bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… idi kim Hazret-i Îsâ halîfelerinden Havâriyyûn Şem‘ûn İslâmbol'a gelüp ol câ-yı
ferah-fezâda
ibâdete meşgûl olup cemî‘i vahşî hayvânâtlar ile hüsn-i ülfet edüp ol mahlûklar …
Sebeb-i imâreti ol idi kim Hazret-i Îsâ halîfelerinden Havâriyyûn Şem‘ûn İslâmbol'a gelüp ol câ-yı ferah-fezâda ibâdete meşgûl olup cemî‘i vahşî hayvânâtlar ile hüsn-i ülfet edüp ol mahlûklara su vermek içün zemîni hafr edüp ol kazdığı yerden bir âb-ı hayvân zâhir oldu kim hakkâ âb-ı 32b hayvân olup cümle hayvânât andan def‘-i atşân edüp ba‘dehu Şem‘ûn Halîfe ol câ-yı ma‘hûdda bir ma‘bed-i muhtasar bir ibâdethâne edüp mürûr-ı eyyâmdan sonra Pozantin Kıral ol uyûn-ı câriye üzre mezkûr deyr-i kebîri binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 32a–32b ·
metinde göster ·
… u çerâgâh yerde âb-ı hayâtdan nişân bir uyûn kaynağı var. Cümle atları bu cây-ı
ferah-fezâda
çemenistâna bağlayup çadırlar ile konulmağa başlandı. Ve bin elli (---) Ramazân …
Menzil-i Kanlıbınar: Ferhâd başına külünk ile urup öldüğü mahaldir. Anınçün Kanlıbınar derler. Bir mesîregâh u çerâgâh yerde âb-ı hayâtdan nişân bir uyûn kaynağı var. Cümle atları bu cây-ı ferah-fezâda çemenistâna bağlayup çadırlar ile konulmağa başlandı. Ve bin elli (---) Ramazânı idi. Cânib-i erba‘a kurâlardan zahîreler gelüp bir gice cân sohbetleri oldu. Andan ale's-sabah yine cânib-i şimâle 7 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 282b ·
metinde göster ·
bir püşte üzre Şeddâdî seng-binâ çâr-kûşe ve ma‘mûr kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ ol k …
Evsâf-ı kal‘a-i Zârşed, intihâ-yı serhadd-i Serâmed: İrân-zemîn şâhları binâsıdır. Bunda hayli Acem zâr-ı şedîd çekerek dendân-ı tîğdan geçdikleriyçün bu kal‘aya Zârşed deyü nâm verirler. Hâlâ eyâlet-i Kars'da sancak beği tahtıdır. Mîr-i livâsının hâssı (---) akçedir. Timarı (---) ve ze‘âmeti (---) alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Hîn-i gazâda cümle bin iki yüz müsellah asker alır. Yüz elli akçe kazâdır. Müftî ve nakîbi yokdur. Dizdârı ve yüz elli neferâtı vardır. Kars kuluyla ma‘an vazîfe-i mu‘ayyenelerin alırlar. Kal‘ası bir sahrâ-yı ferah-fezâda bir püşte üzre Şeddâdî seng-binâ çâr-kûşe ve ma‘mûr kal‘a-i ra‘nâdır. Ammâ ol kadar büyük değildir. Dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Cümle enderûn [u] bîrûnunda hâk-i amber-i pâkli üç yüz hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325a ·
metinde göster ·
meks edüp cümle Erzurûm a‘yânından ol kadar at ve katır ve şütür ve koyun ve ku …
Evvelâ Revân Hânı tarafından üç bin baş kârbân gelüp ser-sevdâgerânları Şâh ortağı Yezdânbaş nâm başı alaca ve gönlü karaca bir kızılbaş idi. Anın cümle pârçe yükleri ve tenbelîdlerin çözüp kânûn-ı şer‘î deyü gümrüğün alup gümrük emîni Tatus nâm Ermeni feryâd idegördü. Cümle-i cümele dörd yüz kırk kîse gümrük alup şehirden kat‘-ı âlâka edüp alay-ı azîm ile Erzincân kapusundan taşra çıkup Bâzârbaşı Değirmânları nâm ferah-fezâda meks edüp cümle Erzurûm a‘yânından ol kadar at ve katır ve şütür ve koyun ve kuzu yemleri(?) hedâyâlar geldi kim cümle ağavâtlar dahi hedâyâlardan hissemend olup muğtenim oldular. Ve cânib-i erba‘adan günden güne ağavâtlar gelüp dâ’ire-i âzîm oldu. Kâmil Erzurûm hâricinde kâhîce kar, boran, kâhîce küşâde hevâ ile meks ederken Bağdâd Vâlisi Sâlih Paşa kethüdâsı İbrâhîm Paşa'nın katli haberiyle cümle yüz elli iç ağaları ve yetmiş aded kapucubaşıları ve yedi bayrak ve yedi yüz yiğit sarıcası ve üç bayrak sekbânı gelüp cümlesin alup "safâ geldiniz, hoş geldiniz" deyü cümleye müstevfâ ta‘yînâtların ihsân edüp mazlûm İbrâhîm Paşa içün hayli bükâ etdi. Ve ertesi gün der-i devlet tarafından Tokmak Haseki nâm bir ulak-ı kolak-ı solak yelerek gelüp bir emr-i şerîf getirüp "Sen ki, vezîrim Mehemmed Paşasın! Mukaddemâ selefin Süleymân Paşa, kızılbaş-ı bed-ma‘âşın ısyân [u] tuğyânın arz etmeğile seni eyâletin askeriyle Revân derneğine me’mûr etmişdim. Batîu'l-harekelik edüp gitmeğe tekâsül etmişsin. Gerekdir kim emr-i şerîfim vardıkda bir ân ve bir sâ’at durmayup ber-vech-i arpalık sana Kars eyâletin ihsân etdim. Elbette eyâletine gidüp ol serhadleri hıfz [u] hırâset üzre olup alâmet-i şerîfime i‘timâd idesin" 339a deyü emr-i şerîf kırâ’at olunup "Emir Pâdişâhımın" deyü harc-ı râh üç kîse guruş ihsân edüp Haseki Ağa'yı Âsitâne tarafına gönderüp "Her çi bâd-âbâd" deyüp Kars cânibine gitmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 338b–339a ·
metinde göster ·
… saba-i Çerkeş nâm mahalde Varvar Alî Paşa deryâ-misâl asker ile bir çemenzâr ve
ferah-fezâda
nehr-i (---) kenarında çıtâ-çıt tınâb tınâba hayme ve hargâhların kurup meks et …
Menzil-i kasaba-i Çerkeş nâm mahalde Varvar Alî Paşa deryâ-misâl asker ile bir çemenzâr ve ferah-fezâda nehr-i (---) kenarında çıtâ-çıt tınâb tınâba hayme ve hargâhların kurup meks etmişler, ammâ cümle bî-haberler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 364a ·
metinde göster ·
… ayre kenarında âb [u] hevâsı latîf bir cây-ı nazîf olmağıla ehl [u] iyâliyle bu
ferah-fezâda
yetmiş sene sâkin olup imâr eder. Bi-kavli müverrihîn ibtidâ imâreti İslâmbol k …
Lisân-ı Yunaniyân üzre Târîh-i Yanvan'da bu İznik kal‘asın ibtidâ binâ eden Sâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Ba‘de't-tûfân Musul kurbunda Cûdî cebelinde gemileri karâr bulup gemiden çıkan yetmiş nefer kimesne kendülere tavattun içün bir mekân-ı latîf arayarak Hazret-i Sâm seyâhat ederek bu İznik mahalline gelüp görür kim bir buhayre kenarında âb [u] hevâsı latîf bir cây-ı nazîf olmağıla ehl [u] iyâliyle bu ferah-fezâda yetmiş sene sâkin olup imâr eder. Bi-kavli müverrihîn ibtidâ imâreti İslâmbol kal‘ası yerin Hazret-i Süleymân kasr binâ etmezden bin yedi yüz yıl makdem imâr olmuş şehr-i kadîmdir. Ba‘dehû İslâmbol'a bânîsi bânî olan Yanko b. Madyan'ın duhter-i ferhunde-ahteri olan İznike nâm krale-i muhtâre Sâm binâsı üzre müceddeden bir sûr-ı hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn inşâ etmişdir kim hâlâ cemî‘-i seyyâhân-ı berr [u] bihâr lisânında ve cemî‘i müverrihân-ı Rûm kütüb-i mu‘teberelerinde husûsan Tevârîh-i Yanvan'da kal‘a-i Çîn-i Rûm-ı atîk şehr-i İznik deyü tevârîhlerde mevsûfdur. Ba‘dehû nice mülûkden mülûke değüp âhir İslâmbol Tekürü Pozatin oğlu Ali nam kralın destinde iken dest-i kahr ile sene 731 târîh ile Orhân Gâzî muhâsara edüp yedi ay döğdükten sonra küffârın beş yüz pâre gemileriyle Gemlik nâm iskeleden imdâda gelüp guzât-ı müslimîni zeyl-i hisârdan kaldırmak içün gelüp asker-i İslâm bu hâli görüp imdâda gelen küffâra bir satûr-ı Orhânî urup sâhil-i buhayrede cümle dendân-ı tîğ-i âteş-tâbdan geçüp niçe bini gark-âb-ı buhayre olup yine kal‘ayı muhâsaraya şurû‘ edüp derûn-ı kal‘adan küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr bu hâli görüp cânları halâs olmadan me’yûs olup kırk gün dahi ceng-i azîm edüp âhir kal‘anın rahnedâr olan yerlerinden guzât-ı müslimîn ankebût-vâr zirve-i hisâr-ı üstüvâra urûc edüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup derûn-ı kal‘ada küffârı cümle dendân-ı tîğdan geçirüp feth olduğuçün hâlâ Orhân Gâzî câmi‘inde hatîb minbere kılıç ile urûc eder. Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâsında ibtidâ ceng-i azîmin biri dahi budur. Ba‘dehû Gâzî Hudâvendigâr tahrîri üzre Bursa sancağı hâkinde (---) tarafından hâkimlidir ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır ve cümle (---) nâhiye kurâlardır. Bu kurâlardan senevî kadısına cümle yedi kîse-i Çînî hâsıl olur. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ-yı sulehâsı ve meşâyih-i kirâmı ve halîm ü selîm ve sâhib-i sülûk sâhib-i vera‘ müttakî âdemleri vardır ve şehr nâ’ibi ve kapan muhtesibi vardır ammâ iç il olmağıla kal‘asının dizdârı ve neferâtları yokdur ammâ Celâlî ve Cemâlî havfından birkaç kulleleri ma‘mûr ve bâbları mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a ·
metinde göster ·
… dânlarında Filibe şehrinin fârisü'l-hayl olan cündî ve silâhşör ve sipâhları ol
ferah-fezâda
arz-ı silâhşörlük ederler.
Mesîregâh-ı Filibe : Evvelâ cisrin karşu tarafındaki kasabada Âl-i Osmân pâdişâhının bin katar deve alır ahûrları vardır. Her biri beşer yüz adım tûllu ıstabl-ı anterlerdir. İçinde müte‘addid sârbânhâneleri ve matbahları ve hammâmları vardır. Ol tarafda azîm cirit meydânlarında Filibe şehrinin fârisü'l-hayl olan cündî ve silâhşör ve sipâhları ol ferah-fezâda arz-ı silâhşörlük ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 135b ·
metinde göster ·
… lup bu mahalde Van deryâsına mahlût olur âb-ı zülâl bir çay-ı helâldir. Paşa bu
ferahfezâda
serâperdesiyle meks edüp Van şehrinin cemî‘i a‘yân u eşrâfları bu mahalde paşa …
Menzil-i Çaybaşı: Bir çemenzâr sahrâda vâki‘ olmuş çaydan ba‘îd yüz hâneli ma‘mûr karyesi vardır. Mezkûr çay Çomaklı dağından ve Van'ın cânib-i şarkîsinde bir top menzili ba‘îd olan Akkirpi dağlarından cem‘ olup bu mahalde Van deryâsına mahlût olur âb-ı zülâl bir çay-ı helâldir. Paşa bu ferahfezâda serâperdesiyle meks edüp Van şehrinin cemî‘i a‘yân u eşrâfları bu mahalde paşa ile müşerref olup ol kadar zî-kıymet hedâyâlar ve atlar ve zırh-ı zirih-külâh ve gayrı elvân elvân pîşkeş-i firâvânlar getirdiler kim ta‘bîr ü tavsîfi bir veci ile mümkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246b ·
metinde göster ·
olup gûsfend ve câmûs ve mahtı çok olmağile hâkim Bözürcümihr binâ edüp bu şehr …
İbtidâ bânîsi Bözürcümihr'dir. Bir mahsûldâr ferah-fezâda olup gûsfend ve câmûs ve mahtı çok olmağile hâkim Bözürcümihr binâ edüp bu şehre Dilmast nâm kodu. Ya‘nî gönül yoğurdu şehri demek ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
bir hân-ı azîmdir ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Bu dahi Derne livâsı hâkinde ş …
Menzil-i Hânkâh-ı sağîr: Bir vâsi‘ ferahfezâda bir hân-ı azîmdir ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Bu dahi Derne livâsı hâkinde şâhrâh üzre mihmânhâne-i sağîrdir. Yemîn [ü] yesârında beş yüz hâneli ma‘mûr câmi‘li ve hammâmlı ve bâğ u bâğçeli kendi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328b ·
metinde göster ·
… bâdın cânib-i şarkîsinde iki menzil nehr-i Diyâle'nin karşu tarafında ba‘îd bir
ferahfezâda
rûy-ı arzı zeyn etmiş bir hıyâbân-ı kûyâh gül-i gülistân ve nahlistânlı şehr-i …
Be-kavl-i müverrihân ibtidâ bânîsi Enûşirvân kızı Bânû-yı Cihân inşâ etmeğile Şehr-i Bânû derler. Mürûr-ı eyyâm ile elsine-i nâsda tahfîf-i kelâm edüp Şehribân dediler. Ammâ hakkâ ki hâk-i Irâk-ı medâyin-i Kûfe ve Arab u Acem'in Şâm ve Dârü's-selâm gibi bâğ-ı İremdir. Hâlâ Bağdâd-ı behişt-âbâdın cânib-i şarkîsinde iki menzil nehr-i Diyâle'nin karşu tarafında ba‘îd bir ferahfezâda rûy-ı arzı zeyn etmiş bir hıyâbân-ı kûyâh gül-i gülistân ve nahlistânlı şehr-i şîrîndir kim cemî‘i selâtîn-i selefin hasretü'l-mülûki bir şehr-i merâmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 330b ·
metinde göster ·
… hiyedir. Hatta Murâd Hân vezîri Hüsrev Paşa asker-i deryâ-misâl ile bu sahrâ-yı
ferah-fezâda
kırk gün meks edüp niçe kerre yüz bin aded devâbâtlarıyla yeyüp içdiler ve konu …
Sitâyiş-i nâhiye-i Belkas,-ıvâdî-i Hâssu'l-hâs: Vilâyet-i Şehrezûl'un âb-ı rûyı olan bir nâhiye-i Belkas'dır kim gâyetü'l-gâye ma‘mûr u âbâdân kurâ vü kasabâtlar ile müzeyyen ve kılâ‘-ı sağîreler ile etrâf-ı cibâli ârâste olmuş bir imâristân-ı nâhiyedir. Hatta Murâd Hân vezîri Hüsrev Paşa asker-i deryâ-misâl ile bu sahrâ-yı ferah-fezâda kırk gün meks edüp niçe kerre yüz bin aded devâbâtlarıyla yeyüp içdiler ve konup göçdüler. Me’kûlât u meşrûbâtından mâ‘adâ nebâtât ve tırfîl-i giyâhâtından bir orakdas eksilmemişdir. Tâ bu mertebe halfe ve alefzârlı vü hubâbât [u] nebâtâtlı ve âb-ı hayâtları tatlı nâhiye-i mahsûldârdır, Hudâ imâr ide. Andan cânib-i kıbleye 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371a ·
metinde göster ·
Sene 921 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Mısır fethinde iken bu kal‘ayı Koca Zirin müceddeden binâ etdi. Zemîni bir vâsi‘ sahrâ-yı ferah-fezâda şekl-i müseddes şeddadî rıhtım dolma binâdır. Handakı çâh-ı azîmdir. Cümle sedd-i İskender-vâr yedi aded tabyasından Zirinoğlu'na bin pâre şâdumânî topları atup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cemî‘i rûy-ı dîvârları kırmızı prankona çukalar ile zeyn etdiler. Ve cemî‘i tabyalar üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup seren uçları onar bin guruş değer filandıralar asup kal‘ayı gûnâ-gûn peykerler ile zeyn edüp cemî‘i kilise çanlıklarında nâkûslar sadâsı cihâna velvele verdi. Ve bana cemî‘i kâfir askeri istikbâle çıkanlar yüzü koyunu yatup gûyâ secde ederlerdi. Ve tarîk-i âmlar üzre altun ve gümüş micmerelerde ûd ve amber ve kara günlük yakup râyiha-i tayyibelerden benî Âdem'in demâğı mu‘attar olup hersek ban kal‘a içre sarâyına girüp dahil oldukda bizi de bir sarâya kondurup andan şehir a‘yânının ziyâfetine vardım. Hersek'e bir ziyâfet ve bir nukul meze ve şarâb bir âfet olmuşdur kim ayağı düz, elleri ayakları düz kefereler kalmadı, zîrâ Ligradçık'ın bâğı ve bâğçe ve ığrâfı(?) çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
bâğlı ve bâğçeli ve cânib-i erba‘ası metîn kulleler ile ve ma‘mûr u mahsûldârlı …
Hakîr Dobra-Venediklinin da‘v[â] etdikleri koyun ahvâlinin Novalıdan arz [u] mahzarların paşaya verüp kırâ’at etdikde, "Mel‘ûnlar (...) da‘vâ etdiklerine şübhe yokdur" deyü buyurup yine şeb [ü] rûz cân sohbetleri ederdik. Ammâ mezkûr Bileyke nâhiyesi sahrâ-yı ferah-fezâda bâğlı ve bâğçeli ve cânib-i erba‘ası metîn kulleler ile ve ma‘mûr u mahsûldârlı kurâlar ile tezyîn olmuş bir âbâdân-ı deşt-i İremdir, ammâ ba‘zı kurâlarını Kotur kâfirleri berbâd etmiş, zîrâ bu nâhiyenin cânib-i kıblesinde kâfirin Kotur kal‘ası beş sâ‘atlik yerdir. Her bâr küffâr gelüp nehb ü gâret edüp mahsûlâtların alır. Hattâ hakîr Sührâb Mehemmed Paşa ile bu cây-ı müferrihde otururken hemân Risna kal‘asında Kör Yûsuf Beğ'den ve a‘yân-ı vilâyetden feryâdcılar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156b ·
metinde göster ·
Ve ol yaylada herkesin mülkü ve emlâki ve bâğ u bâğçesi vardır. Ol câ-yı
ferah-fezâda
zevk u safâlar edüp mahbûb ü mahbûbesi kesb-i tarâvet hâsıl ederler. Ancak Adan …
Ve ol yaylada herkesin mülkü ve emlâki ve bâğ u bâğçesi vardır. Ol câ-yı ferah-fezâda zevk u safâlar edüp mahbûb ü mahbûbesi kesb-i tarâvet hâsıl ederler. Ancak Adana'da paşa ve mollâ ve garîb ü gurebâ ve ehl-i tüccâr ve âyende vü revendegân kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156a ·
metinde göster ·
… nmuşdur. Ve şehri Nîl'in şarkından ve garbından ikişer sâ‘at ba‘îd bir sahrâ-yı
ferah-fezâda
vâki‘ olmuşdur. Bi-kavli müfessirîn diyâr-ı Mısır'da medîne-i kudemâ bu şehr-i …
Lafz-ı Menûf lisân-ı Kıbtîde otuz adedine derler. Tûfân-ı Nûh'dan sonra binâ olunan şehirlerin biri Musul kurbunda cebel-i Cûdî dâmeninde Y 282a karye-i Cûde, andan Arz-ı Hâsân'da Arîş ve şehr-i Bilbeys, ba‘dehu bu şehr-i atîk Menûf binâ olunmuşdur. Ve şehri Nîl'in şarkından ve garbından ikişer sâ‘at ba‘îd bir sahrâ-yı ferah-fezâda vâki‘ olmuşdur. Bi-kavli müfessirîn diyâr-ı Mısır'da medîne-i kudemâ bu şehr-i Menûf'dur kim cümle müfessirîn âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y281b–Y282a ·
metinde göster ·
… arâsı Hind ü Yemen'den, Habeş ve Acem [ü] Aden'den âdem deryâsı gelüp bu vâdî-i
ferah-fezâda
şâd [u] ferahnâk olmağiçün hayme ve hargâhları ve bâr [u] büngâhları eyle meks …
Ba‘dehu günden güne niçe kerre yüz bin âdem fukarâsı Hind ü Yemen'den, Habeş ve Acem [ü] Aden'den âdem deryâsı gelüp bu vâdî-i ferah-fezâda şâd [u] ferahnâk olmağiçün hayme ve hargâhları ve bâr [u] büngâhları eyle meks eder kim tınâb tınâba çatılup bu hâmûn hayme ve sancak ve bayraklar ile lâlezâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289a ·
metinde göster ·