… n cânib-i erba‘asında revzenler ile ârâste ve havz u şâzrevânlar ile pirâste ve
ferşi
ibret-nümâ nakş-ı bûkalemûn ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûş bir kâ‘a-i azîmdir kim …
Bir kubbe-i azîm içre çâr-kûşede birer taht-ı azîm ve müte‘addid şâhnişînlerin cânib-i erba‘asında revzenler ile ârâste ve havz u şâzrevânlar ile pirâste ve ferşi ibret-nümâ nakş-ı bûkalemûn ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûş bir kâ‘a-i azîmdir kim gûyâ nigârhâne-i Çîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 69a ·
metinde göster ·
… âlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle
ferşi
ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki …
deyü rûy-ı dîvârda ta‘lîk hatt-ı celî ile tahrîr olunmuşdur, hakkâ ki mahallinde kayd olunmuş. Bu câmekânın ortasında mermer-i hâmdan bir havzı ve havz içre bir şâzirvânı fevvâre-vâr revân olmada bir berrâk mâ-i zülâldır. Yüzden mütecâviz na‘lin-süvâr natır-kârları vardır. Ve niçe mahbûb yatırkârları ve dellâk-i pâkları ve bî-bâkları ve âşıkân-ı sîne-çâkları vardır. Ve içeri havz-ı azîm üzre bir kubbe-i azîmi var kim ba‘zı ilm-i hendese sâhibleri yüz zirâ‘ binâ-i müdevver kubbe-i pür-nûrdur der ve cümle altı yüz aded câm-ı billûr ve necef ve moran ile müzeyyen bir kubbe-i nîl-gûn üzre ser-â-pâ rasâs-ı nîl-gûn mestûrdur. Ve havzı dâiren-mâdâr aşren fe-aşr ada-i kebîr bir havz-ı azîmdir ki gûya bir buhayredir. Cânib-i etrâfından altışar kademe mermer nerdübânlar ile inilir. Bu havzın cânib-i erba‘asında mermer-i hâmdan ejder ve arslan kelleleri tasvîrleri ağızlarından âb-ı germâ havz içre cereyân etmededir. Ve "sovukluk" ta‘bîr etdikleri mahalde bir şâzirvânı var kim âb-ı refî‘i kubbeye çıkar. Ve bu havzın cânib-i etrâfında sekiz aded tâk-i azîmler üzre kubbe-i âlî mebnîdir ve her tâk altında birer Hanefî kurnaları vardır ve (---) anlarda gasl eden mağsûller havz içre şinâverlik eden gassâlları seyr [u] temâşâ ederler bir temâşâgâhdır. Ve bu hammâm-ı rûşenânın cümle ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ mînâ-yı kâr-ı zer-gerdir. 228a Ve iki halveti var, sağ tarafındaki halvetde bir küçük havz var, suyu gâyet suhûnet üzredir. Lâkin kurbunda âb-ı sermâ vardır. Germ-âb ile sermâyı halt edüp ikisinden mu‘tedil âb peydâ olur. Gerçi bu germ-âbın nef‘i meşhûr değildir, ammâ bir müferrih ve dil-küşâ ve binâ-yı rûşenâ hammâm-ı ibret-nümâdır. Bu ılıcalarda herkes dilberânıyla sîne-ber-sîne koç-kocâğ olup bir bucağa gitmek tâze çağlıkdır ve ayb yağılık değildir. Âşık ma‘şûka sürûr [u] şâdmânî sağlıkdır. Husûsan köhne bahârda, cümle âşıkân sâf sâf ve cavk cavk olup şeb-i yeldâlarda bu kaplıcaları gûnâ-gûn şem‘-i kâfûrîler ile çerâğân edüp herkes yârânlarıyla havz içre girüp kimi perr-i tâvûsî ve kimi kebûter taklası atup kimi gavvâs-vâr dalup bir dilberin huzuruna çıkup selâm verir. Kimi bir biri üzre çıkup el ele olup aşağı zeber-dest âdemler deverân edüp üstünde çelebiler gûnâ-gûn lu‘bedebâzlıklar edüp ba‘dehû mâ-i zülâle perende atarlar. Kimisi futasını habâb gibi kıbâb edüp şinâverlik eder. Kimi elleriyle şâdırvânlar eder, kimi dehânı ve dendânından fevvâreler ederler. Ba‘zısı bir sâ‘at su üzre aslâ dest [u] pâsı hareket etmeyüp yatarlar. Ba‘zı zaman cümle âşıkân-ı sâdıkan yek dil, yek cihet olup el ele verüp keştî-bânların "[Hey] yâ Mevlâ" sadâları gibi bir hây-hûy ile el ele deverân etdikçe havz-ı azîm içre olan mâ-i tâhir girdâb-ı bahr-i Ummân gibi deverân edüp seyl-i deryâ gibi akdıkça önüne bir cân durmağa iktidârları olmayup cümle âşıkân kendi halleriyle durup su ile deverân ederler kim göz irmez bir seyrân-ı azimdir kim niçe bunun emsâli lu‘bedebâzlıklar vardır. Bursalıya mahsûs fünûn-ı garîbeler vardır; Ammâ bu kaplıcalara çok giren Bursa civânlarına şaka yüzünden "çekme su kaçırırsın" deyü latîfe ederler, ammâ Bursalılar hazz etmediklerinin bir aslı vardır kim "El-ma‘nâ fî batnı'ş-şâ’ir" olmak var. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b–228a ·
metinde göster ·
… hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve
ferşi
serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir ha …
Ve mihmânhânemize karîb Zâl Paşa hammâmı, bu dahi vâcibü's-seyr havâsı ve binâsı hûb, dellâkleri mahbûb ve gayrı huddâmları mergûb hammâm-ı ferah-cândır. Bunun dahi cümle der-i dîvârı Kâşî, fağfûr-i Çîndir. Ve ferşi serâpâ sâfî yeşim ve yerekânî ve balgamî ve mermer-i somâkî ile döşenmiş bir hammâm-ı münevverdir kim cemî‘î camları billûr ve necef ve morandır. Ve kubbe-i âlîsinin ortasında aşren-fe-‘aşr bir havz-ı azîmi var, cümle dilberânlar onda deniz mâliki gibi şinâverlik ederler. Bu havz içre hammâmcı beher yevm birer şele, ya‘nî birer sepet berk-i verd-i handân döküp gûyâ cümle dilberân gülâb içinde şinâverlik edüp beyâz vücûdlarına gül yaprakları yapışup sîmîn tenleri gül gül olup gül ruhları âlu'l-âl, gülfâm lebleri la‘l-i Bedehşân-misâl olur. Ve cemî‘î dilberânları bî-bâk u bî-pervâ havz içre perr-i tâvûsî perendeler ve kebûterî perendeler atup şivekârlığ ve çâresâzlığ edüp arz-ı 295b ma‘rifet edüp ırz [u] vakârların setr eder bir alay mahbûbândır. Hulâsa-i kelâm bu hammâm-ı hoş-hevâ ve hoş-binânın midhatinde ve hüsn-i letâfet ve nezâfet ciheti ta‘rîf ve tavsîfinde Hassân u Selmân dahi âcizdir, değil ki bu hakîr Evliyâ-yı âciz, acz u taksîriyle medh etmek ne mümkündür. Ve esvâk-ı şâhî içre ankâ hâcegiyân ve mün‘im sevdâgerânlar vardır kim her biri niçe yüz bin tümen mâl-ı firâvâna ve gencîne-i Kârûn'a mâlik mâldâr tüccâr-ı berr u bihâr âdemler vardır. Ve cümle halkı ehl-i zevk ve ehl-i şevk ve ıyş [u] ışret sâhibleridir kim rûz-merre birer bâğda ıyş [u] ışret ederler. Hattâ Nahşivân Hânı Rızâeddîn Hân bize istikbâle çıkdıkda elçisiyle hakîri doğru bir bâğa götürüp nâme ve muhabbetnâmeler bâğda kırâ’at olunup cümle a‘yân-ı kibâr-ı Nahşivân anda hâzır olup bir ziyâfet-i uzmâ ve bir meclis-i sâz u söz-i hânendegân u mutrıbân sohbeti olmuşdur kim gûyâ meclis-i Hüseyn-i Ba[y]kara oldu. Meğer Hân-ı âlî-şân, sâhib-i tab‘, hoş-sohbet cân imiş. Sultân Murâd'a Bağdâd'ı veren Şâh Safî'nin hazînedârbaşılığından hân olmuş Gürcî-peçe Aristo-fikr kimesnedir. İsmine Devlet Mirza Hân nâm vermişler, bir nâmdâr er idi. Bu bâğda ba‘de'z-ziyâfe ibtidâ kendüye paşa efendimiz tarafından elçilik ile gelen Alacaatlı Hasan Ağa'ya ve hakîre birer hil‘at-i fâhire ve onar tümen hammâm-bahâ Abbâsî ve birer at ihsân edüp kendi elçisine dahi hil‘at-i fâhire giydirdi. Böyle bir sâhib-i kerem hân idi. Ve kırk elli aded dûrbîn-i fikr [u] ilm ve dânâ ve fâzıl u kâmil nedîm ve musâhibleri var kim her biri tekmîl-i fünûn etmiş nedîm-i şehriyârîlerdir. Bu şehrin re‘âyâ vü berâyâsı lisân-ı Dihkan'ı kelimât ederler, ammâ ârif şâ‘irleri ve nedîm ve zarîfleri, zarâfet ve nezâketle lisân-ı Pehlevî ve lisân-ı Moğolî kelimât ederler kim lisân-ı kadîmlerdir. Ve şehirleri dahi kadîmdir kim böyle kelimât ederler. Evvelâ lisân-ı Dehkanî ve lisân-ı Derî ve lisân-ı Fârisî ve Pârisî ve lisân-ı Gâzî ve lisân-ı Pehlevî kelimât etdikleri dahi mahalliyle terkîm olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 295a–295b ·
metinde göster ·
… da âb-ı hayât ile memlû şadırvânları üç yüz yerden kubbeye pertâb etmededir. Ve
ferşi
Mısır tarzı serâpâ elvân ruhâm-ı hâmdır kim nakş-ı bukalemûndur. Bu havzın orta …
Ve bu câmekânın ta vasatında âb-ı hayât ile memlû şadırvânları üç yüz yerden kubbeye pertâb etmededir. Ve ferşi Mısır tarzı serâpâ elvân ruhâm-ı hâmdır kim nakş-ı bukalemûndur. Bu havzın ortasındaki fevvâre ta kubbenin zirvesinde cam tasa urup andan aşağı rîzân olur. Bu câmekânda cemî‘i huddâmları pençe-i âfitâb Çerkes ve Abaza ve Gürcî gulâmlardır kim her birinin kemerlerinde ve libâslarında biner guruşluk zî-kıymet mücevher kuşak ve hançer ve bıçaklar vardır ve cümle sadefkârî na‘leynler ile reftâr etdiklerinde gûyâ her biri birer gûne tâvûs-ı bâğ-ı İremdir. Bu huddâmân-ı mahbûbân gassâlânlara ibrişim putalar ve sadefkârî na‘leynler verüp hürmet ederler. Bu câmekândan içre girdikde sovukluk ta‘bîr etdikleri bir kubbe-i azîm dahi budur, ammâ ortasında havz u şadırvânların mâ-i zülâlleri cümle ıssıdır ve cânib-i erba‘ası dîvârı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn-ı Çîndir. Bu dahi ruhâm-ı hurde ile mefrûş gül-i Sîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 229b ·
metinde göster ·
cümle bu siyâh sakız ile mefrûşdur. Bir ma‘âdin-i Hallâk-ı Ezel'dir kim bu kada …
Ve şehr-i Bağdâd u Basra hammâmlarının ferşi cümle bu siyâh sakız ile mefrûşdur. Bir ma‘âdin-i Hallâk-ı Ezel'dir kim bu kadar bin yıldan berü niçe bin bâr-ı üştür ü ester taşıyup bir çiğnem sakız eksilmemişdir. Ve karga çamı nâmıyla meşhûr-ı âfâk olmasının sebeb-i tesmiyyesi oldur kim bu sakız ma‘deni göllerinin üzerine cemî‘i hûş-ı tuyûr konsa cemî‘i murg-ı zeyrekler cenâhlarından yapışup sayd olunduğiyçün karga çamı derler. Hatta bu mahalle Şakakî Kürdleri kara çadırlarıyla meks edüp bu kara sakızdan taşıyup diyâr diyâr götürüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 405a ·
metinde göster ·
… ehri harâb etmediğine şükrâna pâdişâh yolu üzre ol kadar pâyendâzlar ile zemîni
ferş-i
kumaş etdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tavsîf olunmaz. Hattâ ehl-i h …
Niçe yüz bin ehl-i hırefi Hasan Paşa şehri harâb etmediğine şükrâna pâdişâh yolu üzre ol kadar pâyendâzlar ile zemîni ferş-i kumaş etdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tavsîf olunmaz. Hattâ ehl-i hırefin kendü hisâbları üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84b ·
metinde göster ·
… enleri pirinç kafesli ve billûr ve necef ve moranlı câmlar ile müzeyyen idi. Ve
ferşi
Hind-pususkârîsi gibi hurde ruhâm döşenmiş taşlar ile mefrûş idi. Ve gûnâ-[gû]n …
Ve cümle revzenleri pirinç kafesli ve billûr ve necef ve moranlı câmlar ile müzeyyen idi. Ve ferşi Hind-pususkârîsi gibi hurde ruhâm döşenmiş taşlar ile mefrûş idi. Ve gûnâ-[gû]n tahtânî ve fevkânî şâhnişîn ve maksûrelerinde fıskiyye ve havuz ve şazrevânlarında ve fevvârelerden âb-ı rakîkler pertâb edüp gûnâ-gûn tasnîfâtlar ile müzeyyen idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5a ·
metinde göster ·
Ve bu deyr-i kebîrin cânib-i erba‘asında olan harem-i vâsi‘in
ferşi
hacer-i aynü's-semek ve fîrûze ve yeşim ve yerekan ve harakan ve akîk-i Yemenî …
Ve bu deyr-i kebîrin cânib-i erba‘asında olan harem-i vâsi‘in ferşi hacer-i aynü's-semek ve fîrûze ve yeşim ve yerekan ve harakan ve akîk-i Yemenî ve ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûşdur kim gûyâ nakş-ı bûkalemûn-ı Mânî ve Bihzâd'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
… dir, ammâ gâyet binâ-yı metîn ve issi ve hoş-havâ 56b germâ-yı dil-küşâdır ve
ferşi
serâpâ siyâh kayağan taş-ı mücellâ döşelidir. Ve kubâb tâklerinden aslâ bir çek …
Ve cümle bir aded Gâzî Mihal Beğ'in bir hammâm-ı atîki var, çifte hammâm-ı kebîrdir kim nazîri meğer Sivas eyâletinde Marzifon şehrinde Pîr Dede Sultân hammâm-ı nazargâhı, gerçi bu hammâm ol Marzifon hammâmı kadar büyük değildir, ammâ gâyet binâ-yı metîn ve issi ve hoş-havâ 56b germâ-yı dil-küşâdır ve ferşi serâpâ siyâh kayağan taş-ı mücellâ döşelidir. Ve kubâb tâklerinden aslâ bir çekîde arak akmaz âb [u] hevâsı latîf zü'l-vecheyn hammâm-ı rûşinâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a–56b ·
metinde göster ·
… i hem-çünân bir şuğl-ı üstâd-ı mi‘mârândır kim görenler vâlih ü hayrân olur. Ve
ferşi
eyle ruhâm-ı ibret-nümûn hemvâr mermerler ile mefrûşdur kim görenler "Yekpâre i …
Bu câmi‘-i nûr kıble kapusundan tâ mihrâba varınca iki yüz elli kademe tûlıdır ve arzı kâmil yüz kademe arîzdir. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili hem-çünân bir şuğl-ı üstâd-ı mi‘mârândır kim görenler vâlih ü hayrân olur. Ve ferşi eyle ruhâm-ı ibret-nümûn hemvâr mermerler ile mefrûşdur kim görenler "Yekpâre iri taş döşelidir" derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… eyle bir musanna‘ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn Hind fusûskârîsi gibi döşenmiş
ferşi
var kim her taşı yeşim ve harekânî ve yerekânî ve mermer ve somâkî ve fağfûrî v …
Bu câmi‘in evvelâ taşra haremi 94b kefere zamânınd[a] deyr-i acîbü's-seyr iken iki kat haremi var imiş. Sademât-ı topdan bir taşra haremi berbâd olup müte’ehhil kal‘a neferleri sâkin olup iç katındaki küçük harem kalup etrâfında olan kubâblarının tâk-ı Kisrâları ve tâk [u] revâk-ı tumturâkları hâlâ durur, ammâ zemîninde ferşe sademât-ı top isâbet etmemeğile eyle bir musanna‘ nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn Hind fusûskârîsi gibi döşenmiş ferşi var kim her taşı yeşim ve harekânî ve yerekânî ve mermer ve somâkî ve fağfûrî ve seng-i ferah ve demevânî ve gayri ahcâr-ı gûnâ-gûn ile mefrûş bir mücellâ haremdir kim gûyâ Kudüs-i Şerîf'de câmi‘-i Aksâ haremidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a–94b ·
metinde göster ·
Yetmiş kadar böyle târîh değer bir gûne rûşen binâ hammâm-ı hoş-hevâdır kim gûyâ germâ-yı Ebû Alî Sînâ'dır. Cümle ferşi gûnâ-gûn zî-kıymet ruhâm-ı hâm-ı beyâz mermerlerle mefrûş hammâm-ı hoşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
çâr-kûşe beyâz mermer-i hâmlar döşelidir kim her taşın kıt‘ası tûlen ve arzen b …
Ve bu câmi‘in ferşi çâr-kûşe beyâz mermer-i hâmlar döşelidir kim her taşın kıt‘ası tûlen ve arzen beşer arşındır. Her biri eyle mevvâcdır kim âdemin reng-i rûyi nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… m-ı ibret-nümûnlar ile ma‘kûk ma‘kûd kılınmışdır kim gûyâ Hind sadefkârîsi gibi
ferşi
döşenmişdir. Ve kubbe-i serâmedinin etrâfında ola[n] tâk-ı revâk-ı tumturâkları …
El-hâsıl bu kasr-ı zîbânın cânib-i etrâfında kırk aded kapuları var kim kırklara makâm olması nişânesidir. Ve bu kasrın içi sâfî yeşim harekânî ve mermer-i somâkî ve envâ‘-ı füsûs mukavvim mahkûk-ı gûnâ-gûn ruhâm-ı ibret-nümûnlar ile ma‘kûk ma‘kûd kılınmışdır kim gûyâ Hind sadefkârîsi gibi ferşi döşenmişdir. Ve kubbe-i serâmedinin etrâfında ola[n] tâk-ı revâk-ı tumturâklarında umk-ı mencûklar ve beyâz ve siyâh ahmergûn ve gayri gûnâ-gûn ahcâr-ı zî-kıymetler ile her yanı müzeyyen olup serv haşebi tavan kubbesi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûndur kim kıl kalemin çekmede Freng Mani ve Acem Bihzâd ve Şâhkulı nâm nakkâş-ı benâmlar bir kıl kalem çekmede âcizlerdir. Ve gûnâ-gûn mermer ve somâkî üstüvâneler ile ârâste olmuş bir kâh-ı müzehheb musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378b ·
metinde göster ·
… rık ve gayri nebâtât [u] giyâhât ile sebzezâr olup gûyâ bir yeşil dühâvî katîfe
ferş-i
bûkalemûn olmuşdur kim sayf [u] şitâda bir çemenzâr [u] lâle-izâr kân-ı hezâr-ı …
Ve bu musallânın tâ vasatında üstâd-ı mermer-[bür] bir şâfi‘î havzu inşâ etmiş kim fevvâreleri pertâb edüp musallîler tecdîd-i vuzû‘ ederler. Ve sâha-i mesâha-i kübrânın içi serâpâ tirfil ve yonca ve ayrık ve gayri nebâtât [u] giyâhât ile sebzezâr olup gûyâ bir yeşil dühâvî katîfe ferş-i bûkalemûn olmuşdur kim sayf [u] şitâda bir çemenzâr [u] lâle-izâr kân-ı hezâr-ı dâ’imdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81a ·
metinde göster ·
… endis elinden çıkmış bir dürr-i beyz-âsâ deyr-i küşâdedir. Sâ’ir kenîseler gibi
ferşi
taş değildir. Serâpâ Uşşâk ve Sıfet ve Acem'in ibrîşim hâlîçe-i zer-ender-zeri …
Ve henüz Y 224b üstâd mühendis elinden çıkmış bir dürr-i beyz-âsâ deyr-i küşâdedir. Sâ’ir kenîseler gibi ferşi taş değildir. Serâpâ Uşşâk ve Sıfet ve Acem'in ibrîşim hâlîçe-i zer-ender-zeri ile döşelidir ve gâyet pâkdir. Ve taşra yan soffaları elvân elvân Mısır hasîrleri ile döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224a–Y224b ·
metinde göster ·
… dâmları cümle mahbûb gılmân [u] gulâmândır. Ve müte‘addid halvetleri vardır. Ve
ferşi
serâpâ mücellâ ve musaykal ruhâmlardır kim sihr-i i‘câzdır. Ve kubbe-i sernigûn …
Andan Sarrâchâne içinde Defterdâr hammâmı. Bu şâm içinde bundan müferrih ve bundan binâ-yı musattah bir hammâm-ı hayât-efzâ yokdur ve cümleden vâsi‘dir. Ve âb-ı firâvânı ve huddâmları cümle mahbûb gılmân [u] gulâmândır. Ve müte‘addid halvetleri vardır. Ve ferşi serâpâ mücellâ ve musaykal ruhâmlardır kim sihr-i i‘câzdır. Ve kubbe-i sernigûnlarında gûnâ-gûn câmlar ile müzeyyendir kim şu‘le-i şems-i âteştâbdan pençe-i âfitâblar meh-i mihr-tâb gibi görünür. Ve her şeb şeb-çerâğlar ve kanâdîller ile şu‘ledâr olup halk yine halvetde âb-ı germâ ile gusl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y246a ·
metinde göster ·
Paşa hazretleri ve hakîr zemîn bûs edüp şefâ‘atlerin ricâ eyleyüp
ferş-i
şerîfin süpürmeğe mübâşeret etdik. Sâ’ir kara ağalar ile sâhib-i devlet yedi ka …
Paşa hazretleri ve hakîr zemîn bûs edüp şefâ‘atlerin ricâ eyleyüp ferş-i şerîfin süpürmeğe mübâşeret etdik. Sâ’ir kara ağalar ile sâhib-i devlet yedi kandîl yakup hidmet etdi. Sâ’ir kâ’immakâm ferrâşlar birer ikişer kerre süpürüp taşra çıkardılar. Biz on beş âdem ile Ravza-i Mutahhara içinde kaldık. Ammâ hakîrde kalmağa cân kalmadı. Aşkımdan mest [ü] medhûş oldum. Ba‘dehu rûh-ı şerîflerinden istimdâd taleb edüp aklım başıma gelüp hakîr dahi üç kandîl ihrâk eyledim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291a ·
metinde göster ·
… üç adım vâsi‘ bir yerdir, serâperdenin cânib-i erba‘ası devr olunur bir yerdir.
Ferşi
serâpâ akîk ve yemenî ve pîrûze ve zeberced ve billûr ve necef ve moran ayn-ı s …
Ve bu cibinlik ile taşra demir şebeke mâbeyni üç adım vâsi‘ bir yerdir, serâperdenin cânib-i erba‘ası devr olunur bir yerdir. Ferşi serâpâ akîk ve yemenî ve pîrûze ve zeberced ve billûr ve necef ve moran ayn-ı semek ve aynü'l-hir ve aynü'l-mâr ve Seylân ve Sebîl-i allâm ve sadef ve Kıbrıs elmâsı ve Alman elmâsı makûlesi, bu zikr olunan zî-kıymet hacerler ile ferşi eyle döşenmişdir kim görenin aklı perîşân olur. Anıniçün bu mahal hâlîçeler ile mefrûş değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291b ·
metinde göster ·
… e Kıbrıs elmâsı ve Alman elmâsı makûlesi, bu zikr olunan zî-kıymet hacerler ile
ferşi
eyle döşenmişdir kim görenin aklı perîşân olur. Anıniçün bu mahal hâlîçeler ile …
Ve bu cibinlik ile taşra demir şebeke mâbeyni üç adım vâsi‘ bir yerdir, serâperdenin cânib-i erba‘ası devr olunur bir yerdir. Ferşi serâpâ akîk ve yemenî ve pîrûze ve zeberced ve billûr ve necef ve moran ayn-ı semek ve aynü'l-hir ve aynü'l-mâr ve Seylân ve Sebîl-i allâm ve sadef ve Kıbrıs elmâsı ve Alman elmâsı makûlesi, bu zikr olunan zî-kıymet hacerler ile ferşi eyle döşenmişdir kim görenin aklı perîşân olur. Anıniçün bu mahal hâlîçeler ile mefrûş değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291b ·
metinde göster ·
… nâ olunup biri biri içinde maksûre-misâl minâre-i gayr-ı mükerrerdir. Hareminin
ferşi
azîm mermerlerdir. Ve gâyet mücellâ ve musaykal harem-i zîbâdır. Ve bu câmi‘in …
Fevkânî bir kâr-ı kadîm câmi‘-i rûşendir. Anın bir minâresi şekl-i murabba‘ binâ olunup biri biri içinde maksûre-misâl minâre-i gayr-ı mükerrerdir. Hareminin ferşi azîm mermerlerdir. Ve gâyet mücellâ ve musaykal harem-i zîbâdır. Ve bu câmi‘in yol aşırı mukâbelesinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y103a ·
metinde göster ·
… hâne-i nakş-ı Çîn gûyâ nakş-ı mihr-i nigîn gibi hurde bahâr ile münakkaşdır. Ve
ferşi
eyle hurde ruhâmdır kim ta‘bîr ü tavsîfi mümkin değildir.Ve bu âsitânede mihrâb …
Mısır'ın şarkında bir sâ‘at ba‘îd bir âsitâne-i tarîk-ı Bedevî içün binâ olunmuşdur. Bu dahi Tophâne tekyesi gibi nigârhâne-i nakş-ı Çîn gûyâ nakş-ı mihr-i nigîn gibi hurde bahâr ile münakkaşdır. Ve ferşi eyle hurde ruhâmdır kim ta‘bîr ü tavsîfi mümkin değildir.Ve bu âsitânede mihrâb [u] minber dahi vardır, cum‘a edâ olunur. Ve bu Gavrî başka esvâk-ı muhtasarı ile bir mahalledir. Cümle bin mikdârı fukarâ-yı Bedevîdir. Evkâf-ı za‘îf olmağile ni‘metleri yokdur, kendiler kifâflanırlar. Ammâ sulehâ-yı ümmetden bir sâlih kimesne tarîk şeyhi vardır. Bunda dahi yılda bir kerre mevlûd-ı azîm olup tevhîd-i sultânî olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115b ·
metinde göster ·
… nibi soffalardır. Ve kârgîr kemerler üzre münakkaş tavanlardır. Ve bu kâ‘aların
ferşi
serâpâ gûnâ-gûn ruhâm ile döşenmişdir kim gûyâ nakş-ı Erjeng'dir.
Ve bu havuz kenârında bir musallâsı var. Ol havz-ı azîm üzre on iki sütûn-ı mevzûn üzre münakkaş tavanlı bir kubbesi var. Ve bu haremin cânib-i erba‘asında birer kâ‘a-ı azîm vardır kim her birine biner âdem sığar iki cânibi soffalardır. Ve kârgîr kemerler üzre münakkaş tavanlardır. Ve bu kâ‘aların ferşi serâpâ gûnâ-gûn ruhâm ile döşenmişdir kim gûyâ nakş-ı Erjeng'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119b ·
metinde göster ·
… âb-ı nûrdur. Ve mü’ezzin mahfili dahi bir maksûre-i sihr-i i‘câzdır. Ve câmi‘in
ferşi
kuş gözü ahcârât ile merâtib-i sihr-i i‘câz döşenmişdir. Ve gûnâ-gûn âvîzeler i …
Ve bir minbere mâlikdir kim üstâd-ı hurdekâr böyle bir sadefkâr zerkâr minber inşâ etmemişdir. Ve mihrâbı Hind püsûskârîsi gibi hayâl-pesend bir mihrâb-ı nûrdur. Ve mü’ezzin mahfili dahi bir maksûre-i sihr-i i‘câzdır. Ve câmi‘in ferşi kuş gözü ahcârât ile merâtib-i sihr-i i‘câz döşenmişdir. Ve gûnâ-gûn âvîzeler ile zî-kıymet maslûbât kanâdîller ile müzeyyendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y136a ·
metinde göster ·
Bu dahi fevkânî ve haremsiz, dâhil-i câmi‘de aslâ sütûn yokdur. Hemân çâr kemer üzre zer-ender-zer tavandır kim münakkaşdır. Ve mihrâbı gâyet hurde ruhâmdır ve minberi ahşâb-ı musanna‘dır. Ve ferşi merâtib-i sihr-âsâ ruhâmdır. Revzenleri üzre sâfî billûr, câmdır. Kul kethudâsı Kundakcı merhûm ta‘mîr [ü] termîm etdükde gûyâ kasr-ı huld-i berîn olmuşdur. Enderûn [u] bîrûnunun der-i dîvârı serâpâ münakkaşdır. Ve kapusu üzer bir nahîf ve musanna‘ minâresi var kim gûyâ serv-i gülistândır. Ammâ sâ’ir câmi‘ler gibi büyük değildir, ammâ katı ibret-nümâ câmi‘-i müzeyyendir. Ve tarîk-ı âm üzre vâki‘ olan sol kapu yanlarında beyâz mermer üzre kazılmış, âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y138b ·
metinde göster ·
… ünakkaş ahşâb çamdır. İki sütûn üzre mü’ezzin maksûresi gâyet şîrînkârlıdır. Ve
ferşi
ruhâm-ı gûnâ-gûndur. Cümle pençereleri tuçdur. İki mukarnaz bâbları var, biri m …
Fevkânî onar kademe nerdübân ile çıkılır bir câmi‘dir. Enderûn [u] bîrûnunda amûd yokdur, çâr kemer üzre münakkaş tavandır. Cümle dîvârları rengâreng hacerler kaplıdır. P 208a Ve mihrâbı ruhâmdır ve minberi münakkaş ahşâb çamdır. İki sütûn üzre mü’ezzin maksûresi gâyet şîrînkârlıdır. Ve ferşi ruhâm-ı gûnâ-gûndur. Cümle pençereleri tuçdur. İki mukarnaz bâbları var, biri mihrâb dîvârında biri gerü kıble kapusudur. Ammâ haremi yokdur. Ve bir mümtâz bâlâ üç tabaka minâresi vardır. Nâzırı bu câmi‘i ta‘mîr [ü] termîm edüp kasr-ı huld-i berîn oldu. Ve bu câmi‘in sağ tarafında ayyûka ser çekmiş bir kubbe-i serâmed içinde Sultân Tumanbay bir mermer sandûka içinde medfûndur. Sandûka etrâfında Âyetü'l-kürsî tahrîrinden sonra târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y139a ·
metinde göster ·
döşeyici. Dükkân altmış, neferât üç yüz. Bunlarda olan ma‘rifet bir diyâra mahs …
Hırfet-i mermerbür: Ya‘nî ruhâm ve havz u hammâm ferşi döşeyici. Dükkân altmış, neferât üç yüz. Bunlarda olan ma‘rifet bir diyâra mahsûs değildir. Mısır imâretleri ruhâm ile meşhûr-ı âfâkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168b ·
metinde göster ·
… ttar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve
ferşi
bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine …
Hazret-i Ömer hammâmı: Tâ Fir‘avn Y 365a zamânından berü bir tarz [u] tavr üzre binâ olunmuş bir turfa hammâm-ı kadîmdir. Rûm ve Arab u Acem'de alem olmuşdur. Hâlâ ziyâretgâhdır. Hasta girse şifâ bulur. Feth eden kibârlar du‘â etmişler kim bir cüzâm kırk gün girse rahm-ı mâderden müştak olmuş gibi dürr-i beyz-âsâ olur. Hattâ Hazret-i Alî'nin duhter-i pâkîze-ahteri Sitti (---) Mısır'dan gelüp şifâ niyyetine girmişdir. Bu hammâm binâ-yı hukemâ-yı kudemâ olduğundan Hanefî kurnaları birer âdem kaddi âlîdir, ayak üzre durup yaykanılır. Gerçi eyle musanna‘ binâ değildir, ammâ der ü dîvârları müşk [ü] amber-i hâm abîr ü za‘ferân ile tahmîr olunmuş cibs-i hâlisden binâ olunmuş dîvârlardır. Ve bir halveti dîvârın şem etsen kâfûr ve gülâb ve lâden ve cavrî râyihası gâsillerin demâğın mu‘attar eder. Ve âbı Nîl olmak ile âb [u] havâsı gâyet latîf ü i‘tidâl üzredir. Ve ferşi bir gûne döşeli beyâz taşdır kim hâlâ zamânımız üstâdları anın bir taşın yerine vaz‘ etmeğe kâdir değillerdir. Ammâ câmekânı teng yere vâki‘ olmağile gâyet küçük ve alçakdır. Ammâ gılâl ağası sarâyındaki küçük hammâm yenidir, lâkin havâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b–Y365a ·
metinde göster ·
Hammâm-ı Y 376b Mîrimîrân Alî Beğ: Âb [u] havâsı ve binâsı ve peştemâlı ve fûtası ve mutallâ ve müzehheb tâsı ve gayrı levâzımâtdan olan eşyâsı pâk latîf rûşen-binâ ve dilküşâ hammâmdır. Ve ferşi sihr-i hilâl mertebesi serâpâ ruhâm ve kubbe-i sernigûnu gûn-â-gûn câm-ı morandır. Ve huddâmları bi'l-cümle gülçehre dilberândır. Herkese hizmetleri bir ândır. Lâkin herbir nigâhları gûyâ hançer-i tîğ-ı bürrândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y376a–Y376b ·
metinde göster ·
… hân kadar ve gûşları sofra-i rindân kadar ve başı hum-ı Husrevân kadar ve postu
ferş-i
garîbân kadar ve ağzı dehân-ı külhân kadar ve gözleri çeşm-i gazâlân kadar ve k …
Ammâ biri gâyet mehîb ü kebîr koca fîl idi. Öbür fîller gibi cünbüş hareket etmezdi. Ve birkaç kerre askere yakın gelüp gûyâ arz-ı cemâl ederdi. Gâyet müdrik hayvândır. Her pâyleri mîl minâre kadar ve dendânları amûd-ı bordinar kadar ve hortumu gûyâ dûd-ı kehkeşân kadar ve şikemi kös-i Sıfâhân kadar ve gûşları sofra-i rindân kadar ve başı hum-ı Husrevân kadar ve postu ferş-i garîbân kadar ve ağzı dehân-ı külhân kadar ve gözleri çeşm-i gazâlân kadar ve kuyruğu asâ-yı pîrân kadar ve gönü [götü?!] gâr-ı yetîmân kadar var idi. Bunlara aslâ bir ferd dest-dırâzlık etmeyüp bizimle berâber giderlerdi. Sekizinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433b ·
metinde göster ·