… mûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin
fasl edüp
giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve ba‘îd olmayup ricâ ve …
"Bire var âdem, bizi kendi hâlimize koy. Biz senin dediğin âdem değiliz" deyü niçe gûne elfâz-ı yâve ve niçe kerre şütûm-ı dilâzârlıklar eder, yine Gülâbî Ağa sipâhın eteğin elinden komayınca sipâh Gülâbî Ağa'ya bir pergâr çevirüp bir kaç yerde başın mecrûh edüp semmûr kürkün pâre pâre eder. Cemâ‘at-i kebîrenin bir haylisi bunların mâbeynlerin fasl edüp giderler. Ammâ yine Gülâbî Ağa sipâhın yanından bir hatve ba‘îd olmayup ricâ ve minnet etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… m yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan
fasl edüp
pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahb …
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a–202b ·
metinde göster ·
Bunlar pâdişâh kârhânelerinde ulûfeleri yokdur, ancak sûrlarda
fasl edüp
kâr ederler. Çoğu Lidros köyünde ve Terkoz'da ve Balat'da sâkinlerdir, cümlesi …
Bunlar pâdişâh kârhânelerinde ulûfeleri yokdur, ancak sûrlarda fasl edüp kâr ederler. Çoğu Lidros köyünde ve Terkoz'da ve Balat'da sâkinlerdir, cümlesi mehterbaşıya mensûbdur. Bir sûra gitseler mehterbaşıya bir hedâyâ verüp me’zûn olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… ve Solak Nasûh Beğ ve Selîm Ağa ve Ca‘fer Çavuş, bunun emsâli niçe yüz üstâdlar
fasl edüp
çalarlar.
Bu yonkarı ekseriyyâ paşalı avânı çalarlar. Ammâ alay-ı pâdişâhîde çalanlar Doğancı Seyfî ve Dâvûd Paşa Süleymân'ı ve Hükmîzâde Alî'si ve Sûhte Receb ve Tilki Alî Beğ ve Solak Nasûh Beğ ve Selîm Ağa ve Ca‘fer Çavuş, bunun emsâli niçe yüz üstâdlar fasl edüp çalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
… vardır. Pîr ve üstâdları hayli kimse idi, ancak serdârları Sirkeci Hüseyin idi.
Fasl edüp
geçerler.
Sâzendegân-ı bârbûtcıyân: Neferât 15, Menteşe Muğla'sında peydâ olmuş ammâ mü’ellifi nâ-ma‘lûmdur. Hemân kopuz gibi bir sâzdır, ammâ kolu doğru ve kiriş tellerinin iki tarafında ikişer demir teller vardır, gayrı tellerden aşağı dörd burkusu vardır. Pîr ve üstâdları hayli kimse idi, ancak serdârları Sirkeci Hüseyin idi. Fasl edüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 207b ·
metinde göster ·
… kim melikden eşref idi. Bunlar İslâmbol içre iştihâr verüp Murâd Hân huzûrunda
fasl edüp
meşhûr-ı âfâk oldular.
Evvelâ Cân Memi Şâh ve Zâlim Şâh ve Hurrem Şâh ve Fitne Şâh ve Yûsuf Şâh ve Mîrzâ Şâh bir Çerkes gulâmı idi, hakkâ kim melikden eşref idi. Bunlar İslâmbol içre iştihâr verüp Murâd Hân huzûrunda fasl edüp meşhûr-ı âfâk oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209a ·
metinde göster ·
… ehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ahd-i emân edüp da‘vâların Hazret-i Risâlet bu yüzden
fasl edüp
cemî‘i Sırfeyâîlî ve Tahlîcî yer öpüp huzûr-ı Resûl'den her biri çölistân u ber …
Hazret-i Risâlet-penâh buyurdular kim "Yâ Sırfeyâîl ve yâ Melik Tahlîc! İki kavminizin ve cümle cân [u] ecinne vü ervâh-ı tayyibe ve ervâh-ı habîsenin bu Nasîbîn şehrinden nasîbiniz kesilüp ümmetlerime nasîb ola. Sizler bir dahi Nasîbîn içine girmen ve ol şehirde benî Âdemi müte’ezzî etmen." deyü cemî‘i cân u cin kavminin ervâh-ı habîse ve ervâh-ı tayyibesine yemîn verüp anlar dahi birbirleriyle ceng etmemeğe ve bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ahd-i emân edüp da‘vâların Hazret-i Risâlet bu yüzden fasl edüp cemî‘i Sırfeyâîlî ve Tahlîcî yer öpüp huzûr-ı Resûl'den her biri çölistân u berr ü beyâbânlara ve mezbelelistânlara gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 393b ·
metinde göster ·
… ün ecinne pâdişâhı Sırfeyâîl'in ervâh-ı habîse ve kavm-i şeyâtîn ile da‘vâların
fasl edüp
şehr-i Nasîbîn'den ecinne kavmin sürüp kavm-i ecinne bir dahi şehr-i Nasîbîn'e …
mısra‘ı üzre yine sadede gelelim. Ol zamân ki Hazret-i Risâlet'e kırk yaşında nübüvvet geldiği gün ecinne pâdişâhı Sırfeyâîl'in ervâh-ı habîse ve kavm-i şeyâtîn ile da‘vâların fasl edüp şehr-i Nasîbîn'den ecinne kavmin sürüp kavm-i ecinne bir dahi şehr-i Nasîbîn'e girmemeğe ta‘ahhüd edüp gitdilerdi. Hikmet-i Hudâ ol zamândan berü bir sar‘a dutan âdem her kankı diyârdan gelüp şehr-i Nasîbîn'e girse bi-emrillahi Ta‘âlâ dutarıkdan halâs olur. Ammâ hâlâ şehr-i Nasîbîn'in hevâsı eyle beddir kim ısıtması, âdemi dutarıkdan eşedd dutar. Husûsan rub‘ ısıtması diyâr-ı Irâk'da ve diyâr-ı İrân u Turan'da Nasîbîn'in ve Rûm'da İznik Dili Hersek'inin ısıtması serçe kuşun bile dutduğu meşhûr-ı âfâkdır ve's-selâm, temme'l-kelâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397b ·
metinde göster ·
… vü sürûr ederek gidüp akîbince paşa mehterleri yeniçeri ocağı ağasında dahi bir
fasl edüp
hemân paşa ol dîvânda Eğre kal‘asının cümle kırk aded tuğ ve sancağ u bayrak sâ …
Bu şehri dahi seyr-i temâşâ edüp ertesi gün Eğre Paşası Pirinççi Mehemmed Paşa Dobroçin'den alay-ı azîm ile gelirken cümle kal‘ada olan asâkir-i İslâm paşanın istikbâline çıkdıklarında biz dahi ırz-ı pâdişâhîye ta‘zîmen hüddâmlarımızla karşu çıkup at üzre görüşüp at başı berâber şehre gelirken kal‘adan niçe yüz pâre top şâdımânları olup bir ra‘d-vâr topların gürüldüsünden dağlar inil inil sadâ verirdi. Ol gün dîvân-ı pâdişâhî olup paşanın mukarrernâmesi kırâ’at olunup hakîrdeki hil‘at-i pâdişâhîyi paşanın eğnine geydirirken paşa-yı kânûn-şinâs hil‘at-i şehriyârînin girîbânın bûs edüp cemî‘i hüddâmân-ı çavuşân paşayı kânûn üzre 39a alkışlayup paşa yerinde karâr-dâde olunca yerli yeniçeri ağası emirleri dahi dîvân-ı cem-cenâbda kırâ’at olunup paşa ana bir hil‘at-i zerdûz-ı fâhire geydirüp anı da çavuşlar alkışlayup hânesine safâ vü sürûr ederek gidüp akîbince paşa mehterleri yeniçeri ocağı ağasında dahi bir fasl edüp hemân paşa ol dîvânda Eğre kal‘asının cümle kırk aded tuğ ve sancağ u bayrak sâhibi ağalara mukarrer hil‘atleri geydirüp herkes hânelerine gidüp sürûr [u] şâdım[ân]lar olup taraf taraf üç gün mehterhâne fasılları çalınup zevk u şevkler olup paşaya her ağadan avâ’id [ü] fevâ’idleri gelüp hakîre üç kîse ve üç at ve üç köle ve bir semmûr kürk verüp İbrâhîm Kethudâ efendimizin mektûbun tilâvet edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38b–39a ·
metinde göster ·
… ı ve Karahisâr ve Manavgat kadısı ol gün anda hâzır olup azîm gavgâ ve da‘vâlar
fasl edüp
kadılara sicil içün üç akçe hüccet içün on akçe verirler. Bir akçe ziyâde taleb …
Ve Serik subaşısı Nişâncı Paşa hâssıdır. Anın subaşısı ve kadısı ve Karahisâr ve Manavgat kadısı ol gün anda hâzır olup azîm gavgâ ve da‘vâlar fasl edüp kadılara sicil içün üç akçe hüccet içün on akçe verirler. Bir akçe ziyâde taleb etse kadıların pîş-tahtasın başında pâre pâre ederler giderler, eyle lecûc Manavgat kavmidir. Ve Manavgat ne yerdir? su’âl etsen, "Yâ gerü kaldı, yâ ileridedir" deyü cevâb ederler. Böyle mezmûm-ı âfâk kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a ·
metinde göster ·