… âr ehl-i hırefleri kudretine göre siyâb-ı kasîrler geyerler. Ve zenâneleri çuka
ferrâce ve
başlarına ve dülbend izâr ve yüzlerine kıl nikâb ile selâmiyye dîbâ takya geyüp …
A‘yân [u] eşrâfı elbise-i fâhireler geyüp sâ’ir vasatü'l-hâl tüccâr ehl-i hırefleri kudretine göre siyâb-ı kasîrler geyerler. Ve zenâneleri çuka ferrâce ve başlarına ve dülbend izâr ve yüzlerine kıl nikâb ile selâmiyye dîbâ takya geyüp gâyet mü’eddebâne hareket ederler. Ve bu şehrin mahbûbu ve mahbûbesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 134a ·
metinde göster ·
… yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî
ferrâceler ve
pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pas …
Bu hirfetin ba‘zıları üzerlerine kaplan postu yerine kuru ve yaş sığır ve câmûs ve dana ve düğe ve boğa ve inek derilerin boynuzları ve paçaları ve kuyruklarıyla arkalarına alup geçerler ve kimi koyun pasdırmasından paça ve kelleleri ile yarım koyunları başlarına külâh yerine geyüp ve kaz yelekleri takınup ve sığır pasdı[r]masından gûyâ muvahhidî ferrâceler ve pasdırma hırkalar ve ellerinde yine pasdırmadan topuzlar ve bayrakları dahi pasdırmadan, ve'l-hâsıl çakşırları ve çizmeleri cümle pasdırmadan ve ba‘zıları atlarının yancıkları ve eğerleri ve rahtları ve hotazları cümle pasdırmadan edüp "Manavgatlı guluna nehnü gerek nehnü" diyerek ubûr ederler. Acîb ü garîb mashara alaydır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… oturarak ubûr ederler. Bir sınıfı dahi serâpâ elvân elvân pembelerden muvahhidî
ferrâce ve
hil‘atlar ve çakşırlar ve pembe destâr-ı gûnâ-gûnlar ve pembe topuz ve teberler …
"Tır tıka tır tık tır tır tık tıka" deyü düyek usûlünde tokmak urarak pembe atarak gülüp oynayarak üzre oturarak ubûr ederler. Bir sınıfı dahi serâpâ elvân elvân pembelerden muvahhidî ferrâce ve hil‘atlar ve çakşırlar ve pembe destâr-ı gûnâ-gûnlar ve pembe topuz ve teberler ve tüfengler ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192a ·
metinde göster ·
… ile pâk Kelâm-ı izzet cildleri olacak niçe bin reng-â-reng sahtiyân hırkalar ve
ferrâceler ve
muvahhidîler ve şepkülâhlar ve meşinden hil‘at-ı fâhire ve meşin destârlar ve s …
Bunlar bu ordu alayına cem‘ olup niçe bin zeber-dest pâ-bürehne ve ser-bürehne tabbâğ teknesinde kirdimândan çıkmış eli ayağı löklerden kırmızı kırmızı ve kiminin sahtiyân mazısından kolları ve tırnakları ve parmakları siyâh siyâh olmuş sîne-çâk kârları şer‘ile pâk Kelâm-ı izzet cildleri olacak niçe bin reng-â-reng sahtiyân hırkalar ve ferrâceler ve muvahhidîler ve şepkülâhlar ve meşinden hil‘at-ı fâhire ve meşin destârlar ve sahtiyândan gürzler ve topuzlar ile "Aşa aşa" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
… ğı ve Bosna ve Sebde ve Bundukânî kâğızlarıyla zeyn edüp cümlesi beyâz kâğızdan
ferrâce ve
muvahhidîler ve hırka ve azîm destâr ile ve yine kâğızdan gûnâ-gûn külâhlar ile …
Esnâf-ı kâğızcıyân: Dükkân 200, neferât 205, pîrleri Hazret-i Abbâs amm-i Resûl'dür. Kabri Bakî‘'dedir ve Alî {kemerin bağladı}. Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların İslâmbol tabağı ve Bosna ve Sebde ve Bundukânî kâğızlarıyla zeyn edüp cümlesi beyâz kâğızdan ferrâce ve muvahhidîler ve hırka ve azîm destâr ile ve yine kâğızdan gûnâ-gûn külâhlar ile kendülerin zeyn edüp dükkânlarında kâğızlar mühreleyüp cümlesi pür-silâh beyâz esbâblı asker olup ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 199a ·
metinde göster ·
… e Kazağ'a ve Mikril'e ve Abaz'a ve Çerkez'e ve Kırım'a gidüp ticâret edüp çuka,
ferrâce ve
kontuş ve dolama ve yelek giyerler ankâ bâzargânlardır. Dördüncüsü ehl-i sanâyî …
Bu şehrin halkı kadîm eyyâmdan yedi fırkadır. Bir fırkası a‘yân-ı kibâr beğ ve beğzâdeler ve ehl-i hizmet avân tâ’ifesidir kim semmûr kürkler ile libâs-ı fâhirelere müstağrak paşazâdelerdir. Ve bir zümresi ulemâ ve sulahâ ve meşâyih-i kirâm hâl sâhibi kimesnelerdir kim ulemâ zeynde-libâs-ı mahsûsalarıyla gezer âlimlerdir kim cümlesi selef pâdişâhlarının evkâflarından vazîfe-hârân [u] du‘â-gûyân-ı gûnâ-gûndurlar kim vâcibü'r-ri‘âyederler. Üçüncü fırkası tüccâr-ı berr u bihârdır kim Azağa ve Kazağ'a ve Mikril'e ve Abaz'a ve Çerkez'e ve Kırım'a gidüp ticâret edüp çuka, ferrâce ve kontuş ve dolama ve yelek giyerler ankâ bâzargânlardır. Dördüncüsü ehl-i sanâyî‘-i gûnâ-gûndurlar. Cümlesi çuka ferâce ve bogasi hil‘at giyüp kâr [u] kesb ederler. Beşinci kavmi keştîbânlardır kim Bahr-i siyâh içre mellahlık edüp kâr ederler. Bunların libâsları kendülere mahsûs demir kopran ve şalvar ve çuka dolama ve serine asdâr-ı destâr sarup rûy-ı deryâda gazâ edüp ceng [u] cidâl ederek ticâret edüp kâr ederler. Altıncı fırkası bâğbân ve bâğçevândır. Zirâ bu şehrin Bozdepe dağları bâğlardır kim sicillâtda mestûr olduğu üzre cümle otuz bir bin bâğ u bâğçedir. Birer bâğbândan otuz bir bin âdem add olunmuşdur. Ammâ ba‘zı bâğçede iki üç gılmân [u] huddâm vardır. Yedinci fırkası niçe bin âdem sayyâd-ı mâhîdir. Zîrâ bu kavm balığı gâyet pek severler. Niçe bin gûne ehl-i şuğl âdemleri vardır. Ammâ tahrîri mümkün değildir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
… e-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u
ferr ve
dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup …
ebyâtı üzre vakt-i seherde paşa cümle ordu etrâfına muhâfazacı askerleri koyup Bismillah ile altı bin salt güzîde urguncu ve yağmacı ve tâlâncı asker atlayup ılgar ile cânib-i kıbleye yedi sâ‘at gidüp Kankırı hâkinde Kurşumlıdağı eteğine vardıkda meğer Köprülü'nün çâşıdı varup "İşte Varvar Alî Paşa askeri geldi" deyince tarfetü'l-ayn içre Köprülü çarhası meydân-ı muhabbete çıkup Alî Paşa askeri dahi ileri varup çarha askeri gösterüp gerüde beş koldan kafadar kat kat asker koyup iki çarha birbirine dokuşup bir sâ‘at yahşı ceng-i perhaş [u] savaş olup bir sâ‘atden Köprülü tarafı aslâ dayanamayup münhezim olup beş aded eyâlet askeri kimi dendân-ı tîğdan geçerken kimi Lâ ilâhe illallah der, kimi Muhammedün Resûlullah der, kimi amân ve kimi yamân deyüp bu kadar mahlûk-ı Hudâ târumâr oldular. Köprülü askerin Varvarlı varup koyun kuzular gibi yalayup hayme ve hargâhları ve bâr ü bengâhları ve tevâbi‘at-ı bî-günâhların âhın alup küffâr gibi zincirleri gerdenlerine bend kılup esîr gibi bu kadar müslimîni keşan ber-keşân edüp atdan ve dondan ve katar u mehârdan ve'l-hasıl devlet-i dünyâdan ayrılmış, ömründe piyâde yürümemiş ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikleri yerde katl ederlerdi. Bu kadar fezâhatden mâ‘adâ Âl-i Osmân pâdişâhının üç tuğlu bir ihtiyâr-ı âlî-vakâr Köprülü Mehemmed Paşa'yı ve iki tuğlu Amâsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı Efendizâde gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i pür-hûnları yaşlı ve bâğırları başlı Varvar Alî Paşa'nın tuğları önü sıra boğazlarında tavk-ı la‘net ile zincirler ile akd olunmuş eyle nâzenîn vücûdları ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u ferr ve dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup piyâde zencîr-keş olup sekbân ve sarıca elinde esîr oldular. Bu hâlde iken gözleri önünde tevâbi‘ [u] levâhıkların katl edüp kılıcının kanın cellâdlar paşaların üzerine silerlerdi. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın üç direkli otâğı sütûnlarında bâr-ı bend zincîrler ile bağlı ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve sâ’ir mîr-i livâlar ve gayrı a‘yân-ı kibârlar yüzü üstüne bağlı idi. Sâ’ir Köprülü ve Hüseyin Paşa ve Kara Sefer Paşa askerleri gayrı çadırlarda esîr [ü] gürisneler idi. Bu mâbeynde Varvar Alî Paşa'nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde seyis ve harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded zırh u zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şeddâd gibi gurur hâsıl etdiler. Varvar Alî Paşa ise mansûr u muzaffer oldum, deyü enâniyyet da‘vâsında mu‘âmele etmeğe başladı. Ve henüz ısyân [u] tuğyânı zâhir ü bâhir oldu. Ve günden güne ordusunda haşerât-ı Cemâpûr cem‘ olmada. Ve etrâf-ı kazâlarda mîr-i mîrânlar asker sürmeğe ve zehâ’ir sürmeğe me’mûr oldular. Ve ba‘zı mîr-i mîrânlara evâmirler tahrîr edüp "Elbette eyâletin askeriyle bizim ordumuza gelesin ve illâ üzerine asker çekerim" deyü mü’ekked emirler tahrîr olundu. Ve ba‘zı ehl-i ırz ümerâ ve mîr-i mîrânlar ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm mahalle geldikde hakîr huzûruna varup "Gazânız kutlu olsun. Sultânıma inşâallah mansûr u muzaffer olursız demişdim. Hamd-i Hudâ düşmanları münhedim etdiniz. Ba‘de'l-yevm Cenâb-ı İzzet sizi hıfz [u]363b emânında edüp hemîşe düşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr eyleyüp kırup geçirdim ve niçe vezîrleri zincire urup keşân-ber-keşân götürürüm" dedikde "Gördüm sultânım! Aleyhi mâ-yestahıkku, lâkin merhamet edüp niçesin âzâd edüp Cenâb-ı Bârî sizin dahi niçe müşkil işleriniz âsân ide. Mücrimleriniz cümle ümmet-i Muhammed'dir. Bu kârhâne-i Âl-i Osmân'ın hâli budur. Ulü'l-emre itâ‘at edüp beğler ve paşalar biri biri üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. "Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâroğlu Şehkadı Paşa oğlum ve niçe oğullarım dahi gelsinler dahi neler işlesem gerek" deyü aceb enâniyyet ile ba‘zı gurûrâne kelimâtlar etdi. Hakîr eyitdim "Yâ Sultânım! Bizim efendimize dahi mektûblar yazın. Anlar dahi ordu-yı İslâm cem‘iyyetine dâhil olup dahi ziyâde cem‘iyyet-i kübrâ olsun" dedim. "Hele şimden gerü iş bitdi. Anların gelmesine ihtiyâc kalmadı. Eğer gelirse safâ geldi, hoş geldi" dedi. Bir sâde-dil harem-i hâsda perveriş bulup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363a–363b ·
metinde göster ·
… hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ekseriyyâ halkı cümle çuka
ferrâce ve
kontuş ve serhaddî giyerler.
Evsâf-ı dekâkîn-ı sûk-ı sultânî: Cümle altı yüz dükkândır, lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur, ammâ cümle zî-kıymet eşyâ mevcûddur. Dokuz yerde üstâd-ı Kâşî çînî kârhâneleri vardır. Asr-ı Ahmed Hân'da üç yüz kârhâne imiş. Zulümden 6a vîrân olmuşdur. Bu şehr iklîm-i hâmisde olmağıla arz-ı beledî (---) ve tûl-ı nehârî (---) olmağıla âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ekseriyyâ halkı cümle çuka ferrâce ve kontuş ve serhaddî giyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5b–6a ·
metinde göster ·
… ra çıkmış, menhûslar sürünür ve birer yire haşr olup o şiddet-i hârda nâzük sûf
ferrâce ve
beyâz Ahmedâbâd'ın Hind bezi sâdeleri geyüp destârların kec kılup ellerinde bir …
Niçe bin za‘îf ü nahîf ve bîçâre, çekirge bacaklı eli kalemtraş bıçaklı tiryâkîler burunlarının sümüğün akıdup maslûbun min-indillah şeklinde kec-gerdân ve kec-dehân ve şütür-leb olup salyaları göğsüne akmış, dili bir karış dehânından taşra çıkmış, menhûslar sürünür ve birer yire haşr olup o şiddet-i hârda nâzük sûf ferrâce ve beyâz Ahmedâbâd'ın Hind bezi sâdeleri geyüp destârların kec kılup ellerinde birer yelpâze ve birer arka 31b kaşıyacakları ile cenk seyrine gelmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31a–31b ·
metinde göster ·
Andan bu şehrin zenâneleri yassı başlı olup elvân çuka
ferrâce ve
beyâz Karova abası ferrâce giyerler. Gâyet sâliha ve mestûre ve mü’eddebe nisvâ …
Andan bu şehrin zenâneleri yassı başlı olup elvân çuka ferrâce ve beyâz Karova abası ferrâce giyerler. Gâyet sâliha ve mestûre ve mü’eddebe nisvânları var ammâ sâhib-i ısyânları azdır. Şûrîze cânları pür-nâzdır. Ve cemî‘i halkı ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at müdâvim-i namâzdır. Ganîmet şehir olduğundan cemî‘i müsâfirîne ri‘âyet edüp misâfirîne da‘vet edüp ikrâm-ı it‘âm ederler. Halîm ü selîm ve halûk u sâhib-i tab‘ yârândan âlüfte ü âşüfte erbâb-ı ma‘ârifi çokdur. İklîm-i hâmisin âharı vasatında vâkı‘ olmağıla şiddet-i şîtâsı şedîd olur. Ammâ cümle halkı tendürüstdür. Atvel-i nehârî (---)(---) ve arz-ı beledî ilm-i usturlab üzre (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
… md-i Hudâ âbı dahi latîf olup mahbûb u mahbûbesi çok oldu. Halkı ekseriyyâ çuka
ferrâce ve
kontuş giyüp sipâh ve yeniçerisi çokdur, ammâ ulemâsı yokdur. Vasatü'l-hâl olan …
Ve bu Hacıoğlu'nun hevâsı gâyet latîfdir. Hamd-i Hudâ âbı dahi latîf olup mahbûb u mahbûbesi çok oldu. Halkı ekseriyyâ çuka ferrâce ve kontuş giyüp sipâh ve yeniçerisi çokdur, ammâ ulemâsı yokdur. Vasatü'l-hâl olanları boğasıya kaplı kuzu kürkü ve başlarına kalpak giyüp Tatar ile sefer eşerler. Zîrâ Dobruca halkı derler, şecî‘ ve yarar nâmdar yiğitleri vardır. Ticâret ve gazâ ile kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b ·
metinde göster ·
Gazanfer ve Tekgül ve Sührâb ve Atabay ve Âzâdlı [ve] Hândan ve Hamşâd ve Cemşî …
Gülşân ve Kenân ve Sıyâmî ve Müstedâm ve Ferrûh ve Gazanfer ve Tekgül ve Sührâb ve Atabay ve Âzâdlı [ve] Hândan ve Hamşâd ve Cemşîd ve Fehrâd ve Kâmil ve Kâbil ve Selâmet ve İslâm Kubâd ve Fürûdûn ve Sevindik ve Zâl ve Apardı ve Çöke ve Hüsref.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203b ·
metinde göster ·
şân u şöhret ve şevketi sizde ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince hemân bu …
"Anın azamet-i dârâtı ve ünvânı ve kerr ü ferr ve şân u şöhret ve şevketi sizde ve Âl-i Osmân askerinde yokdur" deyince hemân bu pâ-der-havâ-gûy çelebi ağanın vücûdun sahîfe-i âlemden seyf-i müczem ile nâzikâne {Köpürlü vezîr} hak edüp andan hatt-ı şerîfe amel etmeğe sehel ârâm edüp andan ale't-ta‘cîl asker-i bî-pâyân ile ılgar edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… ve başlarında yeşil serhadli kalpağı geyerler ve zenâneleri kezâlik cümle çuka
ferrâce ve
yassı baş terpûş üzre beyâz dülbend yaşmak örtünüp mü’eddeb gezerler.
Libâsları cümle çuka serhadli ve çuka dolama ve kopçalı sıkma çakşır ve kubâdî pabuc ve başlarında yeşil serhadli kalpağı geyerler ve zenâneleri kezâlik cümle çuka ferrâce ve yassı baş terpûş üzre beyâz dülbend yaşmak örtünüp mü’eddeb gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
Der-kabâ-yı zenâne-i mahbûbe-i kirmân: Yine Rûm havâtînleri çuka
ferrâce ve
harîr haftanlar ve ayaklarında sarı iç edik ve sarı pâypûşlar geyerler, ammâ so …
Der-kabâ-yı zenâne-i mahbûbe-i kirmân: Yine Rûm havâtînleri çuka ferrâce ve harîr haftanlar ve ayaklarında sarı iç edik ve sarı pâypûşlar geyerler, ammâ sokağa çıkmazlar ve çıkacak ve sokağa bakacak yerleri yokdur. Ammâ Karatayak Tatarı hâtûnları abâ ve koyun derisi kürkler ve başlarına gûnâ-gûn kalpaklar geyüp yüzleri açık gezerler, ammâ ehl-i ırzları yüzlerin nikâblar ile bürüyüp mestûre gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
Der-sûret-i çîn meh-cebîn-i mahbûbe-i mahbûbân: Merd [ü] zenân-ı cüvânân-ı perî rûyları gâyet çokdur. Evvelâ cümle dilberânları gâyet garîb-dost olup semmûr Boşnak kalpağı geyüp Rûmeli gâzîleri gibi sıkma çuka dolamaları gümüş düğmeli ve çakşırları yine gümüş kopçalı ve kubâdî ve pâbuçlu ve serhaddî kontoşlu dilberânları olur. A‘yân-ı eşrâf ihtiyârları yine gûnâ-gûn çuka ferrâce ve semmûr kürk kontoşlar geyüp destâr-ı Muhammedî sararlar. Ba‘zı elfâzlarında "varmısık, gelmısık" deyü ziyâdece tekellüm ederler. {Ekseriyyâ re‘âyâları Rûm, Bulgar ve Çıtak ve Yörük kavmidir kim beyâz abâ ve kebeler geyerler.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 220a ·
metinde göster ·
… sdânların açup avret yeri olan ferc-i kabîhaları görünmesin içün cümle avretler
ferrâce ve
fisdânlarının eteklerine birkaç vukıyye kurşum pâreleri diküp avret yerleri açı …
Temâşâ-yı ibret-nümâ: Bu şehrin cümle Urûm avretleri donsuz gezdiklerinden rûzgâr-ı akîm fisdânların açup avret yeri olan ferc-i kabîhaları görünmesin içün cümle avretler ferrâce ve fisdânlarının eteklerine birkaç vukıyye kurşum pâreleri diküp avret yerleri açılmayup gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 250a ·
metinde göster ·
Ve zenâneleri cümle elvân çuka ferrâceler ve yassı başlı beyâz çember bürünüp mü’eddebâne gezer ehl-i perde havâtînleri olur. Ve câ-be-câ mahbûb cüvânları olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
Ve niçe sarây-ı âlîleri dahi vardır ammâ bunlar kal‘a-misâl ulu hânedânlardır. Bir âdem on re’s atlarıyla bir 348a yıl otursa şîr-i hurmâ ve katr-ı nebât yiyüp ta‘yînâtların verüp ne zamân gidersin demek ihtimâlleri yokdur. Her gece ferrâşlar ve tavâşî hüddâmlar cümle müsâfirîne sündüs ü istebrak misilli câme-hâblar getirüp hidmet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347b–348a ·
metinde göster ·
Der-kabâ-yı eşkâl-i ricâl-i merd-i meydân: Cümle halkı çuka
ferrâce ve
dolamalar geyüp sarık sararlar. Tâzeleri kırmızı arakiyye ve bağır yeleği ve ko …
Der-kabâ-yı eşkâl-i ricâl-i merd-i meydân: Cümle halkı çuka ferrâce ve dolamalar geyüp sarık sararlar. Tâzeleri kırmızı arakiyye ve bağır yeleği ve kopçalı çakşır ve Kubâdî pâbuç geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b ·
metinde göster ·
kontoş geyerler. Ve zenânelerinin çoğu başlarına altun ve gümüş tâs takye geyüp …
Ve esbâb [u] eskâlleri serâpâ çuka ferrâce ve kontoş geyerler. Ve zenânelerinin çoğu başlarına altun ve gümüş tâs takye geyüp üzerlerine çuka ferrâce ve beyâz car bürünürler. Ve pâylarına katîfe çakşır üzre sarı çizme geyerler. Ve gâyet mü’eddebâne gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
… Ve zenânelerinin çoğu başlarına altun ve gümüş tâs takye geyüp üzerlerine çuka
ferrâce ve
beyâz car bürünürler. Ve pâylarına katîfe çakşır üzre sarı çizme geyerler. Ve g …
Ve esbâb [u] eskâlleri serâpâ çuka ferrâce ve kontoş geyerler. Ve zenânelerinin çoğu başlarına altun ve gümüş tâs takye geyüp üzerlerine çuka ferrâce ve beyâz car bürünürler. Ve pâylarına katîfe çakşır üzre sarı çizme geyerler. Ve gâyet mü’eddebâne gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
kontoşlar geyerler. Ve ulemâ ve a‘yânları semmûr ve sof ferrâce geyüp gezerler. …
Ve cümle Q 9bP 9b halkı çuka ferrâce ve kontoşlar geyerler. Ve ulemâ ve a‘yânları semmûr ve sof ferrâce geyüp gezerler. Ve ekseriyyâ halkı muhibb-i Mevlânâ olduklarından külâh üzre beyâz alâmet-i Muhammedî destâr sararlar. Ve cümle havâtînleri beyâz car bürünürler, Y 17a ammâ gâyetü'l-gâye ehl-i perde zenâne mahbûbeleri vardır. Anlarda dahi ba‘zısı tiryâkî imişler. Avret ola ve tiryâkî ola, ne‘ûzü billâh. Anıniçün ehilleri hânelerine gelmeyüp kahvehânelerde kıssahân ve gazelhân dinleyerek hânelerine gitmeğe iktidârları olmayup kaşına kaşına kahvede uyuya kalır, zîrâ evine varsa avreti tiryâkî kendüsi dahi tiryâkî iki lecûc bir yerde hüsn-i zindegâne edemediklerinden ekseriyyâ ehl-i hırefleri kahvede mihmân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y16b–Y17a ·
metinde göster ·
Ve cümle ahâlîsi çuka ferrâceler ve serhadli kontoşlar geyerler. Ve ekseriyyâ muhibb-i Mevlânâları külâh üzre destâr sararlar. Ve zenânesi yassı başlı arakıyyesiz ve siyâh muhayyer ferrâce geyüp mü’eddebâne reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y19b ·
metinde göster ·
… rûyları zerd-rûlardır. Ve merdâne ve zenânelerinin libâsları serâpâ çuka elvân
ferrâcelerdir. Ve
tâze yiğitleri baldırı çıplak levendâne Cezâyirli tarzı sıkma yelek ve pala bıç …
Ve mahbûb u mahbûbesi yokdur. Halkının reng-i rûyları zerd-rûlardır. Ve merdâne ve zenânelerinin libâsları serâpâ çuka elvân ferrâcelerdir. Ve tâze yiğitleri baldırı çıplak levendâne Cezâyirli tarzı sıkma yelek ve pala bıçak ve başlarında fes geyüp reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32a ·
metinde göster ·
serhaddî ve kontoş ve nâzik boğası elvân bez geyerler. Ve niçe bin fukarâları m …
Ve ekseriyyâ halkı çuka ferrâce ve serhaddî ve kontoş ve nâzik boğası elvân bez geyerler. Ve niçe bin fukarâları muhibb-i Mevlânâ olmak ile Mevlevî külâhı üzre destâr-ı Muhammedî sararlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38b ·
metinde göster ·
serhaddî esbâb geyerler. Fukarâları pembe bezi haftân geyerler. Ve tâze cüvân y …
Ve cümle halkı çuka ferrâce ve serhaddî esbâb geyerler. Fukarâları pembe bezi haftân geyerler. Ve tâze cüvân yiğitleri serâpâ Cezâyirli esbâbı geyüp başlarında kırmızı fes ve bellerinde pala bıçak ve ellerinde balta nacaklı şehbâz yiğitleri vardır. Serâpâ boyanmış mâvî dimi dizlik geyerler. Ve boyacı çârsûsunda yetmiş aded boyahâne kârhânesi olmak ile Denizli şehrinden ve gayri yerlerden niçe bin yük bez getirüp gûnâ-gûn boya boyarlar. Ammâ isperek neftisi gâyet makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
kontuş geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar muhayyer ve Tire alacası geyerler. Ve ask …
Ve cümle ahâlîsi çuka ferrâce ve kontuş geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar muhayyer ve Tire alacası geyerler. Ve askerî tâ’ifesi ve ulemâsı ve ağniyâsı gâyet çokdur. Ve zenâneleri ferrâce ve beyâz car-izâr bürünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·
… geyerler. Ve askerî tâ’ifesi ve ulemâsı ve ağniyâsı gâyet çokdur. Ve zenâneleri
ferrâce ve
beyâz car-izâr bürünürler.
Ve cümle ahâlîsi çuka ferrâce ve kontuş geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar muhayyer ve Tire alacası geyerler. Ve askerî tâ’ifesi ve ulemâsı ve ağniyâsı gâyet çokdur. Ve zenâneleri ferrâce ve beyâz car-izâr bürünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y83a ·
metinde göster ·
… . Ekseriyyâ Teke külâhı üzre sarık sararlar. Ve dâ’imâ müsâfir ararlar. Ve çuka
ferrâce ve
mâvî ve neftî boğası haftan geyerler.
Ve her evde birer âb-ı hayât mâ’-i tâhir zâhirdir. Ve bu şehir dâmen-i kûhda vâki‘dir. Ammâ şimâl cânibi küşâde olmak ile âb [u] hevâsı letâfetinden mahbûb u mahbûbesi gâyet memdûhdur. Ve cümle halkı garîb-dostlardır. Ekseriyyâ Teke külâhı üzre sarık sararlar. Ve dâ’imâ müsâfir ararlar. Ve çuka ferrâce ve mâvî ve neftî boğası haftan geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132b ·
metinde göster ·
… cümle halkı rencberdir. Ekseri külâh üzre destâr-ı Muhammedî sararlar. Ve cümle
ferrâce ve
boğası esvâb geyerler ve nisâ tâ’ifesi sarı çizme geyüp beyâz çârşaf bürünürler …
Ve cümle halkı rencberdir. Ekseri külâh üzre destâr-ı Muhammedî sararlar. Ve cümle ferrâce ve boğası esvâb geyerler ve nisâ tâ’ifesi sarı çizme geyüp beyâz çârşaf bürünürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y144b ·
metinde göster ·
… üzre beyâz destâr-ı Nebî ve taylesân-ı Muhammedî sarkıdırlar. Y 156b Ve çuka
ferrâceler ve
elvân boğası haftânlar geyerler.
Ve halkı ekseriyyâ bülühdir ya‘nî Oğuz tâ’ifesidir. Oğuzlar hakkında Risâlet-penâh Arapça buyurmuşlardır. Bir alay Türkmân kavmidir. Cümle külâh üzre beyâz destâr-ı Nebî ve taylesân-ı Muhammedî sarkıdırlar. Y 156b Ve çuka ferrâceler ve elvân boğası haftânlar geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y156a–Y156b ·
metinde göster ·
… a⟧ ehl-i zevk ehl-i tarîk ve ehl-i hâl âdemleri var. Fukarâsı alaca abâ ve çuka
ferrâce ve
beyâz sof geyerler. Ve ağniyâsı sammûr ve elvân çuka ve helâlî sof geyerler. Ve …
Ve hevâsının letâfetinden halkının reng-i rûyları humret üzredir. Ve gâyet garîb-dost Q 96aP 96a ehl-i zevk ehl-i tarîk ve ehl-i hâl âdemleri var. Fukarâsı alaca abâ ve çuka ferrâce ve beyâz sof geyerler. Ve ağniyâsı sammûr ve elvân çuka ve helâlî sof geyerler. Ve nisvân tâ’ifesi gâyet mü’eddebedirler. Altun ve gümüş takye geyüp üstlerine beyâz car bürünürler. Ve ayaklarına cümle çizme geyüp reftâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
kontuş ve kerekeler geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar şâde ve helâlî ve hâre-i har …
İşte şâm-ı şerîfde böyle cânlar vardır. Ve a‘yân [u] eşrâfı gâyet çokdur. Erbâb-ı dîvân ve asker-i sultân (---)(---) olanlar hil‘at-i hil‘at-i fâhireler üzre sammûr postin kaplu elvân çuka ferrâceler ve kontuş ve kerekeler geyerler. Vasatü'l-hâl olanlar şâde ve helâlî ve hâre-i harâmî geyerler. (---)(---) Ve sâfî kırmızı muhattem sarup ayaklarına zarbun geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y250b ·
metinde göster ·