"Âyâ bu benim vâkı‘am mı yohsa vâkı‘-ı hâlim mi? Hamd-i Hudâ Ayasofya içre Hazret-i Hızır'a râst geldim. Bire meded dâmenin elden komayam" deyüp hamd ederken kendüyi bir zulemât basup gözün açup kendüyi yine Ayasofya içinde mezkûr sipâhın yanında bulup şâha vâfir ta‘zîm edüp henüz ol mahalde Beşiktaşî Yahyâ Efendi kürsî üzre kâ’im olup du‘âya âğâze edüp cemî‘i ümmet-i Muhammed derûn-ı dilden "âmîn" deyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle ibâdullâh Ayasofya'dan taşra hurûc etmeğe kasd edince câmi‘in yüz bir aded kapusun sed edüp ancak büyük kıble kapusunu küşâde koyup Defterdâr Dervîş Çelebi ki eş-şeyh Baba Nakkâş hazretlerinin ferzend-i ahteridir, anlar Bâb-ı Ayasofya'da durup cümle tevâbi‘iyle Ayasofya câmi‘i derûnundan ve üç kat tabakasından taşra çıkan cemâ‘at-i kesîreyi add edüp elli yedi bin âdem Ayasofya câmi‘inden taşra çıkdığı sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup Selîm Hân pâyine arz olundu. Hakkâ ki câmi‘-i azîmdir. Andan Gülâbî Ağa Ayasofya içre kendüye Hızır-misâl yetişen sipâhın dâmenine pek yapışup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
Ammâ erkân-ı Resûlullâh budur ki 149a bir kimesne tarîkinde sâhib-i ayâr oldukda cemî‘i pîrler bir yere gelüp cüz’î ve küllî ne ise lokma-yı rızâ yenilüp irşâd olacak ferzend-i şâkirdi meydân-ı mahabbetde huzzâr-ı meclis huzûrunda yolun, erkânın su’âl edeler. Su’âle cevâb verdi ise ve kendü ihtirâ‘ından bir musanna‘ şey binâ etdiyse yâhûd evrâd [u] ezkârında ve yâhûd ilm-i hıfzda ibn Kesîr ve Seb‘a ve Aşere ve Takrîb kırâ’atlerin tekmîl edüp cârî hâfız olduysa ve'l-hâsıl her ne tarîk ve ma‘rifet [u] sanâyi‘de fünûn-ı şettâ sâhibi olup tekmîl-i mâdde etdi ise ana cümle ihtiyârlar sâhib-i post olmağa revâ göreler. Ve illâ nâ-kâmil ise cümle pîrler hak söyleyüp erenlerin bin bir gününe dahi hidmet-i tâm edüp tek-i pû ile pûte-i kalda puhte olup hâlis ayârlık ile ehl-i hâl olup nâ-puhte iken sûhte olup revâne ola. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148b–149a ·
metinde göster ·
ne tarîk ile meydân-ı mahabbete getirirler anı ayân [u] beyân eder: Evvelâ ol t …
Ol ferzendi ne tarîk ile meydân-ı mahabbete getirirler anı ayân [u] beyân eder: Evvelâ ol tarîkin nakîb-i pîşvâ-yı tarîki olan ol ferzendin sağ elini nakîb sol eline alup hâzır uşşâkânın huzûrundan ubûr etdirerek seccâde-nişîn olan pîr-i azîz önüne varup nakîb eyide:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… rler anı ayân [u] beyân eder: Evvelâ ol tarîkin nakîb-i pîşvâ-yı tarîki olan ol
ferzendin
sağ elini nakîb sol eline alup hâzır uşşâkânın huzûrundan ubûr etdirerek seccâd …
Ol ferzendi ne tarîk ile meydân-ı mahabbete getirirler anı ayân [u] beyân eder: Evvelâ ol tarîkin nakîb-i pîşvâ-yı tarîki olan ol ferzendin sağ elini nakîb sol eline alup hâzır uşşâkânın huzûrundan ubûr etdirerek seccâde-nişîn olan pîr-i azîz önüne varup nakîb eyide:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… a‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol
ferzendin
sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi …
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu ferzende post müstahakdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… erzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden
ferzendi
yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra …
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu ferzende post müstahakdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… lunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu
ferzende
post müstahakdır" dediklerinde,
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu ferzende post müstahakdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… an şâkirdini tekbîr ü tehlîl ile yine meydâna getirüp üstâdının belindeki şeddi
ferzendinin
beline bağlayup elindeki asâyı şâkirdi eline verüp rû-be-rû sağ el, sağ ele alu …
Üstâdı dahi ma‘nâ oğlu olan şâkirdini tekbîr ü tehlîl ile yine meydâna getirüp üstâdının belindeki şeddi ferzendinin beline bağlayup elindeki asâyı şâkirdi eline verüp rû-be-rû sağ el, sağ ele alup iki baş parmaklar taşra kalup bî‘at ü ahd âyetin ale'l-ittifâk huzzâr-ı meclisler tilâvet edeler ki ol âyet: Arapça ilâ âhirihi, tilâvet olunup andan Fâtiha tilâvet olunup el yüze süreler. Ba‘dehu ferzendin üstâdı şâkirdine huzzâr-ı meclisler mâbeyninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
Üstâdı dahi ma‘nâ oğlu olan şâkirdini tekbîr ü tehlîl ile yine meydâna getirüp üstâdının belindeki şeddi ferzendinin beline bağlayup elindeki asâyı şâkirdi eline verüp rû-be-rû sağ el, sağ ele alup iki baş parmaklar taşra kalup bî‘at ü ahd âyetin ale'l-ittifâk huzzâr-ı meclisler tilâvet edeler ki ol âyet: Arapça ilâ âhirihi, tilâvet olunup andan Fâtiha tilâvet olunup el yüze süreler. Ba‘dehu ferzendin üstâdı şâkirdine huzzâr-ı meclisler mâbeyninde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… etme ve fakru fahrî ile kanâ‘at eyle" deyüp bu gûne niçe pend ü nasîhatlar edüp
ferzendinin
gûşuna menkûş olmağiçün şâkirdinin sağ kulağın berk çeküp ensesine bir sille-i …
Nasîhatnâme-i Pîr: "Ey oğul evvelâ harâma bakma ve yalan söyleme ve harâm yeme ve geyme ve içme ve nân u nemeke ihânet etme ve hukûkun kesb etdüğin pîrlere hakâret nazarıyla nazar etme ve ulular önünde gitme ve sâbır ol ve hamûl ol ve komadığın yere el uzatma ve emânete hıyânet etme ve fakru fahrî ile kanâ‘at eyle" deyüp bu gûne niçe pend ü nasîhatlar edüp ferzendinin gûşuna menkûş olmağiçün şâkirdinin sağ kulağın berk çeküp ensesine bir sille-i pehlivânî urup, "Ey oğul gâfil me-bâş gözün aç gün ahşamlıdır" deyüp Fâtiha deyüp cümle pîr-i pîrân [u] cüvân Fâtiha tilâvet oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
beline bağladuğı şedden gayrı bir şed dahi harîr ve kutnî ve sof ne gûne peştem …
Fasl-ı sânî oldur kim üstâd-ı tarîk ferzendinin beline bağladuğı şedden gayrı bir şed dahi harîr ve kutnî ve sof ne gûne peştemâl olursa üstâd ferzendinin sağ cânibinden koltuğu altına yâhûd seyfî veyâhûd hamâyil bağı veyâhûd kavsî tarzı kuşada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… ı şedden gayrı bir şed dahi harîr ve kutnî ve sof ne gûne peştemâl olursa üstâd
ferzendinin
sağ cânibinden koltuğu altına yâhûd seyfî veyâhûd hamâyil bağı veyâhûd kavsî ta …
Fasl-ı sânî oldur kim üstâd-ı tarîk ferzendinin beline bağladuğı şedden gayrı bir şed dahi harîr ve kutnî ve sof ne gûne peştemâl olursa üstâd ferzendinin sağ cânibinden koltuğu altına yâhûd seyfî veyâhûd hamâyil bağı veyâhûd kavsî tarzı kuşada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
Bu tarzların herbirinin ehli yanında birer ma‘nâsı vardır, tâ ki ol
ferzendi
görenler pîr-perver olmuş ve üstâd-ı kâmil ü mükemmel ve sâhib-i ayâr olduğu ma …
Bu tarzların herbirinin ehli yanında birer ma‘nâsı vardır, tâ ki ol ferzendi görenler pîr-perver olmuş ve üstâd-ı kâmil ü mükemmel ve sâhib-i ayâr olduğu ma‘lûm olup ol ferzend bu şedlerle kemer-beste ve miyân-beste oldukdan sonra cümle huzzâr-ı meclis bir ağızdan, 149b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a–149b ·
metinde göster ·
… -perver olmuş ve üstâd-ı kâmil ü mükemmel ve sâhib-i ayâr olduğu ma‘lûm olup ol
ferzend
bu şedlerle kemer-beste ve miyân-beste oldukdan sonra cümle huzzâr-ı meclis bir …
Bu tarzların herbirinin ehli yanında birer ma‘nâsı vardır, tâ ki ol ferzendi görenler pîr-perver olmuş ve üstâd-ı kâmil ü mükemmel ve sâhib-i ayâr olduğu ma‘lûm olup ol ferzend bu şedlerle kemer-beste ve miyân-beste oldukdan sonra cümle huzzâr-ı meclis bir ağızdan, 149b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a–149b ·
metinde göster ·
… Cellâd eş-Şeyh (---) dahi anda medfûndur. Ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın bir
ferzend-i
ahteri anda medfûndur. Ve hâlâ cümle katle müstahak olan âdemleri anın türbesi …
Yüz yetmiş yaşında merhûm olup bizzât Mu‘âviye hazretleri meyyitin götürüp Şâm-ı Şerîf'de Paşa sarâyı'nın kapusu civârında defn edüp üzerine bir kubbe inşâ edüp Cellâd eş-Şeyh (---) dahi anda medfûndur. Ve efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın bir ferzend-i ahteri anda medfûndur. Ve hâlâ cümle katle müstahak olan âdemleri anın türbesi önünde katl ederler, ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b ·
metinde göster ·
… evc çemapur askeri gibi gürûh gürûh enbûh gibi ubûr ederler. Niçe kerre yüz bin
ferzendân
dahi başlarında şeb-külâhları üzre gûnâ-gûn cığalar ve gûnâ-gûn ziller ile kend …
deyüp gayrı tıfl-ı nâ-resîdeler âmîn deyüp üstâdları du‘â ederek mevc mevc ve fevc fevc çemapur askeri gibi gürûh gürûh enbûh gibi ubûr ederler. Niçe kerre yüz bin ferzendân dahi başlarında şeb-külâhları üzre gûnâ-gûn cığalar ve gûnâ-gûn ziller ile kendüleri zeyn edüp ellerinde def ü kudüm ve Eyyûp deblekleri ile "illâ yansuru's-sultân" deyüp ellerin dak ederek asvâtları evce peyveste olup du‘â hırmeni içre ubûr ederler. Bu tâ’ife-i ecinneyi görmeyen dünyâda bir şey görmüş değildir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157a ·
metinde göster ·
… iler. Efendimiz Mehemmed Paşa bu sa‘îd, şehîd [ve] maslûb-ı pâ Mustafâ Paşa'nın
ferzend-i
ferhunde-ahteridir. Vâlidesi, efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın akrabâlarından olm …
Der-sitâyiş-i veliyyü'n-ni‘am Defterdârzâde Mehemmed Paşa, sellemehullah. Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz ol vezîr-i dilîrdir kim sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in defterdârı keremkâr Mustafâ Paşa'nın nûr-ı dîdesi idi. Pederleri Bosnaviyyü'l-asl Hersek sancağında Novesin nâm kasaba-i hâk-i amber-i pâkden gelüp Ekmekçizâde Ahmed Paşa hizmetinde olup Sultân Ahmed Hânî'de başbakıkulu, andan Murâd Hânî'de müstakil defterdâr paşa oldu. Ba‘dehû sene (---) mâh-ı Şa‘bân-ı mu‘azzamının yigirmisinde Sadrıa‘zam Receb Paşa ve Şeyhülislâm Hüseyin Efendi telkîniyle Yeniçeri Ağası Hüseyin Halîfeyi ve Mûsâ Çelebi kim musâhib-i şehriyârî idi, anı ve Defterdâr Mustafâ Paşa kim efendimiz Mehemmed Paşa'nın peder-i azîzidir, bu üç mazlûmu kul eşkıyâları bi-gayr-i hakkın katl edüp Defterdârı Atmeydânı'ndaki çınar-ı müntehâya habl-i tavîller ile sinirinden baş aşağı salb etdiler. Ve niçe mazlûmun hûn-ı nâ-hakkın Atmeydânı'nda beyâz kar üzre döküp vücûd-ı insân, kar ile yeksân olup Atmeydânı'yken et meydânı olup azîm gulgule ve fitne ve fesâdlar olup efendimiz Defterdâr Paşa'nın Süleymâniyye'deki sarâyın ve Hisâr'daki yalısın nehb ü gâret etdiler. Efendimiz Mehemmed Paşa bu sa‘îd, şehîd [ve] maslûb-ı pâ Mustafâ Paşa'nın ferzend-i ferhunde-ahteridir. Vâlidesi, efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın akrabâlarından olmağıla bu hakîrin dahi vâlide-i müşfikamız ile hâlite-duhterleri idi. Mehemmed Paşa efendimizle üns [ü] ülfetimiz ol cihetdendir. Kendüler Süleymâniyye'de mütevellid olup hâk-i İslâmbol'dandır. Rûznâmeci İbrâhîm Efendi, paşayı on dördüne bâliğ iken hıfz [u] hırâset ile terbiye edüp ilm ü kemâl ü ma‘rifet sâhibi olup bir pençe-i âfitâb, nûr-ı İlâhî bir civân-ı mâh-tâb idi. Pederlerinin çerâğ-ı efrûhtesi Hasan Beğ terbiye ile kûşe-be-kûşe pinhân ederek sâhib-i rîş olup bir tüvânâ fetâ-yı âlî-vakâr idi. Cemî‘î ulûmdan haberdâr olup ilm-i kitâbet ve ilm-i inşâda ve ilm-i lûgatda ve ilm-i arûzda bahr-i ma‘ânî ve erbâb-ı ma‘ârif silkine münselik olup Kara Mustafâ Paşa kendülere Kâğız emâneti ihsân edüp erbâb-ı dîvândan olup üst hil‘at ile sâ’ir hâceler gibi dîvân kurardı. Ba‘dehû Anadolu muhâsebecisi olup İbrâhîm Hân cülûsu evâ’ilinde serbevvâbân-ı dergâh-ı âlî {olup} cümle kapucubaşılara tasaddur edüp ser-efrâz [u] mümtâz-ı cihân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336b ·
metinde göster ·
… Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Hazret-i Sultânu'l-ulemâ. Hazret-i Monla Hünkâr'ın
ferzend-i
erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene selâse ve ışrîn ve sitte-mi‘e'd …
Andan ziyâret-i sultân-ı dünya ve dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn eş-Şeyh Hazret-i Veled Efendi Bahâ'eddîn ibn Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Hazret-i Sultânu'l-ulemâ. Hazret-i Monla Hünkâr'ın ferzend-i erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene selâse ve ışrîn ve sitte-mi‘e'de vâkı‘ olup Çelebi Hüsâmeddîn'den 15a sonra halîfe olup bunların zamânında büyük vâlideleri ya‘nî Hazret-i Mevlânâ'nın vâlide-i müşfikaları Konya şehrinin kıble cânibine bir menzil dırâz [u] ba‘îd Lârende şehrinde sâkin idi. Bu Sultân Veled Efendi'nin vâkı‘asına büyük vâlidesi girüp "Yetiş yâ veledî, hâlet-i nez‘imdir. Beni defn eyle" deyü menâmında görüp ol ân Sultân Veled bîdâr olup tayy-ı mekân ile Lârende'de bulunup pederi vâlidesinin hâlet-i nez‘inde yetişüp büyük vâlidesini binâ etdüğü Lârende Mevlevîhânesinde defn edüp yine tayy-ı mekân ile Konya'ya gelüp bu keşf [u] kerâmetini ifşâ etdiklerinde âhir sene isnâ ve aşere ve seb‘a-mi’e târîhinde merhûm olup müddet-i ömr-i azîzleri seksen dokuz sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri mübârek dest-i şerîfleriyle Sultân Veled Efendi'ye yer gösterdikleri müsbitdir. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14b–15a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ binâ-yı Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân : Niçe mülûk [u] selâtînler bu âsitâneyi ta‘mîr ü termîm etmişdir, ammâ sene 941 târîhinde Süleymân Hân Bağdâd fethine giderken iki yüz kîse masraf koyup Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp gelince evvelâ Sultânu'l-ulemâ ve ferzendi Hazret-i Monla Hünkâr'ın sandûkalarını zer-ender-zere müstağrak etdirüp sîm şebekeler ve cânib-i erba‘asında hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ve sîm-âvân şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar ve çerâğdânlar ile ârâste ve niçe bin zî-kıymet kanâdîl ü musanna‘ maslûbâtlar ile pîrâste olup Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın sandûkası cümleden âlî ve Monla Hünkâr'ın sandûkası andan alçak (---) alçakdır ve ser-i sa‘âdetlerinde Mevlevî külâhları üzre beyâz destâr-ı Mevlevîler ve gerdenleri olan yer mahallinde Keşmîrî ve Lâhûrî şâllar ve taylesân-ı sünnet-i Muhammedî mehâbet ve salâbetli kabr-i şerîflerdir kim harem-i şerîfden gören âdeme vehm târî olup bir dehşet hâsıl olur. Bu kabr-i şerîfler semâ‘hânenin cânib-i kıblesi kûşesinde cânib-i erba‘aları şebeke ile mebnîdir. Üzerlerinde başka kubbeleri yokdur. Ve semâ‘hâne meydânı bir mücellâ sahrâ-yı musaykaldır. Başka mutrıbhâneleri ve ibâdethâne mihrâbı amûd-ı mevzûnlar ile mebnî bir âsitânedir ve bir beyâz mermer-i hâm ile döşenmiş bir vâsi‘ harem-i azîm var. Cümle (---) aded kapusu vardır ve bu harem-i muhteremin cânib-i erba‘asında müte‘addid dervîş-i dil-rîşân hücreleri vardır. Revzenleri etrâfında olan hıyâbâna nâzırdır. Haftada (---) âyîn-i Mevlânâ olup üç yüzden mütecâviz kimi molla ve kimi beğ ve paşa ve her biri birer bâğın gülü ârif-i billah terk-i dünyâ edüp âsitâne-i Mevlânâ'da çark edüp semâ‘ [u] safâ ederler. Her biri birer akl-ı Aristo musannif ü mü’ellif pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr-ı fahr ile tefâhür eder cânlar vardır. Şeb [u] rûz aşk-ı İlâhî ile sermest [ü] serbâz dervîşânlar vardır. Ve kilâr ve furûn ve bir matbah-ı dârü'l-it‘âmı dahi cümle bu zikr olunan âsâr-ı hayrâtlar Süleymân Hân'ındır. Ve bu tekye-i ışret-gede kurbunda iki minâreli bir câmi‘ ve bir medrese ve imâret-i dârü'z-ziyâfe cümle Süleymân Hân'ındır. Bu hayrât [u] hasenâtın cümlesi kârgîr binâ-yı kıbâb-ı âlîler ile mebnî ve serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr olmuş binâ-yı azîmlerdir. Netîce-i merâm Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir âsitâne-i azîm yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 15a ·
metinde göster ·
Paşa eydür: "{Evliyâm! Varacağın} diyâr-ı Acem'dir.
Ferzend-i
rindi çokdur, dînleri yokdur. Zemmâm u nemmâm ve fassâl u feddâh şu‘arâları çok …
Paşa eydür: "{Evliyâm! Varacağın} diyâr-ı Acem'dir. Ferzend-i rindi çokdur, dînleri yokdur. Zemmâm u nemmâm ve fassâl u feddâh şu‘arâları çokdur. Seni imtihân ederler. Basîret üzre olup şer‘-i Resûl-i mübîni elden komayup anları ilzâm ide gör ve dâ’imâ salâh-ı hâli ve zühd [ü] takvâyı ve ehl-i sünnet [ve'l-]cemâ‘ati elden komayup evkât-ı hamseye sünnet-i Resûl üzre müdâvemet eyle ve ırz [u] nâmûsunla olup tevâbi‘ [u] levâhıkını zabt [u] rabt etmeğe mukayyed ol. Ve bizim bayraklardan yetmiş seksen aded tüfeng-endâz sekban ve sarıcalardan pür-silâh yiğitler götür." deyü bu gûne niçe yüz va‘z u nasîhatler etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 285a ·
metinde göster ·
… Gence hânı yanında işitmişem. Şimdi mektûbun görmişem. Olmaya kim bu kişi Acem
ferzendlerinden
ola?" der.
Hamd-i Hudâ on ikinci günde şâh eşiğinden yine bir eşik ağası ile yarlığ-ı belîğ-i şâhî gelüp Rûmiyye hânının ve hakîrin destinde olan huccetlerimiz getirüp Tebrîz hânıyla hakîrin mektûbları şâhın destine irüp şâh yanında olan Alî Ağa'mıza şâh hakîri su’âl edüp "Ne mene kimesnedir, men anı bir kerre Evliyâ aka nâmıyla Bağdâd'dan Hemedân hânına geldi işitdim. Bir kerre Gence hânı yanında işitmişem. Şimdi mektûbun görmişem. Olmaya kim bu kişi Acem ferzendlerinden ola?" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
ayyârlar birer gûne şeytanat ile ol şeb-i muzlimde kol kol tabura birer lu‘b il …
El-hâsıl üç yüz aded ferzend-i ayyârlar birer gûne şeytanat ile ol şeb-i muzlimde kol kol tabura birer lu‘b ile girdiklerinde tabur içre bir gırîv [ü] feryâd kopup sabâha dak küffâr-ı dûzah-karâr içre bir vâveylâ kopdu kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42b ·
metinde göster ·
… ve Beganoğlu vilâyetlerin harâb u yebâb etmek içün ol ân Mehemmed Giray Hân'ın
ferzend-i
ercümendi sipehsâlâr-ı Tatar-ı adû-şikâr olan Ahmed Giray Sultân'ı Sadrıa‘zam d …
Meks-i hıyâm edüp yedi kralın binâ etdiği taburu münhedim edüp hâk ile yek etdikden sonra Kanije gölüne küffârın doldurduğu hâr [u] hâşâkleri dollâb gemileriyle dahi ziyâde tathîr edüp fecc-i amîk etdiler. Topraklık nâm kal‘a varoşun dahi metîn ü müstahkem etdiler. Ve cemî‘i Âl-i Osmân devletinin ihtiyârlarıyla yine müşâvere edüp cemî‘i kâfiristânı ve Zirinoğlu ve Beganoğlu vilâyetlerin harâb u yebâb etmek içün ol ân Mehemmed Giray Hân'ın ferzend-i ercümendi sipehsâlâr-ı Tatar-ı adû-şikâr olan Ahmed Giray Sultân'ı Sadrıa‘zam dîvân-ı pâdişâhîye kığırup ol dahi "Da‘vete icâbet" deyüp bâd-ı sabâdan müste‘âr otuz yedi bin aded koş atlı Tatar-ı adû-şikâr huzûr-ı Âsaf-ı Berhayâ dîvânına gelüp karâr edüp başına bir otağa-i husrevânî ve eğnine bir semmûr lipâçe-i sultânî geydirilüp Zirinoğlu ve Beganoğlu ve İslovin ve Mekemorya ve Nemse ve Galya ve vilâyet-i Prandaporosk ve vilâyet-i Nadajoğlu ve vilâyet-i Nemse ve Hırvadistân'ı ale'l-umûm nehb ü gâret etmeğe me’mûr olup cümle Bucak Tatarı ve Yalı ağası ve Mansûrlu ve Şîrînli ve Sincivitli cümle sefere me’mûr olup ancak Hânzâde otuz bin asker ile Sadrıa‘zam ordusuna karîb gelüp meks-i hıyâm edüp ordu-yı İslâmı ganîmet etmeğe kaldı, ammâ otuz yedi bin Tatar altı kerre yüz bin at ile âmâde olduklarında hemân hakîr dahi salt [u] sebükbâr Tatar-vârî hâzır olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188b ·
metinde göster ·
Birkaç ferzend-i dil-pesendlerinin kaviyyü'l-iktidârlarının nâmdârlarından bilâd-ı Habeş'de şehr-i Zeyla‘ ve Dehlek ve Musova ve Harkova ve Kîf ve Sevâkin ve (---)(---) şehirlerine mâlik oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a ·
metinde göster ·
… evlâdları birbirleri üzre seferler edüp âhır-ı kâr bir kaçı bir yere cem‘ olup
ferzend-i
ercümend olan Arab Mevâl bürâder-i mihteri Keysû ile hilâfet içün ceng-i azîm e …
El-hâsıl bu zikr olunan Mısır cezîresi içre bu karalar vilâyetlerin kabza-i tasarrufa alup hükm-i hükûmât ederlerken hikmet-i Hudâ Hazret-i Ömer vak‘ası cenginde şeyhü'l-arab Beşe nâm hümâm-ı benâmı Hazret-i Ömer radıyallâhu anh ile Beşe Şeyh'i şehîd etdiklerinde sahâbe-i kirâm içre bir velvele ve bir gulgule olup cemî‘i memâlik-i mahrûselerde hâkimü'l-vakt olanlar birbirleriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâle başlayup bu merhûm-ı mezbûr Şeyh Beşe'nin dahi evlâdları birbirleri üzre seferler edüp âhır-ı kâr bir kaçı bir yere cem‘ olup ferzend-i ercümend olan Arab Mevâl bürâder-i mihteri Keysû ile hilâfet içün ceng-i azîm edüp Emîr Ar[ab] gâlib ve Emîr Keysû mağlûb olup Keysû dâğ-ı derûnundan bir gece cemî‘i kabâ’iliyle karârı 149b firâra mübeddel olup yerine Arab Ban hâkim-i müstakil oldukda ale's-sabâh gördüler kim Keysû Ban firâr etdiğinden "Serâ Keysû" dediler, ya‘nî Keysû melik kaçdı, dediler. Hâlâ nâmları Serâ Keysû oldu. Giderek terhîm ile Serâ Keys dediler. Andan dahi (galat) galat-ı kelâm olup Çerâkese deyü şöhret verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 149a–149b ·
metinde göster ·
… eylemiş bir câmi‘-i münevverdir. El-hâsıl misli bu arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Ve
ferzend-i
benî âdem anın vaz‘-ı binâsı beyânında ve zîbâ san‘atları ve gûnâ-gûn tasarrufl …
Ve'l-hâsıl Cenâb-ı Bârî'nin ihsânı üzre ekâlîm-i seb‘ada çok âsâr-ı acîb ve sihr-i i‘câz-ı garîb binâ-yı musanna‘lar gördüm ammâ bu câmi‘de olan rûhâniyyet ve hulûs-ı kalb ile olan ibâdet bir câmi‘de görmedim, zîrâ sâhibü'l-hayrât gazâ mâlı ile binâ eylemiş bir câmi‘-i münevverdir. El-hâsıl misli bu arâzî-i ma‘mûrede yokdur. Ve ferzend-i benî âdem anın vaz‘-ı binâsı beyânında ve zîbâ san‘atları ve gûnâ-gûn tasarrufları beyânında âcizmândelerdir. Ve vech-i arzda eyle bir kâr-ı insân binâ olunmamışdır. Ve hüsn-i zarâfeti ve kâr-ı letâfeti vasıfdan hâric ve beyândan âric bir câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y155b ·
metinde göster ·
nûr-ı dîdesi var. Biri Ulucada(?) Ebü'l-mevâhib Çelebi sâhib-i kerem mahdûm-ı m …
Ve Azîz hazretlerinin iki ferzend-i nûr-ı dîdesi var. Biri Ulucada(?) Ebü'l-mevâhib Çelebi sâhib-i kerem mahdûm-ı mükerremdir. Andan bihteri zât-ı şerîf Zeynelâbidîn Çelebi'dir, sebükrûh u garîb-dost ve dil-nüvâz u sâhib-kerem pür-ma‘rifet ehl-i dil bir necîb [ü] reşîd çelebidir. Bu azîz çelebilerin dahi hânedânları başka başka haremleri ile birer hammâmlı âsitânelerdir. Ammâ Azîz'in hânedânında iki hammâm vardır, enderûn [u] bîrûnunda mükellef hammâmlardır. Hazret-i Ebâ Bekr'in ırk-ı tâhirlerinden hasîbü'n-nesîb çelebilerdir. Ecdâd-ı izâmları Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs hazretleri ile gelüp sâkin olmuşlardır. Ol asırdan berü matbahlarında âteşleri sönmeyüp hâs u âm ve bay [u] gedâya subh [u] mesâ ni‘metleri mebzûldür ve âteşleri dâ’im olduğuna iftihâr edinürler. Mısır eyâletinde niçe bin evkâfları ve belîdeleri ve feddân ve rızkaları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132a ·
metinde göster ·
ve yedi aded mükellef ü ma‘mûr vekâleler ve yedi kahvehâne ve yüz elli dükkân v …
Ve yedi tekye ve iki medrese ve on mekteb-i ferzend ve yedi aded mükellef ü ma‘mûr vekâleler ve yedi kahvehâne ve yüz elli dükkân ve bir hammâm-ı râhat-ı cân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y380a ·
metinde göster ·