… giderler. İlâ hâze'l-ân İslâmbol'da leylek sâkin olmak değil dam u bâm üzre bir
ferd
[ü] merd görmüş değildir. Bu mezkûr Kazancılar câmi‘i eyle bir nefes sâhibi ulu …
"Bire var hey tuyûr İslâmbol'dan taşra feryâd eyle" deyince bi-emrillâh nutk-ı dürer-bârları vücûd bulup İslâmbol içinden cemî‘i leylek kalkup gayrı kurâ ve kasabâtlara giderler. İlâ hâze'l-ân İslâmbol'da leylek sâkin olmak değil dam u bâm üzre bir ferd [ü] merd görmüş değildir. Bu mezkûr Kazancılar câmi‘i eyle bir nefes sâhibi ulu sultânın binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 88b ·
metinde göster ·
… mmes etmişdir. Ammâ kendüler bir sebük-rûh âlüfte ve âşüfte meşreb bir merd [ü]
ferd
idi. Âhir bin otuz üç hilâlinde gülşen-i hayâtı varağı hâke düşüp Kesegen Dede …
el-Mevlâ Mehemmed bin Yûsuf eş-şehîr Bahşı Efendi: Vilâyet-i Hamîd belîdelerinden Isbarta şehrindendir. Hakkında (---) zâde hiciv-gûne Etrâk lehcesi ile "Deli Bahşı gadı oluyor" deyü bir muhammes etmişdir. Ammâ kendüler bir sebük-rûh âlüfte ve âşüfte meşreb bir merd [ü] ferd idi. Âhir bin otuz üç hilâlinde gülşen-i hayâtı varağı hâke düşüp Kesegen Dede mekâbirinde medfûndur. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 112a ·
metinde göster ·
… ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ
Ferd
ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Müc …
"Hazret-i Âdem'e Cenâb-ı Bârî nefh-ı rûh etdikden sonra Cibrîl-i Emîn ile tâc ve hulle gönderüp civârına da‘vet edüp huzûr-ı Hakka hırka ile mestûr vardı. Ve yedi yüz yıl, bir rivâyetde âhiret günüyle yedi gün, ürd-i behiştde sâkin olup zemîne nüzûl ederken incîr yaprağı üzre şed bağlayup ba‘dehu Şîs Nebî bez dokuyup hırka edüp geymek Âdem Nebî'den kaldı. Anıniçün cümle evliyâ ve enbiyâ lokma ve hırkaya muhtâcdır. Ammâ Arabistân ve Berberistân ve Fûncistân'da lâ-yu‘ad benî âdem hırkaya muhtâc olmayup ancak lokmaya muhtâcdır, zîrâ ac u zâcdır. İmâm Ca‘fer buyurur, hırkanın eteği şerî‘atdır, tarîkatı hakîkatdır, yakasında yâ Sabûr ve yâ Şekûr ve yâ Kerîm ve yâ Rahîm yazılmışdır ve dahi eteğinde yâ Vâhid ve yâ Ahad ve yâ Ferd ve yâ Samed yazılmışdır ve bedeninde yâ Vâsi‘ ve yâ Halîm ve yâ Karîb ve yâ Mücîbü's-sâ’ilîn yazılmışdır. Ve hırkanın ma‘nâsı ârifler nişânıdır kim mahzen-i esrâr-ı Hudâ'dır."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a ·
metinde göster ·
… -ışâ tablları döğülüp kapuları sedd olur. Taşrada kalan giremez ve giren merd ü
ferd
ve ehl-i derd çıkamaz. Tâ ki sabâh olunca kapusu küşâde olup herkes kârına ve d …
Evsâf-ı hân-ı mücerredân: Cümlesi (---) aded bekâr ve garîbü'd-diyâr sâhib-i kâr kimselerin odalarıdır. Başka bevvâbları ve odabaşıları vardır. Her gice ba‘de'l-ışâ tablları döğülüp kapuları sedd olur. Taşrada kalan giremez ve giren merd ü ferd ve ehl-i derd çıkamaz. Tâ ki sabâh olunca kapusu küşâde olup herkes kârına ve dükkânına gidüp meşgûl {olurlar}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281b ·
metinde göster ·
… ârdan bir ân münfekk olmayup pâdişâh yanında Hoca'dan gayrı mukarreb bir merd-i
ferd
yok idi. Sadrıa‘zam ve vâlideden tekarrübü ziyâde idi. Padişah hantava ve koçuy …
Sene (---) târîhinde pâdişâh-ı mağfûr İbrâhîm Hân cülûs etdükde Sultân Murâd-ı Râbi' vezîri Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam bulunup hayr-hâh-ı devlet bir vezîr-i dilîr idi. Anı katl edüp cümle musâhibîn ve cüceler ve bî-zebânlar ve tavâşî Arablar ve haseki ve nisvân ve sâhib-i ısyân musâhibeler ve gayrılardan Musâhib Cinci Hoca ve Mülakkab İslâmbol Mollası ve Sadrıa‘zam Tezkireci Ahmed Paşa ve gayrı musâhibler Kara Mustafâ Paşa'dan sonra cümle taraf taraf fürceler bulup ol pâdişâh-ı sâde-dili niçe bin tatlı dil ile urûkuna girüp gûnâ-gûn hevâ [vü] hevese düşürüp ve vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı ulemâ ve sulehâlardan celb-i mâl içün irtişâya dadandırdılar ve pâdişâhı zinâ sohbetine meyl etdirdiler. Ve Mısr'dan gelen hazîneyi cümle Melekî Bola'ya ve Şekerpâre Bola'ya ve Telli Haseki ve Saçbağı Haseki'lere birer Mısr 370a hazînesi ihsân etdirdiler. Ve bir hazîne-i Mısr dahi Cinci Hoca'ya ve sûr-ı hümâyûnlara ve Ahmed Kolu Çingâne sâzendelerine ve harâb olmuş sarâyların tamîr [ü] termîmine ve semmûr kürk döşeli niçe sarâylar tertîbine ve niçe bî-ma‘nâ yire hazîneler itlâf etdirüp bin elli dörd târîhinde iken cemî‘î hâs harâcları elli sekiz târîhiyle füruht etmeğe başlayup tedâhül olup îrâd yok masrûf-ı bî-ma‘nâ çok olup kula mevâcib çıkmaz olup Cezîre-i Girid'e imdâd ve hazîne gitmez oldu. Bir kerre kul gulüvv edüp hayli fetret olup bu harekât-ı gulüvden Vezîr ve Cinci ve Kıncı Hocalar ve sâ’ir musâhib ve musâhibeler mücâb olmayup Cezîre-i Girid'de Serdâr Deli Hüseyin Paşa asâkir-i İslâm büryân u giryân u nâlân olup, bre bize imdâd el-amân deyü feryâd etmede. Beri tarafda Cinci Hoca'lar hünkârdan bir ân münfekk olmayup pâdişâh yanında Hoca'dan gayrı mukarreb bir merd-i ferd yok idi. Sadrıa‘zam ve vâlideden tekarrübü ziyâde idi. Padişah hantava ve koçuya ve altı katırlı taht-ı revâna binse, bile süvâr olurdu. Ve her giz nasîhat edenlere Cinci Hoca rîş-hand edüp yüzlerine gülerdi. Ve her sâ‘at ol pâdişâh-ı mazlûmu hoş-âmed kelimâtlar ile mağrûr edüp sû’-i tedbîrler ederdi. Zîrâ umûr-ı devletde bir iş görmüş değil idi. Za‘afrânborlu nâm şehirde Şeyh-zâde nâm bir suhte idi. Âsitâne'ye gelüp Unkapanı'nın iç yüzünde Fil Yokuşu'nda Hâmid Efendi Medresesi'nde Hakîr Ahfeş Efendi'den Molla Câmî tilâvet edüp Kitâb-ı İbn Hâcib Kâfiye'yi i‘râb ederken bu mezkûr Cinci Hoca, Ahfeş Efendi üstâdımızdan Kitâb-ı Izzî okurken hikmet-i azîz ismine mazhar düşüp bir günde izzet bulup sa‘âdetlü pâdişâha Surh-bâd ve Gencü'l-arş ed‘ıyyelerin tilâvet edüp bi-emrillah İbrâhîm Hân hoş-hâl olup Şeyh-zâde'nin ismi Cinci Hoca olup iştihâr buldu. Ammâ Hudâ âlimdir, şerîkimiz olması cihetiyle keyfiyyet-i hâli ma‘lûmumuzdur. İlm-i da‘vetden bir hurûf bilmezdi. Ancak baht [u] tâli‘i bu zamân müsâ‘ade edüp ol dahi fülk-i atlas-ı bukalemûnda pây-bâflık edüp sağa ve sola gûnâ-gûn mekikler atdı. Hattâ hakîr bu seyâhatimizde Erzurûm'dan gelüp gördüm, Civân Kapucıbaşı sarâyına havâle bir sarây-ı azîm binâ etmiş kim evc-i âsumâna ser çekmiş. Hakîr bu sarây-ı balayı temâşâ ederken bir bevvâb gelüp "Buyurun, sizi efendi hazretleri ister" dedi. "Efendiniz kimdir" dedim. "Hünkâr hocası bu sarây sâhibi ister" dedi. Hakîr nerdübândan urûc edüp dîvânhâne-i âlîsine çıkup gördüm. Yetmiş seksen semmûr kürklü huddâmân-ı mümtâz civân miyân-beste olup dururlar. Hakîr gördüm, sadr-ı âlîde bir küçük destâr-ı ulemâ ile ber-karâr siyâh sakallı bir çelebi kimesne oturur. Ammâ sâhib-i hâne kankısı idüğü ma‘lûmım değil. Hemân levendâne cümle huzzâra hıtâben "Es-selâmü aleyküm ey âşıkân" dedim. Hemân sadrdan "Ve aleyküm selâm! Hâmid Efendi Medresesi'nde Şeyh-zâde hakîrin şerîki karındaşım, cânım" deyüp ayâğ üzre kalkup hakîrin elin eline alup öpüşüp kucaştık. Ammâ alimallah bilemedim. "A benim cânım! Dağ âdemi olup levend olmuşsun. Ne bu bizimle bîgâne âşinâlık?" dedikde ol mahalde bile düşüp "Sultânım, yâr-ı kadîmim, ömrüm, cânım, şerîkim ve çelebim Şeyhzâde azîzimsin" dedim. "Safâ geldin, hoş geldin! Kahve içmez, şerbet getirin" dedi. "Nedir bu sarây, ne temâşâ ederdin sultânım?" "Defterdârzâde Mehemmed Paşa ile bu şehirden gideli iki buçuk sene oldu. Bu imâristânı görmemişdim. Hamd-i Hudâ güzel imâr olmuş. Hudâ mübârek eyleye" dedikde {Târîh-i Sarây-ı Cinci Hoca:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369b–370a ·
metinde göster ·
… üp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir
ferd
açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
… Kemâl Paşazâde; bu medresede bir hücreyi ecinne zâbt edüp ferd-i âferîdeden bir
ferd
girmege kâdir olmayup niçe sene bâbı mesdûd olup hâlî ve mu‘attal dururdu.
Ve medrese-i Kemâl Paşazâde; bu medresede bir hücreyi ecinne zâbt edüp ferd-i âferîdeden bir ferd girmege kâdir olmayup niçe sene bâbı mesdûd olup hâlî ve mu‘attal dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… Bunların kolluğu vardır. Anın sebebiyle kefere hânelerine ferd-i âferîdeden bir
ferd
konmağa kâdir değildir ve kondurmazlar. Mu‘âf u müsellem olduklarından belki âd …
Ammâ bunlar (---) câmi‘i evkâfı olmağıla maktû‘u'l-kalem ve mefrûzu'l-kadem olup hâkimleri ve sarây-ı âlîleri vardır. Ekseriyyâ mûğları ve koyun celebi ve pasdırma keşân ve yağ satan keferelerdir. Bunların kolluğu vardır. Anın sebebiyle kefere hânelerine ferd-i âferîdeden bir ferd konmağa kâdir değildir ve kondurmazlar. Mu‘âf u müsellem olduklarından belki âdemi katl ederler. Ammâ yedi aded hânları vardır. Hânlarda sâkin olan müsâfirîne me’kûlât [u] meşrûbâtdan imdâd ederler. Bu hânlar kurbunda kırk elli aded esvâk-ı muhtasarlı dekâkînlerinde balık ve peynir ve boza ve şarâb ve rakı firâvândır. Ve bir kenîse-i atîkleri var. Argona nâmıyla bir bıtrîk ve kıssîs binâ edüp zu‘m-ı bâtılınca Hazret-i Meryem Ana rûhuna savâbın hîbe eylemiş. Yılda bir kerre niçe yüz bin küffâr bu deyr-i köhneye gelüp tecdîd-i âyîn-i kefere-i fecere ederler. Ammâ gâyet musanna‘ deyrdir. Hattâ papasları Melek efendimize vâfir hedâyâ getirdiler. Andan yine cânib-i şarka teper aşağı inüp niçe kurâ-yı âbâdân güzer edüp Kovukdere nâm içre ol sengistân-ı muhâtara yerden geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a ·
metinde göster ·
… , birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ
Ferd
ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp …
Bu ibret-nümâları paşa ve cümle asker seyr ü temâşâ ederken paşa efendimizin yanında zânû-be-zânû oturmuş Hakkarî hâkiminin akra[bâ]larından sulehâ-yı ümmet bir âlim u fâzıl çelebi idi, ammâ ismi Allahu a‘lem ya İsmâ‘îl veya Monlâ Alî idi, hemân ol zât-ı lecûc Kürdlüğü dutup paşaya ve hâna eydür: "Böyle hırsız ve harâmî kemendbâz ve mismârbâz senin hareminin sütûhuna çıhar. Murâd idinse gice haremine girüp harâm-zinâlık ve harâmzâdelik etmez mi? Munu fikr etmeyüp eynine semmûr lipâçe verüp bir kise guruş verüp başına zer-i mümessek nisâr edersüz. Men de ecdâdımdan gördiğim ma‘rifetleri gösterem. Mena ne verirsiz, görem!" deyüp kasr-ı kasîrden aşağı "Yâ Hay!" deyüp kendüyi atup derhâl eyninden semmûr kürkün çıkarup meydân-ı muhabbetde serserî "Yâ Hayy!, yâ Kayyûm" {deyü} gezüp eydür: "Ol pehlivân dîvârlara mismârlarla çıkar. Görem ki men de niçe çıkaram" deyü hemân karşu dîvârın yüzüne bir kerre el urdu ve eli dîvâra yapışdı. Obir elin dahi yukaru atdı. Ol dahi eyle yapışup bu tarîk ile "Yâ Hayy, yâ Hâyy" deyü feryâd ederek yarasa kuşu gibi rûy-ı dîvâra yapışarak asılup gezerdi. Başında kohık-i şanpur destârı ve ayaklarında poçilli pâbucu ile sarây meydânının cânib-i erba‘asında dîvâr ki seksener doksanar arşın âlî dîvârlardır, birkaç kerre bu rûy-ı dîvârı "Yâ Hây, yâ Kayyûm ve yâ Vâhid ve yâ Mâcid ve yâ Ferd ve yâ Samed!" deyüp devr ederek paşanın başı ucundaki dîvârdan köşke nüzûl edüp yine zânû-be-zânû meks etdükde paşadan vâfir özürler diledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 233a ·
metinde göster ·
"Vallâhi peder efendim, pâdişâhım! Melek Paşa cenginde devletimize âhardan bir
ferd
ü merd müdâhale etmesin içün cümle ehl-i beledin meşveretiyle beni hân taleb et …
"Vallâhi peder efendim, pâdişâhım! Melek Paşa cenginde devletimize âhardan bir ferd ü merd müdâhale etmesin içün cümle ehl-i beledin meşveretiyle beni hân taleb etdiler. Bir yıldır kim senin vekâletin ederdim. İşte Melek Paşa dahi ma‘zûl oldu. Allâh yine tâc ü raht ü bahtın sana mübârek eyleye" deyüp ser-ber-zemîn etdikde Abdâl Hân-ı âkıbet-endîş dûrbîn-fikr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9a ·
metinde göster ·
… Mustafâ Paşa'ya nâmzâd idi, ammâ almamışdı. Melek'den gayrı felekde bir merd-i
ferd
yüzün görmemiş idi. Hâlet-i nez‘den üç sene mukaddem kendinden gûnâ-gûn kerâmet …
Ammâ nâ-murâd Kaya merhûme hîn-i şehâdetinde henüz yigirmi yedisine girüp mu‘ammere olmuşdu ve Melek'den gayra varmamışdı. Mukaddemâ Murâd Hân silihdârı Mustafâ Paşa'ya nâmzâd idi, ammâ almamışdı. Melek'den gayrı felekde bir merd-i ferd yüzün görmemiş idi. Hâlet-i nez‘den üç sene mukaddem kendinden gûnâ-gûn kerâmet mertebesi rü’yâ-yı sâlihalar ve acâ’ib ü garâ’ib ve kelimâtlar istimâ‘ olunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 78b ·
metinde göster ·
komayup kırasın. Ve elbette bir kral nasb edüp iki bin kîse Erdel hazînesin tah …
"Hatt-ı şerîfim vusûl buldukda Erdel (Erdel) memleketine asker-i deryâ-misâlim çekesin. Tâ Leh memleketlerine varınca kasd edesin ve ol diyârlara asker-i Tatar-ı adû-şikâr ile dâr-ı diyâr-ı küffârı harâb u yebâb ve hânelerin türâb edesin. Ve cümle puthânelerin tâlân u vîrân edüp cihânda âbâdân olmamış gibi bî-nâm u bî-nişân edüp âb-ı tîğ-gûn ile ol vilâyetleri çirk-i şirkden yuyup pâk edesin. Ve cümle dalâlet-âyîn kefereleri esîr edüp âdete muhâlefet edenlerin hırmen-i hayâtların rîh-i akîme verüp müşrikînden bir ferd komayup kırasın. Ve elbette bir kral nasb edüp iki bin kîse Erdel hazînesin tahsîl edesin. Ve Kemen Yanoş kefere krallık iddi‘âsında olduğıyçün hakkından gelesin alâmet-i şerîfeme i‘timâd kılasın" deyü, fermân-ı şehriyârî serdâr-ı mu‘azzama vâsıl olunca cümle asâkir-i bî-şümâr ve sipâh-i enbûh-ı bisyâr ile 16b bu sahrâ-yı şehr-i Dij'de üç gün ikâmet olunup azîm meşveretler oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 16a–16b ·
metinde göster ·
… aymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup yurd yerinde hakîrden gayri bir
ferd
kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu ebyâtı terennüm etdim:
Hele hakîrin eline bu mahalde iki at ve bir sedhadli semmûr kürk ve bir tîrkeş ve bir kılıç ve bir gümüşlü hıştı ve mezkûr şeyleri çavuşbaşı ve Mehemmed Efendi hakîre bağışlayup çadırıma giderken atın birini kal‘adan top ile küffâr urup ol mahalde eğeriyle kalup hâh nâ-hâh kolanın bıçağile kesüp sırma mebrûm katîfe eğer ve zeheb-i hâlis rikâbları ve Çerkeziçe rahtın alup haymeme geldim. Anı gördüm, ordumuz târumâr olup yurd yerinde hakîrden gayri bir ferd kalmayup hemân hakîr âkılâne hareket edüp bu ebyâtı terennüm etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a ·
metinde göster ·
… ] bend ile hâkim-i örfe verirler. Ve ale'l-ittifâk bir kartın sözüne bir merd-i
ferd
muhâlefet etmeğe kâdir değildir. Ve beğ ve paşa ve yeniçeri ağası dahi bu bozah …
Ve eğer kâtil ise ol ân ol kâtili kayd [u] bend ile hâkim-i örfe verirler. Ve ale'l-ittifâk bir kartın sözüne bir merd-i ferd muhâlefet etmeğe kâdir değildir. Ve beğ ve paşa ve yeniçeri ağası dahi bu bozahâneleri basup içlerinden "Müttehem ve mücrimdir" deyü âdem almağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185a ·
metinde göster ·
… Dâ’imâ kapuları mesdûd durur. Yılan ve çıyanları gâyet çokdur. Benî âdemden bir
ferd
yokdur.
Ve bu iç kal‘ada üç buğday anbârları ve cebehâne hazîneleri ve yedi sekiz aded su sarnıcları vardır. Gayri âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Dâ’imâ kapuları mesdûd durur. Yılan ve çıyanları gâyet çokdur. Benî âdemden bir ferd yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y15a ·
metinde göster ·
… e mâl-ı pâdişâhî ile iltizâm-ı emânetdir. Hâkimi yüz âdem ile hükûmet eder. Bir
ferd
müdâhale edemez. Cemî‘i Anatolu diyârına şeb bundan müstevlî olur. Görmeğe muht …
Karye-i Ma‘den-i şeb: Mu‘âf u müsellem mîrî hâss-ı hümâyûndur. Beş yük akçe mâl-ı pâdişâhî ile iltizâm-ı emânetdir. Hâkimi yüz âdem ile hükûmet eder. Bir ferd müdâhale edemez. Cemî‘i Anatolu diyârına şeb bundan müstevlî olur. Görmeğe muhtâc bir ma‘den-i acîbedir. Zîr-i zemînden lağımlar kazup bu kurâ re‘âyâları şeb çıkarırlar. Karyesi bir bayır başında bâğ u bâğçeli ve yüz evli tekâlîf-i şâkkadan mu‘âf karyedir. Andan yine garba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y21a ·
metinde göster ·
… u‘tedildir. Ammâ halkı fukarâdırlar. Ve a‘yânından müderris efendiden gayri bir
ferd
yokdur.
Ve bu kasabanın memdûhâtından pembesi ve kavunu ve karpuzu meşhûr ve âb [u] hevâsı mu‘tedildir. Ammâ halkı fukarâdırlar. Ve a‘yânından müderris efendiden gayri bir ferd yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y31a ·
metinde göster ·
… r. Ve bu ahvâl tevâtür üzre meşhûr-ı âfâkdır. Ol ecilden bu dıraht-ı garîbe bir
ferd
vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değillerdir.
El-hâsıl sun‘-ı Hudâ bir turfe ağacdır. Ve sene (---) târîhinde rûzgâr-ı zorkârın zorundan bir dalı kırılup Hasan Beşe nâmında bir âdem bulup mezkûr nihâli alup hânesine götürünce hâtûnu bu nihâli âteşe urup râyihasından ol avret ve üç câriye ve üç ma‘sûmları ve civârında olan âdemlerden dırahtın râyihasın şem edenlerden ol mahalde on yedi âdem Q 23b bir demden cân verirler. "Bu ahvâl karîbü'l-ahd oldu" deyü niçe ihtiyâr âdemler şehâdet etdiler. Ol zamândan berü bu dırahtın sâyesine bile varmağa havf ederler. Ve mezkûr Hasan Beşe'nin bir kolu meflûc olup niçe sene felc marazıyla mu‘ammer olup yakın zamânda merhûm oldu, deyü nakl etdiler. Ve bu ahvâl tevâtür üzre meşhûr-ı âfâkdır. Ol ecilden bu dıraht-ı garîbe bir ferd vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44b ·
metinde göster ·
… de müte‘allık bir risâlesi vardır kim lâ-nazîrdir. Ulemâ-yı mütekaddimînden bir
ferd
bu vâdîde müşkil-küşâlık etmemişdir. Ve Sultân Süleymân asrında zuhûr etmişdir. …
Ve bu Birgili Mehemmed Efendi ulemâ-yı zâhirdendir. Hâlâ cemî‘i avâm-ı nâs içre tilâvet olunur Birgili Risâlesi deyü mu‘teber bir risâledir. Ammâ gâyet latîfdir kim hablü metînine yapışan râh-ı hakkı bulur ve hakkı bâtıldan fark edüp kendü nefsin bilür. Ve akâyide müte‘allık bir risâlesi vardır kim lâ-nazîrdir. Ulemâ-yı mütekaddimînden bir ferd bu vâdîde müşkil-küşâlık etmemişdir. Ve Sultân Süleymân asrında zuhûr etmişdir. Ve kabr-i şerîfinde kubbe ve gayri şey kabûl etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87b ·
metinde göster ·
File deresin at ile ubûr Y 137b edüp Manavgat hudûdu derler. Ammâ köylerinden ve kasabalarından bir ferd haber vermeyüp âciz-mânde kaldık. Cümlesi "Manavgat'ı bilmeziz" deyü inkâr edüp ferdâya salarlar idi. Aceb harâmzâde kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y137a–Y137b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin âb [u] hevâsı sakîl olduğundan bahârdan sonra şehirde bir
ferd
kalmayup Bolkar yaylasına çıkarlar. Şehirde ancak Paşa voyvadası beş on âdem il …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsı sakîl olduğundan bahârdan sonra şehirde bir ferd kalmayup Bolkar yaylasına çıkarlar. Şehirde ancak Paşa voyvadası beş on âdem ile kapuları sedd edüp âsûde-hâl dîdebânlık edüp şehri muhâfaza ederler. Ve bir şey zâyi‘ olsa tazmîn ederler, kânûnları budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y153a ·
metinde göster ·
… ükdür. Ancak beş yüz âdem alır bir kulle misâldir. Hâlâ içinde benî âdemden bir
ferd
yokdur Ammâ Tarabulus nâhiyesidir ve subaşılıkdır.
Sene (---) târîhinde Ma‘ânzâde isyân etdükde bu yolları kat‘ etmek içün bir ma‘ber-i zıykda bir yalçın kaya üzre bu kal‘ayı binâ etmiş ammâ küçükdür. Ancak beş yüz âdem alır bir kulle misâldir. Hâlâ içinde benî âdemden bir ferd yokdur Ammâ Tarabulus nâhiyesidir ve subaşılıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y188b ·
metinde göster ·
… argâhdır. Tâ zirve-i a‘lâsında bir kal‘ası vardır, ammâ içinde benî âdemden bir
ferd
yokdur ve câ-be-câ gârlar vardır. Arz-ı Taberistân'dır. Ve arz-ı Filistîn'den v …
Evsâf-ı Cebel-i Tûr-ı Hirâven ve Tûr-ı Tînâ derler bir vâsi‘ sahrâda yalnız bir cebel-i pür-nûrdur. Ammâ ol kadar âlî değildir. Ammâ kurb-i Hudâ'da âlîden âlî ve evsâfdan ârî bir cebelullâhdır, cemî‘i enbiyâya nazargâhdır. Tâ zirve-i a‘lâsında bir kal‘ası vardır, ammâ içinde benî âdemden bir ferd yokdur ve câ-be-câ gârlar vardır. Arz-ı Taberistân'dır. Ve arz-ı Filistîn'den ve arz-ı Hâsân'dan ba‘zı sulehâ-i ümmetden kimesneler gelüp bu gârlarda çille-i erba‘în çıkarup tekmîl-i tarîk ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203b ·
metinde göster ·
… îfi dâ’iren-mâdâr dirâgûş etmişdir. Bunun kapusu bacası yokdur. Bundan içre bir
ferd
duhûl etmeğe kâdir değildir. Ancak hasîb ü nesîb (---) zâde yılda bir kerre gir …
Ve bu kafeslerden içeri bir kat dahi servi ahşâbâtından hurde sadefkârı doğramacı işgâli parmaklıklar Sahra-i şerîfi dâ’iren-mâdâr dirâgûş etmişdir. Bunun kapusu bacası yokdur. Bundan içre bir ferd duhûl etmeğe kâdir değildir. Ancak hasîb ü nesîb (---) zâde yılda bir kerre girüp menşefe ile süpürüp gubârdan tathîr eder. Ve cümle züvvâr taşradan tavâf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y213a ·
metinde göster ·
… mmâ maslûb değildir. Hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu perdeden içeri bir
ferd
komazlar. Hazrete mahsûs mahaldir. Ammâ yılda bir kerre hâdım huddâmların suleh …
Bu serâperde-i Resûlullâh içinde ol kadar zî-kıymet mücevher şem‘dân ve kandîldân ve buhûrdân ve gülâbdân vardır kim intikâl-i Resûlullâh'dan bu bin seksen iki Y 291b târîhine gelince niçe selef pâdişâhları ve vüzerâ ve vükelâları ve a‘yân-ı kibârları Hazrete mahabbeten gönderdikleri nüzûrât-ı cevâhirât cümle bu serâperde içinde biri biri üzre yığın yığın hâzırdır. Ammâ maslûb değildir. Hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu perdeden içeri bir ferd komazlar. Hazrete mahsûs mahaldir. Ammâ yılda bir kerre hâdım huddâmların sulehâ-yı ümmetlerinden girüp zerre-i gubârdan tathîr edüp taşra çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291a–Y291b ·
metinde göster ·
… sarruflarındadır, kendü câniblerinden birer hâkim nasb etmişlerdir. Âhardan bir
ferd
dahl [ü] ta‘arruz etmeğe kâdir değillerdir. Her sene kendüler cümle askeriyle H …
Ve bu zikri sebkat eden hudûdlar içre olan kurâ ve kılâ‘, büldân, kasabâtlar ki şerîf hazretlerinin kabza-i tasarruflarındadır, kendü câniblerinden birer hâkim nasb etmişlerdir. Âhardan bir ferd dahl [ü] ta‘arruz etmeğe kâdir değillerdir. Her sene kendüler cümle askeriyle Hicâz ve Tâ’if ve Abbâs Vâdi'l-Kurâ câniblerine devre çıkarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y333a ·
metinde göster ·
… ekke'den nefy ederlerdi. Niçe divel-i mülûkde bu hâl Y 355b üzre hac edüp bir
ferd
mücâvir olamazdı.
İhvân-ı bâ-vefâya pûşîde olmaya kim şehr-i Mekke yedi cebel-i sengistân mâbeyninde bir arz-ı yâbisde vâki‘ olmağile ahâlî-i Mekke mütemekkin olmak mümkin olmamağın edâ-yı hac edüp herkes vatanına müteveccih olurlardı. Hattâ Hazret-i Ömer hilâfetinde ba‘de edâ’i'l-hac nâdîler nidâ edüp mücâveret murâd edinen kimesneleri Mekke'den nefy ederlerdi. Niçe divel-i mülûkde bu hâl Y 355b üzre hac edüp bir ferd mücâvir olamazdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y355a–Y355b ·
metinde göster ·
Ammâ bu şehir içre tüccâr mâbeyninde bir garîb temâşâdır kim ta‘bîr olunmaz. Bir bâzergân bir sevdâgerden bir metâ‘ alsa akmişe-i fâhiresine nazar edüp almak murâd etdükde iki kişi birbirleriyle esbâblarının yenleri içinde el ele verüp birbirlerinin ellerin bir kaç kerre sıkup murâd [u] maksûdları üzre bâzâr edüp bir ferd merd-i âferîde esrârlarından haberdâr olmayup İşrâkıyân bâzârı-misâl bey‘ [u] şirâ edüp yük yük niçe yüz bin guruşluk bâzâr edüp aslâ tekellüf etmezler. Ve birbirlerinin yüzüne dahi bakmazlar. Garîb temâşâ bâzâr-ı bey‘-i men-yezîddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356b ·
metinde göster ·
… Meydânı kal‘asına ve yedi kat iç kal‘aya toldurup Mısır âsûde-hâl üzre olup bir
ferd
haddinden tecâvüz etmeğe kâdir olmayup Hayre Beğ ol kadar adl [ü] adâlet ve ol …
Beri tarafda Hayre Beğ ser-i kârda olup sa‘âdetli pâdişâhın muhâfazacı ta‘yîn eyledüği Rûmeli ve Anatolu askerin cümle Mısır şehri içinde perîşân ü pârekende edüp gavgâ ve cidâl olmasın maslahatı içün cümle asker-i Y 75a İslâmı Kara Meydânı kal‘asına ve yedi kat iç kal‘aya toldurup Mısır âsûde-hâl üzre olup bir ferd haddinden tecâvüz etmeğe kâdir olmayup Hayre Beğ ol kadar adl [ü] adâlet ve ol kadar hükm [ü] hükûmetde cür’et edüp ahâlî-i Mısır ile o denlü hüsn-i ülfet etdi kim kürg-i dağî ile kûsfend-i bâğî birbirine kec nigâha kâdir değiller idi. Ol ecilden cümle ahâlî-i Mısır "İllâ yansuru's-sultân Hayre Bay" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y74b–Y75a ·
metinde göster ·
Ammâ bu hâkimlerin birisi Eski Mısır kal‘ası içine hükm edemez. Hazret-i Ömer'den berü içinde olan Kıbtîlerin ahidnâmeleri vardır, bir ferd vaz‘-ı yed edüp duhûl edemez. Zîrâ cümle Kabâbıta ruhbânları sâkin olup deyr-i kadîmleri var, mesken-i atîkımızdır, deyü içinde bin mikdârı Kıbtîler sâkindirler. Ve deyrleri içre meliklerinden Kıbtîm ve Filbatır ve Mîhâ’il ve Mîkâ’il Y 142a ve Tavtîs melikler yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y141b–Y142a ·
metinde göster ·
… ulehâ ve sâdât-ı kirâmlar ve meşâyih-i izâmlardan gayrı askerî tâ’ifesinden bir
ferd
gitmez, ancak Ümmü'l-kıyâs nâzırı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve …
Bu ziyâfetler tamâm olup oldukda du‘â ve senâdan sonra Nîl-i mübârek havuzunun cânib-i erba‘asından sıza sıza gelüp taşrada cereyân eden ana Nîl ne mertebe cereyân ederse Ümmü'l-kıyâs havuzu içre dahi ol berâberlikde havuz içre gelür. Tathîr oldukdan yigirmi gün sonra nokta bu gece düşer, deyü paşaya haber edüp paşa dahi sürûr [u] şâdumânından vekîlharcına tenbîh edüp iki gün iki gece yine Ümmü'l-kıyâs'da azîm ziyâfetler olup bu ziyâfete ulemâ ve sulehâ ve sâdât-ı kirâmlar ve meşâyih-i izâmlardan gayrı askerî tâ’ifesinden bir ferd gitmez, ancak Ümmü'l-kıyâs nâzırı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrika başı ve yedi bölük ağaları ve tercümân başı gelüp ta‘âmı yiyüp giderler, paşa ağavâtları ile tercümânbaşı kalur. Zîrâ ziyâfet paşanındır, ammâ paşa gelmez. Ve ba‘de'l-asr ve ale's-sabâh ziyâfet tercümânındır. Ammâ ol gece bir Mevlûdü'n-Nebî olur kim niçe yüz şem‘-i kâfûrîler ile Ümmü'l-kıyâs bî-kıyâs kanâdîller ile dahi zeyn olup sabâha dek ihyâ-i ulemâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145b ·
metinde göster ·
… hmeli fukarâlar götürmesinin aslı budur. İçlerinde aslâ askerî tâ’ifesinden bir
ferd
yokdur, cümle fukarâlardır. Eğer askerî tâ’ifesinden var ise bir tarîkden bî‘at …
Bugünkü gün mahmel-i şerîf meşâyihân fukarâlarınındır, buna çûn çerâ olmaz. Mahmeli fukarâlar götürmesinin aslı budur. İçlerinde aslâ askerî tâ’ifesinden bir ferd yokdur, cümle fukarâlardır. Eğer askerî tâ’ifesinden var ise bir tarîkden bî‘at edüp fukarâ zeylinde yürür. Zîrâ hadîs: Arapça buyurmuşlar. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y201b ·
metinde göster ·
Ve sâdât hazretlerinin ulucası Şeyh Ebü't-tahsîs hazretleri muta‘azzım bir Cem-cenâb olmağile huzûruna a‘yân [u] eşrâfdan gayrı ve ulemâ ve sulehâdan gayrı bir ferd varamaz, sohbetleri inkıbâz üzredir. Ammâ ecdâdları âsitânesine leyle-i mevlûda geldiklerinde bin iki bin meşâyih-i kirâm ile gelüp serîr-i hilâfetde karâr edüp türbe-i pür-envâr içinde niçe yüz bin kanâdîller ve şem‘-i kâfûrî ile nûr-ı münevver olup iki bin benî âdem bir ağızdan evrâd-ı sâdâtı tilâvet etdiklerinde vallâhi'l-azîm âdeme bir vecd hâsıl olup cümle mâsivâdan geçüp kalb gözü pür-nûr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y224a ·
metinde göster ·
… n Hudâ bilür kim biri biri üzre çürümüş kalmışdır. Huddâmlardan ve gayrıdan bir
ferd
vaz‘-ı yed edüp bir makrama almağa kâdir değillerdir. Çok âdem kasd edüp eli ku …
Ve mübârek ser-i sa‘âdetleri alâmeti bu çâr-gûşe sandûkanın ortasındaki yeşil imâme destârı Mısır vâlîsi Ebü'l-hayr Kethudâ İbrâhîm Paşa göndermişdi. Bir alay-ı azîm ile dörd bin sâhib-i tarîk meşâyihân-ı Bedevî ve yigirmi bin fukarâ-yı Alevî deff ü kudümlerin ve nefîr ü nakâreleri ve zillerin döğüp tablların çalarak tevhîd-i erre ile bu tertîb alay ile destâr-ı şerîfi getürüp tekbîr ile ser-i sa‘âdeti makâmına baş halîfe sarup cânib-i erba‘asında olan Y 285b makrama-i zerdûzları destâr altına sardılar kim bir cihâz-ı sultân kadar münakkaş bûkalemûn makramalardır kim hisâbın Hudâ bilür kim biri biri üzre çürümüş kalmışdır. Huddâmlardan ve gayrıdan bir ferd vaz‘-ı yed edüp bir makrama almağa kâdir değillerdir. Çok âdem kasd edüp eli kurumuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285a–Y285b ·
metinde göster ·
… râda benî âdem ile bir varma ve gelme ve bir gulguledir kim ehl-i züvvârdan bir
ferd
kalmaz. Zîrâ hâkim keşşâflar me’zûn olup gitmek ile haşerât-ı Urbândan züvvâr u …
Andan bu meydân-ı Bedevîde hayme vü hargâhlar bozulmağa başlayup bir ibret-nümâ-yı vâveylâ temâşâ-yı azîm dahi budur. Niçe kerre yüz bin at ve katır ve deve ve hımâr ile yükler taşınup bu sahrâda benî âdem ile bir varma ve gelme ve bir gulguledir kim ehl-i züvvârdan bir ferd kalmaz. Zîrâ hâkim keşşâflar me’zûn olup gitmek ile haşerât-ı Urbândan züvvâr u tüccâr havf ederler. Bir azîm dehşet günü dahi bugündür. Gûyâ ki dünyâ bir hayâl-i zıldır. Ortalık bir perîşânlık olup ol vâdîde bir sinek kalmaz. Kanı ol cem‘iyyet-i kübrâ ve hây hûy? Bir günde târmâr, yerleri mûr [u] mâr olup giden gidenin olur. Hakkâ ki âlâyiş-i dünyâ bir hayâl-i hâbdır. Bunda dahi ibret alacak yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y295a ·
metinde göster ·
… kubbe-i âlînin tâ zirve-i âlîsinde Habîb Neccâr mıhlamış gibi mıhlı durur. Bir
ferd
vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değildir. Bir kerâmeti dahi bu alem dönmesidir.
Ve sultânın kubbe-i pür-envârı beyâz kirec ile mestûrdur. Dahi zirve-i a‘lâsında yeşil bakırdan bir alem-i kebîri var. Cemî‘i dünyâda Y 302a bir hâdise-i kübrâ zuhûr edecek olsa yâ bir pâdişâh ölse ol yeşil alem kıbleden cânibine dönüp şarka yâhûd garba meyl eder. Andan bilirler kim alem meyl etdüği diyârlarda bir kaht [u] galâ veyâ bir azîm hâdisât zuhûr etmişdir, deyü cemî‘i Urbân tâ’ifesi bu alem döndüğiyçün "Yâ Dessûkî ve yâ Müvelliyü'n-Nuhâs" derler, ya‘nî bakır alemi döndürücü demek olur. Rûm'da Sultân İbrâhîm şehîd olduğu gün bu alem dönüp cânib-i garba meyilli durur. Hâlâ ki kubbe-i âlînin tâ zirve-i âlîsinde Habîb Neccâr mıhlamış gibi mıhlı durur. Bir ferd vaz‘-ı yed etmeğe kâdir değildir. Bir kerâmeti dahi bu alem dönmesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y301b–Y302a ·
metinde göster ·
… ve yedi hân ve bir bedâsten ve câ-be-câ milkinden ferâgat etmeyüp civârında bir
ferd
kalmayup eben an-ceddin irs Y 322a ile kendüye intikâl eden hânedân sâhibleri …
Bâb-ı Reşîd'den içeri sekiz yüz hâne ve Bâb-ı Sidre dâhilinde üç yüz hâne ve derûn-ı kal‘ada iki yüz hâne ve Bâb-ı Bahr'dan içeri yedi yüz hâne ve üç yüz seksen dükkân ve yedi hân ve bir bedâsten ve câ-be-câ milkinden ferâgat etmeyüp civârında bir ferd kalmayup eben an-ceddin irs Y 322a ile kendüye intikâl eden hânedân sâhiblerinden üç yüz mikdârı hâneler dahi vardır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321b–Y322a ·
metinde göster ·
… vilâyet ve ehl-i beledler haberdâr olup alarkadan temâşâsına gelürler, ammâ bir
ferd
dest-dırâzlık ve seng-endahtlık etmeğe kâdir değildir.
Bu temâşâdan ahâlî-i vilâyet ve ehl-i beledler haberdâr olup alarkadan temâşâsına gelürler, ammâ bir ferd dest-dırâzlık ve seng-endahtlık etmeğe kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y369b ·
metinde göster ·
Ammâ biri gâyet mehîb ü kebîr koca fîl idi. Öbür fîller gibi cünbüş hareket etmezdi. Ve birkaç kerre askere yakın gelüp gûyâ arz-ı cemâl ederdi. Gâyet müdrik hayvândır. Her pâyleri mîl minâre kadar ve dendânları amûd-ı bordinar kadar ve hortumu gûyâ dûd-ı kehkeşân kadar ve şikemi kös-i Sıfâhân kadar ve gûşları sofra-i rindân kadar ve başı hum-ı Husrevân kadar ve postu ferş-i garîbân kadar ve ağzı dehân-ı külhân kadar ve gözleri çeşm-i gazâlân kadar ve kuyruğu asâ-yı pîrân kadar ve gönü [götü?!] gâr-ı yetîmân kadar var idi. Bunlara aslâ bir ferd dest-dırâzlık etmeyüp bizimle berâber giderlerdi. Sekizinci sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433b ·
metinde göster ·