… siz" deyü ilyana Kıral fermân edince ba‘zı mest [ü] medhûş-ı bâde-nûş kefere ve
fecereler
şarâb-ı bî-hicâb kıvâmıyla,
"Şehrimiz içre kırk elli bin Arab askeri tenâsül bulup günden güne ziyâde olup hadlerinden hâric evza‘ [u] etvâr etmeğe başladılar. Ve anların bunda sâkin olmaları sebebiyle bir kaç kerre muhâsaralar çeküp bu kadar mâl-ı hazâyinden ayrıldığımızdan mâ‘adâ her bâr bir alay ârsız, cebbâr kavmin zulm [ü] te‘addîlerinden bu şehir içre huzûr edemez olduk. Bunlara bir tedârük görmek gereksiz" deyü ilyana Kıral fermân edince ba‘zı mest [ü] medhûş-ı bâde-nûş kefere ve fecereler şarâb-ı bî-hicâb kıvâmıyla,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 21b ·
metinde göster ·
yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup …
Ve cümle kefere ve fecereler yüz bulup gün-be-gün fitne ve fesâdları efzûn ve şekâvetleri hadden bîrûn olup dâ’imâ leb-i deryâda olan diyârları nehb [ü] gâret edüp ol mübârek câmi‘-i şerîfleri telvîs edüp belîdeleri ihrâk bi'n-nâr ederler. Ve her sene bu gûne fitne ve fesâd temelin bırağup gûnâ-gûn şeytanat damın bünyâd etdikleri pâdişâhımın serîr-i sa‘âdetine arz olundu. Fermân pâdişâhımındır"
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 75a ·
metinde göster ·
… zîmi var imiş. Rûm keferesi Âl-i Selçukıyân'a galebe edüp yer götürmez kefere-i
fecereler
ile Kudüs'e azîmet edüp bu Suruc sahrâlarında cem‘iyet ederken çîmden mebnî top …
İbtidâ bânîsi Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm ibn Abdülmelik'dir. Anların zamânında bu Suruc sahrâlarında altı kerre yüz bin Türkmân ve Urbân tâ’ifesi sâkin olup dud bâğları hıyâbânından geçilmeyüp beş bin yük harîr öşr-i sultânî hâsıl olurmuş. Ve bir çîmden mebnî bir kal‘a-i azîmi var imiş. Rûm keferesi Âl-i Selçukıyân'a galebe edüp yer götürmez kefere-i fecereler ile Kudüs'e azîmet edüp bu Suruc sahrâlarında cem‘iyet ederken çîmden mebnî toprak kal‘asıyla şehrin harâb edüp hâlâ âsâr-ı binâları zâhirdir ammâ kal‘adan nâm [u] nişân yokdur. Hâlâ Haleb eyâletinde sancakbeği tahtı kasaba-yı Suruc'dur. Beğinin hâssı 27.790 akçedir. Timarı 291 ve ze‘âmeti 9 ve alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Lâkin {cümle eyâleti sancaklarında kılıç ze‘âmet 37 ve kılıç timar 262 aded ze‘âmet ve timardır}. nevâhîlerinin ekseriyyâ mahsûlât ebvâbları bu Suruc'un ve nahiye-i Mercâbâd'ın cümle Erzurûm Karsı kulunun aklâmlarıdır kim Kars ağalarından beş yüz atlı ile bir ağa gelüp beher sene kırk bin guruş tahsîl edüp Kars kuluna mevâcib verilir, azîm hizmetdir. Bu mahsûlât cümle bu Suruç sahrâsında göçer evli Türkmân ve Ekrâd kavminden hâsıl olur. Bu vâdîler içre meks eden ecnâs-ı haşerâtın ekseri Dînayi ve Berazi ve Kûh-Binik ve Cürm Kürdü kabîleleri sâkin olup ekseriyyâ dud bâğları içinde harîr hâsıl edüp öşr-i harîr ve sâ‘ir ve alef hakkı verirler ve Türkmân'dan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54b ·
metinde göster ·
… ancak şehirde garîbü'd-diyâr ve tüccâr-ı berr ü bihâr kalup ba‘zı kefereler ve
fecereler
ile üç yüz mikdârı pâsbânlar kalup her şeb fânûsların çerâğân ederek şehir içre …
El-hâsıl cemî‘i âbdâr meyvelerinin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Bu zikr olunan bâğ-ı İrem Malatıyye'nin cânib-i kıblesinde rub‘ sâ‘at karîbdir. Ammâ yine bâğ u bâğçeleri ve hadîka-i besâtîn-i müşebbekleri birbirine müşâdır. Bahâr faslı oldukda cümle Malatıyye şehrinin hemi sağîr ü kebîri ve a‘yân [u] fukarâları şehirden bâğ-ı Aspuzularına göçüp ancak şehirde garîbü'd-diyâr ve tüccâr-ı berr ü bihâr kalup ba‘zı kefereler ve fecereler ile üç yüz mikdârı pâsbânlar kalup her şeb fânûsların çerâğân ederek şehir içre nigehbânlık edüp tabılların döğerek kol kol olup şehir içre deverân u seyerân ederken mücrim âdem dutsalar amân u zamân vermeyüp katl ederler. Zîrâ ellerinde selâtîn-i selefden mutlak yarlığ-ı belîğ hatları vardır. Bu minvâl üzre cümle ahâlî-i mahalle bu Aspuzu'da kâmil sekiz ay ehl [ü] ıyâlleri ve ihvân-ı bâ-vefâlarıyla şeb [u] rûz ayş [u] nûş edüp devâm-ı devlet-i pâdişâhîye hayır du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196a ·
metinde göster ·
… ‘dehû sene 795 târîhinde Timur Şâh üç sene muhâsara edüp içinde mütehassın olan
fecereler
kal‘ayı Timur'a vermek sadedinde iken derûn-ı kal‘ada olan nisvân-ı sâhib-isyân …
Ba‘dehû sene 795 târîhinde Timur Şâh üç sene muhâsara edüp içinde mütehassın olan fecereler kal‘ayı Timur'a vermek sadedinde iken derûn-ı kal‘ada olan nisvân-ı sâhib-isyânlardan bir fertûte-i mekkâre kendüsü gibi kancık kelblerin südüyle tâze yoğurd ve tâze peynir yapup fağfûrî tabaklar ile taşrada Timur'a hedâyâ gönderüp eydür "Bizi muhâsara edüp ifnâ-yı vücûd edersin. Biz hod henüz tâze süd ve hubz-i halûm tenâvül etmedeyiz" dedikde hemân Timur muztarib-i hâl ve bî-huzûr [u] bî-mecâl olup nefîr-i rıhletleri çalup azm-i diyâr-ı Rûm alâ Yıldırım Bâyezîd Hân eder. İşte kal‘a-i Mardin'i bu yüzden ol mekkâre kelb südüyle halâs etmişdir. Ba‘dehû Âl-i Abbâsiyân'dan Sultân (---) bir hîle ile kal‘a-i Mardin'i Ermenîler destinden serîka edüp her tarafın imâr edüp kahkahâ-yı Kürdistân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
"Yine kal‘a-i Lipova'ya mâlik oldum" deyü Lipova'dan yüz bin kefere ve
fecereler
ile kal‘a-i Çanad üzre gelirken Budun Vezîri Alî Paşa'ya râst gelüp cümle küffâ …
"Yine kal‘a-i Lipova'ya mâlik oldum" deyü Lipova'dan yüz bin kefere ve fecereler ile kal‘a-i Çanad üzre gelirken Budun Vezîri Alî Paşa'ya râst gelüp cümle küffârı tîğ-i âteş-tâbdan geçürüp ol arada Erdel kralı Lipova kal‘asın boş bulup kal‘aya istîlâ edüp miftâhların Devlet-i Alîyye'ye 117b gönderüp hidmet etdikde cenâb-ı pâdişâhîden Erdel kralına bir tîğ-i zerrîn ve hil‘at-i fâhire ile mer‘î ve mahmî kılındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117a–117b ·
metinde göster ·
… âmetler ihsân olundu. Bunların akabince derûn-ı hisârdan iki yüz aded kefere ve
fecereler
taşra amân ile çıkup gitdiler. Bunlara Tatar askeri râst gelüp esîr edüp ol gün …
Bir gün Çavuşzâde kolundan bir azîm lağım atıldı ve hayli {dîvâr} yıkılup açıldı velâkin kal‘anın rûy-ı dîvârı irtifâ‘ nihâyetinde olup içerden küffâr def‘-i a‘dâ etmeğile yürüyüşün gerüsü yürümeyüp dîvâr 124a üzre üç yüz aded cengâver serdengeçdi {Semendire} yiğitler kalup gördüler kim askerin gerisi gelmeyüp bunlar ortada kaldılar. Hemân cümlesi yek-dil [ü] yek-cihet olup dal kılıç şehir içre yürüyüp küffâr-ı murdârları şehir içre kovarak kırarak her bir yiğit birer ve ikişer kelle ile hırren fe-hırren ceng ederek bir gayrı gediklerden serdâr-ı mu‘azzam önüne geldiklerinde cümlesine belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar ile tîmâr ve ze‘âmetler ihsân olundu. Bunların akabince derûn-ı hisârdan iki yüz aded kefere ve fecereler taşra amân ile çıkup gitdiler. Bunlara Tatar askeri râst gelüp esîr edüp ol gün bir alay-ı azîm ile seksen bin Tatar ve dör[d] kerre yüz bin atlarıyla kal‘adan top menzili ba‘îd gelüp meks etdiklerinde küffâr bu kadar asker-i İslâm'ı görüp kal‘adan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b–124a ·
metinde göster ·
Der-îrâd-ı mutalsamât-ı üstâdân: Bu şehirde zamân-ı cehele-i fecereler asırlarında Lipve nâm bir üstâd-ı be-nâm niçe tılsımâtlar edüp niçeleri Hazret-i Risâlet-penâh sa‘âdetle rahm-i mâderden müştak olup sahîfe-i rûzgâr-ı zorkâra kadem basdıklarında hayr-mukaddem olup Bağdâd'da Enûşirvân'ın tâk-ı kisrâsı ve Urfa şehrinde âteş-i Nemrûd sönüp niçe alâmetler zuhûr etdikde Ayasofya kubbesi ve bu şehirde Milya deyri kubbeleri münhedim olup bu şehrin niçe gûne tılsımâtları ser-nigûn olup illâ fâre, ya‘nî kesegen, Türkçe sıçan dedikleri muzırrın tılsımâtı kalır. Hâlâ şehr-i Sarây'da sıçan nâdir olduğundan Bosnasarâyı'nda dahi kedi nâdirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… Kemen Yanoş la‘înler nehr-i Tisa kenârında Huşvâr kal‘ası altında yüz bin kâfir
fecereler
cem‘ olduğu giriftâr olan keferelerden istimâ‘ olunup ve Budin Vezîri Seydî Ahm …
Ve bir büyük kapudanları kırk nefer kefereleriyle esîr düşüp inşâ’allâh anı da huzûr-ı şerîfe gönderirim. Ol esîr kapudanın cevâbı üzre Nemse çâsâr-ı nâçâr hâlâ cümle ümerâ-yı küffârlara ve cemî‘i goroflara ve cümle kapudanlar ve banlara papinteler, ya‘nî hatlar gönderüp kal‘a-i Yanova ve Göle kal‘aları üzre hareketleri var. Husûsan Rim Papa dedikleri nâ-pâk melâ‘în-i bî-mu‘în ki re'îs-i kıssîsân kallâş bu sanki millet-i Mesîhiyyenin küfr âyînini icrâ edüp riyâzet ile kadîd olan bî-dîn yedi kral ki Donkarkız ve Danimarka, Filimenk, İsfaç, Çeh, Leh banlarının kral-ı menhûslarına la‘netnâme-i Marya kot kapurhandlar yazup cümle melâ‘înler müttefik ve müttehid {olup} niçe turrehât-ı bed-nesâyih küfr-âmîz ve gûnâ-gûn dalâlet-engîz bed-vasiyyetler yazup Türk üzre sefer edelim deyü cenge tergîb edüp hâlâ papa mel‘ûnun fitne ve fesâda terğîbi sebebiyle Erdel vilâyetinde Rakofçi kral ve Kemen Yanoş la‘înler nehr-i Tisa kenârında Huşvâr kal‘ası altında yüz bin kâfir fecereler cem‘ olduğu giriftâr olan keferelerden istimâ‘ olunup ve Budin Vezîri Seydî Ahmed Paşa karındaşımızdan hakîre mektûblar gelüp esîrlerin cevâblarına mutâbık olduğundan Seydî Ahmed Paşa'nın mektûbların dahi sultânıma göndermişdir. Manzûr-ı sa‘âdet-me’âbları olup Erdel'e ve Vârat câniblerine ve şarbatak ve Segelhît câniblerine asker-i deryâ-misâl ile azîmet etmeğe bezl-i himmet buyurasız, ve's-selâm" deyü mektûb hatm-i kelâm olup, Zirinoğlu mektûbu dahi bu bu siyâk [u] sibâk üzre idi. Köpürlü bu mektûblardan şâd [ü] handân olup sefer açmak sevdâsında olup hakîre eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164b ·
metinde göster ·
Kal‘a-i Nagbanya: Kurbunda Banya Ejder nehri kenârında meks olunup mukaddemâ bu kal‘a musanna‘ olup tavsîf olunmuş idi, ammâ ber-muktezâ-yı devlet, bu kal‘a kapudanı ve birov ve şagları hedâyâlarıyla serdâra kırk nefer kefere vü fecereler geldikde kulavuz tarîkiyle cümlesin kayd-ı bend edüp muhzır Mustafâ Ağa'ya teslîm olunup bu mahalden dahi kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a ·
metinde göster ·
… ia‘zam Makbûl iken Maktûl İbrâhim Paşa vere ile feth edüp içinde olan kefere vü
fecereler
cibâl u beyâbânlar ve niçeleri gayri kılâ[‘]lara pârekende ve perîşân oldular.
Ba‘dehu sene 932 târîhinin mâh-ı Şevval'inde Süleymân Hân Varadinpetre kal‘ası fethine giderken bu kal‘ayı Vezîria‘zam Makbûl iken Maktûl İbrâhim Paşa vere ile feth edüp içinde olan kefere vü fecereler cibâl u beyâbânlar ve niçeleri gayri kılâ[‘]lara pârekende ve perîşân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 60b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu gazâ-yı Mihaç'a Sultân Süleymân bu cisirden ubûr edüp fermân-ı hümâyûn ile köprü kesilüp cümle asâkir gerü gitmeden ka[t]‘-ı ümîd edüp cümle cân u baş ile Mihaç sahrâsı cengin edüp hamd-i Hudâ iki kerre yüz bin (bin) kâfir katl olup yüz bin kefere vü fecereler esîr-i bend-i zincîr olup Süleymân Hân-ı sâhib-kırân sa‘âdetle avdet edüp kal‘a-i harâb Ösek kurbunda meks edince cümle serhadlerin a‘yân-ı kibârları cem‘ olup eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 61b ·
metinde göster ·
… kemorya ve Dodoşka ve Pirmorya ve Venedik küffârlarından yüz bin aded kefere vü
fecereler
Bosna serhadlerinden Yenihisâr kurbunda nehr-i Küpe altında Hasan Paşa üzre kâf …
"Bin başında başına yüz bin baş kâfir üşer. Kel başına merhem sür. Kâfir başlarıyla baş başa dokuşursun. Cümle kâfirleri tabura sür durma kır, başların Selîm oğlu Hünkâr Mehemmed'e göndür, durma. Bosna'da yedi yıl dur. Şâyed olasın berhordâr-ı mağfûr" deyü bu gûne oğuzâne Boşnak lehcesiyle Hasan Paşa'ya haberi varınca hikmet-i Hudâ bin târîhi Muharremi gurresinde Zirin ve Hırvad ve İslovin ve Korol ve Mekemorya ve Dodoşka ve Pirmorya ve Venedik küffârlarından yüz bin aded kefere vü fecereler Bosna serhadlerinden Yenihisâr kurbunda nehr-i Küpe altında Hasan Paşa üzre kâfirler gelüp bir savaş-ı perhâş olur kim hâlâ dâstân-ı dûstândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 69b ·
metinde göster ·
… kâfir Yanık altında yedi yerde tabur-ı azîmler edüp iki kerre yüz bin kefere vü
fecereler
mevcûddur. Hemân tedârik oldur kim yine Yanık sadâsıyla bu Budin'den kalkup iki …
"Vallâhi devletli vezîr, gele sözümüz dinleye. Birkaç yıldır küffâr havfe düşüp Yanık kal‘asın ol kadar sarp ve metîn ü müstahkem edüp sâ’ir kal‘alarından dörd yüz pâre top alup ve yigirmi bin Nemse tüfenglisi dahi kal‘a-i Yanığ'a koyup yetmiş bin gûne hîle ve şeytanat ile memlû bir kal‘a olduğundan mâ‘adâ siz sa‘âdetle Edirne'den üç ayda Budin'e gelince kâfir Yanık altında yedi yerde tabur-ı azîmler edüp iki kerre yüz bin kefere vü fecereler mevcûddur. Hemân tedârik oldur kim yine Yanık sadâsıyla bu Budin'den kalkup iki günde Üstürgon sahrâsında meks edüp bir gece günde nehr-i Tuna üzre cisirler yapup cümle guzât-ı müslimîn ile kal‘a-i Uyvar'a varup ibtidâ gazânızdır, inşâallâh suhûletle feth edersiz, ve illâ kal‘a-i Yanığ'a giderseniz askeri âteşe yakarsız, ba‘dehu hâ’ib ü hâsir beri yakaya çıkarsız. Hemân müşâvere re’y-i ahsen budur" deyüp Fâtiha tilâvet olunup nefîr-i rıhletler çalındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 91a ·
metinde göster ·
… sâr kâr-ı inkisârda olup ol gün ol gece dîvârlarda[n] ve mazgallardan kefere vü
fecereler
baş göstermeyüp aslâ top u tüfeng atmayup müşâverelere {girüp} "Kal‘ayı vere il …
"Vallâhi Tatar ile yüz elli bin aded askerimiz geldi ve dahi Diyârbekir ve Erzurûm ve Şâm-ı Trablus'dan dahi imdâd gelecek askerlerimiz vardır" deyince hemân içerden küffâr-ı hâksâr kâr-ı inkisârda olup ol gün ol gece dîvârlarda[n] ve mazgallardan kefere vü fecereler baş göstermeyüp aslâ top u tüfeng atmayup müşâverelere {girüp} "Kal‘ayı vere ile vermelerine turvin şirvin ederler" deyü keferelerden istimâ‘ olunup asker-i İslâm ile küffâr câ-be-câ söyleşmeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114a ·
metinde göster ·
Ve kal‘a içinde olan ümmet-i Muhammed esîrlerimize bir zarar isâbet etdirmeyesiz. Eğer bir esîrimizin kılına hatâ gelirse sizin cümleniz kırarız. Ve illâ bu nâmeme muhâlefet edüp yok derseniz kal‘anızın cânib-i erba‘asın kuşadup sademât-ı top-ı kûp ile cümle der [ü] dîvârların Hemedânî sürme edüp asâkir-i gulgule-i Rûm ile yürüyüş etdirüp cümlenizi dendân-ı tîğ-ı bürrândan geçirüp bakıyyetü's-seyf olanlarınızı pây-beste ve dil-haste etmemiz mukarrerdir, ve's-selâm" deyü bu gûne nâme Elçi Hasan Ağa ile kal‘a kapudanına varup vâsıl olunca mefhûm-ı kelâmı ma‘lûmları olunca cümle kefere vü fecereler bir yere cem‘ olup turvin ve müşâvere ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122b ·
metinde göster ·
… ve harâmî ve ne kadar ipden ve kazıkdan kurtulmuş haşerât makûlesi kefereler ve
fecereler
var ise anlara hezâr ve hezârân va‘deler ve istimâletler verüp elbette bu gece …
Der-fasl-ı hîlekâr-ı mekkâr-ı müsellim: Çünkim müsellime bir kara mankır pençik vermediğimizin dâğ-ı derûnundan otuz bin askerimizden nice intikâm alsın. Hemân hîle vü hud‘a ve şeytanata sâlik olup bu re’y [ü] tedbîr-i hîleyi edüp taht-ı hükûmetinde ne kadar Eflakân ve Sırf ve Bulgar ve Hayduk ve Çingane ve şakî ve lıssân ve harâmî ve ne kadar ipden ve kazıkdan kurtulmuş haşerât makûlesi kefereler ve fecereler var ise anlara hezâr ve hezârân va‘deler ve istimâletler verüp elbette bu gece bu kal‘a altında konan ordunun cânib-i erba‘asından cümle hayme vü hargâhlarına ve bâr [u] büngâhlarına ve esb-i fevârihlerine ve cümle esîrlerine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186b ·
metinde göster ·
cem‘ olup bir avret-i mahbûbeyi bir salıncağa bindirüp durur. Meğer elçi paşaya …
Bir vâdîde beş on bin kefere vü fecereler cem‘ olup bir avret-i mahbûbeyi bir salıncağa bindirüp durur. Meğer elçi paşaya temâşâ etdirmek içün bu avreti âteşe atsalar gerek. Meğer bu avret zâniye imiş, hâkimleri bu avreti dutup siyâset edüp kendülerinin zabt [u] rabtların paşaya bildirmek isterler. Paşa aslâ ve kat‘â nazar etmeyüp mehterhâne faslı ederek ubûr etdikde hakîr birkaç yârân ile temâşâ etmeğe kaldık. Çünki bu meydân-ı siyâsetde dağlar gibi odun yığılup niçe yüz yerden âteşler edüp ân-ı sâ‘atde odunlar yanup âteş-i Nemrûd eflâke peyveste olunca hemân İslâmbol'da bayram salıncağı gibi serâmed gemi direklerinden mebnî salıncağın ipleri yerine cümle zencîr ipler idi. Hemân bir âdem salıncak direklerinin başına çıkup oturdu ve fakîre avretin elleri ve ayakları bir yerde tor top bağlı, salıncak tahtı dahi demirden, anın üstünde {avret} oturup feryâd [u] figânı âsumâna çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… ir hazz etdim, ammâ henüz bu kenîse âyingâh-ı millet-i Mesîhiyye olup kefere vü
fecereler
ile mâl-â-mâl bir kal‘a olmuş.
âyeti hattım ve niçe âsâr-ı ibret-nümâlarım durup bozmamışlar, vâfir hazz etdim, ammâ henüz bu kenîse âyingâh-ı millet-i Mesîhiyye olup kefere vü fecereler ile mâl-â-mâl bir kal‘a olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 76b ·
metinde göster ·
… ı ki sakar makar olanlardan yigirmi yedi bin aded küffârdan mütecâviz kefere ve
fecereler
kazâ-yı sehme hedef olup râh-ı nîrâna revâne olup lâşe-i menhûs-ı necisleri tel …
Ammâ bu gece Tatar askerinin bahâdırânları tâ sabâha dak hâb-ı râhat görmeyüp küffârın fezâ-yı ma‘rekede dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan ve kavs-ı sehm-i pertâbdan mürd olup pâymâl-i rimâl olup yatan lâşe-i murdârları ki sakar makar olanlardan yigirmi yedi bin aded küffârdan mütecâviz kefere ve fecereler kazâ-yı sehme hedef olup râh-ı nîrâna revâne olup lâşe-i menhûs-ı necisleri telef oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 114b ·
metinde göster ·
âsitâne-i sa‘âdetin içine cür’et edüp girirler. Birkaç cihâz-ı fakrdan eşyâlar …
Anı görüp birkaç aded kefere-i fecereler âsitâne-i sa‘âdetin içine cür’et edüp girirler. Birkaç cihâz-ı fakrdan eşyâlar alup ve birkaç aded hüsn-i hatt kelâm-ı şerîfler alup bir küffâr dahi da‘vâ-yı merd ile azîzin ser-i sa‘âdetinde olan sikke-i Muhammedi alırken bir pîr-i fânî Süleymân Dede eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245a ·
metinde göster ·
… i tahrîrde dörd bin harâc tahrîr olmuş ammâ on bin küffârdan mütecâviz kefere-i
fecereler
vardır. Gûyâ hemân Malta şehridir. Müselmânları aslâ sevilmeyüp müslimînlerin b …
Ve cümle küffârı hîn-i tahrîrde dörd bin harâc tahrîr olmuş ammâ on bin küffârdan mütecâviz kefere-i fecereler vardır. Gûyâ hemân Malta şehridir. Müselmânları aslâ sevilmeyüp müslimînlerin bu şehir[d]e vak‘ u vakâr i‘tibârları yokdur, zîrâ kefereleri gâyet ankâ bâzergânlardır. Tâ dip Frengistân'da ortakları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 253b ·
metinde göster ·
gark-ı bahr-i Sefîd olup niçesi şinâverlik ederek gemilerine varup karârları fi …
Sebeb-i binâsı oldur kim sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân asrında bu kal‘a-i Benefşe'nin varoşu etrâfında rabât-ı ma‘mûresi olmadığı ecilden Venedik kâfiri donanma-i menhûsuyla yüz pâre keştî deryâdan ve Manya ve Malta küffârları karadan gelüp bu varoşu üç ay on gün muhâsara edüp yüz bin aded top gülleleri urup bir taş koparamayup hâ’ib ü hâsir olup kal‘a fethinden me’yûs oldukları mahalde karadan kırk bin aded güzîde asker-i İslâm imdâd yetişüp küffâr-ı bed-girdâr-ı murdârı ale'l-gafle basup küffârı kıra kıra deryâya döküp niçe bin 277b aded kefere [vü] fecereler gark-ı bahr-i Sefîd olup niçesi şinâverlik ederek gemilerine varup karârları firâra mübeddel olup cân ber-cehennem gitdiklerinde ahâlî-i vilâyet hâl-i diyer-gûnların der-i devlet-medâra arz etdiklerinde donanma-i hümâyûn ile sene (---) târîhinde Kapudan Fazlı Paşa ve on iki eyâlet askeri ve yetmiş bin re‘âyâ vü berâyâ ve ummâl ve bennâlar cem‘ olup mezkû[r] iç kal‘a kayasının nısfından üstâd-ı bennâ bölüp tâ deryâya varınca ve leb-i deryâ ile tâ iç kal‘a kayasının deryâ içindeki burnuna varınca bir hisâr-ı şekl-i müselles etmişlerdir kim henüz kal‘a-i Benefşe tâze cân bulup bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 277a–277b ·
metinde göster ·