… bûkalemûnı kalem-i cevâhir-nisâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm
eylemişler
kim bu vec-i arzda cümle-i cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe …
Bi-kavl-i müverrihîn ü mü’ellifîn-i sâhib-hey’et ve cihân-dîde-i sun‘-ı Hudâ-yı yed-i kudret beyyin olan kitâb-ı atlas ve cogrâfiyyelerde ve kitâb-ı Papamuntalarda tahrîr etdikleri üzre bu vech-i dünyâ bahr-i Ummân içre cirmi dâ’iren-mâdâr seksen yedi bin mîl bir cezîre-i dünyâdır. Niçe bin hükemâ-yı kudemâ bu âlemde edîm-i arz üzre tekâpû edüp niçe bin kerre bu kevn-i fesâdı berren u bahren dere ve depesi ile ve niçe bin enhâr-ı câriyyesiyle ve büldân [u] kılâ‘larıyla ve âb [u]88a hevâsıyla ve cemî‘i ahcâr [u] eşcarâtiyle netîce-i kelam cemî‘i yed-i kudret ile halk olunan zerre ve şemme mikdâr-ı ibretnümâları ile bu dünyânın hey’et-i eşkâliyle ekâlîm-i seb‘ayı tarh edüp hatt-ı üstüvâdan tâ karanlık dünyâyı ve fethatâ lafzı târîhinde cânib-i garbda bulunan yeni dünyâ ve fethatâ lafzı târîhinde bulunan bahr-i Okyanûsu ve içinde olan cezâ’irleri ve cemî‘i ma‘âdinlerin dahi beyân etmişlerdir. Hakkâ ammâ bu cezîre-i dünyâ içre cemî‘i hey’et sâhibleri bu Atlas-ı bûkalemûnı kalem-i cevâhir-nisâr-ı gûyâ ile manzûrları olduğu üzre eyle terkîm eylemişler kim bu vec-i arzda cümle-i cümele yüz kırk sekiz aded cebel-i azîmler var. Niçe yüz bin sagîr u kebîr kûhlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87b–88a ·
metinde göster ·
Sitâyiş-i Buhayre-i Rûmiyye-i Kübrâ: Bu buhayreye niçeler bahr-i Rûmiyye ve bahr-i Dümbülî ve bahr-i Debîl ve bahr-i Tebrîz derler. Zîrâ etrâfında vâki‘ olan bilâdların ismiyle müsemmâ bir buhayredir. Van deryâsına Vastân bahri ve Erceyeş bahri ve Âdilcevâz bahri derler. Bu dahi eyledir. Ammâ Tebrîz bu deryâya mesâfe-i ba‘îde olup Rûmiyye karîb olmağile Rûmiyye bahri denmeğile ma‘rûf bir buhayre-i mâlih-i mevsûfdur. Böyle bir buhayredir kim rûy-ı deryâsında niçe yüz sayyâd-ı mâhî kayıkları vardır. Ba‘zı âyende vü revende tüccâr-ı sevdâgerân götürür ve getirir keştîleri vardır. Cânib-i şarkîsi şehr-i Tebrîz'dir ve taraf-ı garbîsi şehr-i Rûmiyye ve kal‘a-i Dümbülî'dir ve niçe kendlerdir. Ammâ cenûbunda şehr-i kadîm Erdebil'e hayli mesâfe-i ba‘îdedir. Bu buhayrenin dâ’iren-mâdâr etrâfı Van deryâsından büyükdür. Van deryâsın bir âdem sür‘at ile sekiz günde devr eder ammâ bu on iki günde devr olunur. Ve umkı yetmiş kulaçdır. Ve müverrihân-ı İrân-zemîn ve müverrih Mıkdısî bu buhayre içün {eyle} tahrîr eylemişler kim Hazret-i Resûl-i Kibriyâ-yı Mustafâ Mekke-i Mükerreme'de rahm-i mâderden müştâkk olduğu gice Tâk-i Kisrâ ve Ayasofya Kubbesi münhedim olup ol gice bu buhayre yerinde olan Pâncüm şehri ka‘r-ı zemîne geçüp bu buhayre zâhir olur, deyü yazmışlar. El-ilmü indallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295b ·
metinde göster ·
… harâb etmezden mukaddem bu kal‘a evsâfın müverrihân-ı Acem eyle tahrîr ü terşîd
eylemişler
kim, "Bu kal‘a hemân bir kasr-ı azîm olmak içün binâ olunup on iki tabaka imiş …
Sene (---) târîhinde zamân-ı Pervîz Şâh'da âbâdân olmuş bir belde-i mu‘azzam idi. Niçe mülûkdan mülûka harâmîlik ile alınup kalmak ile kal‘a-i Lusûs ya‘nî Harâmî kal‘ası derler. Ammâ aslında ismi Pervîz-âbâd kal‘asıdır. Timur Hân harâb etmezden mukaddem bu kal‘a evsâfın müverrihân-ı Acem eyle tahrîr ü terşîd eylemişler kim, "Bu kal‘a hemân bir kasr-ı azîm olmak içün binâ olunup on iki tabaka imiş kim beş menzil yerde Kabr-i Hazret-i Alî nümâyân olmak içün eyle âlî binâ olunmuş ve cümle tabakâtında on iki bin revzenleri var idi." deyü tahrîr etmişlerdir. Hâlâ eser-i binâları âşikârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317a ·
metinde göster ·
kim bir tarafdan düşman şehre zafer bulursa daracık yollarda izdihâm olup usret …
Ve bu şehrin cemî‘i şâhrâhları gâyetü'l-gâye teng [ü] tardır. 325b Zîrâ Urbân ve Ekrâd-ı nâbekâr bâğîleri havfinden yolların tîre eylemişler kim bir tarafdan düşman şehre zafer bulursa daracık yollarda izdihâm olup usret üzre yâğîler geçerken her hânenin dâm u bâmlarından ve revzen ü câmlarından ve kâ‘a vü şâhnişînlerinden hâne sâhibleri ok ve tüfeng ve saban ve seng nisâr edüp düşmandan intikâm almak mülâhazasıyla şehrin yolların şehr-i Mısır derbleri gibi daracık eylemişlerdir. Hakkâ ki şehr-i Rey'ün her hânesi cezîre-i Sakız hâneleri ve Haleb kâ‘aları gibi kal‘a-misâl hânedân-ı pür-meâldir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 325a–325b ·
metinde göster ·
… le muhaddisîn ü müverrihîn ve bâ-husûs müfessirîn Keşşâf hazretleri eyle tahrîr
eylemişler
kim bu Nasîbîn şehrine hukemâ-yı kudemâ kehhânları şehr-i Sakalân derlerdi. Niç …
Evvelâ cümle muhaddisîn ü müverrihîn ve bâ-husûs müfessirîn Keşşâf hazretleri eyle tahrîr eylemişler kim bu Nasîbîn şehrine hukemâ-yı kudemâ kehhânları şehr-i Sakalân derlerdi. Niçe bin yıl bu şehr üzre ecinne kavmi ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl ederlerdi. Zîrâ Cenâb-ı Allah bu rûy-ı arzı sûre-i (---)(---) âyet-i şerîfe fehvâsında (---)Arapça nass-ı şerîfi üzre 393a bu edîm-i arzı altı günde lafz-ı "Kün" ile halk etdükde bu yer yüzün niçe bin ecnâs-ı mahlûkât-ı gûnâ-gûn ile mâl-â-mâl edüp ecinne kavmine bu arz-ı Irâk'da bu Nasîbîn-zemînin mesken [ü] me’vâ edüp mutasarrıflar idi. Tâ ki Enûşirvân-ı Ekâsire hâkim-i Irâk iken târîh-i İskender-i Yunan'dan sene 882 geçüp ve zamân-ı Hazret-i İsâ'dan sene altı yüz geçüp Hazret-i Muhammedü'l-Mustafâ mâh-ı Rebî‘u'l-evvel'in on ikinci gice isneyn gicesi Emîne Hâtûn'un rahminden müştakk olup sa‘âdetle bu rûy-ı arza kadem basdukda ol leyle-i mübâreke içre cemî‘i dünyâda düyûrların kubbeleri yıkılup ve cümle âteşgede-i Nemrûdlar sönüp ve bu şehr-i Nasîbîn-i Dârü's-sakalân dahi cümle tılsımâtlarıyla heme âsâr-ı binâları münhedim {olup} kavm-i ecinne dahi güzel mesken-i latîf oldu. Zîrâ kavm-i ecinne harâb-âbâddan hazz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 392b–393a ·
metinde göster ·
… et'de bir sâ‘at mühür sâhibi olup yine ma‘zûl olup eyâlet-i Erzurûm'i ana ihsân
eylemişler
. O da gelmek üzre iken Erzurûm'da müsellimi Abdullâh Ağa nâm bir sâhib-i tab‘ v …
Bâ-husûs vâlî-i vilâyet olan Zurnazan Mustafâ Paşa Âsitâne-i sa‘âdet'de bir sâ‘at mühür sâhibi olup yine ma‘zûl olup eyâlet-i Erzurûm'i ana ihsân eylemişler. O da gelmek üzre iken Erzurûm'da müsellimi Abdullâh Ağa nâm bir sâhib-i tab‘ ve kadir-şinâs-ı hümâm bir âkıbet-endîş ve dûrbîn-fikr ve maslahat-güzâr ve müdebbir ve mubassır gönül uğrısı kimesne imiş. Paşa sarâya indiği sâ‘at cümle iç ağalara hücreler ve dîvânhâneleri serâpâ zer-ender-zere müstağrak döşeyüp bir mümessek ni‘met-i uzmâ ile summât-ı Muhammedî çekmişdir kim diller vasfında kâsır ve kalemler midhatinde kâsirdir. Gûyâ Van'dan ma‘zûl olup Erzurûm mansıbına mutasarrıf olduk. Meğer Topkapulu Mahmûd Ağa Erzurûm gümrük emîni imiş. Mîrîye iki yüz kîse deyni olmağile {Âsitâne'de} Defterdârzâde Mehemmed Paşa tarafından İznikli Hüseyin Ağa nâm bir ağada Mahmûd Ağa mahpûs imiş. Paşa bu işden haberdâr olup Hüseyin Ağa'yı huzûruna çağırup müsellimin ziyâfeti başına oturdup vâfir dil-nüvâzlıklar edüp Hüseyin Ağa gâyet memnûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16b ·
metinde göster ·
… âl esîrlerden su’âl etdik. Venedik cezîrelerin urup bu ümmet-i Muhammed'i halâs
eylemişler
. Paşa bunlara dahi hayli i‘zâz [u] ikrâm etdi.
Andan Kilis kal‘ası civârında vilâyet-i Pirmorya kâfirlerinden müselmân kapu kethüdâları ve üç aded kefere kapudanları on kîse ve üzüm, incir ve kahve ve yigirmi aded müselmân esîrleri getirüp, "Fireng elinden halâs etdik" deyü tâbi‘lik {yüzün} gösterdiler, ammâ hakîkatü'l-hâl esîrlerden su’âl etdik. Venedik cezîrelerin urup bu ümmet-i Muhammed'i halâs eylemişler. Paşa bunlara dahi hayli i‘zâz [u] ikrâm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 148a ·
metinde göster ·
Ve şimâl cânibinde bir kapusu üzre mefret cinler tasvîr
eylemişler
kim görenin aklı gider. Macar lisânı üzre bu kapuya fma (...), ya‘nî ecinne kap …
Ve şimâl cânibinde bir kapusu üzre mefret cinler tasvîr eylemişler kim görenin aklı gider. Macar lisânı üzre bu kapuya fma (...), ya‘nî ecinne kapusu demekdir kim özge temâşâ kapudur. Ve bu hakîr piyâde olup bu kal‘ayı kâmil bir buçuk sâ‘atde dâ’iren-mâdâr devr edüp temâşâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
Meğer bu ayu hayâtda iken kâmil kırk sene ol mefret ayuya perestiş
eylemişler
. Anıniçün hâlâ bu Leve kal‘asına cümle Orta Macar küffârları i‘tibâr ederler.
Meğer bu ayu hayâtda iken kâmil kırk sene ol mefret ayuya perestiş eylemişler. Anıniçün hâlâ bu Leve kal‘asına cümle Orta Macar küffârları i‘tibâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… ücûm üzre gelüp gelecek selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr
eylemişler
kim bunlar sihr-i i‘câz mertebesi sûretlerdir.
Eğer bu sarây-ı hurrem-âbâdı mâ vaka‘ı üzre tavsîf eylesek tatvîl-i kelâm olup seyâhatimize mâni‘ olur. Gerçi musanna‘ sarâydır, ammâ şehrine göre dar sarâydır. Ancak beş kat-ender-kat cümle kârgîr binâ-yı Şeddâdî bir sarâydır kim zerre kadar bir tarafında rahnedâr yeri yokdur. Ve üç yüzden ziyâde hücreleri ve kâ‘aları ve sâ’ir kilar ve matbahları vardır, ammâ dîvânhâne şekillisinde rûy-ı dîvâr üzre selef beğlerinin tasvîrleri ve Âl-i Osmân'ın gelecek pâdişâhların ve kendülerinin gelecek banlarının eşkâlleri ve esbâblarıyla cümle ilm-i nücûm üzre gelüp gelecek selâtîn-i Âl-i Osmân'ı ve beğlerinin tasvîrlerin tahrîr eylemişler kim bunlar sihr-i i‘câz mertebesi sûretlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152b ·
metinde göster ·
… dan berü bu sarâyda olan tasvîrlere bir san‘at-ı nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn
eylemişler
kim değme âdem bu tasvîrâtlardan haberdâr olamaz, ammâ ilm-i resimden haberdâr …
Ba‘dehu ol zamândan berü bu sarâyda olan tasvîrlere bir san‘at-ı nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn eylemişler kim değme âdem bu tasvîrâtlardan haberdâr olamaz, ammâ ilm-i resimden haberdâr olan im‘ân-ı nazar ile nazar edüp mezâyâ-yı suverâna nâil olup temâşâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153a ·
metinde göster ·
… i kâmil dörd bin adımdır ve on altı köşedir. Her köşesinde birer kulle-i mevzûn
eylemişler
kim âdemün aklı perîşân olur.
Ba‘dehu küffâr teberrüken Süleymân Hân'ın otağın kaldırup hazînesine koyup nakş-ı tasvîri ve şekl-i latîfi üzre ol otağın yerine hemân tâbaka'n-na‘lu bi'n-na‘l otak gibi bu kal‘a kârgîr binâ-yı Şeddâdî metîn zîbâ etmişdir. Lâkin ceng olunup muhâsara içün değildir. Ancak teberrüken ibret-nümâ olup bir âsâr olsun içün ve "Süleymân Hân'a bu kal‘a altında otağın bırakdırmışız" nâmıyçün binâ olunup cirmi kâmil dörd bin adımdır ve on altı köşedir. Her köşesinde birer kulle-i mevzûn eylemişler kim âdemün aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… ğân içün bu bâğun dîvârları içinde ve gayri yerlerde niçe yüz bin delikler binâ
eylemişler
, kış günü cümle tuyûr anda kışlar.
Bu müşebbek bâğın dahi içi sık orman ve gül-i gülistân u reyhânistândır. Ve cümle murğân-ı hoş-elhân yaz ve kış bu müşebbek kafesli bâğ-ı behişt içre âşiyân edüp yavru çıkarırlar, ammâ Alman dağları eteği olmak ile kışı şedîd olup cümle murğân içün bu bâğun dîvârları içinde ve gayri yerlerde niçe yüz bin delikler binâ eylemişler, kış günü cümle tuyûr anda kışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
kim bu şehre sağ kol yolu demişler. Ve Âsitâne'den Budin yoluna sol kol yolu de …
Ve bu şehrin zemîniyçün seyyâhân-ı berr-i bihârân-ı âyende vü revendegânlar eyle tahrîr ve tafsîl eylemişler kim bu şehre sağ kol yolu demişler. Ve Âsitâne'den Budin yoluna sol kol yolu demişler. Ve yine Âsitâne'den bu zikr olunan iki yolun arasında olan yola tâ cânib-i cenûbda Mora vilâyetine varınca erkek yol demişler. Ve Sofya'dan tâ Bosna ve Hersek'e varınca dişi yol derler. Ve Edirne'den Arnavudistân'ın Elbasan ve Avlonya ve Delvine sancaklarına varınca oğul yolu ta‘bîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
… r üzre sandûkalar çatup içlerin toprak doldurup kenârdan Lefkada'ya gitmeğe yol
eylemişler
.
Ve Lefkada ile kal‘a mâbeyni sığ deniz içinde Pelama derler bir yerlü kaya vardır ve adadan kal‘aya üç yerden boğazlar vardır. (Bunlar dahi) bunlardan dahi ağaç cisirler ile geçilir. Gerçi üç aded haşeb cisirlerdir ammâ asıl büyük boğaz kal‘a dibindeki cisir altındadır. Mâ-bâkî cisirlerin altları ve gayri yerleri sığacık deryâdır kim kazıklar üzre sandûkalar çatup içlerin toprak doldurup kenârdan Lefkada'ya gitmeğe yol eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 344a ·
metinde göster ·
… errüken birer gûne kalem ile arz-ı ma‘rifet edüp niçe kerre yüz bin âsâr terkîm
eylemişler
, zîrâ gâyet musaykal ve mücellâ ve müşa‘şa‘ dîvâr. Hattâ hakîrin her vardığım k …
Ve kal‘a ortasında 365b Gâzî Sinân Paşa câmi‘i tahtânîdir, ammâ binâ-yı azîm ve atîkdir. Ve çâr-kûşe dîvârlarının taşra rûy-i dîvârında bir nokta konacak kadar hâlî yer yokdur. Cümle ebyât-ı eş‘âr-ı kasâ’id ve hadîs ve müfredler tahrîr olunmuş kim Rûm u Arab u Acem seyyâhânlarının birer kıt‘a hüsn-i hatları var kim yüz mücelled kitâb olur, zîrâ niçe bin şu‘arânın bu câmi‘-i kadîm menzilgâhıdır. Anıniçün herkes teberrüken birer gûne kalem ile arz-ı ma‘rifet edüp niçe kerre yüz bin âsâr terkîm eylemişler, zîrâ gâyet musaykal ve mücellâ ve müşa‘şa‘ dîvâr. Hattâ hakîrin her vardığım kurâ ve kasabâtlarda ve bir cem‘iyyet-i kübr[â] olacak yerde birer âsâr tahrîr etmek de’b-i kadîmim olmağile bunda dahi hakîr küstâhâne bir ebyât tahrîr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 365a–365b ·
metinde göster ·
… yalardır. Zamân-ı evâ’ilde bu uçurum taraflarına korkuluk şekilli dîvârlar binâ
eylemişler
, ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olmuş.
Ve bu taşra kal‘anın maşrıkdan şimâle ve yıldız cânibinde ve garbında sa‘b ve metîn kal‘a dîvârları vardır. Ve ol taraflar cümle bayırlardır, ammâ göl tarafı ki kal‘anın kıble ve cenûb taraflarıdır kim ol semtler yalçın kanare serâmed kayalar olmağile mahûf ve muhâtara uçurum bî-amân çâh-ı esfelli yerler olup bu taraflarda aslâ kal‘a dîvârları yokdur ve lâzım da değildir. Lâkin kâhîce hayvânlar düşüp pâre pâre olurlar, tâ bu mertebe evce ser çekmiş kayalardır. Zamân-ı evâ’ilde bu uçurum taraflarına korkuluk şekilli dîvârlar binâ eylemişler, ammâ mürûr-ı eyyâm ile câ-be-câ yerleri münhedim olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 369b ·
metinde göster ·
… şer yüz ellişer germe adımdır. Ve on kulaç amîkdir. Cânib-i erba‘asından yollar
eylemişler
. Bârân-ı rahmetden cereyân eden âb-ı zülâl gelüp leb-ber-leb eder.
Mısır ve şâm'ın râhında böyle bir deryâ-misâl birke-i azîm yokdur. Tûlen ve arzen ikişer yüz ellişer germe adımdır. Ve on kulaç amîkdir. Cânib-i erba‘asından yollar eylemişler. Bârân-ı rahmetden cereyân eden âb-ı zülâl gelüp leb-ber-leb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y269a ·
metinde göster ·
. Urbânlar kabrinin bir cânibin keşf edüp bal almak kasd edince cümlesi helâk ol …
Ziyâret-i Hazret-i Semûd ibn (---): Ömreş (---) sene. Hazret-i Sâlih'in karındaşıdır ki hakkında âye[t]: Arapça . Merkad-i şerîflerinin kaddi yetmiş adımdır. Hattâ bir kerre asel-i zenbûr kabr-i şerîfi içre tavattun edüp asel ihdâs eylemişler. Urbânlar kabrinin bir cânibin keşf edüp bal almak kasd edince cümlesi helâk olurlar. Ol mahalde medfûnlardır. Ve bu mahallin temâşâların ubûr ederek bin adım dahi gidüp anda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272a ·
metinde göster ·
… ğaylân ve seng-i yerekân ve sâ’ir ahşâbât-ı elvân ilkâ edüp kuyuyu pür Q 114a
eylemişler
. Hemân Hüseyin Paşa hazretleri deryâ-misâl askeri kuyu başına cem‘ edüp yarar i …
Sene 1081 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in vâlidesi müceddeden binâ etmişdir kim kırk kulaç amîk bir çâh-ı âb-ı hayât-ı cân-bahşdır. Ve cirm-i câhı kâmil yüz adım bir vâsi‘ bi’r-i azîmdir. Ammâ Arab küffârı içine muğaylân ve seng-i yerekân ve sâ’ir ahşâbât-ı elvân ilkâ edüp kuyuyu pür Q 114a eylemişler. Hemân Hüseyin Paşa hazretleri deryâ-misâl askeri kuyu başına cem‘ edüp yarar iş erlerin bi’rin dâhiline endirüp bir sâ‘atde cümle hâr [u] hâşâki çıkardup âb-ı zülâl nümâyân oldu. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274a ·
metinde göster ·
… P 117b⟧ penâh hâtırıyçün nev-beste ederek eyle musanna‘ ve münakkaş ve mücevher
eylemişler
kim gûyâ cennetdir.
Cümle ümmet-i Muhammed'in maksûd ve matlûbu olan Hazret-i Risâlet-penâh'ın ravza-i mehbat-ı pür-envârı olan kabr-i şerîfi bu câmi‘ içindedir. Ve bu Medîne kal‘ası içre bundan gayri yerde cum‘a kılınmamak ile cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Husûsan huccâc vaktinde secde edecek yer bulunmaz bir ulu câmi‘dir kim ekâlîm-i seb‘adaki İslâm diyârı ola böyle bir câmi‘-i ruhânî yokdur. Cemî‘i mülûk-i selef Hazret-i Risâlet- P 117b penâh hâtırıyçün nev-beste ederek eyle musanna‘ ve münakkaş ve mücevher eylemişler kim gûyâ cennetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280b ·
metinde göster ·
… e yine cevâhir zencîrleri ile kubbe-i nühtâkın ba‘zı köşelerine küme küme âvîze
eylemişler
. Andan sonra gelen musanna‘âtlar ile tezyîn etmişler.
Ve bu mahalde râyegân kubbe-i âlî içinde maslûbâtdan âvîzeler vardır kim her biri birer pâdişâhın yâdigârıdır kim her birinin kıymetin Hudâ bilür. Niçe bin murassa‘ kanâdîl ve müşebbek altun toplar ve mühr-i Süleymânlar ve surâhî mücevher kanâdîller ile tezyîn olunmuşdur kim gören âdemler dembeste olur. Bu kubbe-i âlî içre bu P 122a âvîzelere yer kalmayup yetmiş seksen yerde bu müzeyyenâtları yetmiş seksen yere yine cevâhir zencîrleri ile kubbe-i nühtâkın ba‘zı köşelerine küme küme âvîze eylemişler. Andan sonra gelen musanna‘âtlar ile tezyîn etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291b ·
metinde göster ·
… up Mekke'nin suyun kat‘ etmeğe varınca ne görse bu kadar asker suyun başın zabt
eylemişler
. Bir çâre edem, derken bunlara bizim asker bir yaylım kurşum urduklarında bir â …
Beri cânibde Şerîf Sa‘d hânesinden çıkup doğru Arafât'a varup Mekke'nin suyun kat‘ etmeğe varınca ne görse bu kadar asker suyun başın zabt eylemişler. Bir çâre edem, derken bunlara bizim asker bir yaylım kurşum urduklarında bir ânda kırk beş âdemi mecrûh ve niçe atları maktûl olup âhir "Firâren an tevâliyi'l-kesürât" dedüğü üzre ağzı dadın alup Tâ’if'e doğru tâ’ifesiyle gerçekden firâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328b ·
metinde göster ·
… Ammâ öbür garîb Özbek ceng ederken başına nobut ile darb-ı şedîd eyleyüp şehîd
eylemişler
.
"Bire vurun kahbeleri" deyü bir kurşum hakîr iki kurşum memlûklarım atup hamd-i Hudâ Rüstem'in kurşumu Arabın birine isâbet edüp mel‘ûn düşüp mürd oldu. Rüstem gulâm başın kesdi. Ammâ öbür garîb Özbek ceng ederken başına nobut ile darb-ı şedîd eyleyüp şehîd eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y368a ·
metinde göster ·
… şarkında makâm-ı Havâriyyûnlar: On iki makâmdır. Bu cümle makâmları eyle tezyîn
eylemişler
kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
Makâm-ı Hazret-i Mûsâ ve makâm-ı Hazret-i Îsâ ve makâm-ı Meryem Ana: Bu makâmların cânib-i şarkında makâm-ı Havâriyyûnlar: On iki makâmdır. Bu cümle makâmları eyle tezyîn eylemişler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380b ·
metinde göster ·
… ile böyle uğurlayup niçe bin dâr-ı kurrâ ve dârü'l-hadîs ve medârisleri hâneler
eylemişler
.
Ve'l-hâsıl cemî‘i nâ-şer‘î şey’e ulemâ-yı Mısır mürtekiblerdir. Hattâ icâre-i tavîle nâmıyla bir vakfullâhı toksan seneye bir herîfe bey‘ ederler. Oğul oğula milk-i mevrûsu olup cümle vakfullâhı bile böyle uğurlayup niçe bin dâr-ı kurrâ ve dârü'l-hadîs ve medârisleri hâneler eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29b ·
metinde göster ·
… hîn ve ehl-i hey’et eyle yazmışlar kim rûy-ı arzı bir siyâh öküz sûretinde farz
eylemişler
. Cemî‘i vücûdunda ne kadar siyâh kılları var ise kara şapkalı kâfire teşbîh eyl …
Hâlâ yine ol kadar küffâr vardır kim müverrihîn ve ehl-i hey’et eyle yazmışlar kim rûy-ı arzı bir siyâh öküz sûretinde farz eylemişler. Cemî‘i vücûdunda ne kadar siyâh kılları var ise kara şapkalı kâfire teşbîh eylemişler. Ve ol sığırın iki gözleri ve iki boynuzları arasında bir beyâz nokta-misâl kıllar olsa ümmet-i Muhammed'e teşbîh etmişler. Hamd-i Hudâ mu‘cizât-ı Muhammed el-Mustafâ'nın berekâtıyla cümle ümmet-i Muhammed küffârı pârekende ve perîşân ederek mansûr [u] muzaffer olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38b ·
metinde göster ·
… ler. Cemî‘i vücûdunda ne kadar siyâh kılları var ise kara şapkalı kâfire teşbîh
eylemişler
. Ve ol sığırın iki gözleri ve iki boynuzları arasında bir beyâz nokta-misâl kıl …
Hâlâ yine ol kadar küffâr vardır kim müverrihîn ve ehl-i hey’et eyle yazmışlar kim rûy-ı arzı bir siyâh öküz sûretinde farz eylemişler. Cemî‘i vücûdunda ne kadar siyâh kılları var ise kara şapkalı kâfire teşbîh eylemişler. Ve ol sığırın iki gözleri ve iki boynuzları arasında bir beyâz nokta-misâl kıllar olsa ümmet-i Muhammed'e teşbîh etmişler. Hamd-i Hudâ mu‘cizât-ı Muhammed el-Mustafâ'nın berekâtıyla cümle ümmet-i Muhammed küffârı pârekende ve perîşân ederek mansûr [u] muzaffer olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38b ·
metinde göster ·
Hakîr-i pür-taksîr bu sergüzeşti sikadan olmak üzre nakl ederim ki merhûm u mağfûrun-leh pederimiz Dervîş Mehemmed Zıllî yüz on yedi yaşında dâr-ı fânîden dâr-ı bâkîye irtihâl etdiler. Ne ân bu hakîr kadar seyâhat etmiş ola, ammâ âl-i Osmân'dan tokuz pâdişâhın şeref-i sohbetleriyle müşerref olduğundan mâ‘adâ Süleymân Hân ile gazâ-yı Seyyidvar'da bile imişler. Ve Kıbrıs fethinde serdâr Kara Mustafâ Paşa ile mevcûd bulunup Magosa kal‘ası feth oldukda miftâhlarıyla Selîm-i Sânî'ye gönderdikde beleğan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlardan sonra Dergâh-ı Âlî kuyumcubaşılığın ihsân edüp mü’ebbed hatlar verüp ve Sultân Ahmed asrında Mekke-i mükerremenin Altun Oluğ'un pederimiz inşâ edüp surre emâneti hizmetiyle sütûh-ı Mekke'ye mîzâb-ı rahmeti vaz‘ eylemişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y42a ·
metinde göster ·
Bu mahalde birkaç refîklerimiz bir iki fânûsu ile havflerinden rücû‘
eylemişler
. Ammâ biz yine otuz beş âdem ile kalup cür’et ederek sehel eniş, kıble-nümâmız …
Bu mahalde birkaç refîklerimiz bir iki fânûsu ile havflerinden rücû‘ eylemişler. Ammâ biz yine otuz beş âdem ile kalup cür’et ederek sehel eniş, kıble-nümâmız muktezâsınca kıble cânibine kâmil bir sâ‘at dahi gidüp tâk-ı Kisrâ'dan nişân verir kâ‘alar ve her birinde kadîd âdem cesedleri var. Kimi oturur ve kimi yatırlar idi. Bunlar cümleden kadd [ü] kâmetde kıyâmet âdemler idi. Yanlarında çürümüş bûriyâlar ve hûrmâ lîfinden bezler pâymâl-i rimâl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y233a ·
metinde göster ·
… ⟧ dikmişler. Bu yedi sütûnun zirve-i âlîsinde bir hacer-i yekpâre vaz‘ [u] nasb
eylemişler
. Yedi amûdu setr edüp amûdlara bâr olup amûdlar anınla ber-karâr olur.
Evvelâ bu eşkâl-i garîbe bu püşte-i âlînin tâ zirvesinde bir vâsi‘ meydânın cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn seng-i hârâlardan sandaliyyeler ârâste olmuş, bu meydânın garbîsi nihâyetinde yedi amûd-ı müntehâ-yı sommâkî bir yere cem‘ edüp birbirine muttasıl Y 406a dikmişler. Bu yedi sütûnun zirve-i âlîsinde bir hacer-i yekpâre vaz‘ [u] nasb eylemişler. Yedi amûdu setr edüp amûdlara bâr olup amûdlar anınla ber-karâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y405b–Y406a ·
metinde göster ·
Zamân-ı kadîm Hind rayları bu iklîme kadem basup bu kal‘ayı ihdâs
eylemişler
, ammâ ol kadar metânet üzre binâ etmemişler. Taşdan kârgîr-binâ ve şekl-i murab …
Zamân-ı kadîm Hind rayları bu iklîme kadem basup bu kal‘ayı ihdâs eylemişler, ammâ ol kadar metânet üzre binâ etmemişler. Taşdan kârgîr-binâ ve şekl-i murabba‘dır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır. Süveys deryâsı kenârında olmağile telattum-ı deryâ esâs-ı dîvâra câ-be-câ rahne vermişdir. Bir ağac kapusu iskele başında hurde'ye nâzır, bir kapusu cenûba kara tarafına mekşûfdur. Habeş eyâletinde sancak beği pâyesiyle paşanın bir ağası iki yüz âdemiyle hükm [ü] hükûmât edüp paşaya senevî kırk kîse verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441a ·
metinde göster ·