EÇS I 7a
… zar edüp mübârek yed-i yümnâları ile zânû-yı şerifine urup hakîre hitâben kâmet
eyle dediler
, hemân hakîr Sa‘d-ı Vakkâs'ın ta‘lîmine göre derhâl makâm-ı segâhda Allâhümme s …
Ba‘de's-selâm sağ cânibde hakîre nazar edüp mübârek yed-i yümnâları ile zânû-yı şerifine urup hakîre hitâben kâmet eyle dediler, hemân hakîr Sa‘d-ı Vakkâs'ın ta‘lîmine göre derhâl makâm-ı segâhda Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed ve sellim aleyh deyü kâmet edüp tekbîr etdim. Hazret dahi makâm-ı segâhda savt-ı hazîn ile Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp zamm-ı sûreyi, sûre-i Sâd-ı şerîfden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS IV 334a
… Cîlânî ve Hazret-i İmâm-ı A‘zamı da menâmımda gördüm. Süleymân'a kal‘ayı teslîm
eyle, dediler
. Pâdişâhıma kal‘a-i Bağdâd'ı Hudâ mübârek ide. Azametle siz karîb geldikde ben …
Andan kalkup niçe bin renc [ü] anâ çekerek Derbend-i Karakan'ı kara kan yudarak gücile ubûr ederler. Ammâ bu hakîr dahi sene 1065 Zilhiccesi'nde Acem diyârına dâhil olup ubûr etdiğimiz menâzillerdir. Ammâ Süleymân Hân hudûd-ı Isfahân'da şehr-i Dergezîn'e, andan şehr-i Hemedân'a andan birkaç menzilde Kasr-ı Şîrîn'e ve andan Dokuz Evlim nâm nehr-i azîmin sâhilinde deryâ-misâl asâkir-i İslâm nasb-ı hıyâm etdikde Bağdâd Hânı olan Tekyelü Mehemmed Hân meğer sâhib-îmân-ı Sünniyândan muhibb-i Âl-i Osmân imiş. Nihânîce Süleymân Hân'a bir varak gönderir. "Pâdişâhım! Hazret-i Resûl'i vâkı‘amda gördüm. Benim mezhebim sâhibi İmâm-ı A‘zam'ımı, Süleymân melâhide-i zenâdıkadan halâs etmeğe gelir. Hemân kal‘a-i Bağdâd'ı Süleymân'a teslîm eyle. Bu kadar mahlûk-ı Hudâ pâymâl-i rimâl olmasınlar, deyü buyurdular ve Hazret-i Abdülkâdir-i Cîlânî ve Hazret-i İmâm-ı A‘zamı da menâmımda gördüm. Süleymân'a kal‘ayı teslîm eyle, dediler. Pâdişâhıma kal‘a-i Bağdâd'ı Hudâ mübârek ide. Azametle siz karîb geldikde ben bir cânibe revâne olurum." deyü Bağdâd hânından bu gûne haber geldikde Süleymân Hân görse kim mukaddemâ kendülerinin gördüğü vâkı‘aya bu rü’yâ-yı sâdıka mutâbık geldikde hemân serdâr-ı mu‘azzamı elli bin güzîde leşkere talî‘a-i asker edüp Bağdâd üzre gönderir. Hemân akîbince Süleymân Hân dahi "Niyyetü'l-gazâ!" deyüp sa‘âdetle hareket buyururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS IV 351b
… hukemâ ve etıbbâ ilâcında âciz kaldılar. Âhir-i kâr "Yâ emîre'l-mü’minîn cimâ‘
eyle!" dediler
. "Hâşâ ben evlenem." deyü yemîn etdi ve günden güne mesânesinin illeti müştedd …
Âhirü'l-emr bir gün Hazret-i Mu‘âviye'nin zekerin akreb sokup niçe bin hukemâ ve etıbbâ ilâcında âciz kaldılar. Âhir-i kâr "Yâ emîre'l-mü’minîn cimâ‘ eyle!" dediler. "Hâşâ ben evlenem." deyü yemîn etdi ve günden güne mesânesinin illeti müştedd olup hâlet-i nezi‘ mertebesine vardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 351b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS V 32b
… iyâ Çelebi'den su’âl edin. Ol a‘lâ bilür. Anın ta‘bîriyle amel edüp câmi‘i amâr
eyle’ dediler
. İşte gördüğüm vâkı‘adan hâtırımda bu kadar var. Hâlâ şimdi huzûrunuza geldim. …
Hakîr eyitdim, "Hey sultânım, {vâkı‘a} gördün deyü ne yemîn edersin? Düşü sen mi gördün, yohsa ben mi gördüm? Benim gördüğüm vâkı‘anın hâtırımda olanı budur kim, vâkı‘amda cenâbınızı {görürüm ki} Mısır sultânı olup gâyet sürûr [u] şâdumânınız var. Ve {cümle} Mısır askeriyle {Erdel} seferine giderken cümle askerinizle Süleymâniyye câmi‘i gibi bir câmi‘de namâz kıldınız ve Erdel seferinden feth-i nusret haberleri gelüp cenâb-ı şerîfiniz dahi sefere gitmeden ferâgat eyleyüp Süleymâniyye câmi‘inin ta‘mîr [ü] termîmine mübâşeret eylerken niçe âdemler sultânıma dediler kim, ‘Efendimiz bu Süleymâniyye câmi‘inin ta‘mîri [ü] termîmi ahvâlin sabâhın Evliyâ Çelebi'den su’âl edin. Ol a‘lâ bilür. Anın ta‘bîriyle amel edüp câmi‘i amâr eyle’ dediler. İşte gördüğüm vâkı‘adan hâtırımda bu kadar var. Hâlâ şimdi huzûrunuza geldim. Elbette vâkı‘a gördün söyle deyü yemîn etdiniz" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS V 32b
‘Evliyâ'dan {sabâhın gördüğü} vâkı‘asın su’âl
eyle’ dediler
.
‘Evliyâ'dan {sabâhın gördüğü} vâkı‘asın su’âl eyle’ dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 32b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS VII 176b
… (?) yasadandır" dedi, ya‘nî hâşâ sümme hâşâ hele bu sözü yazmağa cür’et edemem,
eyle dediler
. Ammâ küfr [ü] dalâlet nedir haşr ü neşr ve mîzân ü terâzû, cennet ve cehennem …
"Seni beni yıldırak tavı olı canı(?) yasadandır" dedi, ya‘nî hâşâ sümme hâşâ hele bu sözü yazmağa cür’et edemem, eyle dediler. Ammâ küfr [ü] dalâlet nedir haşr ü neşr ve mîzân ü terâzû, cennet ve cehennem ve a‘râf nedir ve dörd kitâb ve peygamber ve farz ve sünnet nedir aslâ bilmezler. Hemân bir behâ’im makûlesi âdem şekilli benî asfarlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 176b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS IX Y340a
"Yâ Muhammed! Sen dahi du‘â
eyle" dediler
. Hazret-i Risâlet buyurdular kim,
"Yâ Muhammed! Sen dahi du‘â eyle" dediler. Hazret-i Risâlet buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS X Y234b
"Yâ Rabbî! Bu cerâdı senin Kinânen olan Mısır'a def‘
eyle" dediler
. Sahâbe-i kirâm eyitdiler:
"Yâ Rabbî! Bu cerâdı senin Kinânen olan Mısır'a def‘ eyle" dediler. Sahâbe-i kirâm eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y234b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS X Y420b
"Sen dahi arz-ı ma‘rifet
eyle" dediler
.
"Sen dahi arz-ı ma‘rifet eyle" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y420b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala
EÇS X Y450b
… cânımıza ve kurâlarımıza vaz‘-ı yed edüp bizi rencîde-hâtır etmeğeceğine yemîn
eyle" dediler
. Paşa dahi,
"Sultânım senden emîn değilüz. Bize bir yemîn et kim ulûfelerimize ve mâlımıza ve cânımıza ve kurâlarımıza vaz‘-ı yed edüp bizi rencîde-hâtır etmeğeceğine yemîn eyle" dediler. Paşa dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
Alıntıyı kopyala