… vratlardır ve cümlesi şayak gibi beyâz abâ sıkma dolama geyüp çiftde ve çubukda
Ferhâd gibi
çalışır kağan arslan zenânelerdir. Ba‘dehû bu,
Ammâ mudhike-i garîbe oldur kim, bu kavmin avratları cümle meneviş çukadan bostâncı külâhları gibi sivri sivri çuka takyeler geyüp yüzleri açık gîsûları perîşân durhallı(?) ve bir hâlli(?) mashara heybet avratlardır ve cümlesi şayak gibi beyâz abâ sıkma dolama geyüp çiftde ve çubukda Ferhâd gibi çalışır kağan arslan zenânelerdir. Ba‘dehû bu,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
… Aslâ âdeme benzemez bir alay gul-beyâbâna benzer âdem sıfatlı mücrimlerdir kim
Ferhâd gibi
Ferhâdî külünkler ile kûh-ken-misâl cibâl-i müntehâları mağâra mağâra delüp tuz …
Bu mahallin dağlarından kaya kaya tuz keserler. Bu ibret-nümâyı görmeyen cihânı geşt etdim, demesin. El-ıyâzu billâh ka‘r-ı zemînin tuz çıkar gârlarına kanlı ve hırsızlar koyup tuz keserler. Aslâ âdeme benzemez bir alay gul-beyâbâna benzer âdem sıfatlı mücrimlerdir kim Ferhâd gibi Ferhâdî külünkler ile kûh-ken-misâl cibâl-i müntehâları mağâra mağâra delüp tuz çıkarırlar. Kırk bin altun hâsıl olur emânet-i azîmdir. Cemî‘i serhadlere tuz bu Turda şehrinden gider, gâyet lezîz tuzdur ve halkı cümle tuzculardır. Hattâ Alî Paşa sene (---) târîhinde bu şehri vîrân edüp niçe yüz esîr alduğu bâlâdaki cildde mufassal tahrîr olunmuşdur, ammâ şimdi acâ’ib ma‘mûr u âbâdân olup tuz gârlarını seyr [ü] temâşâ etdik, ne‘ûzü billâh. Andan 6 sâ‘at kıble tarafına gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
… hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp
Ferhâd gibi
çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâ …
Ol gece dâr-ı emân-misâl atlarımızı sahrâya salup Tatarlar mu‘tâdları üzre mâvî ve kırmızı gömlekleri ve tumanların çıkarup hâb-ı râhata yatdılar. Ol gece mel‘ûn kâfirler sabâha dek hâb-ı râhat görmeyüp Ferhâd gibi çalışup taburdan taşra bir kat tabur dahi binâ edüp ana dahi bir fecc-i amîk-vâr handak kazup türâbın ileri atdı. Ve üç yerden kapular yapdı ve yedi yerden azîm tabyalar çatdı ve her bir tabyalara onar pâre balyemez toplar koyup asker-i İslâm üzre atdı. Ve ba‘dehu hâmûş-bâş olup yatdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 113a ·
metinde göster ·
… Kapudan Halîl Paşa bu şehre beş sâ‘atlik yerden dağlardan ve deşt-i hâmûnlardan
Ferhâd gibi
su getirmişdir kim kat-ender-kat kemerlerdir. Ancak bu varoş içinde Mustafâ Paş …
Diğer binâ-yı ibret-nümâ-ı hayrât-ı mâ-i kevser: Mukaddemâ bu şehr-i azîm susuz olmak ile sene (---) târîhinde Kapudan Halîl Paşa bu şehre beş sâ‘atlik yerden dağlardan ve deşt-i hâmûnlardan Ferhâd gibi su getirmişdir kim kat-ender-kat kemerlerdir. Ancak bu varoş içinde Mustafâ Paşa câmi‘i önünde elli aded kemer gözler var kim her biri kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş kavs-ı kuzah-misâl tâk-i Kisrâlardır kim aceb hayrâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a ·
metinde göster ·
"Bu kal‘amız olan yer Rûmeli tarafına sehel yer muttasıldır. Anı kûhkenlerle
Ferhâd gibi
keselim. Kal‘a ve şehrimiz cezîre olup düşmandan masûn ve mahfûz olup balık dal …
"Bu kal‘amız olan yer Rûmeli tarafına sehel yer muttasıldır. Anı kûhkenlerle Ferhâd gibi keselim. Kal‘a ve şehrimiz cezîre olup düşmandan masûn ve mahfûz olup balık dalyanları yapup gûnâ- 249b gûn mâhîler çok olup cümle kal‘a kullarına andan ulûfe ve pâdişâhımıza niçe hazîne hâsıl olur ve şehrimiz balık ile gâyet ganîmet olur" deyü İskender'e bu minvâl-i meşrûh üzre arz etdikde arzı hayyiz-i kabûlde vâki‘ olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249a–249b ·
metinde göster ·
… guruş hasbeten lillâh harc edüp bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları
Ferhâd gibi
kesdirüp bu şehir ahâlîsine su ziyâfet eylemişdir. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
Âb [u] hevâsı latîf olduğundan halkı tendürüstlerdir. Suyu hayrât-ı azîmdir kim Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ kim Fâtih-i Bağdâd'dır, anın kapudan ve berberi Çelebi Hasan Paşa yüz bin guruş hasbeten lillâh harc edüp bir konak yerden kayaları ve kûh-ı Bîsütûnları Ferhâd gibi kesdirüp bu şehir ahâlîsine su ziyâfet eylemişdir. Hakkâ ki hayrât-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
… l tabya ile leb-i deryâ mâ-beynine yedi yüz yerden meterisleri rûy-ı arza kazup
Ferhâd gibi
kûhkenlikler edüp gûnâ-gûn sıçan yolları îcâd edüp kırk altı aded yere siperler …
Ve bâğ u bâğçeli ve müte‘addid odalı ve hammâm ve şâzrevânlı sarâylar yapılup evvelki ordudan mu‘azzam ve müzeyyen ve metîn ü ma‘mûr meterisler olup cemî‘i asâkir-i İslâ[m] Kızıl tabya ile leb-i deryâ mâ-beynine yedi yüz yerden meterisleri rûy-ı arza kazup Ferhâd gibi kûhkenlikler edüp gûnâ-gûn sıçan yolları îcâd edüp kırk altı aded yere siperler edüp azîm balyemez toplar koyup sene 1079 (---) da Kızıl tabya nâm kûh-ı Elburz'a yapışmağa şürû‘ olunup azîm siperler binâ olundu kim on bir adedi gûyâ kûh-ı Elburz kûh-ı Demâvend ve sedd-i iskenderler yapılup Kızıl tabyaya havâle olup her birinin üstlerine kırkar ve yigirmişer aded balyemez top-ı kal‘a-kûblar koyup Kızıl tabyayı subh [u] mesâ döğe döğe niçe balyemez topların falyaları aşınup mukaddemâ evsâfı tahrîr olunan tophâneye münkesir topları getirüp yine yerlerine ma‘a'z-ziyâde musanna‘ yeni balyemez toplar dökülüp yevmen fe-yevmen yine kal‘a-i Kandiye'yi döğerlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 294a ·
metinde göster ·
… r ve sahîh kelâmdır, zîrâ şehrin şimâlî ve garbî ensesindeki dağları ve bâğları
Ferhâd gibi
kesüp ma‘mûr u âbâdân kefere mahallâtları binâ etmişler.
Hakîkatü'l-hâl Karaman ve Medan Şarı Türkleri cümle navluncu olup deve dişi buğday satup mühtekirlik ederler. Ve "Ermenî tâ’ifesi on bin kefereden mütecâvizdir" deyü nakl etdiler ve sahîh kelâmdır, zîrâ şehrin şimâlî ve garbî ensesindeki dağları ve bâğları Ferhâd gibi kesüp ma‘mûr u âbâdân kefere mahallâtları binâ etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 383a ·
metinde göster ·
… yedi kerre eküp yetmiş nev‘a mahsûl hâsıl olur. Böyle mahsûldâr türâb ve böyle
Ferhâd gibi
çalışır re‘âyâ-yı A‘râb cezîre-i dünyâda böyle dihkânî fellâh ve böyle kavm-i c …
Bâlâda zikr olunan eyâletlerin kurâlarında bilâ-hadd ü lâ-gâye ve bilâ-hisâb âdem deryâsı olan re‘âyâ vü berâyâ var ise arâzî-i Mısır'ı zirâ‘at edüp bir senede yedi kerre eküp yetmiş nev‘a mahsûl hâsıl olur. Böyle mahsûldâr türâb ve böyle Ferhâd gibi çalışır re‘âyâ-yı A‘râb cezîre-i dünyâda böyle dihkânî fellâh ve böyle kavm-i cebbârîn ü bî-ıslâh re‘âyâ yokdur. Gökde uçan, yerde gezen ve deryâda yüzenden bi-eyyi vechin kân kendüler içün mâl tahsîl edüp öşürlerin ağalarına ve nâzırlarına ve mültezimlerine ve keşşâflarına mâl-ı mîrî verüp deynlerin gallak etdüklerinden sonra bu re‘âyâya beş Mısır hazînesi mâl kalur, deyü tahrîr olunmuşdur kim bu re‘âyâ kârı hazînesiyle elli üç hazîne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y216a ·
metinde göster ·
Ve Mısır'ın her kankı şehrine varup im‘ân-ı nazar ile nazar eylesen, âdem deryâsından omuz omuzu sökmeyüp tarîk-ı âmlar içre bir "zahrek" ve "cenbek" ve "hüşşek" ve "yemînek" ve "yesârek" ve "tarîk tarîk" sadâsından geçilmez. Ve çârsû-yı bâzâr içre at ve katır ve deve ve hımâr ve sakâyîn izdihâmından râhat üzre ubûr olunmaz. Zîrâ halkı gâyet fellâhdır, ya‘nî rencberdir. Ferhâd gibi çalışup Mısır'ı ganîmet edüp bu cümle devâbât [u] mahlûkât beslendiğiyçün Ümmü Dünyâ derler. Ve cemî‘i dünyâyı ana gibi Y 228b besleyüp cümle metâ‘ı ekâlîm-i seb‘aya mebzûldür. Allâhümme âfinâ, cümle dünyâ kaht olsa, Mısır mâder gibi dünyâyı besler. Ammâ Hudâ hıfz ede, eğer Mısır kaht olsa, cemî‘i dünyâ Mısır'ı besleyemez. Zîrâ cemî‘i dünyâda ne kadar hayvânât var ise hemân Mısır diyârında andan ziyâde gûnâ-gûn bî-had ü bî-hisâb devâbât u mahlûkât vardır. Ve benî âdem dahi kezâlik eyle bî-had ü bî-pâyândır. Ammâ askerî tâ’ifesi zulmünden re‘âyâsı kavm-i Fir‘avnî olup Yâ Kahhâr ismine mazhar olduklarından fakîr ü hor hakîr ve zelîl olmuşlardır. Cümle tahsîlâtların askerü's-sultân alup fellâh zelîl kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a–Y228b ·
metinde göster ·