… z Tûfân-ı Nûh zulemâtı suyundan kalmış bir bahr-i amîkdir kim umku seksen kulaç
fecc-i
amîk bir bahr-i siyâhdır kim kable't-Tûfân Akdeniz'e munsab olmayup İslâmbol ku …
Ulûm-ı hey’ete mâlik olan müverrihînin kavl-i sahîhleri üzre Karadeniz Tûfân-ı Nûh zulemâtı suyundan kalmış bir bahr-i amîkdir kim umku seksen kulaç fecc-i amîk bir bahr-i siyâhdır kim kable't-Tûfân Akdeniz'e munsab olmayup İslâmbol kurbünde hâlâ Karadeniz Boğazı olan mahalde nihâyet bulmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 9a ·
metinde göster ·
amîk handak-ı garîkın arzı yüz zirâ‘dır. Ve bu handak içre Yedikulle'den tâ Sil …
Ve bu dîvârların önündeki bir kat fecc-i amîk handak-ı garîkın arzı yüz zirâ‘dır. Ve bu handak içre Yedikulle'den tâ Silivri Bâbı'na gelince deryâ girirdi. Ve Eyyû[b] Ensârî Kapusu'ndan tâ Eğrikapu'ya gelince yine deryâ girüp kal‘a-i İslâmbol cezîre-misâl olmağa sehel kalmışdı. Hâlâ kara cânibi bu mertebe üç kat metânet üzre mebnî olup üç katda bin iki yüz yigirmi beş burc-ı azîm kulleler vardır. Ve her kulle üzre onar ruhbân dîdebân ta‘yîn edüp şeb [u] rûz nigehbânlık ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14a ·
metinde göster ·
… lâ üzre vâkı‘ olmuşdur. Ve hareminin sağ tarafında kefere zamânı su sahrîci bir
fecc-i
amîk sarnıc vardır. Ve yine hareminin şimâlî tarafında "Kırk Nerdübân" nâmıyla …
Hakkâ ki kubbe-i eflâke mânend bî-mânend kubbe-i nîlgûndur. Lâkin Ayasofya kubbesi bu kadar âlî değildir. Kaddi elli sekiz zirâ‘ binâ-yı âlîdir, dahi âlî binâ olunmamasının aslı zemîni gâyet mürtefi‘ kûh-ı bâlâ üzre vâkı‘ olmuşdur. Ve hareminin sağ tarafında kefere zamânı su sahrîci bir fecc-i amîk sarnıc vardır. Ve yine hareminin şimâlî tarafında "Kırk Nerdübân" nâmıyla ma‘rûf elli dörd kademe bir nerdübân ile nüzûl olunur bir uçurum yerdir. Bu iki uçurum ortasındaki püşte üzre bu câmi‘ vâkı‘ olmağile zelzeleden masûn [u] mahfûz olmasıyçün âkıbet-endîş Mi‘mâr Sinân-ı hurdedân câmi‘i alçak edüp çâr-dîvâr üzre inşâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… rbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında
fecc-i
amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıc …
Bahâr eyyâmı Hazret-i Süleymân Bursa'ya gelüp Cebel-i Ruhbân'da Belkîs kız ile yayla faslı ederlerdi. Emîn Nebî'nin du‘âsı berekâtiyle Bursa tûfândan sonra imâristân-ı Emînullah'dır. Ammâ kal‘anın bânîsi ma‘lûm değildir. Lâkin bu kal‘a bir köhne bünyâddır. Devr-i felekden berü ber-karâr bir dârü'l-karâr, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim cümle der-i dîvârları eflâke ser çekmişdir ve esâsı bir yalçın sebz-gûn kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kal‘a-i metîndir. Tûlânîsi şarkdan garba vâkı‘ olmuşdur. Şimâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır. Ol tarafı uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıcı ve Sa‘îd-i Arab ve Kalenderoğulları nâmân celâlîler, Bursa'yı muhâsara edüp handakların rimâl [ü] türâb ile memlû olmuşdur. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası esâsında taşlar var kim her biri hammâm kubbesi kadar seng-i azîmlerdir. Andan ma‘lûmdur kim benî Âdem binâsı değildir. Ba‘dehû Kaydefâ destine girüp ba‘zı burc [u] bârûlarını ta‘mîr [u] termîm edüp lisân-ı Yunan üzre târîhleri vardır. Ve bu kal‘a, Keşiş dağının dâmenine vâkı‘ olmağıla lodos rüzgârı ve şarkî rûzgârından emîndir. Cümle evleri, şimâl ve yıldız rûzgârı cânibine nâzırdır kim Filedâr sahrâsı cümle bâğ u bâğçesi ve besâtînleri ile nakş-ı bukalemûn-vâr nümâyândır. Kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi, on bir bin adımdır ve altı bin bedendir ve altmış yedi kulle ve cümle beş kapudur. Evvelâ cânib-i cenûba Bunarbaşı Kapusu ve yine cenûba Zindân Kapusu ve Kaplıca Kapusu garba mekşûfdur ve Balıkbâzârı Kapusu. Ez-în-cânib bu kal‘a, cemî‘î düvelde Rûm keferesi elinde kalmışdı. Yedi kerre Konya'dan Âl-i Selçûkiyân ikişer kerre yüz bin leşker-i bî-pâyân ile gelüp yedişer sekizer ay muhâsara edüp vakt-i şitâ geldikde bî-feth rücû‘ edüp giderlerdi. Tâ ki Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i zuhûrunda evvelâ Osmân 222b lafzı senesi târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde Osmân Gâzî nıkris zahmetine mübtelâ olup âhir üçüncüde dahi feth edemeyüp yine Konya'ya müteveccih olup izn-i şerîfiyle Şehzâde Orhân Çelebi ile Şeyh Hacı Bektâş-ı Velî'yi seksen bin asker-i İslâm ile Bursa'ya gönderüp muhâsara etdiklerinde amân vermeyüp kal‘a-i Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i kebîr binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân muhâsarâya şürû‘ edüp Kapluca tarafından Orhân Beğ, Bunarbaşı tarafındaki kulleden Orhân Beğ'in birâderzâdesi Timur Beğ ve Balabancık Beğ dağ tarafındaki havâle yerinden muhâsara edüp cânib-i erba‘adan imdâda gelen küffârları cümle dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütehassın olan keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra vere ile bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye müjde ile Orhân seğirdüp vardıkda, Bursa feth olduğu sâ‘at Osmân Gâzî rûh teslîm edüp oğlu Orhân Gâzî müstakil padişâh olup Hâcı Bektâş-ı Velî ile Bursa'ya gelüp ibtidâ taht-ı Âl-i Osmân olup ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim gûyâ bir bâğ-ı İrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222a–222b ·
metinde göster ·
… edüp yedi âdemi hâke salup şehîd etdiler. Âhir-i kâr bu yigirmi Kürd şehbâzları
fecc-i
amîk deryâya düşer gibi asker deryâsı içre düşmüşlerdi. Evvel kethudâya hamle e …
Hakîr eyitdim "Bre nişlersiz?" deyü bunları men‘ etdim, "Ey lolo işte paşa!" deyü Yûsuf Kethudâ'nın çadırın gösterdim. Hemân paşanın huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü kesdi" deyü çadır tokmağı ve balta [ve] nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu kerre herîf-i mezkûr benim gösterdiğim gibi Yûsuf Kethudâ'yı sahîh paşa sanup Yûsuf Kethudâ üzre berk-i hâtif gibi at bırağup otağı içine girüp kethudâya bir cıdâ eyle aşk etdi kim gûyâ hışt-ı İpşir Paşa'dır. Hemân fakîr Yûsuf Kethudâ cân havliyle yerinden pertâb edüp "Bre urun şu gidiyi!" deyince Kürd'ün cıdâsı Yûsuf Kethudâ'nın yasdığında zerk olmuş kalup hemân Kürd-i nâmdâr dal-tîğ olup üzerine gelenleri anı anda kimin şunda tekerleyüp pâreleyüp âhir mezkûr Kürd'e şu kadar yüz âdem birkaç zahm-ı mühlik irgirüp Kürd-i akûr kudurmuş kelb gibi köpek cengi ederken meğer ibtidâ bize Paşa'nın otağı yanına geldikde yigirmi aded güzîde serdengeçdi Yezîdî refîkleri serâperde-i Paşa kemîninde âmâde imişler, anlar dahi bu hâli görüp refîkinin halâsına yigirmisi de dal-mızrak {olup} "Ho!. Ho!." deyüp Yûsuf Kethudâ çergesiyle paşa otağı mâbeynindeki fezâda niçe bin âdem haymelerinden çıkup bir ceng-i âyî olmuşdur kim yigirmi âdem niçe yüz âdemi mecrûh edüp yedi âdemi hâke salup şehîd etdiler. Âhir-i kâr bu yigirmi Kürd şehbâzları fecc-i amîk deryâya düşer gibi asker deryâsı içre düşmüşlerdi. Evvel kethudâya hamle edenle yigirmi bir aded Ekrâd dilâverlerin topa tutulmuş maymuna döndürüp yetişdikleri yerde pâre pâre edüp mâlların ve atların guzât-ı müslimîn gâret edüp kellelerin serâperde önüne döküp cesedlerin Hüsrev Paşa Hânı cenbinde defn etdiler. Hudâ âlimdir kim bu kadar seyâhatde anlar gibi cengâver fetâlar ve dilâver ser verici serverler görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… iren-mâdâr cirmi altı bin zirâ‘-ı Mekkî arşındır kim on bin hatve yer eder. Bir
fecc-i
amîk handakı vardır ve iki dervezesi vardır. Cânib-i kıbleye Gazvîn kapusu ve c …
Eşkâl-i rabta-i bîrûn: Taşra kal‘asın sene 246 Hasan b. Zeydü'l-Bâmir binâ etmişdir. Orta kal‘ayı ihâta etmişdir. Şekl-i muhammes hâk-i pâk top ve çim ve rıhtım ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim gûyâ Tebrîz kurbünde şehr-i Rûmiyye'nin Toprak kal‘asıdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı bin zirâ‘-ı Mekkî arşındır kim on bin hatve yer eder. Bir fecc-i amîk handakı vardır ve iki dervezesi vardır. Cânib-i kıbleye Gazvîn kapusu ve cânib-i şarka şehr-i Deylem dervezesi ve bu kal‘a içre cümle bin altmış hânedir. Müte‘addid câmi‘leri ve (---)(---)(---) mesâcidleri ve hammâmları ve kifâyet kadar çârsû-yı şâhîsi ve hammâmları vardır. Fezâsında elli yedi pâre avâdân kend-i mu‘azzamları vardır ve ba‘zı kendlerde ma‘mûr kal‘aları var ammâ anlara varmayup ayne'l-yakîn hâsıl etmediğimizden ma‘lûmumuz olmayup tahrîr olunmadı ammâ ganîmet ülkedir. Gendümü firâvândır ammâ nânı esmerü'l-levn çendândır. Meyvesi kezâlik hadden bî-pâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 316b ·
metinde göster ·
… yanı nehr-i Tasma suyudur kim ol kadar nehr-i azîm değildir. Bir tarafı cumbul
fecc-i
amîk bataklıkdır.
Çârsû-yı bâzârı aşağıdadır, ammâ taşra varoşunun cümle etrâfı rıhtım dolma çit palankadır. Bir yanı nehr-i Tasma suyudur kim ol kadar nehr-i azîm değildir. Bir tarafı cumbul fecc-i amîk bataklıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48a ·
metinde göster ·
… -) târîhinde Yergöğü kal‘asın Yıldırım Hân binâ etmeğe murâd etdikde zemîni bir
fecc-i
amîk bataklık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çu …
Evvelâ kal‘a-i Yergöğü'den cânib-i şimâle giderek Çul ovasın geçüp sehel istirâhat olundu. Çul ovası denmesinin aslı oldur kim kaçan kim sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın Yıldırım Hân binâ etmeğe murâd etdikde zemîni bir fecc-i amîk bataklık olmak ile cümle re‘âyâ vü berâyâ ve asâkir-i İslâm'da ne kadar çul ve tobra ve kebe ve keçe var ise bu sahrâya cem‘ olup dağlar gibi yığıldığından hâlâ Çul ovası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 104a ·
metinde göster ·
amîk batak handakdır ve handaka nâzır üç yüz yerde dîdebân hücreleri var kim do …
Ve cânib-i erba‘ası fecc-i amîk batak handakdır ve handaka nâzır üç yüz yerde dîdebân hücreleri var kim dokuz kat mehterhânesi ba‘de'l-ışâ çalındıkdan sonra cümle nigehbânları "Allâh yeğdir, yeğ" deyü tâ sabâha dek feryâd edüp her şeb yigirmi dörd ağaların on ikisi kol dolaşırlar, ilâ mâşallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
amîk göl içinde olduğıyçün kavm-i Ervâm Gölhisâr derler, ammâ lisân-ı Latince i …
Kal‘ası bir fecc-i amîk göl içinde olduğıyçün kavm-i Ervâm Gölhisâr derler, ammâ lisân-ı Latince ismi (---)(---) mezkûr göl içinde bir alçacık dîvârlı şekl-i murabba‘ taş binâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Bir cânibinden zafer mümkün değil bir sa‘b ve metîn kal‘adır kim bir vech ile yanına varılmaz. Ancak cânib-i şimâle nâzır bir küçücük demirli iki kat kavî kapusu var. Ana dahi zemberekli asma cisr ile varılup her gece dîdebânlar cisri makaralar ile çeküp kaldırup kapuya dayarlar. Kal‘a bir cezîre içre kalır. Bu göl yine nehr-i Pileve'den cem‘ olup amelî göldür. Eğer murâd olunsa gölün suyun kesüp kal‘a karada kalmak emr-i seheldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
… mi‘i ve anbârları ve kârgîr binâ-yı şeddadî metîn kulleler ile ârâste ve etrâfı
fecc-i
amîk handaklar ile pîrâste olmuş kal‘a-i mahbûb Lika'dır. Hakkâ ki âb [u] havâs …
Lisân-ı Latin'de Lika (---)(---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Hırvat banları ve kâfir Hıristiyânlarıdır, ammâ fâtihi Ferhâd Paşa'nın Delibaşılığından Kırka Beği olan Rüstem Beğ {sene 1000} feth edüp derûn-ı hisâra kifâyet mikdârı asker ve cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtlar konulup tahrîr-i Süleymân Hân üzre hâlâ Kırka sancağı hükmünde nehr-i Ona kenârında şekl-i murabba‘dan tûlânîce bir kal‘a-i şîrîndir. Kapudanı ve üç yüz aded neferâtları ve derûn-ı hisârda üç yüz aded hâneleri serâpâ tahta şindire örtülüdür ve bir câmi‘i ve anbârları ve kârgîr binâ-yı şeddadî metîn kulleler ile ârâste ve etrâfı fecc-i amîk handaklar ile pîrâste olmuş kal‘a-i mahbûb Lika'dır. Hakkâ ki âb [u] havâsının letâfetinden kal‘a-i Lika'nın mahbûbu ve mahbûbe hûr-ı likaları vardır, ammâ bu kal‘a nehr-i Ona'nın karşu tarafındadır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 155a ·
metinde göster ·
vardır, ammâ kenâreleri beşer onar kulaç yerleri vardır. Gâyetü'l-gâye şîrîn âb …
Sitâyiş-i buhayre-i Gölikesri: Bu buhayre-i âb-ı zülâlin dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil yigirmi dörd mîldir ve müdevverü'ş-şekilden tûlânîce şekl-i bâdemî vâki‘ olup umku elli kulacdan ekall fecci vardır, ammâ kenâreleri beşer onar kulaç yerleri vardır. Gâyetü'l-gâye şîrîn âb-ı hayâtdır kim İslâmbol'da gûyâ Kâğızhâne suyudur ve bunda cümle ehl-i beled esbâbların gasl edüp aslâ sabun sürmeden her siyâbları gül pembe-misâl beyâz olur. Anıniçün bu şehirde sabun makbûl değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… îr-i bî-amândan amân u zamân bulamayacakların bilüp kendülerini cân havliyle ol
fecc-i
amîk handaka atdılar ve cümlesi kal‘aya varamayup gark-ı âb oldular. Niçesi de …
Hamd-i Hudâ Yassı Tabya feth olup üç yüz kelle ve yüz altmış dil alınup hakkâ ki mel‘ûn küffâr-ı füccar ol gün dilîrâne ceng [ü] cidâl etdiler, ammâ niçe küffârlar şemşîr-i bî-amândan amân u zamân bulamayacakların bilüp kendülerini cân havliyle ol fecc-i amîk handaka atdılar ve cümlesi kal‘aya varamayup gark-ı âb oldular. Niçesi de halâs olacak mahalde bizim gâzîler kurşumla urup mürd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111a ·
metinde göster ·
… l‘aya bir vecih ile yürüyüş mümkün değil, zîrâ handak içi(ni) bir buheyre-misâl
fecc-i
amîk leb-ber-leb su içinde kalmış. Handakda kadırga ve kalyonlar gezse yerim da …
Ammâ kal‘aya bir vecih ile yürüyüş mümkün değil, zîrâ handak içi(ni) bir buheyre-misâl fecc-i amîk leb-ber-leb su içinde kalmış. Handakda kadırga ve kalyonlar gezse yerim dar demez ve altı aded tabya-i azîmin makas topları derdinden yanına varılmaz. Ve mazgal deliklerinde olan tüfeng-endâz Nemse kurşumu havfinden rûy-ı dîvâra bakılmaz. Yürüyüş etmek evlâ bi't-tarîk kanda kalır ve yanına yakın varanlar elbette zahmdâr olup ölür. Ve eşek sidiğiyle zağlanmış ve ağılanmış kurşumu var, bir kerre ol kurşumu tahta'l-kahve yiyen uçmağı bulur. Tâ bu mertebe kal‘a-i bî-amândır, el-iyâzu billâh. Hattâ bu mahallerde kal‘anın fethi mümted olup hakîrin zahîresi kalmayup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b ·
metinde göster ·
… lâkin bunun cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleri ve cümle balyemez topları ve
fecc-i
amîk handakları ile ârâste ve manastırların kubâbları ve çanhâne kulleleriyle p …
Bu dahi leb-i deryâda Dobra-Venedik kal‘asıdır. Kendülerinin nakilleri üzre Âl-i Emeviyyûn'dan el-Melik Ömer ibn Abdülazîz ibn Mervân bin pâre gemi ile İslâmbol'un nısfın ve Galata kal‘asın bütün feth edüp ol sene bu Venedik kâfirleri havflerinden bu kal‘a-i Mirsinçe'yi binâ ederler, ammâ leb-i deryâda bir yalçın kanara kaya üzre şekl-i müseddes seng binâ bir metîn kal‘a-i ra‘nâdır kim bir merhale mesâfe-i ba‘îdeden beyâz kuğu gibi görünür bir kal‘a-i üstüvârdır, ammâ içine girmedim, lâkin bunun cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleri ve cümle balyemez topları ve fecc-i amîk handakları ile ârâste ve manastırların kubâbları ve çanhâne kulleleriyle pîrâste olmuş kal‘a-i küffâr idi. Hudâ dest-i İslâm'a müyesser ede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
… ü müstahkem kulleler ve ebrâclar ve dendân-ı bedenler ile ârâste ve kesme kaya
fecc-i
amîk handaklar ile pîrâste olmuş bir refî‘u'l-bünyân ve bir hisâr-ı âlîşândır.
Bu dahi dâ’iren-mâdâr cirmi şekl-i murabba‘ Şeddâdî seng-tırâş bir hisâr-ı hâzır-bâşdır kim bu serhadlerde misli yokdur. Hattâ dîvârının arzı on zirâ‘-ı mekkîdir ve kaddi yetmiş arşın âlîdir. Leb-i deryâsı yalın kat hâ'ıt-ı metîneler ile inşâ olunmuşdur, ammâ kara tarafında Voraniçse bâğları tarafına kat-ender-kat dirsekli ve mazgal delikli ve metîn ü müstahkem kulleler ve ebrâclar ve dendân-ı bedenler ile ârâste ve kesme kaya fecc-i amîk handaklar ile pîrâste olmuş bir refî‘u'l-bünyân ve bir hisâr-ı âlîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154b ·
metinde göster ·
… mehîb ve beyâz u ahmer-gûn kayaların altları ekseriyyâ boşdur kim niçe yerleri
fecc-i
amîkdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Ve bu cisr-i azîm olduğu kayaların iki tarafı mahûf u mehîb ve beyâz u ahmer-gûn kayaların altları ekseriyyâ boşdur kim niçe yerleri fecc-i amîkdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 165a ·
metinde göster ·
… iki tarafında iki yerde sazlık ve bataklık buheyredir ve her tarafı gâyet derin
fecc-i
amîkden nişân verir bir azîm göldür.
Ve bu varoşun hepsi üç aded dervezesi var, biri cânib-i kıbleye Ösek kapusu ve biri taraf-ı şimâle Peçoy kapusu ve semt-i garba Seğitvar kapusu var ve bu mezkûr kapuların mâbeynleri yekûnısı iki bin beş yüz adım ihâta eder bir varoş-ı mu‘azzamdır kim tâ aşağı kal‘ayı ihâta etmişdir, ammâ yukaru iç kal‘ayı ihâta etmemiş varoş palankasıdır, zîrâ iç kal‘anın cânib-i garbîsinin iki tarafında iki yerde sazlık ve bataklık buheyredir ve her tarafı gâyet derin fecc-i amîkden nişân verir bir azîm göldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a ·
metinde göster ·
… olunur, ammâ bu orta kal‘a bir sahrâ-yı azîmin ortasında ve bir deryâ-misâl bir
fecc-i
amîk batak ve çatak içinde cezîre-misâl bir refî‘u'l-bünyân ve bir hısn-ı hasîn …
Derûn-ı hisârda mahsûr olan Zirniski Mikloş ve Zirin Hersek nâm segler ile derûn-ı kal‘ada mahsûr yigirmi altı bin kefere kapandığı muhakkak olup anlar dahi derûn-ı hisârdan cenge âhenge başladılar. Ammâ bu kal‘a-i sedd-i İskender nehr-i Reyke bataklığı ve berkeliği içinde cezîre gibi kalmış bir sedd-i Kahkahâ'dır. Hemân cümle guzât fermân-ı şehriyârî ile mezkûr batağın suyun kesüp altıncı günde taşra varoş feth olup bin altı yüz kadar küffâr-ı hâksâr 173a dendân-ı kılıçdan geçüp orta kal‘a fethine mübâşeret olunur, ammâ bu orta kal‘a bir sahrâ-yı azîmin ortasında ve bir deryâ-misâl bir fecc-i amîk batak ve çatak içinde cezîre-misâl bir refî‘u'l-bünyân ve bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i bî-amân olmağile buheyre-i azîmin derdinden kal‘anın yanına varılmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172b–173a ·
metinde göster ·
… dîvârının kalınlığı on adımdır ve kaddi yigirmi arşın olup dâ’iren-mâdâr etrâfı
fecc-i
amîk handakdır kim nehr-i Reyke'den gelir. Nehr-i Reyke dahi kal‘a-i Kopan dağl …
Ve bu varoşun 176a Peçoy kapusundan tâ Kopan kapusuna varınca dâ’iren-mâdâr dörd bin aded hatve ihâta edüp dîvârının kalınlığı on adımdır ve kaddi yigirmi arşın olup dâ’iren-mâdâr etrâfı fecc-i amîk handakdır kim nehr-i Reyke'den gelir. Nehr-i Reyke dahi kal‘a-i Kopan dağlarından gelir, bataklı ve çataklı ve hınzîr yataklı bereklikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 175b–176a ·
metinde göster ·
… Ve yine cümle küffâr münhezim olup gitmişlerdir, zîrâ bir batak deryâsı ve bir
fecc-i
amîk buheyresi içinde bu kal‘a gûyâ [ba]şsız dörd ayakların açmış su üzre yapıl …
El-hâsıl bu kal‘a dest-i Âl-i Osmân'a gireli sekizinci kerredir kim muhâsara çekmişdir. Ve yine cümle küffâr münhezim olup gitmişlerdir, zîrâ bir batak deryâsı ve bir fecc-i amîk buheyresi içinde bu kal‘a gûyâ [ba]şsız dörd ayakların açmış su üzre yapılmış kurbağa hayvânı gibi deryâ yüzünde yatır. Ol şekilli bir kal‘adır kim dörd ayakları dörd köşesinde eğri büğrü tabyalarıdır kim bir düşman bu Kanije kal‘asının topların battâl edemez, zîrâ gâyet mahfûz topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180b ·
metinde göster ·
… dır. Bu tarafda buheyre kenârından kal‘aya kurşum ve top yetişir, ammâ mâbeynde
fecc-i
amîk deryâ gibi gölü vardır.
Ve bu Kanije batağının her tarafı ikişer konak yer bataklık ve bereklik buheyredir. Ve taşrası dırahtistân ve şeceristân ve ormanlı sahrâlardır, lâkin kal‘anın cânib-i şarkîsinde Berezense kal‘ası ve Kral Köprüsü tarafları açık sahrâlar vâkı‘ olup ol tarafda Kanije'nin bâğları ve bâğçeleri ve koruları vardır. Bu tarafda buheyre kenârından kal‘aya kurşum ve top yetişir, ammâ mâbeynde fecc-i amîk deryâ gibi gölü vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180b ·
metinde göster ·
amîk etdiler. Topraklık nâm kal‘a varoşun dahi metîn ü müstahkem etdiler. Ve ce …
Meks-i hıyâm edüp yedi kralın binâ etdiği taburu münhedim edüp hâk ile yek etdikden sonra Kanije gölüne küffârın doldurduğu hâr [u] hâşâkleri dollâb gemileriyle dahi ziyâde tathîr edüp fecc-i amîk etdiler. Topraklık nâm kal‘a varoşun dahi metîn ü müstahkem etdiler. Ve cemî‘i Âl-i Osmân devletinin ihtiyârlarıyla yine müşâvere edüp cemî‘i kâfiristânı ve Zirinoğlu ve Beganoğlu vilâyetlerin harâb u yebâb etmek içün ol ân Mehemmed Giray Hân'ın ferzend-i ercümendi sipehsâlâr-ı Tatar-ı adû-şikâr olan Ahmed Giray Sultân'ı Sadrıa‘zam dîvân-ı pâdişâhîye kığırup ol dahi "Da‘vete icâbet" deyüp bâd-ı sabâdan müste‘âr otuz yedi bin aded koş atlı Tatar-ı adû-şikâr huzûr-ı Âsaf-ı Berhayâ dîvânına gelüp karâr edüp başına bir otağa-i husrevânî ve eğnine bir semmûr lipâçe-i sultânî geydirilüp Zirinoğlu ve Beganoğlu ve İslovin ve Mekemorya ve Nemse ve Galya ve vilâyet-i Prandaporosk ve vilâyet-i Nadajoğlu ve vilâyet-i Nemse ve Hırvadistân'ı ale'l-umûm nehb ü gâret etmeğe me’mûr olup cümle Bucak Tatarı ve Yalı ağası ve Mansûrlu ve Şîrînli ve Sincivitli cümle sefere me’mûr olup ancak Hânzâde otuz bin asker ile Sadrıa‘zam ordusuna karîb gelüp meks-i hıyâm edüp ordu-yı İslâmı ganîmet etmeğe kaldı, ammâ otuz yedi bin Tatar altı kerre yüz bin at ile âmâde olduklarında hemân hakîr dahi salt [u] sebükbâr Tatar-vârî hâzır olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188b ·
metinde göster ·
… m bu kal‘a-i sedd-i amân hemân Kanije kal‘asının oğludur. Hemân Kanije gibi bir
fecc-i
amîk sazlık ve bataklık içinde kurbağı gibi dörd ayaklı batmış durur, ammâ bata …
Hâsıl-ı kelâm bu kal‘a-i sedd-i amân hemân Kanije kal‘asının oğludur. Hemân Kanije gibi bir fecc-i amîk sazlık ve bataklık içinde kurbağı gibi dörd ayaklı batmış durur, ammâ batağının suyu nehr-i Kış içindedir ve handakı içinden cereyân eder cunbul bir deryâdır, ammâ Kanije gibi büyük kal‘a değildir, hemân Kanije'ye benzer küçük kal‘adır ve eylece şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâki‘ olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
… Began kal‘asına gidecek cisr üzre bir varoş-ı azîmdir kim bu dahi cumbul batak
fecc-i
amîk içinde ma‘mûr u âbâdân bir müzeyyen varoşdur, ammâ yalın kat şarampav dîvâ …
Der-hakk-ı varoş-ı kebîr-i Surut: Ustolni-Belgrad'ın cânib-i cenûbunda Polata tarafında Began kal‘asına gidecek cisr üzre bir varoş-ı azîmdir kim bu dahi cumbul batak fecc-i amîk içinde ma‘mûr u âbâdân bir müzeyyen varoşdur, ammâ yalın kat şarampav dîvârlı etrâfı kazıklar ile mebnî serâpâ çit palanka hisârdır, dolma dîvâr değildir, zîrâ dolma dîvâr bataklık içinde durmaz, amîk göldür ve cânib-i etrâfında yine şarampav mazgallı dirsek köşebendleri ve şâhî topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
… cirmi kadar vardır ve ikisi dahi sedd-i İskender-misâl kal‘alar olup handakları
fecc-i
amîk-misâl handaklı ve otuzar arşın rıhtım dolma dîvârlı kal‘alardır.
Ve bu Macar hisârı üç Nemse hisârı cirmi kadar vardır ve ikisi dahi sedd-i İskender-misâl kal‘alar olup handakları fecc-i amîk-misâl handaklı ve otuzar arşın rıhtım dolma dîvârlı kal‘alardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36b ·
metinde göster ·
… yak enli rıhtım dolma palanka-i metîn dîvâr olup yigirmi aded arşın yüksek olup
fecc-i
amîk bataklık içinde şekl-i murabba‘ bir sûr-ı rabâtdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi …
Bu varo[ş] iç kal‘anın cânib-i selâsin ihâta edüp iç kal‘anın kıble cânibi deryâ-misâl bataklıkdır. Ve bu Orta varoşun dîvârı göl kenârında kırk ayak enli rıhtım dolma palanka-i metîn dîvâr olup yigirmi aded arşın yüksek olup fecc-i amîk bataklık içinde şekl-i murabba‘ bir sûr-ı rabâtdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin arşındır. Azîm vezni üzre yedi aded yedi iklîmden ve seb‘a-i seyyâreden nişân verir sedd-i Ye’cûc tabya-i ibret-nümâlardır kim her birine yetmişer pâre sağîr ü kebîr balyemez topları var. Ve bunda ancak elli aded şindire tahta örtülü evleri ve buğday anbârları içinde cümle darudur ve buğday ve arpa ve sâ’ir gılâl-ı hubûbâtlar leb ber-lebdir. Bu varoşun ancak iki kapusu var; biri su kapusu ve biri büyük kapu kâ[r]gîr binâ kemerlidir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
… der hevâ mu‘allakast" deyüp der-i dîvârların göğe atup cümle âsâr-ı binâları ol
fecc-i
amîk batak içine düşüp kal‘a bir günde harâb u yebâb olıcak hemân ol ân içinde …
"Hey gidi Seykelhit kal‘ası, senin kıymetin Osmânlı bilmedi. Kâşki Osmânlı elinde olaydı" deyü kal‘adan çıkup ağlaşup feryâd ederek gitdiklerinde hemân kırk elli bin Nemse re‘âyâsı kal‘a-i Seykelhit etrâfına mûr mâra üşer gibi üşüp kal‘aya yigirmi yedi yerde lağımlar kazup bârûd-ı siyâh ile ol nâzenîn kal‘a-i ra‘nâyı "Ender hevâ mu‘allakast" deyüp der-i dîvârların göğe atup cümle âsâr-ı binâları ol fecc-i amîk batak içine düşüp kal‘a bir günde harâb u yebâb olıcak hemân ol ân içinde on iki bin kılıç sâhibi Hayduşak askeri ve re‘âyâları baş kaldırup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88a ·
metinde göster ·
Ve mezkûr Seykelhit kal‘ası bizim Bihar hudûdunda bir fecc-i amîk bataklık içinde Sedd-i İskender-vâr şekl-i müdevver etrâfında tokuz tabyalı ve kırmızı tula binâlı ve cânib-i garba nâzır bir kapulu bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kirmân idi. Hattâ sâhib-kıran Gâzî Seydî Ahmed Paşa efendimiz ile diyâr-ı Erdel'de kuvvet-i bâzûsiyle yüz altmış pâre kal‘aları kabza-i teshîre alup içlerine girüp cümlesinin hedâyâların almışken ve cümle kılâ‘lar mutî‘ [u] münkâd olmuşken bu Seykelhit kal‘ası sa‘b u metîn olmak ile Seydî Ahmed Paşa'ya bir Girid mankırı vermeyüp bin yedi yüz pâre alarka topu Seydî Paşa'ya atup aslâ uğratmadı. Âhır-ı kâr Seydî Paşa dâğ-ı derûnundan "Olmaya illâ hayr gidi kâfir Seykelhit kal‘ası" deyüp hâ’ib ü hâsir dâğ-ı derûnuyla gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 88b ·
metinde göster ·
… irâ ederler. Ve cümle üç yüz aded şâhrâh pâk zokakları var. Ve cânib-i erba‘ası
fecc-i
amîk handakdır. Ve cümle etrâfında altı aded tedribe kapuları vardır. Bu varoş …
Ve cümle kırk aded kal‘a-misâl manastırları var. Ve cümle üç yüz aded çuka dokunur dükkânları ve gayri beş yüz aded kâmil dükkânlarında cümle avretler bey‘ [u] şirâ ederler. Ve cümle üç yüz aded şâhrâh pâk zokakları var. Ve cânib-i erba‘ası fecc-i amîk handakdır. Ve cümle etrâfında altı aded tedribe kapuları vardır. Bu varoş handakıyla kal‘adan sarpdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90a ·
metinde göster ·
amîk-vâr bahr-i âdem akup zemînin gubârı evc-i âsumâne peyveste olup bir dıraht …
Yine ol gece Or kal‘amızın kapusun Selîm Geray Sultân ve Hacı Geray Sultân ve Kırım Geray Sultânlar Or kapusun açdırup on bin aded güzîde Badrak ve Şıdak Tatarlarıyla Hân leşkerine erişüp Hân hazretleri yanında cümle iki kerre yüz bin asker olup hemân Hân hazretleri "Bismillâh niyyetü'l-gazâ" deyüp vilâyet-i Maskov'a deryâ-misâl asker ile müteveccih olup azamet-i Hudâ iki kerre yüz bin cüyûş-ı muvahhidînin sekiz kerre ve tokuz on kerre yüz bin alaşa atları olur, deryâ-yı benî âdem ve devâbât Bahr-i Ummân talattumu gibi temevvüc edüp atlandıklarında âdem deryâsı çalkanup fecc-i amîk-vâr bahr-i âdem akup zemînin gubârı evc-i âsumâne peyveste olup bir dırahtın kökleri üzre esb-i sabâ-sür‘at ayakları uğrasa ol ağacın kökleri sofî misvâkı gibi tiftik tiftik olur, allâhümme afûnâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112a ·
metinde göster ·
… üp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir
fecc-i
amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi ye …
Ol gece dâr-ı emân-misâl atlarımızı sahrâya salup Tatarlar mu‘tâdları üzre mâvî ve kırmızı gömlekleri ve tumanların çıkarup hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi yerden azîm tabyalar çatdı ve her bir tabyalara onar pâre balyemez toplar koyup asker-i İslâm üzre atdı. Ve ba‘dehu hâmûş-bâş olup yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… edi arşın enli Sedd-i Ye’cûc-vâr fîl cüssesi kadar iri taşları var. Dahi önünde
fecc-i
amîk yigirmi arşın derin kesme kaya handakı elli arşın elli handakdır. Kapuları …
Ammâ kara tarafı biri biri ardında iki kat Sedd-i İskender-vâr hisâr-ı üstüvârdır. İç kat hisârı elli arşın âlî ve beş arşın enli dîvârdır. Dahi önündeki dîvâr otuz arşın âlî ve yedi arşın enli Sedd-i Ye’cûc-vâr fîl cüssesi kadar iri taşları var. Dahi önünde fecc-i amîk yigirmi arşın derin kesme kaya handakı elli arşın elli handakdır. Kapuları önünde haşeb cisrleri var. Hîn-i muhâsara ve muhâtarada cüsûrları kaldırup kal‘anın demir kapularına dayarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 139b ·
metinde göster ·
… ir kim dâ’iren-mâdâr bunun dahi cirmi kâmil üç bin adımdır. Ve cânib-i erba‘ası
fecc-i
amîk derin handakdır. Ba‘zı yerine nehr-i Ten girir. Bu varoş etrâfında aslâ ka …
Azak kal‘asının cânib-i garbında nehr-i Ten Azak denizine karışdığı mahallin burununda çâr-kûşe bir varoş-ı azîmdir kim dâ’iren-mâdâr bunun dahi cirmi kâmil üç bin adımdır. Ve cânib-i erba‘ası fecc-i amîk derin handakdır. Ba‘zı yerine nehr-i Ten girir. Bu varoş etrâfında aslâ kal‘a dîvârı yokdur. Hemân tabur-ı azîm gibi sa‘b handaklıdır. Her sene handakı tathîr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… a dibinde Süleymân Paşa bir kat toprak çimden tabya-i azîmler yapup ve etrâfına
fecc-i
amîk handaklar kazup kal‘alardan metîn ve müstahkem bir tabya etmiş kim handakı …
Ammâ bu kulle-i Şâhî'de Ten suyuna berâber demir kapulu mazgal deliklerinde altı pâre balyemez topları var kim Azak kal‘asında yokdur. Ve yigirmi aded serâmed şâhî topları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri mükemmeldir. Ve hâlâ bu kal‘a dibinde Süleymân Paşa bir kat toprak çimden tabya-i azîmler yapup ve etrâfına fecc-i amîk handaklar kazup kal‘alardan metîn ve müstahkem bir tabya etmiş kim handakı içinden gemiler geçer, mâl-â-mâl nehr-i Ten ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186b ·
metinde göster ·
… yâsına dökdürüp hâlâ câ-be-câ kulle-i azîmleri ve niçe metîn ebrâcları ve cümle
fecc-i
amîk handakları ve kuyuları durur ve her temel taşları hammâm kubbesi-misâl rây …
Bânîsi ibtidâ Leka-yı bî-bekâ kral-ı dâllin binâsıdır. Bu sûr-ı üstüvârın misli bu edîm-i arzda yok imiş, ammâ İskender-i Yûnân bu kal‘ayı yedi sene döğüp âhıru'l-emr feth edüp içinde olan cümle kavm-i Mecûsîleri kırup kal‘anın dahi cemî‘i tabyaları ve burc-ı bârûların münhedim edüp cümle taşların Ağrıboz deryâsına dökdürüp hâlâ câ-be-câ kulle-i azîmleri ve niçe metîn ebrâcları ve cümle fecc-i amîk handakları ve kuyuları durur ve her temel taşları hammâm kubbesi-misâl râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 246b ·
metinde göster ·
… ine hırz-ı cân ile Ferhâd-vâr çalışup üç yılda gücile kazılan niçe yüz bin aded
fecc-i
amîk handakları cân [u] gönül ile kazup Hallâc-ı Mansûr gibi cümle hâk-i pâki y …
Ve cemî‘i guzât-ı müslimîn içre nâdîler nidâ edüp her eyâletin mîr-i mîrânları ve asâkir-i islâmları ve cemî‘i ordu-yı bâzârcılar ve cümle hâzır olan benî âdemlere tenbîh [ü] te’kîdler olundu kim "Her eyâlet askeri kazdıkları meterisleri doldursunlar" deyü tenbîh olundukda el-azametullâh bu dahi haşr [ü] neşirden bir gün olup niçe kerre yüz bin benî âdem ve re‘âyâ vü berâyâlar kazma ve kürekleriyle bu sahrâ-yı Kandiye üzre bir çapa kazma çalup gird-i gubâr evce peyveste olup mukaddemâ küffârın top ve kumbara havfinden hulû‘ [u] huşû‘-ı safâ ile kazamazlardı. Şimdi emn [ü] emân olmak ile ve ölümden halâs olduklarının şükrânesine hırz-ı cân ile Ferhâd-vâr çalışup üç yılda gücile kazılan niçe yüz bin aded fecc-i amîk handakları cân [u] gönül ile kazup Hallâc-ı Mansûr gibi cümle hâk-i pâki yaydan çıkarup Kandiye sahrâsı meterislerin vâdî-i hâmûna dönderüp her tarafda vüzerâlar ve mîr-i mîrânlar tabl-ı ceng-i harbîler çalup niçe bin kazgan ta‘âmlar pişüp yeye içe bir hidmet etmişlerdir kim ta‘bîr olunmaz. Bir hafta kâmil cemî‘i meterisleri pür eyleyüp deşt-i Kıpçak eylediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… t kesme kaya sedlerdir. Ve ardı önü yüzer adım enli handakdır. Ve ellişer arşın
fecc-i
amîk handakdır ve ol mahalde üç yüz lâğım delikleri vardır.
Ve bu mahallerde handak ikişer üçer kat bölme kesme kayadan Y 115b siperler vardır. Ve Hurmâlı tabya önünde kıbleye handak kenârınca İbrâhîm Paşa-yı Maktûl tabyası mukâbelesine varınca iki yüz adım ve dörd kulledir. Ve bu mahallin handakları içi dahi ikişer üçer kat kesme kaya ve kalın dîvârlı siperler üzre mazgallardır. Ve mezkûr İbrâhim Paşa tabyası önünden yine handak kenarınca şark cânibince tâ Kızıl kapuya varınca dörd yüz adım ve dörd kulledir. Ve bu kulleler handakı içi ikişer ve üçer kat kesme kaya sedlerdir. Ve ardı önü yüzer adım enli handakdır. Ve ellişer arşın fecc-i amîk handakdır ve ol mahalde üç yüz lâğım delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115a–Y115b ·
metinde göster ·
… nın handakıdır. Ve ba‘zı kanlıları ve fevâhişeleri bu handaka atarlar. Gûyâ bir
fecc-i
amîk bir handak-ı atîkdir ve içi sâfî sazlıkdır. Ve gûnâ-gûn köpek balıkları va …
Ve bu tahrîr olunan kal‘anın Kızıl kapu cânibine karîb iç kal‘a bir amelî yığın püşte-i âlî üzre şekl-i müdevver cihân-nümâ bir kal‘a-i bâlâdır. Ve dîvârının kaddi otuz arşın-ı mi‘mârîdir. Ve handak kenârınca dâ’iren-mâdâr bin altı yüz adımdır. Ve handakı yüz adım enlidir. Ve leb-ber-leb mâ-i müsta‘mel ile memlûdur. İçinde bir başdarda kadırga pala urup gezse mümkündür. Gûyâ ki Varat kal‘asının handakıdır. Ve ba‘zı kanlıları ve fevâhişeleri bu handaka atarlar. Gûyâ bir fecc-i amîk bir handak-ı atîkdir ve içi sâfî sazlıkdır. Ve gûnâ-gûn köpek balıkları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y170a ·
metinde göster ·
… kanat urup bir tur‘a açup Nîl'i Feyyûm buhayresine cârî edüp hâlâ bir buhayre-i
fecc-i
amîkdir kim içinde niçe kerre yüz bin ecnâs-ı mahlûkât, haşerât-ı bahr vardır.
Ve Sa‘îd-i âlî'den bir kanat urup bir tur‘a açup Nîl'i Feyyûm buhayresine cârî edüp hâlâ bir buhayre-i fecc-i amîkdir kim içinde niçe kerre yüz bin ecnâs-ı mahlûkât, haşerât-ı bahr vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y8b ·
metinde göster ·
… gemi murg-ı semender-vâr Y 331a âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bakıyyetü'n-nârı
fecc-i
amîk-ı deryâya gavvâs-vâr dalup gark olup ka‘r-ı deryâda karâr etdi. La‘în gemi …
Hemân kal‘adan topcıbaşı bir alarka topu atdı. Ardı sıra bir dahi Sultân Süleymân Hân'ın otuz beş karış kırk vukiyye gülle atar topuna âteş edince bi-emrillâh küffârın bir gemisine isâbet edüp direk kürek ve çanak ve çardak ve dülek ve külek havâya perrân olup bi-emri Hudâ geminin içinde bir âteş-i Nemrûd zâhir olup cümle küffâr gemi kıçından güverte ve palavrası ile havâya tayr-ı ebâbil gibi münkalib olup mel‘ûn gemi murg-ı semender-vâr Y 331a âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bakıyyetü'n-nârı fecc-i amîk-ı deryâya gavvâs-vâr dalup gark olup ka‘r-ı deryâda karâr etdi. La‘în gemi bu âyet-i şerîfe emrine mazhar oldu:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y330b–Y331a ·
metinde göster ·
… â nihâyeti yokdur, gâyet amîkdir deyü nakl etdiler. Hakkâ ki âyet-i şerîfe üzre
fecc-i
amîkdir. Ve bu boğaza ehl-i Habeş ve mellâhlar Bâbü'l-Mendûb derler. Azîm kûh-ı …
Ve bu diyârın incü çıkaran gavvâsları nakli üzre bu boğazın aslâ nihâyeti yokdur, gâyet amîkdir deyü nakl etdiler. Hakkâ ki âyet-i şerîfe üzre fecc-i amîkdir. Ve bu boğaza ehl-i Habeş ve mellâhlar Bâbü'l-Mendûb derler. Azîm kûh-ı Bîsütûn boğazdır. Karşı Yemen dağları râyegândır, ancak on beş mîl vardır. Yine bu boğazdan içeri Bahr-i Kulzüm'dür kim cânib-i garba tâ Süveys benderine varınca bu körfezin tûlü bin beş yüz mîldir. Kıble tarafı Yemen ve Aden ve Mekke ve Medîne ve Yenbû‘ ve Muveylah ve Tûr'dur. Cenûb tarafı serâpâ Habeş diyârı ve Kuseyre iskelesidir. Ve bu Bâb-ı Mendûb boğazı kayası üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·