edüp hakîre bir dehşet ve vücûduma bir lerzân vâkı‘ oldu. Ammâ Hazret'in cemî‘i …
Hemân Hazret mihrâba geçüp iki rek‘at sünnet-i fecri edâ edüp hakîre bir dehşet ve vücûduma bir lerzân vâkı‘ oldu. Ammâ Hazret'in cemî‘i eşkâline nazar eyledim. Hilye-i Hâkânî'de tahrîr olunduğu üzre idi. Ve yüzünde bürka‘ı al şâl idi. Ve destâr-ı şerîfi on iki kolanlı beyâz şâş idi. Ve hırka-i şerîfleri saruya mâyil deve yününden idi. Ve gerdeninde asfarü'l-levn sof şâlı var idi. Ve pâ-yı sa‘âdetlerinde sarı çizmeleri var idi. Ve ser-i sa‘âdetleri destârı üzre bir misvâk sokulmuş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
… şa re’yiyle ederdi. Dördüncü gice ki oldu, Melek Ahmed Paşa ale's-sabâh salât-ı
fecri edâ
edüp ba‘de's-salât hakîr Yâsîn-i şerîfi tilâvet edüp paşa eydür "Evliyâm hayr o …
İpşir Paşa hazretleri mühriyle Haleb'den kâmil yedi ayda Âsitâne-i sa‘âdete gelüp Melek Ahmed Paşa efendimizle Kubbealtı'nda umûr-ı müslimîni görüp iki birâder-i cân-beraber hüsn-i zindegânî edüp üç gün mesâlih-i müslimîni ve hizmet-i pâdişâhîyi İpşir Paşa, Melek Ahmed Paşa re’yiyle ederdi. Dördüncü gice ki oldu, Melek Ahmed Paşa ale's-sabâh salât-ı fecri edâ edüp ba‘de's-salât hakîr Yâsîn-i şerîfi tilâvet edüp paşa eydür "Evliyâm hayr ola, bu gice bir garîb ü acîb bir vâkı‘a gördüm, hayr ola!" dedi. Hakîr eyitdim. "Hayr ola, Hazret-i Yûsuf'un gördüğü ve yorduğu vâkı‘a ola!" dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 182a ·
metinde göster ·
… ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı
fecri edâ
edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş gider …
Çün kim bu Virpolise nâm mahalde ol gece cümle guzât helâlleşüp cümle atlara yemlerin kesdirüp vakt-i şâfi‘î oldukda evvelâ Atlıbeğzâde ve Çoltaroğlu ve Tilki Bölükbaşı ve Gırbo Bölükbaşı ve Hasan Bölükbaşı Yenge Kırığı bölükbaşılar cümle bin sekiz yüz aded yiğitler piyâde pür-silâh karanlıkda ileri gitdiler ve ardları sıra iki bin güzîde salt cürd atlı yiğitler ile Bosna Alaybeğisi Gâzî İsmâ‘îl Beğ ve Hersek alaybeğisi bu atlılara serdâr olup âheste âheste gitmede. Ve serdârımız Yûsuf Kethüdâ dahi beş bin piyâde ve atlı yiğitler ile kilt-â-kit giderken sancak dibinde hakîr Feth-i şerîfe müdâvemet edüp giderken paşa efendimizin pusuya koduğu asâkir üstlerine uğrayup tenbîh ü te’kîdler edüp ileri ubûr etdik. Çün vakt-i Hanefî oldu. Ale't-ta‘cîl salât-ı fecri edâ edüp der-ân atlara süvâr olup du‘â ve senâyı atlar üzre edüp âheste-reviş giderken hemân ileride bir sadâ-yı Allâh Allâh ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 144a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu andan ale's-sabâh yeniçeri ağası ve azebler ağası ve yedi bölük ağaları paşa ile salât-ı fecri edâ edüp tahte'l-kahve tenâvül olunup ale'l-fevr alaylar ârâste ve kemîngâhlar pîrâste olup cümle asâkir-i bî-şumâr yemîn ü yesâr âmâde olup ba‘de'd-du‘â ve senâ azîz-i Mısır mu‘azzez ü mükerrem pâdişâhâne i‘zâz [u] ikrâm ile esb-i zü'l-cenâhına bilâ-rikâb süvâr oldukda cümle çavuşlar, Q 227bP 224b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b ·
metinde göster ·
… cümle murgân savt-ı hazîn ile Hâlık-ı Bîçûn'a tevhîd eylediler. Biz dahi vakt-i
fecr[i] edâ
edüp çârpâlarımıza süvâr olup kâmil üç gün bir sahrâ-yı Heyhât-misâlde cânib-i …
Bir mahsûldâr fezâdır. Ve bir halîc-i âb-ı nâbda meks eyleyüp haymelerimizde mihmân olduk. Ol gece hezâr hezârânın feryâd [u] figânından hayât-ı ebed bulduk. Ve vakt-i seherde bir bâd-ı nesîm esüp cümle murgân savt-ı hazîn ile Hâlık-ı Bîçûn'a tevhîd eylediler. Biz dahi vakt-i fecr[i] edâ edüp çârpâlarımıza süvâr olup kâmil üç gün bir sahrâ-yı Heyhât-misâlde cânib-i cenûba gidüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp niçe ibret-nümâları ibret nazarı ile temâşâ edüp dördüncü gün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·