… Hânım ile cevârîliğe gelen üç bin ümmet-i Muhammed duhter-i nûr-ahterlerin bir
ferde
vaz‘-ı yed etdirmeyüp Akka ve Gazze ve Remle ve Havrân diyârlarına bu bâkireler …
"Fetih günleri ol asırda size adâlet eylen buyurduk idi. Şimdi gerekdir kim şimdi bu size hâsekî olan Akîde Hânım ile cevârîliğe gelen üç bin ümmet-i Muhammed duhter-i nûr-ahterlerin bir ferde vaz‘-ı yed etdirmeyüp Akka ve Gazze ve Remle ve Havrân diyârlarına bu bâkirelerin isim [ve] resimleri ile deftere kayd edüp ol defterleri vilâyetlerin gönderüp cümlesinin peder ü mâderlerini İslâmbol'a getirüp rızâ-yı vâlideynleri ile her birin birer guzât-ı müslimîne akd-i nikâh edüp İslâmbol şehrin amâr edesiz" dedikde Akşemseddîn'in bu re’y [ü] tedbîriyle her diyâra âdemler gidüp ân-ı zamânda cümle bâkirelerin on bin mikdârı peder ü mâder ve akrabâ vü ta‘allukâtları gelüp üç bin bâkire üç bin bahâdırâna izn-i şer‘ile verüp azîm sûrlar edüp İslâmbol amâr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 31b ·
metinde göster ·
"Pâdişâhım ism-i şerîfin Mehemmed'dir. Kitâbımızda Hazret-i Muhammed'in Muhammed'i kadı sarıklı ola sekiz yüz (---) târîhinde devlet-i Kostantîn anın eline gire. İmdi bu kal‘anın resmi senin Mehemmed isminle binâ olunmak gerek. Biz bu işe kırk bir yıldır me’mûrum ve ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmilim ammâ bir ferde keşf-i râz etmemişim" deyüp ruhbân-ı nihânî etek der-miyân edüp cümle bennâları başına cem‘ edüp bu Rûmeli Hisârı'nı kûfî hat üzre Mehemmed ismi resminde binâ etmişdir kim Anatolu Hisârı bâğları dağından râyegân hatt-ı kûfî üzre ism-i Muhammed'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… ahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre
ferde
ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ ka …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… yle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde
ferde
kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fü …
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a–166b ·
metinde göster ·
… Kumfuta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse mâlları vardır. Arabalar üzre niçe yüz
ferde
kahveleri tahmîl edüp kantârlara urarak,
Esnâf-ı attârân-ı kahveciyân: Dükkân ve mahzen 300, neferât 500, bunlar ulu bâzergânlardır. Her birinin Mısır'da ve Yemen ve Kumfuta ve San‘ân ve Aden'de biner kîse mâlları vardır. Arabalar üzre niçe yüz ferde kahveleri tahmîl edüp kantârlara urarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
Bu şehr-i kadîmin ibtidâ bânisi Yunaniyân'dan Târîh-i Yanvan sâhibi kavli üzre Hazret-i Yahyâ salavâtullahi aleyhi ve selâmihi asrında kayâsıralardan Rişân veled-i Aleksandıran veled-i Harkilan bînâsıdır. Hazret-i Ömer Medîne'den balçıklı eliyle Kayserin gözün çıkarırım" deyü Rûm'a doğru dest-dırâzlık edince bi-emrillâhi Te‘âlâ Konya'da ol ân bir çamurlu dest-i şerîf gelüp kayser taht-nişîn iken gözü çıkar. Ba‘de zamân Hazret-i Ömer'den kayser elçisi gelüp kayserin gözün çıkmış görünce kral ahvâl-i pür-melâlin elçiye nakl edüp "Elçiyi bilüren kim Hazret-i Ömer'in ol gün çamurlu eliyle işâret edüp kralın gözü çıkdığıdır". Hemân elçi bir takrîb ile kat‘-ı menâzil ederek Hazret-i Ömer'i Kuds-i Şerîf gazâsında bulup huzûr-ı Ömer'de Kayser elçisi imân ile müşrref olup Hazret-i Ömer ismine Hüseyin deyüp iki kerre varup geldiğiyçün Hüseyn-i zü'l-cenâheyn deyü künye buyururlar. Hazret-i Ömer Kuds'ü ve Kamâme'yi feth edüp diyâr-ı Mısır'a serdâlığıla Amr ibnü'l-Âs'ı gönderüp feth etdükde beri tarafda kör kayser havfinden Konya'yı müceddeden binâ edüp bânî-i sânî kör Kayser-i Rûm olur. Ammâ seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve cihân-bân-ı devr-i rûzgâr ve müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden ferdâ ve "Mâ minnâ illâ lehu makâmun ma‘lûm" nass-ı şerîfi mûcebince rûy-ı arzda ibtidâ menzil-geh edinen Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safiyy aleyhi's-selâmdır. Evlâd-ı evlâdları münteşir olup edîm-i arz benî Âdem ile müzeyyen oldu, ammâ esnâf-ı ümem içün ihtilâfât-ı vefret tahrîr etmişlerdir, ammâ sükkân-ı Rûm ve ecnâs-ı mütenevvi‘a-i ân-ı merzbûm bi-takdîr-i Hayyu'l-Kayyûm fermânıyla ibtidâ bu Yunaniyân Konya'ya ve diyâr-ı Rûm ki Sivas'dır, bu diyârlara ibtidâ ümmet-i Muhammed'den gelüp sâkin olan Âl-i Selçukıyân'dan sene 476 târîhinde Sultân Alâ’eddîn-i Keyâniyân'dır. Anlara kavm-i Rûm derler. Ays b. İshâk evlâdlarından olup Yâfes'e, andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâma müntehî olur bir kavm-i şecî‘ ü dilîr ü pâk-i‘tikâd erler idi kim evvel İslâm ile Rûm'a kadem basan bu Selçukiyân'dan sene 476 târîhinde ümerâ-yı Dânişmendiyye ki anlara Âl-i Dânişmendiyân derler. Bu Selçukıyân anlar ile Mâverâü'n-nehr'de Mâhân diyârında yek-dil [ü] yek-cihet olup Âzerbaycân memleketlerinden kılıç urarak ol diyârı feth edüp ammîzâdeleri Çoban-bây'ı Revân ve Gence ve Tiflis ve Araz câniblerine hâkim nasb edüp Çoban-bây (---) olup evlâd-ı evlâdları çok olup Âl-i Selçukıyân oldular ammâ İrân-zemîn'de Sultân Ebû Sa‘îd cihângîr pâdişâh-ı zîşân zî-kudret olmağıla bu Çoban-bây hilâfet sevdâsında olmayıp Sultân Ebû Sa‘îd'in vezîri nâmıyla Gürcîstân ve Ahıska ve Kars'a ve nehr-i Araz'ın kıblesi tarafından Avnik kal‘ası ve Şuşek kal‘ası ve Ziyâ’eddîn kal‘ası ve Mekü kal‘ası ve Bâyezîd kal‘ası ve Malazcird kal‘ası, Van kal‘ası ve niçe yüz kal‘alara 10b hâkim olup Âl-i Çobaniyân deyü nâm verdi. Niçe bin hayrât [u] hasenâtları vardır. Hattâ Pasin sahrâsında nehr-i Araz üzre Çoban köprüsü bu mezkûr Çoban-bây'ındır. Mekke-i Mükerreme'de zamîme-i Harem-i Şerîf ve mahfil-i münîf niçe şeyler dahi âsâr-ı hayrât-ı mütekâsiresi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 10a–10b ·
metinde göster ·
Sebeb-i hâdise-i Edirne : Müverrihân-ı Rûm u nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki
ferden-ferdâ
cemî‘ edîm-i arzda olan vakâyı‘ât-ı dil-küşâyı bu yüzden tahrîr ü terkîm eyledi …
Sebeb-i hâdise-i Edirne : Müverrihân-ı Rûm u nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden-ferdâ cemî‘ edîm-i arzda olan vakâyı‘ât-ı dil-küşâyı bu yüzden tahrîr ü terkîm eylediler kim rûy-ı arzda ibtidâ mesken edinen Hazreti Âdem Safî'dir. Bi-kavli Muhammed b. İshâk, Hazret-i Âdem Nebî'den vilâdet-i Server-i Kâ’inât'a gelince sene 6.750 olup bu mâbeyne-hümâda yüz yigirmi dörd bin peygamber gelmişdir. Ammâ vilâdet-i Mefhâr-i Mevcûdât'dan sene 5590 mukaddem Hazret-i eb-i sânî Nûh Necî aleyhi's-selâm gelüp anın gemisiyle Tûfân'dan halâs olanları rûy-ı arz imâr olsun içün bu vech-i arza müstevlî eyleyüp ibtidâ Kalimon Hakîm'i arz-ı Mısr'a gönderüp Tûfân'dan evvel binâ olunan Heremîn dağları dibinde sâkin olup evlâd-ı evlâdları münteşir olup arz-ı Mısır'ı ve arz-ı Hâsân'ı imâr etdiler. Büyük oğlu Mısrâyim Mısr-ı atîki imâr etdiğiçün Mısır dediler. Mısrâyim fevt olup yetmiş aded evlâdları kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a geldiler. Nûh Necî dahi bunların yetmişine birer ülke gösterüp her biri birer iklîm-i âhara gitdiler. Ammâ Sırfiyâil nâm bir oğlunu hayr du‘â ile Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'a kadem basan bu Sırfiyâil'dir. Evvelâ bu Edirne zemînine gelüp gördü kim Tûfân-ı Nûh'un talattum-ı temevvücünden harâb [u] yebâb olmuş âsâr-ı binâlar görüp ta‘accüb edüp niçe eyyâm ol harâbistânda kaldı. Bi-kavli tevârîh-i Latin, Tûfân'dan kalan binâ Edirne'nin Zindân Kullesi tarafıdır, derler. Bu Edirne zemîninde Sırfıyâyil karâr etmeyüp Firev nâm bir oğlun koyup kendi Sofya'yı imâr etmeğe gitdi. Tâ Hazret-i Süleymân asrına dek bu Firev nâm evlâd-ı evlâdları Edirne zemîninde tavattun etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 148b ·
metinde göster ·
… cısı cümle mevtâların kemerlerinde olan altun ve guruşları mîrîye kabz edüp bir
ferde
müdâhale etdirmediler. Ve Alî Fâris'in ve çöl pâdişâhının kara demir hayme vü h …
Bu iki Urbânın mâlı içre Firârî Mustafâ Paşa askeri koyun tuza ve kurd koyuna ve mirâs-hor mâl-ı mevrûsuna seğirdir gibi seğirdüp eyle alan u talan eyleyüp nisvânların nâlân u giryân eyleyüp ol kadar mâl-ı ganâ’im aldılar kim en ednâ harbende-i Ervâm bir katar deve yükü mâla mâlik olup harbende iken sârbân-ı revân oldu ve ednâ mertebe sayisler bir iki sürü koyun sâhibi oldular. Sâ’ir karakollukçuların mâlik olduğu bakır avânîleri ve sâ’ir kelepür makûlesi cacim ve haliçe ve kilim makûlelerinin hisâbların Cenâb-ı Bârî bilür. Ammâ iki binden ziyâde at-ı mu‘teber at-ı sâfinatü'l-ciyâd makûlesi mührât u hüssân küheylânları ve binden mütecâviz nîk ü bed zırhları ve ana göre sâ’ir âlât-ı silâhları cümle paşa tarafına kabz etdiler ve paşa beytü'l-mâlcısı cümle mevtâların kemerlerinde olan altun ve guruşları mîrîye kabz edüp bir ferde müdâhale etdirmediler. Ve Alî Fâris'in ve çöl pâdişâhının kara demir hayme vü hargâhlarında kalan mâl-ı bî-hisâbı cümle Firârî Mustafâ Paşa zabt etdi, ammâ ne mertebe mâl idi ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 217a ·
metinde göster ·
… n yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler ve yaprağından gûnâ-gûn hasîrlar ve
ferdeler
ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bir şey’i hebâya gitmez, üç yüz …
Hâssa-i sânî: Başı olan yerde kiyeflerinden yine gûnâ-gûn ipler ve süpürgeler ederler ve yaprağından gûnâ-gûn hasîrlar ve ferdeler ve bedrevîler ve zenbiller ederler. Ve'l-hâsıl bir şey’i hebâya gitmez, üç yüz gûne nef‘i var. Ve kavl-i hukemâ üzre üç yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
nâm bir kral-ı dâl bu kal‘ayı binâ etmeğile ol keferenin ismiyle müsemmâ bir ka …
Ferdenyan nâm bir kral-ı dâl bu kal‘ayı binâ etmeğile ol keferenin ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i ra‘nâdır kim Erdel kralları hükmündedir, lâkin Seykel vilâyeti hâkinde olmağın kefereleri krala çokluk mutî‘ değillerdir, zîrâ kal‘aları gâyet sarp ve Şeddâdî ve seng binâ-yı bâlâ bir sûr-ı ra‘nâdır. Handakı ve burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleriyle ârâste ve gayri âlât-ı ceng-i mühimmâtiyle her husûsda pîrâste bir sûr-ı metîn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… ân-ı urûc edüp cümle şehîd olur, ammâ vüzerâdan ve a‘yân-ı devletden bir merd-i
ferde
zarar isâbet etmeyüp kal‘ayı tathîr eden hüddâmîn makûlelerin bir top menzili m …
Hemân guzâtın birisi bârûd olan hazînenin zembereğine basup hazînedeki çarhdan âteş hâsıl olup bin kadar ibâdullâh kal‘a ile evc-i âsumâna perrân-ı urûc edüp cümle şehîd olur, ammâ vüzerâdan ve a‘yân-ı devletden bir merd-i ferde zarar isâbet etmeyüp kal‘ayı tathîr eden hüddâmîn makûlelerin bir top menzili mesâfe-i ba‘îdeye atar. El-hükmülillâh. Bunlar dahi câm-ı şehâdetden nûş edüp datar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 174b ·
metinde göster ·
Ve bundan mâ‘adâ niçe bin âdem mecrûh ve şehîd olurdu. Bir
ferde
dehşet gelmeyüp cengden el çekmediler. Bir zâbıta merhamet gelüp vücûd-ı insâna …
Ve bundan mâ‘adâ niçe bin âdem mecrûh ve şehîd olurdu. Bir ferde dehşet gelmeyüp cengden el çekmediler. Bir zâbıta merhamet gelüp vücûd-ı insâna terahhum etmediler. Hemân cümle guzât-ı müslimîn hacer ü şecer makûlesi mesâbesinde 184b olup hâkile yeksân ve pâymâl ü rimâl olup her mecrûh bir künc-i mihnetde ac u zâc ve susuz merhûm olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a–184b ·
metinde göster ·
… unda mezkûr İsmâ‘îl Ağa bir hayrât-ı azîm etmişdir kim selef vüzerâlarından bir
ferde
nasîb olmadı.
Ve hân u hammâm ve bedestânı yokdur, ancak otuz yedi kefere dükkânları vardır. Balık ve havyar ve peynir ve soğan ve sarmısak [ve] etmek ve et bey‘ olunur. Ammâ meyhâneleri çokdur, her ev birer meyhânedir ve şarâbı memdûhdur. Ve her eşyâ bulunur, lâkin yine Rodos'a muhtâclardır. Ve bu varoşda hünkâr kapucıbaşılarından Papas kapucıbaşı ki millet-i Mesîhiyye üzre bıtrîk iken Sultân İbrâhîm Hân huzûrunda İslâm ile müşerref olup Kâsımpaşa'da Piyale Paşa merhûmun ehlin alup başkapucıbaşılık sadaka olunup fermân-ı şehriyârî ile Rodos kal‘alarının ta‘mîr [ü] termîmine me’mûr olup bu Lindos kal‘asının aşağı varoşunda mezkûr İsmâ‘îl Ağa bir hayrât-ı azîm etmişdir kim selef vüzerâlarından bir ferde nasîb olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y122b ·
metinde göster ·
… m-i Mekke-i kadîm yedi dere içre ne kadar imârât [u] hayrât [u] büyûtât var ise
ferden
ferden nümâyândır. Ve ne kadar vâsi‘ şehr-i azîm idüği bu mahalden ma‘lûmdur.
Ve bu mahal cemî‘i ehl-i Mekke'nin ârâmgâhı ve mesîregâhı yerdir kim cemî‘i şehr-i azîm-i Mekke-i kadîm yedi dere içre ne kadar imârât [u] hayrât [u] büyûtât var ise ferden ferden nümâyândır. Ve ne kadar vâsi‘ şehr-i azîm idüği bu mahalden ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… ke-i kadîm yedi dere içre ne kadar imârât [u] hayrât [u] büyûtât var ise ferden
ferden
nümâyândır. Ve ne kadar vâsi‘ şehr-i azîm idüği bu mahalden ma‘lûmdur.
Ve bu mahal cemî‘i ehl-i Mekke'nin ârâmgâhı ve mesîregâhı yerdir kim cemî‘i şehr-i azîm-i Mekke-i kadîm yedi dere içre ne kadar imârât [u] hayrât [u] büyûtât var ise ferden ferden nümâyândır. Ve ne kadar vâsi‘ şehr-i azîm idüği bu mahalden ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y351a ·
metinde göster ·
… düp Mekke'den getirdiğimiz metâ‘larımız Fincâncı Re’îs'in keştîsine koyup ve on
ferde
kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on ferde kahve Hind zevrakına ve beş f …
Ve bu Cidde'yi seyr [ü] temâşâ edüp Mekke'den getirdiğimiz metâ‘larımız Fincâncı Re’îs'in keştîsine koyup ve on ferde kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on ferde kahve Hind zevrakına ve beş ferde nâ’ib merkebine, iki tavâşî ile ve bir memlûkümüz ile gemilere koyup Allâh'a tevekkül olup süd karındaşım (---)(---) Çelebi ile ve Cidde Hâkimi Baklacı Mehemmed Beğ ile vedâlaşup üç gulâmımız ile Mekke-i mükerremeye avdet edüp gelürken yine Hazret-i Havvâ anamıza bir Yâsîn-i şerif Kur’ân-ı şerîf tilâvet edüp sekiz sâ‘atde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366b ·
metinde göster ·
… e’îs'in keştîsine koyup ve on ferde kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on
ferde
kahve Hind zevrakına ve beş ferde nâ’ib merkebine, iki tavâşî ile ve bir memlûk …
Ve bu Cidde'yi seyr [ü] temâşâ edüp Mekke'den getirdiğimiz metâ‘larımız Fincâncı Re’îs'in keştîsine koyup ve on ferde kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on ferde kahve Hind zevrakına ve beş ferde nâ’ib merkebine, iki tavâşî ile ve bir memlûkümüz ile gemilere koyup Allâh'a tevekkül olup süd karındaşım (---)(---) Çelebi ile ve Cidde Hâkimi Baklacı Mehemmed Beğ ile vedâlaşup üç gulâmımız ile Mekke-i mükerremeye avdet edüp gelürken yine Hazret-i Havvâ anamıza bir Yâsîn-i şerif Kur’ân-ı şerîf tilâvet edüp sekiz sâ‘atde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366b ·
metinde göster ·
… e kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on ferde kahve Hind zevrakına ve beş
ferde
nâ’ib merkebine, iki tavâşî ile ve bir memlûkümüz ile gemilere koyup Allâh'a te …
Ve bu Cidde'yi seyr [ü] temâşâ edüp Mekke'den getirdiğimiz metâ‘larımız Fincâncı Re’îs'in keştîsine koyup ve on ferde kahve Kara Hasan Re’îs'in firkatesine ve on ferde kahve Hind zevrakına ve beş ferde nâ’ib merkebine, iki tavâşî ile ve bir memlûkümüz ile gemilere koyup Allâh'a tevekkül olup süd karındaşım (---)(---) Çelebi ile ve Cidde Hâkimi Baklacı Mehemmed Beğ ile vedâlaşup üç gulâmımız ile Mekke-i mükerremeye avdet edüp gelürken yine Hazret-i Havvâ anamıza bir Yâsîn-i şerif Kur’ân-ı şerîf tilâvet edüp sekiz sâ‘atde yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y366b ·
metinde göster ·
… u tarîkle inşâ eyledi kim müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki
ferden
ferden,
Evvelâ sebeb-i te’lîf-i kitâb ve bâ‘is-i tastîr-i müstetâb olan Evliyâ-yı bî-riyâ fehvâ-yı tarâyı(?) bu yüzden inşâ ve imlâ kıldı ve sebeb-i hâdis-i tahrîr-i sülûf u sunûf add olunan mazmûn-ı dilküşâyı bu tarîkle inşâ eyledi kim müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden ferden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y17b ·
metinde göster ·
… le inşâ eyledi kim müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden
ferden
,
Evvelâ sebeb-i te’lîf-i kitâb ve bâ‘is-i tastîr-i müstetâb olan Evliyâ-yı bî-riyâ fehvâ-yı tarâyı(?) bu yüzden inşâ ve imlâ kıldı ve sebeb-i hâdis-i tahrîr-i sülûf u sunûf add olunan mazmûn-ı dilküşâyı bu tarîkle inşâ eyledi kim müverrihân-ı Rûm ve nükte-perdâzân-ı zevi'l-mefhûm ki ferden ferden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y17b ·
metinde göster ·
… al‘ası vîrânında olan yılan şâh-ı mârân kal‘asında yokdur. Ammâ bi-emrillâh bir
ferde
zarar etmez, ammâ mahûf hayvândır. Ve,
Tılısmât-ı yılan: Ol akreb tılısmı olan amûdun mukâbelesindeki amûdu kuşatmış bir alaca yılan sûreti vardır. Yine ol amûdda iki satır hatt-ı vefk vardır. Yılan tılısmıdır. Mısır'ın iç kal‘ası vîrânında olan yılan şâh-ı mârân kal‘asında yokdur. Ammâ bi-emrillâh bir ferde zarar etmez, ammâ mahûf hayvândır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y80a ·
metinde göster ·
… sın bunların ba‘zısı hayli kâr eder. Ammâ cümleden Harâbe kahvesi her gün birer
ferde
kahve sürer. Ve her gün Habeşli kahvesi yevmiyye birer kantâr kahve sürüp azîm …
Esnâf-ı kahveciyân-ı piyâde: Bunların dükkânları yokdur. Nâzük ibrîkler ile sûk-ı sultânîlerde mutantan ve mümessek Y 168a kahve fürûht ederler. Bakarsın bunların ba‘zısı hayli kâr eder. Ammâ cümleden Harâbe kahvesi her gün birer ferde kahve sürer. Ve her gün Habeşli kahvesi yevmiyye birer kantâr kahve sürüp azîm kâr ederler. Paşanın şâtırbaşısına avâyid verirle, zîrâ anın himâyesindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167b–Y168a ·
metinde göster ·
… slâmbolî pirinç ve yüz bin kîle mercimek ve yüz kîle nohud ve bakla ve altı yüz
ferde
kahve ve bin kantâr şeker ve bin kavanoz mu‘anberîn eşribe-i gûnâ-gûn ve beş yü …
Ammâ garâbet bunda kim bu bâlâda tahrîr olunan ıydıyye boğçaları İslâmbol a‘yânına verildiğinden mâ‘adâ beri tarafda Mısır vezîri Kethudâ İbrâhîm Paşa bir muta‘azzım kapucubaşısına seksen bin kîle-i İslâmbolî pirinç ve yüz bin kîle mercimek ve yüz kîle nohud ve bakla ve altı yüz ferde kahve ve bin kantâr şeker ve bin kavanoz mu‘anberîn eşribe-i gûnâ-gûn ve beş yüz çift münakkaş hasîr-i Y 196b bûkalemûn ve yüz elli re’s mahbûb tavâşî ağalar ile sâ’ir tuhef ve yâdigârları cümle âyân-ı devlete yüz re’s koçlar ve ceyrânlar ve yaban sığırları ve yüz kafes tûtî ve mînâ ve papağala ve devekuşların Reşîd ve İskenderiyye'den yarar gemilere koyup der-i devlete hedâyâ gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y196a–Y196b ·
metinde göster ·
… en beş kerre yüz bin erdeb pirinci ve iki bin kafes sükkeri ve mî‘âdı ve üç yüz
ferde
kahve ve iki yüz bin erdeb mercimek ve iki yüz bin erdeb nohud ve yüz katma kın …
Bu hazîne-i pâdişâhî tahsîlinde Mısır askerîsinin alayı yokdur, ancak Mısır vezîri ümerâ-yı Mısır'ın bir eşbehine hil‘at-ı fâhire geydirüp kilâr-ı pâdişâhî beği eder, gayrı sefere ve gayrı kullara me’mûr olmaz, ancak kendüsi beş yüz âdem ile eyâlet-i Mısır'da kazâ-i Fereskûr'den ve Menzil şehrinden ve bender-i Dimyât'dan ve kazâ-i Birimbâl'dan ve bender-i Reşîd'den ve sâ’ir pirinc hâsıl olan yerlerden beş kerre yüz bin erdeb pirinci ve iki bin kafes sükkeri ve mî‘âdı ve üç yüz ferde kahve ve iki yüz bin erdeb mercimek ve iki yüz bin erdeb nohud ve yüz katma kınâ ve beş yüz zenbîl hûrmâ ve sâ’ir me’kûlât kısmından tahsîl edüp Reşîd şehrinde bir azîm mîrî mahzenler vardır, cümlesin mâl-â-mâl yığarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y214a ·
metinde göster ·
{Ve altı bin kantâr dahi kettân fitîli geçer. Bunlar dahi şedde şedde Yemen
ferdeleri
içre atlar(ı) ve katırlara tahmîl edüp bu fitîlleri büken üç bin Berberî kavmi …
{Ve altı bin kantâr dahi kettân fitîli geçer. Bunlar dahi şedde şedde Yemen ferdeleri içre atlar(ı) ve katırlara tahmîl edüp bu fitîlleri büken üç bin Berberî kavmi dahi fitîl yükleri yanınca pâ-bürehne ve ser-bürehne ellerinde asâlariyle fellâhları urarak ubûr ederler. Bu fitîllere Mısır'da yedek derler. Hattâ paşa ağalarının müflisleri latîfe içün,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y215a ·
metinde göster ·
… r dirhem-i Sa‘îdî olmak üzre, ve bin kantâr yağ ve yetmiş kantâr bal ve iki yüz
ferde
kahve ve bin gemi odun ve niçe bin deve yükü kurâlardan ta‘yîn-i cille ya‘nî sı …
Bu hedâyâlardan sonra Circe muhâfazasında olan Mısır'ın yedi bölük askerîsine ve kendü tevâbi‘inden bin aded askerine ve gayrı vâcibü'r-re‘âyâ ve lâzımü'l-himâye olan kimesnelere ve e’imme ve hutebâ ve meşâyihâna külfe ta‘yînât verdüği masârıf senevî dörd bin koyun ve yigirmi bin erdeb hınta ve kırk erdeb şa‘îr ve beher yevm yigirmişer bin ekmek, her ekmeği seksener dirhem-i Sa‘îdî olmak üzre, ve bin kantâr yağ ve yetmiş kantâr bal ve iki yüz ferde kahve ve bin gemi odun ve niçe bin deve yükü kurâlardan ta‘yîn-i cille ya‘nî sığır tezeği ve gayrı gûnâ-gûn ta‘yînât verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y374a ·
metinde göster ·