… ha her lisândan birer şemme lâzımdır kim ol âdem kendüye zarar u nef‘ geleceğin
fehm edüp
kendüye nân-pâre ve vesîle peydâ edecek kadar bilüp seyâhatde râhat ola. Zîrâ " …
Bu lisânlardan mâ‘adâ niçe lisânlar dahi vardır, ammâ bey‘ [u] şirâ edüp ihtilâf ederken hâtırda kalan bu kelimâtlardır. Ammâ bu lisânlar kaleme gelmede bu gûne tahrîr olunur, ammâ telaffuzda gâyet müşkil lehçe-i mahsûsalardır. Gûyâ tuyûr saksığân lisânıdır. Gâyet zeküyyü't-tab‘ ve necîb ve reşîd ve mukallid âdem gerekdir kim Abaza kavmiyle musâhabet ide, ammâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan ârifü-billaha her lisândan birer şemme lâzımdır kim ol âdem kendüye zarar u nef‘ geleceğin fehm edüp kendüye nân-pâre ve vesîle peydâ edecek kadar bilüp seyâhatde râhat ola. Zîrâ "kellimu'n-nâs(e) alâ-kadari ukûlihim" buyurmuşlar. Eyle olsa her lisândan ma‘ûnet-i dünya içün ba‘zı lisânlardan öğrenmek ma‘kûldür. Diyâr-ı gurbetde ol kişi hayât [ve] necât bulup selâmete vâsıl ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 259a ·
metinde göster ·
… e ma‘ûnet içün ekmek ve su isteyecek kadar ve kendüye bir zarar geleceği kelâmı
fehm edüp
gâfil olmamak içün her ne gûne lisân olursa yüz kırk lisânı bilüp seyyâh-ı âlem …
Evvelâ seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem olan kimesnelere lâzımdır kim herkes ile hüsn-i ülfet etmek içün lisân-ı Arabî'den bile ve kendüye ma‘ûnet içün ekmek ve su isteyecek kadar ve kendüye bir zarar geleceği kelâmı fehm edüp gâfil olmamak içün her ne gûne lisân olursa yüz kırk lisânı bilüp seyyâh-ı âlem ve âmil ve kâmil ola. Zîrâ her şey’in cehlinden ilmi yeğdir. Evvelâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29a ·
metinde göster ·
… em olsa anların lisân-ı mühmelelerin tercümân ile anlaya. Hakîr dahi bu kadarca
fehm edüp
tahrîr etdim.
Ve niçe yüz bin gûne kendülere mahsûs ıstılâhât ibârâtları var kim yanlarında enâyîden bir gayri âdem olsa anların lisân-ı mühmelelerin tercümân ile anlaya. Hakîr dahi bu kadarca fehm edüp tahrîr etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
… â verüp ol dahi "es-Seferu kıt‘atun mine's-sakar ve lev-kâne fersahen" mazmûnun
fehm edüp
râh-ı Hicâz'a âmâde oldu.
deyüp hasbihâl-i diyergûnum nakl edüp kendüye âlâm-ı renc [u] anâ-yı seferi bir bir takrîr edüp nasîhat-âmîz kelimâtlar etdim. Ol yâr-ı gârımız olan Sâ’ilî Çelebi pend [ü] nasîhatlerimize rızâ verüp ol dahi "es-Seferu kıt‘atun mine's-sakar ve lev-kâne fersahen" mazmûnun fehm edüp râh-ı Hicâz'a âmâde oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a ·
metinde göster ·
"Gelen mülûk hasır ile pûşîde kılsın" dedüğinden bir rumûz
fehm edüp
derhâl Me’mûn fermân eyleyüp ol ehrâmı nısfına dek Mısır hasırıyla mestûr etdük …
"Gelen mülûk hasır ile pûşîde kılsın" dedüğinden bir rumûz fehm edüp derhâl Me’mûn fermân eyleyüp ol ehrâmı nısfına dek Mısır hasırıyla mestûr etdükleri mahalde bir rîh-i âsıf zâhir olup hasırı ve huddâmların havaya doğancı pefterisi-misâl perrân edüp hasırları çâk çâk edüp herîfler bî-cân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y232b ·
metinde göster ·