"Anlar cümle ervâh-ı enbiyâdır. Ve gerü safda cümle ervâh-ı
evliyâ ve
asfıyâdır. Ve bunlar ervâh-ı Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn, Ensâr ve Erbâb-ı Soff …
"Anlar cümle ervâh-ı enbiyâdır. Ve gerü safda cümle ervâh-ı evliyâ ve asfıyâdır. Ve bunlar ervâh-ı Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn, Ensâr ve Erbâb-ı Soffa ve şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ve asdıkâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
… et edüp sene (---) târîhinde Gâzî Süleymân Beğ ibn Orhân Gâzî'yi yetmiş kibâr-ı
evliyânın ve
Hacı Bektaş-ı Velî'nin izni ve re’y [ü] tedbîriyle Süleymân Beğ, Kara Mürsel ve …
Ve andan Kostantıniyye fethine mübâşeret edüp sene (---) târîhinde Gâzî Süleymân Beğ ibn Orhân Gâzî'yi yetmiş kibâr-ı evliyânın ve Hacı Bektaş-ı Velî'nin izni ve re’y [ü] tedbîriyle Süleymân Beğ, Kara Mürsel ve Kara Koca ve Kara Foça ve Kara Mürsel ve Kara Yalova ve Kara Biga ve Kara Sığla nâm kırk kara nâm bahâdırân ile yek-dil, yek-cihet olup Kara Ece Ya‘kûb Kapudağı nâm yerlerde sâhil-i bahrde niçe keştîler feth edüp ve ba‘zı sığır derisinden tulum sallar inşâ edüp cümle kırk kişi sallar ile deryâyı ubûr edüp hâk-i Rûm'a kadem basup bism-i İlâh ile gülbâng-i Muhammedî çeküp gemilerden atların çıkarup cânib-i erba‘ayı nehb [ü] gâret ederek yevm-i cum‘ada İpsala kal‘asın feth edüp cum‘a salâsın anda edâ etdükleriyçün ibtidâ salâdan galat İpsala derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23b ·
metinde göster ·
… z birinci fasıl / Belde-i Tayyibe'nin enderûn [u] bîrûnunda medfûn olan kibâr-ı
evliyâü'l-ârifîn ve
asfıyâü'l-vâsilîn, haccallâhu ale'l-âlemîn, radıyallâhu Ta‘âlâ anhüm ecma‘în ve …
İki yüz otuz birinci fasılBelde-i Tayyibe'nin enderûn [u] bîrûnunda medfûn olan kibâr-ı evliyâü'l-ârifîn ve asfıyâü'l-vâsilîn, haccallâhu ale'l-âlemîn, radıyallâhu Ta‘âlâ anhüm ecma‘în ve kaddesenallâhu bi-sırrıhi'l-mübîn ista‘antü billâhi ve bihi'l-avnü'l-mübîn hazretlerinin mümkün olduğu mertebe ziyâretlerinin ve müte‘addid kümmelîn ve fuzalâü'd-dehrden olan şeyhülislâmları ve ulemâ ve sulehâları ve meşâhîr mollâları ve hâl sâhibi meşâyihleri ziyâret edüp târîhleri ve âsâr-ı binâları ve medfûn oldukları semtleri ile ayân u beyân olunurVe bihi nesta‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 106b ·
metinde göster ·
merâkıd-ı ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i izâmları ve vüzerâ ve vükelâları ve gayr …
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmetül-Bârî ve gayrı kibâr-ı evliyâullâhları ve merâkıd-ı ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i izâmları ve vüzerâ ve vükelâları ve gayrı a‘yân-ı kibârın merkad-i pür-envârlarının târîhleri ile firâdâ firâdâ beyân eder
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 120b ·
metinde göster ·
… dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle
evliyâ ve
enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'd …
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
Ammâ bu bâlâdâ tahrîr olunan cihâz-ı fukarânın herbiri birer enbiyâ ve evliyâ ve atalardan kalmışdır. İnşâ’allâhü Ta‘âlâ herbiri ehl-i hıref tahrîr olanda terkîm olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
… ehl-i hıref üzre takaddüm oldu kim cümle mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘âm lâzımdır. Zîrâ
evliyâ ve
enbiyâ hırka ve lokmaya muhtâc olduğundan Cenâb-ı Bârî, Kur’ân-ı azîminde niçe …
Bu esnâf sâ’ir ehl-i hıref üzre takaddüm oldu kim cümle mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘âm lâzımdır. Zîrâ evliyâ ve enbiyâ hırka ve lokmaya muhtâc olduğundan Cenâb-ı Bârî, Kur’ân-ı azîminde niçe yerde buyurur âye[t]: Arapça âye[t]: Arapça ilâ âhirih, âye[t]: Arapça buyurmuşdur ve niçe âyetler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 171a ·
metinde göster ·
… dfûn guzât-ı müslimînden cümle şühedâları ve feth [u] fütûhunda bulunan kibâr-ı
evliyâullahları ve
niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i sâdât-ı kirâmları ve musannifîn ve mü’ell …
Evvelâ şehr-i Bursa'ya Âl-i Selçûkiyân ve Âl-i Osmâniyân'dan ibtidâ Osmâncık üç kerre muhâsara edüp yerine Orhân Gâzî'yi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Gâzî elinden Bursa şehri feth olaldan berü enderûn [u] bîrûnunda medfûn guzât-ı müslimînden cümle şühedâları ve feth [u] fütûhunda bulunan kibâr-ı evliyâullahları ve niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i sâdât-ı kirâmları ve musannifîn ve mü’ellifleri ve selef-i vüzerâları ve sâ’ir a‘yân-ı kibârın ziyâretlerin ayân u beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b ·
metinde göster ·
bir câmi‘li ze‘âmet köydür. Ziyâreti var ammâ ma‘lûmumuz değildir. Andan 5 sâ‘a …
Karye-i Tekye: İskefsir kazâsında yüz evli ve bir câmi‘li ze‘âmet köydür. Ziyâreti var ammâ ma‘lûmumuz değildir. Andan 5 sâ‘at mahsûldâr mezra‘alar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283b ·
metinde göster ·
bir câmi‘li sâfî Ermeni re‘âyâlı, üç kenîseli ve üç bin hâneli ma‘mûr ve müzeyy …
Kend-i Elkâbendiles: Üç yüz evli ve bir câmi‘li sâfî Ermeni re‘âyâlı, üç kenîseli ve üç bin hâneli ma‘mûr ve müzeyyen bâğlı ve müşebbek besâtînli kenddir. Anı geçüp 3 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 304b ·
metinde göster ·
… r ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr
Evliyâ'ya ve
iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l- …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… Lâkin alâ’imât-ı azîmeleri gûnâ-gûn hatt-ı garîbeler ile ve keşf [u] kerâmet-i
evliyâ ve
evliyâ ile ma‘lûmdur. Ammâ ba‘de't-Tûfân olan enbiyâ-ı ızâmın kabr-i münevverle …
Tûfân'dan evvel olan enbiyâların merkad-i pür-envârları ol kadar ma‘lûm değildir. Lâkin alâ’imât-ı azîmeleri gûnâ-gûn hatt-ı garîbeler ile ve keşf [u] kerâmet-i evliyâ ve evliyâ ile ma‘lûmdur. Ammâ ba‘de't-Tûfân olan enbiyâ-ı ızâmın kabr-i münevverleri cemî‘i elsine-i muhtelif müverrihleri tahrîr etmişlerdir ve tevâtürle meşhûr-ı âfâk ziyâretgâhlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35b ·
metinde göster ·
… ır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı
evliyâ ve
enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mı …
Hudûd-ı arz-ı Hâsân, şehr-i kadîm Marmâşim ya‘nî kal‘a-i Gazzetü'l-Hâşim: Bu şehr-i kadîme kadem basınca doğru hâkim-i vilâyet olan Hüseyin Paşa hânesine varup müşerref oldukda Murtezâ Paşa efendimizin mektûbları ve pervâne yayı ve Frengî hâre hedâyâların verdiğimizde cihân kadar hazzedüp muhabbetnâmeler kıra’et olunup "Belî deynimizdir. İnşâallah sizinle gönderüp edâ-yı deyn ederiz" deyü hakîre bir hâne-i bî-minneti tehniye edüp paşa ile şeb [u] rûz sohbet-i hâs ederdik. Meğer paşa bir sebük-rûh ve yârândan Hâtem-i Tayy gibi sâhib-i kerem münşî ve müverrih kimesne imiş. Bu hakîrin seyâhate tâlib ü râgıb olduğunu kendülerinin ma‘lûm-ı şerîfleri olup şehrin ulemâ vü sulehâ ve müverrihînin cem‘ edüp şeb [u] rûz niçe tevârih-i kütüb-i mu‘tebereler tetebbu‘ edüp anlardan istihrâc etdiğimiz üzre ba‘de't-Tûfân imâr olan şehr-i kadîmlerin biri dahi bu mahrûse-i Gazzetü'l-Hâşim'dir. Bi-kavli Müverrih ibn Zolak ve el-Hıtatı'l-Kazâ‘î ve Târîhu't-Tecrîd fi's-Sahâbe li-Zehebî nâm tevârîhlerdir kim evsâf-ı Gazze anlardan me’hûzdur kim ibtidâ bânîsi ba‘de't-Tûfân Mermaşim ibn Sâm ibn Nûh aleyhi's-selâmdır. Bu Mermaşim bin yüz elli sene mu‘ammer olup Arz-ı Hâsân [u] Teberîstân'da niçe şehirler binâ edüp bu Gazze'yi Marmâşim'den üç mil ba‘îd bir şehr-i azîm inşâ edüp ismine Marmâş kodu. Hâlâ Buhtunnasr'dan berü harâbdır. Hâlâ bir büleyde-misâl kalmışdır. Calinus-ı hakîm zamân-ı imâretinde anda medfûndur. Ammâ bu Gazze nazargâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağıla hâlâ ma‘mûrdur. Ve niçe bin düvelden düvele düşüp âhir-ı kâr Mısır hulefâlarından Âl-i Çerâkise Sultân Gavrî destinden Âl-i Osmâniyân'dan Selîm Hân-ı Evvel sene 922 târîhinde feth edüp Şâm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının taraf-ı pâdişâhîden hâssı 508.338 akçedir ve erbâb-ı zu‘amâsı 7 ve erbâb-ı timari 107. Kânûn üzre cebelüleri ile cümle bin yüz elli asker olup paşası ve alaybeğisi livâsı altında sefer eşerler. Üç yüz akçe şerîf kazâdır. Cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâlarından beher sene ber-vech-i adâlet kadıya dörd bin guruş ve paşasına seksen bin guruş hâsıl olur. Sancağ-ı mezbûr gâyetü'l-gâye ma‘mûr vilâyet-i âbâdândır. Ve mezâhib-i erba‘adan tekmîl-i fünûn etmiş şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve şehrinin a‘yân u eşrâfı ve kibâr-ı ulemâ vü sulehâları, vâfir ve muhteşem sipâh tâ’ifesi ve ehl-i tüccârı ve ankâ ehl-i hizmetleri ve ehl-i hırefleri vardır. Şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve şehir muhtesibi ve şehir bâcdârı vardır. Zîrâ bu şehir mü’ebbed kayd-ı hayât ile Hüseyin Paşa'nın, Selîm Hân'dan beri mülk-i mevrûs ocaklıkları olmağıla cümle muhtesib ve bâcdârının ebvâb-ı mahsûlâtları paşanın hâssıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 47b ·
metinde göster ·
… hr-i Edirne'de yigirmi gün meks edüp ifâkat bulunca ancak tahrîr olunan kibâr-ı
evliyâ ve
sulehâ ü meşâyihân ziyâret etmişizdir, ve's-selâm.
Bu dergâh-ı kibâr-ı evliyâlardan mâ‘adâ niçe bin merâkıd-ı pür-envâr-ı mahbûb-ı Hudâ vardır ammâ Melek Ahmed Paşa efendimiz şehr-i Edirne'de yigirmi gün meks edüp ifâkat bulunca ancak tahrîr olunan kibâr-ı evliyâ ve sulehâ ü meşâyihân ziyâret etmişizdir, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169a ·
metinde göster ·
… n olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü
evliyâ ve
kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâm …
Ve dahi bunun emsâli niçe gûne fezâhatlar edüp nâ-hak yire hûn-ı ibâdı döküp Haccâc-ı Zâlim Yûsuf zulümleri oldurdu. Hemân ol gün Kaya Sultân hakîre on kıt‘a mektûblar ile beşyüz altun harc-ı râh verüp "Meded Evliyâm, bir ayak evvel paşama yetiş. Durmasın hemân Kürdistân'a cân atsın. İşte Kudde Kethüdâsı'nı 185b ve Moralı Defterdâr Mustafâ Paşa'sını ve re’îsü'l-küttâbı olan Mevkûfâtî Mehemmed Efendi'sini ve niçe tevâbi‘lerin dahi çok katl ederler. Ve elbetde paşamı katl etmek içün sa‘âdetlü pâdişâh ve cemî‘i ulemâ ü sulehâ ve vüzerâ vü vükelâlar ve Vâlide Sultân ve cümle sipâh ve yeniçeri ocakları paşamın katline İpşir'in hatt-ı şerîf istediğin cümle istimâ‘ edüp "Melek Ahmed Paşa bir sâlih dindâr ve mü’min ü muvahhid, bî-garaz u ehl-i ırz bir vezîr-i dilîrdir. Ne cürm sâhibidir kim anın katline hatt-ı şerîf istersiz, verme pâdişâhım, Melek Paşa bu devlete yine lâzımlı âdemdir. Bir kerre vezîria‘zam ve üç kerre kâ’immakâm-ı mu‘azzam olup cümle kul ile hüsn-i ülfet etdi" deyü cümle kul ayak basup hatt-ı şerîfi İpşir pâdişâhdan alamadı. Ammâ Evliyâ'm, kimbilir bu İpşir Mustafâ Paşa, Melek Paşa kocamın akrabâsıdır, amma akrabâsıdır. Belki bir hâl ile paşacığımun katline nihânîce bir hatt-ı şerîf ala. Ammâ Evliyâm yetiş paşaya, hemân Kürdistân. Ve mansıbı var, acele ile revâne olsun. İsterse sonra Gence'ye ve İrân-ı Nahşivan'a Revân'a sefer etsin" deyü fakîre Kaya Sultân ağlayarak mektûbları elime verüp bir cevâhirli sâ‘at dahi verüp "Şimdi sana yollarda {sâ‘at} pek lâzımdır. Hemân durma" deyü bir semmûr parçası kürk ihsân edüp hakîri ol gice Gümrük Emîni Hasan Ağa'ya gönderdi. Ol gice Hasan Çelebi'yi, Ortaköy'de Baltacı Mahmûd Ağa yalısında Mahmûd Ağazâde Bekir Ağa ile müşâverede imiş, hakîri görüp "Bre Evliyâm hoş geldin" deyüp ayağa kalkup "Gel Evliyâm, seni bu gice yine İslâmbol'a bir işe göndereyim. Gel seninle sehel müşâverem vardır" deyü elime yapışup hücreden taşra halk mâbeyninden çıkup bir pinhân hücrede elime üç kıt‘a mektûblar verüp "Durma yetiş paşaya, işte sana iki yüz altun" dedi ve "Kaya Sultân'dan mektûblar aldın mı?", "Aldım!" dedim. "Durma git, ammâ İzmit şehrine varınca gündüz ve gice ile ulu yollar ile gitme ve menzillere uğrayup sakın at alma. Hemân kendü atlarınla ılgar ile seğirdüp git. İşte sana yüz altun dahi" deyüp beni bir kayığa koyup alarka olacak mahalde "Evliyâ Çelebi, bizim gümrüğe İslâmbol'da uğrayup sandık emînine selâm eyle. Biz yarın İslâmbol'a varımazım" deyü halk arasında o gice hakîri İslâmbol'a gönderme evzâ‘ın edüp hemân hakîr "Nola sultânım?" deyü Ortaköy'den iki yatsı zamânı avanta kayık deyüp akıntı ile baş aşağı akup tarfetü'l-ayn içre Üsküdar'a varup mukaddemâ atların hıfz etdiğim mahall-i ma‘hûdeye varup üç nefer yarar pür-silâh gulâmlar ve beş re’s küheylân atlarım ve Abaza Marşân Yûsuf'u ve Abaza Kamış Mehemmed'i ve Abaza Cumbalı Alî'yi alup yedi aded salt u sebükbâr küheylân atlı pür-silâh âdemler olup nısfu'l-leylde ol şeb-i muzlimde "Tevekkeltü ala'llah" deyüp Çamlıca dağına yedi kişi çıkup ikişer rek‘at namâz kılup Üsküdar şehrinde ve İslâmbol'da medfûn olan erenlerin rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp cümle ervâh-ı enbiyâ vü evliyâ ve kutbu'l-aktâb u ümenâ u evtâd ve nücebâ ve nukabâ ü büdelâ ve mecâzibûn u melâmiyyûn ve ricâlü'l-gayb ve birler ve üçler ve yediler ve kırklar ve yüzler ve binler ve binbirler rûh-ı şerîfleriyçün bir Yâsîn-i şerîfe tilâvet edüp rızâ-yı Allah içün savâbın mezkûr ricâlullahların rûh-ı şerîflerine hîbe eyleyüp el yüze sürdük. Hudâ âlim u dânâdır, bu hakîr gûyâ bir zireh-i polâd-ı Nahşivânî giyüp Bismillah deyüp atf-ı ınân-ı esb-i sabâ-sür‘atimizi sür‘at ile cânib-i Van'a sürüp diyâr-ı Van'a revâne olduk. Hudâ-yı Bîçûn yolumuz âsân ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 185a–185b ·
metinde göster ·
enbiyâların râyiha-i tayyibeleri cümle Malatıyye şehrinin Aspuzusu bâğı meyvele …
Me’âl-i kelâm oldur kim bu bâlâda tahrîr olunan evliyâ ve enbiyâların râyiha-i tayyibeleri cümle Malatıyye şehrinin Aspuzusu bâğı meyvelerinde mevcûddur. Husûsan bu bâğ-ı İrem içinde Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî'nin rahm-ı mâderden müştakk olduğu beytü'l-hazeni içre olan gûnâ-gûn râyiha-i tayyibe, varan züvvârların bînîlerin mu‘attar eder. Husûsan bu maskat-ı re’s-i {Seyyid Battâl} hânesi tarafında olan engür-i gûnâ-gûn bir diyârda yokdur. Hatta dürbülü üzüm sarması ve köfter badem kırması ve üzüm şırası ve basdığı ve üzümlü tarhanası bir diyâra mahsûs değildir. Ve kirazı ve vişnesi vardır, ammâ İslâmbol kirazı gibi ve Tekirdağı vişnesi gibi danedâr ve âbdâr değildir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… u sec‘ bana sa‘ddır, gayriye nahsdır" dedim. Hemân bi'l-bedâhe buyurdular kim, "
Evliyâ ve
enbiyâ nahs olmaz. Sen dahi vü men dahi hâssu'l-hâs Evliyâyız ve bizler sa‘d-ı …
deyüp okudukda aklı gidüp "Evliyâ'm elbette birini bana cabalarsan." dedi. Hakîr eyitdim: "Hânım, bu sec‘ bana sa‘ddır, gayriye nahsdır" dedim. Hemân bi'l-bedâhe buyurdular kim, "Evliyâ ve enbiyâ nahs olmaz. Sen dahi vü men dahi hâssu'l-hâs Evliyâyız ve bizler sa‘d-ı ekber halk olunmuşuz. Elbette bu mühre baş urdum." deyü ibrâm-ı tâm ile ricâ etdiğin bildikde hakîr hemân "Safâ nazar hânım, mübârek bâd." dedim. Cihân anın olup "Tiz Evliyâ Çelebi karındaşımıza beş yüz gûsfend-i Mahmûdî verin." dedi. Ve bir semmûr pâçesi kürk ve bir murassa‘ şeyhânî kılıç ve bir Mahmûdî at ihsân etdi ve Murtazâ Paşa ağasına ve bizim Paşa ağasına birer at ihsân edüp vedâ‘ etdik. Andan yarar kulağızlar alup cânib-i şark-ı şimâle meyyâl 5 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a ·
metinde göster ·
… buyurdular kim, "Evliyâ ve enbiyâ nahs olmaz. Sen dahi vü men dahi hâssu'l-hâs
Evliyâyız ve
bizler sa‘d-ı ekber halk olunmuşuz. Elbette bu mühre baş urdum." deyü ibrâm-ı t …
deyüp okudukda aklı gidüp "Evliyâ'm elbette birini bana cabalarsan." dedi. Hakîr eyitdim: "Hânım, bu sec‘ bana sa‘ddır, gayriye nahsdır" dedim. Hemân bi'l-bedâhe buyurdular kim, "Evliyâ ve enbiyâ nahs olmaz. Sen dahi vü men dahi hâssu'l-hâs Evliyâyız ve bizler sa‘d-ı ekber halk olunmuşuz. Elbette bu mühre baş urdum." deyü ibrâm-ı tâm ile ricâ etdiğin bildikde hakîr hemân "Safâ nazar hânım, mübârek bâd." dedim. Cihân anın olup "Tiz Evliyâ Çelebi karındaşımıza beş yüz gûsfend-i Mahmûdî verin." dedi. Ve bir semmûr pâçesi kürk ve bir murassa‘ şeyhânî kılıç ve bir Mahmûdî at ihsân etdi ve Murtazâ Paşa ağasına ve bizim Paşa ağasına birer at ihsân edüp vedâ‘ etdik. Andan yarar kulağızlar alup cânib-i şark-ı şimâle meyyâl 5 sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 287a ·
metinde göster ·
ıklîm-i acîbe ve garîbedendir kim cemî‘i ulemâsı ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kes …
Evvelâ bu kal‘a-i Bağdâd-ı pür-dâd, dâr-ı İremezâtü'l-imâdı lem-yuhlak mislehâ fi'l-bilâd kim beyne'l-müverrihîn Irâk-ı behişt-âbâd nâmıyla meşhûr-ı âfâk olan kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve hisâr-ı kadîm ü bender-i azîm ve rabât-ı müzeyyen ü şehr-i Medâyin-i Medyen olan taht-gâh-ı dârü'l-hulefâ-yı Bağdâd kim refî‘u'l-bünyân ve halkı Azîmü'ş-şân derler. Zîrâ bu şehr-i atîk zamân-ı kadîmden berü mecma‘-ı ulemâ vü menba‘-ı fuzalâ ve mesken-i sulehâ vü burc-ı evliyâdır. Ve ıklîm-i acîbe ve garîbedendir kim cemî‘i ulemâsı ulûm-ı garîbeye ve fünûn-ı kesîreye mâliklerdir. Ve cemî‘i sıbyânları hemçünân tabî‘atları tîz-fehim olup gâyetü'l-gâye necîb ü reşîd ve zekiyyü't-tab‘ püserân-ı ciğer-kûşe âdemiyânları olur ve eyle zekiyyü't-tab‘ olduklarından ekseriyyâ ma‘sûmları niçe kütüb-i mu‘tebereleri hıfzen tekmîl etmişlerdir. Ammâ selîkaları Fârisî ve ilm-i inşâ ve ilm-i arûzda ebyât-ı eş‘âr semtine gitmişlerdir. Anınçün şu‘arâ vü mü’ellifîn ü musannifîni bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
… râm oldur kim bu kadar bin yıldan berü bu câmi‘-i Kûfe nazargâh [u] ibâdetgâh-ı
evliyâ ve
enbiyâ olmağile hâlâ imâr olup derûn-ı câmi‘-i pür-envârda eyle rûhâniyyet vard …
Bu hisâb-ı dırâzdan murâd u merâm oldur kim bu kadar bin yıldan berü bu câmi‘-i Kûfe nazargâh [u] ibâdetgâh-ı evliyâ ve enbiyâ olmağile hâlâ imâr olup derûn-ı câmi‘-i pür-envârda eyle rûhâniyyet vardır kim pür-gussa olan âdem girüp rek‘ateyn ibâdet etse cemî‘i âfât-ı semâvî ve arazîden masûn u mahfûz olur. Ve eğer münkerîn mezhebinde olanlar bu kelâma mu‘âraza edüp "Ya niçün bu câmi‘de Hazret-i Alî ibâdet ederken âfât-ı arazîden halâs olamayup şehîd oldu" derse Arapça emrini inkâr etmiş olur. Hazret-i Alî şehâdeti ezelü'l-ezelde görülmüş da‘vâdır kim anın su’âl ü cevâbı bizlere lâzım değildir. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… ulemâ-yı ehl-i tasavvuf-ı mütebahhirîn ve meşâyih-i ızâm-ı mütekaddimîn cemî‘i
evliyâ ve
enbiyâlardan bu zikr olunan enfâsların evsâfların kütüb-i mu‘teberelerde böyle …
Ulemâ-yı allâm ve ulemâ-yı ehl-i tasavvuf-ı mütebahhirîn ve meşâyih-i ızâm-ı mütekaddimîn cemî‘i evliyâ ve enbiyâlardan bu zikr olunan enfâsların evsâfların kütüb-i mu‘teberelerde böyle tahrîr edüp "Tenbîhü'l-gâfilîn" deyü nâm vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395a ·
metinde göster ·
bir câmi‘li Çıtak kavmi köyüdür. Andan Güllü köy. Anda bir kan keşfinden 31b …
Evvelâ karye-i Çayırlı. Yüz evli ve bir câmi‘li Çıtak kavmi köyüdür. Andan Güllü köy. Anda bir kan keşfinden 31b kırk bin akçe ve yüz aded koyun alup bir gece mihmân olduk. Bu nâhiye kurâlarına Deliorman derler, Silisre nâhiyeleridir. Ahâlîsi içün "şâhseven" ve "Mum söndüren" ve "şâh pabucundan su içen" derler, ammâ görmedim. Bir alay ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at âdemlerdir kim kendi kâr [u] kisblerinde bir alay fukarâlardır. Cümle kurâları meşe ve pelîd ve ahlad armudu ormanlarında olmak ile Deliorman vilâyeti derler, yüz altmış pâre kurâlardır. Andan yine cânib-i şimâle bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a–31b ·
metinde göster ·