kuyruğu kal‘anın Küllük cânibi olup Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa fîlin kuyruğuna yap …
Ve bir dahi meselâ fîlin kuyruğu kal‘anın Küllük cânibi olup Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa fîlin kuyruğuna yapışup çeker. Kâhîce fîl dahi gazab-âlûd olup İbrâhîm Paşa askerin püşt-i pâsıyla 291b depüp niçe bin âdemleri helâk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a–291b ·
metinde göster ·
… r dahi meselâ fîlin kuyruğu kal‘anın Küllük cânibi olup Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa
fîlin
kuyruğuna yapışup çeker. Kâhîce fîl dahi gazab-âlûd olup İbrâhîm Paşa askerin p …
Ve bir dahi meselâ fîlin kuyruğu kal‘anın Küllük cânibi olup Ebü'l-hayr İbrâhîm Paşa fîlin kuyruğuna yapışup çeker. Kâhîce fîl dahi gazab-âlûd olup İbrâhîm Paşa askerin püşt-i pâsıyla 291b depüp niçe bin âdemleri helâk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 291a–291b ·
metinde göster ·
… Gûyâ bir bâkire kız sadâsı gibi hazîn savtı vardır. Q 329aP 326a Ve herbir
fîlin
arkasında kırkar mahbûb Bağanıskı memlûkleri süvâr olup melike eyle hedâyâ gelm …
Bu vezîr istikbâle çıkdıkda iki fîl-i azîm getürdi kim biri süd beyâz idi. Bin yaşındadır, derlerdi. Yigirmi kademe nerdübân kemend ile çıkılır fîller idi. Ol mertebe fîl dahi görmemiş idim. Ve fîl bunlara eyle enîs ü mûnis gamgüsâr kim bir nân pâre içün kelb gibi âdemin akîbince gezer, gâyet üns ülfet etmişlerdir. Ve Rûm'daki fîller kadar ekûl değillerdir, ancak kesb-i havâdan cesîm ü semîndir. Benî âdeme gâyet meftûndur. Hattâ Itşân kal‘asında refîk olan Dervîş Ni‘metullâh'ın gergerdânı fîlleri gördükce hücûm edüp Dervîş Ni‘metullâh gücile zabt ederdi. Ve fîller gergerdânı gördükde cihân başına dar olup hortumun ber-havâ edüp gâhîce zemînden hâr hâşâk alup havâya püskürüp süheyl ururdu. Gûyâ bir bâkire kız sadâsı gibi hazîn savtı vardır. Q 329aP 326a Ve herbir fîlin arkasında kırkar mahbûb Bağanıskı memlûkleri süvâr olup melike eyle hedâyâ gelmişlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y423a ·
metinde göster ·
… yü ileri vardık. Meğer bir ukkâb kuşu bir fîl-pîçeyi Y 433a şikâr edüp yerken
fîlin
anası gelüp ukkâb ile ceng edüp gubâr ber-havâ olmasının aslı ol imiş. Alarkada …
Andan ertesi gün yine şimâle çölistân içre giderken evc-i semâya peyveste olmuş bir gird-i siyâh peydâ oldu. "Âyâ bu ne ola?" deyü ileri vardık. Meğer bir ukkâb kuşu bir fîl-pîçeyi Y 433a şikâr edüp yerken fîlin anası gelüp ukkâb ile ceng edüp gubâr ber-havâ olmasının aslı ol imiş. Alarkadan sıyt sadâsız temâşâ ederken zâlim ukkâb büyük fîli dahi zebûn edüp başına kondu ve fîl-i bîçâre pür-pâre ve pîçesinden âvâre hortumiyle hayli korundu, ammâ fâ’ide etmeyüp zebûn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y432b–Y433a ·
metinde göster ·
… biz yine azm-ı râh etdik. Bir mesâfe alarka olunca hemân ukkâb semâdan süzülüp
fîlin
yavrusun minkârına alup bî-pâk havâya çıkarup yere bırakdı ve fîl yavrusu pâre …
Fîl-pîçenin yanına vardık. Zâlim ukkâb bu fîl yavrusunun gözlerin oyup bir hayli yerinden yemiş. Ol dahi cân havli ile ol fezâda serserî gezüp kaldı. Ve biz yine azm-ı râh etdik. Bir mesâfe alarka olunca hemân ukkâb semâdan süzülüp fîlin yavrusun minkârına alup bî-pâk havâya çıkarup yere bırakdı ve fîl yavrusu pâre pâre olup üzerine meks edüp tenâvül etmeğe başladı. Anı ubûr edüp vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·
… em‘ olup beş on günde dağlarda yatup fîl ü gergerdân ve bebr ü peleng katl edüp
fîlin
dişleri ve postun ve gergerdânın boynuzun ve hotas içün kuyruğun götürüp ticâre …
Ve ba‘zı levendât makûlesi kırk elli pür-silâh nâmdâr fellâh yiğitler bir yere cem‘ olup beş on günde dağlarda yatup fîl ü gergerdân ve bebr ü peleng katl edüp fîlin dişleri ve postun ve gergerdânın boynuzun ve hotas içün kuyruğun götürüp ticâret ederler. Acâyib vilâyet-i şikârgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y440b ·
metinde göster ·