"Yürü sehm [ü] kavs ile gazâ eyle ve Allâh'ın hıfz [u] emânında ol ve müjde olsun sana bu meclisde ne kadar ervâh ile görüşüp dest-i şerîflerin bûs etdinse cümlesini ziyâret etmek müyesser olup seyyâh-ı âlem ve ferîd-i âdem olursun. Ammâ geşt [ü] güzâr etdüğin memâlik-i mahrûseleri ve kılâ‘-ı büldânları ve âsâr-ı acîbe ve garîbeleri ve her diyârın memdûhât, sanâyi‘ât, me’kûlât [ü] meşrûbâtını ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârların tahrîr edüp bir âsâr-ı garîbe eyle. Ve benim silâhımla amel edüp dünyâ ve âhiret oğlum ol. Tarîk-i hakkı elden koma, gıll [u] gışdan berî ol, nân u nemek hakkın gözle, yâr-ı sâdık ol, yaramazlarla yâr olma, eyilerden eylik öğren" deyü va‘z [u] bendler edüp ve alnım bûs edüp Ahî Çelebi câmi‘inden taşra çıkup gitdiler. Hakîr mebhût olup hâb-ı râhatdan bîdâr olup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7b ·
metinde göster ·
Bu kavmin pîrleri ikrime bin Ebû Cehil'dir. Hicret-i Nebevviye'nin sene 17 Mekke feth olup Ebû Süfyân ve bu ikrime İslâm ile müşerref olup Selmân-ı Pâk belin kuşadup ehl-i hey’ete pîr oldu. Ve bu ilmi babası Ebû Cehil'den ve Ebû Leheb'den görüp kesret-i seyâhat ile bu ilimde yegâne-i asr olmuşdu. Ve bu ilm-i hartada Ebû Leheb, Ebû Cehil-i la‘în ferîd-i dehrden Dehrî mezheb mel‘ûnlar idi. İkisinde hidâyet olmayup Ebû Leheb, âye[t]: Arapça âyeti üzre dağdan odun getirirken odun bağladuğı ip boğazına geçüp mürd oldu. Ve Ebû Cehil Bedr-i Huneyn gazâsında mürd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 163a ·
metinde göster ·
… Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi
ferîd-i
asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiry …
Ve Mukallid Sûrnâ Ahmed Çelebi: Mezkûr Şengül Çelebi'nin bürâderidir. Ammâ bu dahi ferîd-i asr mukalliddir, her taklîdde pür-mahâretdir. Kendi tiryâkî olmağile kaçan tiryâkî taklîdi etse âdem {dem-}beste olup hayrân olur. Tiryâkî tütün doğrarken, elin bıçağile kesüp bir san‘at ile parmağından ol kadar kan akıdırdı kim âhir akıl dâ’iresinden çıkup bî-hûş sehel yatup kalkdıkda yine parmağından kan alâ-mele’i'n-nâs cereyân etmededir. Andan "Şimdi bir vâkı‘amda gördüm, senin bu kanın dinmek ihtimâli yokdur illâ bir dilber oğlan kanına yapışup alnına süre deyü şimdi vâkı‘amda gördüdüm" deyü bir tâze cüvâne parmağından akan kanıyla Sûrnâ'nın alnına bir elif çekerdi, derhâl kanı dinerdi. Bu esrâra bir pehlivân-ı sîmyâyî akıl erişdiremediler. Sûrnâ böyle bir mukallid pehlivân idi, hakkâ kim pehlivânlıkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212a ·
metinde göster ·
… mübâşeret etdikde karındaşı târîh sâhibi Yanvan Kral kühene ve ilm-i hendesede
ferîd-i
asr idi. İslâmbol'a nehr-i Tuna'yı akıtmağa ta‘ahhüd edüp beş kerre yüz bin âde …
Ol zamân ki Yanko ibn Madyan İslâmbol kal‘asın binâ etmeğe mübâşeret etdikde karındaşı târîh sâhibi Yanvan Kral kühene ve ilm-i hendesede ferîd-i asr idi. İslâmbol'a nehr-i Tuna'yı akıtmağa ta‘ahhüd edüp beş kerre yüz bin âdem ile Tuna'nın arz-ı irtifâ‘ın ilm-i hendese üzre alup hâlâ Tuna'nın Demirkapu ve Tahtalı nâm mahallinden kazup yedi senede İslâmbol kurbunda Âzâdlı nâm mahalle Tuna lağımların getirüp kendüsi karındâşı Yanko ibn Madyan'a gelüp "İşte bu mahalde Tuna'yı koyverdiler. İşte avret gibi saçından yedüp getirirler" deyince bi-emri Hudâ Tuna nehri şehr-i 105a İslâmbol'a girüp Yenibâğçe içinden cereyân edüp Lanka Kapusu kurbunda deryâya mahlût olmuş iken hemân mezkûr Âzâdlı karyesinden gâ’ib olup Kırkkilisa kurbunda Yenihisâr'da ve Pınarhisâr'da ve Pirevadi kurbunda Devne değirmânlarında ve bu Küçük Çekmece ve Büyük Çekmece'de nehr-i Tuna zâhir olur. Zîrâ niçe yerden Tuna'dan geldiği menfezleri zâhirdir. Ba‘zı zamân nehr-i Tuna'ya mahsûs morina balığı ve mersin balığı ve çıka mâhîleri bu buhayreden çıkar. Bir kerre Çekmece gölü sâhilinde Topkapulu Mahmûd Ağa yalısında otururken sayyâdlar bir küçük morina balığı sayd edüp Sultân İbrâhîm Hân'a hedâyâ getürdiler. Ma‘lûm oldu kim Tuna'dan menfezi vardır. Anınçün pek acı değildir. Acı deniz ile bu buhayrenin mâbeyni bir ok menzili alarkadır. Ammâ buhayreye eyyâm-ı şitâda niçe dere gelüp bu buhayreye munsab olup ayağı deryâya dâ’imâ cereyân edüp üzerinde Süleymân Hân'ın esâsı bir cisr-i azîm vardır. İtmâmı Selîm Hân-ı Sânî'de müyesser olmuşdur kim tâk-i Kisrâdan ve Kavs-ı kuzahdan nişân verir (---) göz bir kantara-i nüh-tâk-i revâkdır. İslâmbol'un cemî‘i Rûmeli diyârlarına giden hâs [u] âmmun memerridir kim hayrât-ı azîmedir. Bu buhayrenin cânib-ı selâsı ma‘mûr [u] âbâdân bâğlı ve bâğçeli çiftliklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 104b–105a ·
metinde göster ·
Hattâ pederimiz merhûm ser-i zergerân-ı dergâh-ı âlî ya‘nî Dervîş Mehemmed Zıllî pederimiz bu Selîm Hân câmi‘in binâ eden Mi‘mâr Sinân ağzından istimâ‘ edüp hikâye eder, buyurmuşlar kim: "Kırk yedi câmi‘-i selâtîn yapdım ve yüz kırk mesâcid ve otuz aded hân-ı sultân ve yüz kırk sarây-ı a‘yân ve yüz yigirmi cüsûr ve yedi aded su kemerleri ve niçe bin hânedân-ı şûrefâ-yı kibâr-ı a‘yân inşâ edüp ulûm-ı hendesede çok san‘at icrâ edüp ferîd-i asr oldum. Ammâ halîfeliğim İslâmbol'da Şehzâde câmi‘inde icrâ etdim. Üstâdlığım Süleymâniyye câmi‘inde tekmîl etdim. Ammâ cümle makdûrum bu Selîm Hân câmi‘inde sarf edüp yed-i tûlâmı ayân u beyân etdim. Cihân mi‘mâr [u] mühendisînleri var makdûrların sarf etseler böyle bir âsâr-ı azîm etmeğe âciz olalar. Ve bir pâdişâh bu kadar mâl-ı firâvân bezl eylemeğe cür’et edemeyeler', deyü üstâd-ı bennâ Koca Sinân Ağa pederimize böyle nakl edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 155b ·
metinde göster ·
… de keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim
ferîd-i
asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir S …
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… imyâda ve ilm-i tayy-ı mekânda ve ilm-i kırtâsda ve san‘at-ı pehlivânîde bunlar
ferîd-i
asr üstâdlardır kim ömrünüzde görmüş olasız." deyü paşaya hân-ı âlîşân ricâ etd …
Ba‘de't-ta‘âm paşaya hân eydür: "Sultânım, bizim hizmetimizde olan birkaç üstâd-ı kâmil pehlivânlarımız vardır. Eğer murâd-ı şerîfiniz olursa meydâna nâzır kasr-ı tahtânîye teşrîf buyurup temâşâ ederseniz bunların her biri ilm-i simyâda ve ilm-i tayy-ı mekânda ve ilm-i kırtâsda ve san‘at-ı pehlivânîde bunlar ferîd-i asr üstâdlardır kim ömrünüzde görmüş olasız." deyü paşaya hân-ı âlîşân ricâ etdikde, paşa "Nola görelim!" deyüp meydân-ı ma‘rakeye nâzır maksûrede oturup meydânın cânib-i erba‘asına kat-ender-kat âdemler cem‘ olup temâşâyı muntazır oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230b ·
metinde göster ·
Evvelâ hân-ı âlîşân yedi yüz yetmiş fünûnda yed-i tûlâ sâhibi
ferîd-i
asr ve garîbü'l-heykel kimesnedir. Hilye-i eşkâli oldur kim evvelâ kasîrü'l-kâm …
Evvelâ hân-ı âlîşân yedi yüz yetmiş fünûnda yed-i tûlâ sâhibi ferîd-i asr ve garîbü'l-heykel kimesnedir. Hilye-i eşkâli oldur kim evvelâ kasîrü'l-kâme ve gerdeni kısa ve esmerü'l-levn ve burnu sehel minkârîce ve alnı vâsi‘ gök ala gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü ve gûşları iri ve bıyıkları gür ve sakalı kırgıl, ol asır ki bin altmış târîhi idi, sinni yetmiş seneye yetmiş idi. Ammâ zinde ve kaviyyü'l-bünye idi ve savtı bülend idi ve kitifleri vâsi‘ ve şîrâne ve bâzûları merdâne ve kemeri ince ve tabanları vâsi‘ce ve her harekât [u] sekenâtları pâdişâhâne idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233b ·
metinde göster ·
Bu mezkûr hattâtların cümlesi ilm-i nesihde ve ilm-i hatt-ı sülüs-i Halebî'de
ferîd-i
asr kimesnelerdir kim hânın fürûht olunan cümle murakka‘âtları içinde bu üstâd- …
Bu mezkûr hattâtların cümlesi ilm-i nesihde ve ilm-i hatt-ı sülüs-i Halebî'de ferîd-i asr kimesnelerdir kim hânın fürûht olunan cümle murakka‘âtları içinde bu üstâd-ı kâmillerin beşer onar kıt‘a dürr-i meknûnları var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275a ·
metinde göster ·
Ve sâ’ir kurâ ve kasabâtlarda dahi yigirmi binden mütecâviz mürîd-i
ferîdi
vardır. Bursa'da medfûn Y 84a kutb-ı âfâk Hazret-i Üftâde Efendi halîfelerind …
Ve sâ’ir kurâ ve kasabâtlarda dahi yigirmi binden mütecâviz mürîd-i ferîdi vardır. Bursa'da medfûn Y 84a kutb-ı âfâk Hazret-i Üftâde Efendi halîfelerindendir kim tarîk-ı Halvetîdir. Bu Şeyh İbrâhîm dahi ol turukdandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83b–Y84a ·
metinde göster ·
… i vardır. Her kim ol medresede sâkin olup ilme meşgûl olur, tekmîl-i fünûn edüp
ferîd-i
asır olur. Ve elbette Hazret-i Dâvûd-misâl hüsn-i savta mâlik olur.
Ve hareminin cânib-i etrâfında yigirmi medrese hücreleri vardır. Her kim ol medresede sâkin olup ilme meşgûl olur, tekmîl-i fünûn edüp ferîd-i asır olur. Ve elbette Hazret-i Dâvûd-misâl hüsn-i savta mâlik olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220b ·
metinde göster ·
Andan sonra Hısaylem derler bir kehene dahi gelüp ilm-i hendesede misli yok
ferîd-i
asr bir üstâd-ı kâmil idi. Mikyâsa ba‘zı eşyâlar kendü ihtirâ‘ından gûnâ-gûn şe …
Andan sonra Hısaylem derler bir kehene dahi gelüp ilm-i hendesede misli yok ferîd-i asr bir üstâd-ı kâmil idi. Mikyâsa ba‘zı eşyâlar kendü ihtirâ‘ından gûnâ-gûn şeyler icrâ edüp Ümmü'l-kıyâs'ı bu hâle koyup anın ihyâsıdır. Ve Mısır'ın cemî‘i halîclerin ve tur‘aların hikmet üzre tarh edüp nehr-i Nîl'i vilâyet vilâyet ol cereyân etdirmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a ·
metinde göster ·
… n hazretleri hayâtda idi, anlar ile müşerref olup kâmyâb-ı cihân yegâne-i zamân
ferîd-i
devrân oldu. Hâlâ Şeyh İzzeddîn hazretleri kal‘a içinde medfûndur.
Berber-zemîn hükmünde bu dahi bir cezîrede çâr-gûşe tula-binâdır ve bir kal‘a-i ra‘nâdır. İmâm Mâlik hazretleri âlem-i seyâhatlarında bu diyâra gelüp P 316b halkın İslâm Q 319b ile müşerref edüp Mâlikî-mezheb olduklarından sonra İmâm'ın ta‘lîmiyle bu kal‘a binâ olunup kapusu üzre İmâm Mâlik'in kûfî hattı vardır. Ve bu kal‘aya İmâm Mâlik hazretlerinin gelmesinin aslı oldur kim Kutbü'l-aktâb eş-Şeyh İzzeddîn hazretleri hayâtda idi, anlar ile müşerref olup kâmyâb-ı cihân yegâne-i zamân ferîd-i devrân oldu. Hâlâ Şeyh İzzeddîn hazretleri kal‘a içinde medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y402b ·
metinde göster ·