Hamd [u] sipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı ademden vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle evkât-ı hamseye me’mûr eyledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı kullarına farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler. Bu abd-i kemter dahi edâ-yı hacc eylemek arzûsıyla seyâhate tâlib ü râğıb olup "Âyâ, peder ü mâder ve birâder kahrından niçe halâs olup cihânı geşt [ü] güzâr edüp seyyâh-ı âlem olabilirim?" deyü bin kırk senesinin mâh-ı Muharrem'inin gurresinde piyâdece şehr-i İslâmbol içre serserî gezüp bâlâda cild-i evvelimizde İslâmbol evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre şehr-i bî-misâl mahmiye-i Kostantıniyye'yi bi't-temâm ve'l-kemâl seyr [u] temâşâ edüp alâ kadri'l-imkân cemî‘î âsâr-ı binâları ve ibret-nümâ kârları ve'l-hâsıl cemî‘î imâretleri tavsîf edüp kırk yedi fasl üzre cemî‘î esnâfâtların pîr [ü] perverleri ve kânûn [u] kâideleriyle Sultân Murâd Hân Gâzî'nin Bağdâd gazâsına azîmetinin ordu alayın dahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Medîne ve Mısr u Şâm câniblerine azîmete bel bağlayup cild-i evvelimiz ibtidâsında tahrîr olunduğu üzre bir leyle-i mübârekede künc-i mihnethânemde hâb-âlûd iken bizzât Hazret-i Risâlet-penâhı rü’yâ-yı sâlihimde görüp dest-i şerîflerin bûs edüp "Şefâ‘at yâ Resûlallah" diyecek mahalde "Seyâhat yâ Resûlallah" demişiz. Mübârek, nikâbların küşâde kılup arz-ı cemâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ashâb-ı güzîn Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp cümle kibâr-ı ashâbın dest-i şerîflerin bûs edüp hâbdan bîdâr olduğumuz bâlâda mufassaldır. Hikmet-i Hudâ Arapça ertesi ale's-sabâh Gedikpaşa semtinde bir yâr-ı gâr-ı kadîmimiz Okçuzâde Ahmed Çelebi hânesine varup ânî gördüm, bir tedârik-i azîm ile Bursa şehrinin teferrücü ve ziyâretlerine âmâde olmuşlar. Ol yâr-ı vefâdâr-ı gamgüsâr eyitdi "Ey birâder-i cân-berâberim Evliyâ-yı mâ. Gel senin ile "Evvelu'r-refîk, sümme't-tarîk" fehvâsınca refîk olup beş-on gün içinde taht-ı kadîm-i evvel, sevâd-ı mu‘azzam olan Bursa şehrin seyr [u] temâşâ edüp kalbün âyînesi jeng-i gamdan mücellâ olup mahzûn gönlümüz şâd ve gam-gîn gönlümüz âbâd olup niçe bin ibret-nümâ âsârlâr ve niçe yüz erbâb-ı ma‘ârif cânlar ve mülûk-ı selef-i selâtîn-i âl-i Osmâniyân ve gayrı merâkıd-ı pür-envârları ziyâret edüp husûsan Hazret-i Emîr Sultân'ın âsitânesine yüz sürüp kalbimiz münevver olup cihân cihân cân sohbetleri edelim" dedikde hemân derûnuma bir âteş düşüp ol yâr-ı vefâdârın teklîfiyle tabî‘ata diyâr-ı Bursa'ya gitme arzûları gelüp gûyâ kıbel-i Hak'dan bir 221a ilhâm-ı Rabbânî olup Bismillah deyüp cümle huzzâr-ı meclis, ehibbâ ve dûstânlar, "Mübarek olup sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ola", deyüp hayr du‘â ile bir Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup hakîr dahi hemân ol mahalde peder ü mâder ü birâder [ü] hâher haberleri yok iken yigirmi nefer yârân-ı bâ-safâ ile Eminönü'ne gelüp bir Mudanya kayığına süvâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b–221a ·
metinde göster ·
… en geçildiği ibtidâ bin elli târîhinde seyâhat etmeğe çıkdığımız mahalde cild-i
evvelimizde
bu iskele müshil-i İçme Suyu dahi bu mahalde olmağıla teferrücgâhı ve İçme Suyu …
Der-sitâyiş-i iskele-i İçmesuyu: İskele-i azîm olup deryâyı, karşu Dil'e bu mahalden geçildiği ibtidâ bin elli târîhinde seyâhat etmeğe çıkdığımız mahalde cild-i evvelimizde bu iskele müshil-i İçme Suyu dahi bu mahalde olmağıla teferrücgâhı ve İçme Suyu'nun havâssı cümle tâhrîr olunmuşdur. Ammâ şimdi bu iskeleden iki günde iki yüz pâre at kayıklarıyla muvâfık eyyâm-ı müsâ‘id ile karşu tarafa geçilüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 4b ·
metinde göster ·
İslâmbol'un mesîregâh evsâfında bu Çekmece evsâfı Tuna balıkları çıkdığı ile mu …
Mukaddemâ cild-i evvelimizde İslâmbol'un mesîregâh evsâfında bu Çekmece evsâfı Tuna balıkları çıkdığı ile mufassal tahrîr olunmuşdur ammâ bu Çekmece ile Küçük Çekmece mâbeyni deryâdan on iki mildir. Ve bunun cirmi dâ’iren-mâdâr on iki mil ihâta eder. Etrâfından yedi aded dereler kendüye munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
… kûr yedi kat germe kal‘ayı harâb edüp İslâmbol maldosuna istîlâ edenleri cild-i
evvelimizde
mufassal tahrîr olunmuşdur. Anınçün İslâmbol’un bir köşesinde bu Silivri kal‘as …
Leb-i deryâda on yedi mahalle ve cümle bin altı yüz ma‘mûr bâğlı ve bâğçeli âb-ı hayâtlı bir şehr-i ma‘mûrdur kim İslâmbol'un bir mahallesidir. Hakîkatü'l-hâl Yanvan Tevârîhi kavli üzre bu Silivri İslâmbol kal‘asının bir köşesi olduğu muhakkakdır kim İslâmbol'dan bu mahalle gelince kal‘a dîvârı âsârları âşikâredir. Bir köşesi dahi Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asıdır kim Silivri'yle Terkoz mâbeyni on bir sâ‘at yerdir kim Karadeniz'den Akdeniz'de bu Silivri kal‘asına gelince yedi kat germe kal‘a dîvârı ve yedi kat handak hisârı hâlâ niçe bin yerlerde burc [u] bârûlarıyla zâhir ü bâhir olduğu ilâ hâze'l-ân müsbetdir. Bir köşesinde yine Karadeniz sâhilinde Karadeniz Boğazı'nda Yoroz kal‘aları imiş. Andan Tarabya ve Yeniköy ve Hisâr-ı Rûmeli ve Ortaköy ve Beşiktaş ve Tophâne'de Kurşumlu Mahzenburnu'na gelince kal‘a dîvârı imiş. Ammâ Meyyit İskelesi'nden Kâsımpaşa ve Hâsköy'e ve Südlüce ve Eyyûb'a varınca ol körfez içre kenarda kal‘a dîvârı yok imiş. Zirâ Sarâyburnu ve Kurşumlu Mahzenburnu ve Kızkullesi'nde azîm toplar olmağıla havf [u] haşyeti olmadığından Kâsımpaşa taraflarında kal‘a dîvârı yok imiş. Ve Yedikulleden yine leb-i deryâ ile tâ Silivri'ye gelince kal‘a dîvârı imiş. Ol hisâb üzre ol asırda şimdiki kal‘a-i İslâmbol taşra kal‘aya iç kal‘a imiş. Ba‘dehû Rûmeli'nden dest-bûs ile İşpaniye kralı oğlu (---) nâm la‘în yek-dil [ü] yek-cihet olup İslâmbol'u karadan muhâsara edüp Silivri'den Karadeniz kenarında Terkoz kal‘asına varınca mezkûr yedi kat germe kal‘ayı harâb edüp İslâmbol maldosuna istîlâ edenleri cild-i evvelimizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Anınçün İslâmbol’un bir köşesinde bu Silivri kal‘ası İslâmbol'un bir mahallesi gibi ma‘mûr kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106a ·
metinde göster ·
… uşik Beği (---) nin üstüne cenge gitdiğimiz sene bu Hınıs kal‘ası evsâfı cild-i
evvelimizde
mufassal tahrîr olunmuşdur. Cild-i evvelin fihrisine nazar oluna. Bunda dahi be …
Menzil-i kal‘a-i Hınıs: Erzurûm eyâletinde başka sancakbeği hükmünde olup kal‘asının bânîsi ve eşkâli ve fâtihi ve âsâr-ı binâları ve âb [u] havâsıyla cümle bâlâda sene 1057 târîhinde Defterdârzâde ve Gâzî Seydî Ahmed Paşa ile âsî olan şuşik Beği (---) nin üstüne cenge gitdiğimiz sene bu Hınıs kal‘ası evsâfı cild-i evvelimizde mufassal tahrîr olunmuşdur. Cild-i evvelin fihrisine nazar oluna. Bunda dahi beş gün tekâ‘üd edüp andan beş altı bin re‘âyâ Hınıs beği fermânıyla karlı dağları kürüyüp yolları tathîr edüp andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
… Selîm Hân-ı Evvel olup kal‘ası eşkâl-i imârâtıyla ve germâblarıyle cümle cild-i
evvelimizde
tahrîr olunmuşdur kim cild-i evvelimize nazar oluna.
Menzil-i kal‘a-i Hasanâbâd-ı seng-i bünyâd: Sene 1057 târîhinde Defterdârzâde Mehemmed Paşa asrında bu sûru seyr {etmişdik}. Ve bu kal‘a-i Hasan'ı Hüsn-i ta‘bîrile yedi aded Hasanâbâd ve Hüsnâbâd kal‘aları içre bu kal‘a-i Hasan'ı hüsn-i edâ ile ibtidâ esâsı meşveretini Arapça re’yile binâ olunduğu, bânîsi Uzun Hasan şâh olup fâtihi Fâtih Mehemmed Hân ve Selîm Hân-ı Evvel olup kal‘ası eşkâl-i imârâtıyla ve germâblarıyle cümle cild-i evvelimizde tahrîr olunmuşdur kim cild-i evvelimize nazar oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
… m seyâhatine gidüp andan üç kerre diyâr-ı Acem'e gitdiğimiz bâlâda cümle cild-i
evvelimizde
mastûrdur, ammâ saded-i ahlâk-ı hasene-i Mehemmed Paşa oldur kim bu eyâlet-i Er …
Hikmet-i Hudâ bu Sâlih Paşa sinirinden maslûb Defterdâr Mustafâ Paşa'nın hidmetkârı idi. Kendüleri sadâret rütbesine nâ’il oldukları gün hukûk-ı sâbıkaya binâ’en bu Defterdârzâde Mehemmed Beğ çelebisini ileri çeküp Yeniçeri Ağası etmek murâd edindikde Mehemmed Beğ kabûl etmeyüp eyâlet-i Erzurûm'a tâlib oldukda ol ân Vezîr Sâlih Paşa Sultân İbrâhîm Hân'a telhîs edüp telhîsi hayyız-ı kabûlde olup eyâlet-i Erzurûm üç tuğ vezâret ile ibtidâ’en Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimize sadaka olunup ibtidâ anlar ile memâlik-i Erzurûm seyâhatine gidüp andan üç kerre diyâr-ı Acem'e gitdiğimiz bâlâda cümle cild-i evvelimizde mastûrdur, ammâ saded-i ahlâk-ı hasene-i Mehemmed Paşa oldur kim bu eyâlet-i Erzurûm'a mutasarrıf iken ahâlî-i Erzurûm emn [ü] emân-ı âsâyiş ile herkes kendü kâr [u] kisbinde zevk u safâdan hâlî değiller idi. 18a Ve adl [ü] adâlete mâ’il ve hakk-ı cevâba her bâr ka’il idi ve mutasarrıf olduğu eyâletlerde bir karye değil bir hâne gâret olunmadı ve tevâbi‘ine gâyet zâbit w râbit olup herkes ırzıyle zevk u şevkinde olup pâk u pâkîze ve musallî tevâbi‘lere mâ’il idi, zîrâ kendü nefsinde dahi pâk u pâkîze her şeyden müberrâ bir mahbûbü'l-kulûb ve bir akl-ı Arasto ve dûrbîn-fikr ve re‘âyâ-perver idi ve kemâl-i sâhib-i hayâ ve mü’eddeb olduğundan bir ferd-i âferîde anın avret yerin görmüş değiller idi. Ve irtişâ ve zemm ü nemm ve gıybet ve mesâvî tarafından gâyetle perhîzkâr idi. Ve şecâ‘at ve mehâbet ve selâbetde beyne'l-akrân Sâm u Nerîmân akrân idi. Hattâ sene 1057 târîhinde şuşik kal‘ası cenginde ve dahi sene {1058 târîhinde} Üsküdar'da Kara Murâd Paşa sadrıa‘zam iken Gürcî Nebî ve Katırcıoğlu cenginde bu Mehemmed Paşa talî‘a-i asker olup çarha cenginde etdiği bahâdırlıkları bir vezîr-i dilîr etmemişdir. Meğer Gâzî Seydî Ahmed Paşa Tarabefzûn eyâletinde nehr-i Çoruğ kenârında Gönye kal‘ası cenginde kavm-i Kazak-ı Ak ile etmiş ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 17b–18a ·
metinde göster ·
… i kurâlar ve bu Osmâncık şehrinde Koyun Baba Sultân âsitânesiyle cümlesi cild-i
evvelimizde
ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur.
Menzil-i kal‘a-i Osmâncık: Bâlâdaki kurâlar ve bu Osmâncık şehrinde Koyun Baba Sultân âsitânesiyle cümlesi cild-i evvelimizde ale't-tafsîl tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26a ·
metinde göster ·
… harâbiyle ve bânîsiyle ve fâtihiyle ve şehrinin cümle âsâr-ı binâlarıyla cild-i
evvelimizde
terkîm olunmuşdur. Fihrise nazar oluna, ammâ Türkistân'da bu dahi bir şehr-i ga …
Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘atde menzil-i kal‘a-i Bolu kal‘asının harâbiyle ve bânîsiyle ve fâtihiyle ve şehrinin cümle âsâr-ı binâlarıyla cild-i evvelimizde terkîm olunmuşdur. Fihrise nazar oluna, ammâ Türkistân'da bu dahi bir şehr-i ganîmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 26b ·
metinde göster ·
… lara Lazka kavmi demeden galat-ı meşhûr Laz derler. Başka lisânları var. Cild-i
evvelimizde
lisânları ve ıstılâhât [u] ibârâtları tahrîr olunmuşdur.
Lazka ibn Elheme Trabzan dağlarında karâr edüp Gürcî kavmi 149a ile hüsn-i ülfet ederek kavm-i azîm olup bunlara Lazka kavmi demeden galat-ı meşhûr Laz derler. Başka lisânları var. Cild-i evvelimizde lisânları ve ıstılâhât [u] ibârâtları tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 148b–149a ·
metinde göster ·
… tmeden başka Mikral lisânın peydâ edüp millet-i Mesîhiyye oldukları yine cild-i
evvelimizde
mastûrdur.
Andan sonra gemiyle Mikral ibn Cebel-i Elheme Gönye kurbunda nehr-i Çoruğ ensesindeki Batum sancağı dağlarında sâkin olup tenâsül bularak bunlara Mikral'dan galat Mikrel kavmi derler. Bunların da asl [u] fer‘leri yine kavm-i Arab-ı Kureyş'dir kim Gürcistân kavmiyle ihtilât etmeden başka Mikral lisânın peydâ edüp millet-i Mesîhiyye oldukları yine cild-i evvelimizde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a ·
metinde göster ·
… kim bunlar da Âl-i Kureyş'den mürted olup başka lisânları ile bunlar da cild-i
evvelimizde
yigirmi yedi kabîle beğleriyle merkûmdur.
Andan yine gemiyle Abazka ibn Cebel-i Elheme yine Karadeniz sâhilinde sâkin olup Abaza kavmi oldular kim bunlar da Âl-i Kureyş'den mürted olup başka lisânları ile bunlar da cild-i evvelimizde yigirmi yedi kabîle beğleriyle merkûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a ·
metinde göster ·