu derler. Bu kapulardan içeri kal‘a dîvârlarının iç yüzünde üzerleri tahta belvân örtülü handakları vardır. Gören anı yol zann eder, ammâ yine at ve katır ve hayvân ve benî Âdem gezer. Ve bu kal‘a içre sadranç nakşı cümle yüz elli aded bölme sokak sokakdır ve cümle sokakları kalın ağaç direkler döşeli şâh râhlardır ve cümle sokakların içi serâpâ üçer adım kaddi derin vâsi‘ handaklardır kim üzerleri mezkûr ağaç kirişler döşelidir. Allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada cümle döşeme tahtaları herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak sokak handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… cümle şehbâz Arnavud gâzîleridir kim garîb-dostlardır, her kim müsâfir gelirse
evlerine
kondurup ikrâm ederler. Gâyet ganîmet dâr-ı diyârdır kim balığı meşhûrdur. Ve b …
Cânib-i (---) kapusu var ve hisâr içre cümle (---) örtülü bâğçesiz daracık neferât evleri ve Ebü'l-feth câmi‘i ve anbârları ve cebehâne mahzenleri ve kifâyet mikdârı şâhî topları var. Dizdârı hâkimdir ve voyvadası zâbitdir ve iki yüz kadar neferâtları var, cümle şehbâz Arnavud gâzîleridir kim garîb-dostlardır, her kim müsâfir gelirse evlerine kondurup ikrâm ederler. Gâyet ganîmet dâr-ı diyârdır kim balığı meşhûrdur. Ve bâğ u bâğçeleri ve müşebbek bostânları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 36b ·
metinde göster ·
… deyü feryâdları evce peyveste olup ba‘zı Yahûdî ve ba‘zı Urûm ve Ermeni ve Acem
evlerine
soltatlar ve cellâdlar girüp ve çıkup ve gürûh gürûh ve aşağı ve yukaru seğirdü …
"Bire koma gitdi ve vardı ve geldi ve kaşdı" deyü feryâdları evce peyveste olup ba‘zı Yahûdî ve ba‘zı Urûm ve Ermeni ve Acem evlerine soltatlar ve cellâdlar girüp ve çıkup ve gürûh gürûh ve aşağı ve yukaru seğirdüp cümle evlere, hattâ bizim konaklarımızın pençerelerine dahi taşlar urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a ·
metinde göster ·
… emî‘i küffâr bir uğurdan pür-silâh küffâr kal‘aya şebhûn edüp cümle küffâr evli
evlerine
varup bu kadar sarhoş ümmet-i Muhammed şeklinde âdemler ehillerine hâb-ı râhatd …
Bu arabalardaki askerlerden mâ‘adâ nehr-i Raba kenârlarındaki kemîngâhlarda on bin asker dahi âmâde hâzır-bâş oldukda hemân vakt-i Şâfi‘îde cümle halk sarhoş-ı evgâr u mahmûr ve mest-i medhûş iken mukaddemâ kapuya dayalı olan ağaç toplara bir fitîlden âteş edince kal‘anın Beç kapusunun iki katın dahi top gülleleri kal‘ edüp cemî‘i küffâr bir uğurdan pür-silâh küffâr kal‘aya şebhûn edüp cümle küffâr evli evlerine varup bu kadar sarhoş ümmet-i Muhammed şeklinde âdemler ehillerine hâb-ı râhatda yatırken çoğunu kılıçdan geçirüp ve ehl [ü] ıyâlleri döşeklerinde yatırken küffâr ümmet-i Muhammed avretlerinin koyunlarına girüp niçe gûne iş görürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 47a ·
metinde göster ·
… ‘nî pâk, Tatar bozası olur. Hattâ ibret içün bu bozayı abdest makramasına koyup
evlerine
götürürler, bir katre akmaz. Tâ şol mertebe koyu ilik gibi tatlı bozası olur. H …
Meşhûrâtından keskin ve aru, ya‘nî pâk, Tatar bozası olur. Hattâ ibret içün bu bozayı abdest makramasına koyup evlerine götürürler, bir katre akmaz. Tâ şol mertebe koyu ilik gibi tatlı bozası olur. Hattâ kavm-i Tatar beş konak yerden atlanup "Or bızkası içelim" deyü gelirler. Bir tostağan bozasın içen, sermest olup kılalay ve bolalay türkisi ırlar. Tâ bu mertebe sekir verir bozası vardır. Bu diyârda şarâb içmek ayıbdır. Ve bâğ u bâğçe olmadığından şarâbı dahi yokdur, zîrâ şiddet-i şitâsı katıdır, bir ağaç yemiş değildir, odunu dahi yokdur. Cümle sığır tezeği yakarlar ve at ve deve tezeği dahi satarlar. Ve ekseriyyâ halkı sığır boku kokarlar, zîrâ fukarâları çokdur. Bu varoş bir kumsal zemîn başına vâki‘ olmağile şehir içre aslâ kaldırım yokdur. Cânib-i erba‘asında kal‘a dîvârı dahi olmayup dâ’iren-mâdâr etrâfı derin handakdır. Üç yerde vâsi‘ ağaç kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108b ·
metinde göster ·
… ş binâ-yı şeddâdî kefere hâneleri kat-ender-katdır. Filikalar ile keştîlerinden
evlerine
gelüp gitdikçe her gemiden elbetde bir top Y 47b atarlar, ale't-tevâlî şeb [u …
Ve cümle hâne-i müşrikîn şehrin şimâlinde sâhil-i limana vâki‘ olmuş binâ-yı şeddâdî kefere hâneleri kat-ender-katdır. Filikalar ile keştîlerinden evlerine gelüp gitdikçe her gemiden elbetde bir top Y 47b atarlar, ale't-tevâlî şeb [u] rûz böyle mu‘tâdları vardır. İzmir şehrinde top sadâsından râhat ile durulmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47a–Y47b ·
metinde göster ·
döşerler. Ve ceyrân ve kuzu derisinden yasdık ederler. Ve avretleri hânelerin d …
Ve bu tenâvül etdikleri hayvânâtların postların evlerine döşerler. Ve ceyrân ve kuzu derisinden yasdık ederler. Ve avretleri hânelerin devekuşu yüğleri ile ve niçe bin yumurtasiyle büyûtların zeyn edüp beş altı günlük sekir verir deve südün nûş edüp cilvelenirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·