Bu kuyumcular esnâfına iştihâr veren Sultân Selîm-i
Evvel ve
Sultân Süleymân Hân'dır. Zîrâ bu iki pâdişâh-ı cüvân-bahtlar Tarabefzûn şehri t …
Bu kuyumcular esnâfına iştihâr veren Sultân Selîm-i Evvel ve Sultân Süleymân Hân'dır. Zîrâ bu iki pâdişâh-ı cüvân-bahtlar Tarabefzûn şehri tahtgâhında rahm-ı mâderden müştak olup ikisi de kuyumculuk kârın tahsîl etmişdi. Hattâ Unkapanı'nın iç yüzünde kuyumcu Rûm Kostanta nâm bir kefere Süleymân Hân'ın üstâdı idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
Fehvâsınca pîçe-i zâğ-ı siyâh âşiyân-ı laklakda harekât [u] sekenâta başladıkda leylek baba sayd [u] şikârdan gelüp görse kim iki dâne zâğ yavrusu hemân leylek baba tayrân edüp feryâd [u] figân ile şehr-i Sofya'nın enderûn [u] bîrûnunda seyrân u deverân edüp laklak ile niçe bin mürg-i laklak cem‘ edüp doğru Çelebi câmi‘inin kıbâbları üzre gelüp meks edüp câmi‘in kıbâbları ve sütûhlarında leylek murglarından kurşumlu kubbe 143b görünmez oldu. Bu kerre cemî‘i murglar mezkûr leyleğin âşiyânına birer birer gelüp aşlama olan karga piçelere nazar edüp lak lak diyerek câmi‘ kubbesi üzre karâr ederlerdi. {Gûyâ lisân-ı hâl ile feryâd ederlerdi. Her kim bu feryâdı istimâ‘ ederdi, gûyâ zehresi çâk olurdu}. Ol gün cemî‘i murglar ne yediler ve ne içdiler. Lak lak feryâdından ol gün şehr-i Sofya'da aslâ safâ-yı hâtır olmayup cemî‘i halk işinden bî-kâr olup leylek temâşâsı ederlerdi. Âhir-i kâr niçe yüz leylek karga yavruların katl edüp andan leylek anaya "Sen veled-i zinâ evlâd kazanmışsın" deyü minkar üşürüp pâre pâre edüp alâ mele’i'n-nâs câmî‘ sütûhundan aşağı pârelerin bırağup bir gûne laklak sadâsı dahi ederek laklak babaya bir laklak vâlide eş verüp cümle murglar âşiyânlı âşiyânına pervâz urup gitdiler. Cümle ehl-i beled bu hâle ta‘accüp etdiler. Melek Paşa efendimiz dahi ahvâl-i pür-melâle hayrân kalup "Tiz bu yumurtaları tebdîl eden şakîyi getirsinler, hakkından gelelim," demişken, "Sabr eylen Kâdir [u] Kahhâr Allah adâlet edüp ol şakînin hakkından gelir" deyü nefes etdi. Üçüncü gün hikmet-i Hudâ: {Leylek murgı yumurtalarını tebdîl eden Uşkurta nâm sekbân huddâmı Debbâğoğlu benâm şakî nîm-mest olup bir nigâr-pâre-i ma‘hûdesinin hânesine girüp üstâd-ı cüllâh-vâr fâhişesinin kârhânesin kurup mekik atarken avretin kocası ale'l-gafle içeri girüp görse kim kârhâne meydânda don ağacıyla kurulu üstâd-ı şirinkâr durma çalışup mekik atar. Hemân hâne sâhibi herîfin gayret ve hamiyyet ile cân başına sıçrayup dal tîğ olup yerinden pertâb edüp avreti ve Uşkurta debbâğ oğlun mecrûh edüp dest ber-kafa ikisin dahi kayd-bend ile taşra çıkarup "Gör e, ümmet-i Muhammed" deyü feryâd ederek Sofya'nın mecma‘u'l-irfânı ve mesken-i yârân-ı ihvân olan bana başına vardıkda ol mahalde} bana başında zadra yeniçerileri bu avret içün gavga ederler. Meğer evvel {ve âhir} fâhişe-i mezkûr, leylek murgının yumurtasın tebdîl eden Debbâğoğlu'nun fâhişesi imiş. Hemân Debbâğoğlu {zındık halâs olup} yeniçerilerin elinden orfanasın halâs etmeğe sa‘y ederken gavga müştedd olup hemân yeniçeriler Debbâğoğlu üzre dal kılıç hücûm edüp Debbâğoğlu'n ve fâhişesin pâre pâre edüp bana başına bırakdılar. Şehrin bir alay debbâğ bekârları maktûl Debbâğoğlu'nun leşin paşa sarâyına getirüp bizim çelebimizi yeniçeriler pâre pâre edüp kan etdiler, işte leşi, deyü feryâd edüp tazallum eylediler. Paşa dahi sehel nâhoş olmak ile debbâğ bekârları Debbâğoğlu'nun leşin paşa sarâyı önündeki câmî‘ saçağı altına kodular. Gör Cenâb-ı Bârî'nin takdîrin. Bu Debbâğoğlu leylek yumurtasın alup yerine zâğ beyzası koduğu içün yine karga-beçe hâsıl olup cümle murglar dişi leyleği pâre pâre edüp câmi‘ saçağından aşağı bırakdılar idi. Cenâb-ı Allah üçüncü günde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143a–143b ·
metinde göster ·
âhir olacağı bu idi, hoş geldin" deyüp içeri havzlı odaya İbşir girerken "Bu ya …
Vakt-i zuhr oldukda efendimiz Melek Ahmed Paşa bâzûların sığayup tecdîd-i vuzû‘ etmeğe hücreden taşra çıkmak murâd edindikde bu kadar a‘yân-ı devlet huzûrunda hemân Cehennem Bölükbaşı nâm şâkî sa’îr-i benâm bir zişt-rûy-ı bed-likâ başında demir tuğulkasıyla ve eğninde Dâvûdî zırhıyla ve kemerinde altı aded tabancalı tüfengiyle ve zahrında Haleb kalkanıyla gûyâ bu bir ayaklı cebehâne âdem ejderhâsı idi. Hemân bu habîs u iblîs-i pür-teblîs kapunun önüne gerilüp "Koca Melek Paşa benim kağan arslanım İpşir Paşa hünkârdan sağ esen gelmeden sen kande gidersin" dedikde Paşa-yı halîm ü selîm eydür "Namâz vakti oldu. Bir âbdest alıp ibâdet edelim" dedikde "Benim İpşir'im hünkârınıza gitdi. O sağ gelmezse ben sana âbdestler vereyim ki secdeyi gûrhânede edesin" dedi. Paşa tebessüm edüp yine taşra çıkmağa murâd edinince "Bre paşa otur" deyince hemân paşa-yı gayyûra gayret ve hamiyyet-i vezâret el verüp var kuvveti bâzûya getirüp ol Cehennem Bölükbaşı'ya bir tabanca-i Melek urdu kim tabanca darbından belindeki tabancalı tüfenkleri yire dökülüp başından demir tuğulkası düşünce paşa dal-hançer olup bu kadar haşerât içre Bölükbaşı'nın başına (başına) hançer kabzasıyla beş altı yerde zahmdâr edüp Bölükbaşı'nın başından ve burnundan 179b kan tüfenklerinden atılır gibi hûn-feşân olup Cehennem Bölükbaşı yüzü üstüne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr sar‘a dutunca cümle sekbân haşerâtları "Hayy ser-çeşmemiz uruldu" deyü paşa üzre hücûm edince İpşir'in cümle Abaza ve Çerkes iç ağaları paşayı himâyeye alup paşayı güç ile zabt u rabt etdiler. Cehennem Bölükbaşı'yı cehennem zebânilerine teslîm edüp koltuğuna girüp taşra sürüdüler. Cümle huzzâr-ı meclisler Melek Paşa'nın ol sarıca haşerâtları izdihâmında böyle cür’et etdiğine engüşt-ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldılar. Yine Melek Paşa aslâ tetiğin bozmayup cemâ‘at-ı kesîre ile hakîr imâmet edüp salât-ı zuhru edâ etdik. Ba‘dehû anı gördük, Sarâyburnu'ndan bir kayık zâhir olup Yıldırım gibi Kurşumlu Mahzen tarafına revâne olup kayık içinden bir mızrak üzre bir beyâz bayrak âşikâre olup cümle İpşir'in iç ağaları ona nazar edüp "Hamd-i Hudâ efendimiz sağdır. İşte ak bayrak kaldırdılar ve kayık yukaruya gidüp buraya gelse gerek. Eğer Sarâyburnu'ndan aşağı kayık gidüp kırmızı bayrak açsalar paşayı pâdişâh öldürmesi alâmeti idi. Paşa buradan hünkâra giderken eyle müşâvere oldu idi, şükür paşa sağdır. Üsküdar âteşe yanmadan halâs oldu" deyü her bir içağaları birer vezîre ve birer a‘yâna bu alâmet-i müşâvereden haber verüp Şâmîzâde'nin ve bizim Kudde Kethüdâ'nın ve Moralı defterdârın reng-i rûyları la‘l-gûn olup akılları başlarına geldi. Ba‘dehû anı gördük. Sarâyburnu'ndan Bostâncıbaşı kayığı yalpa ribaçsa diyerek akındıya karşu fırışka kürek çekerek ra‘d gibi gelüp kimi dûrbînli ve kimi kuvvet-i basarlı kayığa nazar edüp "El-hamdülillah paşa sağ esendir" deyü şâdımân oldular. Anı gördük, kayık Salacak iskelesine gelüp yanaşup cümle halk istikbâline varup kimi koltuğuna girüp sarâya getirirlerdi. Melek Ahmed Paşa yerinde sâbit-kadem olup İpşir Paşa sarâyına kadem basınca Melek Paşa karşu çıkup İpşir bir gül-i pembe semmûr giyüp paşamız anın koltuğuna girüp "Hayr makdem bîrâder, elhamdülillah, evvel ve âhir olacağı bu idi, hoş geldin" deyüp içeri havzlı odaya İbşir girerken "Bu yatan âdem nedir" deyü su’âl etdikde "Sultânım Melek Ahmed Paşa karındaşın Cehennem Bölükbaşı kulunuzu urup mecrûh etti" deyince "Cehennemdir, cehenneme kaldırın, cân ber-cehennemest" deyüp bizim paşa ile muhabbet üzre görüşüp eydür "Vallahi birâder, eğer sen bana karşu istikbâle gelmesen zâlim İslâmbol halkı beni güc ile Celâlî ederlerdi. Hâşâ ben o fesâdı kabûl etmezdim, ammâ bed-nâm olurdum. Allah senden râzî ola. Senin bana va‘z u nasîhatinden ziyâde sa‘âdetlü pâdişâh bana ikrâm edüp yemîn billahlar edüp "Benden emîn ol!" deyü bu cevâhir hançeri ihsân eyledi. Ben dahi sana in‘âm edem, kabûl eyle birâder" deyü hançeri paşaya verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179a–179b ·
metinde göster ·
… yân [u] nekbetân-ı müflisândan sana ne fâ’ide olmuş oldu. İmdi benim birâderim,
evvel ve
âhir bu hânedânda neşv [u] nemâ bulup Revân altında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in …
Üsküdar'da olan haşerât-ı mukleciyân [u] nekbetân-ı müflisândan sana ne fâ’ide olmuş oldu. İmdi benim birâderim, evvel ve âhir bu hânedânda neşv [u] nemâ bulup Revân altında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in emir-âhûr-ı kebîri idin. Ben hakîr silâhdârı idim. Hamd-i Hudâ yine bu Âsitâne'ye gelüp otuz bir senede mühre nâ’il oldun. İmdi var kuvveti bâzûya getirüp bî-garaz kimesnelere dîn-i mübîn umûrların su’âl ederek seninle etek dermeyân edüp berren u bahren asker-i deryâ-misâller cem‘ edüp Mısır yolların Venedik ve Malta küffârı elinden tathîr edüp cezîre-i Girid'i ve cezîre-i Misine'yi ve cezîre-i Malta'yı ve cezîre-i Korfoz'u ve cezîre-i İstindil'i ve kal‘a-i Zadra'yı inşâallah cümle berren u bahren feth edüp Fâtih-i Yemen Sinân Paşa gibi ve Kılıç Alî Paşa gibi ve Fâtih-i Kıbrıs Kara Mustafâ Paşa gibi nâm sâhibi olup inkırâzu'd-deverân hayr ile yâd olasın" deyü İpşir Paşa'ya {Melek Ahmed Paşa} bunun emsâli niçe bin va‘z [u] nasîhatler edüp eydür "İnşâallah benim birâderi-i cân-beraberim! Ale's-sabâh sizi Eyyûb Sultân'dan bu hakîr alay çavuşun olup bir alay-ı azîm ile İslâmbol'a koyalım kim ne Hâfız Ahmed Paşa ve ne Husrev-i Şir Paşa gelmemiş ola. İllâ siz İpşir Paşa gelmiş olasuz. Hemân şimdi asesbaşı ve subaşıya beyâz buyurdu tahrîr etsin ve kapudan paşa niçe bin kayıklar ve sandal u mavunalar Üsküdar'a gelüp cümle asker-i İslâm'ı karşu Beşiktaş'a geçirsinler. Siz dahi ale's-sabâh kapudan paşa ile başdarde-i hümâyûna süvâr olup cümle kadırgalara askeriniz mâl-â-mâl olup Yâvedûd İskelesi'ne gelin. Andan içeri deryâ sığlıkdır. Kapudan paşa kayığıyla Eyyûb'da Kurbân İskelesi'ne yanaşup anda hâzır olan atlara süvâr olup Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri âsitânesine yüz sürüp âkıbet hayrlığı içün rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp niçe kurbânlar edüp ve niçe bin fukarâlara tasadduklar edüp andan sa‘âdetle esb-i sabâ-sür‘ate süvâr olup âheste âheste Edirnekapusu'na gelince bu hakîri dahi alay-ı azîmi âmâde ederiz. Hudâ âsân ede!" dedikde İpşir Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bir hil‘at-i semmûr ve üç kîse zer-i hâlis mümessek-i nevr verüp Üsküdar'da öpüşüp görüşüp İpşir'den hünkâra gitmeğe {Melek Paşa} me’zûn olup andan paşa ile kayığa süvar olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa Köşkü'nde paşa sa‘âdetlü pâdişâha buluşup "Pâdişâhım sabâh İpşir Paşa lalan alay ile der-i devlete dâhil olacakdır, fermân pâdişâhımındır" dedikde "Ey Melek lala, bugün İpşir lalan bana geldikde siz sâ’ir vüzerâlar ile Üsküdar'da rehin miydiniz?" dedi. Melek Paşa "Hayır pâdişâhım, anlar pâdişâhımdan gelince müşâvere etsek gerek idi. Anınçün Üsküdar'da kalup pâdişâhım huzûruna gelemedik" deyü hüsn-i ta‘bîr etdikde pâdişâh-ı Cem-cenâb ‘ârifâna kaziyye’ ma‘lûm deyüp "Lala sabâhın alay-ı azîm ile lalamı sarâyına getirin. Ben dahi bir yirden alayın temâşâ ederim. İpşir lalamın vaka‘ [u] vakarın tutup bir alay eylen kim bir vezîre olmamış ola" deyü fermân edince Melek Paşa dest ber-zemîn edüp paşa sarâyına gelüp cümle ocaklara ve askerî tâ’ifelerine ağalar ile beyâz üzre buyurdular gönderüp kendüsü de cemî‘i iç ve tış ağavâtların zer-ender-zere müstağrak edüp ale's-sabâh dörd bin güzîde askeriyle yedi kubbe vezîrleriyle alay-ı azîm edüp her vezîr mehterhânelerin çalarak Eyyûb Sultân'a varılup herkes merkezlerinde âmâde olup selâma durdular. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 180a ·
metinde göster ·
Sahrâsında cümle hayme vü hargâhları tınâb tınâba çıt-a-çıt kurup meks olundukda cânib-i erba‘aya çeteciler ve karavullar gidüp pusulara girdiler. Biz beride asker-i İslâm ile ol gün kazanlar asup ta‘âmlar pişürüp safâlar etdik ve bu Orhay nâhiyesi evvel ve âhir Boğdan kâfirinin vilâyetinin gâyet ma‘mûr yeridir kim nehr-i Turla kenârına vâki‘ olmuş imâristândır, lâkin kâhîce nehr-i Turla karşusunda Durujunka Kazağı bu Orhay cânibine geçüp harâb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 38b ·
metinde göster ·
âhir Leh kralının kal‘asıdır. Âl-i Osmân'a hizmet ile neşv ü nemâ bulup kapucub …
Menzil-i Palanka-i Rıdvaniçse: Evvel ve âhir Leh kralının kal‘asıdır. Âl-i Osmân'a hizmet ile neşv ü nemâ bulup kapucubaşı olan Rıdvân Ağa nâm köle kısmından bir be-nâm ağa fursat bulup kırk yıldan sonra "Âh vatan-ı aslîmin semiz domuz etleri" deyüp Kazak-ı Ak'a firâr edüp bu kal‘ayı binâ etdiğinden kal‘a-i Rıdvaniçse derler. Hâlâ müfîd ü muhtasar bir küçük palanka kal‘acıkdır. Varoşu beş yüz pâre saz örtülü evlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 39b ·
metinde göster ·
… ş kal‘adır Nehr-i (---) kenârında mebnî bir kal‘a-i kavî hisâr-ı üstüvârdır kim
evvel [ve]
âhir Leh kralının hükmünde olup gûyâ paşalıkdır. Cümle üç bin pür-silâh askere …
Evvelâ bânîsi (---)(---) ve sebeb-i tesmiyesi 41a lisân-ı Lehce (---) demekdir. Eğer iç kal‘ası ve eğer taşra kal‘ası cümle beyâz taş kal‘adır Nehr-i (---) kenârında mebnî bir kal‘a-i kavî hisâr-ı üstüvârdır kim evvel [ve] âhir Leh kralının hükmünde olup gûyâ paşalıkdır. Cümle üç bin pür-silâh askere mâlikdir. Derûn-ı hisârda cümle iki bin evdir ve dokuz kenîse ve üç yüz dükkân ve (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 40b–41a ·
metinde göster ·
… îsi (---) sebeb-i tesmiyesi (---). Bu kal‘a Krakov hâkinde vâki‘ olmuşdur, ammâ
evvel ve
âhir Leh kralı hükmündedir, lâkin sene 1054 târîhinde İslâm Giray Hân asrında K …
Bânîsi (---) sebeb-i tesmiyesi (---). Bu kal‘a Krakov hâkinde vâki‘ olmuşdur, ammâ evvel ve âhir Leh kralı hükmündedir, lâkin sene 1054 târîhinde İslâm Giray Hân asrında Kardaş Kazak bu kal‘ayı hân kuvvetiyle alup yine Leh kralına vermişdir. Kal‘ası bir düz sahrâda çit ve ağaç palanka kal‘a-i metîndir kim içi rıhtım dolma yigirmi adım enli dîvârdır ve yedi köşe ve yedi bin adım cirmi vardır. Ve cümle üç kapusu var. İçinde ancak bir azîm manastırı var, gûyâ iç kal‘adır. Ve cümle bin aded dükkânları var ve taşrasında bâğçeli bir varoş-ı azîmi etrâfı dâ’iren-mâdâr handakdır. Andan kal‘a-i Gürlev altından kalkup yine cânib-i şimâle bir konak düzde ormanlık içre gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41a ·
metinde göster ·
âhir bu kal‘a Leh kralının hükmünde kal‘a-i azîm ve şehr-i kadîm ma‘mûr u müzey …
Evsâf-ı kal‘a-i Podhayiçse: İbtidâ bânîsi (---)(---) ve sebeb-i tesmiyesi lisân-ı Leh üzre (---) demekdir. Evvel ve âhir bu kal‘a Leh kralının hükmünde kal‘a-i azîm ve şehr-i kadîm ma‘mûr u müzeyyen bir diyâr-ı bender-âbâddır kim bu şehrin cümle imâristânının enderûn [u] bîrûnu serâpâ taş kârgîr binâ bir kal‘a-i zîbâdır, ammâ asker tündlüğü izdihâmından dâ’iren-mâdâr cirmi ve kaç kapusu olup kaç köşe kal‘a olduğu ma‘lûmum değildir, ammâ hâkimi Leh kralı vezîridir kim beş bin cengâver tüfengli Nemse soltatının yayasına ve üç bin atlı askere mâlikdir. Ve bu kal‘a içre çuka işler ankâ Yahûdî ve Ermeni re‘âyâsı ol kadar çokdur kim hisâbın vâmoşları bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41a ·
metinde göster ·
Eşkâl-i kal‘a-i kadîm İşcerez: Evvel ve âhir Leh kralınındır, ammâ Krakov vilâyeti hâkinde vâki‘ olmuş kirmândır. Kal‘ası bir sahrâ-yı lâle-izârda nehr-i İşcerez sâhilindedir. Nehr-i İşçerez Krakov dağlarından gelüp bu mahalden ubûr edüp nehr-i Özü'ye ve bir kolu nehr-i Turla'ya mahlût olur. Bu kal‘a şekl-i muhammes bir tula binâ beş tabyalı bir sûr-ı ra‘nâdır. Ve ancak iki kapusu var ve etrâfı sulu ve bataklı handakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 41b ·
metinde göster ·
… smi başka başkadır. İbtidâ bânîsi (---)(---) ve sebeb-i tesmiyesi (---)(---).
Evvel ve
âhir Leh kralı hükmündedir, ammâ Varşalka kralı hâkindedir. İslâm Giray Hân asr …
Yedi lisân üzre ismi başka başkadır. İbtidâ bânîsi (---)(---) ve sebeb-i tesmiyesi (---)(---). Evvel ve âhir Leh kralı hükmündedir, ammâ Varşalka kralı hâkindedir. İslâm Giray Hân asrında bu kal‘aya Kardaş Kazak istîlâ edüp mâl [u] menâlin nehb u gâret edüp Tatar-ı adû-şikâr varoşun ıhrâk bi'n-nâr etmişdi. Hâlâ ol kadar imâristânı yokdur ve kal‘ası küçük şeddadî binâ ve şekl-i muhammes bir tula binâ hisâr-ı ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi bin sekiz yüz adımdır ve bâğları yokdur, lâkin bâğçesi çokdur. Eriği ve elması ve emrûdu firâvândır, lâkin üzümü ekşi olur, ammâ kırk elli elvân horilka rakıları şişeler içinde ispençer dükkânlarında bî-hisâbdır ve etıbbâ ve cerrâh fassâdı bu şehrin memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 46a ·
metinde göster ·
âhir Leh kralı hükmünde başka serhad vezîrliği şeklindedir kim on yedi bin güzî …
Bânîsi (---) dir. Sebeb-i tesmiyesi Leh lisânınca (---) derler, ammâ efvâh-ı Rus-ı menhûsda Lubnin derler, ammâ evvel ve âhir Leh kralı hükmünde başka serhad vezîrliği şeklindedir kim on yedi bin güzîde askere ve yetmiş bin re‘âyâ Kazağ'a mâlikdir. Bu kal‘adan Hân'a "Safâ geldiniz" deyü hâkimi alay ile istikbâle çıkup kal‘a altında ziyâfetler tenâvül olunurken kal‘adan bin pâre toplar atup şâdumânlar edüp hâkiminden hedâyâ-yı firâvânlar gelüp Hân hazretleri anların kal‘alarından aldıkları cümle üsârâların davulu zurnası ve nâkûs-ı erganonları ve başaşağı haçlı bayrakların açarak kal‘a dibinde iki gün meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·
âhir Leh kralı hâkindedir, ammâ bu kal‘a Durujunka, ya‘nî Durucan hükmünde üç b …
Evsâf-ı kal‘a-i Praslov: Bânîsi (---)(---) dır. Lisân-ı Lehçe Praslov (---)(---) derler. Evvel ve âhir Leh kralı hâkindedir, ammâ bu kal‘a Durujunka, ya‘nî Durucan hükmünde üç bin çengâl dest-i sermest Kazaka mâlikdir. Bu dahi nehr-i Tasma kenârında cümle palanka çıt ve rıhtım dolma hisâr-ı kavîdir. Derûn-ı hisârda cümle iki bin aded şindire ve saz örtülü meykede ve hınzîrhânelerdir. Câ-be-câ kiliseleri nümâyân olup çârsû-yı bâzârı ve gayrı âsâr-ı binâlarına nazar etmedim. Bu mahalle nehr-i Tasma tâ batı tarafından gelüp Çehrin kal‘ası kurbunda nehr-i Özü'ye karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 49a ·
metinde göster ·
Paşa {eydir}: "N'ola, kaşki Evliyâ, kapucular kethüdâlığımız kabûl etse. Evvel ve âhir mahrem-i râzımız ve kendü sıkaden akrabâmız" dedüğün sâ’ir kapu yoldaşlarımız Paşa'dan bu sözü işidüp niçe ser-i kârda olanlar hakîre hakâret nazarıyla bakmağa başladılar. Bu hakîre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 79a ·
metinde göster ·
âhir Venedik destindedir. Aslâ bir şîr-i nahçîrin pençesine girmemişdir ve bir …
Evvel ve âhir Venedik destindedir. Aslâ bir şîr-i nahçîrin pençesine girmemişdir ve bir düşman handakın görmemişdir. Hattâ sene (---) târîhinde yedi yüz pâre keştîler ile İşpaniye bu kal‘ayı muhâsara edem zann edüp bu kal‘a altına gelüp karaya asker döküp top-ı kûplar ile döğüp sarılam zann eder. Etrâf-ı kal‘ada olan cümle Hırvad ve Islovin kâfirleri İşpaniye keferelerin ele alup Zadra kal‘ası bir top atmadan yüz elli bin aded İşpaniye kâfirlerin kırup esîr edüp bakıyyetü's-seyfleri cümle deryâya dökülüp gark olurlar ve deryâda olan gemilerine kal‘adan niçe bin top urup yüz elli pâre İşpaniye gemileri gark olup hâ’ib u hâsir gitdiklerin Venedik kâfiri tevârîhlerinde yazup, bu hakîrin bir esîri var idi. Gâyet tevârîh-şinâs bir kefere-i fecere idi. Andan istimâ‘ edüp bu mahalle makyûd u murakkam olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
… a tahassun etmişler ve cümle mâl [u] menâllerin kurâlarda bırakmışlar. Bu kal‘a
evvel ve
âhir Venedik hükmündedir. Bunda billûr ve necef ve moran camlar ve gözlükler ve …
Evvelâ Zadra altından on bin asker ile kalkup Melek Ahmed Paşa efendimiz seksen bin askerle Zadra altında kalup, bizler "Tevekkülen-alallâh" deyüp cânib-i garba Körfez denizi kenârıyla bir gün bir gece seğirdüp vakt-i seherde, vilâyet-i Moran kal‘asına varıldı. Bahr-i Bundukanî kenârında bir metîn ve kavî kal‘adır. Cümle küffâr asker-i kerrârdan haberdâr olup derûn-ı kal‘aya tahassun etmişler ve cümle mâl [u] menâllerin kurâlarda bırakmışlar. Bu kal‘a evvel ve âhir Venedik hükmündedir. Bunda billûr ve necef ve moran camlar ve gözlükler ve gûnâ-gûn cam fânûslar işlerler. Bu şehrin cânib-i cenûbunda deryâ içre elli mîl mikdârı 141b sevâd-ı azîm şehr-i Venedik, ya‘nî belde-i Bundukanî nümâyân idi, ammâ imârâtının kubâbları ve nâkûs millerine alemleri şa‘şa‘ası cihânı rûşen etmişdi. Hudâ dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141a–141b ·
metinde göster ·
âhir Erdel kralları hükmünde olup dest-i Âl-i Osmân'a aslâ girmemişdir ve Seydî …
Evvel ve âhir Erdel kralları hükmünde olup dest-i Âl-i Osmân'a aslâ girmemişdir ve Seydî Paşa'dan gayri bu diyâra bir vezîr gelmemişdir. Lâkin bu kal‘a Zolomioğlu'nun irs ile intikâl eden mülküdür kim bin kadar askere mâlikdir. Kal‘ası Kolçvar yaylası deresinin içinde nehr-i Kolçvar kenârında bir yalçın kaya üzre evce berâber Şeddâdî ve şekl-i muhammes kal‘a-i metîndir. Haçek sahrâsına nâzır bir kapusu ve on bir kulleli şirîn kal‘adır, ammâ havâlesi çokdur, lâkin her cânibi uçurum olmağile yanına varılmaz. Ve havâlesi olan dağların ardları kıble cânibi cümle Eflak vilâyetidir. Ve bu kal‘anın aşağı dere içinde bâğlı ve bâğçeli bir varoş-ı meresî(?) içre musanna‘ kenîseleri ve deresinde gûnâ-gûn mâhîleri var. Ve âb [u] hevâsı latîf olduğundan mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3a ·
metinde göster ·
Bu diyârda "var" lafzı kal‘a demekdir, ammâ Jidvar lisân-ı Macar'da (---)(---)(---) demekdir. Bu kal‘a evvel [ve] âhir Erdel krallarına tâbi‘dir, lâkin Kemen Yanoş-ı la‘în kralın milkidir. Bir sık dağlık ve ormanlık içinde bir sa‘b kaya üzre üç tabyalı bir taş şîrîn küçük kal‘adır. Dibinden nehr-i Jidvar akup maşrık cânibine gidüp nehr-i Şamos'a mahlût olur ve kal‘aya yakın bir dar ağaçlık içinde pusu edüp karavullar ile bîdâr âmâde durduk. Sabâh olunca ince karavulumuz ileri gönderüp biz dahi bir sâ‘at gidüp hemân karavullarımız çıka gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
… dan Gül Baba hazretleridir kim Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ve Bâyezîd ve Selîm-i
Evvel ve
Süleymân Hân ile cemî‘i gazâlarda mevcûd olan Gül Baba-yı Âl-i Abâ'dır, kaddese …
"Cümle cemâ‘at hâzır iken dağılmasınlar. Fursat ganîmetdir emânetimiz teslîm edelim. Beni ılıca suyiyle fi'l-hâl yaykasınlar ve Süleymân'ım beni Budin'e dinsinler(?), İslâmbol'a sıhhatle gitsinler ve cümle oğulların öpsünler" deyü vasiyyet edüp ol Cum‘a cemâ‘ati arasında bir kerre "Yâ cemâlallâh" deyüp rûh teslîm edince der-akab Süleymân Hân gelüp cenâzesine hâzır olup ol ân techîz ü tekfîn ıskât salâtiyle gasl edüp bizzât namâzın Ebussu‘ûd Efendi kılup ibtidâ-i fetihde hâk-i pâk-i 78a Budin'de defn olunan ve iki kerre yüz bin cemâ‘at-i kesîre ile cenâzesi namâzı kılınan fukarâ-yı Bektaşiyân'dan Gül Baba hazretleridir kim Ebü'l-feth Sultân Mehemmed ve Bâyezîd ve Selîm-i Evvel ve Süleymân Hân ile cemî‘i gazâlarda mevcûd olan Gül Baba-yı Âl-i Abâ'dır, kaddesenâllâhu bi-sırrıhi'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77b–78a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i hâkimân-ı Eflakân: Evvelâ baş logofet ve vornik-i
evvel ve
vornik-i sânî ve baş hatman ve ikinci hatman ve pustenik ve behranik ve kopar v …
Sitâyiş-i hâkimân-ı Eflakân: Evvelâ baş logofet ve vornik-i evvel ve vornik-i sânî ve baş hatman ve ikinci hatman ve pustenik ve behranik ve kopar ve ısbatar ve vistiyar ve komsin ve zihnigar ve orta logofet ve küçük logofet ve uşar ve şatrar ve kamaraş ve armaş ve ustolnik ve vetah ve kolçar ve medeninkar ve selçar ve darabans baş ve vamoş bu esmâlı zâbitleri gâyet mükellef ü mükemmel ve mülebbes ve pür-silâh mahbûb gulâmlarıyla ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 113a ·
metinde göster ·
Evvel ve âhir Nemse çâsârının tahtıdır, ammâ bu sefer-i meserretde seyr [ü] temâşâ etdiğimiz büldânlardan bu medyen-i azîm ma‘mûr u müzeyyen ve âsâr-ı binâları kat-ender-kat bir belde-i medyendir kim bir merhale yerden nümâyân oldukda cemî‘i kubâb-ı nîlgûnlarının ve cümle düyûrlarının nâkûs kullelerinin altun haç alemlerinin şu‘lesi nûr gibi berk urur ve şehri bir kûh-ı ser-bülendin zeylinde vâkı‘ olmağile cemî‘i uyûn-ı câriyelerin selsebîl-âsâ şehir içinde cereyân etdikleri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
âhir dest-i düşman değmemiş bir şehr-i azîmdir kim Alaman diyârında Nemse çâsâr …
Evvel ve âhir dest-i düşman değmemiş bir şehr-i azîmdir kim Alaman diyârında Nemse çâsârının hükmünde olup cânib-i erba‘ası bataklık olmağile nehb ü gâret etmek mümkin olmayup sahrâsında meks etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 4b ·
metinde göster ·
âhir Nemse kralının hükmünde sahrâsında bir hıyâbân ormanistân içre meks edüp o …
Evvel ve âhir Nemse kralının hükmünde sahrâsında bir hıyâbân ormanistân içre meks edüp ormandan taşra bir âdemimizi taşra çıkarmadık, zîrâ küffâr leşkerine çok râst gelir olduk. Bu kal‘a-i İşlos bir sahrânın orta yerinde kûh-ı Demâvend-misâl metânet üzre dururdu. Ve bir varoş-ı azîmi cânib-i şarkîsinde berk urup yayılmış dururdu. Hayli mesâfe-i ba‘îdeden seyr etdik. Bu kal‘adan bize yedi pâre top atıldı. Esîrlerden su’âl etdik,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5b ·
metinde göster ·
âhir dest-i İslâma girmeyüp Orta Macar banı Topal Palatinuş hükmündedir. Paşaya …
Evvel ve âhir dest-i İslâma girmeyüp Orta Macar banı Topal Palatinuş hükmündedir. Paşaya azîm top şâdımânları edüp Âl-i Osmân ile Nemse çâsârının sulh etdiklerinden be-gâyet kesb-i safâ edüp hakîrin elçi paşa ile Beç'e gideceğimizden haberdâr olup hakîre hayli ta‘zîm ü tekrîm edüp ziyâdesiyle hedâyâlar verüp paşaya aşağı varoş bâğlarında azîm ziyâfetler edüp on ümmet-i Muhammed esîr verdi ve hakîre beş esîr verüp ol ân esîrlikden âzâd olup anlara birer at dahi verdi. Yahşi kapudan-ı kefere imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 41b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ bu dahi
evvel ve
âhir Orta Macar hükmünde olup kal‘a kapudanı paşaya istikbâle çıkup azîm vezni …
Lisân-ı Macar'da (---)(---) demekdir. Bânîsi ma‘lûmum değildir, ammâ bu dahi evvel ve âhir Orta Macar hükmünde olup kal‘a kapudanı paşaya istikbâle çıkup azîm vezni üzre top şâdımânları eyleyüp bir bâğda paşaya ziyâfetler ve hedâyâlar verüp bunlar dahi sulhdan hazz edüp sûret-i sulhnâmeler tilâvet olundukda cümle küffâr başların açup şükr-i Îsâ etdiler, ammâ bu kal‘ada mükemmel küffâr askerleri çok nümâyân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42a ·
metinde göster ·
Evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Gerçi Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken ihrâk etmişler, ammâ kabza-i tasarrufa almamışlar. Kal‘ası dibinde bir varoş-ı azîmi var, cümle asker-i İslâm ile alay ederek bu varoşun bir kapusundan girüp bir kapusundan çıkarken bir enni şâhrâh içre üç bin âdem gidüp iki cânibi sarây-ı âlîler ve altları serâpâ kemer kârgîr binâlı dükkânlar kim cümle bin aded ma‘mûr u müzeyyen dükkânlar içre niçe yüz bin mahbûb u mahbûbe mûğ-pîçeler alay temâşâsına çıkup biz dahi anları ânlarıyla seyr ederek bu varoş-ı müzeyyen içinden çıkup kal‘a-i Ovar berâberliği varıldıkda mel‘ûn kal‘a ol kadar top şâdımânları etdi kim kulaklarımız gûyâ asam olup kal‘a âteş-i Nemrûd içinde kaldı ve ol kadar tabl u torompete ve nâkûslar çaldı kim gûyâ Deccâl Yahûdî vücûda geldi zann olundu. Ve kal‘a handakı dibinde meks olunup bir çemenzâr ve mesîregâh yerde kapudanın ziyâfeti olundu. Ve cümle şehrin dilberânları çadırlarımıza gelüp dilnüvâzlık ve dildârlıklar eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49a ·
metinde göster ·
Lisân-ı Nemsece (---) demekdir. Bânîsi Laslo Kral'dır. Bu kal‘a evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Lâkin Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken bu kal‘ayı ihrâk edüp ubûr etmiş, be-dest-i Kâsım Voyvada. Ammâ biz paşa ile bu kal‘a altından alay ile ubûr edüp andan varoş içre âdem deryâsın seyr-i temâşâ edüp varoşun öte tarafında bir vâsi‘ çemenzâr u lâle‘ızâr yerde hayemât u çetr-i mülemma‘lar ile meks olundu, ammâ bu varoş-ı azîm bir enli sokakdır kim tarafeyni mu‘azzam sarâylardır ve altları cümle kârgîr binâ dükkânlardır kim yine cümle zenân tâ’ifeleri bey‘ u şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
âhir Erdel vilâyeti kal‘alarıdır, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Varat feth old …
Sekelhit dahi derler. Evvel ve âhir Erdel vilâyeti kal‘alarıdır, ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Varat feth oldukda Alî Paşa tahrîrinde bu kal‘a Erdel'in Hayduşak vilâyetinde kalup cemî‘i altı yüz pâre kurâları Macar nâhiyesine tahrîr olunup Varat köyleri oldu. Bu kal‘a bizim Varat kal‘amıza yakîn olmağile Nemse kralı havfinden bu kal‘anın münhedim olmasın hîn-i sulhda ricâ etdi, zîrâ âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr kâfirler böyle mülâhaza etdiler kim
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
âhir dest-i küffârda ma‘mûr u âbâdân kal‘adır. Alî Paşa asrında bu kal‘aya uğra …
Evvel ve âhir dest-i küffârda ma‘mûr u âbâdân kal‘adır. Alî Paşa asrında bu kal‘aya uğramamışdık, ammâ Saboş nâhiyesin berbâd edüp yedi bin aded penc-i yeki almış esîr alınmışdır. Hâlâ yine amâr olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89a ·
metinde göster ·
Evvel ve âhir dest-i Macar'da vîrândır. İbtidâ diyâr-ı Macaristân'da bu kal‘ayı Menûçehr evlâdları Mâverâü'n-nehir'den bu iklîme gelüp dörd şehzâde-i cüvân-baht Menûçehrzâdeler bu cây-ı menâsda dörd aded toprakdan yığılı kal‘alar binâ ederler. Ammâ taş ve rıhtım dolma değillerdir, ancak bir azîm toprak yığılı handaklı tabur kal‘alarıdır. Anıniçün Tatar kal‘ası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89b ·
metinde göster ·
Evvel ve âhir Süleymân Hân'dan berü bu varoşun re‘âyâları mutî‘ [u] münkâdlardır. Tahrîr-i kadîmde Eğre eyâleti aklâmı idi. Şimdi Varat eyâletine tahrîr olundu. Her sene pâdişâha kırk bin aded Ungurus altunu harâc verirler. Ve Budin ve Eğre ve Varat ve Yanova paşalarına niçe yüz pastav çuka ve gayri gûnâ-gûn hedâyâlar ve hınto arabalar verirler. Bu varoş cümle on iki bin sekiz yüz aded serâpâ şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî kârgîr binâ bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr dâr-ı menhûsları var. Ve on iki aded elleri gümüş deyenekli birov hâkimleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90a ·
metinde göster ·
âhir Erdel krallarına tâbi‘ nehr-i Moriş kenârında bir şehr-i azîm idi. Mukadde …
Evvel ve âhir Erdel krallarına tâbi‘ nehr-i Moriş kenârında bir şehr-i azîm idi. Mukaddemâ sene (---) târîhinde İsmâ‘îl Paşa ihrâk etmiş idi. Hâlâ ol kadar ma‘mûr olmamış ve kal‘ası Moriş nehrinin karşu tarafında evc-i âsumâna berâber bir yalçın kûh-ı bâlâ başında çâr-kûşe kârgîr binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Niçe derd-i belâ çeküp kal‘aya çıkup temâşâ etmeğe komadılar. Ancak kapudanı taşrada ziyâfet edüp birez hedâyâlar verüp gitdim. Hâlâ bu kal‘a Erdel kralına isyân üzre keferelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92b ·
metinde göster ·
âhir Maskov krallarına tâbi‘ elli bin kadar küffâr-ı Kazak'dır. Hân bunlara nâm …
Evvel ve âhir Maskov krallarına tâbi‘ elli bin kadar küffâr-ı Kazak'dır. Hân bunlara nâme ile bir elçi gönderüp nâmeyi kırâ’at etmeden kabûl etmeyüp "Hân bildiğinden kalmasın" deyü elçimizi kovdular. Derhâl Hân dahi Özü nehrin âsân vech ile ubûr edüp yıldız cânibine Berabaş Kazağı vilâyetin alan u tâlân ederek becenelerinde olan kâfirleri esîr ederek cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111b ·
metinde göster ·
âhır sene 125 târîhinden berü Ebü'l-Müslim-i Mervî hazretleri bu kavm-i Dağıstâ …
Evvel ve âhır sene 125 târîhinden berü Ebü'l-Müslim-i Mervî hazretleri bu kavm-i Dağıstân'ı Belh [u] Buhârâ ve Horâsân'dan göçürüp ibtidâ bu ülkeyi anlara ihsân etmişdir kim bilâd-ı azîmdir. Bu şehr-i ma‘mûr Bahr-i Harez'e ol kadar yakındır kim Bahr-i Harez görünür. Şark tarafı Acem ile müşâdır. Dağıstân'ın yedi hânlığının biri dahi bu Karabudak ülkesidir kim yedi beğlik ve yedi kadılık yerdir. Baş beğinin ismi (---) hândır kim üç bin askere mâlikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 165b ·
metinde göster ·
âhır Acem'indir. Lâkin bir iki kerre Terekemân kavmi ve Maskov'un Kazak kavmi g …
Evvel ve âhır Acem'indir. Lâkin bir iki kerre Terekemân kavmi ve Maskov'un Kazak kavmi gemilerle gelüp bu şehre istîlâ etmişlerdir. Hâlâ dest-i Acem'de başka hânlıkdır kim hânın ismi Safî Kulu Hân'dır kim yedi bin güzîde dizçöken ve yasavul ve Terekeme ve Gökdolak askerine mâlikdir. Bu vilâyetde Kumuk ve Hindî ve Kaytak ve Lezgi ve Kahtâniyye kavimleri yokdur, ammâ Moğol ve Boğol ve Karatayak ve Bağacak ve Yaman Sadak akvâmları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
… edüp âlâm-ı şedâ’idin çekmemiş idik, ammâ şimdi Tevfîk ilallâh dedim. Hakkâ ki
evvel ve
âhir deryâ seyâhatinden hazz etmeyüp vilâyet-i Cezâyir'i ve Tunus'u ve Trâblûs' …
Mukaddemâ cild-i sânîmizde içinde olan mahlûkâtları evsâfı tahrîr olunmuşdur, ammâ içinde gemiler ile şinâverlik edüp âlâm-ı şedâ’idin çekmemiş idik, ammâ şimdi Tevfîk ilallâh dedim. Hakkâ ki evvel ve âhir deryâ seyâhatinden hazz etmeyüp vilâyet-i Cezâyir'i ve Tunus'u ve Trâblûs'u ve Hindistân'ı görmemiş idim. Hudâ hayırlısıyla görmek müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 166b ·
metinde göster ·
âhir Maskov krallarının tahtgâhı imiş. Lâkin Heyhât sahrâsına Kalmık Tatarı gel …
Evvel ve âhir Maskov krallarının tahtgâhı imiş. Lâkin Heyhât sahrâsına Kalmık Tatarı geleli kral bu tahtın bırağup nehr-i Cayık'dan karşu tarafda yigirmi konak içeri şehr-i tahtgâh-ı (---)(---) gidüp hâlâ anda karâr eder. Cümle (---) aded tahtı vardır (---) şehirde (---) nâm sikkesi kesilir (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174a ·
metinde göster ·
âhır Maskov kralı hükmündedir. Nehr-i Ten kenârında şekl-i murabba‘ binâ-yı met …
Ammâ bu kal‘a gâyet metîn ağaç kal‘adır. Ve evvel ve âhır Maskov kralı hükmündedir. Nehr-i Ten kenârında şekl-i murabba‘ binâ-yı metîn olup cirmi kâmil üç bin adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… dır kim nehr-i Ten döğüp yüz pâre Urus şayka gemileri karada durur idi. Bu dahi
evvel ve
âhır Maskov kralınındır.
Bu dahi nehr-i Ten kenârında şekl-i müseddesden tûlânî ağaçdan kirmân-ı metîndir kim başka hatmanlık ve kapudanlıkdır kim nehr-i Ten döğüp yüz pâre Urus şayka gemileri karada durur idi. Bu dahi evvel ve âhır Maskov kralınındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 181a ·
metinde göster ·
âhır ben senin garîbinim ve bir yâr-ı kadîm du‘âcınım. Sekiz yıldır İslâmbol'da …
"Efendim evvel ve âhır ben senin garîbinim ve bir yâr-ı kadîm du‘âcınım. Sekiz yıldır İslâmbol'da evlerim görmedim. Bir kerre varayım, yine geleyim" dedikde otuz guruş harc-ı râh ve bir at ihsân edüp Ak Mehemmed Paşa'nın İslâmbol'a gitmesi fermânın dahi alırken anı gördüm, elime bir emir ve bir mektûb verüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 203b ·
metinde göster ·