Muhammed müte’ellim ola" dediler. Bûsırî dahi hicv-i Nebî etmeğe âmâde oldu. Ha …
"Muhammed Yetîmî gelince bir hicve âğâze eyle kim Muhammed müte’ellim ola" dediler. Bûsırî dahi hicv-i Nebî etmeğe âmâde oldu. Hazret dahi da‘vete icâbet deyü elbette ne cem‘iyyet olsa teşrîf buyururlardı. Hemân sa‘âdetle dâhil-i meclis olunca "Es-selâmu aleynâ" deyüp bir köşede karâr edüp esnâ-yı kelâmda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 210a ·
metinde göster ·
Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ …
Ammâ paşa ile bu ikisi bir gûne tekellüme başladılar. Hudâ âlimü's-sırrı ve'l-hafiyyâdır ol kelâm-ı dürer-bârlarından bir hurûf ve bir kelâm anlayamayup mebhût [u] mütehayyir kaldım. Anlar bir gûne sürûr [u] şâdımânda olup kâh el-hamdülillah ve kâh eş-şükrülillah ve kâh hâzâ min fazlı Rabbî dediklerin anlardım. Bu hâl üzre esnâ-yı kelâmda yine sadede gelüp Dervîş Sünnetî eydür "Bu âyet-i şerîfi size gönderdiklerinde ma‘nâ-yı sübhân üzre Melek Dede'ye beşâret eyle kim Şeyhü'l-kurrâ Sûsî hazretleri takrîb-i kırâ’atları üzre Arapça âyetinde hâzâ ile ebşer mâbeyninde olan elifi vasl edüp mâ hâzâ ile ibşirâ okurlar. Ve mâ hâzâ mâ sî mâin (---)(---) dir, ya‘nî ibşir değildir, mün‘adimdir. Arapça ya‘nî yine sen sâbit-kadem olup hayâtda melek-i sâhib-i keremsin işâreti vardır" dedi. Ve yine "Hâşâ ki müfessirîn kavli üzre bu âyet-i şerîfin ma‘nâsı böyle olup siz Melek ve İpşir ola, hâşâ sümme hâşâ ehl-i şer‘ bu tefsîre râzî değillerdir, ancak meşâyihân-ı bâtınân, ulûm-ı Arabiyye ve acîbeye mâlikân rümûz [u] künûz sâhibleri ve ilm-i ledünde cifr-i câmi‘ mâlikleri hurûf-ı Alî'den ve kelâm-ı Muhyiddîn'den böyle istihrâc edüp tesellî haberi gönderdiler" dedikde paşa eyitdi "Ben bu âyet-i şerîfden safâ-yı hâtır buldum. Bu bilinmez bir rumûz-i ehl-i dildir. Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her elfâz-ı dürerbâr kelimesinde ve her hurûf-ı hâldârında ilm-i Alî üzre niçe kerre rümûzât-i İlâhiyyeler var kim anın ehli olan bilüp her hurûfun rümûzundan haberdâr olup inkırâzu'd-deverân Furkân-ı Mecîd-i mu‘ciz ile amel ederler, başka bir ilimdir" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176a ·
metinde göster ·
… n niçe bin kîse mâl-ı firâvân harc edüp bu mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ
eyle kim
Camapur memleketinden biz gelince itmâm bulup azametimle ben ol kal‘ayı muhâsar …
Ba‘dehû hâbdan bîdâr olup ol uyûn-ı câriyenin mahreci mahallinde kâmil yedi gün nûş eder, hayât-ı câvidân buldum zann edüp hikmet-i Hudâ ol mâ-i zülâlin te’sîri sebebiyle boynuzunun biri düşüp biri kalır. "Bre meded, işte âb-ı hayât bunda imiş. Basra şehrinden berü nef‘in müşâhede ide ide nûş etdiğimiz âb-ı zülâl meğer bu mâ-i Kevser imiş kim Şattu'l-Arab'a dâhil olurmuş. Bre Bedlîs nâm hazînedârı kığırın." deyü fermân etdükde Bedlîs gelüp eydür: "Ey gulâm-ı hâs! Eğer hâssu'l-hâs olmak dilersen benim mâlımdan niçe bin kîse mâl-ı firâvân harc edüp bu mahalde bana bed-leys bir kal‘a inşâ eyle kim Camapur memleketinden biz gelince itmâm bulup azametimle ben ol kal‘ayı muhâsara etsem fethinde usret çekem." deyü böyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn binâ olunmasın Bedlîs hazînedâra fermân edince "el-Emrü emrüküm" deyüp kal‘ayı Bismillah ile esâsına şürû‘ etmede. Andan İskender bir karn ile Camapur diyârına gitmede. Beri tarafda Bedlîs cemî‘i hukemâları ve mühendis-i üstâd-ı kâmil bennâları ve cemî‘i ulûm-ı garîbe vü acîbe sâhibi keheneleri cem‘ edüp bu kal‘anın tâli‘-i imâretinin sa‘d sâ‘atin bulup vilâdet-i Server-i Kâ’inât'dan sene 872 mukaddem kal‘a-i Bitlîs binâ olunup sene 882 târîhinde İskender vefât etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222b ·
metinde göster ·
… ır. Ve yedi kerre Ka‘be'yi tavâf eylemek bir hac savâbıdır. Hemân cidd [ü] cehd
eyle kim
niçe Ka‘be savâbları kâr edesin.
Umreye varup gelmek bir hac savâbıdır. Ve yedi kerre Safâ ve Merve'ye varup sa‘y eylemek bir hac savâbıdır. Ve yedi kerre Ka‘be'yi tavâf eylemek bir hac savâbıdır. Hemân cidd [ü] cehd eyle kim niçe Ka‘be savâbları kâr edesin.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y330a ·
metinde göster ·
"İskenderiyye'de azîm kenzler vardır kim diller ile ta‘bîr olunmaz. Hazret-i Âdem'den ve Âdem-i sânî Nûh Necî'den berü niçe yüz mülûk [ü] selâtînler ve niçe bin ulûm-ı şettâya mâlik keheneler mutalsam ile kenzler defn Y 316b etmişlerdir. Eğer benim ilmime amel edüp bana i‘timâd edersen ilmim kuvveti ile ol defîneleri çıkarayım, kabza-i tasarrufuna alup ol mâl-ı firâvân ile hayrât [u] hasenâtlar eyleyüp cemî‘i cihân pâdişâhları üzre çeri çeküp ibtidâ İşpanya'nın elin vilâyetin harâb, ba‘dehu şehr-i Kostantîn'i yebâb ve hânelerin türâb edüp andan dahi niçe bin defîneye mâlik olup cümle cihân şâhların gâşiye-berdûş eyle kim tâ ilâ-yevmi'l-kıyâme nâm-ı kâmın yâd olup tevârîhlerde dâsitân olasın", dedükde;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y316a–Y316b ·
metinde göster ·
… zı ṣındurmış-idüm ala gözden ayırduŋ yigit meni ṭatlu candan ayırsun ḳādir seni
eyle kim
men çekerem göz buŋını hiç yigide virmesün ḳādir
gözüm gözüm yaluŋuz gözüm sen yaluŋuz göz-ile men oġuzı ṣındurmış-idüm ala gözden ayırduŋ yigit meni ṭatlu candan ayırsun ḳādir seni eyle kim men çekerem göz buŋını hiç yigide virmesün ḳādir
… seni elçügezi ḳınalu ḳızçuġazları çoḳ yimişem ḳarışçuḳları ṭutdı ola gözüm seni
eyle kim
çekerem men göz buŋını hiç yigide virmesün
ola gözüm seni bıyıçaġı ḳararmış yigitçükleri çoḳ yimişem yigitlikleri ṭutdı ola gözüm seni elçügezi ḳınalu ḳızçuġazları çoḳ yimişem ḳarışçuḳları ṭutdı ola gözüm seni eyle kim çekerem men göz buŋını hiç yigide virmesün