… iller binâ etdi. Ve mü’ezzinâna bir (---) sütûn-ı rakîk üzre bir mahfil-i münîf
eylemişdir kim
ta‘bîr olunmaz.
Ve huffâzlar kırâ’at-i Kur’ân etmeğiçün 36b dörd mahalle ham mahâfiller binâ etdi. Ve mü’ezzinâna bir (---) sütûn-ı rakîk üzre bir mahfil-i münîf eylemişdir kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a–36b ·
metinde göster ·
meşhûr-ı âfâkdır. Bunun dahi bâğçe üstâdı ve yetmiş aded neferâtları vardır. Ve …
Bâğçe-i Sultâniyye: Bâyezîd-i Velî Hân binâsı bir cinân-ı bâğ-ı gülistândır. Bunda dahi serv-i serâmedler var kim kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir. Ve sene (---) târîhinde Allâhu a‘lem Murâd-ı Sâlis asrında Özdemiroğlu Osmân Paşa, Gence ve Şirvân-ı Şamâkı yâhûd Tebrîz-i Dilâvîz'i harâb [ü] yebâb etdükde anda bir kasr-ı ibret-nümânın kubbesi ve pençere ve revzenleri ve câm u bâmları ve pençere kapakların bi'l-cümle huzûr-ı pâdîşâha gönderüp anlar dahi bu ibret-nümâ kâr-ı üstâd zâyi‘ olmasın içün bu Sultâniyye bâğçesi'nde leb-i deryâ üzr[e] bir kasr-ı İrem etmişlerdir kim ilâ yevminâ hâzâ cemî‘i üstâd-ı nakkâşân-ı Mânî ve Erjeng, Bihzâd, Velîcân-misâl nakkâş-ı cân gelüp seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen ederler kim bu kadar seneden berü leb-i deryâ hevâsından cemî‘i nukûş-ı garîbe ve acîbelerine fenâ gelmemişdir. Ve cemî‘i rû-yı arzda ve beyne's-semâ’i ve'l-arzda mevcûd olan mahlûkât-ı zî-rûh bu kasırda mevcûddur kim kerrûbiyân kalemin çekmede âcizdir. Ekseriyyâ sayd [u] şikârı acâyib sihr-i mübîn tasvîr eylemişdir kim meşhûr-ı âfâkdır. Bunun dahi bâğçe üstâdı ve yetmiş aded neferâtları vardır. Ve bu bâğın cenûbunda muttasıl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 139b ·
metinde göster ·
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk
eylemişdir kim
cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp …
Hâssa-i eğir: Cenâb-ı Bârî bu gölde ol kadar eğir kökü halk eylemişdir kim cemî‘i ahâlî-i Çağa eğir köklerin mevsiminden su içinden cem‘ edüp iplere dizüp başka bâzergânları vardır. Cemî‘i memâlik-i mahrûselere yük yük götürüp ticâret ederler. Gâyet nâfi‘dir. Bir âdem rîha ve sû-i ma‘îdeye mübtelâ olsa bu Çağa eğirinden kable't-ta‘âm vakt-i cû‘da bir dânık mikdârı isti‘mâl etse ma‘îdesi ve batnında aslâ rîh komayup ta‘âma iştihâ verüp kuvvet-i basarı ziyâde edüp ıslâh-ı ma‘îde eder. {Zîrâ "Eğir ye de geğir demişler} Gerçi Devlet-i Âl-i Osmân'da Azak eğiri ve Kanije eğiri meşhûrdur ammâ bu Çağa gölü eğiri kadar latîf böyle hâzimü’l-ifrât eğir olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
Bu kal‘ayı ibtidâ müceddeden sene 999 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis vezîri Serdâr-ı mu‘azzam Cığaloğlu Sinân Paşa Bağdâd ile Hemedân ve Dergezîn ve Nihâvend mâbeynini Tebrîz'e varınca emn-i emân olsun içün bu kal‘a-i Bî-sütûn'u, kûh-ı Bî-sütûn dâmeninde bir püşte-i âlî üzre seng-tıraş ile bir kal‘a-i hâzır-bâş inşâ eylemişdir kim bu serhadlerde eyle kal‘a yokdur. Hattâ ba‘zı dûn-himmet, Âl-i Osmân kal‘a yapamaz derler. Hâlâ bu kal‘a-i Bî-sütûn vâcibü's-seyr-i ibret-nümûn kal‘a-i gülgûndur kim cümle der-i dîvârları seng-i hârâdandır. Cirmi üç bin adımdır. Yalçın püşte üzre olmağile cânib-i etrâfında aslâ handakı yokdur ve {cânib-i} şimâle mekşûf bir kapusu var, diyâr-ı Acem'de eyle polad-ı derveze-i kavî görmedim. Derûn-ı kal‘ada yüz elli hâne var ve Bî-sütûn sultânının bir âlî sarâyı ve Murâd Hân-ı Sâlis Câmi‘i ve anbarları ve bir çâh-ı gayyâdan nişân verir âb-ı hayât kuyusu vardır. Sultânın bin nökeri ve kal‘a nökerleri ve on iki hâkimi vardır. Derûn-ı kal‘ada gayrı imâretler yokdur, cümle aşağı derededir. Hâlâ kal‘ada Cığalzâde'nin koduğu toplardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309a ·
metinde göster ·
… -mesânî-i Ümmü'l-kitâb'da Cenâb-ı Allah azametiyle kinâyeten ism-i Düllî'yi yâd
eylemişdir kim
cemî‘i müfessirîn ü şeyhu'l-kurrâ ve muvahhidîn Fâtiha sûresin tilâvet ederken …
Ammâ sûre-i Mülk'de âyet-i şerîf ile sâbitdir kim Arapça nassı üzre İblîs-i pür-telbîsin yedi kat semâda ismi vardır kim sûre-i Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî-i Ümmü'l-kitâb'da Cenâb-ı Allah azametiyle kinâyeten ism-i Düllî'yi yâd eylemişdir kim cemî‘i müfessirîn ü şeyhu'l-kurrâ ve muvahhidîn Fâtiha sûresin tilâvet ederken on dörd yerde hazer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
… dîn ve Muhâcirîn [ü] Ensârîleri ve cümle Erbâb-ı Suffeleri eyle ta‘rîf ü tavsîf
eylemişdir kim
hakkâ ki Hâhânî bile eyle bir hilye ve siğer edememişdir. Bir müdevven-i azîm s …
Ve Siğer-i Veysî dahi bir siğerdir kim hakkâ ki Hazret-i Risâlet-penâhı ve cümle Hulefâ’ü'r-Râşidîn ve Muhâcirîn [ü] Ensârîleri ve cümle Erbâb-ı Suffeleri eyle ta‘rîf ü tavsîf eylemişdir kim hakkâ ki Hâhânî bile eyle bir hilye ve siğer edememişdir. Bir müdevven-i azîm siğerdir, ammâ Kamûs-ı Ahter'i ve Sıhâha muhtâc hummûs-ı Nahşivânî bir kitâb-ı mu‘teberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 172a ·
metinde göster ·
… ğ ta‘mîr ü termîm edüp kırk kîse masrûf edüp yine kırk yük akçe kal‘a içün vakf
eylemişdir kim
kal‘a kullarına vakıfdır kim bu kal‘a kullarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı …
Nâhiyesi (---) aded kurâlardır. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve kırk aded merdüm-hisârı ve muhtesibi ve bâcdârı vardır, ammâ şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, zîrâ şehr-i mu‘azzam değildir. Kal‘asını izn-i pâdişâhî ile Hamza Beğ ta‘mîr ü termîm edüp kırk kîse masrûf edüp yine kırk yük akçe kal‘a içün vakf eylemişdir kim kal‘a kullarına vakıfdır kim bu kal‘a kullarının vazîfe-i mu‘ayyeneleri taraf-ı pâdişâhîden değil Hamza Beğ evkâfından verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241b ·
metinde göster ·
… nder-kat şaranpavlar var kim gûyâ ağaç deryâsıdır. Gûnâ-gûn hiyel ü şeytânatlar
eylemişdir kim
yanına hûş u tuyûr varsa dûzahlarına sayd olunur. Bu gûne lu‘bedebâz ve hîlebâz …
Ve handak içi ve taşrası kenârlarında kat-ender-kat şaranpavlar var kim gûyâ ağaç deryâsıdır. Gûnâ-gûn hiyel ü şeytânatlar eylemişdir kim yanına hûş u tuyûr varsa dûzahlarına sayd olunur. Bu gûne lu‘bedebâz ve hîlebâzlıklar te’lîf eylemiş kim gören âdemin aklı gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 312a ·
metinde göster ·
… Vezîria‘zam çârsûsu içre yine Sadrıa‘zam bir kurşum örtülü bir hân-ı azîm binâ
eylemişdir kim
gûyâ sedd-i İskender'dir.
Ve dahi liman kapusunun iç yüzünde Vezîria‘zam çârsûsu içre yine Sadrıa‘zam bir kurşum örtülü bir hân-ı azîm binâ eylemişdir kim gûyâ sedd-i İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd
eylemişdir kim
zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup …
Evvelâ hamd ol Hâlık-ı Bîçûn'a kim bu sene-i mübârekde Kandiye kal‘asının fethi müyesser olup der-i devlet-masîre bu yüzden fetihnâme-i küstâhâne tahrîr olundu kim hâliyâ cezîre-i Girid ahvâl-i hasret-me’âli istihbâr olunur ise zîr-i nîlgûn tâk-ı lem-yekün mislühâ fi'l-âfâk olan Kandiye kal‘asının ibtidâ muhâsarasından 326b kemend-i feth-i teshîre gelince vâki‘ olan cidâl ü harb [ü] kıtâl ve darb ma‘lûm-ı cümle-i âlem ve mefhûm-ı kâffe-i ümem olup lâkin ol kal‘a-i metîne Deryâ-yı Sefîd'in sedd-i sedîdi ve umûmen Frengistân'ın âhenîn kilîd-i mekîni olmağla vâki‘ olan gazâ-yı kebîreyn ve cihâd-ı azîmeyn nakl-i takdîr-i bedîde gelüp muvahhidîn tahsîl-i sürûr-ı lâ-yuhsâ ve cünûd-ı zafer-karîn tekmîl-i hubûr-ı gayr-i ihsâ etmek muhakkak olmağla bir ay ceng-âşûbdan mıkatta-ı husûmet ü adâvete değin sûret-pezîr olan harb ü darbdan mümkinü't-takrîr olan vech üzre ihtisâr-ı ahbâr olunup ve'l-hâsıl kal‘a-i mezbûre bin yetmiş yedi senesinde vâki‘ olan mâh-ı Zilhicce'nin gurresinde cevânib-i erba‘asında muhâsara ve ma‘rûf olan Yüksek tabyadan garb (garb) tarafında leb-i deryâda vâki‘ olan metânet ile iştihâr bulan Kızıl tabyaya varınca meterislere mübâşeret ve mevâzı‘ adî(?) sekiz yerden mütecâviz kal‘a-kûb ra‘d-âşûb balyemez toplar tabya dîvârlarına havâle olup yevmen fe-yevmen meterisler handaklara doğru sürülüp ejder-dem ve âteş-fem top-ı serâmedler ile leylen ve nehâr kal‘a dîvârı ve tabyaları döğülüp lâkin kal‘a-i üstüvârın cânib-i berrîsi husûsan meterisler önünde nakş-ı dîvâr-ı kal‘anın esâs-ı ibret-nümâsı ekseriyyâ kemerler üzre mebnî olunup âlât-ı harb ile müştemil sanâyi‘-i garîbeler ile memlû olduğundan mâ‘adâ handakı iki yüz zirâ‘-ı Mekkî'den mütecâviz âriz ve kemâl mertebe amîk olup ale'l-ittisâl parmaklık cengleri vefret üzre olup kal‘adan munfasıl ve handak-ı kebîrden hâric tabya-i azîmeler dahi birbirlerine mukârin olup her birisi birer kal‘a-i metîn ve kûh-ı Demâvend-vâr temkîn mânendi olup cehâresin ve ka‘r-ı zemînlerin feth [u] teshîre her dirsek tabyaları mâni‘ olup ale'l-husûs sa‘âdetlü sadr-ı âlî-mikdâr hazretlerinin kolunda vâki‘ metânet ve istihkâm ile meşhûr [u] müte‘ârif olan Kanlı tabyanın etrâf [u] cevânibi kat-ender-kat parmaklıklar ve şaranpavlar ve domuz damları ve zîr-i hâkde cengci tabyaları ve ka‘r-ı zemînde beşer altışar kat lağımları âteş-i harbile memlû ve mâ-fevki top ve kumbaralar ile meşhûn olup vech-i meşrûh üzre mevâni‘-i garîbelerin ta‘tîl ü teshîr ve zîr-i hâkde olan düşmen-i dînin lağımları ibtâl ve mânend-i kal‘a-i metîn olan Kanlı tabya lağımlarıyla ma‘dûmu'l-eser ve zemîni zabt [u] rabta girüp handaklarına duhûl müyesser olunca vâki‘ olan ceng [ü] cidâl ve tarafeynden atılan lağım ve kazan kumbaraların tahrîr [ü] tavsîfi kalem-i serî‘u'l-beyân kendü lâl ve kemâ yenbağî takrîri emr-i muhâl olup bu esnâda vakt-i şitâ ve şiddet-i sermâ erişmeğile alâ tarîkı'l-muhâfaza kalmak müşâvere olunup meterisler handak kenârlarında karâr-dâde olup cemî‘i meterislerde i‘tidâl-i hevâ olunca meks ü ârâm ve ikdâm [u] ihtimâm ile meterislerde kıyâm olunup cünûd-ı muvahhidîn hiddet-i sermâda ve şiddet-i bürûdetde bilâ-hâ’il nâzil olan berf ü bârân leyl [ü] nehâr meterisler içre revân-ı seyl-i bî-pâyân meşakkatlerin uğur-ı dîn-i mübînde mahz rahmet bilmek[l]e ale'd-devâm peykâr olup bu hâl-i pür-melâl üzre mürûr-ı sermâ ubûr edüp sürûr-ı i‘tidâl-i hevâ mukârin olmağile asâkir-i deryâ-mevc fevc fevc ikdâm-ı cenge kıyâm ve ahz-ı intikâm ve kal‘anın feth [ü] teshîrine bezl-i ikdâm olunup cânib-i bahrden leb-i deryâ ile iki koldan meterislere girilmesin savâb-dîd-i cumhûr-ı asâkir-i zafer-mezâhir olmağla Kızıl tabya mukâbelesinde kadîmî meterislerden leb-i deryâya varınca meterisler ve medd ü tertîb olunup ve şark cânibinde Aktabya kurbunda Göllük ta‘bîr olunduğu mahalde leb-i deryâ ile tershâneye doğru ve ma‘rûf olan Kumlu tabyaya varılmak üzre meterisler mübâşeret olunup lâkin Kızıl tabya câniblerinde vâki‘ olup sa‘âdetlü sadrıa‘zam hazretlerinin kolunda vâki‘ olan meterisler önünde leb-i deryâ ile Taşlık ve Göllük tarafında kumluk olmağile iki koldan gayri dahi leb-i deryâ ile meterisler mübâşereti emr-i muhâl iken mücâhidân-ı gâziyân-ı dîn-i mübîn ve mübârizân-ı zafer-karîn uğur-ı dîn-i mübînde gayret ü hamiyyeti devlet-i uzmâ ve meşakkat ü zahmeti sa‘âdet-i ukbâ müşâhedesiyle cümle huzûr-ı râhatı vücûdlarına harâm mesâbesinde edüp cümle guzât hâb u râhat-ı istirâhati terk ü bî-ârâm edüp iki koldan meterisler içün mesâfe-i ba‘îdelerden zahrlıklarıyla toprak nakliyle meterisler i‘mâl olunup mavâzi‘-i gayriden ra‘d-gerdân-ı su‘bân-demâr balyemez top-ı kal‘a-kûblar getirüp tabya siperlerine vaz‘ edüp kal‘anın rû-yı dîvârlarına ve cümle tabyalarına topları havâle edüp kal‘anın dîvâr-ı tabyaları günden güne vîrân ve ser-nigûn olup limana gemilerinin hurûc [u] duhûlüne toplar mâni‘ olup lâkin a‘dây-ı dîn-i dûzah-karîn dahi zikr olunan iki koldan asıl dîvârdan gayri handaklardan hâric ve leb-i deryâda vâki‘ olan zîr-i hâkde ceng tabyaların püskürme lağımlar ile memlû ve mükemmel edüp bâ-husûs Kızıl tabyayı sanâyi‘-i ebniye ile metânet üzre edüp sedd-i râh olacak hiyel-i harbi müştemil mevâni‘-i acîbeler ile müretteb etmeğile cânibeyn-i mezkûreynde bir mertebe sanâyi‘-i acîbe ve garîbeler ihdâs ve bir derece mevâni‘-i takrîbe 327a îcâd eylemişdir kim zu‘m-ı fâsid ve hayâl-i kâsidleri üzre humâre dîn ve kumâre nusret-i karîn olup guzât-ı dîn yanına varmak ve karîb yanaşmak değil ejder-dehân âteş-feşân topların kesretinden ve lağım ve kumbaraların vefretinden nerre-i dîv-i Süleymânî yanına varmak değil bir hayli mesâfe-i ba‘îdeden mürûr etmek emr-i muhâl olup zi-dehşet-nişân lağımlar ve kumbaralar vefretinden ankâ-yı lâ-mekân evc-i a‘lâda tayerân-ı adem muhâl tasavvur ile kasd-ı guzât-ı islâmîden bî-bâk ve âheng-i kümât-ı Rahmâniyyeden bî-pervâ olup lâkin cünûd-ı müslimîn-i sâhib-kırân ve asâkir-i gîtî-sitân
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a–327a ·
metinde göster ·
"Yâ Süleymân, kırk sekiz sene mu‘ammer olursun ve çok gazâlar edersin, ınkırâzü'd-devrân zürriyyetin munkatı‘ olmaz ve sana şefâ‘atim erzânîdir. Lâkin şu gazâ mâlından Mekke ve Medîne'ye bezl edüp Kudüs-i şerîfe bir kal‘a inşâ et kim evlâdların asrında küffâr istîlâ etmeye. Ve haremine bir havuz ve Sahratullâh'ı tezyîn eyleyüp fukarâ-yı Kudüs'e surre ve atıyyeler ihsân edüp Kudüs-i şerîfi ma‘mûr eyle" deyü emr-i Resûlullâh olup derhâl Süleymân Hân hâbdan bî-dâr olup gazâ mâlından bin kîse Mekke'ye ve bin kîse Medîne'ye ve bin kîse bu Kudüs-i şerîfe sâ’ir mühimmât ile Koca Mi‘mâr'ı Kudüs'e gönderüp Lala Mustafâ Paşa'yı Mısır'dan ma‘zûl edüp şâm-ı şerîf'i ihsân edüp Kudüs-i şerîf imâretine me’mûr oldukda eyâlet-i Mısır'da ve şâm'dâ ve Haleb'de ne kadar üstâd mühendis ve mermer-bür nakkaş-ı Mânî ve Bihzâd üstâdân var ise cem‘ edüp Kudüs-i şerîf'i ve Sahra-i nazîfi eyle müzeyyen eylemişdir kim Sahra-i şerîfin cennet kapusu üzre âye[t]: "Hâzihi cennâtü adnin Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Hakkâ ki cennet-misâl bir kasr-ı ılliyyîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212a ·
metinde göster ·
Sene (---) târîhinde fâtih-i Bağdâd Sultân Râbi‘ Murâd bu mahalde îcâd
eylemişdir kim
Kudüs-i şerîfe giden Sultân Süleymân suyunun aynları üzre binâ olunmuşdur. Ba‘z …
Sene (---) târîhinde fâtih-i Bağdâd Sultân Râbi‘ Murâd bu mahalde îcâd eylemişdir kim Kudüs-i şerîfe giden Sultân Süleymân suyunun aynları üzre binâ olunmuşdur. Ba‘zı zamân Arab aşkıyâsı bu uyûnların yolun bozup Kudüs ahâlîsi usret çekerlerdi, bir vukıyye su bir guruşa bulunmazdı. Anıniçün bu kal‘a uyûnlar üzre inşâ olunup Urbân aşkıyâsından su yolları ve tarîk-ı âmları emn [ü] emân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y227b ·
metinde göster ·
bunu dahi Hazret-i Alî istihrâc eyleyüp İmâm Hüseyn'e, İmâm Hüseyin Zeynelâbidî …
"Yâ Selîm! Senin içün Cenâb-ı Rabbü'l-İzzet Kur’ân-ı azîmde fâtih-i Mısır olacağın âşikâre eylemişdir kim bunu dahi Hazret-i Alî istihrâc eyleyüp İmâm Hüseyn'e, İmâm Hüseyin Zeynelâbidîn'e andan Serîr-i Sakatî ve andan Cüneyd'e teblîğ eylediler kim Kur’ân-ı azîmin ve Furkân-ı mecîdin her hurûfu devr-i kıyâmete dek gelüp geleceğe işâret rumûz [u] künûzdur kim Arapça dir, ammâ ehl olan bu kadarca ifşâ etmeğe me’zûnlardır, ziyâdeye ruhsat yokdur. Ol âyet-i şerîf budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y50a ·
metinde göster ·
… ihâya dek gûnâ-gûn islimîler ve bağlamalar ve girihler ve rûmîler Y 104a icrâ
eylemişdir kim
gûyâ bu minâre sûr-ı hümâyûnda bir nakıl-i sultânîye benzer. Ve tabakasında eyl …
Ve bir İslâmbol tarz bir tabaka bir serâmed minâresi var kim Mısır'da değil rûy-ı arzda cemî‘i İslâm diyârında böyle bir minâre-i sihr-i nakş-ı bûkalemûn minâre-i mevzûn yokdur. On altı köşe tarh olunmuşdur. Her köşesi mabeyninde esâsından şerîfesine varınca üçer pay ta‘bîr ederler bir gûne zıhdır, her tarhında anı çeküp icrâ etmişdir. Müzehheb Hıtâyî kâğız üzre cedvâl(i) ile çekmede âcizdir. Ve her köşesinde ibtidâdan intihâya dek gûnâ-gûn islimîler ve bağlamalar ve girihler ve rûmîler Y 104a icrâ eylemişdir kim gûyâ bu minâre sûr-ı hümâyûnda bir nakıl-i sultânîye benzer. Ve tabakasında eyle mukarnaz ve medîne ve gilviler etmişdir kim gûyâ bir kadeh-i çarh-ı felekdir. Ve ol kadar rakîk binâ olunmuşdur, İslâmbol'da Unkapanı kapusu hâricinde Azîz Efendi minâresinden nahîf ve mevzûndur, eyyedehullâh. Ve Yenikapu dibinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103b–Y104a ·
metinde göster ·
… müceddeden câmi‘ ile ve minâresiyle ve tekyesiyle kal‘a-misâl bir âsitâne binâ
eylemişdir kim
ta‘bîr olunmaz. Yetmiş seksen fukarâsı vardır. Andan, Y 109b
Sahâbe-i kirâmdandır. Sene 1063 târîhinde Hasekî Mehemmed Paşa müceddeden câmi‘ ile ve minâresiyle ve tekyesiyle kal‘a-misâl bir âsitâne binâ eylemişdir kim ta‘bîr olunmaz. Yetmiş seksen fukarâsı vardır. Andan, Y 109b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y109a–Y109b ·
metinde göster ·
… : Bu sultân hakkında Şeyh Şa‘râvî hazretleri Kitâb-ı Tabakât'ında ol kadar vasf
eylemişdir kim
diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evvelâ şehrin tâ ortasında bâzâr-ı sultânî içinde âfitâb-ı nihânî ve kamer-i zindegânî eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Alî-i Mahallâvî: Bu sultân hakkında Şeyh Şa‘râvî hazretleri Kitâb-ı Tabakât'ında ol kadar vasf eylemişdir kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y335a ·
metinde göster ·