… uş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen yandım saŋa men müʾminlerniŋ
evveli
men
143 ḳaçan keldi erse musa öd urmışımızḳa sözledi aŋar anıŋ iḍisi aydı: ey iḍim körkitgil maŋa baḳayın saŋa. aydı: hiç körmegey sen ançası bar baḳġıl taġḳa eger ḳarar ḳılsa yerinde munu körgey sen mėni. ḳaçan kim nurı körkitti erse iḍi taġḳa ḳıldı anı kes kes / pare pare tüşti musa bi-huş bolup ḳaçan kim usına keldi erse aydı: arıġ sen yandım saŋa men müʾminlerniŋ evveli men
Ve Sarây-ı Hümâyûn'un cânib-i erba‘asında olan bâb-ı hâsların
evveli
Kireçcibaşı ve Yalıkapusu ve Topkapusu ve dahi Uğrunkapu, sarâyda cürm edenleri …
Ve Sarây-ı Hümâyûn'un cânib-i erba‘asında olan bâb-ı hâsların evveli Kireçcibaşı ve Yalıkapusu ve Topkapusu ve dahi Uğrunkapu, sarâyda cürm edenleri katl edüp bu kapudan deryâya ilkâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
… ır ki kûh-ı Sürhâb'ın ardında ve Tebrîz'in şimâli tarafındadır. Ve bu nâhiyenin
evveli
Tebrîz'den bir fersahdır. Ve cümle yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân kasaba-misâl bâğ- …
Nâhiye-i pencüm Rûdkat'dır ki kûh-ı Sürhâb'ın ardında ve Tebrîz'in şimâli tarafındadır. Ve bu nâhiyenin evveli Tebrîz'den bir fersahdır. Ve cümle yüz pâre ma‘mûr [u] âbâdân kasaba-misâl bâğ-ı İremli kend-i azîmlerdir. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 301b ·
metinde göster ·
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i
evveli
olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş …
Ecrâm-ı kal‘a-i Bâb-ı hadîd: Sebeb-i tesmiyesi oldur kim bânî-i evveli olan İskender-i Zülkarneyn bu sedde bir demir kapu inşâ edüp nigehbânlar komuş idi. Tâ Enûşirvân asrına gelince ol bâb, hadîd olmağıla Demirkapu nâmıyla müsemmâ bir kal‘a-i üstüvârdır. Ba‘dehû bânî-i sânisî Enûşirvân'dır. Ba‘dehû bânî-i sâlisi Yezdcird Şâh'dır. Bânî-i râbi‘-i Şâh İsmâ‘îl'dir. Bânî-i hâmisi Özdemirzâde Osmân Paşa'dır kim ilâ yevminâ-hâzâ sedd-i Kahkahâ bir kal‘a-i metîndir. Kûh-ı Argın ve kûh-ı Düneb dâmenlerine vâki‘ olmuşdur. Bir cânib-i garba Bahr-i Haraz kenarına vâki‘ olup cümle esâs dîvârını talattum-ı deryâ döğer. Bu dîvârları Yezdcird Şâh'dan sonra Haraz Şâh binâ etdüğün leb-i deryâda İskele kapusu üzre Fârisî ebyât ile târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve yine bu deryâ cânibinde İskender'in binâ etdüğü sedd-i hâytlar deryâda müstağrak olduğu nümâyândır. Ammâ arîz [u] azîm, dîvâr-ı kadîm imiş. Mülûk murâd edinse ol dîvârdan kal‘aya gelince liman olmak mümkün idi. Hâlâ burc [u] bârûları bahr içre âşikâredir. Bu deryâ tarafı dîvârı kûh-ı bâlâya varınca tûlu bir ok menzili deryâ kenarıdır ve deryâdan yine kal‘a ensesindeki kûha 317a varınca kal‘anın arzı bir puta oku menzilidir. Bu kal‘a ilm-i hendese üzre bir püşte-i âlîde şekl-i muhammes binâ olunmuşdur kim bu hakîrin, gerçi dahi kesret-i seyâhati yokdur ammâ bu tarh [u] tarz üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn ve havâleden emîn kal‘a görmedim ve üstâd-ı mühendis [ve] bennâ-yı âkıbet-endîş bu kal‘ayı üç bölük inşâ etmiş ve cümle üç aded metîn ve kavî üç kat hakkâ ki demir kapulardır. Kal‘anın bir bölüğü şark cânibine, safh-ı cebele hâ’ildir. İkinci kapu şehr içine meftûhdur. Ve cânib-i kûh-ı Argın'a hâ’il olan dîvârda iki kapu vardır ve aşağı şehre mekşûf iki bâb-ı kavî dahi vardır. Biri Müskür kapusudur kim cânib-i şarkda nâhiye-i Müskür'e mekşûf olduğiyçün Bâb-ı Müskür derler. Bundan hurûc edenler at arabalarıyla üç günde kal‘a-i Şemahı'ya ererler. Ve bir kapu dahi cânib-i cenûba, Deşt-i Kıpçağ'a ve Kırım ve Çerkezistân'a Dağıstân'a gider. Dağıstân'a at arabası işlemez amma Moskov'un Türk kal‘asına ve vilâyet-i Kazan'a ve Deşt-i Kıpçağ'a cümle at arabaları işler. Ve bu kal‘anın üçüncü bölüğü cânib-i bahre düşmüşdür. İçinde ol kadar âbâdân yokdur. Henüz Karçığa Hân kal‘a müstahfızânları ve dizçökenler içün hâneler binâ ederdi ve Gîlân ve Bakü tarafından gelen tüccâr-ı sevdâgerlerin at arabaları bu hisâriçe bölüğünde mâl-â-mâl olup durur. Zîrâ bu diyârda taş ve sarp râh [u] güzergâh olmamağile cümle at arabaları işler. Ve deryâdan niçe bin keştîler işler. Anınçün ganîmetdâr diyâr bir kal‘a-i üstüvârdır. Bu hisâb üzre bu kal‘anın dâiren-mâdârında ve enderûn [u] bîrûnında cümle (---) aded kapulardır. Ve kal‘anın şekl-i murabba‘ı dâiren-mâdâr on bir bin altmış adımdır. Ve yetmiş kulle-i azîmlerdir kim her birinde gurebân [u] mücerredân içün birer medrese ve birer mescid mukarrerdir. Talebelerine Bakü kal‘asından çerâğ içün siyâh neft ta‘ayyün edüp rûz [u] şeb matbah-ı Keykâvûs'dan çobra-i gendümlerin suhte ve atlara merreteyn bezl-i it‘âm ederler. Bir nezâketle ulemâya kal‘ayı hıfz [u] hırâset etdirirler. Ve bu mezkûr yetmiş kulleden mâ‘adâ kal‘anın etrâfında cümle yedi bin altmış dendân-ı bedendir. Her şeb-i muzlimde ve gayr-ı mâhtâbda neft yağıyla kal‘ayı çerâğân ederler. Zîrâ eğer berren ve eğer bahren on üç kavm-i adüvv-i cânîsi vardır. Evvelâ deryâda Moskov Kazağı kâfiri gemilerle her bâr gelüp taşra nevâhîleri gâret eder. Ammâ zeyl-i hisâra gelemez. Leb-i deryâda yetmiş pâre balyemez topları vardır. Cümlesi Âl-i Osmân toplarıdır kim, mücellâ ve musaykalı şa‘şa‘asından âdemin reng-i rûyları nümâyândır. Ve bir hasm-ı kavîsi cânib-i garbîsinde Âl-i Osmân ve Tatar-ı Kırım ve Kalmahdır. Ve cânib-i cenûbunda Çerâkise kavmidir. Ve kıble cânibinde adüvv-i ekberi Dağıstân'ın Kumuk kavmidir. dahi cânib-i şarkîsine meyyâl düşmanı Tomris Hân ülkesi Gürcîstânıdır. Ol ecilden her şeb suhtevât ve dizçöken nökerât ve neferât ve çıplaklar burc [u] bârûlar üzre "Hudâ hûb" deyü feryâd edüp keşik beklerler. Ve cümle düşmanlarının havf [u] haşyetinden kal‘aya hâ’il bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden kûh-ı Düneb nâmıyla bir cebel-i âlî vardır, çengelistân ve hıyâbândır, anda şeb [u] rûz elli nefer nigehbân-ı tülüngiyân âmâde durup bu kal‘a üzre bir tarafdan bir yâğı ve bâğî ve zâğî urguncu asker zâhir ü bâhir olsa hemân ol kûhda yığılmış hizemlere âteş urup ahâlî-i kal‘ayı âgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316b–317a ·
metinde göster ·
âyet-i delîl [ü] bürhândır kim cCebel-i Cûdî'de ba‘de't-tûfân sefîne-i Nûh Necî karâr edüp şehr-i Cûde'yi seksen nefer kimesne imâr edüp tavattun edüp evlâd-ı evlâdları münteşir olup cümle târîhde anınçün Hazret-i Nûh'a "Âdem-i Sânî" ve "Eb-i Sânî" dediler. Ba‘dehû ol şehr-i Cûde bir bender şehr-i azîm olup andan cümle evlâd-ı Nûh ve ümmet-i Nûh bu şehirden murâd edindikleri arz-ı hâliyelere istilâ edüp mahsûldâr yerleri imâr etmeğe 35a başlayup ibtidâ Arz-ı Hâsân'da şehr-i Arîş binâ oldu. Andan şehr-i Balîs, andan Mısr-ı Atîk mukâbelesinde Hazret-i İdrîs'in ta‘lîmiyle Cize hâkinde Sureyd Hakîm'in binâ etdüğü Ehrâm dağların bulup anda Heremin nâm bir şehri Kalimon-ı Kehene binâ etdi. Andan sonra hâlâ Mısr-ı Atîk kim ana ol asrda şehr-i Fustât derlerdi, ol imâr oldu. Bi-kavli müverrihîn Hazret-i Nûh Tûfân'dan halâs olduğu gün yevm-i Aşura idi. Herkesde bulunan ta‘âmları bir kazgana koyup tabh edüp tenâvül edüp nâmına "Aşura" dediler, Hazret-i Nûh sünnetidir. Ve ba‘de't-Tûfân Hazret-i Nûhı'n-Necî üç yüz sene mu‘ammer olup üç oğlu dahi oldu. Bir oğlu Hâm'dır, kara Zengiler ve Fir‘avnîler ve Cebbârîn kavmleri bu Hâm'ın zürriyyetinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Sâm'dır. Arab ve Acem ve cümle peygamberler anın sülâle-i ırk-ı tâhirinden vücûda gelmişlerdir. Ve bir oğlu Yâfes'dir. Türk ü Tatar ve Sakâlib Ye’cüc ü Me’cüc bunun neslinden vücûda gelmişlerdir. Bir oğlu Ken‘ân idi. Babası Nûh Nebî ile gemiye girmeyüp peygamber belinden gelüp mürtedd olan ibtidâ bu Ken‘ân'dır. Cümle Mısır Kıptîleri ve Malta kâfiri Arabı ve Cezîre-i Girid'de İsfakiye Arabı Kıptîdendir, zuhûrları Mısır İskenderiyyesi'ndendir kim asılları Kıbtî ve Ken‘ân b. Nûh'a müntehîlerdir. Ken‘ân babasıyla zevrak-ı rahmete girmeyüp bir tuç kumkuma içre me’kûlât meşrûbâtıyla kumkuma içre girüp yeye, içe, sıça devr-i dâ’im gene yeye yeye necâsetinde gark olup Tûfân'da kumkumasıyla bir kenara çıkup hâlâ Mısır'ın sa‘îd-i âlîsi elvâhât evvel-i Nakraveş kurbunda kumkuması bârçeleriyle bir gâr içre yatar. Kabâbıta kavminin ziyâretgâhlarıdır. Hakîr üç kerre uğrayup temâşâ etdik. Deyr-i kadîm-misâl bir gâr-ı yetîmân dâr-ı bî-îmândır kim ol Ken‘ân hakkında sûre-i (---) âyet (---)Arapça nassı bu Ken‘ân hakkında kıbel-i Hak'dan alâ tarîkı'l-kısas Habîb-i Hudâ'ya nâzil olmuşdur. Niçe müverrihler Hâm ve Sâm ve Yâfes Tûfân'da gemi içre bile idi, derler. Ba‘zılar, Tûfân'dan sonra vücûda geldiler, derler. Sahîhi bu ola. Netîce-i merâm Tûfân'dan sonra gemi içre olan seksen nefer kimesneden bu dünyâ benî Âdem ile mâlamâl olduğundan Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî derler. Bir rivâyetde Ferîdûn Hazret-i Nûh ile gemide bile idi. Tatar andan tenâsül buldu, derler. Ferîdûn'un kabri Heyhât sahrâsında medfûn olduğu inşâallah mahalliyle tahrîr olunur. Ammâ bu Hazret-i Nûh'un ziyâretgâhı olan Kerk-i Nûh karyesi semtinde cebel-i Deyr derler bir kûh-ı bülend vardır. Bir tarafı cânib-i garba, Berût cânibinde Akdeniz'e nâzırdır. O cebel-i müntehâ içre yetmiş iki mezâhib fırak-ı dâlleden Dürüzî Timânî ve Yezîdî ve Mervânî kavmi sâkinlerdir. Ve bu cebelde zikri sebkat eden Ken‘ân b. Nûh aleyhi's-selâmın bir mağarası vardır. Ehl-i Sâm, Ken‘ân babasıyla gemiye girmeyüp kumkuma içre bu mahalde gark olduğuna sûre-i Nûh (---) âyet-i şerîfi delîl ederler. Arapça bu mahal içündür deyü müfessirîn tefsîr etmişlerdir. Ve ale'l-ittifâk Tûfân-ı Nûh ibtidâ bu Bukâ‘ sahrâsındaki nehr-i Tennûr'dan zuhûr edüp cihânı cümle gark etdi. Mezheb-i hukemâda olanlar "Tûfân hemân Arz-ı Mukaddese'de oldu" derler. Eyle ise âyet Arapça nassına göre Hazret-i Nûh'un gemisi cebel-i Cûdî üzre ka[râr] etdikde Cûde ve Musul ve Irâk-ı Acem ve Kurna ve Basra cümle arz-ı mukaddes olmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b–35a ·
metinde göster ·
… azret-i Şem‘ûn-ı Safâ: Hazret-i Mesîh aleyhi's-selâmın on iki halîfesi var idi.
Evveli
Habîb-i Neccâr idi. İkincisi bu Şem‘ûn-ı Safâ idi. Amma bu Şem‘ûn hakkında kavm …
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Şem‘ûn-ı Safâ: Hazret-i Mesîh aleyhi's-selâmın on iki halîfesi var idi. Evveli Habîb-i Neccâr idi. İkincisi bu Şem‘ûn-ı Safâ idi. Amma bu Şem‘ûn hakkında kavm-i Yunaniyân, peygamber derler, ammâ lağv kelâmdır demişler. Hazret-i İsâ âlem-i sabâvetde bunların derâgûşunda perveriş bulmuşdu. Bu Şem‘ûn, Hazret-i Yahyâ'nın akrabalarından idi. Hazret-i Mesîh âsumâne urûc etdikten sonra bunlar Nablus şehrin terk edüp ekseriyyâ Antakıyye'de Habîb-i Neccâr ile hem-celîs idi. Habîb-i Neccâr şehâdetinden sonra niçe zamân seyâhat edüp müddet-i ömr-i azîzleri sene (---) mu‘ammer olup bu Nakura'da şehîd olup bu mahalde kavm-i Nasârâ defn edüp üzerine kayasıralardan bir kral kubbe-i âlî ve bir bâğ-ı İrem zeytûnlı ravza-ı cinân binâ edüp imâr eder. Hâlâ cemî‘i millet-i Nasârâ'nın ziyâretgâhıdır. Ümmet-i Muhammed'in ziyâretgâh [u] ârâmgâhıdır. Niçe yüz dervîşân-ı Dürüzî-mezheb fukarâları vardır. Kubbe-i pür-envârının içi gûnâ-gûn şem‘-i asel ile müzeyyendir. Ve şem‘dân ve halîçe ve çerâğdânlar ile ârâste bir âsitâne-i meşhûrdur. Hattâ niki havârîyyûn'un aşkına on iki kandili ilâ mâşâallah şeb [u] rûz çerâğân olup aslâ sönmemişlerdir. Cümle huddâmları bu işe me’mûrlardır. Zîrâ bu diyâr zeytûn ve zeytûn yağından ibâret olmağın her kurâdan niçe yüz miskete ile zeytûnyağı gelüp kanâdillere yakarlar. Ammâ garâ’ib budur kim diyâr-ı Frengistân'ın İşpaniye ve Ceneviz ve Portugal ve Dış Fransa ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk ve İsfeçe ve Cevle ve Nemse ve İngilis ve gayri bilâd-ı nasârâlardan bu Şem‘ûn-ı Safâ kanâdilleriyçün zeytûnyağı nezerâtların cerre ve tulumlar ile tâ dip Frengistândan deryâya bırağup bi-emrillâhi Te‘âlâ bu Şem‘ûn-ı Safâ'nın yatduğu Nakura dağının kenar-ı deryâsına gelüp elbette her sabâh Şem‘ûn fukarâları sâhil-i bahre varup birer ikişer tulum zeytûnyağı gelüp alırlar, aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 39b ·
metinde göster ·
Şâm-ı şerîfe dâhil olup Şâm'ın garbîsi kenarında Gökmeydân nâm mahalde Murtezâ Paşa efendimiz cümle askeriyle serâperdesinde meks etmiş bulup hakîr dahi dâ’irede mertebemiz üzre haymemiz ile meks edüp paşa efendimizin hâk-i pâyine yüz sürüp on kîse ve iki kısrakı ve muhabbetnâme-i mektûbları verüp paşanın evvel-i azilde on kîse destine girince cümle karakollukçulara bahşîş ihsân edüp hakîre üç yüz guruş ve bir kısrak in‘âm eyleyüp hakîrin geldiğinden dünya kadar hazz edüp Şâm'ın Gökmeydânı'nda zevk u safâ edüp hacc-ı şerîf müyesser olmadan ma‘zûl olmağıla yedi re’s develerimizi yedi yüz guruşa bey‘ edüp ve mahfil imâmetin bir kîse guruşa Alî Hicâzî nâm bir kimesneye füruht edüp azm-i râh-ı Rûm derken Âsitâne-i Sa‘âdet'den Kara Murâd Paşa vezîrin ağalarından Alî Ağa nâm bir ağa Murtezâ Paşa efendimize eyâlet-i Sivas'ı getirüp Paşa ağaya bir kürk ve on kîse verüp ağa-yı mezbûr Rûm'a revâne oldu. Hakîr cümle ahibbâ ve dostânlar ile vedâlaşup ve Hazret-i Yahyâ'yı ziyâret-i vedâ‘ edüp andan Muhyiddînü'l-Arabî ve Şeyh Arslan ve eş-Şeyh Bilâl-i Habeşî ve (---)(---) cümle ziyâret-i vedâ‘ edüp ve rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 50a ·
metinde göster ·
dahi Ruhâ'dır. Hâlâ bu şehrin ismi elsine-i nâsda galat-ı meşhûru Urfa'dır, amm …
âyetin alâ tarîkı'l-kısas nâzil etdügü 55a âyetdir. Niçe bin mülûkdan mülûke müyesser olup Hazret-i İsâ asrında Urfa'ya kayser mâlik iken seyâhat ile Hazret-i Mesîh bu şehre gelüp ibâdet etdüğü deyr-i Mesîh hâlâ ma‘mûrdur. İncîl'i bu deyrde Havâriyyûnlar savt-i hazîn ile rehâvîde tilâvet etdiklerinden makâm-ı ruhâvî derler. Zirâ {kal‘a-i Urfa'nın} bânî-i evveli dahi Ruhâ'dır. Hâlâ bu şehrin ismi elsine-i nâsda galat-ı meşhûru Urfa'dır, ammâ sahîh ismi Ruhâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b–55a ·
metinde göster ·
… leb olmuş ammâ kızın vücûduna aslâ zarar gelmemiş. İşte şehr-i Sofya'nın bânî-i
evveli
Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sırfiyâyil'dir. Ba‘dehû oğlu Sırfa'dır. Ba‘dehû Alina kra …
Ezîn-cânib el-kelâmu tecürrü'l-kelâm fehvâsınca yine sadede rücû‘ edelim. Bu Sofya şehrin binâ eden Sırfa ibn Sırfâyil merhûm olup evlâdları birbirlerine düşüp Bulgarya evlâdından mâyil gelüp Sırfiye şehrine müstevlî olup üç yüz sene Sırfiye şehrinde hükûmet edüp imâr etdi. Tâ Hazret-i İsâ asrında Alina kral İslâmbol'u imâr ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup serîr [ü] devletine asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i Sırfa'yı alup yüz elli sene mu‘ammere olup Vitoş dağında niçe künûz-ı dahme-i Sırfiyâyiller bulup ol defîne-i gencîne ile Sırfiye şehrin müceddeden imâr etdiğiyçün Aysofya dediler. Ba‘dehû bu Aysof nâm kralın dahme-küşâ olduğun babası Alina kral İslâmbol'da istimâ‘ edüp bin araba ve hıntav mâl ile kızı Aysof'u İslâmbol'a da‘vet edüp Aysof kız ol mâl-ı kenz ile kırk yılda Ayasofya deyrini imâr etdiğiyçün Ayasofya dediler. Ba‘dehû bânî-i Ayasofya kız mürd olup Yeniodalar başında Kadı‘asker hammâmının dibinde amûd-ı müntehânın zirve-i âlîsinde bir mermer sandûka içre yılan havfinden anda defn etdiler. Ertesi gördüler kim ol sandukanın içi mâl-â-mâl yılan ve akreb ve çıyan leb ber-leb olmuş ammâ kızın vücûduna aslâ zarar gelmemiş. İşte şehr-i Sofya'nın bânî-i evveli Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sırfiyâyil'dir. Ba‘dehû oğlu Sırfa'dır. Ba‘dehû Alina kral-ı dâll kızı Aysofya'dır. Hulâsa-i kelâm niçe yüz düvelden düvele nakl edüp bu felek-i atlas-ı bukalemûnda şehr-i Sofya kâh imâr u kâh harâb olup âhir hicret-i Nebeviyye'nin sene 786 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın vüzerâlarından Balaban Paşa deryâ-misâl asker ile belde-i Sofya-yı muhâsara edüp kâmil yetmiş günde {küffâra} gelen imdâdların kıra kıra derûn-ı kal‘ada Bulgar ve Sırp ve Voynuk ve Laz ve Rûm cümle pür-gumûm olup ale'l-umûm kaht [u] galâdan "Aman el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân!" deyü derûn-ı kal‘adan feryâd etdiler. Zîrâ kal‘a içinde yüz yetmiş bin kâfir-i fâcir var idi. Kıllet-i gılâl olunca hemân der-ceng-i evvel Latin kavminin eşbehleri emân ile sûrdan taşra çıkup Balaban Paşa'nın hâk-i pâyine rûmâlîde edüp şehr-i Sofya'da bir cây-ı karâr istediler. Ricâları hayyiz-i kabûlde olduğun derûn-ı kal‘adaki kavm-i Latin istimâ‘ edüp hemân ol dem emân ile taşra çıkdıkları kapunun miftâhın serdâra teslîm edüp bir tarafa durdular. Andan sonra emân ile Bulgar kavmi çıkup şehirde mekân ricâ etdiler ve ricâları kabûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b ·
metinde göster ·
… râr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe kâdirdir kim
evveli
sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi hıfz ederdi …
Paşa eyitdi: "Ya bu hayvân derilerin ve zî-rûh hayvânları mahpus edüp neyler." Hân eyitdi: "Belî sultânım, yahşı su‘âl buyurdunuz. Anın işlediği cemî‘i kâr-ı simyânın aslı yine Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle halk olan eşyâ-yı mevcûdâtdır. Yahûd manzûr-ı şerîfiniz olan bu şeylerdir. İktizâsı mahalline göre ma‘rifet sarf eder. Meselâ vücûduna hokkasından bir yağ-ı ber-efsûn süründü, kendüyi zekersiz ve hayâsız gösterdi ve kurağı ve çiyik yağı süründü, kendüyi ber-hevâ gösterdi. Ve kumkuma ibrik ile halk üzre su dökerdi. Halk anı üzerimize işer derlerdi. Ve zemîne efsûnlu su döküp halk kendüyi gark-ı âb görüp uryân oldular. Ve bu yılanın birin harârdan çıkarup bir efsûn okuyup ejderhâ sûretinde görünüp sultânımın havfinden ejder ile firâr edüp işte harârı bunda kaldı. Bu harâr içre ne kadar hayvân postları var ise anları zî-rûh göstermeğe kâdirdir kim evveli sun‘-ı Hudâ'dır kim harârında her birinden birer cüz cânı başı gibi hıfz ederdi." deyü Monlâ Muhammed'i hüsn-i terbiyeler etdi. Paşa eyitdi: "Kaldırın şu sihirbâzın gararın. Ben şu perendebâz pehlivân-ı şâhbâzdan hazz etdim." dedikde yine meydân-ı muhabbete Pehlivân Zengüzer, ya‘nî avretden geçmiş mücerred pâk olmuş demekdir, mezkûr pehlivân def ü kudümün çalmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232b ·
metinde göster ·
… dan yed-i kudret ile mebnî yalçın kayalar üzre Anadolu'da gördüğümüz kılâ‘ların
evveli
Erzurûm'da Hasan kal‘ası ve Kemâh kal‘ası ve Şebin Karahisâr kal‘ası ve Amasiyy …
Bu abd-i hakîr kırk bir sene seyâhatde metîn ve müstahkem kılâ‘lardan yed-i kudret ile mebnî yalçın kayalar üzre Anadolu'da gördüğümüz kılâ‘ların evveli Erzurûm'da Hasan kal‘ası ve Kemâh kal‘ası ve Şebin Karahisâr kal‘ası ve Amasiyye kal‘ası ve Tokad kal‘ası ve Divriği kal‘ası ve Mardin kal‘ası ve İmâdiyye ve Dühek ve Palu ve Birecik ve Arabistân'da kal‘a-i Markab ve kal‘a-i Hasan ve kal‘a-i Şıkıf ve kal‘a-i Zeydâniyye ve kerk-i Nûh ve kal‘a-i kerk-i Kudüs ve kal‘a-i Ermenak, Silifke sancağındadır, ve {Anadolu'da} kal‘a-i Afyonkarahisârı ve kal‘a-i Honaz ve kal‘a-i Şahinkayası ve kal‘a-i Gedüz ve kal‘a-i Davaz bu altı aded kılâ‘lar Anadolu'dadır ammâ diyâr-ı Rûm'un evvelâ Kırım diyârında kal‘a-i Sudak ve kal‘a-i İnkirmân ve kal‘a-i Balıklağa ve kal‘a-i Menkub bunlar dahi acâ’ibdir. Ammâ diyâr-ı Alaman'da olan kal‘a-i Budan ve kal‘a-i Novograd {kurb-ı Segedin} ve kal‘a-i Şıklovişse ve kal‘a-i Varadin {kurb-ı Belgrad} ve kal‘a-i Islankamin ve Belgrad kurbünde kal‘a-i Havâle ve Bosna serhaddinde kal‘a-i Yayiçse ve kal‘a-i Sin ve kal‘a-i Kabin ve kal‘a-i Kilisen ve kal‘a-i Bolagay ve kal‘a-i Risna ammâ Mora cezîresinde kal‘a-i Gördüs ve kal‘a-i Arhoz ve kal‘a-i Anapoli ve kal‘a-i Termis ve kal‘a-i Menekşe ve kal‘a-i Misistre ve kal‘a-i Koron ve kal‘a-i Avarin-i bâlâ ve kal‘a-i Holomiç ve kal‘a-i İnibahtı. Bunlar dahi kayalar üzre metîn kayalardır kim asla bunların dahi havâleleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 250b ·
metinde göster ·
Ba‘dehû ecinneden bir cân kalmayup ol sene Enûşirvân-ı âdil Hazret-i Risâlet'den me’zûn olup bu kal‘a-i Kamerü'l-Kum'u imâr eder kim "Bânî-i evveli Hazret-i Nûh, bânî-i sânîsi Enûşirvân-ı âdil-i Kisrâ'dır." deyü târîhi bir amûd-ı bâlâda celî hatt ile merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 320b ·
metinde göster ·
Süleymân Hân'dır. Âb-ı hayât kuyuları ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbârları …
Ve bir Murâd Hân câmi‘i var ammâ bânî-i evveli Süleymân Hân'dır. Âb-ı hayât kuyuları ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbârları ve Şâtır Hüseyin Paşa hammâmı vardır, ammâ hân ve çârsû-yı bâzârı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 341a ·
metinde göster ·
… yüz mülûklardır kim memâlik-i Irâk'ın çölistânın bu enhârlarla âbâdân edenlerin
evveli
El-Melik Sultân İsâ ibn Alî b. Abdullah b. Hazret-i Abbâs'dır kim amm-i mansûrd …
Ve nehr-i Kuti gerçi bu nehr-i Furât'dan ayrılır ammâ nehr-i Melik altından geçüp arz-ı Irâk'ı reyy edüp yine nehr-i Melik kurbünde Şatt'a mahlût olur. Bu nühûrları nehr-i Şatt'dan ve nehr-i Furât'dan ayıranlar cümle Âl-i Abbâsiyân pâdişâhlarıdır ve gayrı niçe yüz mülûklardır kim memâlik-i Irâk'ın çölistânın bu enhârlarla âbâdân edenlerin evveli El-Melik Sultân İsâ ibn Alî b. Abdullah b. Hazret-i Abbâs'dır kim amm-i mansûrdur ve bu meliklerin zamân-ı hilâfetlerinde bir nehrin tarafeyninde bir kurrâdan bir beldeye fâsıla yok idi ve bu mezkûr nehirler içre cümle gemiler işlerdi. Hâlâ niçesinde gemiler işlemez ammâ tulumdan kelek gemileri Diyârbekir'den ve kal‘a-i Birecik'den işler kelekler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344a ·
metinde göster ·
… mâ bu memâlik-i Irâk'da cereyân eden enhârların aslı dokuz aded nehr-i azîmdir.
Evveli
fevkânîdir kim nehr-i Merre, Şatt'dan garb tarafına ayrılup şimâl cânibinde ola …
Ammâ bu memâlik-i Irâk'da cereyân eden enhârların aslı dokuz aded nehr-i azîmdir. Evveli fevkânîdir kim nehr-i Merre, Şatt'dan garb tarafına ayrılup şimâl cânibinde olan kurâları reyy edüp nehr-i Deyr'e rîzân olur. Nehr-i Deyr, Meşhed-i Muhammedü'l-Hanefî âsitânesi kasabasında nehr-i Şatt'dan ayrılır bir ziyâretgâh-ı azîm şehirdir, ammâ cümle halkı Râfızî ve Şî‘îlerdir. Gayri diyârda bir Şî‘î ve Râfızî mürd olsa cümle mâlın Hazret-i Muhammed Hanefî'ye vasiyyet edüp na‘ş-ı murdârın Muhammed Hanefî civârında defn ederler. Ve nehr-i Deyr ile nehr-i Merre'nin mâbeyni üç mîl mesâfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 344b ·
metinde göster ·
Bu nehr-i âb-ı hayâtın evveli şehr-i Nasîbîn garbında Aşdı dağlarından tulû‘ edüp şehr-i kadîm Nasîbîn (---)(---)(---) ubûr edüp şehrin şark cânibine karîb bir cisr-i metînin altından ubûr edüp bu cisrin başına cümle tüccâr u züvvâr ve âyende vü revendegân u sevdâgerân ve vüzerâ vü vükelâlar hayme vü hargâhlarıyla mezkûr cisir başında meks edüp nehr-i Hermas'dan gûnâ-gûn mâhîler sayd edüp tenâvül ederler. Ol mahalden nehr-i Hermas geçüp sehel aşağı vardıkda nehr-i Sersâr andan müteferrika olur andan nehr-i Sersâr beled-i Hatîb ve çölistânda kal‘a-i Sincâr vâdîlerine uğrayup deverân u cereyân ederek iki fırka olup biri kal‘a-i Tikrit kurbünde nehr-i Dicle'ye rîzân olur ve bir fırkası yine nehr-i Sersâ'dır kim nehr-i Hermas'dan ayrılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b ·
metinde göster ·
… e nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahter evzâ‘ [u] etvârın etdi. Hemân dürr-i kelâm-ı
evveli
ol oldu kim,
Aslâ otur demeyüp on iki kocadan mahlûle kalmış bir fertûte-i cihâne iken yine nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahter evzâ‘ [u] etvârın etdi. Hemân dürr-i kelâm-ı evveli ol oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
… Kral zamânından berü ilâ-hâze'l-ân iki yüz altmış yıldan berü bu ılıca suyunun
evveli
ma‘lûm değildir. Hattâ Süleymân Hân'dan berü bu kal‘a dest-i İslâm'da durup bu …
Bu ılıca suyuna üstâd-ı kadîm-i selef bir tarîk ile kayaları oyup bir gûne bend-i kârîz inşâ etmiş kim Mihadi Laslo Kral zamânından berü ilâ-hâze'l-ân iki yüz altmış yıldan berü bu ılıca suyunun evveli ma‘lûm değildir. Hattâ Süleymân Hân'dan berü bu kal‘a dest-i İslâm'da durup bu ılıca suyu yolu tathîr olunmayup ve menba‘-ı âb-ı nâbı bilinmeyüp hâlâ durur. Üstâd-ı selef bu uyûn-ı hârra-yı kârhâne içre olan çarh-ı âsiyâba uğradup cümle çarhları bu ılıca suyu çevirüp gayri yoldan Tuna'ya rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
oldur kim iki tarafdan yigirmi aded katanadan ve çetecilerden ziyâde olup kal‘a …
İbtidâ mâdde-i evveli oldur kim iki tarafdan yigirmi aded katanadan ve çetecilerden ziyâde olup kal‘adan kal‘aya asker ile top çekilmeye ve ağaç top hîle ile atılmaya.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65a ·
metinde göster ·
… binâ bir palanka-i ra‘nâ inşâ etmeğile ismine Yeni Palanka derler, ammâ binâ-yı
evveli
kadîmdir. Derûn-ı hisârda bir ünkâr câmi‘i ve elli aded tahta örtülü hâneleri v …
Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth asrında Gâzî (---) Beğ Sırf kâfiri elinden feth edüp mürûr-ı eyyâm ile harâb oldukda sene (---) târîhinde Fâtih-i Varat Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa Sultân Mehemmed Hân-ı Sâlis fermânıyla temel-i kadîmi üzre müceddeden nehr-i Tuna kenârında şekl-i murabba‘ bir dolma rıhtım binâ bir palanka-i ra‘nâ inşâ etmeğile ismine Yeni Palanka derler, ammâ binâ-yı evveli kadîmdir. Derûn-ı hisârda bir ünkâr câmi‘i ve elli aded tahta örtülü hâneleri var. Ancak paşanın sarâyı serâpâ kiremit örtülüdür. Ve hâlâ Modova beği bunda sâkin olur. Hâlâ Mehemmed Hân-ı Sâlis tahrîri üzre Tımışvar eyâletinde Modova beğinin tahtıdır. İki tuğlu paşalara dahi sadaka olunmuş latîf sancakdır. Beğinin hâssı 260.080 akçedir. Ve cümle zu‘amâsı 13 neferdir. Ve cümle erbâb-ı tîmârı 123, çeribaşı ve yüzbaşı ve alaybeğisi vardır. Hîn-i seferde kânûn üzre mezkûr zu‘amâ ve erbâb-ı tîmârların cebelüleri beğinin tevâbi‘iyle cümle beş bin aded güzîde asker olup Tımışvar muhâfazasına me’mûrlardır. Kânûn üzre sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve yigirmi nefer merdüm-hisârı ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı ve muhtesibi ve emîni ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve yedi nefer kal‘a ağaları vardır, ammâ şeyhülislâm ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 93a ·
metinde göster ·
… n bu minvâl-i meşrûh üzre Emeviyyûn iki kerre İslâmbol'u feth etmişlerdir, ammâ
evveli
Tekirdağın feth edüp gitmişlerdir.
Be-kavl-i müverrihân-ı Rûm ân merzibûm anların tahrîri üzre İslâmbol tekrûrlarının bu şehir bâğ-ı hıyâbânları imiş. Her bâr tekrûr kral-ı dâll keştîlere 381b süvâr olup bu cây-i ferah-âbâd-ı dilküşâda birez zamân kesb-i tarâvet edüp bâğ u bâğçelerinin fasılların edüp yine İslâmbol olan Pozanta şehrine gidermiş. Bir iki kerre Âl-i Emeviyyûn Şâm-ı Tarabulus ve Sayda ve Beru[t ve] Akke ve Filistîn ve Yâfa iskelelerinden niçe bin pâre gemilere asâkir-i Arab doldurup eyyâm-ı müsâ‘id ile İslâmbol fethine geldikde ibtidâ bu Tekrurdağı kal‘asın feth edüp limanına donanmasın koyup İslâmbol'un nısfın ve Galata'sın bu minvâl-i meşrûh üzre Emeviyyûn iki kerre İslâmbol'u feth etmişlerdir, ammâ evveli Tekirdağın feth edüp gitmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381a–381b ·
metinde göster ·
âl-i Edârise ve âl-i Hamûde ve selâtîn-i âl-i Muvahhidîn ve âl-i Benî Tâs ve Mü …
(---) 12 varakda, cezîre-i Mısır selâtînlerinin evveli âl-i Edârise ve âl-i Hamûde ve selâtîn-i âl-i Muvahhidîn ve âl-i Benî Tâs ve Mülessemîn ve âl-i Benî Harîn ve şürefâ-yı âl-i Kâmiliyân ve âl-i Benî Ağleb ve âl-i Benî Kelb ve âl-i Bâdîs ve âl-i Benî Hafs ve selâtîn-i Fas ve devlet-i Merânkûş ve selâtîn-i Sûdân ve selâtîn-i Fûncistân ve Melik Kakan ve melik-i Berberistân ve melik-i Kırmanka ve melik-i Bağanıskı ve melik-i Hardekan âteş-perestlerdir, ve mülûkân-ı Zü'l-yezen ve âl-i Benî Hilâl ve âl-i Efârîka ve melik-i May Bornu ve melik-i Afnu ve devlet-i diyâr-ı Cezâyir ve devlet-i Tûnus'u bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y452a ·
metinde göster ·
… mle mufassaldır, nazar oluna. Andan sebeb-i gazâ-yı Mısır be-dest-i Selîm şâh-ı
Evveli
bildirir.
Ve Ertuğrul Beğ ve Osmân Beğ ve Orhan Beğ ve şehîd Murâd Beğ ve Yıldırım Beğ ve Çelebi Mehemmed Beğ ve İkinci Murâd Beğ ve Fâtih Sultân Mehemmed ve Bâyezîd Hân ve Selîm Hân-ı Evvel ve Süleymân Hân ve Selîm-i Sânî ve Murâd-ı Sâlis ve Mehemmed-i Sâlis ve Ahmed Hân ve Mustafâ hân ve Osmân-ı Sânî ve yine Mustafâ Hân ve Murâd-ı Râbi‘ ve İbrâhîm Hân ve Mehemmed Hân-ı Râbi‘e gelince cümle mevlûdları ve cülûsları ve müddet-i ömürleri ve saltanatları cümle mufassaldır, nazar oluna. Andan sebeb-i gazâ-yı Mısır be-dest-i Selîm şâh-ı Evveli bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y453a ·
metinde göster ·
… sal tahrîr olunmuşdur. Ve Hazret-i Âdem iptidâ Serendîb'i mekân edindi. Mekân-ı
evveli
Bin[göl] yaylasında mekân-ı Serendîl Hazret-i Âdem'in mekân-ı Serendîb, ikinci …
Ol asırda akd-i nikâh-ı merd [ü] zen "Lâ-ilâhe illallâh Âdem Safiyullâh" kelimesi idi. Y 2a şîs enîs-i munîs-i gam-güsârı olan hûrî ile şâm-ı cennet-meşâm hâkinde Havrân nevâhîlerine varup anda sâkin oldular. Hûrândan galat Havrân derler. Bâlâdaki cild-i (---) mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve Hazret-i Âdem iptidâ Serendîb'i mekân edindi. Mekân-ı evveli Bin[göl] yaylasında mekân-ı Serendîl Hazret-i Âdem'in mekân-ı Serendîb, ikinci mekânı cebel-i Arafât, üçüncü mekânı izn-i Rabbü'l-İzzet ile Q 160a Mekke-i mükerreme yerine gelüp vatan edindiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y1b–Y2a ·
metinde göster ·
… evvel ve iklîm-i sânî bu cezîre-i Mısır içinde bulunmuşdur. Ve iklîm-i sâlisin
evveli
bu cezîre-i Mısır'ın İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve Tîne kal‘asında bulundu …
Ve iklîm-i evvel ve iklîm-i sânî bu cezîre-i Mısır içinde bulunmuşdur. Ve iklîm-i sâlisin evveli bu cezîre-i Mısır'ın İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât ve Tîne kal‘asında bulundu. Böyle bir cezîre-i vâsi‘u'l-aktârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·
Ve eyâlet-i Mısır cümle (---) pâre kurâ tahrîr olunmuşdur. Cümlesi dörd kısma münkasemdir. Kısm-ı evveli (---) pâre kurâdır. Cümle selef pâdişâhlarının hayrât [u] hasenâtlarının evkâfıdır. Hîn-i tahrîrde vakfa ne kadar feddân ya‘nî ne kadar dölüm ber-şart-ı vâkıf şart etdiyse nâzırı anlardan mâl tahsîl edüp cümle e’imme ve hutebâ ve meşâyih ve mu‘arref ü müsebbibine vazîfelerin verüp mâ-bâkî ne kalırsa mâlı mîrî tarafından zabt olunmak kânûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57b ·
metinde göster ·
… Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i
evveli
Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfe …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve tastîr-i sıhhat-nisâb oldur ki husûs-ı âtî-i celîlü'ş-şân, nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ü beyân, olmağiçün hâliyâ muhâfaza-i tahtgâh-ı kadîm-i Yûsufî ve himâyet-i hicâb-ı eyâlet-i Mısır ile me’mûr, medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i hafî, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâm, nâsır-ı zu‘afâ-yı enâm, re‘âyâ-perver, ma‘delet-küster, hâmî-i hicâb-ı dîn ü devlet, mâhî-i Y 69b âsâr-ı zulm [ü] bid‘at, âsaf-ı mükerrem ve düstûr-ı muhterem, devletlü ve sa‘âdetlü vezîr-i dilîr İbrâhîm Paşa veffekahullâhu ta‘âlâ limâ yerzâhu ve yeşâ’ hazretlerinin huzûr-ı âlî mahfûfun bi'l-ma‘âlîlerinde akd-i meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü'l-imâd-ı Muhammedî ve tarh-ı mahfil-i dîn-i münîf-i râyihü'l-evtâd-ı Ahmedî olunup ilticâ-yı zılâl-ı râyât-ı sultâniyye ve irtikâ-yı erâyik-i emâret-i hakâniyye, andan ümerâ-yı nâmdâr-ı Mısrî'den hâlâ kâfile-sâlâr-ı beyt-i atîk olan Emîrü'l-hac Özbek Beğ ve mukaddem-i ceyşü'l-ümerâ olan Novalı Mehemmed Beğ ve sâbıkan hizmet-i defterdârî ile şerefyâb olan Hüseyin Beğ ve Kansuh Beğ ve Mustafâ Beğ ve Yûsuf Beğ ve sâbıkan hükûmet-i eyâlet-i Circe olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Cündî Mehemmed Beğ ve Abdullâh Beğ ve Ömer Beğ, ve ağayân-ı firak-ı seb‘adan gönüllüyân ağası Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve azebân ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleymân Ağa ve tercümân-ı Dîvân-ı Âlî Mustafâ Ağa ve müteferrikabaşı Mehemmed Ağa ve cebeciyân ağası Ca‘fer Ağa ve yedi bölük kethudâları ve başçavuşları ve erbâb-ı aklâm-ı Mısrıyye'den defterdâr-ı hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâlih Efendi ve Şarkıyye mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Alî Efendi ve Mehemmed Efendi ve Garbiyye mukâta‘acısı Hasan Efendi ve halîfeleri Ahmed Efendi ve İbrâhîm Efendi ve şehir mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Şa‘bân Efendi ve Mehemmed Efendi ve îrâd-ı gılâl mukâta‘acısı olan Murtazâ Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Mehemmed Efendi ve masraf-ı gılâl mukâta‘acısı Rıdvân Efendi ve halîfeleri Fazlı Efendi ve Osmân Efendi ve kâtib-i çavuşân (---) Efendi ve kâtib-i müteferrikagân (---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve azebân kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (---) Efendi ve sipâhân-ı yemîn ü yesâr kâtibânı Alî Efendi ve Hasan Efendi ve cebeciyân kâtibi Receb Efendi ve eytâm kâtibi İbrâhîm Efendi ve keşîde kâtibi Baltacı Mustafâ Efendi ve cevâle kâtibi (---) Efendi ve erzâk kâtibi Mülakkab Osmân Efendi ve yeniçeriyânın kâtibi Küçük Süleymân Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
… mevlûd-ı şerîf tilâvet olunur. Mısır'da ibtidâ tilâvet olunan mevlûd-ı şerîfin
evveli
budur, ikincisi Şeyh Bekrî ve Gülşenî ve sâdât mevlûdlarıdır, mahallinde tahrîr …
Emîr-i hac alay ile Bâb-ı Nâsır'a varup ol gece anda Cânpûlâdiyye câmi‘inde mihmân olup mahmel-i şerîfi câmi‘in kapusu önüne koyup cümle ahâlî-i Mısır gelüp ziyâret edüp yüzler sürerler. Ol gece Cânpûlâdiyye câmi‘inde cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân cem‘ olup sabâha dek ihyâ olup mevlûd-ı şerîf tilâvet olunur. Mısır'da ibtidâ tilâvet olunan mevlûd-ı şerîfin evveli budur, ikincisi Şeyh Bekrî ve Gülşenî ve sâdât mevlûdlarıdır, mahallinde tahrîr olunur. Ammâ bu Cânpûlâdiyye mevlûdunda emîrü'l-hac ulemâya bin guruş mevlûd-ı şerîf tilâvet etdikleriyçün ihsânlar eder. Ertesi ale's-sabâh mâh-ı Saferin yedinci günü cümle ahâlî-i Mısır çârsû-yı bâzârlar hınc-â-hınc olup emîrü'l-haccın hacc-ı şerîfden gelmesine muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209b ·
metinde göster ·
olmağa ba‘zı Nîl kesimine altmış gün kalup nokta düşdüğü gün ya‘nî Y 220a Nîl …
Evvelâ Kıbtî senesi evveli olmağa ba‘zı Nîl kesimine altmış gün kalup nokta düşdüğü gün ya‘nî Y 220a Nîl taşmağa başladuğı gün Sultân Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin pâ-bürehne ve ser-bürehne geysûdâr fukarâ-yı i‘lânî derler, bu kavimdir, deff ü dâyire ve kudümler ile çârsû-yı bâzârda deff ü kudüm ile kasîde ve mavâllar okuyup tevhîd ederek mevlûd-ı Bedevî halka i‘lâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a–Y220a ·
metinde göster ·
İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât'dır. Mısır cezîresinin üç iklîmi tamâm oldu. Am …
İklîm-i râbi‘in evveli İskenderiyye ve Reşîd ve Dimyât'dır. Mısır cezîresinin üç iklîmi tamâm oldu. Ammâ bu takrîb ile gayrı ekâlîmlerin evsâfları beyân olunur. İklîm-i râbi‘in mebde’i oldur kim arzı 30 derece ve 40 dakîka ve tûl-i nehârı 14 sâ‘at ola, vasat-ı arzı 36 derece 22 dakîka ola ve atvel-i nehârı 14 sâ‘at ve nısf ola. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y253a ·
metinde göster ·