… nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup bed-nâm oldun. Şimden gerü şu başımı kesüp avretinin
fercine
sok" deyü hayli zebân-dırâzlık edüp eydür: "Ben etdim, buldum. Sen de gör niçe …
Evvelâ ba‘de'z-zuhr sehl ceng [ü] cidâl Çerkeş sahrâsında sehl 365b aralanup Çerkeş Kadısı Nesîmî Efendi ve niçe a‘yân-ı şehr ile atlanup İpşir Paşa'ya gazânız mübârek ola, demeğe azîmet ederken niçe bin na‘şe-i ümmet-i Muhammed'in kellesi galtân ve mecrûh-ı sînân ve tu‘me-i şimşîr-i dendân olup rimâl-i türâb üzre pâymâl olan ibâdullahın la‘l-gûn hûnu sahrâ-yı Çerkeş'i lâle-zâr iken la‘l-gûn etmiş. Kimi mecrûh, âh [u] enîn eder, kimi feryâd [u] nâlân edüp sürünerek gider. Bu hâl-i pür-melâli görüp hakîr bükâ ederek Varvar Alî Paşa'nın otâğ-ı menhusuna varup dâhil oldukda atdan nüzûl edüp ibtidâ hakîr seke seke İpşir Paşa huzûruna varup zemîn-bûs eder şekli iltiyâm edüp şehr kadısı ve gayrılar dahi "Gazânız kutlu ola" dediklerinde cümlemize hıtâben, oturun deyüp hakîre eydür "Sen bu dâ’irede nişlersin Evliyâ" dedi. "Sultânım! Mehemmed Paşa karındaşınızdan Alî Paşa pederinize mektûblar getirdim" dedim. "İşte senin paşan bu fakîr Alî Paşa'yı başdan çıkarup celâlî edüp kendi darıya çıkup gen yakadan temâşâcı oldu. İnşâallahu'r-rahmân yakında anın dahi Varvar gibi hakkından gelinir" dedikde hakîrin derûnunda niçe ilzâm edecek kelimâtlar var idi. Ammâ "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" hadîsiyle amel edüp summun bükmün olup âsûde-hâl durdum. "Tiz Köprülü Mehemmed Paşa peder-i azîzim ve Kara Sefer Paşa birâderim zencirden çıkarup huzûruma getirin" dedikde ân-ı vâhidde ikisin dahi huzûr-ı İpşir'e hâzır edüp İpşir ağaya kalkup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ak sakalın bûs edüp bir kat libâs-ı fâhire ile bir semmûr kürk giydürip üst yanına alup el ele verüp müşâvere ederek, eyle olur baba, deyü Sefer Paşa'ya dahi hem-çünân bir kat esbâb ile mülebbes edüp öbürleri zincirde dursunlar, dedikde Köprülü eydür: "Sultânım! Anlar bizim ile bozulup esîr olmuşlardı" deyince "Siz anlara karışman" deyüp "Tiz Varvar babanız dahi getirin. Mehemmed Paşa babamızla mürâfa‘a-i şer‘ olsınlar" deyüp ol ân Varvar Alî Paşa'yı yine semmûr kürküyle İpşir huzûruna getirüp cümle huzzâr-ı meclis ve İpşir Paşa ve Köprülü Paşa ayak üzre kalkup ta‘zîm edüp zahmdâr olmağıla Varvar'ı otâğının ke'l-evvel yerinde karâr etdirdiklerinde "Şükür Yâ Rabbî! Bu hâle" deyüp hâmûş oldu. Ammâ güyâ meyyit-i müteharrik idi. Zîrâ hışt zahmı kendüyü almış idi. Hemân Köprülü ve Kara Sefer Paşa "Niçesin Koca Varvar Alî Paşa! Bu fenâ dârı gurûruna dayanup bizi giriftâr-ı bend-i hicrân eyledin. "Men dakka dukka" cihânı idüğün bilmedin mi? Kanı bu kadar mâl [u] mâ-melekim, kanı bu kadar kul [ve] karavaşlarım. Bizi Kurşumlu'da bozup kırıp tûğlarının önünde bizi yalın ayak ve başı kabak piyâde aç ve susız yürütdün. Kanı ırz-ı vezâret, kanı ırz-ı Âl-i Osmân, kanı zâlim bu kadar mâlım" deyince hemân Varvar eydür: "İşte İpşir oğlum, sizin üçünüzün mâlına ve benim mâlıma tama‘ edüp üç bin kiselik dörd vezîr mâlı bu İpşir oğlumdadır. Bundan taleb eylen" deyince hemân İpşir şetm-i galîz ile eydür: "Bre ak sakalı şimdi kızıl kanda boyanacak, ben senin neni aldım" deyince hemân Varvar-ı bî-âr gayret-i hamiyyete gelüp şütûm-ı gûnâ-gûn ile İpşir'e hitâb edüp eydür: "Bak a hayınlık ile Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa'dan berü bağrı pişmiş niçe bin kerre oğlanlığa düşmüş, ben senin ehlini hâtırın içün zinâ etdirmeği kabûl etmeyüp senin ırz [u] gayretin içün Sivas'dan azli kabûl edüp ehlini Allah emâneti Tokat kal‘asına koyup bu kadar sekbân [ve] sarıca ile muhâfaza etdirüp ehlini günden ve gölgeden sakındım ve nâmım, pâdişâha âsî oldu deyü şâyi‘ oldu. Hâşâ ki âsî olaydım. Şeri‘âte itâ‘at edüp zinâ etdirmeğe rızâ vermediğim ecilden bu Köprülü ve Kara Sefer ve Hüseyin Paşa nâm bed-baht habîsler üstüme gelüp "Sen niçün İpşir'in avretin pâdişâha zinâ etdirmeğe vermedin" deyü başıma üşdüler. Bir bî-günâh olduğumdan ve şerî‘âte itâ‘at etdiğimden Cenâb-ı Bârî bana mu‘în ve zahîr u yârî olup bunları münhedim edüp mansûr u muzaffer olup bunları zincîre dizdim. Sana i‘tikâd edüp oğlum İpşir'dir deyü i‘timâd etdim. Yohsa ben seni bu Köprülü ve Kör Hüseyin Paşa'dan bed-ter ederdim. Hay hay gidi Defterdâroğlu Mehemmed Paşa hakkâ ki âkıl vezîr-i sâhib-tedbîr imiş. Sakın İpşir dediğin oğlundan! Babakdır, andan gaflet üzre olma, deyü mektûblar gönderirdi. Aslâ vücûd vermeyüp senden geçmezdim. Ben bana düşeni etdim. Adüvlerimden merd-i meydânlık ile intikâm aldım. Sen babaklık nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup bed-nâm oldun. Şimden gerü şu başımı kesüp avretinin fercine sok" deyü hayli zebân-dırâzlık edüp eydür: "Ben etdim, buldum. Sen de gör niçe bulursun. Bu kevn-i keç-revin hükmü budur" deyü hâmûş-bâş oldu. Ammâ zahm kendüyü alup bî-tâb u bî-mecâl etdi. Bu mahalde Köprülü Mehemmed Paşa 366a eydür: "Mezâ mâ-mezâ, olan oldu ve giden gitdi. Biz pâdişâh emriyle münhedim olup mâldan hizmetkâr başlarından ayrıldık. Sen dahi başın havfine düşüp böyle giriftâr olduk. Gün ahşamlıdır, gelin helâllaşalım" deyüp cümlesi Varvar'dan ve Varvar anlardan helâllık dileyüp birbirleriyle öpüşüp görüşüp barışup ağlaşdılar ve dünyâ ve âhiret hakkın helâl edüp Köprülü ve Kara Sefer Paşa çadırlarına gidüp İpşir ile Varvar otakda kalup İpşir eydür: "Zincirde haps olan Hüseyin Paşa'yı ve Amâsiyyeli Hacı Efendi oğlunu getirin" dedikde der-akab Kör Hüseyin Paşa'yı ve Hacı Efendi oğlun zebânîler zincir ile keşân-ber-keşân getirüp Hüseyin Paşa gelince yer öpüp Varvar'a "Bre zâlim! Beni niçün bu kadar zamân Köprülü karındaşım ile haps etdin" dedikde İpşir eydür: "Bre mel‘ûn! Mukaddemâ bu âdemi âsî etdin, ba‘dehû sana emirler gelüp Köprülü'yle Varvar üzerine gelüp bozuldun. Varvar'ın ibtidâ ısyânına sen ve bu Hacıoğlu sebep olmuşdur. Eyle değil mi baba" deyü İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'dan su‘âl etdikde Varvar Paşa aslâ cevâb vermeyüp "tiz cellâd" deyü otakda Varvar'ın gözü önünde Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendi oğlunun kelleleri kesilüp galtân olunca Varvar eydür: "Bre zâlim! Anların cürmü nedir? Benim üzerime emr-i pâdişâhîyle geldiler, bozdum ve bu kadar mâlların aldım ve zincire urdum. Şimdi benim zincirimden Köprülü gibi halâs edecek iken ol derd-mendlerin kellelerin kesdin. Huzûr-ı Hak'da ne cevâb verirsin" dedikde İpşir eydür: "Şimdi sen de görürsün, tiz cellâd" dedikde cellâd-ı bî-amân gelüp âhir netice-i kelâm Varvar Alî Paşa, İpşir'i "Yâr-ı gam-hârım ve uğuruna baş verir gam-küsârum" deyü i‘timâd [ve] i‘tikâd ederken Alî Paşa'nın esb-i fikreti leng ü fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniyle fakîr Varvar cellâd-ı bî-dâd imdâd etmeyüp ma‘nûken şehid edüp kellesin teninden cüdâ edüp kellesinin postu ve Hüseyin Paşa kellesi ve Hacıoğlu kellesi yüzülüp pembeler ile dolup her birin birer kutulara koyup ol mahalde Çerkeş Kadısı bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa arzıyla kelleleri Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikleri sene (---) mâh-ı (---) sinde idi. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a–366a ·
metinde göster ·
… up Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [ü] müşevveş-ahvâl iken Eflâk ve Boğdan kralları
ferce
bulup nehr-i Tuna'nın beri cânibinde ne kadar kılâ‘-ı metîneler ve hısn-ı hasîn …
Ta‘rîf-i iskele-i azîm ve bender-i kadîm kal‘a-i Uruscuk: İbtidâ bânîsi Hazret-i Ömer ibn Abdülaziz hilâfetinde ümmet-i Muhammed Şâm'dan birkaç kerre İslâmbol üzre hurûc edüp Kostantiniyye'yi muhâsara etdiklerine ılgar ile niçe bin mücâhidîn bu semtlerden mâl-ı ganâyimler aldıkları sene Nigebolu Eflâk krallarından Uruscuk nâm bir kral-ı bed-nâm bu kal‘ayı binâ edüp Dobruca kralı üzre teğâllübe kasd etmişdi. Âhir-i kâr bu kal‘a altında vakt-i şitâda Ruscuk kralı buz üzre ayş [u] nûş ederken buz kırılıp cümle tevâbi‘ [u] levâhıkıyla gark olup nûşı hamr iken nehr-i Tuna olup ıyşi nîş oldu. Bu kral-ı dâllin ahvâlin Yanvan Târîhi'nde hûb yazmışdır. Ba‘dehû bu Ruscuk kal‘asına Dobruca kral istîlâ etmişdir. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethidir. Bâ ceng-i azîm içinde olan Eflâk küffârı kayıklarla Tuna üzre karşı cânibe firâr ederlerken cümlesi gark-ı âb oldular. Ba‘dehû Yıldırım Hân ile Timur hâdisesi zuhûr edüp Yıldırım Hân mahbûsen merhûm olup Devlet-i Âl-i Osmân muhtell [ü] müşevveş-ahvâl iken Eflâk ve Boğdan kralları ferce bulup nehr-i Tuna'nın beri cânibinde ne kadar kılâ‘-ı metîneler ve hısn-ı hasîneler var ise istîlâ etdiler. Ba‘dehû Çelebi Sultân Mehemmed Rûm'a müstakil pâdişâh olunca yer götürmez askerle gelüp bu Ruscuk kal‘asın feth edüp fâtih-i sânî oldu. Ve bu Ruscuk kal‘asında iki bin pâre kayık ve donanma ile karşu geçüp meks edüp tabur-ı azîmler hafr edüp sene (---) târîhinde Yergöğü kal‘asın binâ edüp cümle Eflağ [u] Boğdan'ın fitne vü fesâdcıları katl edüp bakıyyetü's-seyfin harâca kesüp yeniden kral nasb etdi. Ba‘dehû bu şehir Süleymân Hân tahrîri üzre Silisre eyâletinde Nigebolu sancağı hükmünde subaşılıkdır ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır. Ve nâhiyesi cümle (---) aded ma‘mûr kurâdır. Müftî ve nakîbi ve sipâh kethüdâyeri ve serdârı ve gümrük emîni ve muhtesibi ve şehir kethüdâsı ve bâcdârı ve kal‘a dizdârı ve (---) aded 112b kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112a–112b ·
metinde göster ·
… âhatdan bîdâr olup anı gördüm, acûze karı kapuyu açup ocakdan bir avuç kül alup
fercine
sürüp elinde kalan küle bir efsûn okuyup elindeki külden ocak başındaki uryân y …
Ol balkanda cümle huddâmlarımla bir kefere hânesine mihmân olup bir hücrede âteş kenarında safâ-yı hâtırla dururken anı gördüm, kapudan içeri bir acûze-i bed-likâ geysûların fetile fetile târumâr kılup gazab-âlûd içeri girüp bî-pervâ âteş başına oturup lehçe-i mahsûsuyla vâfir şütûm etdi. Hakîr eyle fehm etdim ki taşrada huddâmlar birez nâ-hemvar evzâ‘ [u] etvâr teklîf-i mâlâ yutâk etmiş olalar. Hüddâmlara tenbîh etdikde hâşâ bir şeyden haberimiz yokdur, dediler. Ba‘dehû bu acûzenin yanına yedi aded sıbyân, gulâm, bintân-ı nâresîdeler gelüp acûzenin cânib-i erba‘asına cem‘ olup çağıl çuğul Bulkarca söyleşüp âteş başın ihâta etdiler. Hakîre aslâ bir yer komadılar. Garîb temâşâdır deyü gen yakadan seyr ederdim. Âhir nısfu'l-leyl oldukda anı gördüm, bir hareket eder şeklinde bir ayak savaşı oldu. Hemân hakîr hâb-ı râhatdan bîdâr olup anı gördüm, acûze karı kapuyu açup ocakdan bir avuç kül alup fercine sürüp elinde kalan küle bir efsûn okuyup elindeki külden ocak başındaki uryân yatan yedi aded oğlan ve kızların üzerlerine ol külü saçup anı gördüm, yedisi de birer iri piliçler olup civ civ demeğe başladılar. Hemân elindeki bâkî kala[n] külden kendünün başına saçınca ol ân kendüsü de bir büyük kuluçka tavuk olup gurk gurk diyerek kapudan taşra çıkup ardı sıra yedi aded piliç evlâdları civ civ diyerek aşra çıkınca ol ân "Bre oğlan!" deyü cân havliyle feryât edip gulâmlarım 130b hâbdan bîdâr olup geldiler. Gördüler kim burnumdan kan boşanmış. Bre bu ne hâldir, taşra çıkın, görün bu ne kütürdü oluyor dedikde taşra çıkdılar, gördüler kim atlar arasında mezkûr câzû tavuk piliçler gezdiğinden atlar boşanıp birbirlerin helâk ediyorlar. Hâlâ ki atlar tavukdan ve hınzırdan hazz edüp atlara sıraca ve kızılkurd marazı girmez. Anınçün na‘lbend dükkânı tavuksuz ve değirmânları hınzırsız ve ekâbir hâneleri Yahûdîsiz olmaz. Bu kerre atlar birbirlerin helâk ederken gökden re‘âyâ kefereleri bu kârdan âgâh olup atları kayd-bend etdiler. Cadu tavuklar bir cânibe gitdiler. Gulâmımın manzûru olduğu üzre, anın naklidir, Ânî gördüm, der, bir kefere hemân zekerin çıkarup tavukların üzerine sepe sepe işedikde anı gördüm, sekiz aded tavuklar benî Âdem olup yine ol acûze fertûte oldukda ol teşelşül eden kâfir acûze avreti ve gulâmları döğe döğe bir cânibe götürdü. Ardı sıra nazar etdik. Meğer ol hâne kiliseleriymiş, avreti papasa verüp papas avreti okıyarak afaroz-ı mandolos eyledi" deyü gulâmlarım yemin etdiler. Ve Antâbî Mü’ezzin Mehemmed Efendi huddâmları ve mataracıbaşı huddâmları gördü tavuklar âdem olduğun, deyü şâhid duyurdular. Ol gice sabâha dek havfimden mi yâhûd kan hareketinden mi burnumun kanı cereyân etmeden kesilmedi. Tâ vakt-i sabâh olup demden halâs oldum. Ba‘dehû mü’ezzin huddâmlarına ve Mataracı Mehemmed Ağa huddâmlarından su’âl etdim: "Vallahi ahşam tavukların üstüne ol kefere işeyince tavuklar âdem oldu. İsterseniz işeyen kefereyi getirelim" dediler. Cânım getirin, dedim. Ol ân kefere hande ederek gelüp eydür: "Sultânım, ol karı başka soydur. Kış giceleri yılda bir kerre eyle kara koncoloz olurdu. Ammâ bu yıl tavuk oldu. Kimseye zararı yokdur" deyüp gitdi. İşte bu hakîr-i pür-taksîr mezkûr Çalıkkavak'da böyle bir temâşâya düş gelüp aklım başımdan gideyazdı. Allahümme âfinâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 130a–130b ·
metinde göster ·
… im merdûd İblîs'in kendi vücûdunun sağ uyluğunda zekeri vardır ve sol uyluğunda
ferci
vardır. Kaçan bir âdem bir âdeme söğse hemân İblîs ol ân ol âdemin şetmi içün s …
Ve avreti timsâh gibi yumurtlar. Yumurtaları mezbele içinde yetmiş gün kalup kırkar ellişer yumurtadan birer birer ecinne peydâ olur ammâ kendü sûretinde olmaz demişler, kanatsız ve tırnaksız burnunun orta direği yok, erkekli ve dişili, hurde hurde veled-i nâ-pâkleri hâsıl olur demişler. Ammâ diğer hulviyyât-ı haber-i sahîh niçe müfessirîn ü muhaddisîn ve Hâkim Ebû Alî Sînâ ve bürâderi, Ebü'l-Hâris da‘vet sâhibleri olmağile ecinne ve şeyâtînin ahvâllerine vâkıf olup eyle nakl ederler kim merdûd İblîs'in kendi vücûdunun sağ uyluğunda zekeri vardır ve sol uyluğunda ferci vardır. Kaçan bir âdem bir âdeme söğse hemân İblîs ol ân ol âdemin şetmi içün sağ uyluğundaki zekerin sol uyluğundaki ferciyle İblîs cimâ‘ edüp hemân kendüye benzer bir evlâd yetmiş günde yumurtasız hâsıl olup o söğen âdeme vesvese hizmetin eder. Zîrâ ol âdemin şetm-i galîzi sebebiyle vücûda gelüp yine kendüye hizmet eder. Allahümme âfinâ söğmemek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
… hemân İblîs ol ân ol âdemin şetmi içün sağ uyluğundaki zekerin sol uyluğundaki
ferciyle
İblîs cimâ‘ edüp hemân kendüye benzer bir evlâd yetmiş günde yumurtasız hâsıl o …
Ve avreti timsâh gibi yumurtlar. Yumurtaları mezbele içinde yetmiş gün kalup kırkar ellişer yumurtadan birer birer ecinne peydâ olur ammâ kendü sûretinde olmaz demişler, kanatsız ve tırnaksız burnunun orta direği yok, erkekli ve dişili, hurde hurde veled-i nâ-pâkleri hâsıl olur demişler. Ammâ diğer hulviyyât-ı haber-i sahîh niçe müfessirîn ü muhaddisîn ve Hâkim Ebû Alî Sînâ ve bürâderi, Ebü'l-Hâris da‘vet sâhibleri olmağile ecinne ve şeyâtînin ahvâllerine vâkıf olup eyle nakl ederler kim merdûd İblîs'in kendi vücûdunun sağ uyluğunda zekeri vardır ve sol uyluğunda ferci vardır. Kaçan bir âdem bir âdeme söğse hemân İblîs ol ân ol âdemin şetmi içün sağ uyluğundaki zekerin sol uyluğundaki ferciyle İblîs cimâ‘ edüp hemân kendüye benzer bir evlâd yetmiş günde yumurtasız hâsıl olup o söğen âdeme vesvese hizmetin eder. Zîrâ ol âdemin şetm-i galîzi sebebiyle vücûda gelüp yine kendüye hizmet eder. Allahümme âfinâ söğmemek gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
elin sokup bir parça yaş deri ve ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup …
Bir ebe "Dahi vardır" deyü ol dahi fercden elin sokup bir parça yaş deri ve ciğer ve şirden gibi gûnâ-gûn eşyâlar çıkarup âhir Sultân vaz‘-ı hamlin dördüncü günü Kaya Sultân şehîde olduğu ân hemân âdemler yanımızda olan sarâylarda hâzır imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 77b ·
metinde göster ·
… aşında âdem mahbûb-ı cüvân olur. Anıniçün Kaşa şehrinin Macar karıları bu sudan
ferc-i
kabîhaları etrâfına türâb ile çamurlu suyu sürüp cümle kılları dökülüp pâk ve b …
Der-beyân-ı ibret-nümâ-yı hikmet-i Hudâ: Anı gördüm bir çâh-ı mâ-yi acîbe kenârında gâzîler kuyudan su çeküp demir üzre dökerler. Der-ân hemân ol demir bakır olur. Hakîrin dahi gulâmlarının heybelerinde birer kem at na‘lları var idi. Mezkûr kuyu suyundan at na‘lları üstlerine dökünce bi-emr-i Hayy-ı Kadîr at na‘lları kıpkırmızı nühâs-ı hâs oldu. Hattâ bu na‘lları düstûr-ı mükerremimiz Ali Paşa'ya getirüp seyr etdikte âlem-i hayretde kaldı. Aceb temâşâgâh kuyudur. Suyu bir âdemin eline dokunsa kapkara yakar. Ve benî Âdemin saçına sakalına bu su dokunsa ol âdemin geysû-yı rîş-i şevâribleri dökülüp seksen yaşında âdem mahbûb-ı cüvân olur. Anıniçün Kaşa şehrinin Macar karıları bu sudan ferc-i kabîhaları etrâfına türâb ile çamurlu suyu sürüp cümle kılları dökülüp pâk ve berrâk küsâm-ı fi‘l-i kâm olur. Zenâne tâ’ifesine hırızmadan a‘lâ bir sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 15b ·
metinde göster ·
… ân küffârın haçlı peykerlerin görünce ol ân anlar firâr edince küffâr-ı hîlekâr
ferce
bulup vakt-i neberdi ganîmet bilüp "Yajuj ve Yajuj" deyerek Tatar üzre bir yayl …
Hemân asâkir-i nusret-me’serlerimiz içinde olan Eflak [ve] Boğdan kefereleri bir tarafda karavula ta‘yîn olup âsûde-hâl dururken hemân küffârın haçlı peykerlerin görünce ol ân anlar firâr edince küffâr-ı hîlekâr ferce bulup vakt-i neberdi ganîmet bilüp "Yajuj ve Yajuj" deyerek Tatar üzre bir yaylım top u tüfeng atup hücûm etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 124b ·
metinde göster ·
… kedili ve gidili demekdir, ya‘nî laşkalı uğursuzlar ve pıçkalı, ya‘nî avretleri
fercli
fâhişe demek murâdlarıdır. Ammâ bu kasaba-i Çaçka halkı şehr-i Öziçeliye ulaşup …
Ammâ bu kasaba-i Çaçkalı içün kasaba-i Rodnikli ve kasaba-i Pojagacıklı ve şehr-i Öziçeli latîfe edüp "Çaçkalı ve maçkalı ve laşkalı ve pıçkalı" deyü ulaşup latîfe ederler. Boşnak latîfesidir, ammâ yine mezeden hâlî değildir, ya‘nî maçkalı, kedili ve gidili demekdir, ya‘nî laşkalı uğursuzlar ve pıçkalı, ya‘nî avretleri fercli fâhişe demek murâdlarıdır. Ammâ bu kasaba-i Çaçka halkı şehr-i Öziçeliye ulaşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ Budin'de Yanoş Kral mürd olunca bu Şikloş banı
ferce
bulup Beç kal‘ası çâsârı olan Ferdinand Krala tâbi‘ olup sâ’ir küffârın iğvâ ve …
Hikmet-i Hudâ Budin'de Yanoş Kral mürd olunca bu Şikloş banı ferce bulup Beç kal‘ası çâsârı olan Ferdinand Krala tâbi‘ olup sâ’ir küffârın iğvâ ve ilkâsıyla bu Şikloş kâfirleri Ösek ve Darda ve Sirem câniblerin nehb ü gârete başlayup âhirü'l-emr sene 950 târîhinde Süleymân Hân asâkir-i zafer-me’ser ile kal‘a-i Valpova'yı feth edüp atf-ı inânın kal‘a-i Şikloş'a edüp Ösek beği Murâd Beğ ve Mihaç beği Kâsım Beğ cümle askerleriyle salt [u] sebükbâr bu kal‘a-i Şikloş'ı muhâsara edüp ba‘dehu üçüncü gün pâdişâh-ı Süleymân-ı zamân vâdî-i Şikloş'a meks-i hıyâm etdükde germâ-germ yedi gün ceng-i azîmeler olup hamd-i Hudâ sene-i mezbûrun mâh-ı Rebî‘ulâhirindeki yevmü'l-erba‘ada aşağı kal‘a bi-avnillâh feth olup cümle küffâr yukaru kaya üzre iç kal‘aya kapanırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 171b ·
metinde göster ·
… avretleri donsuz gezdiklerinden rûzgâr-ı akîm fisdânların açup avret yeri olan
ferc-i
kabîhaları görünmesin içün cümle avretler ferrâce ve fisdânlarının eteklerine b …
Temâşâ-yı ibret-nümâ: Bu şehrin cümle Urûm avretleri donsuz gezdiklerinden rûzgâr-ı akîm fisdânların açup avret yeri olan ferc-i kabîhaları görünmesin içün cümle avretler ferrâce ve fisdânlarının eteklerine birkaç vukıyye kurşum pâreleri diküp avret yerleri açılmayup gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
… cümle kızlara saçıkıbrıs ile ve şâb ve mazı ile ve yarasa kuşu kanıyla kızların
ferclerine
mu‘âleceler edüp kızlara tenbîh ederler kim,
Bu hâl üzre Suda limanında firançile çöreği yeye yeye kendülere perhîz edüp ve cümle kızlara saçıkıbrıs ile ve şâb ve mazı ile ve yarasa kuşu kanıyla kızların ferclerine mu‘âleceler edüp kızlara tenbîh ederler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a ·
metinde göster ·
Kostantin tekûrüne demeyin" deyü tenbîh ü te’kîdler edüp Suda limanından salpa …
"Sakının ahvâl-i sergüzeşt [u] serencâm-ı fercinizi Kostantin tekûrüne demeyin" deyü tenbîh ü te’kîdler edüp Suda limanından salpa demir edüp rîh-ı muvâfık ile kat‘-ı menâzil edüp Kostantin'e gelüp Sarâyburnu nâm mahalde top u tüfeng şâdımânlarından sonra İşpanya kralının kızını Kostantin'e teslîm etdiklerinde bi'z-zarûrî tekûr elçisi ve İşpanya elçisi ve kapudanları cezîre-i Girid'e kızların fercinden ve kendülerinin götlerinden geçen mâcerâ-yı hâdisâtları mâ-vaka‘ı üzre Kostantin tekûre bir bir takrîr eylediklerinde tekür-i tekrûr gülmeden hayrân olup hemân ol ân İşpanya'dan gelen elçi ile âdemlerin ve kendinin elçisiyle âdemlerin cümle dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirüp yine ol ân cümle İşpanya kızların geceletmeyüp kral kızının eline bir nâme verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a ·
metinde göster ·
… -zarûrî tekûr elçisi ve İşpanya elçisi ve kapudanları cezîre-i Girid'e kızların
fercinden
ve kendülerinin götlerinden geçen mâcerâ-yı hâdisâtları mâ-vaka‘ı üzre Kostanti …
"Sakının ahvâl-i sergüzeşt [u] serencâm-ı fercinizi Kostantin tekûrüne demeyin" deyü tenbîh ü te’kîdler edüp Suda limanından salpa demir edüp rîh-ı muvâfık ile kat‘-ı menâzil edüp Kostantin'e gelüp Sarâyburnu nâm mahalde top u tüfeng şâdımânlarından sonra İşpanya kralının kızını Kostantin'e teslîm etdiklerinde bi'z-zarûrî tekûr elçisi ve İşpanya elçisi ve kapudanları cezîre-i Girid'e kızların fercinden ve kendülerinin götlerinden geçen mâcerâ-yı hâdisâtları mâ-vaka‘ı üzre Kostantin tekûre bir bir takrîr eylediklerinde tekür-i tekrûr gülmeden hayrân olup hemân ol ân İşpanya'dan gelen elçi ile âdemlerin ve kendinin elçisiyle âdemlerin cümle dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçirüp yine ol ân cümle İşpanya kızların geceletmeyüp kral kızının eline bir nâme verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a ·
metinde göster ·
Ammâ avretleri başlarına beyâz bezler örtüp Mora vilâyetinde Çakona keferesi avretleri gibi beyâz kâtib sarıklı kefere avretleri vardır, ammâ başka bir gûne saçların örüp başka bağ bağlarlar ve yine fisdânları elvân çukalardan ve gayri harîrlerden fisdânlar ederler, ammâ zengîne olan kefere avretler fisdânların gûna-gûn katîfelerden ederler. Lâkin koltukları altında ve önlerinde ve ardlarında hammâl semerleri gibi yumru fisdânları olup avretlerin kanbur şekilli gösterir, ammâ hîn-i cimâ‘da beli altında yumru fisdân durmak ile avretlerinin ferc-i kabîhaları yükseğe kalkup cimâ‘ etmeğe âsân olmak maslahatiyçün hukemâ-yı kudemâ eyle yumru fisdânlar te’lîf etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 326a ·
metinde göster ·
… sırtı üstünden döndürmeyince hâli üzre kalır ve kıç Q 218b ayaklarından aşağı
ferci
kalır. Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în timsâhın kıç ayakların kum ile örter ve kuyru …
Bu timsâh eşi ile cezîrelere çıkup cimâ‘ murâd edindikde dişisin arkası üzerine yatırup cimâ‘ ederken ba‘zı Arab tâ’ifesi belsovukluğu marazına mübtelâ olup anın def‘iyçün yâhûd nefs-i emmâresiyçün mezkûr herîf kendüyi rimâl ve çengelistân içinde pinhân edüp dahi timsâh cimâ‘ etmeden dişisi arkası üzre yatırken herîf kemîngâhdan zâhir olup bir na‘ra haykırınca timsâhın erkeği firâr edüp Y 162a kendüyi Nîl'e atup halâs olur. Lâkin dişisi arkası üzre kaskatı kalır, gûyâ kaplıbağa gibi kalır, aslâ harekete iktidârı olmaz. Zîrâ elleri kısacıkdır, mahâreti suda kuyruğuyla ve ağzıyladır. Tâ ki erkeği cimâ‘ edüp dişisin sırtı üstünden döndürmeyince hâli üzre kalır ve kıç Q 218b ayaklarından aşağı ferci kalır. Cimâ‘ murâd edinen melâ‘în timsâhın kıç ayakların kum ile örter ve kuyruğu üzre dahi hayli kum yığar, ba‘dehu havf [u] haşyetsiz fi‘il-i şenî‘a mübâşeret eder, ne‘ûzu billâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161b–Y162a ·
metinde göster ·
cevârî-i Habeşe ferci gibi beyâz hıtâyî fercdir, P 215b derler ve gerçekdir. …
Ve ferci cevârî-i Habeşe ferci gibi beyâz hıtâyî fercdir, P 215b derler ve gerçekdir. Circe hâkimi Özbek Beğ'e birin getirdiler, dişi idi, hemân tahrîr etdiğimiz gibi bir müdevver küsamı var idi. Ve bu timsâhın eyle münakkaş u müzeyyen zahrı var idi kim gûyâ hayvân-ı nakş-ı bûkalemûn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162a ·
metinde göster ·
gibi beyâz hıtâyî fercdir, P 215b derler ve gerçekdir. Circe hâkimi Özbek Beğ …
Ve ferci cevârî-i Habeşe ferci gibi beyâz hıtâyî fercdir, P 215b derler ve gerçekdir. Circe hâkimi Özbek Beğ'e birin getirdiler, dişi idi, hemân tahrîr etdiğimiz gibi bir müdevver küsamı var idi. Ve bu timsâhın eyle münakkaş u müzeyyen zahrı var idi kim gûyâ hayvân-ı nakş-ı bûkalemûn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162a ·
metinde göster ·
, P 215b derler ve gerçekdir. Circe hâkimi Özbek Beğ'e birin getirdiler, dişi …
Ve ferci cevârî-i Habeşe ferci gibi beyâz hıtâyî fercdir, P 215b derler ve gerçekdir. Circe hâkimi Özbek Beğ'e birin getirdiler, dişi idi, hemân tahrîr etdiğimiz gibi bir müdevver küsamı var idi. Ve bu timsâhın eyle münakkaş u müzeyyen zahrı var idi kim gûyâ hayvân-ı nakş-ı bûkalemûn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162a ·
metinde göster ·
… aşı ve gevdesi bir pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım gitdi. Ammâ ayakları ve
ferci
yine timsâh ferci idi. Meğer Künûz Urbânı şeyhinin kızı olduğu sâbit olup sihri …
"Hikmet-i Hudâ bir gün Nîl cezîrelerinden bir cezîreye vardım. Hemân benim timsâhım ardım sıra gelüp cezîreye çıkdı ve biraz gezüp yuvarlandı ve cân teslîm etdi. Anı gördüm, karanlık olup yine fî'l-hâl zulemât gidüp benim timsâhımın başı ve gevdesi bir pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım gitdi. Ammâ ayakları ve ferci yine timsâh ferci idi. Meğer Künûz Urbânı şeyhinin kızı olduğu sâbit olup sihrile timsâh olup bi-emri Hudâ hâlet-i nez‘de sihir bâtıl olup yine ke'l-evvel hilkati üzre rûh teslîm edüp cümle halk ile ol cezîrede defn etdik" deyü nakl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b ·
metinde göster ·
… pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım gitdi. Ammâ ayakları ve ferci yine timsâh
ferci
idi. Meğer Künûz Urbânı şeyhinin kızı olduğu sâbit olup sihrile timsâh olup bi- …
"Hikmet-i Hudâ bir gün Nîl cezîrelerinden bir cezîreye vardım. Hemân benim timsâhım ardım sıra gelüp cezîreye çıkdı ve biraz gezüp yuvarlandı ve cân teslîm etdi. Anı gördüm, karanlık olup yine fî'l-hâl zulemât gidüp benim timsâhımın başı ve gevdesi bir pençe-i âfitâb kız çehresi kim aklım gitdi. Ammâ ayakları ve ferci yine timsâh ferci idi. Meğer Künûz Urbânı şeyhinin kızı olduğu sâbit olup sihrile timsâh olup bi-emri Hudâ hâlet-i nez‘de sihir bâtıl olup yine ke'l-evvel hilkati üzre rûh teslîm edüp cümle halk ile ol cezîrede defn etdik" deyü nakl eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b ·
metinde göster ·
Hikmet-i sun‘-ı Girdigâr erkeğinin iki hâyası olur ve dişisinin iki
ferci
olur. Sağ yanındaki fercinden sâdır olan sakankûr olur, sol fercinden tulû‘ ede …
Hikmet-i sun‘-ı Girdigâr erkeğinin iki hâyası olur ve dişisinin iki ferci olur. Sağ yanındaki fercinden sâdır olan sakankûr olur, sol fercinden tulû‘ eden keler olur. Yahlukullâhu mâ yeşâu ve yehtâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163a ·
metinde göster ·
… ı Girdigâr erkeğinin iki hâyası olur ve dişisinin iki ferci olur. Sağ yanındaki
fercinden
sâdır olan sakankûr olur, sol fercinden tulû‘ eden keler olur. Yahlukullâhu mâ …
Hikmet-i sun‘-ı Girdigâr erkeğinin iki hâyası olur ve dişisinin iki ferci olur. Sağ yanındaki fercinden sâdır olan sakankûr olur, sol fercinden tulû‘ eden keler olur. Yahlukullâhu mâ yeşâu ve yehtâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163a ·
metinde göster ·
… dişisinin iki ferci olur. Sağ yanındaki fercinden sâdır olan sakankûr olur, sol
fercinden
tulû‘ eden keler olur. Yahlukullâhu mâ yeşâu ve yehtâr.
Hikmet-i sun‘-ı Girdigâr erkeğinin iki hâyası olur ve dişisinin iki ferci olur. Sağ yanındaki fercinden sâdır olan sakankûr olur, sol fercinden tulû‘ eden keler olur. Yahlukullâhu mâ yeşâu ve yehtâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y163a ·
metinde göster ·
nâ-şüküftedârı târmâr olup kabîh olduğu ecilden hâmile kalmadan ihtirâz etdüğin …
Yine Sebîl-i Allâm fezâsında bulunur boncuk-misâl bir alaca taşdır. Kankı hâtûn anı cimâ‘ mahallinde beline bağlasa hergiz hâmile kalmaya. Hattâ bu taş Mısır Bâbullûğunda olan fevâhişelerde çok bulunur. Hattâ bu hakîrin vâlidesi hakîri vaz‘-ı haml ederken re’s-i kebîrimiz vâlidemizin masdarından usret üzre çıkduğından ferc-i nâ-şüküftedârı târmâr olup kabîh olduğu ecilden hâmile kalmadan ihtirâz etdüğinden bu Sebîl-i Allâm taşından dâ’imâ taşıyup peder ile hâlet-i mahmasada beline bağlardı. Ol taş-ı nâ-mübârek vâlidemizde dahi bulunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y230a ·
metinde göster ·
… Hâcer nâm câriyeyi hedâyâ gönderdikde Sâre Ana kıskanup bir gece Hâcer Ana'nın
fercindeki
lahm-ı zâyidi keser. Ammâ li-hikmetin olmuş kim cimâ‘ı dahi lezîz olurmuş. Hâlâ …
{Hele bu hitân-ı bintân-ı Hazarî İbrâhîm'den berü kalmışdır kim kaçan İbrâhîm Nebî Mekke'de iken Mısır meliki Tavtîs, İbrâhîm Nebî'ye Hâcer nâm câriyeyi hedâyâ gönderdikde Sâre Ana kıskanup bir gece Hâcer Ana'nın fercindeki lahm-ı zâyidi keser. Ammâ li-hikmetin olmuş kim cimâ‘ı dahi lezîz olurmuş. Hâlâ ol zamândan berü Arab Urbâ[n] bintânların sünnet etmek Hâcer Ana'dan kalmışdır kim Hazret-i İsmâ‘îl Hâcer Ana'dan doğmuşdur.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245a ·
metinde göster ·
… mi‘i tûbdur. Bin askeri ve elli bin zâğî re‘âyâsı var. Amâristân yerdir. Hâkimi
Fercûn
Berberîdir. Bunun dahi çârsû-yı bâzârı yokdur. Andan beşinci sâ‘atde,
Kal‘ası ve câmi‘i tûbdur. Bin askeri ve elli bin zâğî re‘âyâsı var. Amâristân yerdir. Hâkimi Fercûn Berberîdir. Bunun dahi çârsû-yı bâzârı yokdur. Andan beşinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y403a ·
metinde göster ·