manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arna …
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 215a ·
metinde göster ·
… [u] belîğ ve ne kadar rumûz u künûz ve ne kadar işâret eyleseler cümle rumûz-ı
fesâhatleri ve
nükte-âmîz kelimâtları söyleseler işâretden anlardı. Ve yigirmisine bâliğ olduk …
Ammâ hikmet-i Hudâ, günden güne mu‘ammer oldukça bir gûne kıp kırmızı bir dilber oldu kim yüzünün nûru berk ururdu. Bir gûne kırmızı gözlü, kedi sözlü ve ahmer yüzlü mahbûb olup herkes ile ülfet etmeden haz edüp bir kaşmer ve mudhik ve bir güler çehreli yârândan oğlan oldu. Ammâ kelimâtı anlanılmaz, lâkin yine her âdem ile hüsn-ı ülfet edüp halûk olmağile zamîr-şinâs olup her ne kadar kelâm-ı fasîh [u] belîğ ve ne kadar rumûz u künûz ve ne kadar işâret eyleseler cümle rumûz-ı fesâhatleri ve nükte-âmîz kelimâtları söyleseler işâretden anlardı. Ve yigirmisine bâliğ oldukda ba‘zı zamân gâ’ib bir şey su’âl etseler bir kerre başın aşağı endirüp bir kerre
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 217a ·
metinde göster ·
… , gazel-hân ve Fârisî-hân şu‘arâlar vardır kim zamânımızda on bir dîvân sâhibi,
fesâhat ve
belâgat sâhibi Okçuzâde-misâl şu‘âra-yı pâk-zebânlar var.
Ammâ Laz tâ’ifesi olmağıla lehçe-i mahsûslarıyla bu gûne elfâzları vardır. Ammâ derûn-ı şehr-i Tarabefzûn'da cümle halkı tarîk-i Gülşenî'de pâk cübbe-i gûnâ-gûnları girîbânında mercân ve balğamî ve yeşim-i Hıtâyî ve pîrûze-i Nişâbûrî cübbeler ile libâslar geyüp mülebbes ehl-i ma‘ârif, gazel-hân ve Fârisî-hân şu‘arâlar vardır kim zamânımızda on bir dîvân sâhibi, fesâhat ve belâgat sâhibi Okçuzâde-misâl şu‘âra-yı pâk-zebânlar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249b ·
metinde göster ·
Merânkeşî ve Afnu ve Mayburno ve Cicelkân ve Asvânî ve Sûdânî ve Kuncî ve Kırma …
Evvelâ Mağribî ve Fes ve Merânkeşî ve Afnu ve Mayburno ve Cicelkân ve Asvânî ve Sûdânî ve Kuncî ve Kırmankî ve Bağaniski ve Muncî ve Berberî ve Nûbî ve Zencî ve Habeşî ve Kelâpişî ve Alevî ve Dumbî (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arab-ı Yemen ve Bağdâd ve Arab-ı Mevâl ve Arab-ı Mekke ve Medîne ve Bâdiye ve Ummân cümle urbân üç bin altmış kabiledir, dahi ziyâde demişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 256a ·
metinde göster ·
belâğat üzre kelimât ederler. Sâ’ir re‘âyâları "Şuna çokuşarak iş kayuralım, şu …
Der-ta‘rîf-i lisân u libâs-ı ehl-i beled: Erbâb-ı ma‘ârif ve tekye-şinâsân çelebîleri gâyet çokdur. Fesâhat ve belâğat üzre kelimât ederler. Sâ’ir re‘âyâları "Şuna çokuşarak iş kayuralım, şu işi âlâtelâyı görelim, onatca er imiş" deyü bu gûne lisânları var. Esbâbları semmûrlu ağayânî ve çuka ferâceli, vasatü'l-hâli bogasi giyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281b ·
metinde göster ·
… pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim
fesâhat ve
belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dend …
Ammâ Bâkî Paşa Husrevânî kûp-misâl sâhib-i şikem idi. Ammâ bu dahi silâhşör ve cündî idi. Lâkin kendüye değme bir at tahammül edemezdi. Ammâ yine çâpük süvâr, sebük-rûh 334b idi kim gûyâ rûh-ı Mesîh idi. Ve mudhıkâne şütür-kürbe-gûne evzâ‘ [u] etvârları hadden efzûn idi. Ammâ gâzî ve mücâhidû fî-sebîlillahdır. Hattâ kendüleri Kars hâkimiyken Revân hânları ve Acem Sultânları ve Gürcîstân beğleri elinden ve dilinden zâr-ı zebûn olmuşlardı. Hattâ bir kerre nısfu'l-leylde kal‘a-i Karsdan üç yüz yiğit ile gâ’ib olup üç günden sonra Gürcîstân'ın âsî olan yerlerinden üç yüz esîr-i mûğ-bece gılmân [u] bintânlar ile sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kars'a dâhil oldu. Böyle bir Rüstem-resân, Sam-akrân-ı zamândır. Bu Bâkî Paşa'nın Seydî Ahmed Paşa ile Şuşik kal‘ası cenginde etdiklerini ne Sâm u Nerimân ve ne Zâl-ı Köstehem etmemişdir. Gerçi bu gûne şütür-kürbe etvârları var idi ammâ re‘âyâ vü berâyâya adl [u] insâfı adl-i Ömer-misâl idi. Ve ilm u fazîletde gûyâ musannif ve mü‘ellif Teftazânî hazretleri idi. Sehâ ve keremi Hâtem-i Tay'da yok idi. Bu hasletler ile kimesnede ola "el-İlmu ve'l-mâlu yesturâni kulle aybin" mazmûnunca cümle evzâ‘ u etvâr-ı ahlâk-ı zemîmesin ilm ü sehâ setr eder. Husûsan şecâ‘ati ile cihân-ârâ bir er [ü] server idi. Ammâ bu gûne şütür-kürbe şakaları tenhâsında sikadan olan nüdemâları beyninde ederdi. Yohsa dîvân-ı pâdişâhîde ol kadar metânet üzre kelimât edüp müte‘azzımâne hareket ederdi kim fesâhat ve belâğat ile kelimât ederken bir ferdin mudhikâne kelâmına tebessüm etmeyüp dendânın kimse görmüş değildi. Hulâsa-i kelâm Bâkî Paşa'nın hilkati böyle idi. Âyet: Arapça .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a–334b ·
metinde göster ·
Bu hadîs-i şerîf "Derûn-ı Dakâyık u Hakâyık" nâm kitâb kim Kemâl Paşazâde te’lîfidir, anda mastûrdur. Ammâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikten sonra kendüye firâk-ı Rabbü'l-âlemîn eleminden nisyân el vurup ba‘dehû cebel-i Arafât'da Hazret-i Havvâ ile kırlangıç tayrı vâsıtalığıyla Âdem Nebî Havvâ'ya buluşup bi-emri Hüdâ lisân-ı Arabî'ye karîb lisân-ı İbrî kelimât etdiler. Lafz-ı İbrî yine Arabî hurufu kadardır ve yine ol harflerdir. Lâkin kalb-i hurûf olup İbrî derler başka bir lisândır kim cild-i (---) imizde mestûrdur. Hazret-i Âdem aleyhi's-selâmın evlâd-ı evlâdı münteşîr olup lisân-ı İbrî ve lisân-ı Süryânî ve lisân-ı İmrânî kelimât ederlerdi. Tâ kim Hazret-i İsmâ‘îl-i Nebî aleyhi's-selâm kırk yaşında mürsel peygamber oldukda ibtidâ lisân-ı Arabî anlardan âşikâre oldu. Ammâ lisân-ı Süryânî ve İmrânî ve niçe lisânlar kâtib-i Hazret-i İdrîs-i Nebî'den kalmışdır ammâ ilâ yevminâ hâzâ lisân-ı Arabî Cenâb-ı Hüdâ'nın medh etdüğü lisândır kim sûre-i (---) bi-lisân-ı Arabî buyurduklarından bir vâsi‘ lisândır kim hadd [u] pâyânı yokdur. Bir lüğât içün yetmiş lüğat vardır. Netekim Mekke'nin üç yüz ismi vardır. Meselâ Mekke ve Bekke ve Ka‘be ve Vâdi'n-Neml ve Mu‘allâ (---) esmâları vardır ve arslan içün üç yüz ismi vardır. Tâ bu mertebe lisân-ı vâsi‘ ve fesâhat ve belâğatlı elfâz-ı tumturâklı lisân-ı fasîhdir. Anınçün kelâm-ı ekâbirde "el-Arabî fesâhatün ve'l-Acemî zarâfetün ve't-Türkî kabâhatün ve sâ’irü'l-lisân galîzatün" demişler. Böyle bir vâsi‘ lisân-ı Arabî Arabistân gibi vâsi‘ arz-ı mukaddesde kavm [ü] kabâ’il-i Urbân'ın hadd [ü] pâyânı olmamak ile lisân-ı Arabî on iki lisândır. Her biri birinden mugâyir lehçe-i mahsûslarıyla tekellüm olunur ammâ cümleden fesâhat ve belâğat üzre lisân-ı Arabî ehl-i Mekke ve Tâ’if ve Hicâz ve Mevâl Urbânının fesâhât [u] belâğat üzre lisânlarıdır kim niçe kelâm-ı dürr-i meknûnları âyet-i şerîf ile kelimât olunur. Ammâ ehl-i Şâm dahi fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kelâmın dürer-bârları vardır. Zîrâ ulemâ-yı Şâm meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29a ·
metinde göster ·
… . Her biri birinden mugâyir lehçe-i mahsûslarıyla tekellüm olunur ammâ cümleden
fesâhat ve
belâğat üzre lisân-ı Arabî ehl-i Mekke ve Tâ’if ve Hicâz ve Mevâl Urbânının fes …
Bu hadîs-i şerîf "Derûn-ı Dakâyık u Hakâyık" nâm kitâb kim Kemâl Paşazâde te’lîfidir, anda mastûrdur. Ammâ Hazret-i Âdem cennetden hübût etdikten sonra kendüye firâk-ı Rabbü'l-âlemîn eleminden nisyân el vurup ba‘dehû cebel-i Arafât'da Hazret-i Havvâ ile kırlangıç tayrı vâsıtalığıyla Âdem Nebî Havvâ'ya buluşup bi-emri Hüdâ lisân-ı Arabî'ye karîb lisân-ı İbrî kelimât etdiler. Lafz-ı İbrî yine Arabî hurufu kadardır ve yine ol harflerdir. Lâkin kalb-i hurûf olup İbrî derler başka bir lisândır kim cild-i (---) imizde mestûrdur. Hazret-i Âdem aleyhi's-selâmın evlâd-ı evlâdı münteşîr olup lisân-ı İbrî ve lisân-ı Süryânî ve lisân-ı İmrânî kelimât ederlerdi. Tâ kim Hazret-i İsmâ‘îl-i Nebî aleyhi's-selâm kırk yaşında mürsel peygamber oldukda ibtidâ lisân-ı Arabî anlardan âşikâre oldu. Ammâ lisân-ı Süryânî ve İmrânî ve niçe lisânlar kâtib-i Hazret-i İdrîs-i Nebî'den kalmışdır ammâ ilâ yevminâ hâzâ lisân-ı Arabî Cenâb-ı Hüdâ'nın medh etdüğü lisândır kim sûre-i (---) bi-lisân-ı Arabî buyurduklarından bir vâsi‘ lisândır kim hadd [u] pâyânı yokdur. Bir lüğât içün yetmiş lüğat vardır. Netekim Mekke'nin üç yüz ismi vardır. Meselâ Mekke ve Bekke ve Ka‘be ve Vâdi'n-Neml ve Mu‘allâ (---) esmâları vardır ve arslan içün üç yüz ismi vardır. Tâ bu mertebe lisân-ı vâsi‘ ve fesâhat ve belâğatlı elfâz-ı tumturâklı lisân-ı fasîhdir. Anınçün kelâm-ı ekâbirde "el-Arabî fesâhatün ve'l-Acemî zarâfetün ve't-Türkî kabâhatün ve sâ’irü'l-lisân galîzatün" demişler. Böyle bir vâsi‘ lisân-ı Arabî Arabistân gibi vâsi‘ arz-ı mukaddesde kavm [ü] kabâ’il-i Urbân'ın hadd [ü] pâyânı olmamak ile lisân-ı Arabî on iki lisândır. Her biri birinden mugâyir lehçe-i mahsûslarıyla tekellüm olunur ammâ cümleden fesâhat ve belâğat üzre lisân-ı Arabî ehl-i Mekke ve Tâ’if ve Hicâz ve Mevâl Urbânının fesâhât [u] belâğat üzre lisânlarıdır kim niçe kelâm-ı dürr-i meknûnları âyet-i şerîf ile kelimât olunur. Ammâ ehl-i Şâm dahi fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân kelâmın dürer-bârları vardır. Zîrâ ulemâ-yı Şâm meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 29a ·
metinde göster ·
… i Osmân'ındır ve Kûfî-i Hafsî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Mağribî'dir ve hatt-ı Kûfî-i
Fesî'dir ve
hatt-ı Kûfî-i Merankûşî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Tilemsânî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Sün …
Andan sonra Bağdâd-ı behişt-âbâd kurbündeki Kûfe şehrinde bir hatt-ı garîb ü acîb te’lîf olup hatt-ı Kûfî dediler. Sonra nezâket ziyâde olarak ilâ hâze'l-ân on iki gûne hatt-ı Kûfî vardır. Ammâ cümleden latîf hatt-ı Kûfî-i Hazret-i Osmân'ındır ve Kûfî-i Hafsî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Mağribî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Fesî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Merankûşî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Tilemsânî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Sünnârî'dir ve hatt-ı Kûfî-i Habeşî'dir kim her biri ibret-nümâ hatt-ı âyetün min âyâtillah hatlardır kim diyâr-ı şehr-i Mısr-ı atîkde câmi‘-i Amr ibnü'l-Âs'da ve câmi‘-i Menil'de ve câmi‘-i Berkok'da ve Câmi‘-i Sitti Nefîs'de ve câmi‘-i Aybegi't-Türkman'da ve Câmi‘-i Ferec'de ve Câmi‘-i Taylun'da ve Câmi‘-i Tâhir Baybars'da ve İçkal‘a Yeniçeri Odaları yanındaki Tavâşî {Süleymân Paşa} Câmi‘i'nde ve bu zikr olunan câmi‘lerde Hudâ âlimdir {gûnâ-gûn} Kûfî hatlar var kim hakkâ ki cennet-i me’vâ hatlarıdır kim manzûru olan seyyâh cânlara hafî ve nihân değildir. Ammâ Mağrib-zemîn câmi‘lerinde aslâ bir gayrı hat yokdur. Cümle on iki gûne hatt-ı Kûfîlerdir kim ancak bi-emrillahi Ta‘âlâ her kankı hat olursa elif ve lâm harfleri birdir. Ammâ gayrı yigirmi yedi aded harflerinin tarz [u] tavırları ve eşkâlleri cümle birbirlerine muhâlif tahrîr olunmuşdur kim karîne ile dahi tilâvet olunmaz birer gûne hatt-ı kadîmlerdir kim erbâbı olan bilir. Ammâ Mağrib-zemînde şehr-i Kurtuba ve şehr-i Tilimsân'da ve şehr-i Tanca'da olan hatt-ı Kûfîler bir diyârda yokdur, ammâ eğer bu hakîr-i pür-taksîr bu kadar kesret-i seyâhatde manzûrumuz olan Kûfî hatları tahrîr eylesek sadedden çıkarız, ancak mezkûr hatt-ı Kûfîlerden bir kıt‘a teberrüken bu mahalle resm olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne ve
fesâddan ve
avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa hâm …
"Cânım Hasan Paşa, ben cengin görüp şerbetin içdim. Hakku'l-insâf Hudâ âlimdir. Cengâversin ve bahâdır ve dilâversin ve asker-perver bir server-i hünerver-i zor-âver ersin. Bu kadar askerinle sizi elbette bir deliğe dıkup cümleye serasker olursun, ammâ bu Haleb altında bu kadar asâkiriniz zarûret çekerler, zîrâ ma‘lûmunuzdur kim Haleb bir dar yerdir ve asker kesretinden re‘âyâlar da etrâfdan gelmez olup kaht [u] galâ olur oldu. Gelin izn-i şerîfiniz ile sizin ve bizim yakın ağalarımızdan mâ‘adâ ne kadar taşra varoşda ve Haleb içinde olan askere izn-i şer‘ ile etrâf kurâların yakınlarında konak ve kışlalar verelim. Askerin birazı kurâlara gidüp bunda sefâlet çekmeyüp refâhiyyetle bir mansıb-ı âlîye gidince duralar. Kal‘ada konakları olana kışlalardan zahîre getireler. Siz dahi ve biz dahi asker sıkletinden kurtuluruz ve ahâlî-i vilâyet dahi fitne ve fesâddan ve avrat ve oğlan gavgasından emîn olurlardı. Emir sizindir" deyü Murtazâ Paşa hâmûş oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73b ·
metinde göster ·
… yları humret üzre olduğundan halkı ten-dürüst olup ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân-ı
fessâdâna ve
cerrâhâna muhtâc değillerdir, lâkin halkı Etrâk'dir. Cümle ticâret ile geçinirl …
Ve âb [u] havâsı latîf olduğundan Hazret-i Süleymân hatunu Belkıs ile gâh bunda ve gâh Aydıncık şehrinde sâkinler idi. Hâlâ mahbûb u mahbûbesinin reng-i rûyları humret üzre olduğundan halkı ten-dürüst olup ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân-ı fessâdâna ve cerrâhâna muhtâc değillerdir, lâkin halkı Etrâk'dir. Cümle ticâret ile geçinirler sulehâ-yı ümmetden garîb-dost âdemlerdir. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 86b ·
metinde göster ·
Ve dahi sîm beden ve nâzik endâm mahbûbü'l-kulûb 116b püserânları var kim söze gelseler fesîhü'l-lisân ve bedî‘ü'l-beyândırlar, ammâ nisâ makûleleri Râbi‘a-i Adeviyye mertebesinde ehl-i perde zâhide-i sâhib-cemâle havâtînleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a–116b ·
metinde göster ·
… ve pîr [u] cüvânı ve kibâr [u] a‘yânı ve ulemâ-yı tabîb-i hâzıkânı ve cerrâh-ı
fessâdânı ve
sulehâ-yı meşâyihânı ve musannifîn ü şâ‘irânı ve ihvân-ı erbâb-ı ma‘ârifânı ve …
Ve âb [u] havâsının letâfetinden mahbûbu ve mahbûbânı ve pîr [u] cüvânı ve kibâr [u] a‘yânı ve ulemâ-yı tabîb-i hâzıkânı ve cerrâh-ı fessâdânı ve sulehâ-yı meşâyihânı ve musannifîn ü şâ‘irânı ve ihvân-ı erbâb-ı ma‘ârifânı ve mazınne-i kerâme hâl sâhibi mecâzibânı ve çeşme-i âb-ı revânı ve sebîlhâne-i cân-sitânı ve zülâl-ı âb-ı hayevânı ve çâh-ı mâ-ı hânedânları ve kenîse-i râhibânları bu mezkûrûnun cümlesi bu şehr-i Banyaluka'da mevcûd olup âdem ile mâl-â-mâl bir şehr-i pür-me'âldir (---)(---)(---)(---)153b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153a–153b ·
metinde göster ·
hazîne vermemelerine Seydî Ahmed Paşa tahrîkiyledir" deyü yazup bildirirdi ve S …
"Bu Erdel'de Kemen Yanoş'un isyân ve fitne ve fesâdlarına ve hazîne vermemelerine Seydî Ahmed Paşa tahrîkiyledir" deyü yazup bildirirdi ve Serdâr niçe gûne durûğ u fürûğlar tahrîr edüp Köpürlü'yü âteş-pâre edüp tekrâr Seydî'nin katline müte‘addid kerre(?) hatt-ı şerîfler gelüp Melek Ahmed Paşa ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa'nın Seydî hakkında hüsn-i hâli arzları lağv ve müzmahil olurdu. Ve Der-i Devlet'de Seydî Ahmed Paşa'nın ba‘zı muhiblerinden ve musâhib-i şehriyârî sarâylı yoldaşlarından Seydî'ye ta‘n-âmîz mektûblar gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186b ·
metinde göster ·
… r ve Novalı esbâbı gibi beyâz daracık sıkma dimi esbâb geyüp başlarında kırmızı
fes ve
berata ve baldırları çıplak Cezâyir levendleri gibi gezerler, zîrâ cümlesi gemi …
Cümle ahâlîsi Nova kal‘ası kuludur ve Novalı esbâbı gibi beyâz daracık sıkma dimi esbâb geyüp başlarında kırmızı fes ve berata ve baldırları çıplak Cezâyir levendleri gibi gezerler, zîrâ cümlesi gemiciler ve firkatecilerdir, ammâ yine Boşnakça ve Latince kelimât ederler. Cümle hodi sedi bilmez gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150a ·
metinde göster ·
… gibi daracık esvâb geyüp çatal bıçak ve pala kürde kılıç ve başlarında kırmızı
fes ve
bağır yelekleri ve elvân çukalardan geçirme peşli nâm yelekler geyüp cümle bald …
Ekseriyyâ halkı Arnavud ve Boşnak ve Hırvad yiğitlerdir kim cümle Cezâyirli esbâbı gibi daracık esvâb geyüp çatal bıçak ve pala kürde kılıç ve başlarında kırmızı fes ve bağır yelekleri ve elvân çukalardan geçirme peşli nâm yelekler geyüp cümle baldırı çıplak gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ gâyet eşkıyâ ve zorba ve erâzol maryol levend yiğitleri var, ammâ en ednâsı kırk elli dirhem onar karış dalyan tüfeng atar büyüğü ve küçüğü gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 154a ·
metinde göster ·
… ulu gibi daracık beyâz sıkma göğüslük ve geçirme esbâb geyüp başlarında kırmızı
fes ve
ayaklarında Fireng filları ve baldırları çıplak, bellerinde pala bıçak ve kimin …
Ve cümle yigirmi dörd kadar ağalıkdır. Cümlesi Nova kulu gibi daracık beyâz sıkma göğüslük ve geçirme esbâb geyüp başlarında kırmızı fes ve ayaklarında Fireng filları ve baldırları çıplak, bellerinde pala bıçak ve kiminin ellerinde balta ve nacak taşıyup kırkar ve ellişer dirhem armud başlı dalyan Cezâyir tüfengi taşıyup firkateler ile deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya ve Misine ve Napolya ve Korsaka ve Sardilya ve Cicilya adaların urup nehb ü gâret edüp şikârları ile her bâr Gabele'ye selâmet gelir gâzîlerdir kim cümle Boşnakça kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… rlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve
Fes ve
Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kı …
İbret-nümâ-yı diğer: Havuzdan zâhir olan deryâ kuruyup ke'l-evvel bâğ-ı İrem görünüp mukaddemâ nümâyân olan gûnâ-gûn dîvler ve gûl u beyâbân ve ecinne ve ejdehâlardan nâm [u] nişân kalmayup mezkûr perdenin verâsında bir alay Rûm halkı ve Teke ve Hamîd ve Konya külâhlı âdemler ve Mısır ve Şâm ve Acem ve Hind ü Sind ve Maskov ve Tatar ve Özbek, el-hâsıl Hallâk-ı âlem bu rûy-ı arzda ne kadar mahlûk-ı benî âdem halk etdi ise cümlesi eşkâl-i esbâblarıyla zâhir olup bâğ-ı İrem içre kimi gezüp kimi her dıraht altında oturup sohbet ederlerdi, ammâ bunların birinde nutk olmayup birbirleriyle tekellüm etmezler idi, hemân heyûlâ gibi birbirlerine bakup gezerlerdi. Ammâ siyâh zengî Arab ve Berberî kavmi ve Tilimsân ve Fes ve Sûdân ve Meğâribe kavmi ve Urbân-ı Funcistân ve Âfnû ve May Bornu ve Dacu ve Kırmanika ve Bağaniski ve Fur kavmi kara Arablarıyla Habeşî ve Hindî kavmi gâyet çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69a ·
metinde göster ·
… ine sene 690 târîhinde Menkirtim Hân oğlu Tağtağağ Hân hân olup dâ’ima fitne ve
fesâda ve
fısk [u] fücûra ve lu‘b u lehve mâlik olup Ciniviz küffârı ve Maskov ve Leh ve …
Ba‘dehu yerine karındaşı Tedan Hân ibn Tağar Hân nehr-i Edil sahrâsındaki şehr-i Sarây'dan gelüp vilâyet-i Kırım'a müstakil hân oldu. Bunun zamânında Leh Kazağı Kırım'ın garbîsi tarafında Avlota limanına girüp Sarkirmân kal‘asın Ciniviz keferesi elinden alup Teda[n] Hân Kazak elinden mezkûr kal‘ayı kurtarmağa kâdir olmadığından Kırım halkı Tedan Hân üzre gulû-yı âm edüp hanlıkdan ma‘zûl edüp yerine sene 690 târîhinde Menkirtim Hân oğlu Tağtağağ Hân hân olup dâ’ima fitne ve fesâda ve fısk [u] fücûra ve lu‘b u lehve mâlik olup Ciniviz küffârı ve Maskov ve Leh ve Kostantin ve İdrivne ve Sırf ve Bulgar ve Eflak ve Boğdan ve gayri küffâr kralları yüz bulup Kırım'ın câ-be-câ yerlerin gâret etmeğe başlayup Sarkirmân kal‘asın bu dahi Leh elinden halâs etmeğe sa‘y etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 199a ·
metinde göster ·
… âh ve bir mest-i müdâmgâh hergâh sehergâh bâzıdır kim cümle kefere ve fecere vü
fesaka ve
tâ’ife-i mezmûm harâbât erenleri bunda mevcûd olup cümle üç yüz kırk aded humhâ …
Ammâ cümleden bâzâr-ı meykede-i erbâb-ı harâb ya‘nî meyhâne ve bozahâne çârsûsu başka bir semte vâki‘ olup bir acîb ü garîb temâşâgâh ve bir mest-i müdâmgâh hergâh sehergâh bâzıdır kim cümle kefere ve fecere vü fesaka ve tâ’ife-i mezmûm harâbât erenleri bunda mevcûd olup cümle üç yüz kırk aded humhâne meyhâneler vardır kim her birine yüzer ikişer yüz atlı yolcular konup içüp göçerler ve mihmân olurlar, hem hândır ve hem humhânedir. Kârhâne sâhibi kefereler şarâb-ı bî-hicâb satup kâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 227b ·
metinde göster ·
… tları gibi daracık esvâb geyüp baldırları çıplak gezerler. Ve başlarına kırmızı
fes ve
bellerinde pala bıçak ve ayaklarında siyâh Freng filları geyerler.
Tâze yiğitleri Cezâyir levendâtları gibi daracık esvâb geyüp baldırları çıplak gezerler. Ve başlarına kırmızı fes ve bellerinde pala bıçak ve ayaklarında siyâh Freng filları geyerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 259a ·
metinde göster ·
… geyerler. Cüvân yiğitleri beyâz baldırlı ve Freng pâbuçlu ve başlarında kırmızı
fesli ve
sîne-çâk ve bâzûları küşâde orta kuşaklı gezerler. Ammâ zenânelerini görmedim, …
Der-eşkâl-i libâs-ı gâziyân: Cümle pîr ü cüvân ve sığâr [ü] kibârı Cezâyir esbâbı geyüp levendâne gezer. İhtiyârları fes üzre sarık ve gûnâ-gûn çukadâr peşliler geyüp bellerinde üç aded bıçaklar bir yerde ve ayaklarında kara tomaklar geyerler. Cüvân yiğitleri beyâz baldırlı ve Freng pâbuçlu ve başlarında kırmızı fesli ve sîne-çâk ve bâzûları küşâde orta kuşaklı gezerler. Ammâ zenânelerini görmedim, ne gûne libâs geyerler, zîrâ bunda avret merhûme oldukda kapudan çıkar. Gâyet ehl-i ırz gayret-keş-i nâmûs ve hamiyyet sâhibi merd-i Hudâ yiğitleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 267b ·
metinde göster ·
Libâsları cümle çukalar ve kumâşlar olup tâze yiğitleri Cezâyirli esvâbı geyüp bağır yelekleri ve pala bıçaklar taşıyup başlarında kırmızı fes ve ayaklarında siyâh fillar pâbuç geyüp gezerler. Cümle halkı Rûmşadırlar ammâ ehl-i zevklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·
… rmıhlarda cânbâzlar resen-bâzlıklar edüp cemî‘i kadırgaların forsaların kırmızı
fesler ve
beyâz gömlekler ile mülebbes edüp cümle gâziyân-ı keştîbân-ı mellâhânlar dahi l …
Ba‘de salâti'l-cum‘a Sadrıa‘zam kal‘a içinde limana nâzır bir sarây-ı azîmi zer-ender-zer ile müstağrak-ı envâr edüp anda sâkin oldukda tenbîh olunduğu minvâl üzre Kandiye kal‘asının der-i dîvârları üzre yüz bin aded tüfeng-endâz asâkir-i İslâm pür-silâh hâzır-bâş olup ibtidâ limanda başdarda-i hümâyûn ki rûy-ı deryâda lenger-endâz olup cemî‘i kadırgaları filandıralar ve sancağ u bayrağ ve alemlerle zeyn edüp çarmıhlarda cânbâzlar resen-bâzlıklar edüp cemî‘i kadırgaların forsaların kırmızı fesler ve beyâz gömlekler ile mülebbes edüp cümle gâziyân-ı keştîbân-ı mellâhânlar dahi libâs-ı gûnâ-gûnların geyüp ibtidâ kadırgalardan cümle bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atılup gülbâng-ı Muhammedî çekmeğe âğâze etdiklerinde azamet-i Hudâ Kandiye kal‘asının cemî‘i der-i dîvârı üzre pür-silâh âmâde olan yüz bin asâkir-i İslâm bir kerre bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedîye üç nevbet 305a rehâ buldurup sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsımâna peyveste olunca cümle guzât küçük kol tüfenglerine ve büyük tüfenglerine âteş edince üç kerre yüz bin tüfenglerin sadâlar[ı] dahi sâkin olmadan cümle tabyalar ve siperler üzre ola[n] bin yüz aded toplara bir fitilden âteş edince zemîn ü âsımân dir dir [di]tremeden hâlî olmayup akîbince cümle guzât tekbîr-i Muhammedî getirüp cihân velvele-nâk eflâk-i semâ çâk oldu zann olup cemî‘i topların gülleleri deryâ üzre martı kuşu gibi seküp uçarak ve karpuz gibi yuvarlanarak ve keklik gibi gülleler rûy-ı deryâda ve karada sekerek küffârın karşu adada yatan gemilerine karîb top gülleleri gavvâs gibi dalardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b–305a ·
metinde göster ·
… ski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve
Fes ve
Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudü …
El-hâsıl bu Santoron adası nâr-ı Hudâ ile ihrâk olup kudret topları atılup sâ‘ikaları tâ vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve işfet ve Korol'da ve Yenidünyâ'da ve Lonçat'da ve İngiltere'de ve Ungurus'da ve İslovin ve Macar ve Erdel'de ve Eflak ve Boğdan ve Kırım'da ve Dağıstân ve Türkistân ve Abaza ve Çerkezistân'da ve Lazistân ve Gürcistân ve Kürdistân ve Acemistân ve Hindistân ve Irâk-ı Arab'da ve Irâk-ı Acem'de ve Irâk-ı Dâdyân'da ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Aden ve Habeş'de ve Tübbet(?) ve Funcistân ve bilâd-ı Sûdân ve Kırmanika ve Bağaniski ve Daco ve Rümeyletü'l-hımâl'de ve Bornu Arabları ve Berberistân ve Afno ve Fes ve Merânkûş ve Telemsân ve Tanca ve Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus ve Mısır ve Kudüs ve Şâm ve Anatolu ve Rûm'da ve Kızılelma'da ve Dib Frengistân'larda ve'l-hâsıl cemî‘i ekâlîmlerin büldân-ı azîmlerinde ve cemî‘i sâhil-i Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Kulzüm ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Okyunûs ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Zulumât kenârlarında olan şehirlerde Santoron adasının kudret topları atıldığı istimâ‘ olunup Rûm vilâyetinde kıyâmet kopuyor derlermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 330a ·
metinde göster ·
bağır yelekleri ve göğüslükler ve siyâh fillallar geyüp bellerinde üçü bir yerd …
Der-kıyâfet-i merd-i meydân-ı ricâlât: A‘yân-ı kibârı muhteşemâne semmûr lepâçeler ve kâmhâ ve atlâs ve hârâlar geyerler. Ve [zü]mre-i ulemâ ve sulehâsı çukalar ve helâlî libâslar geyerler. Tâze fetâları cümle Cezâyirli esvâbları geyüp kırmızı fes ve bağır yelekleri ve göğüslükler ve siyâh fillallar geyüp bellerinde üçü bir yerde pala bıçak ve muhattem kuşak kuşanup arkalarında birer Cezâyir ihrâmları geyüp gezerler. Ammâ zenâneleri ne libâsında oldukların aslâ taşrada görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve
fes ve
harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâs …
Ba‘dehu biz de anlara mezkûr 343a cezîreteyni Venedik'e teslîm etmişler, ammâ sû-i tedbîr etmişler, zîrâ hâlâ Zakilse ve Kefelona cezîrelerin Venedik eyle ma‘mûr edüp kal‘alar ihdâs edüp bu kadar bin re‘âyâlar koyup birer Mısır hazînesi mâl hâsıl olduğundan mâ‘adâ meğer ol cezîrelerde ihrâm ve fes ve harîr boyaları kökü hâsıl olurmuş, hâlâ ellişer bin guruş boya kökünden mâl hâsıl olur. Ammâ Aya Mavra'dan bir Girid mankırı hâsıl olmayup senevî cemî‘i kullarına üç yüz seksen kîse-i Rûmî ulûfeler verilüp üç yüz kîselik dahi tîmâr ve ze‘âmetleri vardır. Lâkin şol kadar fâ’idesi var kim Yanya ve Narda ve Anatolkoz ve Angili Kasrı nevâhîleri emn [ü] emândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 342b–343a ·
metinde göster ·
… erinin evzâ‘ [u] etvârları ve cümle libâsları Cezâyirli gibi başlarında kırmızı
fes ve
parankona kırmızı göğüslükler ve bağır yelekleri ve muhattem harîr kuşaklar ve …
Hakkâ ki yine bir cezîre-i bî-amân olduğundan gâzîlerinin her etdiklerine bakmayup dâ’imâ müsâmaha ederler, zîrâ bir alay gâzîyân-ı mücâhidân firkateci yiğitleridir kim cümle sağîr ü kebîrlerinin evzâ‘ [u] etvârları ve cümle libâsları Cezâyirli gibi başlarında kırmızı fes ve parankona kırmızı göğüslükler ve bağır yelekleri ve muhattem harîr kuşaklar ve bellerinde çatal bıçaklar ve ellerinde balta ve nacaklar ve beyâz dimiler geyüp baldırları çıplak gezüp ayaklarına siyâh fillar ve arkalarında nişaburnus ve gûnâ-gûn kapudlar ve kırmızı ihrâmlar ile reftâr edüp ayş u tarab ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
Ve bu Avlonya'nın hevâsı gâyet latîfdir, ammâ suyu nazîf değildir, zîrâ kuyu suyu içerler, ammâ mahbûbu ve mahbûbeleri Hudâ hakkıyçün gâyet latîflerdir. Lâkin tâze yiğitleri gâyet aşkıyâ olurlar. Ve esbâbları cümle Cezâyirli gibi kısa ve da[ra]cık esvâb geyüp baldırı çıplak ve başı fesli ve ayaklar[ı] siyâh fillar pâbuçlu arkaları beyâz ihrâmlı gâzî mücâhidîn-i fî-sebîlillâhlardır. Ekseriyyâ başları dâğlı ve sîne-i uryânları bağlı olup sîne-i pür-kîneleri çâk çâk şerha şerha olup bî-pîrehen pâ-bürehne ve ser-bürehne abdâl kalenderî-sıfat gâzîleri var kim dâ’imâ lisânlarında vird-i zebânları otursa tursa ve kalksa "Yâ Muhammed yâ Alî" deyü harekât [u] sekenât eder bir alay muhibb-i Hânedân cânlardır kim cümle Fârisî-hânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362b ·
metinde göster ·
… bûbesi ve kiritsi ve pedaki nâm dilberân mûğpîçeleri olur. Cezâyir esvâblı başı
fesli ve
siyâh kaşlı, merâlî gözlü Rûm pîçeleri olur kim ta‘bîr olunmaz, gâyet meşhûrdur …
Ve bu şehrin Urum keferesi tâzelerine kızan derler. Anlar Y 50b dahi gâyet yarar olup bir düşmandan yüz çevirmemişlerdir. Kerrâtile bu Rûm'un ikisi üçü bir olup Malta firkatelerin kerrât ile basup söndürmüşlerdir. Ve bu şehirden bir âdem bir cânibe teveccüh eden âyende vü revendegânları bu şehrin kızan Urumlarından âdem alup bî-pâk ü bî-pervâ bir cânibe azîmet ederler, yarar Urumları olur. Ve bu şehrin Urum keratsası nâm mahbûbesi ve kiritsi ve pedaki nâm dilberân mûğpîçeleri olur. Cezâyir esvâblı başı fesli ve siyâh kaşlı, merâlî gözlü Rûm pîçeleri olur kim ta‘bîr olunmaz, gâyet meşhûrdur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y50a–Y50b ·
metinde göster ·
… erler. Ve tâze cüvân yiğitleri serâpâ Cezâyirli esbâbı geyüp başlarında kırmızı
fes ve
bellerinde pala bıçak ve ellerinde balta nacaklı şehbâz yiğitleri vardır. Serâp …
Ve cümle halkı çuka ferrâce ve serhaddî esbâb geyerler. Fukarâları pembe bezi haftân geyerler. Ve tâze cüvân yiğitleri serâpâ Cezâyirli esbâbı geyüp başlarında kırmızı fes ve bellerinde pala bıçak ve ellerinde balta nacaklı şehbâz yiğitleri vardır. Serâpâ boyanmış mâvî dimi dizlik geyerler. Ve boyacı çârsûsunda yetmiş aded boyahâne kârhânesi olmak ile Denizli şehrinden ve gayri yerlerden niçe bin yük bez getirüp gûnâ-gûn boya boyarlar. Ammâ isperek neftisi gâyet makbûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y78a ·
metinde göster ·
… âle ve gayri te'lîfâtları vardır. İlm-i lügatde lüğaz-küşâ bir bahr-i ma‘ânî ve
fesâhatde ve
belâgatde dürr-i yektâ-yı ferîdü'd-dehr ve nâdirü'l-asr gavvâs-ı ilm-i ledün id …
Ammâ dersi‘âmları ile pâye medârisleri bunlardır kim tahrîr olunur: Evvelâ medrese-i Hacı Efendi ve medrese-i Muslihiddîn Efendi ve medrese-i Dervîş Çelebi ve medrese-i Kara Kadı ve medrese-i Monlâ Arab ve medrese-i Mehemmed Ağa ve medrese-i Ferişteoğlu <<ya‘nî ibn Melek hazretleri, yine medresesinde bir türbe-i âlî içinde medfûndur. Meşârık'a ve Menâr'a ve Mecma‘u'l-Bahreyn'e ve niçe yüz kütüb-i mu‘tebereye şerh yazup yedi yüz mücelled risâle ve gayri te'lîfâtları vardır. İlm-i lügatde lüğaz-küşâ bir bahr-i ma‘ânî ve fesâhatde ve belâgatde dürr-i yektâ-yı ferîdü'd-dehr ve nâdirü'l-asr gavvâs-ı ilm-i ledün idi kim hakkâ İbn Melek idi. Ve ilm-i lügatde Ferişteoğlu nâm kitâb-ı hümâm anların te'lîflerindendir ve Yıldırım Hân ulemâlarındandır. Aydın Bay oğluna mu‘allim olup bu şehri cây-ı vatan edüp âsûde olmuşdur. Hâlâ merkad-i pür-envârı ve savma‘ası ziyâretgâh-ı hâss [u] âmdır. Rahmetullâhi aleyh, kim âlem-i sabâvetde hakîr Ferişte lügatin tilâvet edüp kitâbın ibtidâsı hubz etmek kubl öpmek olmağile ekmek yemeği ve âdem öpmeği ibtidâ anın kitâbından öğrendik. Anıniçün hayır du‘â ederiz. Rûh-ı şerîfi şâd ve kabri dâd ü hayr ile yâd edenler dilşâd olalar.>>
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y81b ·
metinde göster ·
… lan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve
Fes ve
Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâ …
"Vallâhi biz İşpanya râhiblerindeniz. Cümlemiz dîn-i Muhammed zuhûr edeli huzûrumuz gidüp millet-i Mesîhiyye pâymâl oldu. Husûsâ bu Emeviyyûn'dan Velîd bin Abdülmelik asrında cemî‘i cezîrelerimiz ve berren ve bahren vilâyet-i azîmelerimiz husûsâ ma‘bed-i kadîmimiz olan Kudüs-i şerîf ve Mısır ve İslâmbol ve Mağrib-zemîn ve Tunus ve Tarabulus ve Fes ve Merânkûş ve Tilimsân ve Endelüs cümle Urbân elinde kaldı. Bunlardan nice intikâm alsak, deyü meşveret edüp âhir dînimiz ulusu Papa mel‘ûnun re’y-i nâ-tedbîri ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y285a ·
metinde göster ·
… ve İsvân ve Sûdân ve Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir bunlar dahi halîfelikdir. Ve
Fes ve
Merânkûş, Tilimsân ve May Bornu ve Af Nurnu ve niçe bunun emsâli pâdişâhlık yer …
Evvelâ İslâm pâdişâhları Mısır ve Funcistân ve Donkala ve Habeş ve İsvân ve Sûdân ve Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir bunlar dahi halîfelikdir. Ve Fes ve Merânkûş, Tilimsân ve May Bornu ve Af Nurnu ve niçe bunun emsâli pâdişâhlık yerler vardır. Bu mezkûr diyârlar Mekke'nin cenûbunda ve garbında vâki‘ olmuşdur. Ol hisâb üzre yine Ka‘be bu dünyâ cezîresinin tâ vasatında vâki‘ olmuşdur. Anıniçün şeb [u] rûz berâber olmağa karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318b ·
metinde göster ·
… şîde edüp Mısır'a gelirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire ve
Fes'e ve
Merânkeş'e ve Tilimsân'a varırlar.
Bu râh-ı Mekke'de böyle basîret üzre hareket ederler. Zîrâ cemî‘i Urbân-ı uryân "Mağribî'de çok tibir ve bî-kıyâs mâl vardır" deyü Urbân yolların beklerler. Ammâ her sene Mağribî Urbânını boza gelmişlerdir. Bu hâl üzre sabâh olup yola revâne olurlar. Ammâ gâyet hasîs ve le'îm kavimdir. Herbirinin birer ikişer beşer onar deve yükü zî-kıymet eşyâları vardır. Yine çadır çadır "şey'en lillâh" deyüp piyâde konakdan konağa taban keşîde edüp Mısır'a gelirler. Andan dörd ayda yine çöl [ü] çölistânda Cezâyire ve Fes'e ve Merânkeş'e ve Tilimsân'a varırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a ·
metinde göster ·
gammâz u hemmâz u fessâk sözüne i‘timâd etmeyeler. Keyfe mâ-yeşâ’ mutasarrıf ol …
Ve ehl-i fesâd ve gammâz u hemmâz u fessâk sözüne i‘timâd etmeyeler. Keyfe mâ-yeşâ’ mutasarrıf olup salâhı elden komayup râhat olurlar. Ve her mâh rûznâmeci ve cümle ehl-i dîvân ile muhâsebe görüp bakâyâ tahsîline gâyet mukayyed olalar, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y191b ·
metinde göster ·
Ve Habeşe cevârîler esmâları var kim âdem hayrân olur. Meselâ Hasîse ve
Fesîse ve
Kasîse ve Nefîse ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hediyy …
Ve Habeşe cevârîler esmâları var kim âdem hayrân olur. Meselâ Hasîse ve Fesîse ve Kasîse ve Nefîse ve Fitne ve Eşmîne ve Şemsiyye ve Şemmûne ve Reyhâne ve Hediyye ve Verdiyye ve Hamrâ ve Kamrâ ve Amberiyye ve Cemîle ve bunun emsâli niçe nâmları vardır kim tahrîrinde melâlet vardır. Ammâ şehr-i Mısır'ın hâricinde kurâ ve kasabâtlarda Sa‘îdî ve Bedevî mahbûbeleri olur kim merâlî ve gazâlî Hoten âhûsu gibi mukehhal gözlü, şîrîn sözlü ve münevver yüzlü perî peykerleri olur kim medhinde lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·
… üp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulup pes Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir ve Tanca ve
Fes ve
Endelüs ve Kurtuba ve Merânkûş, cümle bu diyârlar üçüncü iklîm içindedir. Ve,
İklîm-i sâlis bilâd-ı Sîn'e ve Hindistân ve Kandehâr'a ve bilâd-ı Sind'in şimâlinden ubûr edüp Kâbil ve Kirmân ve Cîrût(?) ve Sicistân ve sevâhil-i Kasra'dan mürûr edüp medîne-i İstahr ve Sâbûr ve Mihribân ve şîrâz ve Sebkîr ve Gûr ve Ehvâz ve Irâk ve Vâsıt ve Kûfe ve Bağdâd ve Ebyâr ve Hît, andan hâk-i şâm ve Hamâ ve Hıms ve Sûr [ve] Akka ve Remle ve Sâve ve Taberiyye ve Gazze ve Beytü'l-mukaddes ve Askalân ve Medâyin ve Kulzüm Selmiyye, ba‘dehu esâfil-i arz-ı Mısır'ı kat‘ edüp Kırmâ [Fermâ?] ve Tennis ve Dimyât ve Reşîd ve İskenderiyye ve Fustât ve Feyyûm ve bilâd-ı [şa]rkıyye'i ubûr edüp arz-ı İfrîk'den geçüp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulup pes Tarabulus ve Tûnus ve Cezâyir ve Tanca ve Fes ve Endelüs ve Kurtuba ve Merânkûş, cümle bu diyârlar üçüncü iklîm içindedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254a ·
metinde göster ·
ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eksik değildir. Ammâ tâli‘i gâyet kuvvetdedir …
Dârü'l-mülk-i Mısır üçüncü iklîmin vasatındadır. Arz-ı beledi 27 ve 30 dakîka ve atvel-i nehârı 14 sâ‘at ve 13 derîce ve 45 dakîka olur. Ve tûlu ND/54 NH/55. Sevâhil ve hâr vilâyetdir. Ve tâli‘-i nücûmîsi kevâkib-i Merîh sâ‘atinde binâ olunduğuyçün içinde dâ’imâ fitne vü fesâd ve ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl eksik değildir. Ammâ tâli‘i gâyet kuvvetdedir kim dâ’imâ ganîmet üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y256a ·
metinde göster ·