… leyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i
ezeliyyesi
isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp …
Mezkûr Gürcî Nebî harem-i hâsda neşv [u] nemâ bulup erbâb-ı hizmetden mün’im, mâldar, vaka‘ [u] vakâr sâhibi nâmdâr yarar âdem idi. Ekseriyyâ (---) mutasarrıf olurdu. Vezîria‘zam Murâd Paşa Sultân İbrâhîm Hân kanlısı ve Koca Mevlevî vezîr kâtili olması cihetiyle Gürcî Nebî Murâd Paşa'ya dilgîr olup Anadolu eyâletleri haşerâtlarına bezl-i mâl eyleyüp başına yigirmi bin asker-i mülevves-i telvîs ve telbîs ve refîk-i iblîs-i habîs-i vâcibü'l-izâle gûnâ-gûn ecnâs-ı mahlûkât hezeleyi başına cem‘ edüp cibilliyetinde merkûz olan hıyânet ü habâset-i mel‘anet-i ezeliyyesi isyân u tuğyân cânibine meyl etdirüp nân u nemek-i Âl-i Osmân'ı ferâmûş eyleyüp âkibet-i serencâmı neye müncer olacağın fikr etmeyüp Devlet-i Aliyye'den rû-gerdân olup bir alay ipsiz ve sapsız, zabt [u] rabtsız, haşerât [u] cemâpûrı ser-i bî-devletine cem‘ edüp taht-ı Âl-i Osmân olan belde-i Tayyibe, ya‘nî mahmiyye-i Kostantiniyye haşerât-ı sekbân ve sarıca destinde berbâd edüp ahâlî-i İslâmbol'u İbrâhîm Hân hûniyçün zâr [u] zebûn ve hâllerin perîşân [u] diyergûn etmeğe ta‘ahhüd edüp seksen bin askerine yetmiş bin va‘de-i hulf-ı dürûğ ile boğazı tokluğuna aç u zâc ve muhtâc u ihtiyâc boğazı ipli kavmi başına cem‘ edüp ve niçe ma‘zûl beğlerbeğiler ve mültezimler ve bir tavuk içün kırk eve konar mukleciyânlar kendüye hem-dem ü hem-celîs-i bî-bâk u bî-pervâ Anadolu hâkinden cünd-i cünûb-i mühmelesiyle bir baş Üsküdar'a gelmeğe yemîn-billah ve kasem-tallah edüp gelmede, beri Devlet-i Aliyye tarafında hâs u âm ve bây [u] gedâ meşveret edüp Hazret-i Resûlullah'ın Alem-i şerîfin Üsküdar'a çıkarup "Her kim pâdişâhın birden bine; binden yüz bine varınca nân u nemekin yerse Âlem-i Resûlullah dibine gelsin" deyince el-azametullah hakîr Üsküdar'a vardıkda dağ u taş ve deşt [u] hâmûn ve bâğ u bâğçeler âdem deryâsı olup mevc urur. Hakîr bu cem‘iyyet-i kübrâyı görüp "Şâm-ı şerîfden ulaklığile bu cem‘iyyet-i kübrâyı görmeğe gelüp yine fânî cihânın nakşından gûnâ-gûn hisse almağa gelmişiz" deyüp seyr [ü] temâşâya mukayyed 30b olduk. İbtidâ alay-ı azîm ile Hazret-i Risâlet-penâh'ın Alem-i şerîfiyle Sadrıa‘zâm Murâd Paşa niçe yüz bin asâkir-i İslâmı ile niçe bin kayıklar ve sandal ve çekelve donanma-yı hümâyûn keştîler ile Üsküdar sahrâsına geçüp serâperdesinde karâr-dâde olup Âsitâne-i sa‘âdet'de mevcûd bulunan yetmiş altı oda yeniçeri neferâtları ve korucuları ve dânişmendleri ve mütekâ‘idînleri ve cümle kul oğlu kul ve cümle acemiyân ile cümle kırk dörd bin yeniçeri askeri Üsküdar'a geçüp kat-ender-kat saf saf olup haymelerin kurup bağlar kenarında meterise girdiler. Andan on sekiz asâkir-i topcıyân-ı dergâh-ı âlî iki yüz pâre şâhî topları ve kırk pâre balyemez ve kolomborna topları yeniçeri meterisleri önüne zeyn edüp kûşe kûşe üç bin topcu askeri hizmetde olup cümle topları levâzımât [u] mühimmâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 30a–30b ·
metinde göster ·
böyle te‘alluk etmişdi kim fil ol bâkireyi yudup karnında üç sâ‘at durmağıla du …
Fâ‘il-i muhtâr Allah'ın irâdet-i ezeliyyesi böyle te‘alluk etmişdi kim fil ol bâkireyi yudup karnında üç sâ‘at durmağıla duhter-ı nâ-şükûfte hâmile kalup andan bir filceğiz müştak oldu. Arapça bi-kudretihi Arapça bi-izzetihi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 79b ·
metinde göster ·
… dü lillahi Rabbi'l-âlemîn"dir, "Rabbu'l-müslimîn" değildir. Hikmeti ve kudret-i
ezeliyyesi
böyle imiş" dedükde "İmdi, pâdişâhım! Var kuvveti bazuya getirüp böyle bir dona …
Ammâ meydân-ı ma‘rekede Ereğli kapudanı kalyonu Ahmed Paşa ile ve Mağribli Alî Kapudan ve Kara Mavuna ve Vâlide Kalyonuyla cümle yedi aded kalyon bir gün bir gice ceng ede ede küffârdan kırk pâre kalyon ve kadırga ve mavuna helâk olup âhir Ahmed Paşa şehîd olunca Mustafâ Kapudan uluç âdemîsi idi, gemisinde kimesne kalmayup gemiyi âteşe vurup şehîd olup sâ’ir gemiler ile Melek Paşa galyonu dahi âteşe urup bu gûne sû-i tedbîr ile eyle bu donanma-yı azîm münhezim olup cümle kırk bir pâre gemi nâkıs olup mâ‘adâsı Sakız limanına sâlimîn ü gânimîn vâsıl olduğun Adana Paşası Abdullah Paşa haber getirince efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın aklı başından gidüp gûyâ sar‘ dutup ol ân pâdişâha telhîs edüp ale'l-akîb kendüsi pâdişâha girüp 98a mührü ferâğat etmek murâd edindi. Pâdişâh aslâ rızâ vermeyüp "Eyle olur Lala! {Âyet, sûre-i Neşrah}Arapça "Elhamdü lillahi Rabbi'l-âlemîn"dir, "Rabbu'l-müslimîn" değildir. Hikmeti ve kudret-i ezeliyyesi böyle imiş" dedükde "İmdi, pâdişâhım! Var kuvveti bazuya getirüp böyle bir donanma-i azîm edüp bu dahi böyle olup ma‘lûm oldu kim küffâr ile deryâda muhâsamet ve mukâvmet müşkildir. Bu intikâmı küffâra komayalım. Ecdâd-ı ızâmlarının pâk rûhlariyçün ve Hazret-i Risâlet-penâhın rûh-ı şerîfiyçün olsun, mührile karadan deryâ-misâl asker ile tâ Arnavudluk içinde Kilimente ve Karadağ ve Pava ve Nikşik ve Daternak ve Durubrak ve Banyan âsîlerin kırarak Hersek sancağı hudûdunda Kutur kal‘asın ve Kilis kal‘asın ve İspilet kal‘asın ve Kamin ve Kaminkrad ve Ribniçe ve Mandaline ve Bodguriçse ve Tekeli Paşa döğdüğü Şibenik kal‘ası ve Zadra kal‘ası ve Kotar vilâyeti ve Dodonişka vilâyetleri bu zikr etdiğim kılâ‘ların cümlesi bizim Bosna eyâleti hudûdunda deryâ kenarında sağîr ü kebîr kal‘alardır, bunları karadan birer birer muhâsara edelim. Küffâr bunların tedârikinde iken başına vâveylâ düşüp cezîre-i Girid hâlî kalup serdârın Hüseyin Paşa lalan da defterhâne ile yüz bin asker vardır. Anlar da Kandiye kal‘asın muhâsara edeler. Bi-emrillahi Te‘âlâ her tarafdan küffâra göz açdırmayup bu donanmamızın intikâmın alırız" dedikde sa‘âdetlü pâdişâh "Allah âsân getire, bir müşâvere edelüm" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 97b–98a ·
metinde göster ·
… yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i
ezeliyyesi
oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Bu müteferrika ta‘bîr olunan morina mâhîleri eyle mefret balıklardır kim her biri sekizer dokuz arşın gelir pereme kalınlığı ve Üsküdar kayığı cüssesi kadar balıklardır kim bi-emrillahi Te‘âlâ her birinin karnında üçer ve beşer ve onar kantar havyarı çıkar, bal fıçıları içre bu havyarı tuzlarlar. Bu mertebe mâhîleri emînden bâzergânlar birer ikişer kîseye alup havyarın ve balık dutkalı dedikleri beyâz dutkalın balık kassâbları çıkarup balığın kassâblar dilim dilim çilim, çilim edüp tuzlayup diyâr-ı Leh'e ve Moskov'a ve Donkarkız'a ve Danimarka ve Dip Frengistân'a ve'l-hâsıl cemî‘i kâfiristâna arabalar ile ve keştîler ile havyar ve mersin ve morina balığın götürürler. Tuna ile Azak'da nehr-i Ten'e mahsûs balıklardır. Gayri sularda olmak ihtimâli yokdur. Gûyâ her biri birer ejdehâdır. Bi-emrillahi Te‘âlâ karnında cîfe ve muzahrafâtdan bir şey çıkmaz ve vücûduna göre bağırsakları ve dendânları azdır. Ammâ mersinin arkasına yapışmış dutkalı çokdur. Tuna nehrinin ejdehâsı bu morina müteferrikasıdır. Mısır diyârında nehr-i Nîl'in ej[de]hâsı nehenk timsâhıdır. Ammâ timsah muzır mel‘ûndur. Cebrîler ve Kenuzîler yerler. Gayri âdem timsahı yemezler. Ammâ bu Tuna morinası bir zararsız mâhîdir. Cenâb-ı Bârî'nin hikmet-i ezeliyyesi oldur kim balık balığı yiyüp kût edinirler kim eyle halk olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a ·
metinde göster ·
… dâ: Arapça mazmûnu üzre bu kârhâne sâhibi Perverdigâr heşt deh âlemin râdet-i
ezeliyyesi
eyle imiş kim sene (---) mâh-ı (---) gününde Dervîş Mehemmed Paşa dîvân-ı pâdiş …
Andan Tarhuncu Ahmed Paşa sadâretinde zabt u rabt hengâmesinden ve kaht [u] galâdan ve kefere-i fecerenin Akdeniz'de cezîrelere tasallutundan cemî‘i halk âlem-i ye’s u mâtemde olup "Yâ Kâbız" ismine mazhar olmuş halk cümle inkıbâzda idiler. Tâ ki Dervîş Mehemmed Paşa sadrıa‘zam oldu, gıll [u] gış ve gıybetden müberrâ âlüfte-i âşüfte sâhib-i tab‘ u sâhib-i kerem kimesne olmağıla cümle ehl-i İslâmbol "Yâ Bâsıt" ismine mazhar olup diyâr-ı İslâm'da olan ibâdullah-ı müslimîn bir gûne inbısâtda oldu kim giceleri kadr, gündüzleri nevrûz-ı Harzemşâhî olup bizzât Acem Şâhı ve Kızılelma ve Alaman ve Venedik gümrâhı ser-nigûn olup hâmûş-bâş oldular. Ve zemînî müzehblerde olan medfûn gencine-i Kârûnlar cümle meydâna çıkup anınçün cümle ünâs-ı âlemde sürûr [u] şâdımân var idi. Hikmet-i Hudâ: Arapça mazmûnu üzre bu kârhâne sâhibi Perverdigâr heşt deh âlemin râdet-i ezeliyyesi eyle imiş kim sene (---) mâh-ı (---) gününde Dervîş Mehemmed Paşa dîvân-ı pâdişâhîye gelmeyüp Melek Ahmed Paşa efendimizi ba‘de'd-dîvân sarâyına kığırup bu hakîr paşa efendimizle Dervîş Mehemmed Paşa'ya buluşup haste-hâl gördük. Meğer Allahümme âfinâ felç marazına mübtelâ olup bir kolu ve ağzı ve burnu eğilüp kec-dehân olmuş. Niçe hukemâ ve etıbbâ-yı hâzık yetmiş bin kîl u kâl ile cevâb-ı nâ-savâblar verdiler. Âhir Melek Ahmed Paşa efendimiz bu hakîre hitâb edüp eyitdi "Ey Evliyâ! Sende olan azîmetlerden ve İsm-i a‘zamlardan ve Mu‘avvizeteyn ve ba‘zı ed‘iyelerden birâderimize şifâ niyyetine tilâvet eyle. Ola kim bu karındaşımız bu marazdan halâs ola" dedikde bu hakîr ber-zânû olup sadrıa‘zamın meflûç destin destime alup Bismillah ile azîmet-i Fârisî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 173a ·
metinde göster ·
… â etdikde dervîş eyitdi "Ey âşık, siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz bî‘at-ı
ezeliyyeye
iktidâ etmişsiz kim biz sizin hâtırınız içün kat‘-ı menâzil ederdik. Gelüp hamd …
Paşa efendimiz bu hâli görüp tarîk-i Hâcegân'da iken fırsat ganîmetdir deyüp ol dahi bî‘at edem deyü temennâ etdikde dervîş eyitdi "Ey âşık, siz Melek Ahmed Paşa değil misiz? Siz bî‘at-ı ezeliyyeye iktidâ etmişsiz kim biz sizin hâtırınız içün kat‘-ı menâzil ederdik. Gelüp hamd-i Hudâ sıhhatle mülâkât müyesser oldu. İmdi ey Melek Dede, İşpaniye erenlerinden Mübtecil Hoca Ca‘fer ve Dervîş Angel Haydar millet-i Mesîhiyye şeklinde geçinirler ammâ ikisi de mü’mîn ü muvahhid nihânîce sâhib-i seccâdedirler. Ve pişvâ-yı tarîk-i Hâcegân birer pâdişâh-ı Cem-cenâbdırlar. Anlar hakîre bî‘at verüp "Var ey Dervîş Sünnetî! İslâmbol'da Melek Ahmed Paşa ile buluş ve görüş ve nedîmleriyle biliş ve Allah emâneti olsun Melek Baba'ya selâmımızı teblîğ eyleyüp bu sûre-i Yûsuf âyetiyle tesellî bulsun ve sûre-i (---)Arapça(---) ilâ âhirih, âyetin evrâd etsin. Âyet-i Yûsuf emâneti budur deyüp (---)Arapça âyetidir. Anlar sizlere bu âyeti gönderüp selâm eylediler ve İpşir'den havf eylemesin. Allah ona yâverdir, dediler" deyince hemân paşa ayağa kalkup "Yâ Allah! şükür elhamdülillah ve aleykümü's-selâm rahmetullahi ve berekâtihi, gönderen getiren sağ esen olsun. Hamdülillah ki derûnumda olan İpşir havfi gitdi. Evhâm-ı tahayyülâtdan ve gıll u gışdan berî olup kesâfetden halâs oldum. Ve bu âyet-i şerîfi bunların nutk-ı dürerbârlarından istimâ‘ etdiğim gibi râhatü'l-ervâh buldum. Maksad [u] merâmıma vâsıl oldum," deyü Dervîş Sünnetî'nin elin eline alıp diyâr-ı İşpaniye'de ve gayri büldânlarda hâl sâhibi kimler var ise su’âl ederken "Kurtuba şehrinde Mübtecil Baba Sâdık size selâm etdi ve Tanca şehrinde Şeyh Mansûr selâm etdi ve Fes-i Merânkûşî şehrinde İzzeddîn Burnâvî selâm etdiler" diyince paşa ayağa kalkup selâm alup "Biz anlara Cezâyirli Alî Sipçinoğlu ile mektûblar göndermiş idik. Vâsıl olduğu haberleri geldi" deyüp paşa Dervîş Sünnetî ile yine öpüşüp koç-kucağ ve birbirlerin derâğûş edüp künc-i bucağda bir çağ dahi sohbet-i hâssa meşğûl 176a oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 175b–176a ·
metinde göster ·
böyle imiş kim bu edîm-i arzı {mezkûr akvâmlar ile ve} Arab u Tatar-ı gûnâ-gûnl …
İşte Cenâb-ı Hâlık-ı Eflâk-ı Kevneynin irâdet-i ezeliyyesi böyle imiş kim bu edîm-i arzı {mezkûr akvâmlar ile ve} Arab u Tatar-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen edüp diyâr-ı (...) Âl-i Osmân ve Âl-i Selçukiyân ve Âl-i Çobaniyân ve Âl-i Dânişmendiyân ve Âl-i Karacakoyunlu ve Âl-i Akçakoyunlular ile habîbi Muhammedü'l-Mustafâ dînini inkırâzu'd-deverân âşikâre ve mü’ebbed olmasiyçün mülûk-ı merkûmlar ile Rûm u Arab u Acem'i ecnâs-ı mütenevvi‘a-i benî Âdem ile imâr etdi. Ammâ bu tahrîr olunan selâtîn-i ümerâ ve kay u bay misilli mülûklerin cümle tulû‘ları Belh [u] Buhârâ ve Mâverâ ve diyâr-ı Mâhân'dan hurûc etmişlerdir. Zîrâ diyâr-ı Arab'dan sonra şa‘şa‘a-i Muhammedî Mâverâü'n-nehir'den kopdu. Hatta ba‘de'l-hicreti'n-Nebeviyye sene 446 târîhinde bu bâlâda tahrîr olunan şehr-i Ahlat'da medfûn olan beş fırka mülûkun cümlesi diyâr-ı Mâhân'dan gelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
bu imiş. Ol gece âlem ağyârdan bî-haber iken Küçük Mehemmed Paşa ordu-yı kralda …
Hikmet-i Sannâ‘-ı Lem-yezel'in ir[â]det-i hikmet-i ezeliyyesi bu imiş. Ol gece âlem ağyârdan bî-haber iken Küçük Mehemmed Paşa ordu-yı kraldan cümle askeriyle gâ’ib olup cümle haymegâh [ve] bâr [u] büngâhları yerinde kalup sâhiblerinden bir nâm [u] nişânları yok idiği haberi serdâra gelüp serdâr âlem-i hayretde kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 25b ·
metinde göster ·
… ve erkân-ı kün fe-yekûn, ber-muktezâ-yı âdet-i Rabbi'l-İzzet'in hükm-i şerîf-i
ezeli'l-âzâli
bunun üzerine cârîdir kim ins ü cinnin Rezzâk-ı Râzık'ıdır kim anlara takdîr et …
188b Evvelâ dibâce-i târîh-i fetihnâme-i cezîre-i Girid-i ifrît oldur ki, kâ‘ide-i Hazret-i Rezzâk-ı Bîçûn ve erkân-ı kün fe-yekûn, ber-muktezâ-yı âdet-i Rabbi'l-İzzet'in hükm-i şerîf-i ezeli'l-âzâli bunun üzerine cârîdir kim ins ü cinnin Rezzâk-ı Râzık'ıdır kim anlara takdîr etdiği erzâkların verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
Âyet, sûre-i (---)Arapça nassı mazmûnu üzre cemî‘i mahlûkun mürebbîsi olup cemî‘i ibâdına bu rûy-i arzı mesken [ü] me’vâ olmağiçün halk edüp tavattun etdirüp herkese kadrine göre takdîr etdiği ni‘met-i nefîselerin verir kim âyet, sûre-i (---)Arapça mâ-sadakı üzre cemî‘i ins ü sakalân ve cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'nın Hâlık'ı Râzıki'ı Hâlık-ı Kevneyn ve her mebde-i eşyâdır, ammâ cemî‘i kullarını birer gûne endîşe-i hâma düşürüp her biri bir sevdâ ile bir ser-i kârda halk olundukda bu abd-i kemter Evliyâ-yı bî-riyâya ezel-i âzâlde seyâhat takdîr olunup âyet, sûre-i (---)Arapça nassı üzre ve âyet, sûre-i (---)Arapça fehvâsınca ve sûre-i (---)Arapça nass-ı kâtı‘ları fermânına bu hakîr-i ez‘afu'l-ibâd mazhar düşüp cihân-geşt olduk. Zîrâ, beyt
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 188b ·
metinde göster ·
… l-ı kâsır bu kâra hayrândır. Arapça Fâ‘il-i muhtâr Allâh'ın Y 317b irâdet-i
ezeliyyesi
bunun üstüne cârîdir kim te‘âlâ şe’nüh ve amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayreh'dir. …
Allâh bu eski tahte'l-kal‘a kârhânesin niçe mülûklere hîbe edüp bir alma ve bir verme ve bir kırmadır kim akl-ı kâsır bu kâra hayrândır. Arapça Fâ‘il-i muhtâr Allâh'ın Y 317b irâdet-i ezeliyyesi bunun üstüne cârîdir kim te‘âlâ şe’nüh ve amme nevâlüh ve lâ ilâhe gayreh'dir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y317a–Y317b ·
metinde göster ·