… t getirüp Kırkçeşme'den gayrı üç bin çeşme-i hayevân cereyân etdirüp İslâmbol'u
eyle ma‘mûr
[u] âbâdan etdi kim Yanko vezîri Kanator'anın binâ etdüği Yedikulle kal‘asından …
Ba‘dehu bu Tuna'dan imdâd olmayınca yine Vezendon Kıral, İslâmbol'a su getirdmek içün su kemerleri cânibinden bir ayn-ı zülâli üstâd-ı mühendislere mâl-ı firâvân bezl edüp Kırkçeşme kemerleri ile İslâmbol'a bir mâü'l-hayât getirüp Kırkçeşme'den gayrı üç bin çeşme-i hayevân cereyân etdirüp İslâmbol'u eyle ma‘mûr [u] âbâdan etdi kim Yanko vezîri Kanator'anın binâ etdüği Yedikulle kal‘asından tâ Sarâyburnu kal‘ası rüknüne gelince şâhrâhın tarafeynine murassa‘ mînâ iskemleler üzre zer-ender-zere müstağrak olmuş kat-ender-kat kemer kuşaklu sipâh kulları selâma durup el bağlarlardı. Ve yüz bin piyâde murassa‘ tâclu kemer-beste kullar dahi önü sıra saf saf olup gürûh gürûh alay ile ubûr ederlerdi. Ve iki kerre yüz bin esb-süvâr asker dahi alay ederlerdi. Tâ bu mertebe kerr ü fer sâhibi zîşân kıral idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
edüp her birinin tâkları tâk-ı kehkeşândan nişân verüp her bir göze birer dîdeb …
Ve (---) aded tershâne gözlerin eyle ma‘mûr edüp her birinin tâkları tâk-ı kehkeşândan nişân verüp her bir göze birer dîdebân ve San Pavla zindânına üç yüz azebistân nevbetci her şeb ta‘yîn edüp tershâne kapudanlarının otuz beşi tershâne gözlerinde sabâha dek kol dolaşalar ve otuz beş kapudanı askerleriyle şehirde kol dolaşalar. Zîrâ Süleymân Hân asrında Galata Kullesi ve Tershâne zindânlarında otuz bir bin ecnâs-ı mahlûkât kefere-i fecereden esîr var idi {kim dâ’imâ pây-beste ve dil-haste esîrlerdir, dîdebânları ve vardiyanları destinde girîbânları beste ve giryân ve hayrân ü nâlân esîrlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
oldu kim yedi tağın dere ve depesi üzre hâlâ Murâd Hân-ı Râbi‘ tahrîri şehr-i K …
Bu tertîb üzre Kâsım Paşa şehri eyle ma‘mûr oldu kim yedi tağın dere ve depesi üzre hâlâ Murâd Hân-ı Râbi‘ tahrîri şehr-i Kâsımpaşa on bir bin altmış hânedir. Ve Süleymân Hân asrında her mahalle câmi‘i ve mesâcidleri ve tershâne gözlerinde ve her dükkânda ve her hâne kapusu önünde birer kandîl çerâğân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
… yâde tahrîr olundu. Zîrâ ol asırdan Murâd Hân-ı Râbi‘'e gelince Şehr-i İslâmbol
eyle ma‘mûr
oldu kim bir arz-ı hâliye kalmamış idi. 152b
"Tîz hatt-ı şerîfimde tahrîr olunandan ma‘a-ziyâde dörd mevleviyyetlerde olan cemî‘i dekâkînleri ve cümle ehl-i hırefleri ve cümle imâret olan binâları hâkimleri ile ve şart-ı vâkıfları ile cemî‘i hayrât [u] hasenâtları tahrîr edesiz" deyü tenbîh [ü] te’kîd edüp anlar dahi zemîn-bûs edüp herkes taht-ı hükûmetlerinde olan imârât [u] hayrât u hasenâtları ve gayrı âsârları ve cümle dekâkîn-i ehl-i hırefleri sa‘âdetlü pâdişâ[h]-ı âlem-tebâhın murâd [u] maksûdlarından bin kat ziyâde tahrîr etdiler kim sene (---) târîhinde Selîm Hân-ı Sânî asrında İslâmbol mollâsı Zekeriyyâ Efendi tahrîr etdüğinden yüz bin kat ziyâde tahrîr olundu. Zîrâ ol asırdan Murâd Hân-ı Râbi‘'e gelince Şehr-i İslâmbol eyle ma‘mûr oldu kim bir arz-ı hâliye kalmamış idi. 152b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 152a–152b ·
metinde göster ·
… iyân. Ammâ bu İzmit'de vücûda gelen İskender-i azîmü'ş-şân pâdişâh olup İzmit'i
eyle ma‘mûr
edüp bir kal‘a-i metîn inşâ etmişdi kim İslâmbol'a mânend kal‘a idi. Hâlâ eser- …
Lisân-ı Yunaniyân'da Aleksandıra ya‘nî İskender Târîhi'nde İskender-i Yunan, Hazret'den sekiz yüz seksen iki sene mukaddem bu şehr-i Makedon'da vücûda gelmişdir. Amma Filikos oğlu İskender Rûmeli'nde Kaval'da mütevellid olmuşdur. Bu dünyâya dörd İskender gelmişdir, bi-kavli Yunaniyân. Ammâ bu İzmit'de vücûda gelen İskender-i azîmü'ş-şân pâdişâh olup İzmit'i eyle ma‘mûr edüp bir kal‘a-i metîn inşâ etmişdi kim İslâmbol'a mânend kal‘a idi. Hâlâ eser-i binâları ve burc [u] bârûları zâhir ü bâhirdir. Anınçün İzmit'e Tevârih-i Yunaniyân'da İskender Makedoniyye derler. Mâh-ı temmûzda İslâmbol mukabelesinde İskender Çamlıca dağında yaylalanırdı. Hâlâ Üsküdar, İskenderî'den galatdır. İzmit'in cânib-i şarkîsinde Sabanca gölün İskender kesüp İzmit Körfezine mahlût etdi. Sakarya nehriyle Karadeniz ve İzmit Körfezi mâbeyninde şehr-i Kocaili ve İzmit bir cezîre gibi kaldı. Niçe müddet İzmit cezîre olup ba‘dehû İslâmbol Tekürü Keştantış Sabanca halîcin yolun sedd edüp İzmit cezîre olmadan halâs oldu. Ammâ yine Âl-i Osmân murâd edinse Sabanca gölün İzmit körfezine mahlut etse bir kantar odun beş akçeye olup bir tahta iki akçeye olup cümle İzmit gemileri tâ Düzce bâzâra varup yanaşup ol mahal bender [u] iskele olurdu. Ez-în-cânib bu İzmit kal‘ası İslâmbol Rûmu keferesi elinde iken sene 731 târîhinde Orhân Gâzî feth etmişdir. Ammâ fethinde usret çekmeğile ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etmişdir kim bir dahi küffâr tama‘a düşüp dârü'l-bevâr etmek arzûsuna düşmeyeler. Hâlâ ol zamândan bakıyyetü'l-inhidâm leb-i deryâda çâr-kûşe bir kapulu kulle-i azim cây-ı menâsı var. Bir dizdâr ve on neferâtı var. İçinde mâl-â-mâl âlât-ı keştî içün kerasteler vardır, gayrı şey yokdur. Orhân Gâzî deryâ-misâl asker ile bu kal‘ayı ibtidâ muhasara etmeğe Koca Bay'ı serdâr edüp "İznimdir var git" buyurmuşlar. kal‘a feth olup ismine "İznim git" demişler. İzmit, "İznim git"den galatdır. Ba‘zılar İznikmit derler, ba‘zılar İzmigit derler. Ba‘de'l-feth Koca Bay yine serdâr olup Kalipo vilâyetin feth edüp ismine Koca-ili dediler. İzmit ol hâk-i anber-pâkde vâkı‘ olmuşdur kim her tarafı kûşe-i İrem bir diyâr (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242b ·
metinde göster ·
… Temâşâları edüp ertesi bu Üçkilise'den kalkup yine cânib-i şarka azamet-i Hudâ
eyle ma‘mûr
ve âbâdân yerlerde kurâ ve kendler, dağ u rağları, bâğlar ve sahrâ [ve] kurâlar …
Bu Temâşâları edüp ertesi bu Üçkilise'den kalkup yine cânib-i şarka azamet-i Hudâ eyle ma‘mûr ve âbâdân yerlerde kurâ ve kendler, dağ u rağları, bâğlar ve sahrâ [ve] kurâları mahsûllü yerler aşup bir zirâ‘ mikdârı arz-ı hâliye zemîn-i şûre görmeyüp 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 294a ·
metinde göster ·
… sellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp
eyle ma‘mûr
u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… n bî-mezheb ve bî-dîn oldular. Ve bu kal‘a-i Akye ol asrda ol kadar müzeyyen ve
eyle ma‘mûr
u âbâdân idi kim hemân yedi yüz düyûr-ı kebîr ve üç yüz hân u hammâm var idi. B …
Sebeb-i tesmiyyesi (---)(---)(---) dır. Evvelâ ibtidâ bânîsi Hazret-i Yahyâ asrında millet-i nasârâdan İşpaniye la‘înin destinde Kuds-i Şerîf var iken bu Akka kal‘asın sene 600 târîhinde hicret-i Nebeviyye'den evvel İşpaniye kralı bu kal‘ayı binâ edüp Kuds-i Şerîf'e bender-i azîm etdi. Ba‘dehû Yafa kal‘asın binâ edüp Kudüs'e müstakil kral-i dâll olup sene kâmil Kudüs'e mâlik olup bu dağların Urbânları ol asrdan berü küffâr ile ihtilât etmeden bî-mezheb ve bî-dîn oldular. Ve bu kal‘a-i Akye ol asrda ol kadar müzeyyen ve eyle ma‘mûr u âbâdân idi kim hemân yedi yüz düyûr-ı kebîr ve üç yüz hân u hammâm var idi. Beher sene bin pâre küffâr-ı dûzah-karâr keştîleri gelüp gidüp Kuds'i imâr ederlerdi. Tâ ki Mısır'da Yûsuf Selâhaddîn {Yûsuf b. Eyyûb Şâdu'l-Kürdî Âl-i Eyyûbiyân'dandır} Freng-i bed-renk elinden ibtidâ Dimyât kal‘asın alıp küffâr bir dahi mütehassın olmasın içün kal‘a-i Dimyât'ı münhedim edüp andan şehr-i Mansûrî'ye gelüp küffârın ardın alup cümle küffârı dendân-ı tîğdan geçirdiğiyçün şehr-i Mansûre dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b ·
metinde göster ·
… r imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş
eyle ma‘mûr
imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma gi …
Cümleden şehr içinde Alâüddevle câmi‘i haremindeki değirman gâyet serî‘ âsiyâbdır. Cümle cemâ‘at-ı kesîre bunun mîzâbından tecdîd-i vuzû‘ ederler. Bu şehrin cânib-i (---) bir yaylağ-ı kûh-ı bülend vardır. İsmine (---)(---) derler, bir cebel-i bülenddir kim vasfında lisân kâsırdır. Ol cebel-i müntehânın tâ zirve-i a‘lâsında bir havz-ı azîm vardır. Gûyâ buheyre-misâldır. İsmine Karagöl derler. Şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘at yerdir. Bu Karagöl havzı kurbunda bir sarnıc-ı azîm vardır. Tûlen ve arzen dörder yüz adımdır. Zamân-ı kadîmde Cimcime kayserin bu yaylalarda ve Göksun yaylasında yetmiş bin sürü koyunu ve keçisi ve câmûsı ve sığırı var imiş. Cümle çobânlar bu hayvânâtları sağup süd-i sûdını bu havza döküp andan şehr-i Mar‘aş'a üç sâ‘atlik yer altından beyâz mermer kâriz Cimcime sarâyında havzlara dökülüp andan cümle halka leben-i hâlis bezl olunurmuş. Mâ-bâkîsi matbah-ı Keykâvûs'unda harc olunup âyende vü revendeye südli aş bezl olunurmuş. Bu kayser Cimcime eyle dârâta mâlik imiş kim rûz-merre matbahına ve gayri levâzımâtına ve cümle koyunlarına beher yevm yetmiş katır yükü tuz harc olunur imiş. Tâ bu mertebe bir kayser-ı Rûm-ı Cem-şân imiş. Anın zamânında bu Mar‘aş eyle ma‘mûr imiş kim şehrin bir ucundan bir tarafına horos damdan dama sıçrayup bir dâma giriftâr olmazmış. Hâlâ yine bir ma‘mûr şehr-i müzeyyendir. Bu şehrin cânib-i şarkîsi dağları ardı Elbistân sahrâsıdır. Anda bir nehr cârîdir kim (---) dağlarından gelir Aksu derler, Mar‘aş ve Ayntâb'ın cümle pembe ve pirinci anda hâsıl olur. Ol nehrin beri cânibi Mar‘aş'dır. Öte tarafı Ayntâb'dır kim mâbeyninde Şîr dağı vardır. Tâ cebel-i Arafât'a müntehî bir kûh-ı bâlâdır. Bu kûhlarda ve büleydelerde cümle Türkmân kavmi sâkinlerdir kim lisân-ı kadîm kelimât ederler. İbtidâ lisânları Tatar-ı Buhârâ'dan (---)(---)(---) kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 62a ·
metinde göster ·
… şâ etdi derler, ammâ Geyümers Sivas'da medfûndur}. Bunun zamânında şehr-i Sivas
eyle ma‘mûr
idi kim sahrâ-yı Sivas'da aslâ zirâ‘at olunur arz-ı mezra‘a yok idi. Tâ nehr-i …
{Ermenî târîhlerinde bu Sîv-asvâs Sivas'ı binâ edüp ana Geyümers Şâh derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-ı mârî inşâ etdi derler, ammâ Geyümers Sivas'da medfûndur}. Bunun zamânında şehr-i Sivas eyle ma‘mûr idi kim sahrâ-yı Sivas'da aslâ zirâ‘at olunur arz-ı mezra‘a yok idi. Tâ nehr-i Kızılırmak kenarına dek ma‘mûr [u] âbâdân yerler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Niçe bin mülûk [u] salâtînden selef-i salâtînlere değüp âhir dest-i İslâm'a Âl-i Abbâsiyân'dan ba‘de hicreti'n-nebeviyye Bağdâd halîfesi emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in destine Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî i‘ânetiyle dest-i İslâm'a girüp dâr-ı İslâm oldu ve yine küffâr istîlâ edüp Seyyid Battâl şehr-i Malâtiyye'de mütevellid olup anda sâkin olmağıla her bâr bu Sivas üzre şebhûnlar edüp Me’mûn Halîfe ibn Hârûnu'r-reşîd asrında yine feth olup Seyyid Battâl İslâmbol fethinden sonra Üsküdar'da muhâfazada iken İslâmbol içre bâ sulh Silivrikapusu'nda {kalup dest-i küffârda cümle} şehîd olan guzât-ı müslimînin ahvâl-i pür-melâlin ve İslâmbol'a küffârın istîlâsın istimâ‘ edüp Kız kullesinden İslâmbol teküru kızın kapup hâlâ Seyyid Battâl kasabası olan mahalle Seyyid-i Battâl ma‘şûkası olan duhter-i nâ-şükûfte ile ol mahalle geldikde Seyyid Battâl hâb-âlûd iken akîbinden kovan şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl üzre hücûm etdiklerinde Seyyid Battâl ma‘şûkası olan kral kızı Battâl Gâzî'nin üznüne isâbet edüp şehîd olduğun Sivas küffârları istimâ‘ edüp her tarafdan niçe yüz bin Ermenîler hurûc edüp yine şehr-i Sivas'a istîlâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b ·
metinde göster ·
… kkâllar çârsûsu bir semte düşüp ale't-tertîb vâkı‘ olmağıla birbirlerine rağmen
eyle ma‘mûr
dekâkîn-i bakkallardır kim cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbât ile müzeyyen bâzâr-ı hü …
Ve cümle aded altı yüz dükkândır ammâ bezzâzistânı yokdur. Lâkin cemî‘i ehl-i hırefden mevcûd olup her hânları birer metîn bezzâzistân gibi olup zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Ammâ cümle çârsû-yı hüsni bir şâhrâh-ı azîmin cânibeynine düşüp üzerleri mestûr ve cümle tarîk-i âmları beyâz ahcârâtla mefrûş pâk esvâk-ı sultânîdir. Ammâ Bakkâllar çârsûsu bir semte düşüp ale't-tertîb vâkı‘ olmağıla birbirlerine rağmen eyle ma‘mûr dekâkîn-i bakkallardır kim cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbât ile müzeyyen bâzâr-ı hüsündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107a ·
metinde göster ·
… er olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı
eyle ma‘mûr
etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa a …
İşpaniye ve Fransa ve Ceneviz ve Portukal ve Donkarkıza ve Danimarka ve İngiltere ve Fiyamenk {ya‘nî Felemenk} ve İsfeç ve Çeh ve Korol, bu zikr olunan on bir aded krallık ki hâlâ ban ve krallardır kim sikke ve ülke sâhibleridir. Cümlesi Sırfâyil oğlu Roma ve Romaoğlu bu on bir aded evlâdları mezkûr diyârlara gidüp tenâsül bularak hikmet-i Hudâ ile arz-ı Rûm böyle imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra Sofya'da Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerinde "Peygamberimizdir" deyü Sırfâyil kabrin bulup ziyâret ederler. Sırfâyil'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa askeri derlerdi. Hâlâ Sırf tâ’îfesi Sırfâyil oğlu Sırf'dan tenâsül bulup ibtidâ Sofya {kal‘asına} temel uran bu Sırfa veled-i Sırfâyil'dir, be-kavl-i Tevârîh-i Latin ve kavl-i Târîh-i Sırf. Bu bâlâdâ zikr olunan Sırfâyil'in kırk evlâdı ve Roma'nın on bir aded evlâdları cümle Hazret-i Nûh Necî îmânı üzre idiler. Aslâ şerîk koşmadıklarından ilâ hâze'l-ân evlâd-ı evlâdları inkırâzu'd-deverân krallardır deyü kütüb-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr etmişlerdir. Ve millet-i Mesîhiyye tevârîhlerinde Latin tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı Arab'da Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-merre vekâyi‘âtları diyâr-ı Mısır'da Kıbtîler tahrîr etmededirler. Ammâ Nasârânın Latin tevârîhleri cümle Sırfâyil'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri tahrîr etmişler ammâ Sırfa tâ’îfesi cengâver ve dilâver-i hünerver olduklarından kemâl-i ma‘rifet ile cihânârâ olmayup devletleri de mümted olmadıklarından târîhleri azdır ammâ özdür ve gâyet sahîhdir. Anların ibtidâ sened-i târîhleri Eb-i Sânî Hazret-i Nûh Necî'den Sırfyây'ın kalemiyle zabt etmişler. Ammâ Yunaniyân-ı Rûm Nasârâ mevlûd-i İskender'den {târîh} tutmuşlar. Latin ve sâ’ir millet-i Nasârâ-yı üsârâ cümle İskender'den sened-i târîh etmişlerdir ammâ ümmet-i Muhammed hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri, devletleri mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137a–137b ·
metinde göster ·
… kıra kıra cihângîr oldu. Ba‘dehû "Maskat-ı re’simdir" deyü bu cebel-i Sincâr'ı
eyle ma‘mûr
u âbâdân eyledi kim cemî‘i müverrihân-ı meddâhânlar anın temdîh [u] tavsîfinde …
Ba‘dehû bu Melik Sincâr mu‘ammer olup pederi Dârâ Şâh intikâlinden sonra müstakil pâdişâh-ı azîmü'ş-şân olup pederinin Rûm keferesi 213b destinde zebûn ve harâc-güzâr olduğunun intikâmın Rûm keferesinden alup İrân u Turan'da ve Ardalân u Sûrân'da ve Kuds ü Şâm ve Yunan'da olan küffâr-ı feccârı kıra kıra cihângîr oldu. Ba‘dehû "Maskat-ı re’simdir" deyü bu cebel-i Sincâr'ı eyle ma‘mûr u âbâdân eyledi kim cemî‘i müverrihân-ı meddâhânlar anın temdîh [u] tavsîfinde âcizler idi ve niçe bin erbâb-ı ma‘ârifleri her diyârdan ihsân u in‘âm ile getürüp her üstâd-ı kâmil birer gûne mutalsamâtlar peydâ eyleyüp yılan ve akrep ve çıyanın vücûdları münkatı‘ oldu idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 213a–213b ·
metinde göster ·
… ardır. Her birinde câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsûları vardır. Kend-i Sirâv dahi
eyle ma‘mûr
kend-i azîmdir.
Menzil-i nâhiye-i kend-i Sirâv: Şehr-i Sirâh değildir. Ol Sirâh Tebrîz ile Erdebil beyninde şehr-i Serâh'dır. Bu bir kend-i Sirâv'dır. Acem ve Moğol kavmi buna Sarây dahi derler. Tebrîz bâğlarıyla Serâv bâğları müşâdır. Ammâ mâbeynleri üç konak yerdir ve bu nâhiye-i Sirâv kâmil seksen pâre avadan rabâtlar gibi ma‘mûr kendleri vardır. Her birinde câmi‘ ve hân u hammâm ve çârsûları vardır. Kend-i Sirâv dahi eyle ma‘mûr kend-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300b ·
metinde göster ·
… m-i Alkamî munkatı‘ olduğu ecilden harâb olmuşdur. Ammâ yine inşâallah bir dahi
eyle ma‘mûr
ola kim bir zirâ‘ yeri bin altuna bey‘-men-yezîd ola. Vallahi Ta‘âlâ a‘lem.
Tevârîh-ı Hıtat-ı Mıkdısî kavli üzre mastûr u mezkûrdur kim Kûfe şehri kırk kerre ma‘mûr u âbâdân ve kırk kerre harâb u yebâb oldu. 348b Kırk birinci kerre Emîrü'l-mü’minîn Hazret-i Ömerü'l-Fârûk radıyallahu anh hilâfetleri zamânında fermân-ı şerîfleri ile ma‘mûr u âbâdân oldu ki hicret-i Nebeviyye'nin on yedi senesinde ve bir rivâyetde on altısında idi. Ba‘dehû yüz on beş sene ma‘mûr u müzeyyen durdu. Andan kavm-i Alkamî munkatı‘ olduğu ecilden harâb olmuşdur. Ammâ yine inşâallah bir dahi eyle ma‘mûr ola kim bir zirâ‘ yeri bin altuna bey‘-men-yezîd ola. Vallahi Ta‘âlâ a‘lem.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a–348b ·
metinde göster ·
… culuk olmaduğu tahrîr ü ta‘bîr olunmak mertebesinden efzûndur. Hattâ bu memâlik
eyle ma‘mûr
u âbâdân ve eyle müzeyyen idi kim birbirlerine muttasıl kılâ‘ ve bürûc-ı varoş- …
El-hâsıl bu diyâra böyle urgunculuk olmaduğu tahrîr ü ta‘bîr olunmak mertebesinden efzûndur. Hattâ bu memâlik eyle ma‘mûr u âbâdân ve eyle müzeyyen idi kim birbirlerine muttasıl kılâ‘ ve bürûc-ı varoş-ı husûn-ı hasîneler ve sa‘b sengistân üzre metîn ve müzeyyen sûrlar ve her püştelerin zirve-i a‘lâsında Ünye vilâyeti gibi birer kenîse-i âlîler ile müzeyyen idi. Ve her biri bir zenbûr ile mahzûr olmuş deyrlerde bile küffâr râhibân-ı palâs-pûşândan bir merd-i nâmerd bıtrîk kalmayup cümle esîrlik ile ber-murâd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23b ·
metinde göster ·
Bu mahalleler içre olan hânedânlar Süleymân Hân'ın ibtidâ fethinde
eyle ma‘mûr
u müzeyyen etmiş kim cümle çârsû-yı bâzârı ve cemî‘i hânedânları ve serâpâ şâhn …
Bu mahalleler içre olan hânedânlar Süleymân Hân'ın ibtidâ fethinde eyle ma‘mûr u müzeyyen etmiş kim cümle çârsû-yı bâzârı ve cemî‘i hânedânları ve serâpâ şâhnişîn ve revzenleri billûr ve necef ve moran câmlar ile ârâste ve cümle evlerin sutûh dam u bâmları rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile pîrâste pirinçden sarı teneke ve kırmızı bakır tahta ve kalaylı tenekeler ile örtülü hâneler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81a ·
metinde göster ·
… ı dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle
eyle ma‘mûr
etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü …
Ve bu Kanije Sührâb Mehemmed Paşa asrında ıhrâk oldukda bu ölesi Topraklık varoşu yanmayup halâs olup hâlâ kat-ender-kat ma‘mûr kal‘adır, ammâ bu sene 1074 târîhinde yedi kral bu kal‘a üzre gelüp kâmil kırk gün kırk gece bu kal‘ayı döğüp niçe kerre yüz bin top güllesi ve niçe bin kazan kumbarası atup bu şehri topraklığı harâb edüp ve bataklığı hayli doldurup bu varoşu almak sadedinde iken Köpürlüzâde Vezîria‘zam Fâzıl Ahmed Paşa Hızır gibi yetişüp Kanije kal‘asını dest-i küffârdan halâs edüp henüz bu Topraklık kal‘asın Sadrıa‘zam himmetiyle eyle ma‘mûr etdiler kim evvelkiden bin kat ziyâde metîn etdi, zîrâ Kanije kal‘asının ölümü bu varoşdan olacağın bilüp cümle dîvârı kazıkların yenileyüp dîvârının enniliği otuzar ayak rıhtım dîvâr oldu, ammâ iç Kanije kal‘ası dîvârından alçak ve metîn oldu, zîrâ hîn-i muhâsarada bu varoşun dîvârını küffâr döğerken iç kal‘a Kanije'den dahi bu kal‘ayı döğen küffârı döğmek içün bu varoşun dîvârın yigirmi arşın kaddi kadar alçak etdiler, ammâ hakkâ ki eyi hüsn-i tedbîr etdiler. Eğer bu varoşun dîvârları iç kal‘a dîvârı gibi yüksek olsa iç kal‘anın toplarının bu varoşa menfa‘ati olmazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182a ·
metinde göster ·
Ammâ bu ve (---)(---) varoş Nemse çâsâr papasının manastırı vakfı olmağile
eyle ma‘mûr
ve müzeyyen ve kenîseleri ve sarây-ı âlîleri ve çârsû-yı bâzârları ve bâğ u bâğ …
Ammâ bu ve (---)(---) varoş Nemse çâsâr papasının manastırı vakfı olmağile eyle ma‘mûr ve müzeyyen ve kenîseleri ve sarây-ı âlîleri ve çârsû-yı bâzârları ve bâğ u bâğçeleri ve müşebbek bostânları gâyet ma‘mûr olup âdem deryâsı bir Macar varoşudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49a ·
metinde göster ·
Cümle beş bin beş yüz dükkânlardır ve ol kadar tertîb üzre hemvâr binâ olunup
eyle ma‘mûr
ve müzeyyendir kim her bir dükkânçede birer Mısır hazînesi mâl vardır.
Cümle beş bin beş yüz dükkânlardır ve ol kadar tertîb üzre hemvâr binâ olunup eyle ma‘mûr ve müzeyyendir kim her bir dükkânçede birer Mısır hazînesi mâl vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
… ânedânları tâ nehr-i Moriş kenârına varınca ve bir tarafı bâdâm ağacına varınca
eyle ma‘mûr
[u] âbâdân olmuş kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ve krallara mahsûs muhrık olan sa …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Seydî Ahmed Paşa ile yine berbâd etdik. Ba‘dehu amâr olup yine sene (---) târîhinde Serdâr-ı ekrem Alî Paşa ile gelüp harâb etdiğimiz cümle bâlâdaki (---) cildde mufassal kitâbet olunmuşdur. Ammâ şimdi Apofi Mihal kal‘ası ve kilisaları ve çârsû-yı bâzârı ve hammâm ve hânları ve sarây-ı hânedânları tâ nehr-i Moriş kenârına varınca ve bir tarafı bâdâm ağacına varınca eyle ma‘mûr [u] âbâdân olmuş kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Ve krallara mahsûs muhrık olan sarây-ı menhûshâne ol kadar müzeyyen ve ma‘mûr olmuş kim misli meğer Çeh vilâyetinde Çeh kralının Fırandon sarâyı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92a ·
metinde göster ·
… pâdişâhı ılgar ile der-i devlete gönderüp şehr-i Bukreyş'i ve şehr-i Tirkoviş'i
eyle ma‘mûr
eder kim iki şehr-i azîm mânend-i Belgrad ve Edirne gibi olur. Ba‘dehu bir yıld …
"Eğer pâdişâhım, siz ihsân ediniz, eğer isyân ederse Âl-i Abbâsiyân'dan Hârûnu'r-reşîd tâ Bağdâd'dan Seydî Battâl Gâzî ile İslâmbol'a gelüp feth edüp Silivrikapusu'ndaki Zencîrliservi yanında Kızlar kenîsesin kal‘a yapup Ayasofya kilisesinin çanlığına Seydî Battâl Alina kralımızı asdığı gibi siz de beni ol ça[n]lığa asup ibret-i âlem olayım. Ve nitekim karındaşım beğdir, isyân [u] tuğyân etmeyeceğine ben zâmin olup sene başı tamâm olmadan Eflak hazînesi içün kânûn-ı kadîm üzre üç yüz kîse pâdişâhıma bir günde poliçse kâğızıyla teslîm edeyim" dedikde Mehemmed Hân bu sâdıkâne cevâb-ı hoş-edâlardan hazz edüp tîz bir yarlığ-ı şâhî yazup bıtrîkin karındaşın Bursa sicininden ıtlâk edüp geldikde görse kim bir pîr-i muğân sâhib-i zünnâr, yine Eflak beği olup vardıkda adl-i adâlet edüp ol ân hazîne-i pâdişâhı ılgar ile der-i devlete gönderüp şehr-i Bukreyş'i ve şehr-i Tirkoviş'i eyle ma‘mûr eder kim iki şehr-i azîm mânend-i Belgrad ve Edirne gibi olur. Ba‘dehu bir yıldan sonra koca beğ mürd olup veled-i pelîdi yine İslâmbol bıtrîkinin kefâletiyle müstakil beğ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 101a ·
metinde göster ·
… işidüp Kırım'a gelüp şehzâdeye mâl-ı firâvânlar ile imdâd edüp bu Eski Kırım'ı
eyle ma‘mûr
[u] âbâdân ederler kim gûyâ cezîre-i Kırım'ın bezzâzistânı olup bir yılda yedi …
Ba‘dehu cümle Hıtâ ve Hoten'de ve Îrân u Tûrân'da ve diyâr-ı Belh u Buhârâ ve Horâsân'da olan cemî‘i sevdâgerler Özbek pâdişâhı oğlunun Kırım cezîresinde bir kal‘a ve bir şehr-i mu‘azzam etmeğe mübâşeret etdiğin mezkûr bâzergânlar işidüp Kırım'a gelüp şehzâdeye mâl-ı firâvânlar ile imdâd edüp bu Eski Kırım'ı eyle ma‘mûr [u] âbâdân ederler kim gûyâ cezîre-i Kırım'ın bezzâzistânı olup bir yılda yedi kerre yüz bin Özbek ve Moğol ve Boğol ve Kıpçağ u Kumuk ve gayri diyâr kavimleri cem‘ olup günden güne bir sevâd-ı mu‘azzam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
u âbâdân bender-âbâd-ı mu‘azzam imiş kim cümle bin aded mihrâb-ı ma‘bedgâh-ı se …
Ve bu Kırım-ı atîk zamân-ı selefde eyle ma‘mûr u âbâdân bender-âbâd-ı mu‘azzam imiş kim cümle bin aded mihrâb-ı ma‘bedgâh-ı selâtîn-i selef var imiş. Bir kimse bir kimsenin câmi‘ine varup ibâdet etmeğe tenezzül etmeyüp kendi tevâbi‘ [ü] levâhıkıyla yine kendü binâ etdiği câmi‘inde namâz kılarmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137a ·
metinde göster ·
[u] âbâdân imiş kim Âl-i Osmân askeriyle Özdemiroğlu Osmân Paşa yedi ay bu Çoçk …
Kal‘a-i Tuzla: Bu dahi vîrân oluyor. Bunu Azak Kazağı harâb etmişdir, ammâ hadd-i zâtında lâzımlı değildir. Lâkin zamân-ı kadîmde eyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş kim Âl-i Osmân askeriyle Özdemiroğlu Osmân Paşa yedi ay bu Çoçka burnundan karşu Kırım vilâyetine şiddet-i şitâdan geçemeyüp bunda oturup aslâ İslâm askeri zarûret çekmemişler. Ve hâlâ bu cezîre-i pâdişâhîde akçe ile müsâfirler bir şey alsalar,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 146b ·
metinde göster ·
… şürû‘ edüp beş kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâlar ile bu cezîreyi üç yılda
eyle ma‘mûr
u müzeyyen etdi kim ol asırda rûy-ı arzda böyle bir bâğ-ı İrem-misâl cezîre yok …
Hemân Ikrît kralın emrine "el-emrü emrüküm" deyüp bu cezîre-i Girid'in cenûb tarafına rağbet edüp sâhil-i bahrde ve ba‘zı berde mahalle münâsib âb [u] hevâsı latîf olan mürtefi‘ yerlere üç yüz pâre şehirler ve kal‘alar ve üç bin pâre kurâ ve kasabâtlar inşâ etmeğe şürû‘ edüp beş kerre yüz bin aded re‘âyâ vü berâyâlar ile bu cezîreyi üç yılda eyle ma‘mûr u müzeyyen etdi kim ol asırda rûy-ı arzda böyle bir bâğ-ı İrem-misâl cezîre yok idi. Her bir kurâsı biner ve ikişer biner hâneli idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318b ·
metinde göster ·
oldu kim dağ u râğında ve bâğ u bâğçelerinden mâ‘adâ yerlerinde benî âdem tavat …
Ba‘dehu yüz yıla dak eyle ma‘mûr oldu kim dağ u râğında ve bâğ u bâğçelerinden mâ‘adâ yerlerinde benî âdem tavattun edüp tenâsül bulup âdem deryâsından zirâ‘at edecek arz-ı hâliye bir şibir yer kalmayup benî âdem kesretinden kaht [u] galâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318b ·
metinde göster ·
etdi kim gûyâ evvelde harâb olmamış gibi amâr eder tâ Hazret-i Ömer radıyallâhu …
Ez-în cânib ba‘dehu İşpanya kralı, kızlarının mahabbetinden niçe bin pâre gemi ile cezîre-i Girid'e gelüp kızlarının oğulların bulup Girid cezîresine cemî‘i askerin bırağup eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ evvelde harâb olmamış gibi amâr eder tâ Hazret-i Ömer radıyallâhu anh hilâfetine dek cezîre-i Girid İşpanya elinde dörd yüz yıl dur[ur]. Ol zamânda Endülüs ve Afrika Pâdişâhı Sultân Mansûr Mora Hazret-i Ömer el-Fârûk fermânıyla Mora vilâyetin ve bu Girit adası vilâyetin bin pâre yelken ile gelüp ol cezîreleri İşpanya elinden feth edüp yetmiş yedi sene kabza-i tasarruf-ı İslâmda durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319b ·
metinde göster ·
… r, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik
eyle ma‘mûr
edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl …
Ba‘dehu biz de anlara mezkûr 343a cezîreteyni Venedik'e teslîm etmişler, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik eyle ma‘mûr edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i kullarına üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin şol kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b–343a ·
metinde göster ·
u âbâdân müzeyyen kurâları ve çiftlikler var kim her biri birer gûne bâğ u bâğç …
Niçe gün bu şehrin a‘yân [u] eşrâflarıyla zevk u safâlar edüp ba‘dehu Serdâr Alî Paşa'nın hakîr ile gönderdiği emr-i pâdişâhîleri Yanya paşası Diyârbekirli Samancızâde (---) Paşa'nın dîvânında kırâ’et etdirüp cümle a‘yân-ı kibâr "Fermân pâdişâhındır" deyüp Manya vilâyeti muhâfazasına cümle âmâde olup hakîre bir kîse ücret-i kadem ve üç at ve on donluk çuka ve atlâs ve niçe tuhef eşyâlar cümle mîr-i mîrânlardan peydâ edüp ba‘dehu sene 1081 rûz-ı Kâsım'ın bu şehirde sicil edüp ol gün Yanya'dan garb 350a tarafına Yanya gölü kenârınca 2 sâ‘at gidüp andan keşişleme cânibine kecistân yolu üzre azamet-i Hudâ eyle ma‘mûr u âbâdân müzeyyen kurâları ve çiftlikler var kim her biri birer gûne bâğ u bâğçeli ve çayır u çemenli buk‘aları hûb ve hâk-i pâkleri beyne'n-nâs merğûb mezre‘âtları vâfir ve çerâgâhları mütekâsir birbirlerine muttasıl aslâ arz-ı hâliye olmayup bu âbâdânları seyr [ü] temâşâlar edüp ubûr ederek 6 sâ‘atde Saranda Potamo deresini geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 349b–350a ·
metinde göster ·
… îrâ kal‘asının ba‘zı yerlerinde Ciniviz tasvîri alâmetleri vardır. Ba‘de'l-feth
eyle ma‘mûr
olmuşdur kim bilâd-ı selâsın biri Ayasuluk ve biri Milâs ve biri bu şehr-i Bala …
Sene (---) târîhinde Kaydefâ binâsı ve tahtı idi. Ba‘dehu sene (---) târîhinde Rûm keferesi elinden Aydın Bay oğlu Îsâ Bay ümerâlarından Polâd Emîr feth etdiğiyçün Polâd kal‘ası derler. Bir zamân Ciniviz küffârı destine girmiş. Zîrâ kal‘asının ba‘zı yerlerinde Ciniviz tasvîri alâmetleri vardır. Ba‘de'l-feth eyle ma‘mûr olmuşdur kim bilâd-ı selâsın biri Ayasuluk ve biri Milâs ve biri bu şehr-i Balat idi. Ammâ bu dahi ahâlî-i Mısır'a zahîre vermedikleriyçün beddu‘â hedefine uğrayup Ayasuluk gibi harâb [u] yebâb olmuşdur. Eğer bunun dahi vîrânistânın tahrîr etsek bir müdevven kitâb olur. Ancak nehr-i Menderes deryâya mahlût olduğu mahalde leb-i deryâda bir top menzili ba‘îd nehr-i Menderes kal‘asının dîvârların döğer bir vîrân azîm şehir ve kal‘adır. Hâlâ burc [u] bârûları metânet üzre zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y72a ·
metinde göster ·
… Sâm bin Nûh binâsıdır. Andan bu Sıfet'i binâ etdi. Tâ Hazret-i Ya‘kûb'a gelince
eyle ma‘mûr
oldu kim dere ve depesinde benî âdem mâl-â-mâl idi. Benî İsrâ’îl'in vatan-ı asl …
İbtidâ rûy-ı arzda ba‘de't-Tûfân âbâdân olan Musul kurbunda kasaba-i Cûde'dir ki hakkında âye[t]: Arapça âyeti nâzil olmuşdur. Andan şâm, Sâm bin Nûh binâsıdır. Andan bu Sıfet'i binâ etdi. Tâ Hazret-i Ya‘kûb'a gelince eyle ma‘mûr oldu kim dere ve depesinde benî âdem mâl-â-mâl idi. Benî İsrâ’îl'in vatan-ı aslîleridir. Ba‘dehu hûn-ı Yahyâ Nebî'yi taleb içün Buhtu'n-nasr gelüp kavm-i İsrâ’îl'i katl-i âm edüp Sıfet'i dahi harâb etdi. Hulâsa-i kelâm yetmiş divel destine girüp sene (---) târîhinde Selîm şâh-ı Evvel Çerâkes-i nâkes elinden bilâ-cidâl feth edüp içine askerin Mısır'a gitmeğe iktidârları olmayan askeri koyup Mısır'a gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y198b ·
metinde göster ·
… . İbtidâ Sâm bin Nûh binâsıdır. Sâm'dan galat şâm derler. Bu şehir ibn âdem ile
eyle ma‘mûr
oldu kim cennet-meşâm olup Hazret-i Nûh dahi gelüp tavattun etdi. Tâ Hazret-i R …
Evvelâ ihvân-ı zevi'l-ukûle pûşîde olmaya kim be-kavl-i ibn Abbâs edîm-i arzda bade't-Tûfân-ı Nûh aleyhi's-selâm ibtidâ Musul kurbunda cebel-i Cûdî dâmeninde şehr-i Cûde'yi binâ etdi. Hâlâ bir belîdedir. Andan binâ-yı sânî Haleb'dir. Andan binâ-yı sâlis bu şâm'dır. İbtidâ Sâm bin Nûh binâsıdır. Sâm'dan galat şâm derler. Bu şehir ibn âdem ile eyle ma‘mûr oldu kim cennet-meşâm olup Hazret-i Nûh dahi gelüp tavattun etdi. Tâ Hazret-i Risâlet-penâh'ın zamân-ı bâ-sa‘âdetlerine gelince niçe bin divel mülûk mâlik olup âhir kayâsıralardan Hırkîl nâm bir kralın kabza-i destine girdi. Devletleri mümted olup âlemgîr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y239b ·
metinde göster ·
oldu kim gûyâ ürd-i behişt olup bu şehirden ne cânibine teveccüh etdilerse mans …
Bu hâl üzre Medîne eyle ma‘mûr oldu kim gûyâ ürd-i behişt olup bu şehirden ne cânibine teveccüh etdilerse mansûr u muzaffer olup sâlimîn ve gânimîn Medîne'ye vâsıl olurlar idi. Bu ahvalât mufassalan cemî‘i siyerlerde mastûrdur. Ammâ bizim murâdımız câmi‘-i şerîfin evsâfıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280b ·
metinde göster ·
… Ümmü Dünyâ derler. Ammâ bu Nakrâveş Hazret-i Âdem'den sonra bu Emsûs-ı Mısır'ı
eyle ma‘mûr
[u] âbâdân eyledi kim tûl-i ma‘mûru üç günlük yol idi.
Lisân-ı Arab'da Kâhire-i Mu‘iziyye dediler. Zîrâ sene 575 târîhinde Sultân Mu‘îzüddîn, Mağrib-zemîn pâdişâhı idi. Mısır pâdişâhı Sultân İhşidiyyûn idi. Melik Mu‘îzüddîn, Melik İhşidiyyûn'dan izin taleb edüp Mısır içinde bir câmi‘ binâ etmeğe izin alup Kâyid Ezher nâmında bir Arab memlûkun bin Mısır hazînesi mâl ile ve elli bin neccâr ve bennâ ve ummâl ve şeyyâl âdemleri Mağrib'den pür-silâh Mısır'a gönderüp Ezher nâm gulâm-ı sâhib-gam câmi‘-i Ezher'e mübâşeret edüp yedi yılda itmâm bulacak mahalde yüz bin asker ile Mu‘îzüddîn Sultân Mağrib-zemîn'den ılgar ile Mısır'ı şebhûn edüp Mısır içinden dahi câmi‘-i Ezher bahânesiyle binâ etmeğe gelen asker dahi hurûc edüp Ahmed bin Alî bin İhşidiyyûn elinden Mısır'ı cebren ve kahren alup yeni Mısır'ı binâ etdi. Anıniçün Mısır'a Kâhire-i Mu‘iziyye derler. Hâlâ Mısır'ın cümle halkı "Yâ Kahhâr" ve "Yâ Kâbız" ismine mazhar olduklarıyçün cümle ricâlullâhı inkıbâz üzeredir. Ve cemî‘i büld[â]n isimleri yâd oldukda Mısır'a Ümmü Dünyâ derler. Ammâ bu Nakrâveş Hazret-i Âdem'den sonra bu Emsûs-ı Mısır'ı eyle ma‘mûr [u] âbâdân eyledi kim tûl-i ma‘mûru üç günlük yol idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y3b ·
metinde göster ·
Sene 358 târîhinde âl-i Fâtımiyyûn'dan Sultân Mu‘izzüddîn-i Mağribî binâsıdır. Be-dest-i memlûk Ezher nâm bir kul idi. Mağrib'den niçe bin kîse mâl ile gelüp Mısır halîfesi İhşidiyyûn izniyle bu câmi‘in temeline sa‘d sâ‘atde mübâşeret edüp on binden mütecâviz huddâmları cümle kavm-i Megâribe idi. Câmi‘ tamâma karîb olunca Mu‘izzüddîn Mağrib'den ılgar ile hurûc edüp ale'l-gafle Mısır'a dâhil olup Mısır'da câmi‘-i Ezher'e hizmet eder bahânesinde olan Megâribeler dahi silâha yapışup İhşidiyyûn elinden Mu‘izzüddîn Mısır'ı feth edüp müstakil pâdişâh olup câmi‘-i Ezher'i eyle ma‘mûr eyledi kim cemî‘i dünyâ ulemâsın câmi‘-i Ezher'e cem‘ edüp me’kûlât [u] meşrûbâtların şîr-i hûrmâ ve katr-ı nebât verirdi. İlâ-hâze'l-ân Mısır içinde eyle bir evkâf-ı kavî yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90a ·
metinde göster ·
… deriyye'den tâ İbrîm ve Sây kal‘ası hudûduna varınca üç aylık yol Nîl kenârınca
eyle ma‘mûr
âbâdân etmiş kim Reşîd'den bir mektûb bâğbân elinden bâğbân eliyle Sa‘îd-i âlî …
İşbu Ümmü Dünyâ Mısır'ın ahvâlâtına akl-ı kâsırımız erdüği üzre halkının reng-i rûyların ve kâr [u] kisblerine ilmimiz lâhik olduğu mertebe tahrîr edelim. Evvelâ bu bâlâda takrîr ü tavsîf etdiğimiz Mısır kadîm eyyâmda ma‘mûr u âbâdân olan şehr-i Fustât ki Eski Mısır'dır hâlâ bu Yeni Mısır anın bir mahallesi değildir. Zîrâ müverrih-i âlem ve âlim ü âmiller eyle takrîr Y 227b/mük ü tastîr ederler kim Mısır'ın haddi Reşîd ve Dimyât ve İskenderiyye'den tâ İbrîm ve Sây kal‘ası hudûduna varınca üç aylık yol Nîl kenârınca eyle ma‘mûr âbâdân etmiş kim Reşîd'den bir mektûb bâğbân elinden bâğbân eliyle Sa‘îd-i âlî ve Minye'de ve İsne ve İsvân şehirlerine vâsıl olur imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227a/mük–Y227b/mük ·
metinde göster ·
u müzeyyen imiş kim Nîl kenârında olan sarây-ı âlîlerin damları üzre horos damd …
Ve Mısır-ı Atîk eyle ma‘mûr u müzeyyen imiş kim Nîl kenârında olan sarây-ı âlîlerin damları üzre horos damdan dama pertâb ederek Bulak'dan Eski Mısır'dan Makdonya şehri ki Kademü'n-Nebî olan mahaldir horos ol mahalle varır imiş, böyle ma‘mûr [u] âbâdân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük ·
metinde göster ·
… Muhyiddîn el-Arabî hazretleri Fütûhât kitâbında Mısır bin yüz târîhinden sonra
eyle ma‘mûr
u âbâdân ola kim mezbelistân ve kömistân üstünde bir zirâ‘ arz bin altuna bey‘ …
Mısır Fir‘avn'dan sonra harâb olduğundan mâ‘adâ ehl-i hikmet Mısır içün yedi kerre harâb ve yedi kerre amâr olsa gerek, derler. Ammâ Muhyiddîn el-Arabî hazretleri Fütûhât kitâbında Mısır bin yüz târîhinden sonra eyle ma‘mûr u âbâdân ola kim mezbelistân ve kömistân üstünde bir zirâ‘ arz bin altuna bey‘ olunup âl-i Osmân pâdişâhlarından İbn Ka‘b gelüp safâ edüp taht edine, der. Ve felekin te’sîri sebebiyle çarh-ı felek devr ederek Mısır'ın cümle çöl [ü] çölistânı tâ Mekke ve Medîne'ye varınca benî âdem şehirler binâ edüp bâğ u bâğçe ve besâtîn edüp amâr ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b/mük ·
metinde göster ·
… ultân (---) gelüp dahil düşer, ol dahi bu mahalleyi mezkûr şehzâdeye ihsân edüp
eyle ma‘mûr
[u] âbâdân eder kim bir şehr-i mu‘azzam olur. Hikmet-i Hudâ bu şehzâde merhûm o …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim ibtidâ bu şehre Bağdâd-ı behişt-âbâddan bir şehzâde-i cüvân-baht-ı âl-i Abbâsiyân Hulâgû hurûcundan firâr edüp Mısır pâdişâhlarından Sultân (---) gelüp dahil düşer, ol dahi bu mahalleyi mezkûr şehzâdeye ihsân edüp eyle ma‘mûr [u] âbâdân eder kim bir şehr-i mu‘azzam olur. Hikmet-i Hudâ bu şehzâde merhûm olup câmi‘i sâhasında defn edüp mevti haberin halîfe-i Mısır'a arz ederler. Üçüncü günde cemâ‘at salât-ı cum‘ayı edâ ederken kabr-i şehzâdeden bir feza‘ [u] çeza‘ istimâ‘ ederler. Âyâ bu ne ola, deyü kabre varırlar, istimâ‘ ederler kim şehzâde lahdi içinde feryâd ediyor. Derhâl kabri keşf edüp şehzâdenin kefeni yanında bir cins hayvân şehzâdenin bâzûsundan yeyüp mürd olmuş ve şehzâdeden hayli kan cereyân edüp hayât bulmuş. Derhâl şehzâdeyi kabirden çıkarup ta‘zîm ü tekrîm ile sarâyına götürüp yedi sene dahi hayâtda olup ba‘dehu intikâl etdikde na‘şın Mısır'a götürüp Sitti Nefîse civârında medfûndur. Târîhi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295b ·
metinde göster ·
… gelüp Mısır sultânı olduklarında bu Feyyûm'u taht edinüp bu şehirde sâkin olup
eyle ma‘mûr
[u] âbâdân etdi kim ilâ-hâze'l-ân anların mu‘cizeleri berekâtiyle nûr-ı ilâhî İ …
Bizzât Hazret-i Yûsuf Melik Reyyân bin Velîd'in vezîri iken bu şehri binâ etmişlerdir. Ba‘dehu kendülere kırk yaşında nübüvvet gelüp Mısır sultânı olduklarında bu Feyyûm'u taht edinüp bu şehirde sâkin olup eyle ma‘mûr [u] âbâdân etdi kim ilâ-hâze'l-ân anların mu‘cizeleri berekâtiyle nûr-ı ilâhî İremezâtü'l-imâd misilli bir şehr-i hoş-havâ ve râhat-efzâ benderdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·