Evsâf-ı germâb-ı Niksar: Şehrin cânib-i kıblesi hâricinde haylice mesâfe bâğlar kenarında müfîd ü muhtasar binâlı bir ılıcadır, ammâ suyu gâyet nâfi‘dir. Ehl-i beledin sıbyân [u] nisvânı cümle esbâbların anda gasl ederler. Gâyet latîf ve lezîz âb-ı hayâtdır. Aslâ kükürd râyihası yokdur. Âdemin vücûdunda suyu yâğ gibi kayar. Cüzzâma ve berasa ve nikrîse ve cerebe nâfi‘ olduğundan cânib-i erba‘a büleydelerinden her sene mâh-ı temmûzda niçe bin araba erbâb-ı maraz gelüp bir ay ayş ve suyundan nûş edüp sıhhat [u] ifâkatla herkes vatanına giderler. Meşhûr-ı âfâk hamme-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 283a ·
metinde göster ·
: Bu aşağı rıbâtın kıble cânibindeki dîvârın önünde yedi aded ılıcalar vardır. S …
Evsâf-ı germâb: Bu aşağı rıbâtın kıble cânibindeki dîvârın önünde yedi aded ılıcalar vardır. Suyu gâyet i‘tidâl üzredir. Kubbe-i muhtasarlar ile mebnî germâb-ı hummelerdir. Ve sekiz aded üstü açık kaynak ılıcalar vardır. Her biri birer gûne hayvânâtlara nâfi‘dir. Ya‘nî at ve katır ve deve ve sığır ve koyun ve sâ’ir hayvânlar marîz olup bu hummelerde mezkûr hayvânları gasl etseler bi-emrillahi Te‘âlâ şifâ bulur. Bu germâbların suyundan develer ile götürüp cereb ü cüzzâm marazına mübtelâ olanlar nûş edüp sıhhat bulurlar. Meşhûr-ı âfâk ılıcalardır. Bu şehri temâşâ edüp andan yine cânib-i şarka 3 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291a ·
metinde göster ·
ibret-nümâ: Nehr-i Araz ile Van deryâsı kenarında Erciş kal‘ası mâbeyninde bir …
Evsâf-ı germâb-ı ibret-nümâ: Nehr-i Araz ile Van deryâsı kenarında Erciş kal‘ası mâbeyninde bir humme-i vâcibü's-seyrdir kim Ziyâeddîn kal‘asına karîbdir. Sun‘-ı Hudâ budur kim bu ılıca beş altı yerde kaynakdır kim birbirine onar ve on beşer adım ba‘îd kıbâblardır. Kimisi buz pâresi âb-ı zülâldir, kimisi eyle ıssıdır kim çömlekde bulgur kaynar gibi kaynar. Bunâ muttasıl bir ayn-ı bârid vardır. İçinden râhat-ı cân ile üç taş çıkaramazsın. Şiddet-i burûdetinden dest-i âdem tahammül edemez ve yine buna muttasıl şâzirvân-misâl pertâb eder eyle ıssıdır kim içinde baş ve paça ütülenir. Bu germâbların ancak birinde âsâr-ı binâ vardır. Gayrılar küşâde Hüdâî hummelerdir kim her biri birer âsiyâb-ı mâ kadar cereyân eder. Bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp fermân-ı vezîr ile kal‘a kullarının nısfı ağalarıyla sefere me’mûr olup andan yine cânib-i garba Süncâb aynı kenarınca dağlar ve taşlar aşup 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
Tiflis: Bu germâb, hummâ-i âb-ı nâb, büyük kal‘anın cânib-i şarkîsinde hîme ve …
Evsâf-ı Germâb-ı Tiflis: Bu germâb, hummâ-i âb-ı nâb, büyük kal‘anın cânib-i şarkîsinde hîme ve hîzemsiz yed-i kudret ile kaynar bir âb-ı sûhandır kim koyun kellesi ve pây-çesi tabh olunur âsâr-ı kıbâblı nâfi‘ germâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a ·
metinde göster ·
: Şehr-i Ilgın'ın hârici garbında ve bayır dibinde bir uyûn-ı hârradır. Sultân A …
Evsâf-ı germâb: Şehr-i Ilgın'ın hârici garbında ve bayır dibinde bir uyûn-ı hârradır. Sultân Alâ’eddîn nikrîs marazına mübtelâ olup bu hummâda ifâkat bulduğu içün bu uyûn-ı hârra üzre müfîd ü muhtasar bir kubbe ve câmekân ve bir havz-ı azîm binâ edüp iki yerden mermer esed başı eşkâlinden âb-ı germâb havza cereyân eder. Gâyet mu‘tedilü's-suhûndur. Ba‘zı kimesneler gözeler içre sovudup nûş ederler. Gâyet azb u şîrîndir. Cüzzâm ve felç ve barasa ve hafakâna ve zâtü'l-cenbe, bi-emr-i Hudâ gâyet nâfi‘dir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 9b ·
metinde göster ·
kal‘a-i Ercîş: Şimâlîsi tarafında Erzurûm râhı cânibinde bir hayli mesâfede sun …
Evsâf-ı germâb-ı kal‘a-i Ercîş: Şimâlîsi tarafında Erzurûm râhı cânibinde bir hayli mesâfede sun‘-ı Hudâ-yı azîm bir ılıca vardır kim her sene kabak mevsiminde Van'dan Bitlîs ve Ahlat ve Kürdistân'dan niçe bin âdemler çadırlarıyla ve me’kûlât [u] meşrûbâtlarıyla gelüp üç ay kâmil zevk [u] safâ-yı işret-i germâ-germ-i germâb edüp kisb-i tarâvet ederek ten-dürüst olurlar. 245b{Ve bu germâbda} ebniyye-i azîmler ile âsâr-ı kadîmeler vardır kim binâ-yı İskender'dir derler. Ammâ germâbı bir değirmânı deverân etdirir gâyet ıssı sudur. Buhayre-misâl havzda cümle âşıkân ma‘şûklarıyla şinâverlik edüp koç kocağ olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 245a–245b ·
metinde göster ·
karye-i Banya: Tâ kefere kralları asrında bu ılıca suyu üzre ibret-nümâ kubâb-ı …
Evsâf-ı germâb-ı karye-i Banya: Tâ kefere kralları asrında bu ılıca suyu üzre ibret-nümâ kubâb-ı âlîler ve havz-ı azîmler ve müte‘addid sofa ve halvet ve câmekânlar inşâ edüp yılda bir kerre kiraz mevsiminde kırk elli bin kefere cem‘ olup panayırlar kurulup bey‘ [ü] şirâlar olur, teferrücgâh-ı azîm zevk u safâ yeridir. Suyu gâyet suhûniyyet üzre olduğundan âb-ı germâ ilkâ ederler. Ve Nehr-i Diçina, şehr-i Öziçe dağlarından gelüp bu ılıca deresinden geçüp ve Çaçka kasabası dibinden ubûr edüp nehr-i Morava'ya ol dahi Köylüc kal‘ası dibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Andan nehr-i Diçina cisrinden ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32b ·
metinde göster ·
Kütâhiyye: Yoncalı ılıcası derler bir mu‘tedilü's-sühûn âb-ı latîfi vardır. Cem …
Evsâf-ı germâb-ı Kütâhiyye: Yoncalı ılıcası derler bir mu‘tedilü's-sühûn âb-ı latîfi vardır. Cemî‘i ahâlî-i Kütâhiyye kiraz mevsiminde niçe bin âdem hayme vü hargâhları ile gelüp beşer onar gün meks edüp bu germâba girüp tendürüst olurlar. Yetmiş gûne hâsıyyeti vardır. Hattâ cüzâm ve beras ve dâ‘ü's-sa‘leb emrâzlarına dahi nâfi‘ ılıcadır. Sultân Keyhusrev üzerine bir kubbe-i âlî ve câ-be-câ halvetler inşâ etmiş serâpâ kârgîr binâlardır. Ve cânib-i erba‘ası dağıstân hıyâbânistân olmak ile kûşe kûşe dıraht-ı müntehâlar içre uyûn-ı câriyeler kenârında herkes câriyeleri ile zevk [u] safâ edüp kesb-i tarâvet edüp bah bahlanırlar. Ve cevânib-i erba‘asındaki kurâlardan ol kadar me’kûlât [u] meşrûbât müsmirât makûlesi şeyler gelüp ol kadar ordu-yı bâzâr ganîmet olur kim ta‘bîr olunmaz. Hakkâ ki zevk [u] safâ edecek teferrücgâh yerdir. Anı dahi temâşâ edüp cümle yârân-ı bâ-safâ Y 14b ile vedâlaşup cânib-i şarka ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar ubûr ederek on sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y14a–Y14b ·
metinde göster ·
Gedüs: Murâd dağı yaylağı dâmeninde bir ılıca-i azîmdir kim hâssası dillerde dâ …
Evsâf-ı germâb-ı Gedüs: Murâd dağı yaylağı dâmeninde bir ılıca-i azîmdir kim hâssası dillerde dâsitândır. Âb-ı rakîkinden nûş eden, cümle ahlât-ı galîzadan halâs olup reng-i rûyine humret gelir. Ve yedi sekiz kerre havz-ı pâkine girenlerin vücûdunda harâretden bir şey kalmayup vücûdu pembe-misâl şahme olup dürr-i beyz-âsâ olur. Selâtîn-i selefler birer hayrât edüp âsâr-ı azîmeler etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y20b ·
metinde göster ·
şehr-i Marmara: Bir kayalı dağ eteğinde Çatal ılıca demek ile ma‘rûf bânîleri n …
Evsâf-ı germâb-ı şehr-i Marmara: Bir kayalı dağ eteğinde Çatal ılıca demek ile ma‘rûf bânîleri nâ-ma‘lûm binâ-yı kadîmlerdir. Üzerlerinde kubbeleri ve müte‘addid havuzları vardır. Bir latîf Y 31b suyu vardır. Mâh-ı Temmûz'da niçe bin âdem gelüp gasl edüp ifâkat bulurlar. Suyu vücûd-ı insânda yağ gibi cilâ verir. Cüzâm marazına mübtelâ olan kırk gün âbından nûş etse bi-emrillâh ifâkat bulur. Hattâ bir küçük havuzu bir kubbeli halvet Q 17aP 17a içinde mu‘attal imiş. Huddâmlarıma etek dermiyân etdirüp havuzun içinde hâr u hâşâki ve müzahrafâtları ve su yolların tathîr edüp ve câ-be-câ soffaları termîm edüp bir latîf havuz olup âb-ı sühûn ile leb-ber-leb olup hakîr dahi girüp râhat-ı cân buldum. Hamd-i Hudâ bu kadarca savâb bize müyesser oldu. Ve bir mermer sütûn üzre tathîr etdiğimizin târîhin tahrîr edüp târîh koduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a–Y31b ·
metinde göster ·