EÇS I 37b–38a
"
Ey tâlib
, gerçi âşık-ı sâdıksın ammâ dahi feleğin germ [ü] serdin çekmeyüp nâ-puhtesin, …
"Ey tâlib, gerçi âşık-ı sâdıksın ammâ dahi feleğin germ [ü] serdin çekmeyüp nâ-puhtesin, seni bir kaç kerre tecrübe içün itâb [ü] şitâb edüp kulûbuna 38a dokundum, ammâ yine benden rû-gerdân olmayup i‘tikâd-ı tâm ile eteğimden ayrılmadın. Ammâ seni bir pîre götürürüm, içeri girüp selâm verüp sana dediğim köşede kırk gün çille-i merdân çeküp otur, ammâ anda olan kimesnelerin bir fi‘line karışmayup sümmün bükmün durup aslâ dünyâ kelâmın etme,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b–38a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS II 306a–306b
… mmer olmaz. Ve dellâllar kedi fürûht etdikde bu gûne savt-ı a‘lâ ile nidâ eder "
Ey tâlibân-ı
mırrâbe ve sennûre-i sayyâde ve mü’eddebe-i hirrâbe ve mûnise-i tarrâbe ve hasm …
Ba‘zı ahâlî-i Erdebîl'in zu‘m-ı bâtılları oldur kim bu Erdebîl'de medfûn Acem şâhlarının ecdâdı Şeyh Safî hazretleri kutb-ı küberâ mertebesinde olduğuna şübhe yokdur, anın mutalsamıdır, derler. 306b Hakkâ ki mu‘cize mertebesi tılsımâtdır. Gerçi Şeyh Safî mazanna-i kerâme imiş, ammâ ba‘dehû sene (---) târîhinde Şâh İsmâ‘îl nâm bed-nâm-ı enâm İrân-zemîn halkını dalâlete düşürüp kızılbaş-ı bed-ma‘âş nâmıyla müttehem etmişdir. Hudâ ıslâh ide. Hikmet-i Hudâ bu Erdebîl'de kedi hayvânı mu‘ammer olmaduğundan mûşı gâyet çokdur. Sâ’ir diyârların fâresinden Erdebîl sıçanı efzûndur kim ahâlî-i Erdebîl'in câmeleri hırka-i peşmîne gibi fâre derdinden pâre pâre olmuşdur. Anınçün bu şehr-i Erdebîl'de hirre ya‘nî gürbe ya‘nî kutta ya‘nî kedi mezâd-ı şâhîde fürûht olunur. Başka kedi dellâlı vardır, kafes içre koyup bey‘ eder, gâyet makbûldür. {Husûsan} Divriği kedisi Erdebîl'de yüz guruşa fürûht olunduğu müsbetdir, ammâ yine mu‘ammer olmaz. Ve dellâllar kedi fürûht etdikde bu gûne savt-ı a‘lâ ile nidâ eder "Ey tâlibân-ı mırrâbe ve sennûre-i sayyâde ve mü’eddebe-i hirrâbe ve mûnise-i tarrâbe ve hasmâne-i fârâbe, lâkin serrâka değildir, mûnis-i gâmharedir" deyü beyâtî makâmında nidâ edüp terennüm eder. Ve bu şehrin niçe gûne temâşâsı vardır, ammâ tahrîr olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 306a–306b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS III 81a–81b
… erinden Divriği kedisin girân bahâya alırlar. Nidâ-yı dellâl-i gürbe-i Erdebîl "
Ey tâlibân-ı
mirrâbe ve sinnûre-i sayyâde ve mü’eddebe-i hirrâbe ve mûnis-i tarrâbe ve hasmâ …
Temâşâ-yı garîbe: Rûm ve Arab ve Acem'de bu Divriği'nin kedisi kadar nâzlı ve şûrîze ve mahbûb u sayyâd u mü’eddeb hirre olmazdır. Gerçi Mısır Elvâhının Tarabefzûn'un ve Sinop şehrinin kedisi dahi meşhûrdur, ammâ bu Divriği kedisi semîn ü cesîm ve semmûr-misâl mücellâ postlu niçe bin elvân kedisi olur. Hattâ Rûm'dan Acem diyârında vilâyet-i Erdebîl şehrine hedayâ götürüp Acem'de kafes içre dellâl başında gezdirüp bâzâr-ı şâhîde ve bezzâzistânda "Bir tümen iki tümen akçe!" deyü mezâd-ı şâhîde bey‘ olunur Divriği kedisi olur. Husûsan ahte hirre olursa ana bahâ ermez, zîrâ şehr-i Erdebîl içre kedi mu‘ammer olmadığından fâre-i Erbebîl gâyet meşhûrdur. Gerçi kavm-i Acemin sakalları cemberisdir, ammâ bıyıklarını cümle sıçan yediklerinden Divriği kedisin girân bahâya alırlar. Nidâ-yı dellâl-i gürbe-i Erdebîl "Ey tâlibân-ı mirrâbe ve sinnûre-i sayyâde ve mü’eddebe-i hirrâbe ve mûnis-i tarrâbe ve hasmâne-i fârâbe! Lâkin serrâke değildir; mûnis-i gam-hâredir" deyü gürbe dellâlları 81b beyâtî makâmıyla teğannî ederek kafesleriyle Divriği kedilerin başları üzre gezdirüp fürûht ederler. Zîrâ ahâlî-i Erdebîl'in câmeleri hırka-i peşmîne-misâl fâre derdinden pâre pâre olmuşdur. Anın içün şehr-i Erdebîl-i zebîlde hirre ya‘nî gürbe ya‘nî kutta ya‘nî sinnûre ya‘nî mirrâbe ya‘nî mâçî pistân u mistân ya‘nî kedi zî-kıymet olup Erdebîl mezâdında satılır. Tâ bu mertebe Divriği kedisi meşhûrdur. Ammâ fakîr hirrelere Divriği kadılarının müflisce olanları gâyet hasımdır. Senede kırk elli aded kedileri nihânîve katl edüp debâğat etdirüp vakt-i şitâda kürk edüp geyerler. Moskov diyârının zîncâb kürkünden aslâ fark olunmaz. Ahmer-gûn postlu gürbeleri Azak cılkavası kürkünden fark olunmaz. Ve bu şehrin cânib-i garbında olan dağlar üzre bâğlardır. Kuru Kavak yaylası derler bir âb-ı hayât suyu var. Hevâsı dahi gâyet latîf u hoş hevâ bir şehr-i zîbâdır (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 81a–81b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala