… ah rucelâ-yı hâfiyâ, deyü işâret etmişdik. Hâlâ azîmetimiz ınânın ol tarafa atf
eyledik ve
size deryâ üzre refîk olmamızın işâreti idi. Hemân bizi hayr du‘âdan ferâmûş bu …
Ve evvel bir ebyât-ı Arabî ile cenâbınıza, ziyâret-i Beytullah rucelâ-yı hâfiyâ, deyü işâret etmişdik. Hâlâ azîmetimiz ınânın ol tarafa atf eyledik ve size deryâ üzre refîk olmamızın işâreti idi. Hemân bizi hayr du‘âdan ferâmûş buyurman" deyü vedâ‘ mahallinde iki kayıkçılara eyitdi: "Dilerim kim Evliyâ Çelebi karındaşımız ile paşaya bile varup altunları kabûl etmeyüp sizlere tevzî‘ eylediğimize şehâdet edesiz kim paşa ıtmînân-ı kalb hâsıl ede ve Evliyâ Çelebi hakkında sû-i zandan halâs ola" buyurduklarında cihân bu hakîrin oldu. Ve "Evliyâm du‘â-yı hayrum seninle biledir. Var kumda oyna, götüne çöp batmasın. Râh-ı Mekke'de ve diyâr-ı Mısır'da aslâ gam yiyüp havf u haşyet çekme. Âfât-ı dehrden masûn [u] mahfûz olup Hudâ-yı Bîçûn mu‘în u zahîrin olup geşt ü güzâr eylediğin yerlerde pâdişâhlar ve vüzerâ, vükelâ ü a‘yân [u] kibâr mâbeynlerinde mu‘azzez ü mükerrem olup düşman şerlerinden emîn olasın. Ve bizi kal‘a-i Van'da hayr du‘âdan unutma, el-Fâtiha!" deyüp yine ba‘de'd-du‘â dest-bûs edüp anlar Üsküdar'a bâdbân-ı azîmeti açup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 176b ·
metinde göster ·
kâmil iki hafta kendüleri ile hem-celîs ve hem-enîs olup gûnâ-gûn sohbet-i hâsl …
Karye-i Kırye Nero: ya‘nî lisân-ı Yûnânda "Sovuk Su" demek olur. Mühürdâr Paşa'nın sarây-ı İremezâtıdır. Meğer Mühürdâr Paşa tâ‘ûndan firâr edüp bu çiftlikde karâr etmiş. Kendüye anda buluşup dest-bûs edüp Ak Mehemmed Paşa'nın mektûb-ı dürerbârını verüp mefhûmu ma‘lûmları olup hakîre hayli i‘zâz u ikrâm edüp kendülere yakın bir kasr-ı âlî döşeyüp cümle atlarımız hâs tavlasına bağlayup zevk [u] safâya ve seyr [ü] temâşâya şurû‘ eyledik. Ve kâmil iki hafta kendüleri ile hem-celîs ve hem-enîs olup gûnâ-gûn sohbet-i hâslar etdik kim ta‘bîr olunmaz. Meğer âlüfte ve âşüfte yârândan sebük-rûh sâhib-i tab‘ Bosnaviyyü'l-asl Sultân Murâd-ı Râbi‘in vezîr-i âzamı Receb Paşa'nın hemşîrezâdesi ve mühürdârlığı hidmetinde iştihâr bulup ibtidâ deryâ sancaklarından niçe menâsıb-ı âlîlere mutasarrıf olup deryâda dörd pâre kadırga ile sefer eşüp altmış târîhinde efendimiz kendüye Tunus eyâletin ihsân edüp mukarrer-nâmesin hakîr götürmüş idim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y53b ·
metinde göster ·
… ‘â ederler. Hakîr dahi bu pendi kabûl edüp eyle du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ
eyledik. Ve
bunlardan taşra ol bâğ-ı iremde bir kaya dâmeninde bir kubbe-i âlî içre,
Ziyâretgâh-ı evlâd-ı Hazret-i İshâk ve evlâd-ı Hazret-i Ays: Bir kûhsârın dâmeninde bir gâr-ı azîm içre on iki vücûd-ı şerîf âsûdedirler. Ammâ medfûn değillerdir, zîrâ türâb yokdur. Kimi oturur ve kimi yatır ve kimi sücûd eder şeklinde hâlleri üzre âsûdedirler. Be-kavl-i tevârîh bunlara suhuf nâzil olmuş nebîlerdir, deyü tahrîr etmişler. Ammâ türbedârlar bunların yanına varmağa men‘ edüp rızâ vermezler, zîrâ kefenleri mürûr-ı eyyâm ile rîze rîze olup ba‘zı Y 207a avret yerleri mekşûf imiş. Ol ecilden huzûrlarına varmağı men‘ edüp gâr kapusundan du‘â ederler. Hakîr dahi bu pendi kabûl edüp eyle du‘â etdik ve şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bunlardan taşra ol bâğ-ı iremde bir kaya dâmeninde bir kubbe-i âlî içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y206b–Y207a ·
metinde göster ·
bir gece bunda mihmân olup şeyhin bize koşduğu kırk âdeme beş guruş verüp avdet …
Ammâ bu karye-i Nu‘aym şehr-i azîm ve bir sevâd-ı kadîm imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları nümâyândır. Ve bu âsitâneye cemî‘i masrû‘ ve mehmûm gelüp ziyâret edüp şifâ bulurlar. Hakîr bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp şefâ‘atlerin ricâ eyledik. Ve bir gece bunda mihmân olup şeyhin bize koşduğu kırk âdeme beş guruş verüp avdet etdiler. Ba‘dehu bu karyeden yigirmi tüfeng-endâz vesîle alup yine cânib-i şarka 3 sâ‘at sâfî taşlık içre ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y233a ·
metinde göster ·
… r. Bunda bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp savâbın Y 302b rûh-ı şerîflerine hibe
eyledik. Ve
her kim kılıç taşırsa teberrüken kılıçın Hazret-i Hamza'nın sandûkası içre koyu …
Ziyâret-i Kubbe-i Hazret-i Hamza: Radıyallâhu anh. Medîne'den bu mahalle bir sâ‘at yerdir. Bir câmi‘-i kebîr-misâl bir kubbe-i âlîdir. Kıbleye nâzır bir kapusu var. Altı kademe taş nerdübân ile çıkılır. Andan bu âsitânenin haremine duhûl olunur. Bir beyâz seng-i mücellâ ile mefrûş bir harem-i menkûşdur. Bu haremin kıblesi tarafı kubbesi altında tâ mihrâb önünde kubbe-i âlînin ortasında çâr-kûşe bir parmaklık içinde bir yeşil sof ile mestûr bir çâr-kûşe sandûka içinde âsûdedirler. Bunda bir Yâsîn-i şerîf tilâvet edüp savâbın Y 302b rûh-ı şerîflerine hibe eyledik. Ve her kim kılıç taşırsa teberrüken kılıçın Hazret-i Hamza'nın sandûkası içre koyup bir zamândan sonra çıkarup türbedârlar tekbîr ederek kemerine kuşanalar, gazâ savâbın bulur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302a–Y302b ·
metinde göster ·