Ba‘dehu târîh-i mezbûrda diyâr-ı İşpanya'da Rim Papa nâmıyla iştihâr bulan memleketin kıral-ı dâll-i bed-fi‘âli hâkim-i Freng-i bed-rengdir. Ve imâret-i vüs‘atda nümûdâr-ı hisâr-ı heft evrengdir. Dâr [u] diyârlarına Merene-i kübrâ derler. Ol diyâr-ı müşrikînden Kostantîn nâm bed-kâm bir pâdişâh hurûc edüp memâlik-i şarkı ve garbı ve şimâli ve cenûbu ve'l-hâsıl ekâlîm-i seb‘a şehinşâhların kabza-i teshîre alup şehr-i Makdon kaldı deyü hasretü'l-mülûk olan İslâmbol'u feth [u] teshîr dâ‘iyesiyle ol sûr-ı azîm üzre diyâr-ı Efârîkadan ve bilâd-ı Makdonya'dan on kerre yüz bin cüyûş-ı kefere ve fecere cem‘ edüp berren ve bahren deryâ-misâl asker ile dârü'l-mülk olan Makdonya'ya gelüp Kostantîn karada Silivri cânibinden muhâsara etdi. Deryâdan bin pâre keştî ile Ciniviz kıral-ı dâlli i‘ânetiyle {cânib-i} bahrden muhâsara etdiler. Yedi ayda İslâmbol'u cebren ve kahren alup Silivri'den Terkoz kal‘asına varınca yedi kat germe kal‘a dîvârların ve burc [u] bârûları ve handakların harâb [ü] yebâb edüp hâlâ iç kal‘a olan İslâmbol'a istîlâ edüp tahtgâh edindi. Ve Ciniviz kıralı dahi Galata câniblerinden tâ Karadeniz Boğazı'na varınca sâhil-i bahrde olan kılâ‘ları harâb [ü] yebâb edüp cümle Freng-i bed-reng Galata'yı tahtgâh edindi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12a ·
metinde göster ·
apul apul meydân-ı mahabbete gelüp, Melek Ahmed Ağa ile yâ Deli Hüseyin Paşa il …
Bu du‘âmızdan sonra sa‘âdetlü Pâdişâh evren-misâl apul apul meydân-ı mahabbete gelüp, Melek Ahmed Ağa ile yâ Deli Hüseyin Paşa ile hasmâne ba‘de'l-musâfaha kânûn-ı pehlivânân üzre birbirlerine üç kelle pîr-i yârî urup, el dutuşup, öpüşüp görüşüp birbirlerine ejdehâ-vâr sarılırlar idi. Ammâ Hünkâr gazab-alûd olup bir dizin zemîne koyup yerden güleşmeğe sa‘y edince anınla mukâvemet etmek müşkil olup elbette hasmın bir fend ile atup gâlib olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 71b ·
metinde göster ·
… n beş yüz koyun verüp asîl kelb-i Ashâb-ı Kehfler var kim gökde ukkâba, zemînde
evrene
, deryâda nehenge baş vurup dalup alup salar, böyle zî-kıymet kelb-i mu‘allemler …
Bu samsonlar koyuna giren kurda değil ejderhâya hamle edüp yanar âteşe girir. Çobanlar mâbeyninde soy gözedüp bir kancık kelbin bir samsona çekmek içün elli koyun baş verir ve bir samson içün beş yüz koyun verüp asîl kelb-i Ashâb-ı Kehfler var kim gökde ukkâba, zemînde evrene, deryâda nehenge baş vurup dalup alup salar, böyle zî-kıymet kelb-i mu‘allemler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… ms-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve
evrenler
ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekle …
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183a ·
metinde göster ·
… üyüp birbirlerine kağan arslan gibi sarılup bu kadar temâşâcılar içre birbirine
evren-misâl
kec-nazar edüp alt üste ve üst alta pehlivânlık ederek cümle (---) bend lu‘bede …
Bu tekye içre üç yüz Pehlivân Zûpînler var kim onar çift câmûs kötenin zabt eder erlerdir. Yüz, yüz elli çift pehlivânlar cümle kisbetlerin geyüp sarı şîr-i revgan yağıyla yağlayup çifte çifte âdem ejdehâsı gibi apul apul yürüyüp birbirlerine kağan arslan gibi sarılup bu kadar temâşâcılar içre birbirine evren-misâl kec-nazar edüp alt üste ve üst alta pehlivânlık ederek cümle (---) bend lu‘bedebâzlıkdan kesme ve şîrâzî ve kesebend ve terskepce ve pîşkabza ve yanbaşı ve sergelle ve âsumâniş ve cezâyir sarması ve boğma ve karakuş nâm oyunları icrâ ederek alayköşkü dibinden ubûr edüp pâdişâhdan ihsânlar ile şeref-yâb olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 190a ·
metinde göster ·
… belerden siyâh gözlü âdemler ve hayvânâtlar ve arslan ve kaplanlar ve ejdehâ ve
evrenler
edüp gözleri nârenc ve turuncdan edüp her arslanı ve kaplanı demir zencîrler il …
Ve tahtırevânlar üzre rengâmîz pembelerden siyâh gözlü âdemler ve hayvânâtlar ve arslan ve kaplanlar ve ejdehâ ve evrenler edüp gözleri nârenc ve turuncdan edüp her arslanı ve kaplanı demir zencîrler ile kayd [u] bend edüp zencîrin bir ucu yine pembeden eli deyenekli arslancı elinde olup tahtırevânlar üzre ubûr ederken alayköşkü dibinde hünkâr huzûrunda ba‘zı pembe hil‘at giyen âdemlere âteş verüp seyrâncılar üzre varup cümle halk bir hây-hûya varup bu şakalar ile ubûr ederler. Ba‘zı hallâc ârifleri.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
… yet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî
evren-misâl
şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse a …
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse aslâ hâkime vermezler. Ammâ ol kanlı anların elinden halâs dahi olamaz, ana köpek necisi kirdimân etmeğe ta‘yîn edüp elbette tâ’ib ü tâhir olup bir kâr sâhibi olur. Cümle tabbâğ kârhâneleri 700'dür. Neferât cümle 3000 kâmil. Pîrleri Hazret huzûrunda Zeyd-i Hindî'dir, Selmân-ı Pâk'in kemer-bestelerinden onuncu pîr [ü] pîşvâdır. Ca‘fer-i Sâdık'ın Fütüvvetnâme-i Kebîr'inde mastûrdur. Kabri (---)(---)'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir
evren
zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden hal …
Ammâ ehl-i Rûm mâbeyninde tabbâğlara Ahiler derler, ya‘nî Kayseriyye'den zâhir olan Ahi Evran ile şöhret bulmuşlardır. Ol ise Âl-i Selçûkıyân asrında bir ulu sultân imiş firâvân menâkıbı vardır. Cümleden biri Kayseriyye'de sâkin iken pâdişâha gamz edüp Ahi Baba öşür vermez derler. Âdemler ve hâcibler ta‘yîn edüp Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… lup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup
evren
ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
Ammâ ehl-i Rûm mâbeyninde tabbâğlara Ahiler derler, ya‘nî Kayseriyye'den zâhir olan Ahi Evran ile şöhret bulmuşlardır. Ol ise Âl-i Selçûkıyân asrında bir ulu sultân imiş firâvân menâkıbı vardır. Cümleden biri Kayseriyye'de sâkin iken pâdişâha gamz edüp Ahi Baba öşür vermez derler. Âdemler ve hâcibler ta‘yîn edüp Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker …
{Der-sitâyiş-i niheng-i pîl-kûş-ı Bahr-i Haraz}: Andan kalkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda bir balık düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başlı, biri büyük başı ki hammâm kubbesi kadar var idi. Gûyâ tasvîrlerde tahrîr olunan ejdehâ tasvîri başına müşâbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cirminde gözleri var. Ve cümle vücûdu kunduz tüğü-misâl tüğlü bir mahlûk-ı Hâlık ve bir mehîb ü mefret balık idi. Cümle ehl-i Bakü ve Demirkapu ve kavm-i Şemahı cem‘ olup temâşâ ederlerdi. Hoca Sarı Hân nâm bir seyyâhân-ı Bahr-i Haraz eydür: "Bu Bahr-i Haraz'a mahsûs bir nehengdir kim mellâhân-ı bihâr, bu mâhîye neheng-i pîl-kûş derler. Cemî‘î mâhîler bu balıkdan havf ederler" dedi. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bahr-i Haraz sâhilinde olan ibret-nümâ bir deryâda yokdur. Hattâ leb-i deryâda ol kadar derya mahlûku kabları ve lâşeleri vardır kim diller ile ta‘bîr olunmayup bir bahr mahlûkuna müşâbeheti yokdur. Çâr-kûşe ve şekl-i muhammes ve topuz gibi başı müdevver ve kuyruğu ince mahlûklar olur. Ammâ mâhî-i kepî ve mâhî-i minâ gûyâ murassa‘ bir zirâ‘-ı mâhîdir. Ve mâhî-i lipâta ve mâhî-i sürhendâm ve mâhî-i sebz ve mâhî-i sîmî ve niçe bin elvân mâhîleri var, amma ma‘lûmumuz olup tenâvül olunan bu gûne mâ’idelerdir. Ve bu Bahr-i Haraz ol diyârın mellâhları takrîri üzre Karadeniz'den bir buçuk kadar vâsi‘dir. Dâiren-mâdâr cirmi dörd bin mildir. Ve bir yire ittisâli yokdur. Başka bir bahr-i azîmdir. Ve Karadeniz gibi içinde aslâ cezîresi yokdur. Cezîre-i ma‘mûreler Akdeniz'e mahsûsdur kim sağîr ve kebîr cümle iki bin kırk cezîrelerdir. Kırkı cezîre-i azîmlerdir. Meselâ; cezîre-i Kıbrıs ve Girid ve Mora ve Rodos ve Midilli ve İlimni ve İstendil ve İstanköy ve Sakız ve Nakşa ve Zanılsa ve Kefalonya ve Cicilya ve Korsika ve Sardilya ve Malta misillü niçe cezîreler vardır. Her birinde beşer onar ve yetmişer seksener mikdârı kılâ‘-ı metînler ve nehr-i azîmler vardır. Ammâ bu Bahr-i Haraz'da bir cezîreli yer yokdur. Ammâ limânları çokdur ve talattum-ı deryâ-yı tebbâsı (?) Karadeniz'den şedîd olur. Tûlunun nihâyeti Fağfûr hududu vilâyetinde nihâyet bulur kim ıklîm-i sâbi‘in nihâyetidir. Garb tarafı diyâr-ı Moskovdur. Şark tarafı Gîlân-ı Acem ve Özbek ve Bulgar ve Kalmâğ ve Çîn ve Fağfûr ve Kazak'dır kim bu Kazak tarafıyla Moskov ma-beyni şiddet-i şitâda bu bahr müncemid olup yedi ay sedd-i yah-bend olup üzerinden Kalmah Tatarları ubûr edüp diyâr-ı Moskov'ı nehb ü gâret edüp esîrlerin Çîn-i Hıta ve Hoten'de fürûht edende bây kişi olurlar. Ammâ bu Gîlân ve Bakü ve Demirkapu ve Türk kal‘aları önünde bu Bahr-i Haraz aslâ donmaz, zîrâ sevâhil taraflardır. Ve bu cânibde bu bahrin nihâyeti Bâbü'l-ebvâb ta‘bîr etdükleri Demirkapu'dan cânib-i kıbleye içeri bir körfezdir. Dağıstân pâdişâhı hudûdunda leb-i Haraz'da Avar ülkesine karîb Türk nehri kenarında Moskov'un Türk kal‘asında bu bahr nihâyet bulur. Kıbleden 315b şimâle tûlânîce vâkı‘ olup tûlı dörd bin mildir. Ve umkı, ka‘rı nihâyeti üç ıskandil boyudur, ya‘nî üç yüz zirâ‘ derin yeri vardır. Ve bu rûy-ı deryâda bin pâre gemileri vardır kim diyârdan diyâra tüccârân-ı berr [u] bihâr götürüp kâr ederler. Ammâ cemî‘î keştîbânları Moskov kâfiri Kazağı şaykalarından havf edüp rûy-ı deryâda azîm ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve bahr-i Muhît kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûrde gemileri ve hûrde mişkât topları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre neberd-i zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker karavana kalyonları olup bahr-i Sefîd üzre Fireng ile ceng ederler. Ammâ bu Bahr-i Haraz mellâhları ancak Moskov Kazağ'ı kayıklarıyla ceng ederler. Ez-în-cânib bu Bahr-i Haraz kenarından cânib-i şarka düz sahrâlar içre yine nâhiye-i Müskir'de (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315a–315b ·
metinde göster ·
… tavkâne (?) bile doğdu bürâderi nâhun-dırâz olur. Ya‘nî kırmızî parmak bürâder
evren-misâl
olup soludukça büyük olur.
Ve merdâneler nûş etse vecd-i hallât-ı merdânı merdâne-vâr tavkâne (?) bile doğdu bürâderi nâhun-dırâz olur. Ya‘nî kırmızî parmak bürâder evren-misâl olup soludukça büyük olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… hallesinde Karaca Ahmed Dede, andan şehrin nîm sâ‘at garbına ba‘îd karye-i Ahad
Evren'de
Abdülmü’min Baba; bir mesîregâh-ı teferrücgâh tekye-i dervîşân-ı Bektâşiyândır. …
Evvelâ Küçük hammâm önünde Tohum Baba Sultân, ve bâğlar içinde Durhan Baba Sultân ve Doğan Dede Sultân ve Tabahâne mahallesinde Karaca Ahmed Dede, andan şehrin nîm sâ‘at garbına ba‘îd karye-i Ahad Evren'de Abdülmü’min Baba; bir mesîregâh-ı teferrücgâh tekye-i dervîşân-ı Bektâşiyândır. Bundan gayri Eski Zağra şehrinin yetmiş seksen aded mesîregâh-ı ibret-nümâları vardır ammâ tahrîrinde aczimiz vardır. Bu kadar iktifâ etdik, temme'l-hayr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 133b ·
metinde göster ·
… kûb ve Haladere ve Yalvac Dede ve Kara Mürsel ve Kara Koca ve Kara Hoca ve Kara
Evren
nâm gâzîler kapıdağından sallar ve kelekler ile Bismillah ile Rûm'a geçüp şebhû …
Âhir Hicret-i Nebeviyyenin sene (---) si târîhinde 149a tulû‘-ı Âl-i Osmân'da ulemâ-yı Rûm ve müfessirîn ve muhadisîn-i zevi'l-mefhûm cemî‘i va‘z [u] nasîhatlerinde ale'l-umûm Arapça âyet-i şerîfinin tefsîr-i dürerbârın Rûmeli arzında Edirne-i İrem'dir, deyü ümmet-i Muhammedî ve cüyûş-i muvahhidîn-i fethin tergîb ederdi. Ve sûret-i Hak'dan görünüp Edirne'ye ve gayri kral-ı dâllere elçiler gönderüp yolların ve bellerin ve âyîn-i bed-nâmların görüp gelirlerdi. Tâ ki sene (---) târîhinde Orhân Gâzi saltanatında Bursa Rûm keferesi destinden feth olup Edirne şehrinin dahi fethine bezl-i ihtimâm edüp taht-ı sânî olmasına karâr verüp bizzât Hacı Bektâş-ı Velî huzûrunda gülbang-ı Muhammedî çekilüp Fâtiha tilâvet olunup bizzât Hacı Bektâş-ı Velî üç yüz fukarâsıyla ve yetmiş nefer asâkir-i İslâmdan Ece Ya‘kûb ve Haladere ve Yalvac Dede ve Kara Mürsel ve Kara Koca ve Kara Hoca ve Kara Evren nâm gâzîler kapıdağından sallar ve kelekler ile Bismillah ile Rûm'a geçüp şebhûrlar edüp ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ cum‘a namâzın anda kıldıkların "ibtidâ salâ"dan galat İpsala derler. Sene (---) târîhinde feth olan hâk-i Rûm'da bu kal‘adır. Zamân-ı Orhân Hân, be-dest-i Süleymân Şâh b. Orhân Gâzî. Hulâsa-i kelâm yedi senede guzât-ı müslimîn yetmiş pâre şehir ve kal‘a-i metîn [u] müstahkemler feth olup âhir Süleymân Şâh bir turnaya şâhin salup şikâr almağa atıyla seğirdirken tekerlenüp merhûm olunca cümle küffâr kızıl yumurta boyayıp gûyâ şâdumân ettiler. Anın akîbince Gâzî Murâd Beğ Edirne altına ve İslâmbol altına varınca şebhûnlar ve çapullar ve yortumlar bırağup küffâr-ı bed-girdârı Edirne'den taşra çıkarmaz olup her bâr guzât ile mâl-ı firâvânlar olup yine selâmetle İpsala'ya kaytavul ederdi. Tâ ki sene (---) târîhinde Gâzî Murâd Hân-ı Evvel müstakil pâdişâh olunca "Bismillah, niyyetü'l-gazâ-i İdrivne" deyüp yedi yerden gayret kılıcın kemerine bend kılup Tatar ve Moğol-ı Rûm'dan yüz yetmiş bin asker cem‘ edüp kal‘a-i Edirne'yi muhâsara edüp cânib-i erba‘adan gelen imdâdların dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütahassın olan küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr "el-Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘ayı emân ile verüp nice bini Sofya cânibine, nice bini Kostantiniyye'ye gidüp hamd-i Hudâ sene 762 târîhinde bizzât Gâzi Hudâvendigâr kal‘a-i Edirne'yi {İslâmbol'dan sene (---) mukaddem, ammâ feth-i İslâmbol sene 857} feth edüp anda karâr-dâde olup taht-ı sânî Edirne oldu. İnkırâzu'd-deverân dest-i Âl-i Osmân'da mü’ebbed ola, âmîn yâ mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b–149a ·
metinde göster ·
Beğ. Bunlar Bâyezîd Hân umerâlarından olup Akkirmân fethinde şehîd olup na‘ş-ı …
Ve civârında Gâzî Arslan Beğ ve Durhan Beğ ve Evren Beğ. Bunlar Bâyezîd Hân umerâlarından olup Akkirmân fethinde şehîd olup na‘ş-ı şerîflerin Bâyezîd Hân sallar ile getirüp Şeyh İsmâ‘îl Mes‘ûdî cenbinde defn ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 168a ·
metinde göster ·
… r olmada ve ceyran tüğü gibi tüğleri nümâyân olmada. Bu hâl üzre ol meydânda ol
evren
, nîm sâ‘at durup vücûdu fil cüssesi kadar oldu.
Diğer acîbe-i ibret-nümâ-yı âhar: Hemân Monlâ Muhammed garârı yanına gelüp garâr içinden bir alaca münakkaş uçkur çıkarup peştemâlı elinde biraz pinhân edüp sehel oturup yine uçkuru peştemâlı elinden çıkarup uçkur-ı mezbûru yine garârı içine kodu. Anı gördük, harârı içinde bir gürüldü ve bir sâ‘ika ve bir harekât zâhir olup garârın ağzından taşra bir azîm mefret yılan başı zâhir olup taşra süzülüp rimâl üzre şiddet-i hârda âfitâba karşu yatup çörek çörek oldu. Ammâ soludukça büyümede ve gözleri meş‘al gibi şu‘le vermede ve dendânları fil dişi kadar olmada ve ceyran tüğü gibi tüğleri nümâyân olmada. Bu hâl üzre ol meydânda ol evren, nîm sâ‘at durup vücûdu fil cüssesi kadar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… ü ve birez cevelân edüp yine Monlâ Muhammed'in yanına geldi. Monlâ Muhammed "Bu
evrene
süvâr olam" dedikde Monlâ Muhammed'e bir düm-i dırâz eyle urdu kim Monlâ Muhamm …
Ba‘dehû ol şiddet-i hârda uzanup vücûd-ı dırâzın gösterüp gerindi ve sündü ve birez cevelân edüp yine Monlâ Muhammed'in yanına geldi. Monlâ Muhammed "Bu evrene süvâr olam" dedikde Monlâ Muhammed'e bir düm-i dırâz eyle urdu kim Monlâ Muhammed tepesi üzre düşüp purpotur olup meydân-ı muhabbetde bî-mecâl kaldı. Bu kerre temâşâcılara telâş el verdi kim bu ejder monlâya böyle edince ya bizim hâlimiz neye müncer olur?", deyü halk firâra başladılar ve hâh-nâ-hâh sarâyın dağ kapusun kırup kaçdılar. Hemân Monlâ Muhammed zemînden kalkup garârından kırmızı tabılkı çubuğu çıkarup ejdere bir çubuk urup derhâl ejderhâya süvâr olup serin ve dümmin ber-hevâ edüp sarây meydânında gıjgırup ağzından âteşler saçup kuyruğuyla zemîndeki rimâl-i türâbı nadaz nadaz edüp gubâr-ı gird-i siyâh evce urûc ederdi. Ve yine cevelân u deverân ederek halkı birbirine katardı. Bunca benî Âdem gaşy olup kalırdı, bir niçesi zîr-i zeber olurdu. Hatta fakîr ekmekçibaşı havfinden sar‘a dutup mebhût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
… bebr ü peleng ve câmûs-ı beyâbânî ve esb-i hâmûnî ve sığın-ı kûhî ve ejderhâ ve
evren-i
su‘bânî bu makûle hayvânâtları bu kabâ’il-i Ermenîler gördüklerinde içlerinden …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bu diyâr dest-i Ermen'de iken bir harâbe zemîn-i bî-hâsıl idi. Bir gün bir kabîle-i Ermenî bu mahalden ubûr ederlerken görseler kim bir alây-ı azîm asker hayme vü hargâhlarıyla meks etmişler. Bu tâ’ife-i Ermenî bunların mâbeynlerine girüp ba‘zı haymelerde meks ederler. Görseler kim bir alây yüzü münevver âdemler, ammâ kimisinin gerdeninden kiminin kolundan ve gayrı vücûdlarından kanlar cereyân eder ve cümle süvâr oldukları atları eğerli ve uyanlı aslan u kaplan ve bebr ü peleng ve câmûs-ı beyâbânî ve esb-i hâmûnî ve sığın-ı kûhî ve ejderhâ ve evren-i su‘bânî bu makûle hayvânâtları bu kabâ’il-i Ermenîler gördüklerinde içlerinden biri su‘âl edüp eydür: "Sultânım siz kimlersiz" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244b ·
metinde göster ·
… pür-silâh semmûr tacları ve Sâlihli taclar kurunây taclar ve yelketî taclar ve
Evrenosî
taclar ve Gâzî Porçavî taclar ve Kürs İlyasî taclar ve Behlûlî taclar ve Gâzî M …
Andan kâmil bin aded deli askeri, andan bin aded gönüllü ceyşi. Bu iki asker cümle pür-silâh semmûr tacları ve Sâlihli taclar kurunây taclar ve yelketî taclar ve Evrenosî taclar ve Gâzî Porçavî taclar ve Kürs İlyasî taclar ve Behlûlî taclar ve Gâzî Mihalî taclar ve Hürumî taclar ve Kâsımî taclar ve Balılı taclar ve Yahyalı yeşil kulaklı çuka taclar ve Manlifke taclar ve Arabî taclar ve Bektaşî tac-ı âfitâbîler ve tac-ı Kalenderîler giymiş iki bin aded güzîde askerin tacları üzre Sîmurg otağaları ve balıkçıl telleri ve turna telleri ve ablak deve murgu telleri ve şahin ve zağanos telleriyle mezkûr tacların zeyn edüp beş altı yüz mikdârîsi semmûr kapâniçeli ve kimi bebr ve arslan ve kaplan [u] kurd ve ayu postlu ve kimi zülfikârı çekmânlı ve kimi porçavî çekmânlı ve kimi dürhânî çekmânlı ve Dârâyî ve hârâyî ve katîfe ve kemhâ gömlekli ve her birinin arkasında miskî kartal ve karakuş ve devlengeç ve ukâb kuşlarının kanatları bâğlı ve cümle ellerinde altun halliyle münakkaş altun yaldızlı toplu kostaniçse ta‘bîr etdikleri mızrakların her biri kol kalınlığıdır ve niçe yüz Kosdaniçsenin üzerleri kurd ve ayu postu sarılmış uçları alaca harîr filandıra bayraklı asâkirlerdir kim deli bayrakları kırmızı ve yeşildir. Gönüllü bayrakları sarılı ve allıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247a ·
metinde göster ·
… e niçe yerleri esed-hey’et kayalar görünür. Ve niçe sahrâları balık ve neheng-i
evreng
gibi nümâyândır ve ba‘zı hacerler gemi gibi zâhirdir ve çok sengi ukâb kuşu gib …
Ve bu kal‘a kayaları bir acâ’ib turfe eşkâlde görünür kim niçe yerinde kayalar ejderhâ gibi aşağı sarkmış şehre hâ’il durur. Bi-emrillah başları ve gerdânları ve pençeleri âşikâredir. İm‘ân-ı nazar ile nazar eden bilür ve niçe yerleri esed-hey’et kayalar görünür. Ve niçe sahrâları balık ve neheng-i evreng gibi nümâyândır ve ba‘zı hacerler gemi gibi zâhirdir ve çok sengi ukâb kuşu gibi oturmış kayalardır ve bî-kıyâs kayaları gemi yelkeni gibi çâr-kûşe ve şekl-i müselles ve şekl-i bademî beyâz ve mücellâ kayalardır. Niçe yerleri deve ve katır ve fil ve câmûs gibi mefret ü mehîb kayalardır. Ve niçe yerleri gemi gibi ve kalyon gibi ve kadırga gibi ve hammâm kubbesi gibi ve soffa-i âlî gibi gûnâ-gûn kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
Der-alâmet-i esmâ-i çâkerân: Ekser Gürcî köleleridir kim isimleri Usuf ve
Evreng
ve Çelerdi ve Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve Server …
Der-alâmet-i esmâ-i çâkerân: Ekser Gürcî köleleridir kim isimleri Usuf ve Evreng ve Çelerdi ve Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve Server ve Hurrem ve Levend ve Elvend ve Sıyâmî ve Pervîz ve Şükrullah ve Kâsım ve Şâhkırân nâm gulâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a ·
metinde göster ·
ve Mihâloğulları'ndan Arslan Beğ bu âsitâne-i ibret-nümâyı inşâ etmişdir. Azîz- …
Menzil-i tekye-i ibret-nümâ Batova Sultân: Gâzî Hudâvendigâr asrında hayâtda olan Velî Gâzî Evrenos ve Mihâloğulları'ndan Arslan Beğ bu âsitâne-i ibret-nümâyı inşâ etmişdir. Azîz-i merkûm Belh [ü] Buhârâ'da cedd-i izâmımız Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî halîfelerinden olup Hacı Bektaş Velî ile Rûm'a kadem basdıkları bâlâda bin altmış bir târîhinde sadâretden Melek Ahmed Paşa ma‘zûl olup Silisre eyâletine mutasarrıf olduğumuzda bu tekyegâh-ı fukarâ mufassalen tahrîr olunmuşdur. Cild-i sânînin fihrisine nazar oluna. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a ·
metinde göster ·
… Haydarî ve Kalenderî ve Gâzî Porçavî ve Gâzî Kerş İlyâsî ve Deli Horozî ve Gâzî
Evrenosî
ve Mihâlî tâc-ı gûnâ-gûnların kec kılup üzerlerinde her tâcların gûnâ-gûn cığal …
Andan sağ kolda deli alayı ve sol kolda gönüllüyân alayı bayrağı altında biner aded müsellâh ve müzeyyen kaplan ve bebr ve ayu ve kurd postlu vakâr sâhibi semmûr tâclı ve kurd ve bebr ve vaşak ve zerdeva ve tilki kürkü tâclı ve Sâlihli ve Yahyâlı ve Balı Beğli ve Semindirâvî ve Kâsım Beğli ve Haydarî ve Kalenderî ve Gâzî Porçavî ve Gâzî Kerş İlyâsî ve Deli Horozî ve Gâzî Evrenosî ve Mihâlî tâc-ı gûnâ-gûnların kec kılup üzerlerinde her tâcların gûnâ-gûn cığalar ve çelenkler ve turna telleri ve şahin ve zağanos ve karakuş kanatların tâclarına zeyn edüp yine tâclarının tepelerinde cevz-i rûmî kadar billûr ve necef ve moran ve gayrı şa‘şa‘alı taşları zeyn kılmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 81a ·
metinde göster ·
… ârda yigirmi bin güzîde Acem Mazenderânîsi gibi Arnavud tüfeng-endâzı olup Gâzî
Evrenos
Beğ ile pey-der-pey yedi ay savaş-ı perhâş edüp âhirü'l-emr seyf-i Muhammed uru …
Manzara-i eşkâl-i kal‘a-i Üsküb-i mahbûb: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘aya kal‘a-i Mazenderân-ı Rûm dediklerinin aslı hîn-i savaşda derûn-ı hisârda yigirmi bin güzîde Acem Mazenderânîsi gibi Arnavud tüfeng-endâzı olup Gâzî Evrenos Beğ ile pey-der-pey yedi ay savaş-ı perhâş edüp âhirü'l-emr seyf-i Muhammed urulup yürüyüş ile feth olduğundan cümle cevâmi‘lerinde hatîb minbere kılıç ile urûc edüp hutbeyi tilâvet eder. Hâlâ iki kat bir hisâr-ı üstüvâr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ-yı kadîm ve sûr-ı azîm bir rabât-ı müzeyyen ve bir belde-i medyendir kim refî‘ü'l-beyân ve halkı cümle azîmü'ş-şândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b ·
metinde göster ·
… el Obası ve karye-i Kurdlar ve karye-i Tirepişte ve karye-i Gıranova ve karye-i
Evrene
ve karye-i Tirebne ve karye-i Fırankofça ve karye-i İn Obası ve karye-i Sindell …
"Biz top-keşân askerîsiyiz. Ellerimizde emrlerimiz vardır. Biz zahîre-bahâ vermeziz" deyü hayli ceng edüp bizden bir yiğidi şehîd edüp, anlardan on âdem mecrûh olup beş aded âdemlerin hâh-nâ-hâh giriftâr edüp şehîdimiz mahkeme-i Resûl'e getirüp üç pâre kurâ halkından üç bin guruş kan-bahâ ve üç yük akçe zahîre-bahâ alup, andan karye-i Kullalar ve karye-i Erdoğmuşlar ve karye-i Karabınar ve karye-i Durgutlar ve karye-i Solinar ve karye-i Eynel Obası ve karye-i Kurdlar ve karye-i Tirepişte ve karye-i Gıranova ve karye-i Evrene ve karye-i Tirebne ve karye-i Fırankofça ve karye-i İn Obası ve karye-i Sindellü ve karye-i Evreşe ve karye-i Haydarlu ve karye-i Baraklu ve karye-i Cillu ve karye-i Temürhânlu ve karye-i Celilli ve karye-i Gemiciler ve karye-i Nâ’iblü ve karye-i Logoniçe ve karye-i Radoniş ve karye-i Büyük Hasançi ve karye-i Negoçan ve yine kasaba-i Na‘lband şeşan dağlarında Manastır şehrin gâret eden Yano kâfir olmağile ol dağlarda olan kurâların mâlları tahsîl olmayup kaldıkda, cümle tevâbi‘lerimiz bırağup yalnız bir gulâmımla at boynuna düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
… kal‘asın dest-i Eflak'dan sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân asrında Gâzî
Evrenos
Beğ dest-i kahr ile feth edüp sûrunu esâsına varınca münhedim etmişdir.
Vech-i tesmiyesi (---)(---) sene 980 de bizzât Sultân Bâyezîd ibn Ebü'l-feth Gâzî Mehemmed Hân binâ etmişdir, ammâ mukaddemâ dağlarda bâğlar içinde temelleri zâhir ü bâhir olan kal‘asın dest-i Eflak'dan sene 792 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân asrında Gâzî Evrenos Beğ dest-i kahr ile feth edüp sûrunu esâsına varınca münhedim etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
… esi Tuna aşırı Ciğerdelen sahrâsına ve Lara bayırlarına ve Lake dağlarına nâzır
evren
heybet ve gazanfer-i gırrende hey’et toplar var.
Ve tophâne-i azîmi bu sedd-i Ye’cûc üzre tûlânî bir parmaklı damdır kim içinde yetmiş seksen aded vâcibü's-seyr kırmızı çuka çullu Nemse ve Çeh ve Leh ve İsfaç ve Macar-ı füccâr topları var kim her biri zer-i hâlis-misâl şa‘şa‘a verir nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn balyemez toplar ejder-i heft-ser gibi başların kaldırup arabaları üzre âmâde ve cemî‘i levâzımâtlarıyla başları havâda top-ı kal‘a-kûplardır kim her biri birer Rûm harâcı değer. Cümlesi Tuna aşırı Ciğerdelen sahrâsına ve Lara bayırlarına ve Lake dağlarına nâzır evren heybet ve gazanfer-i gırrende hey’et toplar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… tları arkalarında ve başlarında Sâlihli ve Yahyâlı ve Porçalı ve Gerz-İlyâsî ve
Evrenosî
tâçlar ve yelken takyeler geyüp ve atları Hasenî ve Hüseynî ve Tunageçdi kınalı …
Andan Tatar askeri andan çâşnigîrler andan taşra kilarcılar andan aşçılar andan müteferrikalar andan {Tatar askeri andan} vâcibü'r-ri‘âyâ ağaları andan bizim ile ta‘yîn olunan Budin ve Egre ve Kanije ve Ustolni-Belgradı ve Üstürgon ağalarının eşbehleri bunlar dahi pür-silâh ve zırh [u] zereh-külâh ve kaplan postu ve kartal kanatları arkalarında ve başlarında Sâlihli ve Yahyâlı ve Porçalı ve Gerz-İlyâsî ve Evrenosî tâçlar ve yelken takyeler geyüp ve atları Hasenî ve Hüseynî ve Tunageçdi kınalı atlar ve yedekleri olup ellerinde kurd tüğü sarılı kosdaniçse sırıklar üzre gûnâ-gûn harîr filandıra bayraklar ile ve ellerinde ve bellerinde ve karabina tüfengler ile at başı berâber ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 54a ·
metinde göster ·
… ri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve
evrenler
ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i v …
Anı gördük, hemân Obur dağı ardından Abaza sehereleri köklerinden kopmuş dıraht-ı azîmler üzre ve küpler ve tekneler ve hasîrlar ve araba tekerlekleri ve fırın söykeleri ve niçe bin gûne eşyâlara binüp ber-hevâ uçarak Obur dağı üzre geldiler. Hemân biri bizim Çerkezin Habeş dağı içinden niçe yüz aded saçların dağıtmış fîl dişleri gibi dişleri taşra çıkmış gözlerinden ve burunlarından ve kulakları ve ağızlarından gemi direkleri gibi âteşler hevâya saçılup her biri birer ağaçdan oyulmuş balık çırnıklarına ve at leşleri ve sığır leşleri ve gemi direklerine deve ölülerine binüp ellerinde yılan ve evrenler ve ipler ve âdem ve at ve deve kelleleri ile hevâda uçarak Abaza seherel[er]i ve bu Çerkez oburları gök yüzünde birbirlerine girüp ol gece bu iki kavmin câdûları ber-hevâ eyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… smiyesi oldur kim kaçan bu kal‘ayı sene 764 târîhinde Sultân (---) asrında Gâzî
Evrenos
Rûm keferesi ile Yahûdî elinden dest-i kahr ile alırken derûn-ı kal‘ada bir Yah …
Vech-i tesmiyesi oldur kim kaçan bu kal‘ayı sene 764 târîhinde Sultân (---) asrında Gâzî Evrenos Rûm keferesi ile Yahûdî elinden dest-i kahr ile alırken derûn-ı kal‘ada bir Yahûdî [vardı]. Cümle bu eyâlet ol Yahûdî'nin kabza-i tasarrufunda olup Kavala sâhibi Feylekos bu Yahûdî'yi defterdâr etmişdi. İsmine Gümlü Çîn derlerdi. Çîn ü Mâçîn Yahûdîlerinden idi kim İskender-i Zülkarneyn'e Çîn pâdişâhından elçilik ile gelüp diyâr-ı Rûm'un âb [u] hevâsından hazz edüp bu şehirde kalup kal‘ayı amâr etdiğinden Gümlü Çîn kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
… amânından berü bizim idi. Siz teğallüben mâl kuvvetiyle zabt etdiniz" deyü Gâzî
Evrenos
huzûrunda azîm gavga ve mübâhaseler oldukdan sonra âhır-ı kâr,
"Bu kal‘a İskender zamânından berü bizim idi. Siz teğallüben mâl kuvvetiyle zabt etdiniz" deyü Gâzî Evrenos huzûrunda azîm gavga ve mübâhaseler oldukdan sonra âhır-ı kâr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
dest-i İslâma girmişdir. Ammâ bir şîrîn şehr-i mu‘azzamdır. Hâlâ Rûmeli eyâleti …
Hamd-i Hudâ sene (---) târîhinde be-dest-i Gâzî Evrenos dest-i İslâma girmişdir. Ammâ bir şîrîn şehr-i mu‘azzamdır. Hâlâ Rûmeli eyâletinde yüz elli akçe şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi iki yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı eşrâfı ve sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir emîni ve harâc emîni ve çingane beği var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208a ·
metinde göster ·
… e 11 aded mahalle buk‘aları ve mezkitleridir. Cümleden Cebehâne mescidi ve Gâzî
Evrenos
mescidi ve Tekye mescidi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Me …
Der-aded-i mesâcid-i mü’minân: Cümle 11 aded mahalle buk‘aları ve mezkitleridir. Cümleden Cebehâne mescidi ve Gâzî Evrenos mescidi ve Tekye mescidi ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---). Meşhûr mesâcidler bunlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 208b ·
metinde göster ·
imâretinin subh [u] mesâ gûnâ-gûn ni‘met-i nefîsesi hâss u âmma mâh u sâl bi'l- …
Der-imâret-i dâru'l-ıt‘âm-ı garîbân: Cümle iki aded me’kel-i imâret-i fukarâdır. Cümleden Gâzi Evrenos imâretinin subh [u] mesâ gûnâ-gûn ni‘met-i nefîsesi hâss u âmma mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl üç âdeme ve beş âdeme birer sini ta‘âm dâ’imdir. Ve her müsâfirînin atlarının başlarına birer alîf cânib-i vakfdan mütevellî verir, gâyet ma‘mûr evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a ·
metinde göster ·
… dh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Cümle iki aded hammâm-ı gâsılândır. Eski hammâm Gâzî
Evrenos'undur
. Ve Yeni hammâm Yeni Câmi‘ sâhibi Ahmed Efendi'nindir, ammâ gâyet latîf hammâm- …
Der-medh-i hammâm-ı râhat-ı cân: Cümle iki aded hammâm-ı gâsılândır. Eski hammâm Gâzî Evrenos'undur. Ve Yeni hammâm Yeni Câmi‘ sâhibi Ahmed Efendi'nindir, ammâ gâyet latîf hammâm-ı rûşenâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a ·
metinde göster ·
… âllın karısı binâ etmeğile Avrethisârı derler. Fâtihi sene (---) târîhinde Gâzî
Evrenos'dur
. Hisâr-ı üstüvâr bir till-i refî‘a-i azîm üzre bir vâdînin zahrında Şeddâdî sen …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim Selenik nâm kral-ı dâllın karısı binâ etmeğile Avrethisârı derler. Fâtihi sene (---) târîhinde Gâzî Evrenos'dur. Hisâr-ı üstüvâr bir till-i refî‘a-i azîm üzre bir vâdînin zahrında Şeddâdî seng-i tırâş bir kal‘a-i savaş imiş. Mürûr-ı eyyâm ile iç elde kalup kal‘a lâzım olmadığı ecilden câ-be-câ hisâr ebrâcları rahnedâr olup durur, ammâ sehel himmet ile amâr olmak mümkindir. El-hâlete hâzihi içinde dizdârı ve neferâtları ve cebehâneleri yokdur. Bu kal‘a Selânik sancağı hâkinde nâhiye kurâlı ma‘mûr kazâdır. Selânik'in cânib-i şimâlîsi ve taraf-ı garbîsindedir. Bu kal‘a ile Selânik mâbeyni iki konakdan eksikdir. Sür‘at ile giden Selânik'e bir günde gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 213a ·
metinde göster ·