… mûd Efendi'nin mu‘tekidi olmağile bu târîh dahi anların azîz merhûm olduğu sene
evvelinde
merhûm olduklarına târîhdir:
Diğer târîh, güfte-i Veysî. Ammâ hikmet-i Hudâ sultân-ı şu‘arâ Veysî Efendi Mahmûd Efendi'nin mu‘tekidi olmağile bu târîh dahi anların azîz merhûm olduğu sene evvelinde merhûm olduklarına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144a ·
metinde göster ·
Ammâ hakkâ ki sâhibu'l-hayrât Koca Murâd Hân-ı Sânî cülûs-ı
evvelinde
Anadolu'da İzmir kal‘asın Kaydefâ nesli Rûm kefereleri destinden feth etdükde c …
Ammâ hakkâ ki sâhibu'l-hayrât Koca Murâd Hân-ı Sânî cülûs-ı evvelinde Anadolu'da İzmir kal‘asın Kaydefâ nesli Rûm kefereleri destinden feth etdükde cemî‘i hazâ’in ü defâ’iniyle ahz u kabz eyleyüp ol genc-i Kârûn'u bu Üçşerîfeli câmi’ine sarf eylemişdir. Ve cemî‘i kıbâblarında olan ibret-nümâ nakş-ı bukalemûnu münakkaş eyleyen Acem Mânî'dir. Da‘vâ-yı merd ile Acem'den yetmiş aded bâr-ı şütür elvân boyalar getirüp yedi senede bu câmi‘in der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermişdir. Koca Murâd giden masârıfa bakmayup her üstâda hadden efzûn ihsânlar edüp bu câmi‘in cemî‘i seng [u] ahşâbâtı ve gayrı levâzımâtı hesâb olunup bir miskâl taşı bir altun olmuş, derler. Hattâ Timurtaş Paşazâde Elvend Beğ binâ emîni imiş. Anların tahrîri üzre bu câmi‘in masârıfına hemân zer-ı hâlis kısmından yedi bin kîse mâl-ı İzmir sarf olunmuşdur. {Sâ’ir sîm-i hâlis memsûk-i râyic masârıfın Hudâ bilür demişler} Zîrâ ihsân bâbı meftûh olmağıla ekâlim-i seb‘ada ne kadar fünûn-ı şettâya mâlik üstâd-ı kâmiller var ise kerem kânı Murâd Hân'ın keremin görmeğe gelüp her biri bu câmi‘de birer ibret-nümâ âsâr komuşdur. Anınçün bu câmi‘e niçe kerre girsen bir köşede dahi niçe gûne sanâyi‘ât u ibret-nümâ mersûmât-ı tasarrufâtlar müşâhade edersin. El-hâsıl bu câmi‘in vasfında lisân kâsır ü kalemler kâsirdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 153a ·
metinde göster ·
Ammâ bu kantara-i azîm Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi hilâfet-i
evvelinde
Gâzî Mihal Beğ inşâ etmişdir kim cisrin yanında nehr-i Meriç cezîresi üzre bir …
Ammâ bu kantara-i azîm Ebü'l-feth Sultân Mehemmed pederi hilâfet-i evvelinde Gâzî Mihal Beğ inşâ etmişdir kim cisrin yanında nehr-i Meriç cezîresi üzre bir câmi‘-i azîmi var. Ve Hacı Bektâş-ı Velî halîfelerinden Sefer Şâh Sultân'ın merkad-i pür-envârı âsitânesi dahi bu püll-i kavî üzre vâki‘ olmuşdur. Hulâsa-i kelâm âyende vü revendegâna sırât olmuş bir râh-ı râstdır kim bî-bedeldir. Andan sonra binâ olunan Sarrâchâne köprüsü, Şehâbeddîn Paşa'nındır. Ebü'l-feth vüzerâlarından olup 163b bu cisr-i azîme şürû‘ edüp nâ-tamâm iken Ebü'l-feth İslâmbol'da Mâldepe nâm mahalde merhûm olup bu cisr sâhibi Şehâbeddîn Paşa Bâyezîd Hân ile Edirne'ye gelüp bu kantarayı ol asrda itmâm etdi ammâ vâcibü's-seyr bir cisr-i bî-bedeldir. Cümle sekiz gözdür ammâ her tâkı Tâk-i Kisrâ'dır. Ve nehr-i Tunca üzre olmak ile gâyet binâ-yı metîn ü arîzdir. Edirne'den tarafı başında şehre giderken sâğ cânibde çâr-kûşe bir kıt‘a beyâz mermer üzre şeyh hazretlerinin bizzât kendi hatt-ı şerîfiyle "Emmere bi-inşâ’i hâze'l-imâret zamanu's-sultânı Bâyezîd Hân deyü niçe elfâz-ı dürerbâr elfâz ile tahrîr olunan netîce-i kelâm târîhidir "Sene hamse ve hamsîne ve semâne mi’e" [855] hattı merkûmdur. Ammâ şeyh hazretleri ne mertbe hattât-ı kâmil idüğü bu hatt-ı lâ-nazîrinden ma‘lûm ola. Hakkâ ki bu hatt-ı mu‘ciz ile bu kantara-i musanna‘ Sarrâchâne cisri nâmıyla şöhre-i şehr olmuşdur. Hâlâ sırât-ı müstâkim-i selâtîndir. Zîrâ pâdişâhların sarây-ı hâssı râhı üzre vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 163a–163b ·
metinde göster ·
… nda bu Ummân şehri kadar şehr-i azîm ve belde-i kadîm yokdur ve iklîm-i sânînin
evvelinde
vâki‘ olmuşdur}. Zamân-ı kadîmde ol kadar sevâd-ı mu‘azzam imiş kim diller ile …
Zîrâ sâhil-i bahr-i Ummân'da ve bahr-i Fâris kenârında bu Ummân şehri kadar şehr-i azîm ve belde-i kadîm yokdur ve iklîm-i sânînin evvelinde vâki‘ olmuşdur}. Zamân-ı kadîmde ol kadar sevâd-ı mu‘azzam imiş kim diller ile ta‘bîr ü kalemler ile tahrîr olunur değildir, ammâ hâlâ ol kadar imâr değildir. Basra eyâletinde sancak beği hükmünde nehr-i Şattu'l-Arab bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît'e mahlût olduğu mahalde yedi bin müfîd ü muhtasar hâneli ve kırk aded câmi‘li ve hân u hammâm ve medrese vü mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârı müzeyyen şehr-i ma‘mûr-şekilli belde-i Ubbâdân'dır. Şehr-i Ubbâdân nâmıyla mevsûf olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim bu şehrin ahâlîsi Hazret-i İsâ nübüvvetinde cümle İsevîler idi. Hazret-i İsâ Hazret-i Risâlet-penâhın altı yüz yıl sonra Hâtemü'l-enbiyâ Muhammedü'l-Mustafâ geleceğin bu halka tebşîr etdikde cümlesi altı yüz yıl mukaddem Hazret'e îmân getirdiler. Cümlesi müslim ü mü’min ü muvahhid oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
gâyet mufassal memdûh olunmuşdur ve niçe kerre dahi teferrüc olunmuş bir şehr-i …
Sene (---) târîhinde Seyâhâtnâmemizin cild-i evvelinde gâyet mufassal memdûh olunmuşdur ve niçe kerre dahi teferrüc olunmuş bir şehr-i azîmdir, ammâ şimdi vardığımızda Bursa sahrâsı içre Köpürlü vezîria‘zam dâ’iresinde haymemizle meks etdik. Henüz sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh Bursa'ya gelmeyüp sadrıa‘zamın ve pâdişâh-ı Cem-karînin hayme-i Efrâsiyâb çetr-i mülemma‘ları kurulmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84b ·
metinde göster ·
Netîce-i kelâm bu Keşişdağı'nın mufassalan evsâfı seyâhatnâmemizin cild-i
evvelinde
acâ’ib ü garâ’ibât ve alâ’imât ve âsârât-ı gûnâ-gûnlarıyla tahrîr ü tavsîf olun …
Netîce-i kelâm bu Keşişdağı'nın mufassalan evsâfı seyâhatnâmemizin cild-i evvelinde acâ’ib ü garâ’ibât ve alâ’imât ve âsârât-ı gûnâ-gûnlarıyla tahrîr ü tavsîf olunmuşdur. şimdi terkîme hâcet yokdur kim tatvîl-i kitâbet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85a ·
metinde göster ·
Ve bu tavâf-ı ziyâretin vakti eyyâm-ı nahirde ve eyyâm-ı nahrin
evvelinde
de etseler efdaldir. Ammâ eyyâm-ı nahirden sonra etseler mekrûhdur. Dem-i cedîd …
Ve bu tavâf-ı ziyâretin vakti eyyâm-ı nahirde ve eyyâm-ı nahrin evvelinde de etseler efdaldir. Ammâ eyyâm-ı nahirden sonra etseler mekrûhdur. Dem-i cedîd lâzım olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325a ·
metinde göster ·
… -makrûnumu mahrûse-i Mısır'ın kulle-i hizânesinde hıfz u ibkâ edesin ki her Tût
evvelinde
icmâller olundukda bu hatt-ı hümâyûn-ı ma‘dalet-makrûnum dahi ihrâc olunup im‘â …
Ve sen ki vezîrim müşârun-ileyhsin zamân-ı hükûmetinde mevâdd-ı mezkûreleri bu vech üzre icrâ edüp bunun hilâfı bir vaz‘ u hâlet irtikâb etmeden hazer edesin ve etdirmeyesin. İnşâallâhu ta‘âlâ meddü'd-dehr düstûrü'l-amel olmağıçün bu hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnumu mahrûse-i Mısır'ın kulle-i hizânesinde hıfz u ibkâ edesin ki her Tût evvelinde icmâller olundukda bu hatt-ı hümâyûn-ı ma‘dalet-makrûnum dahi ihrâc olunup im‘ân-ı nazar ile nazar olundukda sâdır olan tenbîhnâme-i hümâyûnuma mugâyir bir iş olunmuş ise def‘ u ref‘ olunup fermân-ı hümâyûnuma tevfîk oluna deyü fermân-ı şerîfim muktezâsınca fermân-ı kazâ-cihân-ı sultânî ve emr-i âlî-i vâcibü'l-ittibâ‘-ı hâkânî sâdır olmağile eyâlet-i Mısır'da Tût evvelinden âhirine dek bir senede dâhil-i hızâne tahsîl olan emvâlin ve rûznâme ve muhâsebe ve mukâta‘ât ve sâyir aklâm-ı müteferrika defâtirinde müfredâtile tafsîl-i nâtık olunduğu üzre eyâlet-i Mısır'da vâki‘ olan kurâların harâc arâzîsinde mâl-ı küşûfiyye-i kebîrden iskeleler iltizâmı mâlından ve sâyir mukâta‘âtdan vâki‘ olan emvâl-i müteferrikadan vezîr-i müşârun-ileyh hazretlerinin zamân-ı şerîflerinde tahsîl olan emvâlin îrâd u masârîfi tahrîr olunmağın hatt-ı hümâyûn-ı şerîfim ile ma‘yûr olup erbâb-ı aklâm-ı kalem ve Mısır'ın yedlerinde usûl-i defâtirin icmâlleri Âsitâne'ye vezîr-i müşârun-ileyh hazretleri irsâl buyurmağın tekrâr erbâb-ı kalemlerin tahsîl-i tashîh ve hutûmlarıyle mahtûm olup kulle-i hızâneye vaz‘ buyurulan aklâm-ı seb‘anın müceddeden tahrîr olunan defâtir-i müfredâta tatbîk olundukda Şarkıyye kalemine tâbi‘ olan kurânın harâc arâzîsinde[n] bin seksen dörd kîse-i Mısrıyye ile on iki bin üç yüz toksan dörd para, ve kalem-i Garbiyye'[ye] tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîsinden bin elli yedi kîse ile yedi bin elli yedi para, ve kalem-i şehre tâbi‘ olan harâc kurânın arâzîlerinden üç yüz on altı kîse ile sekiz bin üç yüz otuz iki para, ve kalem-i rûznâmeye tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîsinden yüz altmış yedi kîse ile tokuz bin beş yüz otuz bir para eder, ve kalem-i mukâta‘-i îrâd-ı gılâle tâbi‘ olan kurâların harâc arâzîlerinden yigirmi altı kîse ile on yedi bin yedi yüz yigirmi sekiz para eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y71a ·
metinde göster ·
… b-ı hâcât el açup du‘â ve senâ olunup el yüze sürülüp mâh-ı Temmûz'un (---) Tût
evvelinde
halîc ağzında sed olan toprak üzre subaşı kayığına girüp derhâl niçe bin Urbân- …
Bu mahalde niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyihîn ve sâdât erbâb-ı hâcât el açup du‘â ve senâ olunup el yüze sürülüp mâh-ı Temmûz'un (---) Tût evvelinde halîc ağzında sed olan toprak üzre subaşı kayığına girüp derhâl niçe bin Urbân-ı uryân benî insân mezkûr sed olan toprağı bozunca el-azametullâh deryâ-misâl bügenmiş Nîl yol bulup ol halîcden içeri ra‘dvâr gürleyerek girdiği gibi cümle meşâyih Fâtiha Fâtiha deyü feryâd edüp der-akab cümle akabelerden bir yaylım top u tüfeng atılup yine kıyâmet kopar ve subaşıyı Nîl kayığı ile toparlayup Mısır içine katı yaydan Y 153b ok çıkar gibi gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153a–Y153b ·
metinde göster ·
"Siz kim meşâyihân-ı halîfe-i Bedevî şeyhlerisiz, mâh-ı Cemâzi'l-evvel'in
evvelinde
cümle fukarânız ile alay gemileriniz ile Bulak'dan avm edüp şehr-i mezbûrun [[( …
"Siz kim meşâyihân-ı halîfe-i Bedevî şeyhlerisiz, mâh-ı Cemâzi'l-evvel'in evvelinde cümle fukarânız ile alay gemileriniz ile Bulak'dan avm edüp şehr-i mezbûrun [[(---) (---)]] edesiz. Ve zîr-i destinizde olan fukarâyı ve züvvârânları bir hoş gözedüp hırâset üzre olasız. Ve sen ki Garbiyye Q 240aP 237a hâkimi Hasan Beğ'sin, ve sen ki Menûfiyye hâkimi Mîrzâ Kâşif'sin, taht-ı hükûmetinizde ve civârınızda âsitâne-i Seyyid Ahmed-i Bedevî mevlûdunun evvelinden infidâdı gününe dek cümle askeriniz ile Malaka meydânına hayme [vü] hargâhlarınız ile gelüp meks edesiz. Tüccâr ve züvvârı basîret üzre olup gözedesiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y220a ·
metinde göster ·
Ve bir hâkimü'ş-şer‘ dahi üç yüz akçe şerîf kazâdır. Ulemâ mâbeynlerinde sitt-i
evvelinde
tahta başı mansıbıdır, Y 319b senevî ber-vech-i adâlet yigirmi beş kîse hâsıl …
Ve bir hâkimü'ş-şer‘ dahi üç yüz akçe şerîf kazâdır. Ulemâ mâbeynlerinde sitt-i evvelinde tahta başı mansıbıdır, Y 319b senevî ber-vech-i adâlet yigirmi beş kîse hâsıl olur. Ammâ ancak leb-i deryâda Ebûhûr nâmında bir kal‘a nâhiyesidir, andan gayrı bir yerde kurâ ve kasabâtda alâkası yokdur, meğer taraf-ı pâdişâhîden bir kazâ dahi ilhak edeler. Hemân bunun mahsûlü şehr-i azîm bender-i İskenderiyye'dendir. Beher sene üç yüz dörd yüz pâre Freng ve gayrı gemiler bâdbânın açup murg-ı deryâ gibi uçup liman-ı İskenderiyye'de lenger-endâz olup meks ederler. Dâ’imâ da‘vâ vü nizâ‘ eksik olmayup kadıya mahsûl hâsıl olur. Ve yedi kralın balyozları vardır, büyük kal‘ada Sinân Paşa hânlarında sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a–Y319b ·
metinde göster ·
olmak ile arz-ı Y 348b beledi (---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---).
Bu Dimyât'ın me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından ibtidâ pirinci Revân ve Gîlân ve Hind pirincinden şâhdâne ve lezîz pirinci olur. Âl-i Osmân pâdişâhının Dimyât kilârıdır, cümle pirinc bundan gider. Bu beledde Menzilâvî ve Fereskûr pirinci rub‘-ı meskûnda yokdur. Ve balığı ve balık yumurtası ve cümmeyzi ve beyâz ekmeği ve sanâyi‘âtdan Dimyât'ın bî-nazîr gûnâ-gûn harîr alacaları ve mevzi meşhûrdur. İklîm-i sâlisin evvelinde olmak ile arz-ı Y 348b beledi (---)(---) ve tûl-i nehârı (---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y348a–Y348b ·
metinde göster ·
ibâdet edüp câmi‘-i Mahmûdî'de hamd u senâ edüp Mahmûd'da mahmûdâne hayr du‘â e …
Câmi‘u'l-Mahmûdiyye: Nîl kenârında bir dürr-i beyz-âsâ câmi‘u'n-nûrdur. Tûlen ve arzan yüz onar ayakdır. İki yan ve bir kıble kapusu ve bir tabaka Rûm tarzı minâresi ve derûn-ı câmi‘de on beş amûdlu bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Asâleten haremi yokdur, ammâ leb-i Nîl'de harem şeklinde cânib-i erba‘ası soffalı bir mesîregâh teferrücgâh yerdir kim cümmeyz ve bîd-i sernigûn ve üzüm şecerleri sâyesinde cümle yârân-ı bâ-safâ anda haşr olup cemî‘-i erbâb-ı ma‘ârifin ârâmgâhı bir behişt-âsâ haremdir. Ba‘zı cân durduğu yerden balık sayd eder. Ba‘zı kimesne soffalardan âbdest alup ibâdet eder. Bu mahalde biriken bir kân-ı zurafâ ve dâr-ı şifâ bir kahvehânesi vardır. Ba‘zı ahibbâ mücevher ü mutantan kahve-i Yemenî nûş edüp râhatü'l-ebdân hâsıl edüp ezânlar kırâ’at-i evvelinde ibâdet edüp câmi‘-i Mahmûdî'de hamd u senâ edüp Mahmûd'da mahmûdâne hayr du‘â ederler. Y 353b Böyle bir câmi‘-i pür-envârdır. Dâyimâ cemâ‘at-ı kesîreden hâlî değildir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y353a–Y353b ·
metinde göster ·
… e dahi on beş kîse fâ’iz olur. Risâle ağalığından sonra a‘lâ ağalıkdır. Ve sene
evvelinde
gılâl tahsîli mahallinde Minye ağası üzre bir mükellef ağa isti‘câle gelüp bir …
Ve bir hâkim dahi vezîr-i Mısır tarafından bir mükellef ağa gılâl tahsîline mübâşirdir. Cümle (---) bin erdeb hınta ve şa‘îr ve fûl anın ma‘rifetiyle tahsîl olur. Paşaya altı kîse kalemiyye verir, kendüye dahi on beş kîse fâ’iz olur. Risâle ağalığından sonra a‘lâ ağalıkdır. Ve sene evvelinde gılâl tahsîli mahallinde Minye ağası üzre bir mükellef ağa isti‘câle gelüp bir kîse ücret-i kadem alup ol dahi gılâl tahsîline takayyüd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364a ·
metinde göster ·
… aşına sorguc-ı sultânî komadan mükellef ü mükemmel alay ile toksan bir Ramazânı
evvelinde
Mısır'a dâhil oldu.
Ve yine nefsü'l-emr eyle olup gurre-i Ramazân'da alay-ı azîm ile Osmân Paşa başına sorguc-ı sultânî komadan mükellef ü mükemmel alay ile toksan bir Ramazânı evvelinde Mısır'a dâhil oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·