… l Muhammedü'l-Mustafâ buyururlar kim Arapça ve bir dahi Arapça demişlerdir.
Eyle olsa
pâdişâhım kankımızın alayı mukaddem gitmek ma‘kûldür" deyince cümle huzzâr-ı me …
"Ey imdi eyle olunca sizin kârınız olan balık bî-akl olunca siz dahi tenâvül etmeğile hayvân-misâl bir heyûlâsız. Ve sayd etdiğiniz mâhîler ekseriyyâ Bekrî cânlara ta‘âmdır. Kâr [u] kesbleriniz dâ’imâ fâsıklar ve kefereler iledir. Bizim helvâmız dersen tatlu ballu şekerlerden ve Cenâb-ı Bârî'nin "Ene hâliku'l-ineb" buyurduğu üzümden ve Arapça deyü medh etdüği asel-i hâlisden hâsıl edüp mü’min ü muvahhidler ni‘meti olur. Ve bizim helvâmız hakkında ol efsah-ı büleğâ ve ol Muhammedü'l-Mustafâ buyururlar kim Arapça ve bir dahi Arapça demişlerdir. Eyle olsa pâdişâhım kankımızın alayı mukaddem gitmek ma‘kûldür" deyince cümle huzzâr-ı meclisin meşveretiyle helvâcıbaşıya hatt-ı yarlığ-ı belîğ verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… p seyâhatde râhat ola. Zîrâ "kellimu'n-nâs(e) alâ-kadari ukûlihim" buyurmuşlar.
Eyle olsa
her lisândan ma‘ûnet-i dünya içün ba‘zı lisânlardan öğrenmek ma‘kûldür. Diyâr-ı …
Bu lisânlardan mâ‘adâ niçe lisânlar dahi vardır, ammâ bey‘ [u] şirâ edüp ihtilâf ederken hâtırda kalan bu kelimâtlardır. Ammâ bu lisânlar kaleme gelmede bu gûne tahrîr olunur, ammâ telaffuzda gâyet müşkil lehçe-i mahsûsalardır. Gûyâ tuyûr saksığân lisânıdır. Gâyet zeküyyü't-tab‘ ve necîb ve reşîd ve mukallid âdem gerekdir kim Abaza kavmiyle musâhabet ide, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan ârifü-billaha her lisândan birer şemme lâzımdır kim ol âdem kendüye zarar u nef‘ geleceğin fehm edüp kendüye nân-pâre ve vesîle peydâ edecek kadar bilüp seyâhatde râhat ola. Zîrâ "kellimu'n-nâs(e) alâ-kadari ukûlihim" buyurmuşlar. Eyle olsa her lisândan ma‘ûnet-i dünya içün ba‘zı lisânlardan öğrenmek ma‘kûldür. Diyâr-ı gurbetde ol kişi hayât [ve] necât bulup selâmete vâsıl ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259a ·
metinde göster ·
… ehr-i azîm fezâ-yı Bağdâd'da birbirine mahlût olur, ammâ nâdir vâki‘ olur. Eğer
eyle olsa
bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab taşup Bağdâd'ın …
Zirâ Arz-ı Mukaddese içre cereyân eden bu nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'den gayri nehr-i azîm yokdur. Mâ‘adâsı Bikâ‘ Ovası içre uyûn-ı câriyeciklerdir ve Ayn-i Zerka ve Berka ve nehr-i Ceyhân ve nehr-i Seyhân ve nehrü'l-Kelb (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arz-ı Mukaddes içre anlar dahi enhâr-ı sağîrelerdir, ammâ cümleden bu deryâ-misâl olup Birecik'den beher sene niçe bin tulumdan kelek ta‘bîr etdikleri gemiler ile cemî‘i memâlik-i mahrûse tüccârları mâl-â-mâl kelekleri zî-kıymet metâ‘ları ve atları ve sâ’ir havâ’icleriyle yükledüp Erzurûm kal‘asına, Ca‘ber'e Rakka'ya ve Derûğına ve cümle yük boşadup ba‘de 3 günde Bağdâd taşrasına Kuşlar kal‘asına ve kal‘a-i (---)(---) dibinde Bağdâd'a karîb olmağıla bender-i iskele andan metâ‘ların çıkarup Bağdâd'a gelir. Kaçan kim Şatt-ı Dicle ve bu nehr-i Furât tuğyân ile cereyân etse iki nehr-i azîm fezâ-yı Bağdâd'da birbirine mahlût olur, ammâ nâdir vâki‘ olur. Eğer eyle olsa bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab taşup Bağdâd'ın cisr kapusundan içeri gelir. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bağdâd valisi iken Şatt tuğyân edüp Murâd Hân asrında lağım ve meterîs yerlerinden girüp kal‘anın niçe yerlerin harâb eder, ammâ Hazret-i Abdülkâdir el-Cîlânî bu nehreyn-i mübârekeyne "Yâ mübârekler birer birer çûş ederek gelin!" deyü nutk-ı dürer-bârları olandan berü bir sene Şatt ve bir sâl nehr-i Furât tuğyân üzre cereyân edüp deşt-i Kerbelâ'yı reyy ederek ve Düceylân hafrini saky-i leb-ber-leb edüp (---)(---)(---)(---)(---)(---) inüp Kurna kal‘ası köşesinde Şatt ve nehr-i Furât birbirine Kurna dibinde munsab olup üç konak aşağı Basra'da Şattü'l-Arab derler, deryâ-misâl olup Hindistân'dan Basra'ya niçe gemiler ve niçe gurâb-ı Hindistân gelür. Ve Basra önünde medd [u] cezir derler, bahr-i Muhît vakt-ı seherde Şattü'l-Arab'ı gerü reddedüp Basra önünde su acı olur. Ba‘de'z-zuhr bahr-i Ummân gerüye gidüp Şattü'l-Arab gâlib olup Basra önünde su âb-ı hayât olur. İlâ mâşâallah Basra önünde bu Şattü'l-Arab'ın hâli budur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54a ·
metinde göster ·
… im her sene birer tulası kadar zemîne gark olur dedikleri galat-ı fehmdir. Eğer
eyle olsa
bin yüz yıldan beri tâkdan âsâr kalmayup gark olurdu ammâ şedîd rûzgâr-ı zorkâr …
{Kelâm-ı sitâyiş-i Tâk-i Kisrâ oldur kim her sene birer tulası kadar zemîne gark olur dedikleri galat-ı fehmdir. Eğer eyle olsa bin yüz yıldan beri tâkdan âsâr kalmayup gark olurdu ammâ şedîd rûzgâr-ı zorkârlara turâb u rimâl Tâk-i Kisrâ dibine yığılup bir tula kaddi gark oldu derler, yine rûzgâr rimâlleri bir tarafa götürür, Tâk-i Kisrâ ke'l-evvel durur metîn binâ-yı kavîdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 342b ·
metinde göster ·
Irâk hâki şarka olup cümle kıbleleri cânib-i garba vâki‘ olmuş olur. Zîrâ Beyt- …
Ve bu câmi‘ kadîm olmağile kıblesi gün batısı tarafına, Kudüs-i şerîfe doğrudur. Ammâ yine hisâb olunsa bu şehirden Ka‘be cânib-i garba vâki‘ olmuşdur. Zîrâ Mekke-i Mükerreme'de dahi Beyt-i şerîfin rükn-i Irâkîsi cânib-i şarka meyyâldir. Eyle olsa Irâk hâki şarka olup cümle kıbleleri cânib-i garba vâki‘ olmuş olur. Zîrâ Beyt-i şerîf ortada vâki‘ olup cânib-i erba‘asındaki dîvârlardan ana müteveccih olunca niçe diyâr-ı İslâm'ın kıbleleri cânib-i şarka ve garba ve şimâle ve cenûba râst gelir. Mîkât-ı Ekâlîm nâm dâ’irede ma‘lûmdur. Ve bu câmi‘-i Kûfe nazargâh-ı peygamberân olmağile hâlâ ma‘mûr u âbâdândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357a ·
metinde göster ·
… den sonra hilâfet-i Mu‘âviye andan hilâfet-i Yezîd olup hâdise-i Kûfe olmuşdur.
Eyle olsa
bu şeyh Hâdî hazretleri niçe deşt-i Kerbelâ vak‘asında bulunmuş olur.
Âsitânesin şâm Sultânı Nûreddînü'ş-şehîd hazretleri binâ etmişdir. Evkâfnâmelerinde ale't-tafsîl mastûrdur. Ve bu azîzin şehâdetinden sonra hilâfet-i Mu‘âviye andan hilâfet-i Yezîd olup hâdise-i Kûfe olmuşdur. Eyle olsa bu şeyh Hâdî hazretleri niçe deşt-i Kerbelâ vak‘asında bulunmuş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 2b ·
metinde göster ·
… ye secde içün ser ber-zemîn etdikde alnı yere değmeyince secdesi sahîh olmazdı.
Eyle olsa
bu mezkûr Paçavra Kadı'nın burnu secde mevzi‘ine bir karış mukaddem inüp alnı m …
Bu Varna şehrinde fuzelâyi'd-dehrden bir muta‘assıb kadı var idi. Efvâh-ı nâsda lakabına "Paçavra Kadı" derlerdi, ammâ ol kadar zemmâm u nemmâm ve fassâl u dehhâl u kaddâh idi kim lisân-ı sinânından bir ferd-i âferîde halâs olamazdı, ammâ el-kudretülillâh bir turfe ve ucbe-lika ve bed çehre-i gûl beyâbânî idi kim enf-i ankâ-yı Semerkandîsi hakîkatü'l-hâl bilâ-cidâl yarım akçe tahtası kadar burnu var idi. Hattâ görenler "Minkârîzâde'nin zâdesidir" derlerdi. Hattâ ol mertebe minkâr-ı koknus-ı la‘lgûnu ol kadar büyük ve uzun idi kim gazab-âlûd olup hışıldasa Tatar bârgîri gibi burnu kışır kışır öterdi, ammâ gâyet musallî idi. Evkât-ı hamsesin terk etmeyüp ibâdetine meşgûl idi, ammâ burnunun büyüklüğünden Cenâb-ı Bârî'ye secde içün ser ber-zemîn etdikde alnı yere değmeyince secdesi sahîh olmazdı. Eyle olsa bu mezkûr Paçavra Kadı'nın burnu secde mevzi‘ine bir karış mukaddem inüp alnı mahall-i secdeye konmağa mâni‘ olup ancak bu manzûm beyt üzre:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30b ·
metinde göster ·
… lurdu, zîrâ mezkûr Gemleyik körfezi İznik cânibine girmiş hayli uzun körfezdir.
Eyle olsa
kasaba-i Gemleyik dahi amâr olurdu. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ( …
Sitâyiş-i külliyât-ı Gemleyik: Bu şehr-i müzeyyen içre İznik gölünün ayağı cereyân edüp bu Gemleyik körfezi içre Bahr-i Rûm'a munsabb olur. Hattâ Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'r-rıdvân hazretleri mezkûr İznik gölünün ayağın açup deryâyı göle karışdırup gemiler tâ İznik'e yanaşup iskele ola, andan arabalar ile beş altı konak yerlerden gûnâ-gûn metâ‘ ve kerasteler ve odunlar gelüp ba‘dehû İznik gölünden gemilerle İslâmbol'a her şey gelüp ganîmet ola deyü Süleymân Hân bu re’y-i ahseni eyledi, ammâ Rûm tarafında Varadin {kal‘ası} gazâsı peydâ olup bu tedbîr-i ahsenden ferâgat olundu, ammâ eğer böyle olsa İznik şehri bender iskele olup amâr olurdu, zîrâ mezkûr Gemleyik körfezi İznik cânibine girmiş hayli uzun körfezdir. Eyle olsa kasaba-i Gemleyik dahi amâr olurdu. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84a ·
metinde göster ·
… aç kurd koyuna salar gibi her yer ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi
eyle olsa
sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz y …
Hakîr eyitdim: "Baka gâzîler bizler at sırtına geldikden sonra cân ve baş ile oynar bir alay garîb gâzîleriz. Bu diyâra biz gelmedik ve köylerin görmedik ve kasabaların bilmedik. Ordumuza boş gitmemek içün aç kurd koyuna salar gibi her yer ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi eyle olsa sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz yiğitler atlanup bize şikâr alacak kâfir köylerin gösterüp sınırlarınızdan gerü dönüp geleler!" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
… i dergâh olup bâkîdir. Ve cemî‘i mevtâ-yı ehl-i kubûr hayr du‘âya muhtâclardır.
Eyle olsa
rûh-ı Melek Paşa hayr ile yâd olmağiçün deryâda katre ve güneşde zerre kadar hü …
İmdi fânîden bâkîye irtihâl eden cânlara hayr du‘â lâzımdır kim hayr du‘â Allâhu Ta‘âlâ katında makbûl-i dergâh olup bâkîdir. Ve cemî‘i mevtâ-yı ehl-i kubûr hayr du‘âya muhtâclardır. Eyle olsa rûh-ı Melek Paşa hayr ile yâd olmağiçün deryâda katre ve güneşde zerre kadar hüsn-i hâli ve halîm ve selîm ve dil-nüv[â]zlığın yâd ede. Eğerçi cemî‘i ahvâlâtların ta‘rîf ü tavsîf ve tahrîr etsek bir tomar-ı müdevven olur, ammâ bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr fakîr paşa-yı merhûma akrabâlığımız hasebiyle ve ihtilât-ı küllîmiz olmak niçe niçe esrârlarına vakıf olduğumuz mertebe ba‘zı menâkıb-ı hüsn-i hâllerin bu Seyâhatnâme'mize tahrîr edelim. Ümîzdir kim kırâat eden yârân-ı zevi'l-ihtirâmlar merhûm Melek Paşa rûhiyçün bir Fâtiha tilâvet edeler. Ve billâhi't-tevfîk, âh el-firâk el-firâk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a ·
metinde göster ·
… ral mürd-i mât olup vücûdundan ve eser-i binâsından bir şey kalmamış, ammâ eğer
eyle olsa
kal‘a-i Üstürgon nehr-i Tuna içinde bir cezîrede kalup hısn-ı hasîn ve sedd-i İ …
Bu hisâb üzre kal‘a-i Üstürgon hemân bir burunda bir yalçın kaya üzre vâkı‘ olmuş. Hattâ Matyaş Kral bu Üstürgon'a mâlik oldukda bu mezkûr yalın kat palanka dîvâr önünde alçak dereden bir Tuna'dan bir Tuna'ya varınca kesmeğe mübâşeret etmiş, ammâ Matyaş Kral mürd-i mât olup vücûdundan ve eser-i binâsından bir şey kalmamış, ammâ eğer eyle olsa kal‘a-i Üstürgon nehr-i Tuna içinde bir cezîrede kalup hısn-ı hasîn ve sedd-i İskender olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97b ·
metinde göster ·
… ı dahi bu mertebe kesüp Tuna akıtmak himmeti dahi makdûr-ı beşer değildir. Eğer
eyle olsa
bu İnlik kal‘ası Sedd-i İskender olurdu. Hattâ kefere zamânı bu boğazda cümle g …
Andan bu mezkûr iki taraf kal‘aların altları nehr-i Tuna'ya nâzır kûh-ı Bî-sütûn gibi kayalar delik delik mağâralardır. Ve İnlik beli tarafında olan kal‘a bir kayalı burun üzre olmak ile yine Yanvan Kral bu kal‘a kayasının dağı ardını bir hayli kesüp nehr-i Tuna'yı akıdup kal‘ayı bir cezîre gibi etmek murâd edinmiş, ammâ ömr vefâ etmeyüp hâlâ [hâli] üzre kalmış, ammâ bu kayayı dahi bu mertebe kesüp Tuna akıtmak himmeti dahi makdûr-ı beşer değildir. Eğer eyle olsa bu İnlik kal‘ası Sedd-i İskender olurdu. Hattâ kefere zamânı bu boğazda cümle gemilerden gümrük alınırmış. El-hâsıl im‘ân-ı nazar ile görüp acâ’ib ü garâ’ib temâşâgâh yerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… ulle ile taşra varoş kal‘ası yapmak murâd edinmiş. Lâkin müyesser olmamış. Eğer
eyle olsa
bu kal‘a-i İnkirmân sedd-i bî-emân amân olurdu. Ve mezkûr çâr-kûşe kulle[de] da …
Ve bu mezkûr varoşdan aşağı varoşa giderken bir yalçın kaya üzre bir vâsi‘ çemenzâr meydânda çâr-kûşe bir metîn ve sa‘b Şeddâdî kulle var. Çâr köşesinde top mazgallarıyla ârâste kulle-i azîmdir. Küffâr zamânı bu mezkûr çemenzâr-ı vâsi‘ zemîni(?) bu çâr-kûşe kulle ile taşra varoş kal‘ası yapmak murâd edinmiş. Lâkin müyesser olmamış. Eğer eyle olsa bu kal‘a-i İnkirmân sedd-i bî-emân amân olurdu. Ve mezkûr çâr-kûşe kulle[de] dahi bir azîm kemer kapu vardır. Bu kapudan kal‘aya ve taşra mezkûr varoşa çıkar sarp kapudur. Ardı önü kesme kayalı handakdır. Bir tarafı cânib-i cenûba uçurumdur. Bu kapudan aşağı enerken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… ni Azak kal‘ası altında Altı Sutunu nâm yere getirüp anda sâkin etse gerek idi.
Eyle olsa
henüz Azak vilâyeti Maskov ve Kalmık'dan emn [ü] emân olurdu. Meğer bu tâ’ife-i …
Ammâ Mehemmed Geray Hân ma‘zûllük vartasına uğramasa bu Heşdek kavmini Azak kal‘ası altında Altı Sutunu nâm yere getirüp anda sâkin etse gerek idi. Eyle olsa henüz Azak vilâyeti Maskov ve Kalmık'dan emn [ü] emân olurdu. Meğer bu tâ’ife-i Heşdek'i Maskov kralının oğlu bunları iki kerre yüz bin asker-i cünüb ile gelüp talava urup gâret etse gerek imiş, zîrâ bu Heşdek kavminde olan at ve de[ve] ve sığır ve koy bir pâdişâhda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
… olup bu kal‘a karada kalmışdır, ammâ kefere zamânı göl içinde cezîre imiş. Yine
eyle olsa
metîn kal‘a olurdu. Bu bir tarafı karadan mâ‘adâ cânib-i selâsın göl ihâta etmi …
Bu kal‘a-i kadîm Yanya sahrâsının yıldız tarafındaki ucunda otuz mîl ihâta eder bir azîm göl kenârında minâre kaddi yalçın kaya üzre bir kal‘a-i köhne binâ olup cânib-i erba‘asın göl ihâta edüp kal‘aya cisir ile geçilirmiş. Hâlâ cisir yerleri zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ cenûb tarafında olan varoşa giden kapusu tarafı handakları dörd yüz adım göl suyu kesilüp türâb [u] rimâl ile memlû olup bu kal‘a karada kalmışdır, ammâ kefere zamânı göl içinde cezîre imiş. Yine eyle olsa metîn kal‘a olurdu. Bu bir tarafı karadan mâ‘adâ cânib-i selâsın göl ihâta etmiş kayalar üzre kal‘a-i bî-hâ’ildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347b ·
metinde göster ·
Âhir vatan-ı aslîmiz olan Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantiniyye'yi terk edüp ve maskat-ı re’simizden infisâl ile şedd-i rahli ve şiddet-i harr ü berri irtikâb edinüp diyâr-ı gurbetde tahsîl-i ulûm ve tekmîl-i fünûn ederiz, deyü ol hevâ-yı hevesile diyâr-ı büldân ve aktâr-ı arâzî geşt [ü] güzâr-ı cihân ederiz, deyü âye[t]: Arapça mazmûnu üzre ibret-nümâ-yı Y 3b ehl-i bîniş ve hayret-efzâ-yı erbâb-ı dâniş olan ekâlîm-i seb‘a Arapça nın vâcibü's-seyr olan âsârların îm’an-ı nazar ile nazar etmeğe bezl-i himmete cür’et etdim. Eyle olsa hâl-i dilim ile müşâvere edüp eyitdim: "Âlem-i seyâhatde evkât-ı ömr-i nâzenîn niçün hebâya gider? Hem seyâhat ve hem ziyâret ve hem ticâret ola." deyü irtikâb-ı meşâkkatim memâlik-i mahrûselerin ibret-nümâ âsâr-ı kadîmelerinde ve hân ve cevâmi‘ ve medâris ve amâristânını seyr ü temâşâ ile ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı ve enhârları Q 2bP 2b ile muharrir-vâr cemî‘i âsârların tahrîr eylemeğe bezl-i himmet eyledim ki ulüvvü'l-himmeti mine'l-îmânidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a–Y3b ·
metinde göster ·
… Kara Görgüs'de sâkin idüği âsâr-ı binâlarından ve târîhlerinden ma‘lûmdur. İmdi
eyle olsa
Ashâb-ı Kehf dahi bu mahallerde olmak münâsibdir. Mar‘aş'da on konak Y 154a y …
Ve bir kerre Mar‘aş eyâletine Elbistan ovasında Elbistan subaşılığında bir mağâralarda Ashâb-ı Kehf deyü ziyâret etdik, ammâ aslı yokdur. Asıl hakîkatde Ashâb-ı Kehf bu Tarsûs'da olmak müvecceh-i zîbâdır, zîrâ anlar Kur’ân-ı azîm ve Furkân-ı kadîm âyet-i şerîfi üzre Arapça nassı üzre yedi ve sekiz kişi Takyanus'un zulmünden hemân ol mahalde mağâralara firâr edüp kapanup (---) sene hâb-ı Ashâb-ı Kehf meşhûr-ı âfâkdır. Takyanus ise bu Tarsûs'da ve Kara Görgüs'de sâkin idüği âsâr-ı binâlarından ve târîhlerinden ma‘lûmdur. İmdi eyle olsa Ashâb-ı Kehf dahi bu mahallerde olmak münâsibdir. Mar‘aş'da on konak Y 154a yerde olmak münâsib değildir, el-uhdetü ale'r-râvî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153b–Y154a ·
metinde göster ·
… , zîrâ zemîn âteş gibi yanar. Müsta‘mel pâypûş geyüp ziyâret etmek iktizâ eder.
Eyle olsa
bî-edeplik olmuş olur. şart seheri ziyâret etmek gerekdir. Ba‘zı kimesneler bu …
Ammâ bu mahalli ziyâret etmede bir âdâb vardır. Vakt-i seherde hevâ mu‘tedil iken yalın ayak başı kabak Sûre-i Mekâbir okuyarak bu meşhedistânı ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edesin. Ammâ vakt-i zuhurda yalın ayak gezilmez, zîrâ zemîn âteş gibi yanar. Müsta‘mel pâypûş geyüp ziyâret etmek iktizâ eder. Eyle olsa bî-edeplik olmuş olur. şart seheri ziyâret etmek gerekdir. Ba‘zı kimesneler bu binâ olunan dîvâr üzre pabucile yürüyüp ziyâret eder, gam değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y303a ·
metinde göster ·
… ları zâhir ü bâhirdir. Cüz’î şey’ ile yine Cidde'ye cereyân etdirmek mümkindir.
Eyle olsa
Cidde bir bender-i mâşâ(?) olurdu. (---)(---)(---)
Ammâ suyu bu şehrin mâ-tekaddem cârî imiş. Ol zamân ma‘mûr âbâdân ve bâğ-ı İrem imiş. Ba‘dehu şürefâlar râh-ı âbı harâb edüp Rûmlu tavattun edüp tağallüb etmesin için su yolların harâb etmişler. Hıdde nâm mahalde üç âsiyâba kifâyet eder âb-ı nâbdır, beriyyeye cereyân edüp gâyib olur. Hâlâ tarîk-ı âmm üzre yolları zâhir ü bâhirdir. Cüz’î şey’ ile yine Cidde'ye cereyân etdirmek mümkindir. Eyle olsa Cidde bir bender-i mâşâ(?) olurdu. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366b ·
metinde göster ·
… siyâh, bizi böyle beyâz halk etdi. Yohsa bizim yüzümüz derisin kimse yüzümedi.
Eyle olsa
(ve) yüzümüzden kan cereyân Y 410a ederdi. Yohsa biz şikâyete gelmedik. Yüzüm …
"Biz Mekke ve Medîne sultânı mevlânâ mülûkü'l-Arab ve'l-Acem ve'r-Rûm Kostantıniyye kayseri Sultân Mehemmed Hân'ın kullarındanız ve anın hükmündeki türâbda sâkiniz. Bi-emrillâhi ta‘âlâ ol diyârlarda âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim ol diyârların kavmi bizim gibi beyâz ola. Ve bu sizin Fûncistân ve Berberistân ve Sûdân ve Bağanıskı ve'l-hâsıl bu cezîre-i Mısır içinde olan halk Hazret-i Nûh oğlu Hâm evlâdlarındandır, cümle sizin gibi yüzleri gözleri ve sözleri bile böyle karadır. Allâhu Rabbü'l-âlemîn sizi böyle siyâh, bizi böyle beyâz halk etdi. Yohsa bizim yüzümüz derisin kimse yüzümedi. Eyle olsa (ve) yüzümüzden kan cereyân Y 410a ederdi. Yohsa biz şikâyete gelmedik. Yüzümüz dü-cihânda ak eden Hak'dır, Hak'dan hakkı kim alıvermeğe kâdirdir?" deyü vâ‘ızâne böyle kelimâtlar edüp tercümân bir bir Kan Cercîs-i nâ-cinse bir bir takrîr edince
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y409b–Y410a ·
metinde göster ·
… esinin arzı âlî ve İskenderiyye cânibi süflîdir ve mâbeynleri iki konak yerdir.
Eyle olsa
Feyyûm diyârında bu buhayre yerine üç yüz pâre kurâ dahi amâr olurdu. Zîrâ bu b …
Ve hikmet-i Hudâ bu buhayreye muttasıl bir küçük buhayre vardır, âb-ı hayâtdan nişân verir bir buhayrecikdir. Ve eğer mülûk sâhibleri murâd edinseler bu âb-ı hayât buhayreciği ve Yûsuf buhayresini yıldız cânibinde Hûş-ı Îsâ şehri önünden ubûr etdirüp İskenderiyye kurbunda Akdeniz['e] munsâb etdirmek emr-i sehl idi. Zîrâ Feyyûm buhayresinin arzı âlî ve İskenderiyye cânibi süflîdir ve mâbeynleri iki konak yerdir. Eyle olsa Feyyûm diyârında bu buhayre yerine üç yüz pâre kurâ dahi amâr olurdu. Zîrâ bu buhayre üç yüz pâre kurâları gark etdüğinden mâ‘adâ yıldan yıla buhayre taş(ıy)up Feyyûm şehrine karîb gelmededir. Âhirü'l-emr Feyyûm'u gark eder derler. Meğer mu‘cize-i Hazret-i Yûsuf rûhâniyyetiyle himâyetullâhda ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·